Amjad Rasmi

Amjad Rasmi
TT

Amjad Rasmi

Amjad Rasmi


SDG yöneticilerinin açıklamaları, Suriye devletiyle yapılan anlaşma etrafındaki belirsizliği artırıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
TT

SDG yöneticilerinin açıklamaları, Suriye devletiyle yapılan anlaşma etrafındaki belirsizliği artırıyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin, Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansınde , Kürt yetkililer Mazlum Abdi ve İlham Ahmed’in katılımıyla ABD Kongresi üyelerinden bir heyetle gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (Suriye Dışişleri Bakanlığı hesabı)

Suriye İçişleri Bakanlığı, Halep, İdlib, Deyrizor ve Rakka’da uzlaşı sürecine katılmak isteyen SDG mensuplarına işlemlerini tamamlamaları ve resmi evraklarını temin etmeleri için 1 Mart’a kadar süre tanıdı. Buna karşılık, Münih Güvenlik Konferansı sonrasında SDG yöneticilerinden gelen adem-i merkeziyetçilik ve özerk yönetime bağlı askeri-sivil yapıların entegrasyonuna dair açıklamalar, Şam ile SDG arasındaki anlaşmanın uygulama aşamasına ilişkin soru işaretlerini yeniden gündeme taşıdı.

Şam’daki hükümete yakın kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, SDG güçleri ile özerk yönetime bağlı sivil kurumların entegrasyon sürecinin hâlâ çok sayıda engelle karşı karşıya olduğunu, uygulamaya dair ayrıntıların iki taraf arasında müzakere edilmeye devam edildiği belirtti. Kaynaklar, “olumlu yönde ilerleme kaydedildiğini” vurgularken, Münih’te SDG lideri Mazlum Abdi’nin Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilmesi ya da SDG’den başka isimlerin bu göreve aday gösterilmesi önerisinin ele alındığını, bu başlıkta görüşmelerin sürdüğünü aktardı.

fbfbv
Şara’nın 18 Ocak’ta ateşkes anlaşmasını imzaladığı sırada (EPA)

Kuzeydoğu Suriye’deki Özerk Yönetim’in Dış İlişkiler Dairesi Eş Başkanı İlham Ahmed’in medya açıklamaları ise Mazlum Abdi’nin, kendisine bazı görevler teklif edilmesine rağmen Suriye hükümetinde herhangi bir resmi pozisyon üstlenmeme kararını netleştirdiğini ortaya koydu. Ahmed, SDG’nin Savunma Bakan Yardımcılığı için aday isimler sunduğunu söyledi.

Ahmed ayrıca, Şam ile yapılan anlaşmada “Özerk Yönetim” kurumlarının feshedilmesine dair açık bir hüküm bulunmadığını ifade ederek, görüşmelerin Suriye devleti çatısı altında “adem-i merkezi” bir yapı çerçevesinde kurumların yeniden düzenlenmesi üzerinde yoğunlaştığını, böylece söz konusu kurumların hizmet ve idari rolünün korunmasının hedeflendiğini belirtti.

cdsc
YPG bayrağını taşıyan bir çocuk, 13 Şubat’ta Tel Hams beldesi kırsalındaki çatışma hatlarından çekilen SDG’ye ait bir aracın yanında (Reuters)

Askeri entegrasyon konusunda ise sürecin fiilen başladığını söyleyen Ahmed, mevcut anlaşmanın güçlerin Haseke’de üç tugay ve Kobani’de bir tugay şeklinde yapılandırılarak Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlanmasını öngördüğünü kaydetti. Nihai isimlendirme meselesinin Savunma Bakanlığı ile yürütülen görüşmelere bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.

Ahmed, anlaşmanın uygulanmasında çeşitli zorluklar bulunduğunu kabul ederek, entegrasyon sürecinin devamı için yeni bir zihniyet ve toplumsal teşvikin gerekli olduğunu vurguladı; siyasi süreci sekteye uğratabilecek fitne çağrılarına karşı uyarıda bulundu.

vdvd
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’ndaki görüşme(AFP)

Ahmed’in açıklamaları, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin Münih’teki Münih Güvenlik Konferansı kapsamında Kürt medyasına yaptığı değerlendirmelerin ardından geldi. Abdi, Kuzeydoğu Suriye’deki Kürtlerin temel talebinin “hangi ad altında olursa olsun adem-i merkezi yerel yönetim” olduğunu, yani bölge halkının Suriye devleti çerçevesinde kendi işlerini kendisinin yönetebilmesini istediklerini söyledi. Bu ifadeler, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin Kürtlerin “özerk yönetim” talebinde bulunduğu yönündeki iddiaları reddetmesine yanıt niteliği taşıdı.

