İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İran, insansız hava araçlarıyla (İHA) İsrail'e saldırı başlattı, İsrail, savaş kabinesini toplarken, Beyaz Saray İsrail'e desteğini açıkladı.

İran'dan İsrail'e hava saldırıları
TT

İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İran'dan İsrail'e hava saldırıları

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, yaptığı basın açıklamasında, İran'dan havalanan onlarca İHA'nın İsrail'e doğru ilerlediğini duyurdu.

İsrail hava ve deniz kuvvetlerinin İsrail'e ulaşması saatler sürebilecek İHA'ları takip ettiğini belirten Hagari, ülke genelinde GPS sisteminde bozulmalar yaşanabileceğini aktardı.

Hagari, İsrail'deki saldırı alarmlarının İHA'ların ancak hedeflere yöneldiğinde çalacağını belirterek, İHA'ları bir an önce önlemeye çalışacaklarını belirtti.

İsrail devlet televizyonu KAN, Hagari'nin açıklamasından önce, İran'ın onlarca İHA ile İsrail'e saldırı başlattığını duyurmuştu.

İsrail makamları saldırıların askeri hedeflere düzenlenmesini değerlendirdi. İsrail savaş kabinesi ve ardından güvenlik kabinesinin bu gece Tel Aviv'deki Savunma Bakanlığı'nda toplanacağı aktarıldı.

İsrail Başbakanlık devlet uçağının saldırıda vurulabilmesi endişesiyle havalandığı belirtildi.

İsrail'den Kanal 12'nin haberine göre, İsrail hava sahası bu gece 01.00'e kadar kapatıldı.

Birleşik Arap Emirlikleri'nden İsrail yönüne havalanan uçakların rotalarından geri döndüğü, hava radar sistemlerine yansıdı.

İsrail ordusu, İran'ın 100'den fazla İHA ile saldırı düzenlediğini doğruladı

İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, İsrailli yetkililer, İran'dan düzenlenen saldırılar karşısında birkaç gün devam edecek saldırılara hazırlanıyor. Haberde, İsrail'in saldırılara karşılık vermesinin beklendiği paylaşıldı.

İsrail'e yönelik İHA saldırısının sadece İran'dan değil, Yemen ve Irak'tan da düzenlenmiş olabileceği belirtildi.

Öte yandan, İsrail Ordu Sözcülüğü AA muhabirine yaptığı açıklamada, İran'dan İsrail'e 100'den fazla İHA ile saldırı düzenlendiğini doğruladı.

İsrail'de savaş kabinesi toplandı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun başkanlığında Tel Aviv'de toplanan savaş kabinesi, İran'dan başlatılan İHA saldırısını ele aldı.

Konuyla ilgili resmi açıklama yapılmazken toplantıya ilişkin paylaşılan fotoğrafta Savunma Bakanı Yoav Gallant, Savaş Kabinesi üyesi Benny Gantz ile Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi'nin de hazır bulunduğu görüldü.

Saldırılara karşı yanıtı Savaş Kabinesi yetki verecek

İsrail Güvenlik Kabinesinin, İran'ın saldırısına yanıt için Savaş Kabinesine yetki verdiği bildirildi.

Kanal 12 televizyonunda yer alan haberde, bu adımla Savaş Kabinesinin, Güvenlik Kabinesinin onayına ihtiyaç duymadan İran'ın saldırısına verilecek yanıt konusunda karar alabileceği belirtildi.

Savaş Kabinesinin yetkilendirilmesiyle, İran'a verilecek yanıt konusunda karar alma sürecinin hızlı ve kolay hale geleceği ifade edildi.

Savaş Kabinesinde, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yanı sıra Savunma Bakanı Yoav Gallant ve ana muhalefet lideri Benny Gantz yer alıyor.

Sığınaklarda kalmaya gerek olmadığı duyuruldu

İsrail ordusu, İran'ın saldırılarının ardından yaptığı uyarıyı güncelleyerek, sığınaklarda kalmaya gerek olmadığını duyurdu.

İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı, daha önceden uyarı yaptığı işgal altındaki Golan Tepeleri'nin kuzeyi, güneydeki Nevatim, Dimona, Birüssebi (Berşeva) ve Arad'ın yanı sıra Kızıl Deniz kıyısındaki Eliat kentindeki vatandaşların sığınaklarda beklemesine gerek kalmadığını bildirdi.

Komutanlığın, İran'dan düzenlenen saldırılar sırasında 726 uyarı yaptığı belirtildi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu: Onlarca füze ve insansız hava aracıyla operasyon başlattık

İran da İsrail'e insansız hava araçlarıyla kapsamlı saldırı başlatıldığını duyurdu.

İran devlet televizyonunun haberinde, "Devrim Muhafızları Ordusu, işgal altındaki bölgelerdeki hedeflere yönelik insansız hava aracı operasyonu birkaç dakika önce başladı." ifadelerine yer verildi.

İran devlet televizyonuna göre, Devrim Muhafızları Ordusu tarafından bildiri yayımlandı.

