Irak eski Başbakanı İyad Allavi’den Şarku’l Avsat’a özel açıklama: Saddam beni öldürtmeye çalıştı ama ben onu ABD askerleri arasında tutuklu halde görmeyi reddettim

Irak’ın eski Başbakanı İyad Allavi Şarku'l Avsat'a Baas Partisi ile olan yolculuğunu, Saddam’ı ve işgal sonrası Irak’ı anlattı (1)

Irak eski Başbakanı İyad Allavi’den Şarku’l Avsat’a özel açıklama: Saddam beni öldürtmeye çalıştı ama ben onu ABD askerleri arasında tutuklu halde görmeyi reddettim
TT

Irak eski Başbakanı İyad Allavi’den Şarku’l Avsat’a özel açıklama: Saddam beni öldürtmeye çalıştı ama ben onu ABD askerleri arasında tutuklu halde görmeyi reddettim

Irak eski Başbakanı İyad Allavi’den Şarku’l Avsat’a özel açıklama: Saddam beni öldürtmeye çalıştı ama ben onu ABD askerleri arasında tutuklu halde görmeyi reddettim

Saddam Hüseyin'in boynuna ilmeğin geçirildiği 30 Aralık 2006 tarihinden bugüne uzun bir zaman geçmiş olmasına rağmen Saddam Hüseyin meselesine yaklaşmak hala oldukça zor. Saddam’ın ister sarayda otursun ister mezarda yatsın bir provokatör olduğu gerçeği değişmiyor. Kurbanları ve düşmanları çok olsa da destekçilerinin sayısı da az değil. Irak'ta zaman, yaralara merhem olmak bir yana bir de üstüne tuz basıyor. Saddam'ın adaletsiz uygulamalarının bedelini ödeyenlerin, Saddam’ın ABD’nin Irak’ı işgaline karşı direnişe liderlik ettiğini ve kamu parasıyla ilişkilerinde dürüst olduğunu okumaları kolay olmasa gerek. Saddam’ın destekçileri, onun çizdiği imajın, ülkesini ve bölgesini kana bulayan zalim hükümdar el-Battaş'tan farklı olmadığını kabul etmekte zorlanıyor olmalılar. Ama gazeteciliğin en keyifli anı, bazı bölgelere ve bu bölgelerin sakinlerinin kaderine damgasını vuran zalimlerin geriye bıraktığı korlara ve bazı dönemlerin közlerine yaklaşmaktır.

Bundan birkaç ay önce bir Arap ülkesinin başkentinde bir Iraklıyla tanıştım. Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’le ‘iş ilişkisi ve sevgi bağı’ olduğunu ve bu sebeple yüzlerce kez görüştüklerini söyledi. Can güvenliği nedeniyle kimliğini açıklamak istemediğinden dolayı özür diledi. Ancak benim dikkatimi en çok çekense rejimin düşmesinden sonra da Saddam Hüseyin ile iki kez görüştüğünü söylemesiydi. Bu görüşmelerden ilkini, rejimin düşmesinden iki gün sonra 11 Nisan 2003'te Felluce eteklerinde, ikincisi ise 19 Temmuz 2003’te ABD ordusunun kontrolündeki Bağdat'ta gerçekleştiğini açıkladı.

zxs
Eski Irak Başbakanı İyad Allavi, Şarku’l Avsat Genel Yayın Yönetmeni Gassan Şerbil’e röportaj verdi (Şarku’l Avsat)

Saddam'ın bir Amerikan zırhlı aracının heykelini düşürdüğü sırada Firdevs Meydanı yakınlarında olduğunu anlatan Iraklı, Saddam'ın aynı günün gecesi, yakınlardaki gizli bir karargahtan, ABD’ye karşı ilk ‘direniş’ hareketine liderlik ettiğinden bahsetti. Iraklının anlattıklarına göre Saddam, Bağdat’ın Azamiye semtinde bulunan Ebu Hanife en-Numan Camisi çevresinde konuşlu ABD güçlerinin mevzilerini hedef alan saldırıya neredeyse bizzat katılmak üzereydi, ancak dostları, kendisini tehlikeye atmasından çekindikleri için onu engellediler. Saddam'ın daha sonra Bağdat'tan Hit'e, oradan da Felluce'ye geçtiği aktaran Iraklı, Saddam’ın oğlu Kusay'ın da aralarında bulunduğu bir grup isimle güvenlik toplantısı yaptığını ve toplantı sırasında ABD ordusuna ‘Irak’a girmekle hata yaptıklarını anlamaları için’ pusu kurulmasını istediğini anlattı.

Iraklı, Saddam'ın ertesi gün Bağdat'a geri dönüp Dora bölgesindeki bir karargâhta cumhurbaşkanlığı muhasebecileriyle görüşerek onlardan 1 milyon 250 bin dolar aldığını ve karşılığında ‘ABD işgaline karşı direniş faaliyetlerinde bulunmak için bu parayı aldığına ve mümkün olan en kısa zamanda geri ödeyeceğine’ dair bir belge imzaladığını aktardı. Iraklı, Saddam'ın Bağdat’ta temmuz ayındaki toplantıda ‘Irak'ın düşmesi, İran'ın nüfuzunun Fas'a kadar yayılması demektir’ uyarısında bulunduğunu da sözlerine ekledi.

x c
2003 yılında Bağdat'taki Firdevs Meydanı’ndaki Saddam heykeli böyle devrilmişti (AFP)

Usta gazeteciler bize hikayeleri bir takım gerekli çekincelerle ele almayı ve daha fazlasını araştırmayı öğrettiler. Saddam'ın sarayında çalışan bir kişiyle de tanışıp ona izlenimlerini sordum. Bu kişi, Kuveyt’in işgali kararını, Irak’ın belini kıran saman çöpü olduğunu söyleyerek eleştirdi. Buna karşın basının yurtdışındaki gizli hesaplarda milyarlarca dolar biriktirdiğini iddia ettiği Saddam’ın dürüstlüğüne dikkati çekme konusunda son derece gayretliydi. Asıl yolsuzluğun rejimin yıkılmasından sonra başladığını ve yetkililerce yaklaşık 500 milyar doların yok edildiğini söyleyen Saddam'la aynı sarayda yaşayan adam, “Onun zalim ya da aşırı derecede gaddar olduğunu söyleyebilirsiniz ama kamunun parasına el uzatmayı bir tür vatana ihanet olarak görüyordu” ifadelerini kullandı. Öte yandan Saddam'ın ABD’nin Irak’ı işgaline karşı direnişin bir bölümüne liderlik ettiğini söylemeyi de ihmal etmedi.