Abdi, “özerk yönetim” kavramının kullanılmasının Kürt tarafı için zorunlu olmadığını, asıl odaklarının Kürt çoğunluklu bölgelerde fiili bir yerel yönetim güvencesi sağlanması olduğunu, bunun da Suriye’nin toprak bütünlüğü korunarak gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade etti. Uzlaşıya varılacak herhangi bir formülün yalnızca Kürtlerin değil, tüm yerel bileşenlerin haklarını güvence altına alması gerektiğini dile getirdi.

13 Şubat’ta Almanya’da düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı marjında, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani başkanlığındaki bir heyet ile SDG lideri Mazlum Abdi ve “Özerk Yönetim” Dış İlişkiler Sorumlusu İlham Ahmed, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi; ayrıca ABD Kongresi üyeleriyle de ayrı bir toplantı gerçekleştirildi. Görüşmelerde entegrasyon süreci, Şam’ın DEAŞ’la mücadele çabaları ile yerel ve bölgesel gelişmeler ele alındı. Suriye Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Suriye’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yapıldı.

Rubio, ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye dosyasını, entegrasyon sürecini, anlaşmaların uygulanmasını ve terörle mücadeleyi öncelikleri arasında gördüğünü belirtti.

Toplantı sonrasında Suriye Dışişleri Bakanı, SDG’ye “düşman değil, ortak” olarak baktıklarını ifade ederek, önceliğin SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonunun başarıyla tamamlanması olduğunu, Suriye’nin bölünmüş bir durumda kalmasını istemediklerini söyledi.

Öte yandan Suriye İçişleri Bakanlığı, SDG’ye mensup unsurlar için açılan uzlaşı merkezlerinin 1 Mart itibarıyla kapatılacağını duyurdu; ilgili kişilere, sürenin bitiminden önce merkezlere başvurarak işlemlerini tamamlamaları ve resmi belgelerini almaları çağrısında bulundu. Bakanlık, bu adımın ilgili bölgelerde güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesini hedeflediğini belirtti.

Bakanlık, 26 Ocak’ta Deyrizor ve Rakka vilayetlerinde SDG ile çalışan unsurların durumlarının düzeltilmesi için iki merkez tahsis etmiş; bu kişilerin silah ve teçhizatlarını teslim etmeleri ve normal hayatlarına dönmelerinin sağlanmasını amaçladığını açıklamıştı. Bu adımlar, Suriye Arap Ordusu’nun Rakka ve Deyrizor kentlerinde kontrolü sağlamasının ardından Savunma Bakanlığı’nın Doğu Suriye’de asker alma ve seferberlik müdürlükleri açmasıyla eş zamanlı yürütüldü.


İran, Hürmüz Boğazı'nda askeri tatbikat başlattı

 Devrim Muhafızları Komutanı, bugün Hürmüz Boğazı’ndaki deniz tatbikatları sırasında bir helikopterde (Tesnim Haber Ajansı)
 Devrim Muhafızları Komutanı, bugün Hürmüz Boğazı’ndaki deniz tatbikatları sırasında bir helikopterde (Tesnim Haber Ajansı)
TT

İran, Hürmüz Boğazı'nda askeri tatbikat başlattı

 Devrim Muhafızları Komutanı, bugün Hürmüz Boğazı’ndaki deniz tatbikatları sırasında bir helikopterde (Tesnim Haber Ajansı)
 Devrim Muhafızları Komutanı, bugün Hürmüz Boğazı’ndaki deniz tatbikatları sırasında bir helikopterde (Tesnim Haber Ajansı)

İran Devrim Muhafızları, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı bölgesinde “Hürmüz Boğazı'nın Akıllı Kontrolü” adlı bir deniz tatbikatı gerçekleştirdiğini duyurdu. Tatbikatın, Devrim Muhafızları Genel Komutanı Tümgeneral Muhammed Pakpur’un saha gözetimi ve takibi altında icra edildiği bildirildi.