Bildiride "İsrail'e yönelik İHA saldırısı, İsrail'in Suriye'deki İran konsolosluğuna saldırısına cevap olarak Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri, siyonist rejimin topraklarındaki bazı hedefleri onlarca İHA ve füzeyle vurdu." ifadesine yer verildi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu, ABD'nin İran'a karşı saldırıya herhangi bir destek veya katılımının, İran Silahlı Kuvvetlerinin "kararlı ve pişman edici" tepkisiyle sonuçlanacağı uyarısında bulundu.

Devrim Muhafızları Ordusunun İsrail'e başlatılan saldırıyla ilgili yayımladığı ikinci bildiride, İsrail'in İran'ın Şam'daki konsolosluğuna yönelik saldırısına karşılık, İran'ın, Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi'nin 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı çerçevesinde İsrail'in işgali altında bulunan topraklardaki askeri hedeflere saldırı başlattığı belirtildi.

Bildiride, "İran, haklarını güvence altına almak ve saldırganı cezalandırmak amacıyla siyonist terör ordusunun işgal altındaki topraklarda bulunan önemli askeri hedeflerine saldırarak, stratejik istihbarat yeteneklerini, füzelerini ve insansız hava araçlarını başarıyla vurup imha etti." ifadelerine yer verildi.

ABD tarafından İsrail'e verilen desteğe işaret edilen bildiride, "Terörist Amerikan hükümeti, İran'ın çıkarlarına zarar verecek herhangi bir destek ve katılımının, İran Silahlı Kuvvetlerinin kararlı ve pişman edici tepkisiyle sonuçlanacağı konusunda uyarıldı." açıklamasında bulunuldu.

Bildiride, "İsrail'in eylemlerinden ABD yönetiminin sorumlu olduğu ve İsrail'in engellenmemesi halinde hem Tel Aviv'in hem de Washington'un bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalacağı" belirtildi.

Devrim Muhafızları, herhangi bir ülkeden ABD veya İsrail adına gelecek tehdidin kaynağına da karşılık verileceğini ve İran'ın meşru çıkarlarını her türlü saldırgan eylem ile yasa dışı güç kullanımına karşı koruyacaklarını bildirdi.

İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, İsrail'e saldırı konusunda ABD'ye gerekli uyarıyı yaptıklarını belirtti.

İran medyasında yer alan haberlere göre, İran Savunma Bakanı Muhammed Rıza Aştiyani de ülkesine yönelik saldırılara karşı uyarılarda bulundu.

İranlı Bakan, "İsrail'in İran'a saldırması için hava ve kara sahasını açan ülkeler, kararlı cevabımızı alacaktır." ifadelerini kullandı.

İran'ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği de "Bu iş şu an sonuçlandı sayılır. İsrail bir hata daha yaparsa İran'ın karşılığı daha ağır olacaktır." açıklamasını yaptı.

IRNA, İran'ın İsrail'e balistik füze saldırısı başlattığını öne sürdü

İran resmi haber ajansı IRNA, Devrim Muhafızları Ordusunun İsrail’e balistik füze saldırısı başlattığını iddia etti.

IRNA, isimsiz kaynaklara dayandırdığı haberinde, İran'ın İsrail'e balistik füze saldırısı başlattığını öne sürdü.

İsrailli yetkililer ise İran'ın İsrail'e balistik füze attığına dair herhangi bir gösterge olmadığını bildirdi.

İsrail ordu radyosuna konuşan ve adı açıklanmayan İsrailli yetkililer, İran'ın ülkeye balistik füze fırlatmasına ilişkin herhangi bir emarenin bulunmadığını belirtti.

İran'ın saldırısı sonrası İsrail'in birçok bölgesinde sirenler çaldı

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'ın İHA'larla saldırı başlatmasının ardından durum değerlendirmesi yapıldığı belirtildi.

Ülkenin güneyi ve kuzeyi dahil birçok bölgesinde uyarı sirenleri çaldı.

Açıklamada, İsrail'in kuzeyinde bulunan işgal altındaki Golan Tepeleri ve güneydeki Eylat kenti başta olmak üzere bazı bölgelerde yaşayan halktan sığınaklara yakın bölgelerde kalmasının istendiği bildirildi.

İsrail ordusu, İran'ın saldırılarının ardından yaptığı uyarıyı güncelleyerek, sığınaklarda kalmaya gerek olmadığını duyurdu

Sosyal medyada yer alan görüntülerde, İsrail'in birçok bölgesinde hava savunma sistemlerinin aktif hale geldiği anlaşılıyor ve gökyüzünde yer yer patlama sesleri duyuluyor.

Öte yandan, İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, saldırılar nedeniyle ülkenin güneyinde 10 yaşında bir çocuğun ağır yaralandığını bildirdi.

İsrail ordusu, ülkenin güneyindeki bir askeri üste küçük çaplı hasar oluştuğunu, can kaybı olmadığını açıkladı.

Ordu, "İran'dan (İsrail’e) 200'den fazla insansız hava aracı, seyir füzesi ve balistik füze gönderildi. Tehditlerin çoğu İsrail hava sahası dışında önlendi." açıklamasında bulundu.

ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Suriye-Ürdün sınırındaki iki üste konuşlanan ABD güçleri, yüzlerce hava savunma füzesi ile onlarca insansız hava aracını (İHA) hedef aldı.

