Derin devlet Joe Biden'a beyaz işkence uyguluyor

Başkanı partinin adayı olarak kalmaya ikna eden ya da zorlayan neydi?

 Biden 1972'de Senato'ya girdiğinde en genç senatördü (Reuters)
Biden 1972'de Senato'ya girdiğinde en genç senatördü (Reuters)
TT

Derin devlet Joe Biden'a beyaz işkence uyguluyor

 Biden 1972'de Senato'ya girdiğinde en genç senatördü (Reuters)
Biden 1972'de Senato'ya girdiğinde en genç senatördü (Reuters)

Camelia Entekhabifard

Dünyanın en büyük gücünün ve demokrasisinin yönetiminin başında bulunan Joe Biden (81 yaşında), aylardır medya ve halk tarafından alay konusu ediliyor. Bazen yolunu kaybetmiş, bazen var olmayan kişilerle el sıkışıp gülen, bazen de kameraların önünde olmayan bir sandalyeye oturmaya çalışan bir adam olarak karşımıza çıkıyor.

Ekim 2021'de İngiliz medyası, ABD Başkanı'nın İskoçya'nın Glasgow kentindeki iklim değişikliği konferansının oturum aralarında mevcut Kraliçe Camilla ile yaptığı görüşme sırasında gazı olduğunu söylemişti.

İtalya'daki G7 toplantısında yolunu kaybeden yaşlı Biden, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ona yardım edene kadar hangi yöne bakması gerektiğini bilememişti. Geçtiğimiz ay Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve eşinin katıldığı bir törende onlara sırtını dönüp bilinmeyen bir noktaya bakmıştı.

Biden 1972'de Senato'ya girdiğinde en genç senatördü ve ardından arka arkaya altı kez seçildi. Barack Obama onu 2009 yılında başkan yardımcısı olarak seçtiğinde Kongre'deki en yaşlı dört senatör arasında yer alıyordu.

Kendisi Senato'daki çalışmaları sırasında insan hakları konularında yoğun bir sicile sahip birisi ve aynı zamanda Başkanlık Özgürlük Madalyası almış ve ulusal saygıyı hak eden bir vatansever. Peki bu yönetim ve sistemde bu adam neden aşağılanmaya maruz kalıyor? O bir ömrü ülkesinin ve ailesinin kendisi ile gurur duyacağı şekilde geçirmiş bir adam ve emeklilik günlerini huzur içinde geçirmeyi hak ediyor.

Böyle başarılara imza atmış, bir dönem Amerikan yönetiminin başkanlığını yapmış bir adam neden bir dönem daha başkan olmakta ısrar ediyor?

Kaliforniya'dan sonra Demokratlara en bağlı eyalet olan New York ve New Jersey'de Donald Trump'ın Biden'a karşı kazanacağı söyleniyor. Bu demektir ki Amerikan halkı Biden'ın performansından memnun değil ve onun zayıflığına ve beceriksizliğine tanık olmak kendisini Cumhuriyetçi Parti’nin temsilcisine yöneltti.

Ancak tüm bu gelişmelerin ardından Beyaz Saray, çarşamba günü Biden'ın ailesiyle istişarede bulunduktan sonra önümüzdeki seçimlerde Demokrat Parti'nin adayı olarak kalacağını açıkladığını duyurmuştu.

Joe Biden'ı partinin adayı olarak kalmaya ikna eden veya zorlayan neydi?

Bu yaşlı adamın hafıza zayıflığı ve Trump ile yaptığı münazara sırasında anlaşılmaz şeyler söylemek dahil olmak üzere çeşitli güçsüzlüklerinin etkileri, çeşitli vesileler ile herkes tarafından görüldü.

Kamuoyu yoklamaları Amerikan halkının Joe Biden'ın yetersiz olduğuna inandığını ve onun fiziksel ve zihinsel sağlığı konusunda şüpheleri olduğunu doğruluyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters'tan aktardığı habere göre yakın zamanda yayınlanan son anketinin sonuçları, her üç Demokrattan birinin Biden'ın adaylıktan çekilmesi gerektiğine inanıyor.