Resmî IRNA ile Devrim Muhafızları’na yakın Tesnim Haber Ajansı, tatbikatın Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ekseninde, “bileşik, canlı ve hedef odaklı” eğitimler kapsamında düzenlendiğini aktardı. Açıklamada, dünyanın en önemli enerji nakil güzergâhlarından biri olan bölgede muhtemel güvenlik ve askerî tehditlere karşı operasyonel hazırlık seviyesinin test edilmesinin amaçlandığı kaydedildi.

Şarku’l Avsat’ın IRNA’dan aktardığı habere göre tatbikat; deniz birliklerinin hazırlık düzeyinin değerlendirilmesi, güvenlik planlarının gözden geçirilmesi ve boğaz bölgesinde muhtemel askerî karşılık senaryolarının uygulanmasını kapsadı. Ayrıca İran’ın Basra Körfezi ve Umman Denizi’ndeki jeopolitik konumunun da tatbikat çerçevesinde değerlendirildiği belirtildi. Ajans, eğitimlerin hızlı reaksiyon ve “kararlı ve kapsamlı” tedbir alma kapasitesine odaklandığını; katılımcı birlikler için bilgi ve operasyonel tatbikatların icra edildiğini bildirdi.

Risk analiz şirketi EOS Risk Group ise bölgedeki denizcilere telsiz aracılığıyla, salı günü Hürmüz Boğazı’nın İran kara suları içindeki kuzey hattında gerçek mühimmatla bir eğitim icra edilebileceğine dair uyarı yapıldığını duyurdu. Buna karşılık İran devlet televizyonu, tatbikatta gerçek mühimmat kullanıldığına dair bir bilgi paylaşmadı.

Bu son haftalarda denizcilerin İran’ın gerçek mühimmatlı eğitimlerine ilişkin ikinci kez uyarıldı. Ocak ayı sonunda duyurulan bir tatbikat sırasında ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran’a ve Devrim Muhafızları’na sert bir uyarıda bulunmuş; “uluslararası hava ve sularda profesyonel şekilde hareket etme hakkını” teyit etmekle birlikte, Amerikan savaş gemileri ile bölgeden geçen ticari gemilere yönelik herhangi bir müdahale ya da tehdide karşı uyarı yapmıştı.

4 Şubat’ta gerilim tırmanmış; ABD Donanması’na ait bir savaş uçağı, Umman Denizi’nde uçak gemisi USS Abraham Lincoln’e yaklaşan bir İran insansız hava aracını düşürmüştü. Washington ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndan geçişi sırasında Amerikan bayrağı taşıyan ve mürettebatı Amerikalılardan oluşan bir ticari geminin İran tarafından taciz edildiğini açıklamıştı.

sdvds
Uçak gemisi grubu USS Abraham Lincoln, ABD Beşinci Filosu’nun operasyonlarına ve Orta Doğu’da deniz güvenliğine destek amacıyla Umman Denizi’nde seyrediyor (Pentagon)

Tatbikat duyurusu, İran ile ABD arasında nükleer görüşmelerin yeniden başlaması arifesinde, bölgesel gerilim ve uluslararası deniz varlığının arttığı bir dönemde geldi. Son günlerde askerî ve diplomatik mesajların karşılıklı olarak iletildiği bir süreçte, deniz faaliyetleri müzakere hattıyla paralel ilerliyor.

ABD Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı Denizcilik İdaresi, Hürmüz Boğazı ve Umman Denizi’nden geçen gemilerin karşı karşıya kalabileceği risklere ilişkin uyarılarını yeniledi. İdare, İran unsurlarının ticari gemilere çıkması dâhil bazı vakalara işaret ederek, 3 Şubat’ta meydana gelen bir olaya dikkat çekti. Amerikan bayrağı taşıyan gemilere, boğazdan doğuya doğru geçişlerinde Umman kıyılarına yakın seyretmeleri tavsiyesinde bulunuldu.

