HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Bölünmenin kalıcı hale gelmesinden duyulan endişeler ve eğitimi çatışmanın dışında tutmaya yönelik ulusal bir girişim

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
TT

HDK kontrolündeki bölgelerde ‘lise sınavları’ yapılacağını duyurdu

Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)
Hartum’da daha önce düzenlenen protestolar sırasında bir okulun öğrencileri (AFP)

Sudan'da siyasi ve idari bölünmenin kalıcı hale geleceğine dair yaygın endişeleri uyandıran bir gelişmede Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) tarafından desteklenen ve başkenti Nyala olan Tesis (Kurucu) Hükümeti, ordunun desteklediği Sudan hükümetinin kontrolü altındaki bölgelerde sınavların düzenlenmesi için hazırlıkların tamamlandığını açıklamasından birkaç gün sonra, kontrolü altındaki bölgelerde önümüzdeki haziran ayında lise bitirme sınavlarını düzenlemeyi planladığını açıkladı.

Bu iki eşzamanlı açıklama, geçtiğimiz hafta ulusal şahsiyetlerin ve akademisyenlerin ‘lise mezuniyet sınavı öğrencilerinin geleceğini kurtarmak için ulusal girişim’ başlatarak, her iki hükümetin duyurduğu sınavların ertelenmesini ve bunun yerine ülke genelindeki tüm öğrenciler için tek tip sınavlar düzenlenmesini talep ettikleri bir dönemde yapıldı.

Girişim, savaşa karşı çıkan sivil güçler tarafından geniş bir destek gördü. Bu güçler, askeri ve siyasi kutuplaşmalardan uzak, güvenli ve adil sınavların yapılmasını garanti altına alacak şekilde, çatışmanın iki tarafından acil yanıt talep etti. Girişimin organizatörlerine göre girişim, Darfur ve Kordofan eyaletleri ile Tesis İttifakı'nın kontrolü altındaki diğer bölgelerde yaşayan ve savaş nedeniyle son üç yıldır Sudan sertifika sınavlarına giremeyen yaklaşık 280 bin öğrencinin geleceğini korumayı amaçlıyor.

Çatışan taraflarla temaslar

Girişimin organizatörleri, Kamil İdris başkanlığındaki Umut Hükümeti liderleri, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi üyeleri ve Kurucu Hükümetin Başkanlık Konseyi liderleriyle temas kurduklarını söylediler. Bu temaslar, öğrencilerin bulundukları bölgelerde sınavlara girmelerini sağlayacak bir mutabakat sağlanması ve sınav öncesinde, sırasında ve sonrasında öğrenciler, öğretmenler ve eğitim kadroları için gerekli güvenlik garantilerinin verilmesini amaçlıyor.

Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)Port Sudan'daki el-Vehda okulundaki bir sınıftan (AFP)

Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı, 13 Nisan'da yapılacak lise bitirme sınavlarına yurt içinde ve yurt dışında 544 bin öğrencinin girmesi için hazırlıkların tamamlandığını duyurmuştu. Öte yandan Tesis Hükümeti Eğitim Bakanı Koko Jagdol, hükümetinin kontrolündeki bölgelerde sınavları önümüzdeki haziran ayında yapmaya devam edeceğini söyledi. Jagdol, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lise bitirme sınavlarını düzenlemeye hazırız. Bu yıl tüm öğrencilerin sınava girmesini sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan onların geleceğinin mahvolmaması” ifadelerini kullandı. Jagdol, sınavların ortak yapılması için başlatılan ulusal girişimden haberi olmadığını belirtirken, Sudan hükümetine bağlı Eğitim Bakanlığı'ndan ise Bakan Yardımcısı Ahmed Halifa ile iletişime geçilememesi nedeniyle resmi bir açıklama yapılmadı. Sudan ordusu ile HDK arasında 2023 yılının nisan ayında savaşın patlak vermesinden bu yana Darfur bölgesinde Sudan lise bitirme sınavlarının düzenleneceği ilk kez duyuruldu.