AA'nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, ABD güçlerinin konuşlandığı, Suriye'nin Humus ilindeki Tenef üssü ile Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi.

Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, aidiyeti bilinmeyen onlarca kamikaze İHA'ya isabet etti.

Fransa, İsrail'deki vatandaşlarından sığınaklara yakın durmalarını istedi

Fransa'nın İsrail Büyükelçiliğinin X hesabından İsrail'deki Fransız vatandaşları için acil mesaj yayımladı.

Mesajda, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısının sürdüğü belirtilerek, İsrail'deki Fransızlardan sığınaklara yakın olmaları istendi.

İsrail'in Ben Gurion Havalimanı'nın Tel Aviv saatiyle 01.00-07.00 arası kapalı olduğu aktarılan mesajda, 48 saat içinde uçuşu olan vatandaşlara, seyahatleri hakkında bilgi almak için biletlerini satın aldıkları hava yolu şirketlerine danışmaları tavsiye edildi.

Beyaz Saray: İsrail'e desteğimiz tam

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson, İran'ın İsrail'e saldırısıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Watson, açıklamasında, "İran, İsrail'e karşı bir hava saldırısı başlattı. Başkan Biden'ın mesajı net: İsrail'in güvenliğine olan desteğimiz sarsılmaz. ABD, İsrail halkının yanındadır ve İran'dan gelen tehditlere karşı onların savunmalarını desteklemektedir." ifadelerini kullandı.

Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibini toplayan Joe Biden ise "İran ve onun uzantılarının tehditlerine karşı İsrail'in güvenliği konusundaki taahhüdümüz sarsılmaz." değerlendirmesinde bulundu.

Irak hava sahası tüm uçuşlara kapatıldı

Irak, İran’dan İsrail’e yönelik başlatılan insansız hava aracı saldırılarının ardından hava sahasını kapattığını duyurdu.

Irak resmi haber ajansı INA'ya konuşan Ulaştırma Bakanı Rezzak es-Sadavi, hava sahasının tüm uçuşlara kapatıldığını açıkladı.

Bakan, ülkedeki tüm uçuşların da durdurulduğunu belirtti.

Sivil Havacılık Kurumundan yapılan açıklamada da Irak hava sahasının kapatılmasının geçici ve önlem amaçlı olduğu bildirildi.

Açıklamada, hava sahasının tüm gelen ve giden uçuşlara sabah saat 05.30'a kadar kapatıldığını ve bunun duruma göre uzatılabileceği de aktarıldı.

Erbil'de çok sayıda şiddetli patlama sesleri duyuldu

Irak'ın Erbil kentinde çok sayıda şiddetli patlama sesleri duyulurken, sosyal medya platformu X'te birçok kullanıcı da kentte patlamalar yaşandığına ilişkin paylaşımda bulundu.

Öte yandan, Erbil’de bulunan ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerine ait üsteki hava savunma sisteminin aktif hale getirildiği ve atılan en az 3 füzenin de imha edildiği görüldü.

Lübnan hava sahası tüm uçuşlara kapatıldı

Lübnan, İran’dan İsrail’e yönelik başlatılan İHA saldırılarının ardından hava sahasını kapattığını duyurdu.

Ürdün'de Hükümet Sözcüsü, ülkede OHAL ilan edildiği haberlerini yalanladı

Ürdün'de Hükümet Sözcüsü ve İletişim Bakanı Muhenned Mubaydin, ülkede olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğine ilişkin çıkan haberlerin doğru olmadığını açıkladı.

Ürdün resmi haber ajansı Petra'ya açıklama yapan Mubaydin, devlet televizyonu El-Memleket'in haberini düzelterek, ülkede OHAL ilan edildiğine ilişkin medyada çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını duyurdu.

Sosyal medya platformları ve çeşitli uygulamalar üzerinden yayılan haberlerin birçoğunun asılsız olduğuna dikkati çeken Mubaydin, ülkede hayatın düzenli şekilde devam ettiğini ve vatandaşları endişelendirecek bir durum bulunmadığını vurguladı.

Ürdün, hava sahasının kapalı tutulma süresinin yerel saatle 11.00'e uzatıldığını duyurdu.

Ürdün resmi haber ajansı PETRA'nın haberine göre, Sivil Havacılık Düzenleme Kurumu tarafından hava sahasının kapalı tutulması süresinin güncellenerek uzatıldığı açıklandı.

Ülke hava sahasının kapalı tutulma süresinin yerel saatle 11.00'e (TSİ 11.00) dek uzatıldığı kaydedildi.

GKRY'deki İngiliz üslerinden savaş uçaklarının kalktığı iddia edildi

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) bölgesindeki İngiliz egemen üslerinden, Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait bazı savaş ve tanker uçaklarının, İran-İsrail gerilimi üzerine kalkış yaptığı ileri sürüldü.

Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, GKRY'nin Limasol kenti yakınlarında "egemen üs" statüsünde bulunan Akrotiri (Ağrotur) Hava Üssü'nden RAF'a ait savaş ve tanker uçakları kalkış yaptı.

Yerel kaynaklar, GKRY'nin Larnaka kentine yakın bölgede bulunan İngiliz üssü Dikelya'dan da uçak sesleri geldiğini öne sürdü.