Saddam ne pişman ne de kırgındı

Saddam, ABD askerleri tarafından atıldığı hapishanede çürüyordu. ABD’liler Iraklı bazı siyasilere Bağdat’ın eski efendisini ziyaret edebileceklerini ve onu hapishanede görebileceklerini bildirdiler. Saddam, bir gün aralarında Adnan Paçacı, Adil Abdulmehdi, Hoşyar Zebari, Ahmed Çelebi ve daha sonra idamını denetleyecek olan Muvaffak er-Rubai’nin aralarında bulunduğu bazı muhaliflerinin ve düşmanlarının kendisini ziyaret etmesi karşısında şaşkınlığını gizleyemedi. Çelebi ile bir görüşmemizde bana hapishaneye gittiğinde hayal bile edilemeyecek şeyler gördüğünü ve ABD’nin askeri müdahalesi olmasaydı bunları görmesinin imkansız olacağını söylemişti. Ayrıca Saddam'ın ne pişman ne de kırgın göründüğünü de sözlerine ekledi. Çelebi, Rubai’nin Saddam’la konuşurken sert sözler sarf ettiğini, Saddam’ın da Rubai’ye sert ve aşağılayıcı sözlerle karşılık verdiğini aktardı.

s
Saddam Hüseyin duruşması sırasında (Getty Images)

Önce Irak Yönetim Konseyi (Irak Hükümet Konseyi) üyesi ve daha sonra ise başbakan olan İyad Allavi de modern Irak tarihinin en büyük esir kampını ziyaret etme fırsatı vardı. Yaralı olarak kurtulduğu suikast girişiminin emrini veren kişiyi aşağılayabilir, hakaret dolu bir bakış atabilirdi. Ama o yapmadı. İki kişi böyle bir ziyarette bulunmayı reddetti. Allavi, Saddam’ı hapishanede ziyaret etmeyi istemediğini çünkü düşmanın acısına gülmenin geleneklerinde olmadığını, özellikle de düşmanınız size karşılık veremeyecek bir konumdayken bunu yapmaktan kaçındığını söyledi. Allavi, o sıra Saddam’ın ülkeye ve şahsi olarak kendisine yaptıklarına rağmen halen Irak’ın cumhurbaşkanı olduğunu ve bir Irak liderinin ABD’liler tarafından bir hapishanesinde esir tutulduğunu görmek istemediğini belirtti. Ayrıca yeni Irak'ı intikam temelleri üzerine değil, adalet temelleri üzerine inşa etmeyi istediklerini söyleyen Allavi, Saddam'ı hapishanede görmeyi reddeden ikinci kişinin ise Saddam’a karşı uzun süre silahlı isyan yürüten aşiretinden, halkından ve yakın ailesinden binlerce kişiyi feda eden Mesud Barzani olduğunu ifade etti. Barzani, daha önce Şarku'l Avsat'a verdiği röportajda, Saddam'ı hapishanede görmeye gitmediğini, çünkü ‘düşmanın acısına gülmenin erkeklerin doğasında olmadığını’ söylemişti.

Allavi’nin de aralarında bulunduğu bazı Iraklı siyasetçiler, Saddam'ı bir Kurban Bayramı sabahı idam edilmesini onun idam sırasında istediği kibirli duruşu sergilemesine izin veren hata olduğunu söyledi. Saddam, ipin boynuna geçirilmesinden hemen önce Rubai'ye bakarak ona, “Bu ip adam olanlar içindir” dedi ve bu sözü iki kez tekrarladı. Saddam, mahkemenin hakkında aldığı idam kararını ‘Fars-i Mecusilere ölüm’, ‘İsrail'e ölüm’ gibi sloganlar atarak karşılamıştı.

Allavi, Saddam'ın yargılanması ve gerekli cezanın verilmesinden yanaydı. Bundan sonrasını onun ağzından dinleyelim:

Saddam'ın idam edildiği gün büyük bir elem hissettim. ABD’lilere, Irak'ı yönettiği uzun yıllar boyunca Irak'ın başından geçenleri anlatabilmesi için Saddam’la diyalog kurmalarını önermiştim. Iraklıların, neler olduğunu bizzat onun ağzından öğrenmelerini istedim. İran'la neden savaştı ve savaş hangi koşullarda patlak verdi? Kuveyt'i neden işgal etti ve işgal kararı nasıl alındı? Neden çok sayıda hem muhalif vatandaşı ve Baasçıyı idam ettirdi? Neden Kürtlere karşı korkunç saldırılar düzenledi? Neden yurtdışındaki muhaliflerine suikastlar düzenledi ya da benimde aralarında olduğum kişilere suikast girişimlerinde bulundu? Tüm bu sorulara yanıt vermesini ve anlatmasını istedim. Bunları anlatması yargılamasına engel olmazdı. Bunları anlatması gerçekleri ortaya çıkarabilir, sorumlulukları ortaya koyabilir ve Saddam'a hayran olanları onun yaptıklarının sonuçları hakkında düşünmeye itebilirdi. Fakat ne yazık ki bu olmadı. İnfazın zamanlaması da Iraklıların ona duyduğu sempatiye katkıda bulundu. Bir bayram sabahı mı idam edilmesi gerekiyordu? Bunun yapılmasıyla defalarca kez uyarıda bulunduğumuz infaz görüntülerine bir anlatı daha eklenmiş oldu. ‘Baasçıları temizleme’ olarak adlandırdıkları sürecin yargı tarafından ele alınmasını, hesabın görülmesini, insanları dışlamanın ya da ötekileştirmenin siyasi bir araca dönüştürülmemesini istedik. Maalesef tavsiyelerimiz dikkate alınmadı. Bu sorunlar insanların bir kısmının Saddam’a sempati duymasına neden olduğu inkar edilemez. Ellerine kan bulaşanların cezalandırılması anlaşılabilir bir durum, ama insanları bir fikri savundukları için cezalandıramazsınız.