Bölünmenin kalıcı hale gelmesinden endişe

Gözlemciler, her iki tarafın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavların yapılmasının, bölünme gerçeğinin kalıcı hale gelmesine yol açabileceğini düşünüyor; bu durum sadece siyasi ve askeri düzeyde değil, eğitim kurumları ve kamu hizmetleri düzeyinde de geçerli. Bu bağlamda, Öğretmenler Komitesi Üyesi Sami el-Bakir, ordunun ve HDK'nın kontrolündeki bölgelerde ayrı sınavlar düzenlenmesinin ‘ülkenin idari ve siyasi olarak bölünmesine yol açabilecek tehlikeli bir adım’ olduğunu söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Bakir, “Eğitim meselesinin çatışmanın dışında tutulmasını ve federal Eğitim Bakanlığı'nın, çatışmanın iki tarafının kontrolündeki tüm bölgelerde Sudan sertifika sınavlarını denetlemesini defalarca talep ettik” dedi. Sami el-Bakir, yetkinliği ve dürüstlüğü ile tanınan eğitim uzmanlarından oluşan, Sudan'ın her yerinde sınavları koordine etmek ve denetlemekle görevli bağımsız ve tarafsız bir ulusal komite kurulmasını önerdi.

Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)Savaştan kaçmak için Omdurman'daki bir okulun duvarlarının arkasına sığınan Sudanlı aileler (AP)

Sudan ordusu şu anda Orta, Doğu ve Kuzey eyaletlerini kontrol ederken bu eyaletler arasında Sennar, Mavi Nil eyaletinin büyük bir kısmı, Güney Kordofan’ın geniş bölgeleri, ayrıca Gedarif, Kassala, Kızıldeniz, Nil Nehri ve Kuzey eyaletleri ile Kuzey Kordofan eyaletinin bazı bölgeleri yer alıyor. HDK ise Güney, Batı, Doğu, Orta ve Kuzey Darfur’un yanı sıra Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerinin geniş bölgelerini kontrol ediyor. Öte yandan, Tesis Hükümeti’nin müttefiki olan Abdulaziz el-Hilu liderliğindeki Sudan Halk Kurtuluş Hareketi, Güney Kordofan'daki Kauda bölgesini kontrol ediyor.

Darfur'dan göç eden öğrencilerin durumunu düzeltmek amacıyla, Kuzey Eyaleti Eğitim Bakanı Ticani İbrahim, federal bakanlığın Darfur'dan gelen göçmen öğrencileri kabul etmek ve sınavlara sorunsuz bir şekilde girmelerini sağlamak için özel merkezler ayırdığını söyledi. Federal Eğitim Bakanlığı daha önce, Darfur'dan ordunun kontrolündeki bölgelere gelen erkek ve kız öğrenciler için barınma ve yemek gibi ihtiyaçlara yönelik düzenlemelerin tamamlandığını duyurmuştu.

Eğitimi çatışmanın dışında tutmak

Birçok eğitimci, 2003 ile 2010 yılları arasında Darfur’da yaşanan önceki savaş dönemini hatırlatıyor. O dönemde Sudan sertifika sınavları önceden kararlaştırılan bölgelerde düzenleniyordu ve öğrencilerin sınav merkezlerine güvenli bir şekilde ulaşmaları ve bölgelerine geri dönmeleri için gerekli düzenlemeler yapılıyordu.

Çatışma çözümü uzmanı Abdullah Adem Hatir ise binlerce öğrencinin 3 yılı aşkın bir süre boyunca eğitim ve sınav haklarından mahrum bırakılmasının ardından, öğrencilerin savaştan en çok zarar gören kesim olduğunu söyledi.

Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)Savaş, Sudan'da 3 yıllık eğitim süresinin kaybedilmesine neden oldu (AFP)

Hatir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğitim ve sağlık hizmetlerinin çatışmanın dışında tutulması yönündeki iç ve uluslararası çağrılara rağmen, savaşın iki tarafı da şu ana kadar beklenen şekilde yanıt vermedi.”

Batı Kordofan'ın Heglig bölgesindeki petrol tesislerinin askeri operasyonlardan muaf tutulması konusunda ordu ile HDK arasında varılan mutabakatın, eğitim konusunda da uygulanabilir bir model oluşturabileceğine işaret eden Hatir, “Taraflar petrol tesislerinin korunması konusunda anlaşabilirlerse, eğitim ile ilgili uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde, savaş hatlarından ve siyasi bölünmelerden uzak, ülke genelinde sınavların tek tip bir şekilde düzenlenmesini garanti altına alan bir mutabakata varılması mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.



Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan'da altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 kişi hayatını kaybetti

Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)
Olay, salı günü Batı Kurdufan eyaletinin en-Nuhud kenti yakınlarındaki ez-Zera altın madeninde meydana geldi (Arşiv-Reuters)

Sudan'ın Batı Kurdufan eyaletinde bir altın madeninin çökmesi sonucu en az 60 işçi hayatını kaybetti. Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre iki kurtulan, bugün çok sayıda kişinin hâlâ kayıp olduğunu ve enkaz altında hayatını kaybetmiş olabileceklerinden endişe edildiğini söyledi.

