İkinci Lübnan Savaşı’nın yıl dönümünde ufukta ‘üçüncü savaş’ görünüyor

İsrail ordusu, kara harekâtında eğitim aldığı Lübnan köyleri benzeri bir köy inşa etti.

İsrail askerleri pazartesi günü İsrail- Lübnan sınırı yakınlarındaki Celile’deki bir bölgede toplandı. (EPA)
İsrail askerleri pazartesi günü İsrail- Lübnan sınırı yakınlarındaki Celile’deki bir bölgede toplandı. (EPA)
TT

İkinci Lübnan Savaşı’nın yıl dönümünde ufukta ‘üçüncü savaş’ görünüyor

İsrail askerleri pazartesi günü İsrail- Lübnan sınırı yakınlarındaki Celile’deki bir bölgede toplandı. (EPA)
İsrail askerleri pazartesi günü İsrail- Lübnan sınırı yakınlarındaki Celile’deki bir bölgede toplandı. (EPA)

İkinci Lübnan Savaşı 12 Temmuz 2006 tarihinde patlak verdi. Her ne kadar İsrail bunu başarısız bir savaş olarak görse de bu durum kazanımlarından ağır basıyor. Muhalefet, dönemin Başbakanı Ehud Olmert ve Genelkurmay Başkanı Dan Halutz’a karşı kitlesel bir savaş yürüttü ancak yavaş yavaş fikri değişti. Onlara göre Lübnan Hizbullah’ı için ciddi bir caydırıcılık sağlandı ve Hizbullah, İsrail ile savaş korkusuyla artık tek bir füze atmaya cesaret edemiyor.

İsrailliler, “Hizbullah, İkinci Lübnan Savaşı’nın Üçüncü Lübnan Savaşı’na kıyasla çocuk oyunu gibi kalacağını biliyor” diyecek kadar ileri gitti. Bu savaş, kesinlikle gelecek gibi görünüyor ve her iki taraf da buna hazırlanıyor.

İsrail’de son olarak bu hafta başında gerçekleşen Hizbullah’a yönelik sürekli askeri tatbikatlar gerçekleştiriliyor. Bu tatbikatları iki hafta sonra paraşütçülerin eğitimi takip edecek.

Eşi benzeri görülmemiş savaş rüzgarları

İsrail ordusu, kara harekâtını tatbik edeceği Lübnan köyleri tarzında bir model köy inşa etti. Ordu, Hizbullah’ın genel olarak Lübnan’ın güneyindeki ve özel olarak da sınırlardaki hareketlerini izliyor. Bunları ‘ikisi de istemese bile her iki tarafı da savaşa sürükleyebilecek provokasyonlar’ olarak nitelendiriyor.

sd
9 Haziran 2023’te, Lübnan’ın Kafr Şuba kasabası bölgesindeki Mavi Hat yakınlarındaki bir gösteri sırasında sınırdan İsrail askerlerine göz yaşartıcı gaz bomba atan Lübnanlı bir protestocu. (AFP)

Son 16 yılda füze saldırılarıyla karşılık verme korkusuyla İsrail, Suriye’deki Hizbullah aktivistlerine saldırmaktan kaçındıysa da bundan geri adım atarak, Hizbullah’ın Doğu Akdeniz’deki mevzilerine hiçbir caydırıcılık olmaksızın doğrudan baskınlar düzenlemeye başladı. Bu da sorunun, artık Hizbullah ile bir savaş olup olmayacağı değil, daha çok ne zaman olacağına dönüşmesine yol açtı. Ayrıca bu baskınlar, Hizbullah için ‘sürprizler’ hazırladığını ve bu savaşın sadece Hizbullah ile değil tüm Lübnan ile olacağını gösteriyor. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre bazı İsrailli generaller, Lübnan’ı bir çöküş çağına döndürmekle, yani altyapıyı yıkmakla tehdit ediyor.

Hizbullah ise cephaneliğindeki füze sayısını 150 bine çıkarana kadar füze ithal ederek bu savaşa açık bir şekilde hazırlanıyor. Celile’deki İsrail kasabalarını işgal etme planları da dahil olmak üzere İsrail kameraları önünde sınırlarda açık tatbikatlar yürütüyor. Ayrıca Suriye’nin güneyinde İsrail’e karşı başka bir savaş cephesi kurmaya çalışıyor. Genel Sekreteri Hasan Nasrallah da ‘sürprizler’ hazırladıkları imasında bulundu.