Ordunun lağvedilmesi ve Baasın köklerinden sökülmesi

Allavi ile birlikte en az bir önceki kadar hassas bir başka konuya geçtik. Saddam Hüseyin’in, rejiminin düşürülmesinden ve ABD askerlerinin onu tutuklamalarına kadarki süreçte yaptıkları hiç bitmeyen bir tartışma konusu. Direnmeyi seçtiği, direnişçi grupları örgütlediği ve onlara ABD’lilere pusu kurmak gibi çeşitli görevler verdiği yönünde basında çıkan haberlerin doğruluk payı var mı? Saddam’ın düşmanlarından bazıları ona inanmama eğiliminde olduklarından direnişçi yönüyle bilinmesini istemeyebilirler. Böylece geriye sadece bir savaş çığırtkanı, bir katliamcı, bir baskıcı imajı kalıyor. Kendime şu soruyu sordum: Irak rejiminin baltasının izlerini halen vücudunda taşıyan İyad Allavi gibi bir adam, bu soruya yanıt verirken objektif olabilir mi ve Saddam’ın sadece ABD ordusunun kontrolündeki Bağdat'ı terk etmek zorunda kalınca güvenli sığınak arayan bir kaçak olmadığını kabul edebilir mi?

Allavi'ye direniş hareketini ve terörü sordum. O da şunları anlattı:

Irak ordusunun lağvedilmesi, Irak devletinin dağıtılması ve Baasçıları temizleme adımları binlerce askeri personeli, çalışanı ve Baas partizanını bilinmeyene sürükledi. Terör ve teröristlerin direnişi örtbas etmeye çalıştığı ve Usame bin Ladin, Eymen ez-Zevahiri ve Ebu Musab ez-Zerkavi liderliğindeki El Kaide'nin Irak toplumunda bölünmelere yol açmayı hedefledikleri biliniyor. Cinayetlerle, bombardımanlarla, suikastlarla, bazen Şiilere, bazen de Sünnilere suçlamalarda bulunarak mezhepçiliği körüklemekten başka bir şey yapmadılar. Kaosa dayalı bir ortamda faaliyet göstermek ve çevreyi terörizme uygun bir ortama dönüştürmek terörizmin misyonudur. Dolayısıyla terörü dışlayan bir ortamdan ziyade terörün kaynağı haline geldi. Böylece teröristler meşru hale gelmek ve terörlerini direniş olarak göstermek için işgale karşı direnişe sözde bir bağlılık gösterdiler.

Terörizm, Baasçıları saflarına katarak değil, en az beş milyon Baasçıyı ve ailelerinin tecrit edilmesi, siyaset sahnesinden uzaklaştırılmaları ve meslek hayatlarından koparılmaları, geçim kaynaklarının kesilmesiyle Baas'ın tasfiyesinden büyük fayda sağladı. Aynı şekilde terör de güvenlik teşkilatlarının ve Irak ordusunun dağılmasından istifade etti. Tüm bunlar ABD işgalinin, Irak'ta zehrini yaymak için uygun ortamı bulan ve toplumsal dokusunu yok etmeye çalışan terörizme verdiği armağanlardı.

Direniş faaliyetleri ve terör eylemleri artarken Irak’ta kan gövdeyi götürüyordu. Bu yüzden başbakan olarak atanmadan önce Irak Yönetim Konseyi Başkanı olduğum dönemde direniş safında yer alan bazı kişilerle tanışmaya karar verdim. Bu talebimi, bazı arkadaşlarım aracılığıyla kendilerine ilettim. Görüştüğüm kişilerin bir kısmı da Felluce'nin önde gelen şerefli insanlarıydı. Terör eyleminin direniş bayrağı altında meşrulaştırılmaması için onlardan direnişin her türlü faaliyetini durdurmalarını istedim. Konuyu köklü ilişkilerin ve bağlantılarım olan Felluceli kardeşlerimle konuştum. Ne demek istediğimi anladılar ve bana Zerkavi'nin Felluce'de ve Irak'ın diğer bazı bölgelerinde kapsamlı yapılar ve tüneller inşa ettiğini ve iletişim ağları kurduğunu söylediler. Ayrıca bana Enbar ve Felluce sakinlerinin işgalden büyük zarar gördüklerini, ordunun ve güvenlik teşkilatlarının lağvedilmesinin ardından yüzbinlerce kişinin ya yerlerinden edildiğini ya da askeriyeden terhis olduklarını belirttiler.

Bunu Irak Yönetim Konseyi Başkanlığı'na ve ABD’li ve İngiliz işgalci yetkililere de anlattım ama ne yazık ki hiçbir yanıt alamadım. Tasfiyeler kanunlar ve yargı yoluyla değil, siyasileştirilerek ve rastgele bir şekilde yürütüldüğünden sonuçları ülkeye büyük zarar verdi. Bu durum çok yüksek, yetkin ve profesyonel bir insan yüzdesinin siyasi süreç ve otorite çerçevesi dışında kalmasına, reddedilmesine, ötekileştirilmesine ve cezalandırılmasına yol açtı. Bunun sonucunda siyasi süreç büyük ölçüde zayıfladı. Bu süreçten en çok, büyük bölümü yurtdışında olan Saddam liderliğindeki rejimin muhalifleri etkilendi.”

Saddam’ın tutuklanışı

Allavi, Saddam'ı ve özellikle de direnişle olan ilişkisini tekrar sorduğumda sözlerini şöyle sürdürdü:

Saddam Hüseyin'in tutuklandığı haberini duyduğumda Londra’daydım. Haber karşısında şaşırmadım. Kaçacak biri değil, yüzleşecek biriydi ve direniş hareketine liderlik ediyordu. Size Ebu Gureyb’in bahçesinde direniş safında yer alan bazı kişilerle görüştüğümü söylemiştim. Onlardan bazılarına: “Önde gelen aşiretlerden yüksek rütbeli subayken Zerkavi'nin eline düştüğünüz için size yazıklar olsun. Neden işlerinizi Zerkavi'ye teslim edip terörist oldunuz?” dedim. Onlar da bana “Biz terörist değiliz, Amerikalılara karşı direniyoruz” dediler. Bunun üzerine onlara “Biz size Amerikalıların yanındayız demiyoruz, ben Irak'a Amerikalılarla birlikte değil, Enbarlı aşiretlerle birlikte girdim. Bir Amerikan tankına ya da Amerikan savaş uçağına binmedim. Biz savaşa ve işgale karşıyız. Bu konudaki tavrımız net” diye konuştum. Aslında hepsi Saddam'ı severdi. Ciddi bir sevgiyle işgale karşı direndiler, hatta Saddam’ı hala seviyorlar. Bana Saddam'ın yaptığı bunca şeye rağmen nasıl oluyor da bazı çevrelerce halen sevilebiliyor diye soruyorsunuz. Bu sevginin temel nedeni, şu anki mevcut yöneticilerin kötü davranışlarından başka bir şey değil. Saddam hakkındaki idam kararının uygulanma şeklini, işgale karşı duyulan hisleri anlattım. Buna bir de sonradan ortaya çıkan Sünni-Şii hassasiyetini de ekleyebiliriz.