ABD'de New York Times gibi solcu ve Joe Biden'ı destekleyen medya kuruluşları, Trump ile münazarasındaki performansını gördükten sonra Başkandan seçimlerden çekilmesini istediler.

Demokrat Parti içinden gelen taleplere, Biden'ın çekilmesinin gerekliliğini doğrulayan kamuoyu yoklamalarına ve Biden'ın Trump tarafından yenilgiye uğratılma olasılığından bahseden haberlerin yayınlanmasına rağmen, eşi ve ailesi onun yarışı sürdürmesi konusunda ısrar ediyor.

300 milyon Amerikalının, dünyanın en büyük ordusuna ve ekonomisine sahip, rakibi olmayan Amerika Birleşik Devletleri adlı bir ülkenin kaderi, kocasına çocuk gibi davranan ve her zaman onu cesaretlendirmeye gayret eden Jill Biden adlı bir kadına mı bağlı? Joe Biden ülkesinin ve partisinin çıkarlarını belirleme gücünden yoksun mu?

Üç yıl önce Trump, Biden'a karşı seçimi kaybettiğinde ve seçimde sahtekarlık yapıldığına dair yasal ve hukuki bir mücadeleye giriştiğinde, ABD'de eski başkanının, kendisiyle cinsel ilişkiye giren bir kadına rüşvet verme veya sessizliğini satın alma, ayrıca mal varlığıyla ilgili gerçekleri gizleyerek vergi yasasını ihlal etme dahil olmak üzere onlarca eski dosyası açıldı.

Trump, suçlu olmadığını, hırsız olmadığını veya yasaları ihlal etmediğini kanıtlamak için son üç yıl boyunca tüm zamanını ABD’nin çeşitli yerlerindeki mahkemelerde geçirdi. Farklı davalara katılımı, seçim kampanyası ile daha fazla ilgilenmesine engel oldu.

Amerika Birleşik Devletleri'nde yetişkinler arasındaki cinsel ilişkiler, her iki tarafın da rızası halinde ve bu tür ilişkiler para kazanmak amacıyla olmadığı sürece suç sayılmıyor. Birisinin sessizliğini satın almak için para vermek de artık ABD’de suç değil. Ancak sekiz yıl önce Trump'la ilişkisi olan ve sessiz kalması karşılığında para alan porno oyuncusu bu kez hukuka başvurma kararı aldı.

Stormy Daniels'ın mahkemede bulunması, Trump'ın kendisine cinsel saldırıda bulunduğuna ve mahkemede eski başkana karşı onun hakkının savunulmaya çalışıldığına dair şüpheleri artırmıştı.

Daniels'ı mahkemede izleyen gözlemciler olarak bizler, mahkemenin verdiği cezanın bu ilişkiden ya da onun sessizliğini satın alma meselesinden kaynaklandığını düşünebiliriz. Ama aslında her iki nedenden de kaynaklanmıyor. Daniels'ın Trump’a karşı duruşmaya katılması onu utandırmak ve zor durumda bırakmak amaçlıydı, medyada sunulan görüntünün aksine Daniels'ın katılımının mahkemede Trump aleyhine sunulan dosyanın konusuyla hiçbir ilgisi yoktu.

Trump'a ve Cumhuriyetçi Parti’nin adayı olmasını engellemeye yönelik girişimlerin başarısızlıkla sonuçlandığı 3 yılın ardından dikkatler Trump’tan Biden'ın sağlığı meselesine yöneldi. Trump'a odaklanmış ışıklar Biden'a, yetersizliğine ve ileri yaşına kayarken, medya da Biden'ın sağlık konusunu yakından takip ediyor.

En yüksek yargı merciinin eski başkana dokunulmazlık tanıyan kararıyla birlikte, zaferinin önündeki yol da açılmış oldu.

Reuters, konu hakkında bilgili yetkililere dayanarak Temsilciler Meclisi'nin 25 Demokrat üyesinin Biden'dan başkanlık seçimlerinde adayları olmaktan çekilmesini isteyen bir bildiri üzerinde çalıştığını aktardı.

