Tweetler, köşe yazılarının rolünü mü çaldı?

Birçok resmi rapor ve istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor / Fotoğraf: AFP
Birçok resmi rapor ve istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor / Fotoğraf: AFP
TT

Tweetler, köşe yazılarının rolünü mü çaldı?

Birçok resmi rapor ve istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor / Fotoğraf: AFP
Birçok resmi rapor ve istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor / Fotoğraf: AFP

Gazetecilikte önemli ve merkezi bir rol oynayan köşe yazıları, zamanla çeşitli gazetelerde en öne çıkan unsurlardan biri oldu.

Öyle ki günlük, haftalık, aylık yayın yapan her gazetede köşe yazıları eksik kalmıyor.

Ancak son yıllarda yaşanan muazzam teknolojik gelişme ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla birlikte köşe yazılarının yıldızı söndü, bazı gazetelerde yerleri daraldı, bazılarında ise tamamen ortadan kalktı. 

Kâğıt baskı veya elektronik olsun, gazetelerdeki köşe yazılarının okunma oranları ve sayısını gösteren resmi veriler olmamasına rağmen, birçok basın raporu ve resmi istatistik, gazete dağıtım oranlarında net bir düşüş olduğunu gösteriyor.

Pek çok okuyucu, çoğu zaman doğruluk ve güvenilirlikten yoksun olmasına rağmen, haber ve bilgi kaynağı olarak sosyal medya platformlarına başvuruyor.

Sosyal medyanın köşe yazıları üzerindeki etkisinin boyutu, bu yazıların yayınlanma alanlarının daralmasının nedenleri, gazetelerde şu an kimlerin köşe yazısı yazdığı, okurların bu yazılarda aradıklarını bulup bulamadıkları ve yazarların okuyucuyla aralarında bir köprü kurup büyük problemlerin analiz ve keşfini yapabilecek kapasitede olup olmadıkları gibi birçok husus merak konusu olmuş durumda.

Independent Arabia, birçok kişinin aklına gelen sorulara yanıt bulmak için gazeteciler ve medya uzmanlarıyla temasa geçti.

İçerik sabitlendi

Mısır merkezli eş-Şuruk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İmadeddin Hüseyin, "Köşe yazarlarının halen etkili olduğunu, güçlerini ve nüfuzlarını koruduklarını, ancak iletişim araçlarının ve teknolojik gelişmenin artması, sosyal medya platformlarının yaygınlaşması başta olmak üzere meydana gelen son değişimlerle birlikte farklı araçlarla rekabet ortaya çıktı" dedi.

Bazı köşe yazarlarının sosyal medyadaki kişisel hesaplarında 'gönderi' paylaştığına veya 'tweet' attığına, bunun okuyucular üzerinde gazete ve internet sitelerinde yayımlanan birçok yazıdan daha güçlü bir etki yarattığına dikkat çeken Hüseyin, "İçerik sabittir. Değişen şey araçlardır" ifadesini kullandı.

Hüseyin, Independent Arabia için verdiği röportajda gazeteci Semir Ataullah'ın günümüze kadar gücünü ve etkisini koruyan Şarku'l Avsat gazetesindeki yazılarına atıfta bulunarak, bu konudaki asıl belirleyici faktörün araçlar değil, içerik olduğunu ifade ederek "Okuyucu bir gazeteyi almayabilir ama o gazetenin internet sitesinde favori yazarının yazısını okur" dedi. 

Eş-Şuruk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, makalenin yazarına fikrini tamamen özgürce ifade etmesi için yeterli özgürlük alanı tanımanın göz ardı edilemeyecek bir kriter olduğunu ve bu kriterin meseleyi çevreleyen temel esaslardan biri olduğuna işaret etti.

Kahire Üniversitesi İletişim Fakültesi eski dekanı Leyla Abdulmecid, bu önermeye katılmakla birlikte, yayın araçlarının değiştiğini, köşe yazarlarının artık fikirlerini sadece gazeteler aracılığıyla yazmadığını, sosyal medya platformlarında kendi şahsi sayfaları üzerinden düşünce ve görüşlerini ifade ettiklerini belirtti.