Allavi’ye Saddam’ın halkın parasıyla ilgili tutumunun sorulması gerekiyordu. (Irak’ta 1958 yılında askeri bir darbeyle yönetimi ele geçiren) Abdulkerim Kasım’ın Bağdat'ta fakirlik içinde öldüğü ve bir evinin dahi olmadığı yönünde duyduklarım, bu soruyu sormayı daha çok istememe yol açtı. Kasım’ın hem yol arkadaşı hem de düşmanı olan Abdusselam Arif, hiçbir zaman yolsuzlukla suçlanmadı. Aynı durum, varisi ve kardeşi Abdurrahman Arif için de geçerliydi. Peki Saddam, para ve mülk konusunda tutkulu biri miydi?

ABD’nin Irak’ı işgalinden önce uluslararası ve Arap basınında Saddam'ın sahip olduğu inanılmaz servet hakkında çok şey yazıldı, çizildi. Takma adlarla uzak ülkelerdeki bankalara milyarlarca dolar yatırdığından bahsediliyordu. Saraylarında külçe külçe altının yanı sıra büyük miktarda para da sakladığı söyleniyordu. Bu algı, tüm dünyada ne hükümetin konuşmaya ne de Temsilciler Meclisi’nin işaret parmağını kaldırmaya cesaret edebildiği, ülkede son sözün sahibinin Saddam olduğu düşüncesini daha da arttı. Oğlu Uday’ın biriktirdiği servet de haberlere konu oluyordu. Pek çok kişi, Saddam'ın saraylarına ve konutlarına baskın düzenleyen ABD askerlerinin bu dudak uçuklatan serveti ortaya çıkarmayı başaracaklarını umuyordu. Fakat böyle bir şey olmadı. Irak'ın zenginliğini ülkedeki çatışmalarda ve diğer ülkelerle girilen savaşlarda çarçur eden Saddam’ın, geniş araziler satın aldığı ya da bu arazilere el koyduğu düşünülüyordu. Irak muhalefet kanadının iktidara geldikten sonra Saddam'ın mali hesaplarını açmaya çalışması gayet doğal bir davranıştı.

Allavi’ye Saddam’ın halkın parasına karşı tutumunun ne olduğunu sordum, o da şöyle cevap verdi:

Saddam Hüseyin'in devrilmesinden sonra soruşturmalar başlattık, ancak (mali konularda) aleyhine hiçbir şeye rastlayamadık. Adına kayıtlı hiçbir mülk bulamadık. Her şey Irak hükümeti, Dışişleri Bakanlığı ve Devrim Komuta Konseyi adına kayıtlıydı.

Allavi’ye ‘Saddam’ın şahsına ait hiçbir mal bulamadınız mı?’ diye sordum. O da “Hayır hiçbir şey bulamadık. Özel uçağı bile Irak istihbarat teşkilatına ait bir şirkete kayıtlıydı. Uzun mesafelere uçabilen özel bir uçaktan bahsediyorum” yanıtını verdi.

Saddam’ın üzerine kayıtlı herhangi bir gayrimenkul olup olmadığı sorusunu tekrarladığımda, “Adına kayıtlı hiçbir şey bulamadık” yanıtını verdi. Bunun Saddam’ın parayı sevmediği anlamına gelip gelmediğini sorduğumda ise Allavi, “Parayı sevmiyordu ve zenginlik arayışında değildi. O güç, nüfuz ve iktidar istiyordu. O Saddam’dı. Parayla ya da haramla işi yoktu. Bunlarla ilgilenmedi. Saddam muhafazakar bir insandı. Çok muhafazakardı. Onunla, tanışmamın ilk zamanlarından Irak'tan ayrıldığım zamana kadar  güçlü bir ilişkim oldu. Düşünün, annemin ölüm haberini bizzat kendisi açıklamakta ısrar etti” yanıtını verdi.

İyad Allavi kimdir?

İyad Haşim Hüseyin Allavi, 30 Mayıs 1944'te Bağdat'ta doğdu. Henüz 14 yaşındayken Baas Partisi'ne katıldı. 1970 yılında Bağdat Tıp Fakültesi'nden mezun olan Allavi, daha sonra İngiltere'de ihtisas yaptı. 1980 yılında bir süreliğine Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde çalıştı. 1981-2003 yılları arasında ticaret yaptı ve serbest alanlarda çalıştı. 1975 yılında Irak'ta iktidardaki rejime muhalif bir siyasi örgüt kurdu.

xscdf
İyad Allavi (EPA)

Örgüt daha sonra ‘Irak Ulusal Mutabakat Hareketi’ adını aldı. 1978 yılında suikast girişimine uğradı. Yaralı olarak kurtulan Allavi, bir dizi ameliyat geçirdi. 2003 yılında Bağdat'a geri döndü. 2003 yılında kurulan Irak Yönetim Konseyi üyesi oldu ve ardından başkanlığına seçildi. Daha sonra Irak Yönetim Konseyi tarafından oybirliğiyle Saddam Hüseyin rejiminin yıkılmasının ardından yeni dönemde Irak'ın yasama ve yürütme yetkilerine tamamen sahip ilk başbakanı olarak seçildi. Allavi, 2004 yılı haziran ayından 2005 yılı mayıs ayına kadar başbakanlık görevini yürüttü. Dr. Sena Hamid el-Hasuna ile evli olan Allavi’nin Sara, Nejat ve Hamza adlarında 3 çocuğu var.