Demokratların adaylarını resmi olarak duyurmak için önlerinde sadece iki ay var ancak Beyaz Saray, Başkanın seçimlere katılmaktan vazgeçmeyeceğini duyurdu.

Biden’ın konuşamadığı ve yürümekte zorlandığı görülürken, ABD'de "derin devlet" müdahalesi konusu bir kez daha gündeme geldi. ABD’de derin devlet ile ana bağışçılar, mali ve güvenlik nüfuzu, ülke tarafından onaylanan politikalara temel bir destek oluşturan askeri ve güvenlik sektörü kastedilmektedir.

Trump'ın önceki seçimlerde yeniden seçilememesi ve üç yıldır boğuştuğu yasal ve hukuki sorunlar derin devletten kaynaklanıyor olabilir. Bu derin devlet, ülkedeki yönetim ve iktidar bağlamı dışından gelen Trump'ın zaferini engellemek için yaşlı bir adamı iktidarda tutmaya çalışıyor.

Böyle bir durumda iki parti ve aday birçok vaatlerde bulunur ancak seçimden sonra bunları uygulama zorunlulukları yok. Ülkenin başkanı seçilen Barack Obama bu konuda bir örnek. Karşı tarafta ise Batılı müttefikleriyle Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) karşıtı zorlu bir tartışmaya giren ve neredeyse ittifakın çökmesine neden olan Trump örneği duruyor.

ABD'nin büyük stratejik ve askeri hedefleri, Trump'ın Amerikan yönetiminde geçirdiği süreden daha uzun süre görevde kalmasına izin vermiyordu. Biden eski başkana karşı kritik eyaletler sayesinde küçük bir oran ile zafer kazandı. Bu da bu politikaların bir parçasıydı.

Derin devlet çerçevesinde gizli ve karmaşık bir şekilde faaliyet gösteren güçlü finans ve sol yapılanma, Trump'ın zaferinin tehlikeli olacağını düşünürse, iki ay içinde Biden'ın seçimlerden çekilmesini ve Demokrat Parti’nin adayının açıklanmasını talep edebilir. Ancak Demokratlar başka bir endişeyle karşı karşıyalar, o da 4 yıl içinde dikkat çekici bir performans sergilemeyen Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in varlığı.

Demokrat Parti Trump'a rakip olacak alternatif bir adayın adını masaya koymazsa derin devlet yaşlı adam Joe Biden'a "beyaz işkence" uygulamaya devam edecek.



İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
TT

İsrail, ABD'nin yakında İran'a saldıracağı beklentisiyle hazırlık yapıyor

İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)
İsrail'in Demir Kubbe Savunma Sistemi Tel Aviv semalarında roketleri imha ederken (Arşiv - Reuters)

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrailli yetkililerin, Tahran'ın Cenevre'de yapılan son müzakerelerde ABD'nin taleplerini karşılamaması üzerine, ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘yakında’ İran'a karşı büyük çaplı bir askeri saldırı başlatabileceğini öngördüklerini aktardı. Gazeteye göre Trump yönetiminin yetkilileri, İranlıların zaman kazanmaya ve ABD'yi yanıltmaya çalıştığını düşünüyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başkanlığında kısa bir süre önce gerçekleşen istişarelerde, İran'ın İsrail ordusu olası bir ABD saldırısına katılmasa bile İsrail'e füze saldırısı düzenleyebileceği yönünde bir değerlendirme yapıldı. Buna göre acil durum hizmetleri ve sivil savunmadan sorumlu askeri kurum olan İç Cephe Komutanlığı'ndan savaşa hazırlık yapması istendi. Çeşitli güvenlik kurumları da en yüksek savunma hazırlık seviyesine geçtiklerini açıklarken, güvenlik kurumları da yüksek alarm durumuna geçti.