Hürmüz Boğazı, küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte birinin geçtiği hayati bir su yolu niteliği taşıyor; bu durum onu muhtemel herhangi bir çatışmada kilit bir nokta hâline getiriyor.

Tahran, saldırıya uğraması hâlinde boğazı kapatma ihtimalini defalarca gündeme getirdi. İranlı yetkililer ise yeni bir savaşın “sınırlı kalmayacağı” ve küresel enerji güvenliğini tehdit edeceği uyarısında bulundu.

Rehber Ali Hamaney’in ofisine bağlı Dış İlişkiler Komitesi Genel Sekreteri Celal Dehkani Firuzabadi, yeni bir askerî çatışmanın “sınırlı kalmayacağını” ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına yol açabileceğini söyledi.

Firuzabadi, geçen perşembe ISNA’ya verdiği demeçte, “İlk zarar görecek ülke Çin olacaktır” ifadelerini kullanarak Pekin’in bölge petrolüne bağımlılığına işaret etti. Rusya’nın “savaşa karşı çıktığını ve bunu engellemeye çalıştığını” belirten Firuzabadi, Moskova ve Pekin’den “gerçekçi beklentiler” içinde olunması gerektiğini de sözlerine ekledi.

Buna karşılık ABD, geçen ay uçak gemisi USS Abraham Lincoln görev grubunu bölgeye göndermesinin ardından, ikinci bir uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford’un Beşinci Filo’nun operasyon sahasına katılmaya hazırlandığını duyurarak deniz varlığını güçlendirdi.

Reuters’ın Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberine göre, nükleer görüşmelerin başarısız olması hâlinde ordunun süreklilik arz eden bir askerî kampanya ihtimaline hazırlandığı bildirildi.

Söz konusu konuşlanma, Washington’un “baskı altında diplomasi” olarak tanımladığı strateji çerçevesinde, Umman arabuluculuğunda yürütülen dolaylı müzakerelerle eş zamanlı ilerliyor. Tahran ise ABD’nin askerî varlığının nükleer dosyada taviz koparmayı amaçladığını savunuyor.


2026 Ramazan’ında seyirciyle bulaşacak iddialı diziler gerçek hayattan hikayelerden ilham alıyor

2026 Ramazan’ında seyirciyle bulaşacak iddialı diziler gerçek hayattan hikayelerden ilham alıyor
TT

2026 Ramazan’ında seyirciyle bulaşacak iddialı diziler gerçek hayattan hikayelerden ilham alıyor

2026 Ramazan’ında seyirciyle bulaşacak iddialı diziler gerçek hayattan hikayelerden ilham alıyor

Oyuncular, prodüksiyon ve yönetmenlik ekipleri aylarca bu an çalışıyor. İşte uzun zamandır beklenen o an geldi ve 2026 yılının Ramazan ayı dizilerinin yayınlanması için geri sayım başladı.

Okyanustan Körfez'e onlarca dizi seyirciyle buluşacak. Her zamanki gibi, bu diziler dramadan komediye, gerilimden, tarih, polisiye, fantastik ve diğer televizyon türlerine kadar geniş bir yelpazede çeşitleniyor.

Bu yıl Mısır televizyonlarında boy gösterecek diziler, gerçek hayattan alınmış heyecan verici ve dokunaklı hikayeler anlatacağı için büyük bir heyecanla bekleniyor. Suriye yapımı diziler ise Beşşar Esad rejiminin düşüşünden ve ardından rejim hapishanelerinde işlenen zulümlerin ortaya çıkmasından etkilenmiş gibi görünüyor. Tarihten esinlenen Körfez ülkeleri yapımı diziler ise toplumla ilgili hikayelere odaklanırken bazıları da geçtiğimiz Ramazan ayında başarılı olan yapımların devamı niteliğinde.

sdcds
“Şari’u’l-A’şa” dizisi, ilk sezonun başarısının ardından ikinci sezonuyla yeniden izleyicisinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor (Shahid platformu)