Abdulmecid, "Kabul etmek gerekir ki gazete okuma oranları düştü" dedi.

Kamu Seferberliği ve İstatistik Merkezi Ajansı'nın (resmi bir devlet kurumu) Ocak 2020'deki geçmiş bir raporu, gazete sayısının 2017'de 76'ya kıyasla yüzde 7,9'luk bir düşüşle 2018'de 70'e düştüğünü gösterdi.

Abdulmecid, Independent Arabia'ya verdiği demeçte, birçok kamuoyu araştırması ve çalışmasının, sosyal medyanın okuyucuları çekmek için ilk kaynak olduğunu gösterdiğini ancak güvensizlik oranının yüksek olduğunu sözlerine ekledi.

Abdulmecid, "Bir sonraki aşamada bu noktaya odaklanılmalı, sosyal medyadaki bu tehlikenin boyutu hakkında güvensizlik hali istismar edilerek kamuoyu bilinçlendirilmelidir. Öyle ki bu bilgiler, yalan yanlış, güvenilmez bilinmeyen şeylere dayanmaktadır" ifadelerini kullandı.

Boşluk ve ilgisizlik

Aynı bağlamda, Mısr el-Yevm gazetesinin düşünce bölümü sorumlusu Milad Hanne, izleyicilerin artık gazetelerde ve web sitelerinde istediklerini bulamamaları nedeniyle sosyal medya platformlarına yöneldiğini ifade etti.

Hanne, "Muhammed Hasaneyn Heykel, Celal Amir, Salah Fadl, Salah Muntasır, Ahmed Recep ve diğerleri gibi bazı etkili geç dönem yazarları bu dünyadan ahirete irtihal ettiklerinde arkalarında bıraktıkları boşluğu hiç kimse dolduramadı. Ayrıca nesiller farklılaştı ve yeni düşünce yazarları gerçek fırsatlarını şimdiye kadar elde edemediler" ifadelerini kullandı. 

Hanne, Mısr el-Yevm gazetesini model olarak göstererek, yayınladığı makale sayısının 'dijital' veya 'kâğıt baskı' olarak günlük 20 ila 25 arasında değiştiğini belirtti.

Hanne ayrıca, "Fikir ve analiz arasında değişken bir biçim olarak tek çıkış yolu köşe yazıları olmasına rağmen son zamanlarda diğer gazeteler köşe yazılarının işgal ettiği sayfaların sayısını azaltmaya çalışıyorlar" diyerek duruma açıklık getirdi.

El-Ahram, el-Ahbar ve el-Musavvar adlı üç Mısır gazetesinin de köşe yazarlığını yapan gazeteci ve romancı Yusuf Kaid, "Bu meseledeki temel açmaz saha araştırması yapılmamış olması, gerçek bir takipçi kitlesi olan nüfuzlu yazarlar hakkında ayrıntılı ilmi dayanaklar bulunmaması ve takipçilerinin hacmi ve kimler tarafından takip edildikleri hakkında elde herhangi bir verinin olmayışı gibi durumlar olduğunu" ifade etti.

Kaid ayrıca, bu tür bir değerlendirme varsa bile bunun her zaman kişisel takdire tabi olduğuna dikkat çekti.

Kaid, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamalarda, çok sayıda Mısır gazetesinin fikir sayfalarını azalttığını, bazılarının bunları kalıcı olarak iptal ettiğini, kamuoyu eğilimlerini ve göstergelerini ölçmede büyük öneme haiz olmalarına rağmen bazı gazetelerde yazı yönetimi tarafından kısaltmaya gidileceği zaman önce makalelerin kurban edildiğini vurguladı.

"Muhammed Hasaneyn Heykel, Ahmed Bahaaddin ve diğerlerinin zamanında köşe yazılarının bir ağırlığı vardı" diyen Kaid, mevcut durumu gözler önüne serdi.

Köşe yazılarının günlük, haftalık ve aylık basının temel direği olduğunu ifade eden Kaid, okuyucuların bunlarla ilgilenmemesinin ana nedeni olarak, yeni nesillerin yabancı kültürler ile ilgili her şeyi takip edip yerel hususlarla ilgili hiçbir şeyle ilgilenmemelerini sundu.