Ne zaman olacağı bilinmiyor

ABD, Trump'ın ‘güzel filo’ olarak nitelendirdiği, İran ile kısa süreli bir çatışma yerine uzun süreli bir savaş yürütebilecek güçleri bölgeye çoktan konuşlandırdı. Ancak İsrailli yetkililer, ABD'nin saldırısının kesin zamanlamasının bilinmediğini ve nihai olarak Trump'ın kararına bağlı olduğunu belirtiyor. Karar verildikten sonra bile planlar değişebilir. İsrail'de karar anının yaklaştığı ve zamanın daraldığı yönünde bir izlenim hakim. Yetkililer birkaç gün önce iki haftalık bir süreden, ondan önce de yaklaşık bir aydan bahsetmişlerdi, ancak şimdi birkaç gün içinde harekete geçilebileceğine dair işaretler var.

Öte yandan saldırıyı geciktirebilecek birkaç faktör de söz konusu. Gazze Barış Kurulu, perşembe günü Washington'da toplanacak ve İtalya'daki Kış Olimpiyatları 22 Şubat'ta sona erecek. Trump'ın bu faktörlere ne kadar ağırlık vereceği belirsiz.

Her ne kadar kesin bir tarih belirlenmemiş olsa da ABD'nin İran ile uzun süreli bir çatışmaya hazırlandığına dair işaretler giderek artıyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında yaşanan 12 günlük savaştan bu yana yüksek seviyede olan gerginlik, İran rejiminin son zamanlarda protestoculara yönelik sert müdahalelerinin ardından daha da tırmandı. ABD'li yetkililer, büyük çaplı bir operasyonun hızlı bir saldırı olmayacağını, aksine haftalarca sürebilecek bir kampanya olacağını tahmin ediyorlar. Bu da Ortadoğu'daki askeri yığınağı açıklıyor.

Herhangi bir saldırının olası hedeflerinden biri İran'da rejim değişikliği olacak. Ancak ABD yetkilileri, bu hedefin tek bir saldırıyla değil, haftalarca sürecek bir dizi saldırıyla gerçekleştirilebileceğini kabul ediyor.

Bu da İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in yanı sıra, bazıları toplu katliamlardan sorumlu tutulan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) kurumlarını da hedef alabilir. Washington ayrıca İranlıların sokaklara dökülmesini istiyor, ancak bunun için rejim muhaliflerini ABD'nin onları desteklemeye hazır olduğuna ikna etmek gerekiyor.

CNN'in haberine göre iki İsrailli yetkili, önümüzdeki günlerde ABD ve İsrail'in İran'a ortak bir saldırı düzenleyeceğine dair ‘artan işaretler’ üzerine İsrail'in askeri alarm ve hazırlık seviyesini yükselttiğini söyledi.

Haberin kaynaklarından biri olan bir askeri yetkiliye göre İsrail operasyonel ve savunma planlamasını hızlandırdı. Bir kaynak, Trump tarafından onaylanması halinde beklenen saldırının önceki 12 gün süren savaşın ötesine geçeceğini ve ABD ile İsrail arasında koordineli saldırılar içereceğini ekledi.

Diğer taraftan bugün yapılması planlanan İsrail Savaş Kabinesi toplantısı pazar gününe ertelendi. Bu ertelemenin nedeni, ABD ve İsrail'in herhangi bir karar vermeden önce İran'ın yanlış bir hesap yapıp önleyici bir saldırı düzenlemesini önlemek olabilir.

Hizbullah ve Husiler hesapların merkezinde

Son iki gün içinde, Ortadoğu'ya doğru takviye savaş uçakları, yakıt ikmal uçakları, keşif ve istihbarat uçakları ile komuta ve kontrol uçaklarının yola çıktığı görüldü. Bu hareketlilik, bölgede uzun zamandır görülmemiş büyüklükte bir ABD askeri gücü oluşturuyor. Bu devasa bir savaş makinesi ve bölgede sadece ‘pozisyon almak’ için konuşlandırılmış olması pek olası değil. Amaç sadece müzakerelerde baskı uygulamaksa, bu olağanüstü bir baskı olur, çünkü ABD İran'a çok daha az güçle saldırabilir.

Bu büyük ölçekli tehdit ve caydırıcı etkisinin, İran'ı son dakikada ABD'nin taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği ihtimali göz ardı edilemez. Trump daha önce tehditlerinin boş olmadığını göstermişti ve müzakereler sırasında Washington’ın Tahran'a ilettiği mesaj açıktı: “Sabrımı sınama!”