Ramazan sezonu yarışına büyük isimlerden bazıları geri dönerken Mısırlı aktör Muhammed Ramadan gibi bazı isimler ise bu yıl hiçbir dizide yer almadı. Lübnanlı yıldız Nadine Nassib Njeim, “Mumkin” (Olabilir) adlı dizisinin Ramazan sezonu sonrasına ertelenmesi nedeniyle ekranlarda olmayacak. Mısırlı aktris Ghada Abdel Razek ise yapım şirketiyle anlaşmazlıklar yaşadığı için “Aaliya” dizisinden çekildi.

sdcd
2026 Ramazan dizileri sezonunda yer almayan bazı yıldızlar (Instagram)

Körfez bölgesinin 2026 Ramazan ayı için en güçlü yapımları

Şari’u’l-A’şa 2

Şari’u’l-A’şa (el-A’şa Caddesi) dizisi, geçtiğimiz yıl Ramazan ayında başlayan başarılı yolculuğuna devam ediyor. Dizi ikinci sezonunda da el-Aşa Caddesi sakinleri hakkında daha fazla hikayeyle izleyicisinin karşısına çıkacak. Badryah El-Bishr’in romanından uyarlanan dizi, 1970'lerin Riyad'ında geçiyor. Dizinin yıldızı Suudi aktris İlham Ali, bu sezon birçok zorluğa karşı ailesini korumaya devam eden karakteri Wadhah hakkında konuştu. Ali'nin yanı sıra, kadroda Khalid Saqr, Aisha Kay, Lama Abdel Wahab ve diğer Suudi ekran yıldızları da yer alıyor.

Al-Ghamiza

Kuveytli aktris Huda Hussein, 1970'lerde geçen “Al-Ghamiza” (Körebe) dizisiyle Körfez bölgesinde yapılan Ramazan dizilerine geri dönüyor. Dizi, fiziksel durumu ve karşılaştığı toplumsal zorluklara rağmen ailesini bir arada tutmaya ve terzilik yapmaya çalışan kör bir anne olan Widad'ın hikâyesini anlatıyor. Dizide Huda Hussein’in yanı sıra Mahmoud Bouchery, Fatima Al-Safi, Laila Abdullah ve diğer oyuncularla birlikte rol alıyor.

Kisra

“Kisra” toplumun gelenekler ile zamanın getirdiği değişiklikler arasında bölündüğü 1990'larda geçen toplumsal bir hikayeyi anlatıyor. Aref (Daoud Hussein) ve Dananir (Taif) kendi dünyalarında mutlu oldukları bir yuva kurmak için mücadele eden bir çifttir. Ancak çocukları, paranın cazibesine kapılıp açgözlülüğün esiri olurlar ve isyan rüzgârları eser. Bu da ebeveynlerinin fedakârlıklarını nankör çocuklarıyla acı bir mücadeleye dönüştürür.

Yevmiyyat Racul Mütezevvic

Suudi oyuncu İbrahim Al-Hajjaj “Yevmiyyat Racul Anis” (Bekâr Bir Adamın Günlüğü) adlı dizinin ardından, ikinci sezonla “Yevmiyyat Racul Mütezevvic” (Evli Bir Adamın Günlüğü) ile ekranlara geri dönüyor. Suudi Arabistan yapımı komedi dizisi, daha komik durumlar ve sosyal meseleleri ele alırken daha fazla dürüstlük vaat ediyor.

Dizide Hajjaj’a Saeed Saleh, Fatima Al-Sharif, Aida Al-Qasim ve diğerleri gibi deneyimli aktörlerden oluşan bir ekip eşlik ediyor.

Bu sezon izlenmesi gereken diğer Körfez dizileri arasında “Kahilan”, “Ghalt Banat”, ‘Hamdiya’, “Banat Abdul Ghani” ve “Amour Ailiah” gibi yapımlar yer alıyor.

2026 Ramazan ayının en çok beklenen Mısır dizisi: “Sahab al-Ard”

WATCH IT platformunda yayınlanacak olan dizi, Gazze’deki savaşı genel arka plan olarak alıyor. Başroldeki aktör Iyad Nassar, trajediyi tüm ayrıntılarıyla yaşayan ve kuşatma ve bombardıman altında mahsur kalan yeğenini kurtarmak için mücadele eden Filistinli bir adamı canlandırıyor.