İsrail basını, İran'ın İsrail'e gönderdiği 100'den fazla saldırı insansız hava aracına (İHA) ABD ve İngiltere'nin müdahalede bulunduğunu iddia etti.

İsrail ordu radyosunun, ismini açıklamadığı bir İsrailli yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD ve İngiltere'nin İran'dan atılan İHA'lara müdahale ettiği ileri sürüldü.

Haberde, İran'dan gönderilen 100'den fazla saldırı İHA'sına, ABD ve İngiltere tarafından İsrail hava sahası dışında müdahale edildiği savunuldu.

İngiltere, Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait ilave jetleri Orta Doğu'ya konuşlandırdı

İngiltere Savunma Bakanı Grant Shapps, Kraliyet Hava Kuvvetlerine (RAF) ait ilave jetler ile yakıt ikmal tankerlerini Orta Doğu'ya konuşlandırdıklarını duyurdu.

Bakan Shapps, X hesabından yaptığı açıklamada, RAF'a ait ilave jetler ve havada yakıt ikmali yapan tankerlerin, İngiltere'nin Irak ve Suriye'deki mevcut DEAŞ karşıtı Shader Operasyonu'nu desteklemek üzere Orta Doğu'ya konuşlandırıldığını bildirdi.

Shapps, "İran'ın İsrail'e karşı başlattığı anlamsız hava saldırısını şiddetle kınıyorum. Bu saldırı bölgesel güvenliği daha da zayıflatmaktan başka işe yaramayacak." değerlendirmesinde bulundu.

İngiltere'nin, gerilimin daha da tırmanmasını önlemek için İsrail ve bölgedeki ortaklarıyla çalışmaya devam ettiğini kaydeden Shapps, barış ve istikrarın herkesin çıkarına olduğunu vurguladı.

Bakan Shapps, İran'ın her türlü istikrarsızlaştırıcı davranışa derhal son vermesi çağrısında bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

"Bölgedeki tırmanışa karşılık olarak ve müttefiklerimizle ortaklaşa olarak, İngiltere Başbakanı (Rishi Sunak) ve ben, RAF'a ait ilave unsurların konuşlandırılması için yetki verdik. RAF jetleri ve havada yakıt ikmali yapan tankerler, İngiltere'nin Irak ve Suriye'deki mevcut DEAŞ karşıtı operasyonu olan Shader Operasyonu'muzu destekleyecek. Ayrıca, bu jetler gerektiğinde mevcut görevlerimizin menzili içerisinde havadan gelebilecek saldırıları da önleyecek."

İngiliz Sky News televizyonu da kaynaklarına dayandırdığı haberinde, RAF jetlerinin İsrail'in savunmasında görev aldığını bildirdi.

Saldırıya tepki ve kınamalar

Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, AB'nin, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını şiddetle kınadığını bildirdi.

BM Genel Sekreteri Guterres, İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırılarını kınadı, bölgede saldırganlığın derhal son bulması ve tüm taraflara sükunet çağrısında bulundu.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, X hesabından yaptığı paylaşımda, "İran rejiminin İsrail'e yönelik pervasız saldırısını en güçlü ifadelerle kınıyorum. İran bir kez daha kendi arka bahçesinde kaos tohumları ekmeye niyetli olduğunu göstermiştir." değerlendirmesinde bulundu.

Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, "Fransa, İran'ın İsrail'e karşı başlattığı saldırıyı en sert şekilde kınıyor." ifadelerini kullandı.

İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani de Tahran ve Tel Aviv Büyükelçileriyle yakın temas halinde olduğunu belirterek "Başbakan ve Savunma Bakanı'yla da konuştuk. Hükümet, her türlü senaryoyu ele almaya hazırdır." yorumunu yaptı.

Hollanda'da geçici hükümetin Başbakanı Mark Rutte, sosyal medya hesabından, Orta Doğu'daki durumun çok endişe verici olduğunu belirterek, “Bugün erken saatlerde Hollanda ve diğer ülkeler, İran'a İsrail'e saldırmaktan vazgeçmesi yönünde net bir mesaj gönderdi.” paylaşımında bulundu.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen, İran'ın İsrail'e yönelik duyurduğu saldırıyı şiddetle kınıyor." ifadesini kullanarak İran'ın Orta Doğu'daki "istikrarı bozan rolünün" kabul edilemeyeceğini belirtti. 

Mısırlı yetkili: Mısır hava savunması yüksek alarm durumuna geçti

İran'ın İsrail'e başlattığı saldırının ardından, Mısır hava savunmasının yüksek alarm durumuna geçtiği belirtildi.

Kahire el-İhbariyye kanalının üst düzey bir güvenlik yetkilisine dayandırdığı habere göre, Mısır hava savunması yüksek alarm durumuna geçti.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd de X sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, taraflardan azami itidalle hareket etmelerini istedi.

Ebu Zeyd, "Mısır, İran'ın İsrail'e insansız hava araçlarıyla saldırı başlatmasından ve son dönemde iki ülke arasındaki tehlikeli tırmanıştan derin endişe duymaktadır." ifadesini kullandı.