Kaza, dün eyaletteki en-Nuhud kenti yakınlarında bulunan ez-Zera altın madeninde meydana geldi. Bu sabah itibarıyla kurtarma ekiplerinin enkazdan 60 kişinin cansız bedenini çıkardığı bildirildi.


Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
TT

Hamas kaynakları, Şarku’l Avsat’a Refah Tugayı Komutanı’nın suikasta uğradığını doğruladı

Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd
Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd

Hamas hareketinden üç kaynak bugün sabaha karşı, hareketin silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın Refah Tugayı Komutanı Nail Ebu Ubeyd’in suikasta uğradığını doğruladı. Kaynaklara göre Ebu Ubeyd, Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bulunduğu çadırın iki füzeyle hedef alınması sonucu hayatını kaybetti.

Üç kaynak, Ebu Ubeyd’in saldırı sırasında çadırda yalnız olduğunu ve olayda hayatını kaybettiğini, saldırı sırasında bölgeden geçen bir kız çocuğunun da yaralandığını belirtti.

Kaynaklar, Ebu Ubeyd’in Hamas ve Kassam Tugayları’nın Refah’taki eski yöneticilerinden biri olduğunu ve eski tugay komutanı Muhammed Şebane’ye yakın olduğunu aktardı. Ebu Ubeyd, Şebane’nin öldürülmesinin ardından onun yerine geçmişti.

İsrail, Refah Tugayı’nın eski komutanı Muhammed Şebane’yi 17 Mayıs 2025’te Han Yunus’taki Avrupa Gazze Hastanesi çevresindeki bir tüneli bombalayarak öldürmüştü. Şebane, o sırada Kassam Tugayları’nın komutanı olan Muhammed es-Sinvar’ın yanındaydı. Es-Sinvar, daha önce Muhammed ed-Dayf’ın öldürülmesinin ardından bu göreve gelmişti. Ed-Dayf da 13 Temmuz 2024’te düzenlenen başka bir hava saldırısında, Han Yunus Tugayı’nın eski komutanı Rafi Selame ile birlikte öldürülmüştü.

Ebu Ubeyd’in Refah’ta Kassam Tugayları’nın kuruluşunda rol alan isimlerden biri olduğu ve tugayın önde gelen komutanları arasında yer alan Raid el-Attar ile Muhammed Ebu Şemale’nin yanında görev yaptığı belirtildi. Attar ve Ebu Şemale, 21 Ağustos 2014’te İsrail tarafından öldürülmüştü. Ebu Ubeyd’in ayrıca Kassam Tugayları’nın eski komutanı ve Muhammed ed-Dayf’ın sağ kolu Ahmed el-Caberi ile de iyi ilişkileri bulunduğu, Caberi’nin ise 14 Kasım 2012’de İsrail tarafından öldürüldüğü kaydedildi.

Kaynaklardan biri, Ebu Ubeyd’in 2006 yılında İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılması operasyonuna katkıda bulunduğunu ve Şalit’in bir süre saklanmasında rol oynadığını söyledi. Kaynağa göre Ebu Ubeyd, son savaş sırasında çok sayıda İsrailli esirin güvenliğinin sağlanmasına ve takas anlaşmaları kapsamında teslim edilmeleri sürecinin denetlenmesine de katkıda bulundu. Ayrıca 2014 yılında Refah yakınlarında İsrail askerlerini kaçırmak amacıyla bir tünel üzerinden sızma girişiminde de rol aldı. Bu operasyonun o dönemde savaşın başlamasına yol açtığı belirtildi.

Ebu Ubeyd, daha önce Yabna Taburu’nun komutanlığını ve Refah’ın merkez bölgesinden sorumluluğu üstlendi. Bir süre istihbarat teşkilatının sorumluluğunu da yürüten Ebu Ubeyd, Şebane’nin yardımcısı olarak görev yaptıktan sonra onun öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildi.

İsrail ordusu, Ebu Ubeyd’in Şebane’nin öldürülmesinin ardından Refah Tugayı’nın komutanlığına getirildiğini ve daha önce çeşitli görevlerde bulunduğunu açıkladı. Ordu, Ebu Ubeyd’in tugayın faaliyetlerinin yönetilmesinden ve saldırı planlarının hayata geçirilmesinden sorumlu olduğunu, ayrıca savaş boyunca ağır darbe alan tugayın yeniden güçlendirilmesi için çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

İsrail son dönemde Kassam Tugayları’nın önde gelen komutanlarına yönelik suikast operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail, perşembeyi cumaya bağlayan gece yarısında (10-11 Eylül), yeni Han Yunus Tugayı Komutanı Muhammed el-Yazuri’yi, el-Mevasi bölgesinde yaya olarak ilerlediği sırada hedef alarak öldürdü.

