Afganistan hükümetinin kadınların eğitimini yasaklamasını eleştiren bakan yardımcısı kaçtıhttps://turkish.aawsat.com/5109397-afganistan-h%C3%BCk%C3%BCmetinin-kad%C4%B1nlar%C4%B1n-e%C4%9Fitimini-yasaklamas%C4%B1n%C4%B1-ele%C5%9Ftiren-bakan-yard%C4%B1mc%C4%B1s%C4%B1-ka%C3%A7t%C4%B1
Afganistan hükümetinin kadınların eğitimini yasaklamasını eleştiren bakan yardımcısı kaçtı
Hükümetin kız çocuklarına yükseköğretimi yasaklama kararını eleştirmişti
Taliban hükümetinin Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Abbas Stanekzai, Afganistan'dan ayrılmadan önce (Getty Images)
Afganistan hükümetinin kadınların eğitimini yasaklamasını eleştiren bakan yardımcısı kaçtı
Taliban hükümetinin Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Abbas Stanekzai, Afganistan'dan ayrılmadan önce (Getty Images)
İngiliz ve Afgan basınında yer alan haberlere göre, Taliban'ın üst düzey yetkililerinden Afganistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Abbas Stanekzai, rejimin kadınların eğitimini yasaklamasına açıkça karşı çıkmasının ardından Afganistan'ı terk etti.
Taliban hükümetinin Dışişleri Bakan Yardımcısı Muhammed Abbas Stanekzai, Afganistan'da kız çocuklarının eğitiminin yasaklanmasını eleştirdi. (Sosyal medya)
İngiliz kaynaklarına göre Stanekzai, hükümetin kız çocuklarının yüksek öğrenim görmesini yasaklama kararını eleştirdikten sonra ülkeden kaçmak zorunda kaldı.
Ocak ayında Afganistan'ın Host vilayetinde düzenlenen bir mezuniyet töreninde konuşan Stanekzai, hükümete ‘bilginin kapılarını açma’ çağrısında bulunmuştu.
‘Kitap Bilginin Güzelliğidir’ başlıklı üç günlük kitap fuarı, Afganistan Enformasyon ve Kültür Bakanlığı tarafından düzenlendi. (EPA)
Stanekzai, Hz. Muhammed zamanında kadın ve erkeklerin eşit şekilde eğitim almalarına izin verildiğini belirterek, “Tarihimizde öncü kadınlar var… Onların katkılarını anlatmaya kalksam uzun zaman alır” ifadelerini kullandı.
Stanekzai, X platformundaki resmi hesabından yayınlanan bir videoda, “Taliban liderliğini bir kez daha eğitimin kapılarını açmaya çağırıyoruz” dedi.
Stanekzai, kadınların eğitiminin yasaklanmasının İslam'a aykırı olduğunu belirterek bir hadis-i şerife atıfta bulundu: “Kimin iki ya da üç karısı olur ve aralarında adaletli davranmazsa, kıyamet günü vücudunun yarısı eğilmiş olarak diriltilecektir.”
İngiliz kaynaklarına göre Taliban'ın en üst düzey lideri Hibetullah Ahundzade, Stanekzai'nin tutuklanması emrini verdi ve konuşmanın ardından kendisine seyahat yasağı getirdi.
Stanekzai yerel medyaya Dubai'de olduğunu doğruladı, ancak ayrılışının sağlık nedenleriyle olduğunu iddia etti.
Çar Burçak bölgesindeki Kemal Han Barajı Hidroelektrik Santrali’nin açılış töreni sırasında nöbet tutan Taliban güvenlik personeli, 5 Şubat 2025. (AFP)
Stanekzai, “40 milyon insandan 20 milyonuna karşı adaletsiz bir eylemde bulunuyoruz ve onları tüm haklarından mahrum bırakıyoruz. Bu İslam'ın bir özelliği değil, bizim kişisel tercihimiz” şeklinde konuştu.
Stanekzai daha önce yabancı askerlerin Afganistan'dan tamamen çekilmesini sağlayan görüşmeler sırasında Taliban ekibine liderlik etmişti.