Kaddafi, Ali Abdullah Salih ve Saddam'ın ipi

Ortadoğu halkı, bir yanda Bağdat'ta Amerikan tankları gezerken diğer yanda Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin'in darağacına çıkarılmasını şaşkın gözlerle izledi. Saddam’ın idam sehpasındaki görüntüleri, iki farklı ekolden gelen ve iki farklı tarza sahip olan iki lideri daha çok etkiledi.

xs
Saddam’ın darağacına çıkarıldığı an (AFP)

Yemen’in eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, konuk ettiği gazetecinin önünde, ABD’nin başka ülkelerin liderlerini idama kadar yargılama hakkı bulması karşısında duyduğu şaşkınlığı gizlemezken, ülkeleri ve onların sembol isimlerini o ülkelerin halklarının iradesine bırakmak yerine tarihe yön verme hakkını kendinde bulmasını kınadı. Gelecekte olacaklara hazırlanmak anlamına gelen ‘Komşunuz tıraş olduğunda siz de sakalınızı ıslatmalısınız’ sözünü dile getirmekten çekinmedi. ABD’li berberin tıraş deneyimini başka ülkelerde de hayata geçirebileceğini hissediyordu. Ama yanlış hesap yapmıştı. Asıl öldürücü darbe, ‘Büyük Şeytanı’ lanetleyenlere bağlı olanlardan gelecekti.

rgt
Ali Abdullah Salih (AP)

Diğer lider ise Muammer Kaddafi'ydi. ABD savaş uçaklarının 1986 yılında evini başına yıkması onu korkutmuş, ABD’nin cübbesini ateşe verme girişimlerinin artık kolay olmadığını anlamıştı. Bu, onun imparatorluğu için unutulmaz bir ders olmuş, ABD'yi artık her yere uzanan katı bir el olarak görmeye başlamıştı. Kaddafi, Saddam'ın idamını izlediğinde korkudan paniğe kapıldı.

Arap Birliği’nin Şam'daki zirvesine katılan liderlere hitaben yaptığı konuşmada korkularını dile getiren Kaddafi, “Yarın asılma sırası size gelecek ve imtihan edileceksiniz. ABD’nin kendisine düşman olan bir rejimi kökünden söküp atabileceğini biliyorum” ifadelerini kullandı.

Kaddafi’nin gölgesi olarak görülen eski protokol müdürü Nuri el-Mismari'ye, Kaddafi'nin Saddam'dan nefret edip etmediğini sorduğumda bana, “Garip bir şekilde ondan nefret ediyordu. Ona hakaret etti. Onu aptal olarak nitelendirdi. Onun önemsiz ve pervasız biri olduğunu söyledi. Saddam kibirli davranışlar sergilediğinden böyle olabilir. Öte yandan Saddam, Kaddafi'nin lider rolünü kabul etmeye istekli değildi. Kaddafi de Saddam'ın Irak'taki muhaliflerini destekledi. Saddam ise buna Çad'daki Kaddafi muhaliflerini destekleyerek karşılık verdi. İki adam arasında büyük bir düşmanlık güdülüyordu” yanıtını verdi.

zxsd
Muammer Kaddafi, Libyalı muhalifler tarafından ‘NATO’nun dokunuşuyla’ öldürüldü (Getty Images)

Mismari, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kaddafi, ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgalinden önce Saddam'ın gönderdiği bir temsilciyi kabul etmişti. Saddam’ın temsilcisine işlerin iyiye gideceğine inanmadığını söyledi. Eğer Irak'ı savaş belasından kurtaracaksa, Saddam’ı Libya’da ağırlamak istediğini ifade etti. Saddam'ın Libya'ya gelmek istememesi halinde başka bir yer de seçebileceğini belirtti. Elbette Saddam'ın ayrılmaya niyeti yoktu. Saddam’ın muhaliflerini destekleyen ve İran-Irak savaşı sırasında İran’a silah sağlayan Libya'ya gelip orada yaşamayı kabul edeceğini hayal etmek dahi mümkün değildi. Saddam’ın temsilcisi, savaşa hazır olduklarını ve moralin yüksek olduğunu vurguladı ama Kaddafi buna ikna olmadı.”

Aynı soruyu Kaddafi rejiminin bir zamanlar iki numaralı ismi olarak bilinen Abdusselam Callud'a da sordum.

Callud, şunları söyledi:

Sonuçta aynı zalim zihniyete sahip olsalar da aralarında ilişki kurmak çok zordu. Karakterleri, aralarında bir ilişkinin kurulmasını zorlaştırıyordu. Gerçek şu ki Kaddafi, Saddam'ı başından beri sevmemişti. Davranışlarını çirkin buluyordu. Saddam'ın Irak'a, zalimin (Kaddafi) Libya'ya yaptıklarına bak.

Callud’a bir yazar gözüyle anlatmayı isteyip istemediğini sorduğumda ise “İkisini birbiriyle kıyaslamanı bir yolu yok. Kaddafi, Saddam'dan daha çok okuyordu ama her ikisi de zalimdi. Kaddafi birinci sınıf bir zalimdi. Libyalılara zorla ikiyüzlü olmayı öğretti. Libyalılar açtı ama Allah'a şükür çok güçlüyüz diyorlardı” yanıtını verdi.

Değişim günleri ne kadar zor geçiyor. Bir zamanlar bir liderken, arkadaşınız arkanızdan size ‘zalim’ diyor.

Kaddafi'nin boynuna bir ip geçirilmedi ama daha kötüsünü yaşadı. Kaddafi’ye ölümcül darbeyi Libyalılar indirdi ama NATO’nun Kaddafi rejiminin düşürülmesindeki rolünü de unutmadık.



لافروف: روسيا ستحقق أهدافها في أوكرانيا «مهما كانت الظروف»

وزير الخارجية الروسي سيرغي لافروف يلقي كلمة أمام الجمعية العامة للأمم المتحدة في نيويورك (رويترز)
وزير الخارجية الروسي سيرغي لافروف يلقي كلمة أمام الجمعية العامة للأمم المتحدة في نيويورك (رويترز)
TT

لافروف: روسيا ستحقق أهدافها في أوكرانيا «مهما كانت الظروف»

وزير الخارجية الروسي سيرغي لافروف يلقي كلمة أمام الجمعية العامة للأمم المتحدة في نيويورك (رويترز)
وزير الخارجية الروسي سيرغي لافروف يلقي كلمة أمام الجمعية العامة للأمم المتحدة في نيويورك (رويترز)

شدد وزير الخارجية الروسي سيرغي لافروف، السبت، في الأمم المتحدة، على أن موسكو ستحقق أهدافها العسكرية في أوكرانيا «مهما كانت الظروف».

وقال لافروف من على منبر الجمعية العامة للأمم المتحدة: «سيتم تحقيق أهداف العملية العسكرية الخاصة، والقضاء على التهديد الذي يواجه الأمن الروسي، مع عودة الحياة الهادئة. وسيحدث ذلك مهما كانت الظروف».

واتهم وزير الخارجية الروسي الدول الأوروبية، السبت، بأنها «تبذل كل ما في وسعها» لعرقلة المفاوضات الرامية إلى إنهاء النزاع بين موسكو وكييف.