Hizbullah’ın İsrail’le savaşa girmeyeceğine inanan ve 2012, 2014, 2021 ve 2023 yıllarında İsrail askeri operasyonlarında Gazze’yi desteklemekten kaçındığını gösteren kanıtlara sahip olduklarını iddia eden İsrailliler, artık Nasrallah’ın son üç konuşmasının ‘benzeri görülmemiş savaş rüzgarları’ estirdiğinin farkında.

gty
Eylül 2022’de Hizbullah tarafından bazı destekçilerine yönelik düzenlenen ziyaret sırasında, Mavi Hat yakınındaki UNIFIL unusurları. (EPA)

Ancak İsrail’in Hizbullah’ın üçüncü bir savaşa olan ilgisini sorgulaması için pek çok neden var. Lübnan’ın devlet kurumlarının çökmekte olduğu iflas etmiş bir ülke haline geldiğini söylüyorlar, zira Lübnanlılar 251 gündür cumhurbaşkansız yaşıyor. Lübnan hükümeti, yetkilerinden sıyrılmış geçici bir hükümettir. Lübnan lirası çöküyor ve dolar 2006’da 3.500 lira iken bugün 91 bin lira değerinde. Ülke ciddi bir yakıt krizi ve ülkeyi tamamen karanlığa sürükleyen bir elektrik krizi yaşıyor. Devletin bel kemiği sayılan Lübnan ordusu, ‘yok olmaktan mustarip’. Son iki yılda askerlerinin dörtte birinden fazlası orduyu terk etti.

Fakir Şiilerin siyasi oluşumu olarak ortaya çıkan Hizbullah ise bugün elit bir parti. Bünyesindeki askerler, her ayın başında 600 dolar kazanıyor. Binbaşı rütbesindeki Lübnanlı subay ise 160 dolar kazanırken, çöken Lübnan lirası ile ödeme yapılıyor ve ödemeler erteleniyor. Bu nedenle Lübnan’ı başka bir savaş döngüsüne sokması zor görünüyor.

Ancak İsrail de tüm hazırlıklarına ve eğitimlerine rağmen Lübnan’a yönelik savaş konusunda hevesli değil. İsrail ordusunun gücünün Hizbullah’ın askeri yetenekleriyle asla karşılaştırılamayacağı da doğru. Yine de Hizbullah’ın İsrail iç cephesini acı verici bir şekilde incitebileceğini kabul ediyor. Hizbullah’ın İsrail kasabalarını işgal etme planlarını çok ciddiye alıyor ve ihtiyaç anında birkaç sınır kasabasını boşaltmayı içeren ilgili planlar hazırlıyor.

yh
Pazartesi günü başlayacak askeri tatbikatlara hazırlık kapsamında Lübnan sınırına yakın konuşlanan İsrail tankları. (EPA)

Cevap, İkinci Lübnan Savaşı’nın patlak verme nedeninde yatıyor. O zamanlar ne İsrail ne de Hizbullah bu savaşı istiyordu. İran’ın Hizbullah’ın ‘İsrail askerlerini kaçırmasını’ bir hata olarak gördüğü de söyleniyor. Çünkü durum, hesabı olmayan bir savaşa neden oldu. Böylece İsrail karşılık verdi ve Hizbullah da yanıt verdi. Sonuç olarak kimsenin istemediği bir savaş patlak verdi.

Bugün, bir adam kaçırmadan çok daha küçük bir olay, her iki tarafı da savaşa sürükleyebilir. Bunun nedeni ise sadece her ikisinin de yüksek ‘egosu’ değil, aynı zamanda artan duyarlılıkları. Örneğin Şeba Çiftlikleri’nde iki çadırın kurulması savaşa yol açabilir. Hizbullah, toprağın Lübnan’a ait olduğunu iddia ederken, İsrail de bunu ‘yüzde 100 provokasyon’ olarak görüyor. Çünkü İsrail’e göre Hizbullah dahil her Lübnanlı yetkili, iki çadırın Mavi Hattın güneyinde kurulduğunu söylüyor.

asd
Lübnan- İsrail sınırında devriye gezen Uluslararası acil durum güçleri. 6 Temmuz (AFP)

Gerçekten de Hizbullah’tan bir gencin ateş açarak bir askeri öldürmesi, İsrail’in karşılık vermesi ve Hizbullah’ın da karşılık vermesi mümkün. Ya da tam tersi, bir İsrail askerinin Lübnan vatandaşına veya savaşçısına ateş açması, sonra yanıt gelmesi, ardından karşılık verilmesi ve iki tarafın da ayaklarının istemedikleri bir savaşa doğru kayması mümkün.