Kaid, "Bu alanda doğru bilimsel ve metodolojik çalışmaların olmamasına ilaveten basılan ve dağıtılan Mısır gazeteleri hakkında gerçek rakamların olmaması da bu nedenlerin arasındadır" diye ekledi.

Mısır Ulusal Basın Heyeti, ilk kez Kasım 2019'da el-Ahram kurumuyla başlaması ve diğer kurumlarla devam etmesi şartıyla, Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi'nin direktiflerinin uygulamaya geçirilmesi adına ulusal basın kurumlarında dijitalleşme için bir plan açıkladı. Planın maddeleri arasında, basılı yayınların kopyalarının her kurumun web sitesinde PDF formatında yayınlanacağı, bir süre için ücretsiz olarak sunulacağı ve daha sonra ücretli olacağı belirtildi.

Suçlama çemberi

Ayrıca, medya işleri uzmanı ve Kahire Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde profesör olan Hasan İmad Mekavi, bu konudaki en belirgin sorunlardan birinin, görüşlerin ve gazetecilik yazılarının çeşitliliğinin olmaması olduğunu ve bunun da birçok sebebinin bulunduğunu ifade etti.

Yazıların çoğunun benzer hale geldiğine ve sunulan fikirlerin çoğunlukla tek bir bağlamda döndüğüne işaret eden Mekavi, güvenlik kısıtlamaları ve fikir sahiplerinin kanaatlerini özgürce ifade edebilecekleri yeterli alanların bulunmaması gibi hususların bu sebepler arasında olduğunu belirtti. 

Mekavi, "Benim açımdan bir okurun belirli bir yazarı okumak için evinden çıkıp gazete almasının mümkün olduğunu düşünmüyorum. Şu anda yazılarıyla kamuoyunu etkileyebilecek kimse yok. Herkes sadece kâğıt doldurmak için çalışıyor" ifadelerini kullandı. 

Mekavi, Independent Arabia ile yaptığı röportajda, Mısır'ın ulusal gazetesi el-Ahram'ın önceki dönemlerdeki içeriğinin, özellikle de köşe yazılarındaki çeşitliliğinin varlığıyla ünlenen modelini aktardı.

Şu anda kendisini farklı kılan bu çeşitliliğin olmamasından ve sunulan gazetecilik içeriğinin benzer olmasından mustarip bir halde bulunduğunu ifade ederek köşe yazılarının içerik olarak aynı hale geldiğini ve aralarında hiçbir fark kalmadığını kaydetti. 

Mısır Ulusal Basın Kurumu Başkanı Abdussadık e-Şorbaci, katıldığı bir önceki toplantıda Kültür ve Medya Komitesi'ne bildirdiği tahminlere göre, Mısır'daki ulusal basın kuruluşlarının kayıplarının geçen yılın başına kadar 9 milyar Mısır cüneyhi (291,764 milyon dolar) sınırını aştığını söyledi.

Sebep olarak üretim maliyetlerinin yüksek olması ve gelirlerinin düşmesi ile ilgili gerekçelerin gösterildiğini ifade etti. 

Eylül 2018'in başlarında, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, Basın ve Medya Düzenleme Yasası'nı ve Medya Düzenleme Yüksek Kurulu'nu çıkaran 2018 tarihli 180 sayılı kanun hükmünde kararnameyi onayladı. 

Kahire Üniversitesi'nde siyasi medya profesörü olan Safvet Alim, günümüzdeki köşe yazılarında ve makalelerde ortaya atılan siyasi fikirlerin eksikliğine atıfta bulunarak basındaki köşe yazılarının her zaman rejim ve siyasi iklimle ilgili olduğunu dile getirdi. 

Alim, eskiden Muhammed Hasaneyn Heykel, Cabir Usfur ve bunlar gibi kamuoyunu bir bütün olarak etkileyen, onlarla okuyucular arasında bir köprü oluşturan yazarlar olduğuna, ancak şu anda okuyucuları cezbeden, gazete almak istemelerini sağlayan siyasi vizyon veya fikirlerin bulunmadığına dikkat çekti. 