THY ve Pegasus İran, Ürdün, Irak ve Lübnan'a yapacağı seferlerini iptal etti

Türk Hava Yolları ve Pegasus Havayollarının, İran ve İsrail arasındaki gerilim ve komşu ülkelerin hava sahasını kapatması nedeniyle bu gece ve yarın İran, Ürdün, Irak ve Lübnan'a yapacağı seferler iptal edildi.

ABD kaynaklarından 70 füzeyle yeni bir saldırı başlatıldı iddiası

ABD kaynakları, İran'ın İsrail'e 70 füzeyle yeni bir saldırı dalgası daha başlattığını öne sürdü.

ABC News’e konuşan ABD'li yetkiliye göre, İran, İsrail'e yönelik ilk saldırısına ek olarak, 70 füzeyle yeni bir saldırı dalgası daha başlattı.



Klopp'un yeni adresi Suudi Arabistan'ın Al-İttihad takımı mı?

Alman teknik direktör Jürgen Klopp (DPA)
Alman teknik direktör Jürgen Klopp (DPA)
TT

Klopp'un yeni adresi Suudi Arabistan'ın Al-İttihad takımı mı?

Alman teknik direktör Jürgen Klopp (DPA)
Alman teknik direktör Jürgen Klopp (DPA)

Alman teknik direktör Jürgen Klopp’un adı, son saatlerde Al-İttihad taraftarlarının bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Portekizli çalıştırıcı Sergio Conceiçao’nun geleceğini çevreleyen belirsizlik ve karşılıklı anlaşarak takımdan ayrılmaya yaklaşması üzerine, sosyal medya platformlarında Liverpool’un eski menajeri ile sözleşme imzalanması için yönetim kuruluna çağrıda bulunan geniş çaplı bir kampanya başlatıldı. Kulübün taraftarları, X platformunda ‘Klopp ile işi bitirin’ etiketiyle bir kampanya başlattı. Bu etiket birçok ülkede trend listelerinin üst sıralarına yerleşirken, modern futbol tarihinin en seçkin teknik adamlarından birini Suudi Arabistan Pro Ligi’ne getirme fikri taraftarlar arasında büyük bir coşku dalgası yarattı.

Bu talepler, Al-İttihad’ın, Alman teknik adamın geçmişteki büyük başarılarını göz önünde bulundurarak, önümüzdeki dönemde kulübün teknik projesine liderlik edecek ideal isimler listesine Klopp’u da dahil ettiğini belirten İngiliz medyasındaki haberlerle eş zamanlı olarak geldi. Ancak taraftarlar Klopp’u Al-İttihad yedek kulübesinde görmenin hayalini kurarken, Avrupa’dan gelen sinyaller bu anlaşmanın tamamlanmasının önünde pek çok engel bulunduğuna işaret etti.

İngiliz gazeteci Ben Jacobs, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Al-İttihad’ın Klopp’u takıma liderlik edecek en ideal seçenek olarak gördüğünü doğruladı; ancak kulüp yetkililerinin aynı zamanda Alman teknik adamı şu aşamada günlük antrenörlük rutinlerine geri dönmeye ikna etmenin son derece zor olduğunun farkında olduklarını belirtti. Jacobs, bu durumun arkasında iki ana faktörün yattığını açı: İlki, Klopp’un, aralarında Almanya’dan Leipzig, Avusturya’dan Salzburg ve ABD’den New York Red Bulls’un da bulunduğu dünya genelindeki birkaç kulübü denetleyen Red Bull grubu bünyesindeki mevcut Küresel Futbol Direktörlüğü görevinde kendisini oldukça rahat hissetmesi ve bu sözleşmenin 2029 yılına kadar sürmesi. İkinci faktör ise projenin mali ve kurumsal yönleriyle ilgili. Raporlar, Al-İttihad’ın şu anda Klopp çapındaki bir teknik direktörün kendi teknik projesini tamamen inşa etmek için talep edebileceği tüm şartları ve gereksinimleri karşılayacak gerekli imkanlara sahip olmadığını gösteriyor. Olası müzakerelere dair söylentiler devam ederken, ünlü İtalyan gazeteci Fabrizio Romano birçok spekülasyona son noktayı koydu. Romano, Jürgen Klopp’un menajeri Marc Kosicke’nin ‘WinWin’ sitesinde yayınlanan doğrudan açıklamasını aktardı. Kosicke açıklamada net bir şekilde, “Klopp’un bu yıl Al-İttihad takımını çalıştırma ihtimali bulunmuyor" dedi. Bu açıklama, birçok kişi tarafından Alman teknik direktör dosyasının Suudi kulübü için geçici olarak kapatılması şeklinde yorumlandı. Bu kesin yalanlamaya rağmen, Al-İttihad’ın adının Klopp ile anılması bile, son yıllarda dünyanın en seçkin yıldızlarını ve teknik direktörlerini çekmeyi başaran Suudi Arabistan Pro Ligi kulüplerinin ulaştığı hırsın boyutunu yansıtıyor.