Stanekzai daha önce, ABD birliklerinin 2021 yılında Afganistan'dan çekilmesinden önce Taliban'ın Doha'daki siyasi ofisinde bir müzakereci ekibine liderlik etmişti.
Afganistan'ın Kandahar kentinde bir kitap fuarını ziyaret eden kadınlar, 3 Şubat 2025. (EPA)
Yerel bir televizyon kanalı, Stanekzai'nin “İslam Emirliği liderlerinden eğitimin kapılarını açmalarını istiyoruz” dediğini aktardı.
Taliban'ın 2021'de iktidarı ele geçirmesinden bu yana kadın hakları sistematik olarak kısıtlandı.
Afganistan'ın başkentinde Kabil Grand Hotel olarak yeniden adlandırılan Serena Kabil Hotel'in giriş kapısında duran Afgan güvenlik personeli, 5 Şubat 2025. (AFP)
Stanekzai yerel medyaya Dubai'ye gittiğini doğruladı, ancak bunun sağlık nedenleriyle olduğunu iddia etti. Taliban hükümetiyle yorum için iletişime geçildiğinde herhangi bir yanıt alınamadı.
Kandahar'da bir kitap fuarını ziyaret eden Taliban güvenlik yetkilisi, 3 Şubat 2025. (EPA)
Taliban, şeriat ve Afgan kültürüne uygun olarak kadın haklarına saygı duyduğunu söylüyor.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Savcısı geçtiğimiz ay, Taliban'ın en üst düzey lideri ve Afganistan Baş Kadısı hakkında tutuklama emri çıkarılmasını talep etmiş ve bu kişileri Afganistan'da kadınlara ve kız çocuklarına zulmetmekle suçlayarak insanlığa karşı suç işlemekle itham etmişti.
Trump'ın en sevdiği dış politika aracı ABD Özel Kuvvetlerihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5245207-trump%C4%B1n-en-sevdi%C4%9Fi-d%C4%B1%C5%9F-politika-arac%C4%B1-abd-%C3%B6zel-kuvvetleri
Arap Denizi'nde, Nimitz sınıfı bir uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln'ün güvertesinden kalkışa hazırlanan bir F/A-18E Super Hornet savaş uçağı, 15 Şubat 2026 (Reuters)
Trump'ın en sevdiği dış politika aracı ABD Özel Kuvvetleri
Arap Denizi'nde, Nimitz sınıfı bir uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln'ün güvertesinden kalkışa hazırlanan bir F/A-18E Super Hornet savaş uçağı, 15 Şubat 2026 (Reuters)
Kemal Allam
İran üzerinde savaş bulutları toplanırken ve Donald Trump'ın nihai kararı -savaşa girişeceği veya kaçınacağı- hakkındaki tartışma hız kesmeden devam ederken, temel bir soru öne çıkıyor: Trump, iki dönem boyunca dış politikasını uygulamada en çok hangi araca güvendi? Trump'ın “Amerikan Armadası” olarak adlandırdığı devasa askeri yığınak geniş bir şekilde ele alınmasına rağmen, onun yaklaşımında bir unsur sabit olmayı sürdürüyor, o da sürpriz.
3 Ocak 2020'de İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani'nin suikastından, altı yıl sonra aynı gün Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'nun tutuklanmasına kadar dünya, hesaplarını alt üst eden benzeri görülmemiş olaylarla defalarca karşı karşıya kaldı. Trump, o dönemde İsraillilerin bile Süleymani suikastını onaylamadığını kabul etti.
Bu sürpriz unsuruna olan güven, merkezi Tampa, Florida'da bulunan ABD Özel Harekat Komutanlığı (SOCOM) ile yakından bağlantılı. Bu komutanlığın çalışma biçimi gizlilik, aldatma ve sürprize dayanıyor. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Ortadoğu'daki herhangi bir çatışma için genel stratejik planlamayı üstlenirken, medyaya yansımayan sürpriz saldırıların yürütülmesi yükü, Trump'ın dış politika sahnesinde iradesini dayatmak için tercih ettiği yürütme organı haline gelen Özel Harekat Komutanlığı'nın yetki alanına giriyor.