Bu nedenle tüm bunlara karşın ABD yönetimi, iki çadır üzerindeki anlaşmazlığı ve belki de diğer anlaşmazlıkları çözmek için her iki tarafın da güvendiği özel elçi Amos Hochstein’ı göndermekte aceleci davrandı.



Medine Bölge Emiri, Umre ve Ziyaret Forumu’nun açılış törenine katıldı

Medine Bölge Emiri Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz
Medine Bölge Emiri Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz
TT

Medine Bölge Emiri, Umre ve Ziyaret Forumu’nun açılış törenine katıldı

Medine Bölge Emiri Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz
Medine Bölge Emiri Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz

Medine Bölge Emiri Prens Selman bin Sultan bin Abdulaziz, hacı adayları ve umre ziyaretçilerine hizmet etmenin hiçbir zaman geçici bir sorumluluk olmadığını, aksine ülkenin Kral Abdulaziz bin Abdurrahman Al Suud tarafından birleştirilmesinden bu yana benimsediği köklü bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Prens Selman bin Sultan, Suudi Arabistan’ın bugün de tüm imkânlarını Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi başta olmak üzere kutsal mekânlara ve ziyaretçilere hizmet için seferber etmeyi sürdürdüğünü ifade etti.

Bu açıklamalar, Prens Selman bin Sultan’ın, 30 Mart-1 Nisan 2026 tarihleri arasında Kral Selman Uluslararası Kongre Merkezi’nde düzenlenen Umre ve Ziyaret Forumu’nun açılış törenine katılımı sırasında yapıldı. Foruma, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia da iştirak etti. Etkinlik, bakanlık ile Hac Ziyaretçilerine Hizmet Programı iş birliğinde organize edildi.

Prens Selman bin Sultan, forumun Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman liderliğinde kutsal mekân ziyaretçilerine sunulan hizmetlerin geliştirilmesine yönelik süregelen çabaların bir uzantısı olduğunu belirtti.

Prens Selman bin Sultan ayrıca, umre ve ziyaret deneyiminin yalnızca ibadetle sınırlı olmadığını, bunun aynı zamanda İslam dininin kökleriyle ve bu topraklardan doğan medeniyetle bağlantılı kapsamlı bir yolculuk olduğunu ifade etti. Bu çerçevede hizmetlerin geliştirilmesi, kalite standartlarının yükseltilmesi ve ziyaretçi deneyiminin zenginleştirilmesi için projeler, etkili iş birlikleri ve başta yapay zekâ olmak üzere ileri teknolojilerin kullanıldığını kaydetti.

Forumun, uzmanları, yatırımcıları ve sektör temsilcilerini bir araya getiren küresel bir platform olarak önem kazandığını belirten Prens Selman bin Sultan, etkinliğin umre ve ziyaret sektörünün geleceğine yönelik fırsatların değerlendirilmesine katkı sağladığını ve Vizyon 2030 hedeflerine hizmet ettiğini söyledi.

sdcde

Prens Selman bin Sultan, umre ve ziyaret hizmetlerindeki hızlı gelişimin, Suudi Arabistan’ın dini ve insani sorumluluklarına olan bağlılığını yansıttığını, ziyaretçi deneyiminin kalite ve organizasyon açısından örnek teşkil etmeye devam ettiğini ifade etti.

Prens Selman bin Sultan, Hac ve Umre Bakanı ile bakanlık çalışanlarına ve katkı sunan tüm kurumlara teşekkür ederek, bu önemli sektörün geliştirilmesine yönelik çabaların sürmesini temenni etti.