Klopp, kendi jenerasyonunun en başarılı teknik direktörlerinden biri olarak kabul ediliyor. Teknik direktörlük kariyeri boyunca Mainz’ı tarihinde ilk kez Bundesliga’ya taşıyan Alman çalıştırıcı, ardından Borussia Dortmund ile iki kez üst üste Bundesliga şampiyonluğu ve Almanya Kupası kazanarak sıra dışı bir döneme imza attı; ayrıca takımı 2013 yılında UEFA Şampiyonlar Ligi finaline taşıdı. En ünlü dönemi ise 2015 ile 2024 yılları arasında tarihi dokuz yıl geçirdiği ve İngiliz kulübünü Avrupa ile dünya futbolunun zirvesine yeniden çıkardığı Liverpool’da gerçekleşti. Onun yönetiminde Liverpool; 2019 Şampiyonlar Ligi, 2020 Premier Lig, FIFA Kulüpler Dünya Kupası, UEFA Süper Kupası, FA Cup ve iki kez İngiltere Lig Kupası şampiyonlukları yaşadı.

Profesyonel kariyeri boyunca teknik direktör olarak 1000’den fazla maça çıkan Klopp, yüzlerce galibiyet elde ederken, kendisini modern futbolun en etkili teknik adamlarından biri haline getiren ‘Gegenpressing’ olarak bilinen hücum tarzı ve yüksek pres anlayışıyla ün kazandı. Al-İttihad taraftarının bu yoğun isteği ve yönetimin Alman çalıştırıcının kabiliyetlerine duyduğu hayranlığa rağmen, menajerinin kesin açıklamaları göz önünde bulundurulduğunda, Jürgen Klopp’u Cidde’de görme hayali, adı taraftarların dilinde ve dünya teknik direktörlük piyasasında güçlü bir şekilde yer almaya devam etse bile en azından şimdilik ertelenmiş gibi görünüyor.


Suriye İçişleri Bakanlığı, Tedamun kasabının Rania el-Abbasi’nin çocuklarını öldürmekle de suçlandığını da açıkladı

Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
TT

Suriye İçişleri Bakanlığı, Tedamun kasabının Rania el-Abbasi’nin çocuklarını öldürmekle de suçlandığını da açıkladı

Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)
Dr. Rania el-Abbasi’nin tutuklanmadan önceki fotoğrafı (El-Abbasi ailesi)

Suriye İçişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, 2013 yılında Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca kişinin öldürüldüğü katliamın başlıca sanığı olan Emced Yusuf’un, Suriyeli diş hekimi Rania el-Abbasi’nin çocuklarının öldürülmesiyle de ilgisi olduğunu duyurdu. Bakanlık, ilk soruşturma bulgularına göre, Beşşar Esed döneminde ebeveynleriyle birlikte ortadan kaybolan ve akıbetleri 10 yılı aşkın süredir bilinmeyen el-Abbasi’nin çocuklarının ölümünden Emced Yusuf’un sorumlu olduğunu bildirdi.

Bakanlık tarafından X platformu üzerinden yapılan açıklamada, “Dr. Rania el-Abbasi’nin çocuklarının kaybolmasıyla ilgili sürdürülen soruşturma kapsamında, gözaltındaki bazı kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda, çocukların eski rejime bağlı grup ve milisler tarafından öldürüldüğünü gösteren bilgi ve delillere ulaşıldı” ifadesine yer verildi.

Bakanlık açıklamasında ayrıca, “Ulusal Kayıplar Kurumu, soruşturmanın seyrini destekleyen ve mevcut delilleri güçlendiren video kayıtları ile davaya ilişkin bilgileri İçişleri Bakanlığı ile paylaştı” denildi. Açıklamada, “İlk soruşturma bulguları, Emced Yusuf adlı kişinin bu suça karıştığını ortaya koydu. Yetkili makamlar, diğer olası şüphelilerin tespiti amacıyla soruşturmaları sürdürürken, delil toplama ve zanlıların takibine de devam ediyor. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından haklarında gerekli yasal işlemler başlatılacak” ifadelerine yer verildi.

febvfr
 2013 yılında Tedamun mahallesindeki katliamda Emced Yusuf tarafından öldürüldüğü düşünülen Rania el-Abbasi’nin çocuklarının fotoğrafları (Sosyal medya)

Suriye’deki Ulusal Kayıplar Kurumu dün yaptığı açıklamada, yürüttüğü soruşturmaların Rania el-Abbasi’nin çocuklarının büyük olasılıkla hayatını kaybettiğini ortaya koyduğunu duyurdu.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre, Suriyeli diş hekimi ve eski satranç şampiyonu Rania el-Abbasi’nin dosyası, Suriye’deki zorla kaybetme vakalarının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.

İnsan hakları örgütlerine göre el-Abbasi, eşi Abdurrahman Yasin ve altı çocuğu, dönemin güvenlik güçlerinin Mart 2013’te Şam’daki aile evine düzenlediği baskının ardından kayıplara karıştı.

Dima, İntisar, Necah, Ala, Ahmed ve Liyan adlı altı çocuğun akıbeti 10 yılı aşkın süre boyunca bilinmezliğini korudu. Bu durum, davayı tutuklu ve zorla kaybedilen kişilerin çocuklarına ilişkin kayıp dosyalarının sembollerinden biri hâline getirdi. Suriye’de halen on binlerce aile, yakınlarının akıbetine ilişkin yanıt aramayı sürdürüyor.