وقال: «تبذل أوروبا كل ما في وسعها لعرقلة محادثات السلام التي ترعاها إدارة (الرئيس الأميركي دونالد) ترمب».

وزير الخارجية الروسي سيرغي لافروف يتحدث أمام الجمعية العامة للأمم المتحدة في 23 سبتمبر 2023 (رويترز)

كما دعا لافروف الولايات المتحدة إلى رفع «الحصار» المفروض على كوبا، وكذلك القيود المفروضة على التجارة مع أكبر جزيرة في منطقة البحر الكاريبي.

وقال لافروف إن على الولايات المتحدة رفع اسم كوبا من قائمة الدول الراعية للإرهاب.

وشنت الولايات المتحدة حملة ضغوط على كوبا أدت إلى حد كبير إلى منع وصول النفط إلى الجزيرة، مما تسبب في انقطاع الكهرباء على نطاق واسع.


البابا ليو يحشد 700 ألف شخص في قلب باريس

حشود مجتمعة في جادة الشانزليزيه لاستقبال البابا ليو الرابع عشر يوم 26 سبتمبر (رويترز)
حشود مجتمعة في جادة الشانزليزيه لاستقبال البابا ليو الرابع عشر يوم 26 سبتمبر (رويترز)
TT

البابا ليو يحشد 700 ألف شخص في قلب باريس

حشود مجتمعة في جادة الشانزليزيه لاستقبال البابا ليو الرابع عشر يوم 26 سبتمبر (رويترز)
حشود مجتمعة في جادة الشانزليزيه لاستقبال البابا ليو الرابع عشر يوم 26 سبتمبر (رويترز)

عبَر البابا ليو الرابع عشر جادة الشانزليزيه، السبت، على وقع هتافات حشود غفيرة، قبل أن يترأس قداساً ضخماً هو أبرز فعاليات اليوم الثاني من زيارته لفرنسا. وعلى متن سيارته «بابا موبيلي»، حيَّا الحبر الأعظم مبتسماً الأطفال ورحَّب بحشود المصلِّين الذين وصل كثير منهم قبل ساعات لرؤيته وهو يتَّجه نحو ساحة الكونكورد؛ حيث أُقيم مذبح أبيض يعلوه صليب بارتفاع عدة أمتار.

وبدأ القداس بُعَيد الساعة الثالثة عصراً بالتوقيت المحلي، مع اصطفاف نحو 700 ألف شخص -حسب الفاتيكان- على امتداد أكثر من كيلومترين وصولاً إلى شارع الجيش الكبير، خلف قوس النصر؛ حيث أمكنهم متابعة القداس الذي استمر ساعة ونصف ساعة عبر شاشات عملاقة.

وقالت ماري هيلين، التي قدمت من ضواحي باريس: «قد لا أرى شيئاً، ولكن لا يهم، المهم هو وجودنا بهذا العدد الكبير، ومشاركتنا في القداس».

شعبية واسعة

وفي ساحة الكونكورد؛ حيث كان الواصلون ينتظرون بصبر ويتناولون طعامهم، صرَّحت فيرجيني كورتو الآتية من نانتير مع عائلتها، والبالغة 51 عاماً، لـ«وكالة الصحافة الفرنسية»، بأن «البابا هو النجم!». وأضافت: «إنه يخاطب جمهوراً يتجاوز الديانة الكاثوليكية، إنه البابا الذي نحتاج إليه في هذا العصر، البابا الذي يُضفي عمقاً وتأملاً».

وفي الشوارع المجاورة للشانزليزيه، ومع إغلاق عشرات محطات المترو، حملت عشرات الحافلات المصلِّين من مناطق عدة طوال الصباح، وغالباً ما كانت مجهزة بمقاعد قابلة للطي، استعداداً لانتظار وصول البابا.

حشود مجتمعة في جادة الشانزليزيه لاستقبال البابا ليو الرابع عشر يوم 26 سبتمبر (أ.ب)

وأوردت أبرشية باريس أن كثيراً من السياسيين حضروا للمشاركة في القداس؛ بينهم المرشحون للرئاسة: إدوارد فيليب، وغابرييل أتال، ومارين لوبان التي رافقها رئيس حزبها «التجمع الوطني» جوردان بارديلا، بالإضافة إلى رئيس الوزراء سيباستيان لوكورنو، والرئيس الأسبق نيكولا ساركوزي، ورئيسَي مجلسَي البرلمان، يائيل براون بيفيت، وجيرار لارشيه.

وغاب الرئيس إيمانويل ماكرون الذي استقبل البابا ليو الجمعة لدى وصوله إلى المطار، ثم في قصر الإليزيه، ومثَّلته زوجته بريجيت.

وتحاط هذه الزيارة البابوية الأولى منذ زيارة بنديكتوس السادس عشر عام 2008، والتي تنتهي الاثنين في ميتز، بعد محطة في لورد بدءاً من مساء السبت، بتدابير أمنية بالغة الشدة. وتشهد تعبئة 17 ألف متطوع، و15 ألف عنصر من الشرطة والدرك، و2500 صحافي معتمَد، وخُصصت لها ميزانية هائلة قدرها 27 مليون يورو.

«كرامة وسلام»

وبدأ ليو الرابع عشر -وهو نفسه ابن مهاجرين- يومه الثاني في فرنسا بزيارة «دار باخيتا» وهي جمعية أبرشية لاستقبال المهاجرين أسسها البابا فرنسيس عام 2017، وتحمل اسم القديسة جوزفين باخيتا، وهي راهبة سودانية عانت من العبودية في صغرها قبل أن تتحرر وتصبح رمزاً عالمياً لمكافحة الاتجار بالبشر.

وشدد البابا خلال لقائه عدداً من المغتربين والمهاجرين المسلمين والمسيحيين من جنسيات مختلفة، على أهمية «الالتقاء والعيش معاً بكرامة وسلام». وقال إن «تاريخ الكنيسة والبشرية... لم يكتبه الذين يعطون الانطباع بالانتصار من خلال فرض أنفسهم واحتلال المساحة؛ بل الذين يُفسحون المجال لغيرهم، ويُوجدون آليات سلام، ويبعثون الثقة، ويشجعون الحياة». ودعا إلى «الإقرار بدور النساء الجوهري في بناء حضارة تقوم على المحبة».