Nassar’a Mısırlı bir sağlık ekibinde çalışan bir doktoru canlandıran aktris Menna Shalaby eşlik ediyor. Alevler ve savaşın zorlu koşulları arasında, karakterler arasında insani ilişkiler gelişiyor ve drama ile belgeseli harmanlayan bir hikaye ortaya çıkıyor.

Toplamda 15 bölümlük dizide rol alan oyuncular arasında Adam Bakri, Tara Abboud ve Kamel el-Basha bulunuyor.

Senaryosu Ammar Sabri tarafından yazılan dizi, Peter Mimi tarafından yönetildi. Sahab al-Ard, İsrail basınının dikkatini çekerken Yedioth Ahronoth gazetesi, dizinin yüksek reytingler alacağı tahmininde bulundu.

“Menna’a”

Tunuslu aktris Hend Sabri, Ramazan dizilerinden beş yıldır uzaktı. Ancak ‘Yango Play’ platformundaki “Menna’a” (Bağışıklık) dizisiyle geri dönüyor. Dizide Gharam karakterini canlandıran Sabri, sinema ve televizyonda tanındığı rollerden farklı bir rol sergiliyor.

Gerilim dolu dizi, 1980'ler Kahire’sinde işçi sınıfının yaşadığı el-Batniya Mahallesi’nde geçiyor. Gharam, bu mahallede tüm karanlık ve tehlikeli sırlarıyla uyuşturucu mafyasına girmeye zorlanıyor. Amr el-Daly'nin yazdığı ve Hussein El-Manbawy'nin yönettiği dizide Sabri'nin yanı sıra Khaled Selim, Ahmed Khaled Salah, Mohamed Anwar ve diğer oyuncular rol alıyor.

scdsc
Hend Sabri, Ramazan dizilerine beş yıl ara verdikten sonra “Gharam” karakteriyle geri dönüyor (Yango Play)

“İfrac”

Alsabah Media Group ve Shahid platformu tarafından yapılan umut verici bir tanıtım duyurusu, Amr Saad'ın Abbas Al-Rais karaterini üstlendiği “İfrac” (Salıverme) dizisinin yayınlanacağını müjdeledi.

Karısını ve iki kızını öldürdüğü suçlamasıyla yıllarca hapis yattıktan sonra serbest bırakılan ana karakter, bir kahraman olmaktan ziyade, suçun gizemi, suçluluğun ağırlığı ve toplumun yargısı altında eziliyor.

Dışarıya taşan psikolojik ve insani bir yaklaşımla, karakterler gergin bir psikolojik atmosferde hareket ediyor. Dizinin, insanların kötülükleri, travmaları ve hayal kırıklıkları da dahil olmak üzere gerçekliğini en gerçekçi şekilde aktardığına şüphe yok. Dizide ayrıca aktris Tara Emad'ın daha önceki rollerinden farklı bir görünümle canlandırdığı karakter dikkati çekiyor.

Ra’su’l-Afaa

“Ra’su’l-Afaa” (Yılanın başı) dizisi, Ameer Karara'nın Arap dizilerinde nadiren işlenen gerilim dolu bir ortamda ulusal güvenliği tehdit eden bir terörist komployla karşı karşıya kaldığı bir suç draması türündedir.

Gerçek olaylardan esinlenen dizi, senaryosu Hani Sarhan tarafından yazılan diziyi Mohamed Bakir yönetti. Dizi, WATCH IT platformunda izlenebilir.

Karara'ya dizide Müslüman Kardeşler'in (İhvan) eski baş rehberi Mahmud Ezzat’ı canlandıran Sherif Mounir ve Ramazan dizilerine dört sezonluk bir aradan sonra geri dönen Magda Zaki eşlik ediyor.

El-King

Heyecan verici bir aksiyon dizisi olan “el-King” (Kral) adlı yapımda, başrol oyuncusu Mısırlı aktör Mohammad Emam, kardeşleriyle miras için savaşan Hamza karakterini canlandırıyor. Dizide bir yandan olaylar gelişirken, baş kahraman basit, fakir bir hamaldan uluslararası bir çete ağının peşinde olduğu nüfuzlu bir iş adamına dönüşüyor.