Özel Harekat Komutanlığının gelişimi ve İran ile ilişkisi
Özel Harekat Komutanlığı, Başkan Trump'ın ilk döneminde 2019'da Uzay Kuvvetleri'ni kurmasından önce, 1987'den beri ABD askeri yapısına dahil edilen son büyük muharip komutanlıktı. İran ile olası bir çatışma hakkındaki tartışmaların artmasıyla birlikte, bu komutanlık köklerinin ve tarihinin doğal bir uzantısı olarak merkezi bir rol üstleniyor.
Komutanlık, Başkan Jimmy Carter döneminde Kartal Pençesi Operasyonu olarak bilinen İran'daki Amerikalı rehineleri kurtarma misyonunun 1980 yılında başarısız olmasının ardından kuruldu. Bu başarısızlık, ciddi bir askeri ve istihbarat darbesi oluşturdu ve Carter'a göre seçimi kaybetmesine katkıda bulundu. Bir diğer darbe ise 1983'te Beyrut'taki ABD Büyükelçiliği'ne yönelik bombalı saldırıydı; bu olayda CIA'nın en önemli Ortadoğu uzmanlarından biri olan Robert Ames hayatını kaybetti.
Bu iki olay, ABD askeri kurumunu sarstı ve istihbarat teşkilatları ile ordu arasında derin bir koordinasyon eksikliği olduğunu açığa çıkardı.
Trump döneminde Özel Harekat Komutanlığı'nın ABD'nin tartışmasız en öne çıkan askeri komutanlığı haline geldiği söylenebilir. Hem geçmişteki hem de şimdiki en yakın danışmanlarından birçoğu özel kuvvetler birimlerinde görev yapmış kişiler
David Oakley, “İstihbarata Boyun Eğdirmek” adlı kitabında bu dönemi ele alıyor ve Ortadoğu'daki düzensiz operasyonların başarısızlıklarının ardından ortaya çıkan, Savunma Bakanlığı ile Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) arasındaki ilişkinin niteliği ve ortak mı yoksa rakip mi oldukları konusundaki tartışmayı inceliyor. Bu belirsizliğin devam etmesinin, özel operasyonlar alanındaki başarısızlıkların tekrarlanacağının habercisi olduğu açıktı.
İran, rehine krizinden Lübnan İç Savaşı ve Saddam Hüseyin Irakı'nın Amerikan desteğini aldığı İran-Irak Savaşı'na kadar ABD için sürekli bir sorun kaynağı olmuştur. Ockley, o dönemde insani düzeyde istihbaratın sahadaki askeri gereksinimleri karşılama seviyesine ulaşmadığını düşünüyor. Zira bu istihbaratın, askeri komutanlara sahada neler olup bittiğine dair kesin bir anlayış sunması ve böylece başarılı özel operasyonlar veya düzensiz savaş olarak bilinen faaliyetlerin yürütülmesini mümkün kılması gerekiyordu. ABD’nin Beyrut’taki bombalı saldırıyı önleyememesi, açık bir istihbarat eksikliğini yansıtıyordu.
İran'ın Tahran şehrinde eski ABD Büyükelçiliği'nin duvarına çizilen resimlerden birinin önünden geçen bir kadın, 2 Kasım 2019 (Reuters)
Bu başarısızlıklar, askeri kurum içinde bir dizi soruşturmaya ve Başkan Ronald Reagan'ın Özel Harekat Komutanlığı'nın kurulması yetkisini vermesinden önce Kongre’de yıllarca süren dinleme oturumlarına neden oldu. Özel Harekat Komutanlığı kuruluşunun üzerinden çok geçmeden, Basra Körfezi'nde İran tarafından desteklenen ve petrol korsanlığı olarak adlandırılan faaliyetlere karşı koymak ve Lübnan'da İran bağlantılı milislerle mücadele etmek gibi ilk taktik operasyonlarına girişti. O zamandan beri, istihbarat paylaşımındaki eksiklikleri gidermek için CIA ile koordinasyon sağlayarak muharebe operasyonlarında öncü güç rolünü üstlendi.
Bugün, kuruluşundan 38 yıl sonra, ABD askeri planlamacıları Tahran'ı şaşırtmanın ve hesaplarını bozmanın yollarını ararken İran yeniden gündemde.