Ancak, en azından kamuoyu önünde İran bu tür sonuçlara varmış gibi görünmüyor. Hatta Hamaney, Amerikan uçak gemilerini vurmakla tehdit etti. İsrail'de bu durum, iktidar sahibine pahalıya mal olabilecek aşırı bir kibir olarak görülüyor.

Çoğu gösterge, İsrail'in bu tür bir saldırıya katılacağını ve kenara çekilmesinin istenmeyeceğini işaret ediyor. ABD’li yetkililerin İsrail'in yeteneklerine, özellikle de İsrail ordusunun uzmanlığına ihtiyaç duyduğu söyleniyor. İsrail'in başlıca hedefi, İran'ın balistik füze sistemini yok etmek ya da ona ciddi şekilde hasar vermek olacak. Aynı zamanda, İsrail ordusundan iki cephede daha mücadele etmesi istenebilir. Bunlar Lübnan'daki Hizbullah ve Yemen'deki Husiler.

Husilerin hemen savaşa katılıp İsrail'e füze ve insansız hava araçları (İHA) ile saldıracağı tahmin ediliyor. Ayrıca, daha önce 12 gün süren savaşta olduğu gibi Hizbullah'ın bu kez tarafsız kalmayıp savaşa katılma ihtimali de var. Bu durumda İsrail, bunu hesaplaşmak için bir fırsat olarak görebilir.


İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
TT

İsrail muhalefet partileri kafa karışıklığı ve bölünmüşlük içinde… Netanyahu’yu devirme fırsatı kaçabilir

İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid ile Netanyahu’nun 2022’de gerçekleşen görüşmesinden (DPA)

İsrail’de yaklaşan seçimler öncesinde kamuoyunda muhalefet partilerinin Binyamin Netanyahu hükümetini devirmeye yönelik mücadelede yeterince profesyonel davranmadığı ve seçim kazanma fırsatını heba edebileceği yönündeki görüşler güç kazanırken, sol eğilimli Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, üç partinin birleşmesini önerdi. Golan, kendi liderliğini yaptığı Demokratlar Partisi’nin yanı sıra, Yair Lapid liderliğindeki Yesh Atid Partisi ve Gadi Eisenkot’un başında bulunduğu Yashar Partisi’nin tek çatı altında toplanmasını teklif etti. Golan, söz konusu ittifakın başına Eisenkot’un getirilmesi konusunda uzlaşmaya varılmasını önererek, “Çünkü anketler onun hem benden hem de Lapid’den daha fazla beğeni topladığını gösteriyor” ifadesini kullandı.

sdvfgt
İsrail muhalefet lideri Yair Lapid (Reuters)

Golan dün yaptığı basın açıklamasında, önerdiği üçlü ittifakın mevcut anketlere göre şimdiden 31-33 sandalye kazanabileceğini ve böylece en büyük parti konumuna yükselebileceğini söyledi. Golan, söz konusu bloğun kurulması ve Netanyahu’yu kendi seçmeni nezdinde de zorlayacak mücadeleci bir seçim kampanyası yürütmesi halinde, desteğini daha da artırabileceğini ve bir sonraki hükümeti kurabilecek güce ulaşabileceğini ifade etti.

Ancak Lapid teklifi kabul etmedi. Lapid, bu girişimin kendisini solcu bir parti lideri gibi göstermeyi amaçladığını savunurken, kendisini sağ liberal olarak tanımladığını belirtti. Golan’a saatler içinde yanıt veren Lapid, birlik önerisinin Golan’ın kendi popülaritesini artırma amacı taşıdığını öne sürdü. Lapid ayrıca Golan’ı ve ‘şu dönemde birlik adı altında safları dağıtmaya çalışan tüm muhalefet liderlerini’ sert sözlerle eleştirdi.