Esed yönetiminin devrilmesinden sonra bazı aktivistler, çocukların çok küçük yaşlarda bir yetimhaneye ya da onları büyütmek üzere başka ailelere teslim edilmiş olabileceği yönünde şüpheler dile getirmişti. Bu iddialar, rejimin çöküşünün ardından gündeme gelen benzer vakalara dayanıyordu.

Esed’in 2024 sonunda devrilmesinin ardından, Mayıs 2025’te kayıp ve zorla kaybedilen kişilerin akıbetini araştırmak amacıyla kurulan Ulusal Kayıplar Kurumu, Suriye resmi haber ajansı SANA’ya yaptığı açıklamada, “Dr. Rania el-Abbasi’nin çocuklarının hayatını kaybettiği sonucuna yüksek düzeyde mesleki kesinlikle ulaşılmasını sağlayan güvenilir ve birbiriyle örtüşen bulgular elde ettik” ifadesini kullandı.

Kurum ayrıca, “Cenazelere ulaşılması ve bulundukları yerlerin tespit edilmesine yönelik çalışmalar, ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürülmektedir” açıklamasında bulundu.

Açıklamada, sonuçların kamuoyuna duyurulmasından önce aile üyelerinin bilgilendirildiği belirtilirken, ulaşılan bulguların ‘çok yönlü doğrulama ve analiz süreçlerine’ ve ‘ilgili ulusal kurumlarla yürütülen ortak koordinasyon ve işlemlere’ dayandığı vurgulandı.

El-Abbasi ailesinin yakınları, eski rejim döneminde konuşulması tabu kabul edilen dosyayı yeniden gündeme taşıyarak çocukların akıbetinin aydınlatılması için çağrıda bulunmuştu. Esed yönetiminin devrilmesinin ardından yapılan araştırmalarda, aileye ait herhangi bir ize cezaevlerinde rastlanmaması üzerine yakınları yardım talebinde bulunmuştu.

Rania el-Abbasi’nin kardeşi Hasan el-Abbasi, Facebook hesabından yayımladığı video mesajında çocukların hayatını kaybettiğini doğrulayarak, “Artık kesinleşti; Rania’nın çocukları hayatını kaybetti” dedi.

Hasan el-Abbasi, ailenin, 2013 yılında Şam’ın Tedamun mahallesinde onlarca kişinin yakın mesafeden vurularak öldürüldüğü ve ardından cesetlerinin yakıldığı katliamın başlıca sanığı Emced Yusuf’a ait olduğu belirtilen görüntü kayıtlarını izleme imkânı bulduğunu da söyledi. Söz konusu katliam, döneme ait video kayıtlarıyla belgelendirilmişti.

dvfdvfd
Rania el-Abbasi’nin annesi, kayıp kızı ve ailesinin fotoğrafını elinde tutuyor. (Arşiv – AFP)

Hasan el-Abbasi, Emced Yusuf’a ait olduğu belirtilen görüntülerden birinde karanlık bir odada bulunan çocukların yer aldığını ve Yusuf’un bu çocukları ‘terörün başlıca finansörleri’ olmakla suçladığını söyledi.

Ailenin görüntülerdeki çocukları teşhis ettiğini belirten Hasan el-Abbasi, “Onların bizim çocuklarımız olduğu ortaya çıktı… Sonunda onları kendi yüzleriyle, güzellikleriyle gördük; ancak artık hayatta değiller” ifadelerini kullandı.

Dolaşımdaki bilgilere göre, Tedamun katliamını araştıran ekip, soruşturma sırasında elde ettiği çok sayıda video kaydını halen elinde bulunduruyor. Bu görüntülerin yalnızca sınırlı bir bölümü, 2022 yılında İngiliz gazetesi The Guardian’da yayımlanan bir araştırma kapsamında kamuoyuyla paylaşılmıştı. Söz konusu araştırma, Emced Yusuf’un 2013 yılında Tedamun mahallesinde yüzlerce sivilin ölümüne yol açan katliamlarından birini ortaya çıkarmıştı.

Suriyeli aktivistler ve kayıp yakınları, araştırma ekibinin elindeki video ve kayıtların yayımlanmasını talep ediyor. Bu kayıtların, çok sayıda kayıp kişinin akıbetine ışık tutabilecek önemli deliller içerdiği belirtiliyor.

Kayıp ve zorla kaybedilen kişiler dosyası, Suriye’nin en karmaşık ve çözümü en zor meselelerinden biri olarak görülüyor. Dosya; önceki yönetimin cezaevlerinde kaybolan tutukluları, çatışmalar sırasında izleri kaybolan kişileri, kontrol noktalarında ortadan kaybolanları ve göç ya da yerinden edilme süreçlerinde haber alınamayan sivilleri kapsıyor.

Suriye’de kayıplara ilişkin kapsamlı ve resmî bir veri tabanı henüz bulunmuyor. Rakamlar da farklılık gösteriyor. Daha önce Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyonu tarafından yapılan tahminlerde, 2011’den bu yana yaşanan çatışmalar nedeniyle kaybolanların sayısının 130 bini aştığı belirtilmişti. Aynı komisyon, onlarca yıla yayılan ihlaller, çatışmalar ve zorunlu göçler de hesaba katıldığında Suriye’deki kayıp sayısının 300 bine ulaşabileceğini ifade ediyor.