İsrail ayrıca pazartesiyi salıya bağlayan gece yarısından kısa süre önce, Gazze kentinin kuzeyindeki Sıftavi mahallesinde aracının hedef alınması sonucu Cibaliye el-Beled Taburu Komutanı Ahmed el-Batş’ı öldürdü. Son günlerde düzenlenen peş peşe suikast operasyonlarında farklı alanlarda görev yapan çok sayıda saha komutanı da öldürüldü.

İsrail’in öldürdüğü isimler arasında, geçtiğimiz pazartesi günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’un el-Mevasi bölgesinde bir İsrail İHA’sının çadırı bombalaması sonucu hayatını kaybeden Raif Ebu ez-Zemer de bulunuyor. Şarku’l Avsat başka bir saha kaynağından, Ebu ez-Zemer’in Kassam Tugayları’nın askeri eğitim biriminde bölük komutanı olduğunu ve Refah Tugayı’nın önde gelen saha unsurlarından biri olarak faaliyet gösterdiğini öğrendi. Kaynak, Ebu ez-Zemer’in perşembeyi cumaya bağlayan gece Hamad kentinde aracının bombalanması sonucu öldürülen Mümin Ebu Lebde ile doğrudan bağlantısı bulunduğunu belirtti. Diğer ismin ise aynı tugayın keskin nişancı biriminden sorumlu olduğu kaydedildi.

Hamas’tan bir saha kaynağına göre, Askeri Konsey, farklı tugay ve kurmay birimleri ile bölgelerdeki tabur komutanları ve diğer askeri rütbelerde görev yapan isimlerin tamamı için yedek kadrolar bulunuyor. Kaynak, son dönemde teşkilatın yapısının büyük ölçüde yeniden düzenlenmesi sayesinde komutanlardan birinin öldürülmesi halinde başka bir ismin görevi devraldığını belirtti.

Kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kassam Tugayları’nın örgütsel yapısının, geçmişte tarihi lider kadrolara yönelik suikastların ardından olduğu gibi tamamen esnek şekilde işlediğini söyledi. Kaynağa göre, söz konusu liderlerin öldürülmesinin hemen ardından Askeri Konsey ve tugayların yönetimi için alternatif isimler görevlendirildi.


Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
TT

Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülmesi için “kazanımlar” elde edilmesini zorluyor

Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)
Lübnan Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri, hükümetin müzakere edildiği oturumda (Ulusal Haber Ajansı)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail'le müzakerelerin sürdürülebilmesini sağlayacak "müzakere kazanımları" elde edilmesi için girişimlerini hızlandırıyor. Bu çaba, müzakere sürecinin tıkanması ve Beyrut'un, İsrail kaynaklı olarak güneyde gerilimin azaldığı yönündeki sızıntılara temkinli yaklaşmasıyla birlikte yürütülüyor. Lübnan tarafı, ABD'li arabulucudan ise güvenilir bilgiler alamamaktan şikâyetçi.

Resmi bir kaynak, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Avn'ın Roma'da yapılması planlanan müzakere turunun ertelenmesini istediğini belirtti. Kaynağa göre Avn, özellikle gerçek bir ateşkesin sağlanması ve Lübnanlı tutukluların serbest bırakılması sürecinin tamamlanması başta olmak üzere, somut ilerleme sağlayacak bir gündem oluşturulmasını şart koştu.

Öte yandan Avn, İsrail'in Ali et-Tahir Tepeleri'ne ilerlememesine ilişkin daha önce alınan mutabakata rağmen Hizbullah'ın bölgede attığı adımı sorguladı. Söz konusu mutabakat kapsamında İsrail'in bölgeye ilerlememesi, karşılığında ise Lübnan ordusunun burada konuşlanması öngörülmüştü.

Avn, Hizbullah'ın bölgeyi Lübnan ordusuna teslim etmek yerine İsrail güçlerine bırakmayı tercih etmesinin nedenini sorguladı. Kaynağa göre böyle bir adım, önümüzdeki dönemde Nebatiye ve çevresindeki beldelerin yeni risk ve yıkımlardan korunmasına katkı sağlayabilirdi.