البابا ليو الرابع عشر يحيي الحشود في جادة الشانزليزيه يوم 26 سبتمبر (أ.ف.ب)

وتبعث هذه الزيارة للدار -حسب مسؤوليها- «رسالة» قبل أشهر من انتخابات رئاسية في فرنسا، يتوقع أن تعود فيها مسألة الهجرة إلى الواجهة. ودعا البابا على الدوام منذ انتخابه في مايو (أيار) 2025 إلى الحفاظ على كرامة المهاجرين واللاجئين. ولم يتردد البابا الأميركي في انتقاد سياسة الرئيس دونالد ترمب بهذا الصدد.

وزار البابا بعد ذلك المعهد الكاثوليكي في باريس؛ حيث التقى بمُعَمَّدين جدد ومقبلين، ما يشهد على حيوية الكنيسة لدى شريحة من الشباب. وقال البابا خلال اللقاء في المقر التاريخي للمعهد: «قد يبدو من المستغرب أن نشهد هذه الظاهرة في إطار مجتمع كالمجتمع الفرنسي (...) مطبوع بثقافة شديدة العلمانية». وكان قد تطرق الجمعة إلى العلمانية في كلمته بقصر الإليزيه، معتبراً أن «العلمانية السليمة لا تعني استبعاد الدين من الفضاء العام».

وتلقى زيارة البابا اهتماماً شعبياً لافتاً منذ يومها الأول؛ إذ اصطف 300 ألف شخص -حسب الفاتيكان- الجمعة للترحيب به لدى عبوره في السيارة البابوية بوسط باريس، قبل أن يستقبله 80 ألف شاب استقبال النجوم مساء الجمعة، في ملعب «استاد دو فرنس».


الحمضيات تعيد رسم مذاق الأطباق

تارت عنب الثعلب ببشر الليمون من شيف ميدو "الشرق الأوسط"
تارت عنب الثعلب ببشر الليمون من شيف ميدو "الشرق الأوسط"
TT

الحمضيات تعيد رسم مذاق الأطباق

تارت عنب الثعلب ببشر الليمون من شيف ميدو "الشرق الأوسط"
تارت عنب الثعلب ببشر الليمون من شيف ميدو "الشرق الأوسط"

قد تكفي قطرات قليلة من عصير الليمون، أو قدر من بشر البرتقال، أو شرائح من اليوسفي المحمص لتغيير ملامح ومذاق طبق كامل.

فالحمضيات تأتي إلى المطبخ لتعيد ترتيب النكهات، وتمنح الأطباق قدراً من الانتعاش والتوازن المطلوبين في كل المواسم.

فليست الحمضيات مجرد إضافة جانبية إلى الطعام، لكنها تمنحه أيضاً، حسب خبراء الطهي، توازناً بين الحلاوة والملوحة والحموضة، فضلاً عن رائحة أكثر حضوراً.

الحمضيات ذات القشرة الرقيقة تحقق أفضل النتائج عند التحميص

ومع تنوع أصنافها من الليمون والليمون الأخضر والبرتقال والجريب فروت إلى الأنواع الأقل شيوعاً في المطبخ المصري مثل اليوزو والكمكوات، أصبحت الحمضيات مكوناً مرناً يمكن أن ينتقل بسهولة بين الأطباق الرئيسية والسلطات والمخبوزات والحلويات.

وهي، حسب الشيف المصري سيد إمام، من أكثر المكونات قدرة على إضفاء الحيوية على الطعام. يقول لـ«الشرق الأوسط» إن «الحمضيات متعددة الاستخدامات، وتضفي نكهة مميزة على أي طبق؛ فهذا المكون ذو المذاق اللاذع والحلو في الوقت نفسه يصلح للأطباق الجانبية والرئيسية والحلويات».

ويرى أن الحموضة واحدة من الأدوات الأساسية التي يمكن للطاهي الاعتماد عليها لضبط مذاق الطبق، موضحاً: «إضافة الحموضة إلى طعامك، سواء بالليمون أو الليمون الأخضر أو الجريب فروت أو البرتقال أو أي نوع آخر من الحمضيات، هي طريقك لإضفاء الحيوية على أي طبق».

تحميص الحمضيات يضفي نكهة كراميلية رائعة

وتأتي الحمضيات في هذا السياق بوصفها بديلاً لطيفاً للخل في كثير من الصلصات والتتبيلات؛ فعصير الليمون، على سبيل المثال، يمكن أن يحل محل جزء من الخل في تتبيلة السلطة، فيمنحها حموضة أكثر انتعاشاً، في حين أن عصير الحمضيات يساعد في إبراز النكهات الأخرى بدلاً من طغيانها عليها.

ويضيف إمام أن «رشة من الحمضيات تجعل تتبيلات السلطة أكثر انتعاشاً، والأسماك أكثر طراوة، والمخبوزات أخف، مع نكهة لاذعة لذيذة توازن أي شيء حلو أو مالح».

ومن هنا يمكن استخدام الحمضيات بطرق تتجاوز عصر الثمرة؛ فالقشر نفسه يحمل زيوتاً عطرية مركزة، ويستطيع بشر القليل منه فوق طبق جاهز أن يضيف طبقة من الرائحة والنكهة من دون زيادة واضحة في الحموضة.

اختيار مثالي مع الخضروات

ويمكن استخدام بشر الليمون أو الليمون الأخضر أو البرتقال مع السلطات، والصلصات، وعجائن المعجنات والحلويات، خصوصاً عندما تكون الوصفة شديدة الحلاوة وتحتاج إلى ما يكسر حدتها.

وفي المطبخ الآسيوي، حسب الشيف المصري، تظهر الحمضيات في صور أكثر تنوعاً، ومن بينها «يوزو كوشو»، وهو معجون ياباني تقليدي يجمع اليوزو والفلفل الحار والملح، ويخضع لتخمير غذائي، مشيراً إلى أن اليوزو هو أحد أنواع الحمضيات اليابانية ذات الرائحة القوية والنكهة العطرية الحامضة، التي تجمع في مذاقها ملامح من الليمون واليوسفي والجريب فروت، ويستخدم في الصلصات والتتبيلات والحلويات، كما يمنح الأطباق لمسة حمضية مختلفة عن الليمون التقليدي.

ويقترح إمام كذلك سلطة الحمضيات بوصفها طريقة بسيطة لإظهار الفاكهة في صورتها الطبيعية، من خلال الجمع بين شرائح متنوعة من الحمضيات والفول السوداني والبصل الأحمر وخيوط الزعفران وخلاصة اللوز وزيت الزيتون.