Açılış kapsamında düzenlenen sergiyi de gezen Prens Selman bin Sultan, ‘Her Durakta Anlatılan Bir Tarih’ temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte, kamu kurumları, hizmet sağlayıcı şirketler ve sivil toplum kuruluşlarından 150 katılımcının yer aldığı stantları inceledi.

sdvd

Açılış töreninde konuşan Hac ve Umre Bakanı Tevfik er-Rabia, Suudi yönetiminin kutsal mekânlara ve ziyaretçilere büyük önem verdiğini belirterek, liderliğin desteğiyle yurt dışından gelen umreci sayısının 2022-2025 yılları arasında yüzde 214 artarak 18 milyonu aştığını, memnuniyet oranının ise 2025 yılında yüzde 94’e ulaştığını açıkladı.

Er-Rabia ayrıca, Mescid-i Nebevi’de Ravza-i Mutahhara ziyaret kapasitesinin iki katına çıkarıldığını ve geçen yıl ziyaretçi sayısının 15,6 milyonu geçtiğini, geliştirilen tarihî ve kültürel alanların sayısının ise 87’ye yükseldiğini bildirdi.

Er-Rabia, dijital dönüşüm alanında Nusuk uygulamasının dünya genelinde 51 milyondan fazla kullanıcıya ulaştığını açıkladı. Er-Rabia ayrıca, küresel seyahat platformlarıyla hayata geçirilen iş birliklerinin, umre ziyaretçilerinin seyahat planlamasını kolaylaştırdığını ve seçeneklerini genişlettiğini belirtti.

Bölgedeki gelişmelere değinen er-Rabia, hac ve umre hizmet sisteminin acil durumlara karşı yüksek hazırlık seviyesini ortaya koyduğunu ifade ederek, bakanlığın Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Otoritesi ve ilgili kurumlarla koordinasyon içinde özel bir operasyon odası aracılığıyla tüm zorlukları çözdüğünü ve ziyaretçilere kesintisiz hizmet sunarak güvenlik ve konforlarını sağladığını söyledi.

ewfer

Program kapsamında katılımcılar, forum hakkında hazırlanan ve dünyanın dört bir yanından Müslümanların kutsal topraklara gerçekleştirdiği manevi yolculuğu ele alan bir tanıtım filmi izledi. Görsel sunumda, umre ve ziyaret sisteminin bu deneyimi geliştirmedeki rolü vurgulandı.

Etkinlikte ayrıca, Kral Faysal Araştırma ve İslam Çalışmaları Merkezi Genel Sekreter Vekili Turki bin Muhammed eş-Şuvayir bir konuşma yaparak, Kral Selman bin Abdulaziz ile Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a bilimsel ve kültürel projelere sağladıkları destek dolayısıyla teşekkür etti.

Eş-Şuvayir ayrıca, İki Kutsal Caminin Hizmetkârı’nın Danışmanı ve Kral Abdulaziz Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Faysal bin Selman bin Abdulaziz Al Suud’a, Kral Abdulaziz Vakfı projelerine verdiği sürekli destek ve yönlendirmeler için teşekkür etti.

Tören kapsamında Prens Selman bin Sultan, Kral Abdulaziz Vakfı tarafından yürütülen ‘Peygamber Efendimizin Sîretinin Tarihî Atlası’ adlı bilimsel projenin açılışını gerçekleştirdi. Projenin, siyer tarihini en ileri teknolojilerle belgelemesi hedefleniyor.

Programın devamında katılımcılar, atlas projesine ilişkin bir tanıtım filmi izledi. Ardından Umre ve Ziyaret Forumu’nun gelişimini ve etkisini ele alan bir başka film gösterimi yapılarak, umre ziyaretçilerinin deneyimini iyileştirmeye yönelik yürütülen çalışmalar öne çıkarıldı.