Lapid, “Kamuoyu blokların birleşmesini istemiyor; bizi olduğumuz gibi görmek istiyor. Her parti kendi ilkeleri temelinde mücadele etmeli. Seçimden sonra bloklar arasında bir birleşme yolu bulunabilir” dedi. Muhalefet liderlerini son dönemde ‘zırhlı aracın içinde ateş açmakla’ suçlayan Lapid, bunun ‘Netanyahu’nun iktidarını sonsuza dek sürdürmesine yol açabilecek bir intihar eylemi’ olduğunu söyledi.

Lapid, seçim hazırlıklarında kendisiyle çalışan uzmanların hükümetin düşmesinin ‘teorik olarak artık kesinleştiği’ görüşünde olduğunu belirterek, muhalefet partilerinin bu gerçeği pekiştirmeye odaklanması gerektiğini kaydetti. Lapid’e göre Netanyahu, yenilginin eşiğinde olduğunu biliyor ve iki hedefe yöneliyor: Araplar ile liberal kesim arasındaki katılım oranını düşürmek ve seçimlere hile karıştırmak. Bu çerçevede önceliğin, Yahudiler arasında yüzde 70, Araplar arasında ise yüzde 48 seviyesinde olan oy verme oranını artırmak ve özellikle kırsal bölgelerde seçim hilesini önlemek amacıyla sıkı denetim mekanizmaları oluşturmak olduğunu ifade etti.

juıo9
Tel Aviv’de düzenlenen Netanyahu karşıtı gösteriden (Arşiv – AFP)

Lapid iki gün önce yaptığı açıklamada, ‘liberal kamp içindeki tüm partilerin, Netanyahu’nun yer alacağı herhangi bir koalisyona katılmama taahhüdünde bulunmasını’ şart koştu. Lapid’in bu sözlerle, birlikte önceki hükümeti kurduğu müttefiki Naftali Bennett’e gönderme yaptığı değerlendirildi. Bennett, Netanyahu ile bir hükümet kurmayacağına dair açık bir taahhütte bulunmayı reddediyordu. Bennett’e yakın kaynaklar ise bu tutumun Likud’dan oy çekme amacı taşıdığını savundu. Nitekim Likudlu Bakan Idit Silman, Bennett’in açıklamalarını sert sözlerle eleştirerek sağ seçmene seslendi ve “Bennett sizi, geçmişte sağ seçmeni kandırdığı gibi kandırıyor; sol ve Araplarla hükümet kuruyor” ifadesini kullandı. Silman daha önce Lapid hükümetinde yer almış, ancak 2022 yılında koalisyondan çekilerek hükümetin düşmesine yol açmıştı.

Lapid’in bir yandan, sağ kanadın ise diğer yandan baskısı altında kalan Bennett, Netanyahu liderliğinde kurulacak bir hükümete katılmayacağını açıkladı. Ancak Likud ile Netanyahu’suz bir senaryoda iş birliğine açık olup olmadığı konusunda net bir ifade kullanmadı.

Öte yandan, Avigdor Lieberman liderliğindeki Yisrael Beiteinu Partisi de muhalefet cephesindeki yön arayışını yansıtan açıklamalarda bulundu. Lieberman, muhalefet partilerinin seçmenlere, Netanyahu ile ya da Arap partileriyle hükümet kurmayacaklarına dair açık ve samimi bir taahhüt vermeleri gerektiğini söyledi.

dfgthy
Netanyahu ve Bennett (İsrail medyası)

İsrail’de yayımlanan son Maariv gazetesi anketine göre, seçimlerin bugün yapılması halinde Arap partileri hesaba katılmaksızın muhalefet partileri 60 sandalye kazanıyor. Aynı ankette, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun sandalye sayısının 68’den 50’ye gerilediği belirtiliyor. Bu tablo karşısında Netanyahu’nun, özellikle Arap seçmenler arasında katılım oranını düşürmeye yönelik bir plan üzerinde çalıştığı öne sürülüyor. İddiaya göre bu plan, korku siyaseti yürütmeyi ve Arap listeleri ile adayları seçim sürecinden diskalifiye etmeyi içeriyor. Muhalefet ise Netanyahu’yu ve müttefiklerini ‘geniş çaplı bir seçim sahtekârlığı kampanyasına hazırlanmakla’ suçluyor.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.