Kamu Seferberlik ve İstatistik Merkezi Ajansı tarafından yayınlanan resmi bir açıklamada, Mısır'da yayımlanan kamu gazetelerinin sayısının 2020'de 59 iken 2021'de yüzde 3,4 artışla 61'e ulaştığı belirtiliyor.

Ayrıca 2020 yılında 199,1 milyon olan yurt içi ve yurt dışı gazete bayiliklerine dağıtılan nüsha sayısı yüzde 26,6 artarak 2021 yılında 252,1 milyona ulaştı. 

Safvet Alim, Independent Arabia'ya, 'kamuoyunu şekillendiren ve etkileyen büyük yazarların ortaya çıkması için bireylerin önüne fikir ve düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri bir alanın verilmesi ve farklı siyasi fikirlerin de desteklenmesi gerektiğini beyan etti.

Independent Arabia, Independent Türkçe



Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
TT

Suudi deneyimi... Tarihi bir an, bir yönetim projesine dönüştüğünde

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)
Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Sosyolog ve araştırmacı Dr. Abdurrahman eş-Şukayr, Suudi devletinin kuruluş deneyimini daha önce görülmemiş bir yorum çerçevesine oturtuyor. Tarihi, birbirinden kopuk olaylar dizisi olarak değil; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ölçülebilir ve karmaşık ilişkiler tarafından yönetilen bir sistem olarak ele alıyor. Bu yaklaşımın, karmaşıklık bilimi ile ‘tarihin yasaları’ olarak da bilinen kliodinamik teorisine dayandığını belirten eş-Şukayr, devletlerin nasıl ortaya çıktığını, büyüdüğünü ve ardından seçkinlerin aşırı çoğalması nedeniyle baskı aşamasına girerek kriz ve zirve noktalarına ulaştığını; sonrasında ise istikrarı yeniden üreten bir lider figürünün ortaya çıktığını açıklıyor.

Eş-Şukayr, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu çerçeve sayesinde Diriye’nin Muhammed bin Suud öncesinde elit doygunluğa ve yapısal istikrarsızlığa ulaşmış yerel bir sistem olduğunun anlaşılabildiğini söyledi. Buna göre Muhammed bin Suud’un yükselişi, yönetim merkezini yeniden şekillendiren ve yeni bir siyasi döngü başlatan tarihsel bir yeniden ayar anı olarak yorumlanıyor.

Karmaşıklık bilimi

Eş-Şukayr, karmaşıklık biliminin; toplumlar ya da ekonomi gibi birbiriyle bağlantılı çok sayıda parçadan oluşan sistemleri incelediğini belirtti. Bu sistemlerde her küçük unsur diğerini etkilerken, yoğun etkileşim sonucunda yalnızca tek tek parçaların incelenmesiyle anlaşılamayacak yeni örüntü ve davranış biçimleri ortaya çıkıyor. Bu çerçevede karmaşıklık bilimi, zaman içinde küçük etkileşimlerin birikmesi sonucu istikrarın, kaosun ya da büyük ölçekli değişimlerin nasıl ortaya çıktığına odaklanıyor.

Devlet dönüşümünün beş yıllık döngüsü

Eş-Şukayr, devletlerin dönüşümüne ilişkin beş aşamalı döngüye de değinerek, devletlerdeki değişimlerin ölçülebilir dinamiklere tabi olduğunu ve genel eğilimlerinin öngörülebileceğini söyledi. Bu çerçevede toplumların beş aşamalı bir döngü içinde hareket ettiğini belirten eş-Şukayr, süreci şöyle açıkladı:

- Büyüme aşaması: Kaynakların genişlediği ve devletin kontrol kapasitesinin arttığı evreyi ifade ediyor. Bu süreç, nüfus artışı ve seçkinlerin çoğalmasıyla eş zamanlı ilerliyor. Aşama; tarihçilerin metinlerine ihtiyaç duyulmaksızın, nüfus ve ekonomik kaynaklara ilişkin yaklaşık veriler ve göstergeler üzerinden ölçülebiliyor ve öngörülebiliyor.