Program kapsamında, Al Rajhi Destek Hizmetleri Şirketi CEO’su Bender bin Abdullah Al Rajhi, resmi sponsor adına bir konuşma yaptı. Al Rajhi, hacı adaylarına sunulan hizmetlere gösterilen büyük özenin, Kral Abdulaziz bin Abdurrahman Al Suud tarafından başlatılan köklü yaklaşımın devamı olduğunu vurguladı. Bu anlayışın, Kral Selman bin Abdulaziz ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman döneminde de sürdüğünü belirten Al Rajhi, Vizyon 2030’un bu mirası kurumsal bir yapıya dönüştürdüğünü ifade etti. Ayrıca Medine Bölge Emiri Prens Selman bin Sultan’a, şehre ve ziyaretçilerine gösterdiği ilgi ve destekten dolayı teşekkür etti.

fdbgb

Törende ayrıca Prens Selman bin Sultan, Rua Al Madinah Holding Company tarafından yürütülen ‘Rua Al Madinah Projesi’ kapsamında mahalle, cadde ve sokak isimlendirme projesinin lansmanını gerçekleştirdi. Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu (PIF) bünyesindeki şirket tarafından hayata geçirilen projenin, tarihî olarak belgelenmiş isimlere dayanarak kültürel değerleri yansıtması ve Mescid-i Nebevi çevresinde modern bir kentsel deneyim sunarken şehir kimliği ve mirasını koruması hedefleniyor.

Projeye ilişkin sunumda, Medine’nin tarihinden ilham alınarak belirlenen isimlerin, geçmişte bölgede yaşamış kabilelerle bağlantılı dört ana bölgeyi kapsadığı belirtildi. Bu bölgelerin; Beni Abdul Eşhel, Beni Muaviye, Beni Zafer ve Beni Mazen olarak adlandırıldığı, ayrıca dokuz mahalle ve 40 cadde ile sokağın planlama kapsamında yer aldığı ifade edildi.

Programda ayrıca Prens Selman bin Sultan, Hac ve Umre Bakanlığı ile sektörle ilgili çeşitli kurumlar arasında imzalanan anlaşma ve mutabakat zabıtlarına tanıklık etti. Törende, sektörde öne çıkan kurumlara verilen Umre ve Ziyaret Forumu ödülleri ile umre şirketleri ve yurt dışı acentelere yönelik ödüller de sahiplerine takdim edildi.

Törenin sonunda Prens Selman bin Sultan, forumun başarısına katkı sağlayan paydaş kurum ve kuruluşları onurlandırarak, etkinliğin hac ve umre sektörünün geleceğini şekillendiren küresel bir platform olarak rolünü güçlendirdiğini vurguladı.


Trump, petrol elde etmek için ülkeleri Hürmüz Boğazı'nı kontrol altına almaya çağırdı

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
TT

Trump, petrol elde etmek için ülkeleri Hürmüz Boğazı'nı kontrol altına almaya çağırdı

ABD Başkanı Donald Trump (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün, İsrail ve ABD’nin İran’a karşı sürdürdüğü savaşın devam ettiği bir ortamda, «Hürmüz Boğazı nedeniyle uçak yakıtı temin edemeyen» ülkeleri eleştirdi.

Trump, sosyal medya platformu «Truth Social» üzerinden şunları yazdı: “Hürmüz Boğazı nedeniyle uçak yakıtı temin edemeyen tüm ülkelere, örneğin, İran'ı zayıflatmak için müdahale etmeyi reddeden Birleşik Krallık'a bir önerim var: Birincisi, ABD'den satın alın, çünkü bizde yeterince var. İkincisi, yeterince cesaret gösterin, boğaza gidin ve onu ele geçirin.”

Şöyle devam etti: “O zaman kendinizi nasıl savunacağınızı öğrenmeniz gerekecek, çünkü tıpkı sizin bize yardım etmek için orada olmadığınız gibi, Amerika Birleşik Devletleri de size yardım etmek için orada olmayacak. İran temelde yok edildi ve zor kısım bitti. Gidin ve kendi petrolünüzü çıkarın!”

Son haftalarda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından İran’ın bu su yolunu neredeyse tamamen kapatmasıyla Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye trafiği yavaşladı; İran ise boğazın “dost ülkelerin” gemilerine açık olduğunu belirtti.

ABD Başkanı, “Truth Social” platformunda yayınladığı başka bir gönderide Fransa'yı özellikle eleştirdi ve şunları söyledi: “Fransa, İsrail'e giden ve askeri malzeme taşıyan uçakların kendi hava sahasından geçmesine izin vermedi. Fransa, başarıyla ortadan kaldırılan ‘İran kasabı’ konusunda hiç iş birliği yapmadı! ABD bunu asla unutmayacak!”