Trump'ın Özel Harekat’a olan güveni başlangıç noktasına geri döndü: İran ve karar anı
Trump döneminde Özel Harekat’ın ABD’nin tartışmasız en öne çıkan askeri komutanlığı haline geldiği söylenebilir. Michael Waltz, Christopher Miller, Mike Flynn ve Joe Kent de dahil olmak üzere hem geçmişteki hem de şimdiki en yakın danışmanlarından birçoğu, özel kuvvetler birimlerinde görev yapmış kişiler. Usame bin Ladin, Kasım Süleymani ve Ebu Bekir el-Bağdadi'nin öldürülmesinden, Nicolás Maduro'nun tutuklanması ve hatta İran ile olası bir çatışmanın sonuçlarına kadar, bu gizli, stratejik kol, Amerikan askeri sahnesinin ön saflarında yer alıyor.
Washington, Afganistan ve Irak'taki son iki savaşında yüz binlerce asker konuşlandırmaya ve büyük ölçekli konvansiyonel işgallere güvendi. Ancak bugün, çoğu operasyon, büyük askeri güçler yerine, istihbarat, insansız hava araçları ve düşman hatlarının gerisinde hareket eden, onlarca gizli asker tarafından yürütülen operasyonlara dayanıyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre böylece, çatışmanın doğası değişti ve ağırlık merkezi büyük ordulardan nokta vuruşlara ve gizli operasyonlara kaydı.
Beluçlar ve Kürtler, operasyonlar başlarsa rejimin değişmesine katkıda bulunmaya hazır olduklarını açıkladılar. Benzer şekilde, 1979'dan beri İran siyasi ortamında marjinalleştirilmiş olan Araplar da katılmaya hazırlar
Fred Burton ve Samuel Katz, “Beyrut'un Kuralları” adlı kitaplarında, ABD ile İran arasındaki gizli savaşın başlangıcını ele alıyorlar; bu savaş, Amerikan askeri kurumunun bilincine yerleşmiş durumda ve İran rejimi gidişatında kritik bir ana yaklaşırken geri dönüp tamamlanabilir. Özel Harekat Komutanlığı, Tahran'ın etkisine karşı koymakla görevlendirilmiş ve Lübnan, Suriye ve Irak'taki operasyonlara dahil olmuştu. İran, bu ülkelerde etnik, dilsel ve mezhepsel temelde bölünmeleri derinleştirdiyse, Washington da İran'ın kendi iç çatlaklarında benzer bir yaklaşımı hayata geçirme fırsatını bulabilir. İsrail'in İran içindeki faaliyetleri geniş çapta belgelenmiş olsa da ABD Özel Harekat Kuvvetleri’nin rolü gizli kalmayı sürdürüyor, kapalı kapılar ardında ve kamuoyunun gözünden uzakta yürütülüyor.
Arap Denizi'nde, Nimitz sınıfı bir uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln'ün (CVN 72) güvertesine iniş yapmaya hazırlanan bir F/A-18F Super Hornet uçağı, 15 Şubat 2026 (Reuters)
Buna ek olarak, İran rejimine karşı olan birçok grup, Irak, Afganistan ve sınırlarının ötesindeki diğer çatışma bölgelerinde eğitim aldı ve savaş deneyimi kazandı. Bu gruplar arasında Kürtler, Azeriler, Beluçlar ve Araplar bulunuyor. Beluçlar ve Kürtler, operasyonlar başlarsa rejimin değişmesine katkıda bulunmaya hazır olduklarını açıkladılar. Benzer şekilde, 1979'dan beri İran siyasi ortamında marjinalleştirilmiş olan Araplar da artık katılmaya hazırlar.
Uçak gemileri, füzeler ve hava saldırıları en gürültülü oldukları için manşetlerde yer alsa da büyük bir değişimin temelini oluşturan husus, istihbarat toplama ve bilinmeyen failler tarafından gerçekleştirilen bombalı saldırılar ve suikastlar da dahil olmak üzere gayri nizami harptir. Bu süreç, yılanın başı olarak görülen Süleymani'nin Bağdat'ta öldürülmesiyle başladı.