- Baskı aşaması: Kaynak bolluğunun görece azaldığı, kamu görevlerine talip olanların sayısının arttığı ve mevcut elitlerin konumlarını korumaya çalıştığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu durum, devletin herkesi bünyesinde barındırma kapasitesini aşan bir tablo ortaya çıkarıyor. Nüfus artışı, siyasi, ekonomik, bilimsel ve toplumsal elitlerin sayısını artırırken, mevcut pozisyonların sayısı yetersiz kalıyor.

- Kriz aşaması: Seçkinler arasındaki birliğin sarsıldığı ve örtük gerilimlerin açık çatışmalara dönüştüğü evreyi oluşturuyor.

- Zirve aşaması: Kriz ve istikrarsızlığın doruğa ulaştığı bu safhada ittifaklar çözülüyor, dışlamalar ve ayrışmalar hız kazanıyor.

- İstikrar aşaması: Yeni bir liderliğin ya da revize edilmiş bir yönetim sisteminin, nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi toplumun yeni ruhuna uygun biçimde yeniden düzenlemeyi başardığı dönem olarak tanımlanıyor. Bu aşamayla birlikte, önceki döngüye kıyasla daha bütünlüklü yeni bir süreç başlıyor.

Kontrol edilemeyen rekabet

Eş-Şukayr, zirve aşamasının Hicri 1139 yılına yakın dönemde belirginleştiğini belirterek, yönetici kollar arasındaki rekabetin artık kontrol edilemez bir seviyeye ulaştığını ifade etti. Bu süreçte elitler içindeki ayrışmalar hız kazanırken, bazı isimlerin kısa süreli emirlik deneyimleri yaşadığı ve sadakatlerin hızla el değiştirdiği görüldü. Bu tablo, iç dengeleri yönetme kapasitesinin çöktüğünü ortaya koydu. Bu koşullar altında siyasi sistemin sınırına dayandığını kaydeden eş-Şukayr, yönetim makamına talip olanların sayısının emirliğin iktidarı düzenleme kapasitesini aştığını vurguladı. Böylece zirve aşaması, yeniden kurucu bir liderliğin ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tam ölçekli bir yapısal çözülme anına dönüştü.

Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)Tarihsel hareketin aşamaları (Araştırmacı Abdurrahman eş-Şukayr tarafından hazırlanan illüstrasyon)

Muhammed bin Suud’un yükselişi, Diriye’de istikrar koşullarının olgunlaşmasının bir sonucu olarak gerçekleşti. Seçkinlerin aşırı çoğalması, eski yönetim sistemini sürdürülemez hale getirirken, çatışan elitlerin okuyamadığı tabloyu kavrayabilecek bir lideri gerekli kılan tarihsel bir moment ortaya çıktı. Bu çerçevede Muhammed bin Suud’un iktidarı devralması, Diriye içindeki güç dengelerinin yeniden ayarlanması anlamına geldi. Böylece yerel siyasi düzen, yapısal istikrarını yeniden tesis etme kapasitesini kazandı.

Yönetim merkezinin inşası

Muhammed bin Suud, Diriye’de yeni bir büyüme sürecinin başlangıcı olarak et-Turayf mahallesini kurarak burayı yönetim merkezi haline getirdi. Oysa daha önce Diriye emirleri Gusaybe ya da el-Mulaybid bölgelerinde ikamet ediyordu. Muhammed bin Suud, siyasi, dini ve askeri elitleri yeni devlet kurumları içinde yeniden dağıtarak, Diriye’deki iktidar yapılarını düzenleyerek, elit fazlasını azaltarak ve rekabet halindeki kollar arasındaki ilişkileri kontrol altına alarak yönetim merkezini yeniden inşa etti.

Bu yapısal düzenleme, emirliğin nüfus, kaynaklar ve elitleri tek bir çerçeve içinde yönetme kapasitesini yeniden kazanmasını sağladı. Böylece, Diriye merkezli yeni bir kuruluş döngüsünün önü açıldı ve bu süreç Diriye Emirliği olarak bilinen yapının çekirdeğini oluşturdu.