Siyaset kumarhanesinde kan ve savaş üzerine bahisler

Siyasi bahisler, geleneksel kamuoyu yoklamalarından daha güvenilir bir gösterge olarak görülmeye başlandı (Reuters)
Siyasi bahisler, geleneksel kamuoyu yoklamalarından daha güvenilir bir gösterge olarak görülmeye başlandı (Reuters)
TT

Siyaset kumarhanesinde kan ve savaş üzerine bahisler

Siyasi bahisler, geleneksel kamuoyu yoklamalarından daha güvenilir bir gösterge olarak görülmeye başlandı (Reuters)
Siyasi bahisler, geleneksel kamuoyu yoklamalarından daha güvenilir bir gösterge olarak görülmeye başlandı (Reuters)

Kötü şöhretli ‘savaş ağaları’ terimi yeni bir şekilde geri dönmüş gibi görünüyor. Ticaret alanındaki hareketliliğin azalması ve sahip oldukları ürünlere olan yoğun ihtiyacı istismar ederek silah ve erzak satışı yoluyla servet kazanan kriz tüccarları, fiyatları ikiye katlıyor. Servetlerini biriktirmek için felaketin devam etmesini isteyen bu tüccarlar, artık çok kolay hale gelen ve ‘olasılık ticareti’ ile ilgili olan bu işte farklı bir kılığa bürünüyorlar. Belki de tahminler kisvesi altında gizlenen gizli bilgiler de bu pazarın son aylarda hayal edilemeyecek boyutlarda büyümesine katkıda bulunuyor. En son raporlara göre 250 milyar doları aşan bu rakamın, kısa sürede ikiye katlanacağı tahmin ediliyor.

Buradaki bahisler, başta spor olmak üzere birçok alanı kapsıyor. Ancak örneğin Financial Times gazetesindeki uzmanların analizlerine ve ticaret sitelerine göre bu sıçramanın ardındaki başlıca neden olarak siyasi krizler karşımıza çıkıyor. Bunların başında da örneğin, geçtiğimiz ocak ayı başlarında Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun kaçırılması ve İsrail'in desteğiyle İran'a karşı başlatılan geniş çaplı askeri operasyon gibi ABD'nin son dönemde yürüttüğü askeri operasyonlar geliyor.

Bu durum, devasa bir sanal siyaset kumarhanesine benziyor. Trump’ın konuşmalarının içeriğinden suikast planlarına kadar her şeye bahis oynanabiliyor ve tüm tarafların cinayet işleme potansiyelinin sınırları zorlanıyor. Listeye pek çok isim yazıldı ve herkesin ölümünü sabırsızlıkla bekleyen bahisçiler rekabet ediyor, çünkü kan, anında yüzbinlerce dolara dönüşüyor ve belki de milyonlara dönüşüyor. ABD'deki en ünlü bahis uygulamalarıyla bağlantılı hesaplarında, bir dizi şüphelerin ardından yeni bir denetim aşamasına girildi. Karar verme çevresine yakın politikacıların, çaba harcamadan muazzam karlar elde etmek için bilgilerini ticarete dönüştürdükleri ve bunun arkasında bir tür manipülasyon olduğu düşünülüyor.

Bu durum, devasa bir sanal siyasi kumarhaneye benziyor. Trump’ın konuşmalarının içeriğinden suikast planlarına kadar her şeye bahis oynanabiliyor ve tüm tarafların cinayet işleme potansiyelinin sınırları zorlanıyor. Listeye birçok isim eklendi ve herkesin ölümünü sabırsızlıkla bekleyen bahisçiler rekabet ediyor, çünkü kan hiç vakit kaybetmeden yüzbinlerce, belki de milyonlarca dolara dönüşüyor. ABD'deki en ünlü bahis uygulamalarıyla bağlantılı hesaplarda, bazı şüphelerin dile getirilmesinin ardından yeni bir denetim süreci başlatıldı. Karar vericilere yakın politikacıların, çaba harcamadan muazzam karlar elde etmek için bilgilerini ticarete dönüştürdükleri ve bunun arkasında bir tür manipülasyon olduğu düşünülüyor.