Dizi, Hamza'nın iki aşk arasında kalmasına neden olan bir çatışma şeklindeki romantizmden de yoksun değil. İmam, Shahid platformunda yayınlanan dizide Hanan Motawe, Basant Shawky, Mostafa Khater, Mirna Jamil ve geniş bir oyuncu kadrosuyla birlikte rol alıyor.

“Etnen Gherna”

Romantik sosyal dramaya geçersek, Aser Yassin ve Dina El Sherbiny, “Etnen Gherna” adlı yapımda ilk kez ekranlarda bir araya geliyor. Hikaye ailevi ve kişisel krizler yaşayan tanınmış bir aktris ile eşinden ayrılmış bir öğretmen etrafında gelişir. Kader onları bir araya getirir ve birçok zorlukla karşı karşıya bırakır. 15 bölümlük dizi, WATCH IT platformunda izlenebilir.

“Ve Nensa illi Kan”

Geçtiğimiz yıl Ramazan ayında “Ve Tegabul Habib” adlı yapımda başarılı bir ikili olan Yasmin Abdulaziz ve Karim Fahmy, “Ve Nensa illi Kan” (Olanları unutalım) adlı yeni bir sosyal dramada yeniden bir araya geliyor.

Spot ışıklarından ve ünlülerin hayatından çok da uzak olmayan bu dizi, tehdit mesajları alan Jalila Raslan adlı bir sanatçının hikâyesini anlatıyor. Jalila, sadece Bedir adlı korumasının yanında kendini güvende hisseder ve Bedir daha sonra, onun çalışanı olmaktan çıkıp sevgilisi olur.

Dizinin kadrosunda Abdulaziz ve Fahmy’nin yanı sıra Shirin Reda, Menna Fadali, Khaled Sarhan, Edward ve diğer sanatçılar yer alıyor. Amr Mahmoud Yassin'in yazdığı dizinin yönetmen koltuğunda Mohamed Al-Khabiri oturuyor. Dizi, Ramazan ayı boyunca Shahid platformunda gösterilecek.

Mai Omar, Sawsan Badr, Engy El-Mokadem ve diğerlerinin rol aldığı “Al-Sitt Mona Lisa” gibi diziler de bu Ramazan’da izleyicisiyle buluşmayı bekliyor.

Ahmed Malek ve Hoda Al-Mufti'yi bir araya getiren “Sawa Sawa” adlı dizinin yanı sıra, Majid Al-Kaddouani ve Yousra Al-Lozi'nin başrollerini paylaştığı “Kan Ya Kan” ve Nelly Karim ve Sherif Salama'nın rol aldığı “Ala Ad El Hob” gibi dizilerde ekranlara gelecek.

Ramazan sezonunda sanatçı Mahmoud Hamida, Tarek Lotfy, Nada Moussa ve Aida Riad ile birlikte “Forsa Akhira” dizisinde dikkat çekici bir performans sergiliyor.

Gerilim dizileri sevenler, Ahmed Al-Awadi'nin başrolünde oynadığı “Ali Clay” (Muhammed Ali) adlı yapımı izleyebilirler.

“Al-Maddah” diziside Hamada Hilal ile birlikte altıncı ve son sezonuyla ekranlara dönüyor. Komedi türünde ise Karim Abdel Aziz'in rol aldığı 15 bölümlük dizi “Al-Meter Samir” yer alıyor.

Lübnan ve Suriye dizileri

“Bi’l-haram”

Lübnan dizisi “Bi’l-haram”, deneyimli oyuncuların rol aldığı ve sirk benzeri bir ortamda geçen ilgi çekici bir hikayeye sahip. Dizi, bir sanat grubunda çalışan karakterlerin hayatlarını anlatıyor.

Maguy Bou Ghosn başrolü üstlenirken, Ammar Shalq, Takla Chamoun, Bassem Mghanna, Carole Abboud, Randa Kaadi, Tarek Tamim ve Tony Issa gibi büyük isimler ile yeni nesil Lübnanlı dizi yıldızları da kadroda yer alıyor.

Yapım şirketi Eagle Films, bu sezon Lübnan drama listelerinin zirvesinde yer alan Balharam'a büyük bir yatırım yapıyor. Dizi, Shadi Kiwan ve Fadi Hussein tarafından yazıldı ve Philip Asmar tarafından yönetildi. Dizi, Shahid platformunda izlenebilir.