الشيف ميدو (الشرق الأوسط)

وفي مثل هذه التركيبات تصبح الحموضة نقطة التقاء بين مكونات متباينة في الطعم والقوام، ولا تتوقف استخدامات القشر عند البشر أو التزيين؛ إذ يمكن تحويله إلى عنصر أساسي في بعض الصلصات.

ومن الأفكار التي يطرحها إمام معجون يجمع قشر الحمضيات وعصيرها مع الثوم المفروم وزيت الزيتون والتوابل والفلفل الحار، ليصبح خليطاً مركزاً يمكن استخدامه مع اللحوم أو الدجاج أو الخضراوات.

أما في الأطباق النباتية والسلطات، فتفتح الحمضيات مجالاً واسعاً للجمع بين النكهات، ومن بين الأفكار التي يمكن إعدادها حمص محمص بالسمسم والبرتقال والزنجبيل، أو سلطة من الأفوكادو والفراولة والبرتقال مع صلصة حمضية ببذور الخشخاش.

ويتابع: «يحتل البرتقال مكانة خاصة في تتبيل اللحوم؛ فعلى خلاف الاعتقاد الشائع بأن الليمون وحده هو الأنسب لهذه المهمة، يمكن لعصير البرتقال أن يؤدي دوراً مهماً في التتبيل».

قد تغير ملامح ومذاق طبق كامل

ويعزو الشيف ذلك إلى أن البرتقال يمنح اللحم حموضة خفيفة، ويساعد على جعله أكثر طراوة وعصارة، خصوصاً عندما يتكامل مع التوابل والزيوت والأعشاب.

أما الليمون فيظل واحداً من أكثر الحمضيات حضوراً في المطبخ اليومي، ويمكن استخدام شرائح رقيقة منه مع الأسماك البيضاء مثل القاروص أثناء الطهي، ثم إضافة القليل من العصير الطازج بعد نضج السمك للحفاظ على نكهته وانتعاشه.

كما يدخل عصيره في صلصات الخل، فيما يمكن استخدام بشره في عجائن المعجنات والحلويات لتخفيف الإحساس بالحلاوة وإضافة رائحة حمضية واضحة.

ويؤكد إمام أن توقيت إضافة الليمون مهم أيضاً؛ فإضافته إلى بعض الأطعمة في وقت مبكر جداً قد يؤثر على لونها أو يمنحها مرارة خفيفة مع طول فترة تعرضها للحموضة.

لذلك يكون من الأفضل في كثير من الوصفات إضافة العصير في المراحل الأخيرة، أو بعد اكتمال الطهي، بحسب طبيعة الطبق.

ولا يتوقف التعامل مع الحمضيات عند استخدامها طازجة؛ فالنار نفسها يمكن أن تكشف عن وجه آخر لنكهتها، وهنا يقترح الشيف المصري أحمد نبيل تحميصها.

ويقول لـ«الشرق الأوسط» إن «تعريض شرائح اليوسفي أو البرتقال أو الليمون لحرارة مرتفعة يركز العصارة ويمنح اللب مذاقاً أقرب إلى المربى، بينما تضيف القشرة قدراً من المرارة المحببة؛ لتتشكل في النهاية نكهة تجمع بين الحلاوة والحموضة والعمق».

ويرى نبيل أن «تحميص الحمضيات يضفي نكهة كراميلية رائعة، مع عمق من الحلاوة والحموضة المحمصة»، مشيراً إلى أن الحرارة العالية تجعل الشرائح أكثر تركيزاً، وتمنحها قواماً غنياً يمكن أن يضيف شخصية واضحة إلى الطبق، منوهاً بأن الحمضيات ذات القشرة الرقيقة تحقق أفضل النتائج عند التحميص؛ ولذلك يأتي اليوسفي في مقدمة الخيارات المناسبة.

ويمكن استخدام الشرائح المحمصة فوق السلطات، ومنها سلطة سيزر، أو مع أطباق أخرى تحتاج إلى نكهة مركزة ولمسة حلوة وحامضة في الوقت نفسه، كما يمكن إدخالها في حشوات التاكو مع الفطر؛ لتمنح الطبق تبايناً بين النكهات والقوام.

وتمتلك الحمضيات حضوراً واسعاً في المخبوزات والحلويات كذلك؛ فمن تارت الليمون والتوت الأزرق إلى كعك الليمون وبذور الخشخاش، وكيك الكوسا بالبرتقال وكريمة البرتقال، وصولاً إلى لفائف الشوكولاته والبرتقال، تتحول الحموضة إلى وسيلة لكسر كثافة المكونات الحلوة وإضفاء خفة عليها وفق قول نبيل.

ويتابع: «ويمكن أن تدخل الحمضيات كذلك في خبز الإفطار، مثل توست الريكوتا والليمون والعسل مع التين والفستق؛ حيث يضيف الليمون نغمة عطرية توازن حلاوة العسل وغنى الريكوتا».

ويكمل: «كما يمكن الجمع بين الليمون والتوت الأزرق في الفطائر والخبز، وهي تركيبات تسمح للحموضة والفاكهة بأن تعملا معاً بدل أن تطغى إحداهما على الأخرى».

وتأتي تجربة الشيف ميدو الذي يقدم جانباً منها عبر حسابه على «إنستغرام» لتضيف بعداً بصرياً إلى استخدام هذه الحمضيات؛ فهو يتعامل معها بوصفها جزءاً من بناء الطبق مذاقاً وشكلاً، ويربط ألوانها بأجواء الصيف والبحر، خصوصاً درجات الفيروزي والأزرق المخضر.

ومن أبرز تجاربه موس الشوكولاته بالبرتقال؛ حيث يجد في الجمع بينهما انسجاماً خاصاً، رغم أنه لم يكن من محبي مزج الشوكولاتة بالفواكه الحامضة.

ويضيف ميدو إلى الموس مربى الكمكوات، فتمنحه الثمرة الصغيرة نكهة حمضية مركزة تتكامل مع غنى الشوكولاته وعطر البرتقال.

ويقول ميدو لـ«الشرق الأوسط»: «من أكثر التجارب الناجحة التي خضتها مع الحمضيات، استخدام زيت الزيتون المنكه بالبرتقال».

وينتهي ميدو إلى أن نكهة الليمون تظهر بوضوح في الكب كيك المحشوة بكريمة الليمون، لتؤكد أن الحموضة يمكن أن تمنح الحلويات خفة وانتعاشاً من دون أن تطغى على مكوناتها.