Dürüstlüğe yönelik şüpheler

Reuters’ın internet sitesinde yer alan habere göre bazı yatırımcıların örneğin, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’nun iktidardan indirilmesi gibi hassas olaylar gerçekleşmeden önce bu olaylara bahis oynayarak büyük meblağlar kazandıkları iddiaları üzerine Kaliforniya Eyaleti, eyalet yetkililerinin, bu tür piyasalarda içeriden alınan bilgileri kullanmasını yasaklayan bir karar yayınladı.

Bu sitelerin şartları arasında politikacıların kumar oynamasına baştan itibaren izin verilmemesi yer alsa da Financial Times, görevde olan kişilerin takma adlar kullanma olasılığına işaret ederken, gözlemciler bu durumun, söz konusu bilgilerin tanıdıklara ve yakınlara sızdırılarak onların paravan olarak kullanılması yoluyla da gerçekleşebileceğine dikkat çekti.

Son birkaç gündür bahisçiler arasında, şu anda İran'da devam eden savaşla ilgili siyasi ve askeri gelişmelere yönelik çeşitli bahislerden 1 milyon doları aşan kazanç elde etmeyi başaran (kimliği bilinmeyen) bir kullanıcı hakkında konuşuluyor. Bahisçilerin tahminleri o kadar isabetliydi ki, New York City merkezli küresel kripto para tabanlı tahmin piyasası platformhu Polymarket’in yetkilileri, olan bitenlerden şüpheye düştü. Söylentilere göre bu kullanıcı 35'ten fazla hesap yönetirken, kazançlarını tek bir banka hesabına aktarıyor ve tahminlerinin çoğu doğru çıkıyor.

sdcds
Siyasi bahisler, suikast planları ve arananlar listesine girdi (Reuters)

Bunun üzerine bahis uygulamaları daha sıkı denetimler uygulamaya başladı. Prosedürel karmaşıklıklar nedeniyle ABD'de halen yasadışı olarak faaliyet gösteren Polymarket şirketi, doğrudan açıklamalar ve resmi bildirimler yoluyla bilgilerin kötüye kullanılması durumunda cezai önlemler almaktan çekinmeyeceğini belirtti. Aynı şekilde Tahmin piyasası platformu Kalshi de standartlarını yükseltme yönündeki kararlılığını vurguladı ve sıradan kullanıcılar arasında daha dürüst bir ortam sağlamak amacıyla hile yaptığı ve bilgileri çaldığı kanıtlanan kişileri yasaklayacağını belirtti. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre çalışma mekanizması, belirli zamanla bağlantılı bir olaya para yatırarak bahis oynamaya dayanan basit ve geleneksel bir sistemdir. Tahmin doğru çıkarsa kullanıcı para kazanır, aksi takdirde tahmini tutmazsa bahis tutarını platforma ödemek zorunda kalır.

Bu uygulamaların, yetkililerinin bahsettiği şeffaflık bilinci artmış olsa da bu alandaki düzenlemelerin önündeki zorluklar devam ediyor. Özellikle de birçok uygulama temelden şifrelenmiş olduğundan, belirli kişilerin erişimini zorlaştırıyor. Ayrıca, bazılarının kripto para birimlerini kullanması, izlenmelerini güçleştiriyor. Bunun yanı sıra belirli bir kâr elde edildikten veya çoğunlukla sızdırılan bilgilere dayanan tahminler gerçekleştirildikten sonra hesabın kolayca kapatılması gibi yaygın bir eğilim de bulunuyor. Dikkat çeken bir diğer nokta ise bahisçilerin İsrail istihbaratının askeri hareketlerini ve suikast planlarını zamanlaması açısından doğru bir şekilde tahmin etmelerinin ardından, İsrail istihbaratında soruşturmalar yapıldığına dair çok sayıda haberin olmasıydı. Buna karşın sıradan kullanıcıları rahatlatmak amacıyla aynı platformlarda yüzlerce benzer soruşturma yürütülüyor.