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı, Mart 2011’den bu yana 177 binden fazla kişinin zorla kaybetmeye maruz kaldığını bildiriyor.


Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, özel sektörün uluslararasılaşması ve yerel içeriğin küresel ölçekte güçlendirilmesi için harekete geçti

Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
TT

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu, özel sektörün uluslararasılaşması ve yerel içeriğin küresel ölçekte güçlendirilmesi için harekete geçti

Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)
Suudi Arabistan’ın başkenti (SPA)

Suudi Arabistan Kalkınma Fonu (SFD), yurt dışında finanse ettiği büyük ölçekli kalkınma projelerine ulusal özel sektörün katılımını sağlamak amacıyla yoğun ve stratejik girişimlerde bulunuyor. Bu adım, özellikle müteahhitlik ve mühendislik sektörlerinde faaliyet gösteren Suudi şirket ve kuruluşlarının uluslararası pazarlarda daha fazla pay elde etmesini hedefliyor. Böylece yerli katkı oranının en üst düzeye çıkarılması ve ulusal ürünlere ülke sınırları dışında da öncelik verilmesi amaçlanıyor. Söz konusu yaklaşım, gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesini öngören Vizyon 2030 hedefleriyle de uyumlu bir politika olarak değerlendiriliyor.

Mevcut projeler ve fırsatlar haritası

Hâlihazırda ihaleye çıkarılan proje portföyü, farklı kıtalara yayılan kritik kalkınma projelerini kapsıyor. Bunların başında, Komorlar’daki Ulusal Kan Transfer Merkezi’nin inşası ve donatımı ile Uganda’da yürütülen Suudi Kuyu Açma ve Kırsal Kalkınma Programı’nın beşinci aşaması geliyor.

Portföyde ayrıca Tunus’ta hayata geçirilecek nitelikli tarım ve çevre projeleri de yer alıyor. Bunlar arasında Ghezala, Joumine ve Sejenane bölgelerinde uygulanacak Entegre Tarımsal Kalkınma Projesi’nin ikinci aşaması, Gammarth ile Kartaca arasındaki kıyı şeridinin deniz erozyonuna karşı korunması çalışmaları ve dağıtım şebekeleri için polietilen boru hatlarının döşenmesini kapsayan proje öne çıkıyor.

Akademik alanda ise SFD, Antigua ve Barbuda’daki Batı Hint Adaları Üniversitesi’nin Five Islands Kampüsü inşaat işlerini kapsayan ihaleye katılım fırsatı sunuyor.

Destek ve güçlendirme mekanizmaları

SFD, söz konusu uluslararası ihalelerle ilgilenen tüm yerli şirketleri, resmî internet sitesi üzerinden başvuru yapmaya çağırdı. Açıklamada, satın alma işleminin tamamlanmasının ardından yerli yatırımcılara gerekli teknik ve lojistik desteğin sağlanması için ilgili kurumlarla doğrudan koordinasyon yürütüldüğü belirtildi.

Bu girişim, SFD’nin ihracat sektörünü teşvik etmek amacıyla kredi kolaylıkları ve çeşitli teminat mekanizmaları sunan Suudi İhracat Programı aracılığıyla özel sektöre verdiği desteğin devamı niteliğini taşıyor.

SFD, Suudi şirketlerinin kendi projelerindeki payını artırmayı ve Suudi pazarının imkânlarıyla gelişmekte olan ülkelerin ihtiyaçları arasında uyum sağlamayı hedefliyor. Bu yaklaşımın, Vizyon 2030 hedefleriyle paralel olduğu ifade ediliyor.

SFD daha önce, yurt dışında yürütülen projelerde özel sektörün karşılaştığı başlıca zorlukları tespit etmek amacıyla kapsamlı bir çalışma gerçekleştirmişti. Bu kapsamda yerli yatırımcılardan, uluslararası projelerde faaliyet gösterirken karşılaştıkları engelleri ve bunların yerli katkı oranının artırılması ile ulusal ürünlere öncelik verilmesi üzerindeki etkilerini açıklamaları ve çözüm önerileri sunmaları istenmişti.

SFD, yurt dışında yürüttüğü projelerde danışmanlık hizmetlerinin ulusal mühendislik danışmanlık ofislerine verilmesi ve kalkınma projelerinin uygulanmasının takip edilmesi yoluyla Suudi özel sektörüne önemli katkılar sağladı. Ayrıca Suudi müteahhit ve tedarikçilerin fonun yurt dışındaki projelerindeki payı da son yıllarda arttı.

SFD’nin son 50 yılda 100’den fazla gelişmekte olan ülkede toplam değeri 81 milyar riyali (21,6 milyar dolar) aşan yaklaşık 800 kalkınma projesi ve programını finanse ettiği belirtiliyor. Bu tablo, Suudi danışmanlık şirketleri, müteahhitler ve tedarikçiler için küresel ölçekte yatırım faaliyetlerini genişletme konusunda önemli fırsatlar bulunduğunu ortaya koyuyor.