Eş-Şukayr, bu yeni okumanın Arap Yarımadası’nda devletlerin ortaya çıkışını; nüfus, kaynaklar ve seçkinler arasındaki ilişkiyi esas alan yapısal döngüler üzerinden açıklayan yeni bir araştırma ufku sunduğunu belirtti. Yerel çevrelerin farklılığına bağlı olarak denetim mekanizmalarının değiştiğini vurgulayan eş-Şukayr, yaklaşık nüfus ve mali istatistiklerin oluşturulmasının, tarihi test edilebilir ve karşılaştırılabilir bir alana dönüştürmek için zorunlu bir giriş olduğunu ifade etti. Bunun ise bölge tarihine ilişkin verilerin toplanmasını ve sınanabilir hipotezlerin geliştirilmesini gerektirdiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, parçalı anlatıların ötesine geçen, daha uzun vadeli, daha hassas ve daha bağımsız bir Arap yorum modeli inşa edilmesine katkı sağlayacağını dile getirdi.

Öte yandan, Muhammed bin Suud hakkında kaleme alınan çalışmaların analitik ve anlatısal boyutunun sınırlı kaldığına dikkat çekildi. Kurucu eylemin mantığını açıklayan kapsamlı bir tarihsel biyografinin bulunmadığı, tarih kayıtlarının ise kuruluş öncesi ve kuruluş sırasındaki gelişmeleri yeterince aydınlatmadığı belirtildi. Bu boşluğun, Muhammed bin Suud’un hayatını olayların iç yapısından hareketle yeniden kurgulamayı gerektiren bir araştırma hattını zorunlu kıldığı ifade edildi. Kararların, ittifakların ve çatışmaların; yönetim tasavvurunu ve devletin koşullarını ortaya koyan anlamlı bir sistem olarak okunmasıyla, gerçekliğin hareketinden süzülen bir tarihsel biyografi ve siyasi projenin seyrine ilişkin bütünlüklü bir yorum üretilebileceği vurgulandı.


Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
TT

Pezeşkiyan: İran, küresel güçlerin baskısına boyun eğmeyecek

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD ile nükleer görüşmeler sürerken dünya güçlerinin baskısına "boyun eğmeyeceğini" söyledi.

Reuters'ın haberine göre Pezeşkiyan televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Dünya güçleri bizi boyun eğmeye zorlamak için sıraya giriyor... ama bize yarattıkları tüm sorunlara rağmen başımızı eğmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran'a iki taraf arasındaki devam eden müzakerelerde "anlamlı bir anlaşmaya" varması için 15 günlük bir ültimatom verdi, aksi takdirde "kötü sonuçlarla" karşılaşacakları uyarısında bulundu. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını yineledi.

ABD'nin bölgedeki askeri yığılması devam ederken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD müttefiki olan ülkesinin Tahran'ın herhangi bir saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği konusunda uyardı.

ABD ve İran, Umman'ın arabuluculuğuyla 6 Şubat'ta dolaylı görüşmelere yeniden başladı. Salı günü Cenevre'de ikinci tur görüşmeleri gerçekleştirdikten sonra müzakerelere devam etme niyetlerini açıkladılar.

İran çarşamba günü bu müzakereleri ilerletmek için bir taslak çerçeve hazırladığını açıklarken, ABD, Tahran'a saldırmak için "birden fazla neden" olduğunu belirterek uyarı tonunu korudu.

Trump, “Yıllar içinde İran'la uygulanabilir bir anlaşmaya varmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Uygulanabilir bir anlaşmaya varmalıyız, yoksa kötü şeyler olacak” dedi.

Şöyle devam etti: “Bir adım daha ileri gitmemiz gerekebilir, gitmeyebiliriz veya bir anlaşmaya varabiliriz. Bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz.” Daha sonra Trump, gazetecilere sürenin “10-15 gün” olduğunu söyledi.


Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
TT

Trump küresel gümrük vergilerini %10'dan %15'e çıkardı

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)
ABD Başkanı Donald Trump dün, Yüksek Mahkeme'nin gümrük vergilerini askıya alma kararıyla ilgili olarak medyaya açıklamalarda bulundu, (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump bugün, ithalata uygulanan geçici küresel gümrük vergilerini yüzde 15'e çıkardığını duyurdu.

Bu karar, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Trump'ın Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası kapsamında uyguladığı gümrük vergilerini reddetmesinin ardından geldi.