Spordan ekonomiye ve siyasete

Belirgin bir şekilde önemli spor müsabakalarıyla, Nobel ve Oscar gibi büyük ödüllerle, hatta ekonomik ve mali kararlarla ve ABD başkanlık seçimleri adaylarının isimlerini tahmin etmekle ilişkilendirilen bu bahisler, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaştan İsrail’in Gazze'de yürüttüğü savaşa ve hatta İran'daki kanlı askeri operasyonlara kadar, bu bahisleri gündeme taşıdı. Bu hareketlerin hızlanması bahis severlerin ağzını sulandırırken, örneğin, gemilerin Hürmüz Boğazı'na geri döneceği ve boğazı kimin kontrol edeceği, Trump'ın İran savaşının sona erdiğini ne zaman ilan edeceği, Mücteba Hamaney'in akıbeti, kara kuvvetlerinin İran ve Lübnan'a giriş tarihi ve ayrıca Tahran'da sahneden kaybolacak bir sonraki yetkilinin kim olacağı gibi tahminler içeren bahis listeleri büyük rağbet gördü.

sa
Yatırımcılar, hassas olaylar gerçekleşmeden önce bu olaylara bahis oynayarak büyük paralar kazanıyor (Reuters)

Tüm bunlar, her kesimden sivillerin yaşadığı insani trajedileri tamamen göz ardı ediyor. Geleneksel sosyal medya platformlarının kullanıcılarının çoğu, bir askeri harekatın ne kadar yasal veya meşru olduğu konusunda tartışmalara dalarken, bahis platformlarının kullanıcıları farklı bir yaklaşım sergiliyor ve bir felaketin meydana gelme olasılığıyla ilgili sorulara ‘evet’ veya ‘hayır’ şeklinde yanıt veriyor. Böylece artık yetkililerin de isimlerini içeren, bir nevi ‘insan hedef bankası’ ortaya çıktı. Kullanıcılar, aralarından kimin ilk önce sahneden silineceğine dair bahislerde yarışıyor. Tartışmalı platformlar, öldürme ya da suikast yerine, görevden ayrılma veya yerini terk etme gibi ifadeler kullanmayı tercih ediyor.

Fransa merkezli yayın kuruluşu France 24'te yer alan habere göre ABD'nin New Jersey eyaletindeki Rutgers Üniversitesi'nde görev yapan araştırmacı ve istihbarat analisti Alex Goldenberg, bu yarışta insani felaketlerin para kazandıran mallara ve araçlara dönüştüğünü düşünüyor. Goldenberg, şüpheli hesapların işleyişini ticaret piyasalarında olanlara benzeterek, çalınan veya sızdırılan bilgilere göre hareket edildiğini, işlem geçmişi veya geçmişi olmayan yeni hesaplar aracılığıyla, ancak son derece hassas bir zamanda darbe vurduğunu belirtiyor.

Ahlaki bir soru

Öyleyse mesele çoğu zaman sadece iyi bir olay, bir tesadüf ya da bir kez tutup çoğu kez tutmayan düşüncesiz bir tahmin, siyasi ya da askeri analiz sanatında keskin bir zeka ya da duruma ilişkin bilimsel bir değerlendirme, hatta sadece eğlence amaçlı bir spekülasyondan ziyade tam anlamıyla bir gölge oyunu olabilir. En tehlikeli yanı da bunun bir cinayet borsasına dönüşmesi olur.

scd
Bahis uygulamaları, her kesimden sivillerin yaşadığı insani trajedileri görmezden geliyor (Reuters)

Los Angeles Times gazetesinde yayınlanan uzun bir haber, bu pazarın yüzde 80'ini elinde bulunduran tahmin piyasası platformları Kalchi ve Polymarket’in işleyiş mekanizmalarını ele alırken, sermayenin gözünden kaçan bir konuya, yani yabancı liderlere yönelik suikast veya bir savaşın patlak vermesi gibi ölüm ve yıkım üzerine bahis oynayabilme olanağının ne kadar meşru ve ahlaki olduğuna da değindi.

Dikkati çeken bir diğer nokta ise bu pazarın gördüğü büyük ilginin ardından, daha önce hiç görülmemiş bir şekilde mercek altına alınması ve hatta geleneksel kamuoyu yoklamalarından daha kesin bir gösterge olarak görülmeye başlanmasıdır. Birçok pazarlama kurumu, bahisçilerin eğilimlerini anlık olarak takip etmek için ortaklıklar kurdu. Bu da bölgesel ve ulusal dengelerle, hatta ulusal güvenlikle yakından ilgili olan askeri ve siyasi karmaşıklıklar karşısında kamuoyunun görüşünün nasıl şekillendiğini anlamanın bir yolu olarak görülüyor.

Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.