Trump'ın favorisi olan Komutanlık genellikle gölgelerde faaliyet gösteriyor, ancak dikkatler kendisine yöneltilmediğinde düşmanları beklemedikleri yerden vurabilecek öncü güç olmaya devam ediyor.
*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.
Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas ettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5245167-suriye-h%C3%BCk%C3%BCmeti-suveyda-vilayetindeki-d%C3%BCrzi-gruplarla-tutuklular%C4%B1-takas-etti
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suriye’nin güneyindeki Suveyda vilayetinin Medya İlişkileri Birimi Müdürlüğü, hükümet ile kentin kontrolünü elinde bulunduran Dürzi gruplar arasında ‘tutuklu ve esir değişimi’ operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu, taraflar arasında geçen yaz kentte yaşanan ve ölümlere yol açan çatışmalardan bu yana yapılan ilk kapsamlı değişim operasyonu oldu.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, değişim kapsamında Şam, Adra Cezaevi’nde tutulan 61 Dürzi grup mensubunu serbest bırakırken; karşılığında Şeyh Hikmet el-Hicri’ye bağlı Ulusal Muhafızlar tarafından 25 Suriye hükümeti unsurunun serbest bırakılması sağlandı. Operasyon, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gözetiminde gerçekleştirildi.
Havadan çekilen bir fotoğrafta, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Suveyda vilayetinde Dürzi savaşçılar ile Bedevi kabileleri arasında yaşanan ölümcül çatışmaların ardından tahrip olmuş bir tankın kalıntıları görülüyor, 25 Temmuz 2025. (Arşiv – Reuters)
Geçtiğimiz temmuz ayında Suveyda’da mezhep temelli çatışmalar yaşandı; olaylar Dürzi savaşçılar ile Bedevi aşiretleri arasında patlak verdi. Çatışmalar, hükümetin kenti kontrol altına almak amacıyla birliklerini göndermesiyle daha da şiddetlendi.
Mücadeleler sırasında, Dürzileri destekleyen İsrail, Şam yönetimine karşı hava saldırıları düzenledi. Günler süren şiddetin ardından aynı ay, çatışmaları sona erdirmek amacıyla kapsamlı bir ateşkes ilan edildi; olaylar sırasında yüzlerce kişi hayatını kaybetti.
Suriye'nin Suveyda kentinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takası töreni sırasında güvenlik görevlileri ve yetkililer, esirleri taşıyan otobüslerin yanında toplandı. (AFP)
AFP ekibi, Suveyda’nın kuzey kırsalındaki el-Metune beldesinde iki büyük otobüsün Şam yakınlarındaki Dera Cezaevi’nden tutukluları indirdiğini gözlemledi. Otobüsler, hükümet güçleri ve ICRC ekipleri eşliğinde kente hareket etti, ardından bir ambulans ve ICRC aracı eşliğinde Suveyda’ya doğru yol aldı.
Kısa bir süre sonra aynı noktaya, hükümet kontrolü dışında kalan bölgelerde faaliyet gösteren Ulusal Muhafızlar’ın elinde bulunan güvenlik ve ordu mensubu esirleri taşıyan bir otobüs ulaştı.
Suriye devlet televizyonu, tutuklu değişim operasyonunun güvenliğini sağlamak için İç Güvenlik Güçleri’nin Şam-Suveyda yolunda yoğun güvenlik önlemleri aldığını bildirdi.
Suveyda’da Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında gerçekleştirilen esir takasında esirleri taşıyan bir otobüs, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, özellikle Suveyda’daki İç Güvenlik Güçleri’nin devlet ile yasadışı gruplar arasında gerçekleştirilen tutuklu değişimi operasyonunda yoğun çaba sarf ettiğini açıkladı.
El-Baba, Suriye el-İhbariyye televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bugün 86 aileye sevinç getiren bir değişim operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik. Yasadışı grupların elinde rehin tutulan 25 Suriye vatandaşının serbest bırakılmasını sağladık” dedi.
El-Baba ayrıca, “Devletin elindeki 61 tutuklu serbest bırakıldı” bilgisini vererek, bunun ‘Suveyda’da durumu yatıştırma ve Suriye ulusal birliği çerçevesinde barışçıl ve siyasi çözüm adımlarını öngören Amman Anlaşması’ kapsamında gerçekleştiğini belirtti.