“Bi Kams Arwah”

Suriyeli ikili Kosai Khauli ve Karess Bashar, “Bi Kams Arwah” dizisi ile yoksul mahallelerden ve marjinalleşmiş topluluklardan ortaya çıkan bir hikaye sunuyor. Yoksulluk, zulüm ve yetimlik içinde büyüyen hikayenin kahramanı Shams Abdullah, zengin ve nüfuzlu bir adamın tek meşru varisi olduğunu keşfeder. Sevgilisi Samaher'in eşlik ettiği, zorluklar ve tehlikelerle dolu bir yolculuğa çıkan Shams Abdullah, hakkını talep eder. Aktris Karess Bashar, yeni karakteri için Irak lehçesi öğrendi.

“Mawlana”

“Mawlana” adlı dizide Suriyeli aktör Taim Hasan, karmaşık ve çok yönlü bir karakter olan Jaber’i canlandırıyor. Shahid platformundaki açıklamaya göre hikayenin kahramanı geçmişinden ve topluluğundan kaçıp saklanır ve onlarca yıldır kurtarıcısını bekleyen unutulmuş bir köyde umutlarını taze tutar. Yönetmen Samer Barqawi, tema şarkısının Hassan, Nour Ali, Fares Al-Helou ve Nancy Khoury ile birlikte rol alan sanatçı Mona Wassef tarafından seslendirileceğini açıkladı. Bu açıklamada, izleyiciler için büyük bir sürpriz oldu.

“Matbakh Al Madinah”

“Matbakh Al Madinah” (El-Medine Restaurant) kaderi eski Şam'daki tarihi bir restorana bağlı olan Şamlı bir ailenin hikayesini anlatıyor. Rasha Sharbatji'nin yönettiği bu gerçekçi dramada, Suriyeli akyör Maxim Khalil uzun yıllar sonra yeniden ülkesinin bir yapımıyla ekranlara geri dönüyor. Khalil, Amal Arafa, Abbas Al-Nouri, Abdul Moneim Amayri, Mohammed Hadaki, Khaled Al-Qish, Fadi Subeih ve diğerleri dahil olmak üzere çok sayıda Suriyeli yıldızla birlikte rol alıyor.

“Saadaet Al Magnoun”

“Saadaet Al Magnoun” (Deli adamın mutluluğu) Suriyeli yönetmen Saif Sbeih'in gözünden, karmaşık insan ilişkileri ve bu ilişkileri bozan çıkarlar, yolsuzluklar, nüfuz ve güç mücadeleleri etrafında dönüyor. Sbeih dizide, Abed Fahd, Sulafa Memar ve Bassem Yakhour'un başını çektiği yetenekli oyuncuların yardımını alarak insan ruhunun karanlık yönlerini derinlemesine inceliyor. OSN Plus platformunda yayınlanan Saadaet Al Magnoun dizisi, suç, gerilim ve psikolojik dramayı harmanlıyor.

Esed rejimin sonrası dizi sektörü

Geçtiğimiz yıl Suriye'de yaşanan siyasi değişiklikler çerçevesinde, bu dönemi belgelemeye çalışan yapımlarda artış yaşandı. Bunların çoğu, eski rejimin hapishanelerini dramatik bir bakış açısı olarak ele aldı. Bu diziler arasında, gözaltı merkezlerinde yaşanan gerçek olaylardan esinlenerek çekilen ve Ghassan Massoud, Salloum Haddad ve Fayez Kazak’ın başrollerini paylaştığı “Kayser (Caesar): La Mekan, La Zaman” (Sezar: Mekansız, zamansız) da yer alıyor.

“Al-Khaleej ila al-Bahr”

“Al-Khaleej ila al-Bahr” (Kuyunun çıkışı) dizisi, Sednaya Hapishanesi'ndeki mahkumların çektikleri acıları anlatıyor. Dizinin başrollerini Jamal Suleiman ile Carmen Lebbos paylaşıyor. Aynı kategoride “Aila al-Malik” (Kralın Ailesi) ve “Al-Suriun al-A'dada” (Suriye Düşmanları) da ekranlara gelecek.