El-Baba, yasadışı grupların hâlâ kayıpların durumu hakkında bilgi vermeyi reddettiğini ifade ederek, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması için uluslararası çabaların sürdüğünü vurguladı.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden (ICRC) bir yetkili, Suriye’nin güneyindeki Suveyda’nın dış mahallelerinde Bedevi kabileleri ile Dürzi gruplar arasında yapılan takası denetliyor. (SANA)
Diğer yandan ICRC Suriye Delegasyonu Başkanı Stephan Sakalian yaptığı açıklamada, ‘aylarca yakınlarını beklerken endişe içinde kalan ailelerin yeniden bir araya gelmesinde rol oynayan tüm taraflara’ teşekkür etti.
Sakalian, “Bu operasyonun, diğer olası serbest bırakma girişimlerine ve tüm taraflar arasında insani konulara ilişkin diyaloğa zemin hazırlamasını umuyoruz. Bu kapsamda, Temmuz 2025’ten bu yana güney Suriye’deki düşmanlıklar nedeniyle kaybolan kişilerin akıbetinin ve yerlerinin belirlenmesi de gündeme gelebilir” dedi.
20 Temmuz’dan itibaren ateşkes sağlanmış olsa da durum halen gerginliğini koruyor ve Suveyda’ya ulaşım güçlüklerle devam ediyor. Dürzi sakinler, hükümetin kontrolü dışında kalan bölgeleri abluka altına aldığını ve buralarda on binlerce yerinden edilmiş kişinin bulunduğunu iddia ediyor; Şam ise bunu reddediyor.
Rusya, Trump’ın Barış Konseyi’nin işleyişini ve BM Güvenlik Konseyi ile ilişkisini sorguluyorhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5245086-rusya-trump%E2%80%99%C4%B1n-bar%C4%B1%C5%9F-konseyi%E2%80%99nin-i%C5%9Fleyi%C5%9Fini-ve-bm-g%C3%BCvenlik-konseyi-ile-ili%C5%9Fkisini
Rusya, Trump’ın Barış Konseyi’nin işleyişini ve BM Güvenlik Konseyi ile ilişkisini sorguluyor
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi oturumundan (Arşiv – Reuters)
Rusya bugün, ABD Başkanı Donald Trump tarafından kurulan Barış Konseyi’nin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi ile nasıl çalışacağını sorguladı. BM Güvenlik Konseyi, İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden bu yana uluslararası barışın sağlanmasında merkezi bir rol üstleniyor.
Trump, Barış Konseyi’ni ilk kez eylül ayında, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki savaşını sona erdirmeye yönelik planını açıkladığında önerdi. Daha sonra, konseyin yetkilerinin diğer küresel çatışmaları da kapsayacak şekilde genişletileceğini ve bu tür çabaların genellikle BM gözetiminde yürütüleceğini belirtti.
ABD, Barış Konseyi’nde BM Güvenlik Konseyi’nin daimî üyeleri arasında yer alan tek ülke konumunda bulunuyor. BM Güvenlik Konseyi’nin diğer dört daimî üyesi ise Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa.
Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın uluslararası kuruluşlardan sorumlu yetkilisi Kirill Logvinov, TASS haber ajansına verdiği demeçte, “Barış Konseyi tüzüğü, bu oluşumu sıklıkla etkisiz olduğu kanıtlanmış mekanizmaların yerine geçecek yeni bir uluslararası yapı olarak tanımlıyor” dedi.
Konseyin yetki alanı ifade edilirken hiçbir zaman Gazze Şeridi’ne değinilmediğini vurgulayan Logvinov sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yaklaşımın, Barış Konseyi’nin BM ve Güvenlik Konseyi ile nasıl uyum içinde çalışacağı konusunda soru işaretleri oluşturduğu açık. BM Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanmasında dünyaca tanınan tek kurumdur.”
Rus yetkili, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in bugüne kadar Barış Konseyi toplantılarına davet edilmediğini hatırlatarak, bu konunun dikkat çektiğini belirtti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة