Libya’nın sınır güvenliği çatışan tarafları siyasi başarısızlıklarının gölgesinde iş birliğine zorlayabilir mi?

Gözlemciler, çatışan taraflar arasındaki yakınlaşmanın arkasında Avrupa’nın baskılarının olduğunu söylüyor

Sınır güvenliği ortak teknik koordinasyon ekibi, UNSMIL’in desteğiyle geçtiğimiz yıl ocak ayında kuruldu (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)
Sınır güvenliği ortak teknik koordinasyon ekibi, UNSMIL’in desteğiyle geçtiğimiz yıl ocak ayında kuruldu (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)
TT

Libya’nın sınır güvenliği çatışan tarafları siyasi başarısızlıklarının gölgesinde iş birliğine zorlayabilir mi?

Sınır güvenliği ortak teknik koordinasyon ekibi, UNSMIL’in desteğiyle geçtiğimiz yıl ocak ayında kuruldu (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)
Sınır güvenliği ortak teknik koordinasyon ekibi, UNSMIL’in desteğiyle geçtiğimiz yıl ocak ayında kuruldu (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)

Kerime Naci

İnsan ticareti, yakıt kaçakçılığı, düzensiz göç ve sınır ötesi suç gibi güvenlik tehditlerinin Cezayir, Çad, Sudan ve Nijer'le olan Libya'nın güney sınırlarını giderek daha fazla tehdit ettiği ve Sahel ile Sahra bölgesinin alevlendiği bir ortamda sınır güvenliği dosyası, Libya çatışmasının taraflarını ortak güvenlik iş birliğine iten başlıca meseleler arasında öne çıktı. Libya'nın güney sınırları, karmaşık çöl yapısıyla büyük ölçüde başta İtalya olmak üzere Avrupa kıtasına yönelik düzensiz göçün ana güzergâhlarına dönüştü.

Bu bağlamda Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL), Libya'nın batısından ve doğusundan askeri yetkilileri bir araya getiren Ortak Teknik Sınır Güvenliği Koordinasyon Ekibi'nin Libya'nın orta kesimlerindeki Sirte'de geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen toplantıda, ortak sınır güvenliği koordinasyonunu güçlendirmeye yönelik pratik adımlar üzerinde mutabık kaldığını duyurdu. UNSMIL’in açıklamasına göre bu adımlar, ‘belirli sınır bölgelerinde ortak ve bütünleşik görevler icra etmek amacıyla sınır muhafaza birlikleri arasında birlikte yaşam süreci uygulanmasını ve daha önce Bingazi ile Trablus'ta kurulmuş olan ortak sınır güvenliği merkezlerinin faaliyete geçirilmesini’ de kapsıyor.

Uzlaşının zemini

Ortak Teknik Sınır Güvenliği Koordinasyon Ekibi'nin, Libya ulusal güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak sınırları birleştirme ve koruma amacıyla geçtiğimiz yıl ocak ayında UNSMIL’in desteğiyle kurulduğunu hatırlatmakta fayda var.

İbda Araştırma Vakfı Yönetim Direktörü Abdullah el-Geryani, bu ortak sınır güvenliği koordinasyonunun siyasi tabloya yansımaları hakkında yaptığı değerlendirmede, “Bu ortak sınır güvenliği koordinasyonu, ister BM ister ulusal kaynaklı olsun çeşitli girişimleri desteklemek amacıyla ulusal siyasi uzlaşıya zemin hazırlama yönünde ilerleyen dönemde üzerine inşa edilebilecek bir temel sunuyor" ifadelerini kullandı.

dfvfdb
Sınır güvenliği, Libya'daki çatışmanın taraflarını ortak iş birliğine itti (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)

Bu güvenlik uzlaşını ‘önemli’ olarak nitelendiren Geryani, “Çünkü bu uzlaşı, 2020'deki Berlin Konferansı 1 ve 2021'deki Berlin Konferansı 2'nin ardından Libya dosyasında yaşanan tıkanıklık göz önünde bulundurulduğunda birleşik bir güvenlik gücü oluşturmak için bir çerçeve sağlıyor” dedi.

Libya’nın batı ve doğu kutupları arasındaki ortak güvenlik yakınlaşmasının 2023 yılındaki Derne felaketinden bu yana başladığını vurgulayan Geryani, ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) tarafından düzenlenen Flintlock Tatbikatı’nın Libya'nın doğu ve batısındaki silahlı kuvvetleri Sirte'de bir araya getirdiğini, bunun da Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Savunma Bakanlığı Müsteşarı Tuğgeneral Abdusselam ez-Zubi'nin bir araya gelmesini sağladığını ve özellikle güney sınırlarının korunması meselesinde güvenlik hedefinin siyasi olanla örtüştüğünü ifade etti.

ABD ivmesi

Şarku’l Avsat’ın Independen Arabia'dan aktardığı analize göre Siyasi yazar Abdullah el-Kebir ise UNSMIL’in, ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos’un girişiminin özellikle doğu ile batı arasında ortak güvenlik ve askeri güçler oluşturulmasına ilişkin bölümünün yarattığı geniş yerel ilgi ve ivmeden yararlanmaya çalıştığını düşünüyor. Bu kuvvetler Sirte'de gerçekleştirilen Flintlock Tatbikatı’na katılımla resmen başlatıldı.

Bu yakınlaşmanın Libya'nın doğusundan 5, batısından 5 subaydan oluşan ‘5+5 Ortak Askeri Komite’ olarak bilinen yapının önceki toplantılarında elde edilen kazanımlar üzerine inşa edildiğini de vurgulayan Kebir, sınır güvenliğini sağlamaya yönelik ortak gücün etkinleştirilmesinin ve bu konudaki anlaşmanın hızlandırılmasının Boulos’un girişimiyle ilişkili olduğuna dikkati çekti. Kebir, bunun aynı zamanda Sahel ve Sahra bölgesindeki büyüyen güvenlik tehditlerine verilen yanıtın ve Libya'yı son dönemde enerji sektöründe yatırım sözleşmeleri imzalayan Amerikan şirketlerini kabul etmeye hazırlamanın bir parçası olduğunu belirtti.

Bu gücün ABD’nin desteğiyle Amerikan şirketleri için güvenli bir ortam sağlayabileceğini düşünen Kebir, ancak güvenlik veya askeri kurumun gerçek manada birleşmesine zemin hazırlamayacağını ifade etti. Çünkü henüz siyasi birleşmenin koşulları oluşmadığını ve doğu ile batı arasındaki çifte karar mekanizması bu gücün geliştirilmesinin ve bağlılığının belirlenmesinin önünde bir engel olmaya devam ettiğini ifade eden Kebir, Libya siyasi sahnesindeki her ilerlemenin Libya'nın kendi sorunlarına verilen bir yanıttan çok, ABD'nin yaklaşan Amerikan yatırımları için uygun koşulları hazırlama isteğinin doğrudan yansıması olduğunu da vurguladı.

Sınır tehditleri

Öte yandan uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Halid el-Hicazi, Libya'nın doğusu ile batısı arasındaki sınır güvenliği koordinasyonu düzeyinde yaşananların önemli bir gerçeği yansıttığını vurguladı. Hicazi, “Sınır ötesi tehditler, siyasi bölünmüşlüğün eskiden olduğu gibi sürmesine izin vermeyecek kadar güçlü bir hal aldı. Sınır meselesi artık belirli bir bölge ya da otoriteyle sınırlı yerel bir sorun olmaktan çıkarak doğuda, batıda ve güneyde herkesi istisnasız etkileyen bir tehdide dönüştü” ifadelerini kullandı.

Düzensiz göç, yakıt kaçakçılığı, silah ve uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı şebekeleri ile Sahel ve Sahra'nın derinliklerinden sızan suç örgütleri ve aşırılıkçı yapıların genişlemesinin Libya tarafları üzerinde yeni bir gerçeklik dayattığını vurgulayan Hicazi, “Sınırlar, siyasetin kısmen başaramadığını kısmen de başardı; zira herkesin önüne siyasi kamplaşmaları ve söylemleri tanımayan ortak bir tehlike koydu" diye ekledi.

Libya’nın doğusundaki ile batısındaki güvenlik ve askeri yetkililerin bugün özellikle güney sınırları üzerindeki kontrolün çökmesinin Libya'da kapsamlı bir güvenlik sorununa ve hatta 2011 sonrası yıllardan daha tehlikeli bir kaos ortamına yol açabileceğinin farkında olduğunu vurgulayan Hicazi, bu yüzden koordinasyon masasına oturmanın, artık siyasi bir lüks olmaktan çıkarak devletin bizzat varlığıyla bağlantılı bir güvenlik zorunluluğuna dönüştüğünü vurguladı.

Bu koordinasyonun kapsamlı siyasi birliğin öncülü olarak değerlendirilmemesi gerektiği konusunda da uyardı. Güvenlik dosyasının çoğunlukla bütünleşik bir ulusal proje inşa etme mantığıyla değil, geçici ortak çıkar mantığıyla ilerlediğini belirten Hicazi, bununla birlikte sınır güvenliği düzeyinde ortak koordinasyona ulaşıldığının duyurulmasının, doğrudan iletişim kanalları oluşturduğu ve güvenlik ile askeri kurumlar arasındaki kopukluğu hafiflettiği için olumlu ve önemli bir adım olmaya devam ettiğini de vurguladı.

Uluslararası faktör

Sınır güvenliği koordinasyonunu güçlendirmeye yönelik bu ortak anlaşmanın, düzensiz göçün artması ve Afrika'nın Sahel ile Sahra ülkelerindeki güvenlik durumunun kötüleşmesi nedeniyle Avrupa ülkelerinin baskılarının bir ürünü olup olmadığı sorusuna verdiği yanıtta Hicazi, Avrupa faktörünün bu anlaşmada belirleyici bir rol oynadığını vurguladı.

Avrupa'nın bugün Libya'ya Akdeniz'e uzanan düzensiz göçün başlıca geçiş kapısı olarak baktığını belirterek bunu ‘ilan edilmemiş en önemli itici güçlerden biri’ olarak değerlendiren Hicazi, özellikle Nijer, Mali, Çad ve Sudan gibi Sahel ve Sahra ülkelerindeki çalkantıların tırmanmasıyla birlikte kaçakçılık şebekeleri ve organize suç faaliyetlerinin artmasının Avrupa başkentlerinin güvenlik kaygılarını giderek büyüttüğünü  Hicazi, Libya'daki güvenlik kurumlarını sınır güvenliği konusunda daha fazla koordinasyon kurmaya yönlendirmek amacıyla BM kanalları ya da başka iletişim hatları aracılığıyla baskı uygulayan birden fazla uluslararası tarafın bulunduğuna dikkat çekti. Zira Avrupalılar, Libya'daki güvenlik bölünmüşlüğünün sürmesinin pratikte göç dalgaları, kaos ve silah akışı önünde açık sınır anlamına geldiğinin farkında. Bununla birlikte bu ortak sınır güvenliği koordinasyonunun başarısının, Libya'nın güvenlik iş birliğini yalnızca dış baskılara verilen geçici bir yanıt olmaktan çıkarıp Libya’nın egemenliğini korumaya yönelik kalıcı bir ulusal projeye dönüştürme yönünde gerçek bir iradeye sahip olup olmadığıyla doğrudan bağlantılı olduğu uyarısında bulunan Hicazi, “Yalnızca uluslararası baskı korkusu üzerine inşa edilen herhangi bir anlaşma, çıkarlar ya da siyasi koşullar değiştiğinde kırılgan olmaya ve çöküşe açık kalmaya devam edebilir” diye konuştu.

Mecburi ittifak

El-Cezire Araştırma Merkezi Afrika İşleri Araştırmacısı Muhammed Turşin, ortak sınır güvenliği iş birliğinin birleştirilmesi meselesinin göreli bir nitelik taşıdığını ve ‘yerel, bölgesel ve uluslararası siyasi ve ekonomik boyutlara dayanan tüm temel anlaşmazlık noktalarını çözemeyeceğini’ belirtti.

Turşin, ortak sınır güvenliği iş birliğinin Libya çatışmasının tarafları arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmak ve ‘diğer Libya taraflarının uzlaşı noktalarına ulaşmak amacıyla bir araya geleceği bir zemin hazırlamak’ için hayata geçirilebileceğine dikkati çekti.

Düzensiz göç, kaçakçılık, insan ticareti ve sınır ötesi suç başta olmak üzere güvenlik boyutuyla bağlantılı meseleler ile Sahel'e yayılmış terör örgütlerinin tehdidi ve Libya'da etnik bağları bulunan Tuareg kökenli Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi (MNLA) gibi milliyetçi hareketlerin hepsinin, Libya çatışmasının taraflarını ortak paydalar bulmaya ittiğini, bu paydaların belirli düzeyde güvenlik istikrarının sağlanmasına ve Libya ulusal güvenliğine sızma kapısı oluşturabilecek boyutların ele alınmasına doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı.

Bu güvenlik ittifakının ‘mecburi ittifak’ olarak adlandırılabileceğini belirten ve bunun bir çıkar ittifakı olduğunu ve dolayısıyla güvenlik tehdit ve tehlikelerini gidermeye odaklanacağını teyit eden Turşin, “Libya meselesinde etkili ülkelerle koordinasyon sağlandığında bu ortak sınır güvenliği koordinasyonundan doğabilecek siyasi boyutlar gün yüzüne çıkacak” diye ekledi.

Bu ortak sınır güvenliği koordinasyonunun uluslararası dengelerle çatışıp çatışmayacağı sorusuna verdiği yanıtta ise Turşin, böyle bir ihtimali uzak bulduğunu belirtti.

Uluslararası toplumun bu ortak güvenlik anlaşmasını destekleyeceğini değerlendiren Turşin, Libya'yı etkileyen güvenlik tehditlerinin özellikle İtalya olmak üzere Avrupa'yı da vuracağını vurguladı. ABD'nin de buna karşı çıkmayacağını savunan Turşin, ‘bu ortak sınır güvenliği koordinasyonunun Avrupa'ya enerji arzını güvence altına alan petrol sahalarının korunmasına katkı sağlayacağını’ ifade etti. Rusya'nın da Libya'da kendi hedefleri bulunduğunu belirterek güvenlik düğümünün çözülmesinin Moskova'nın Libya'daki çıkarlarını koruma maliyetini düşüreceğini vurgulayan Turşin, Türkiye'nin ise Akdeniz'deki petrol yatırımlarına yönelik bir vizyona sahip olduğunu ve güvenlik koşullarının iyileşmesinin 2011 yılında eski Devlet Başkanı Muammer Kaddafi rejiminin çöküşünden bu yana bölünmüş olan ülkedeki büyük bölgesel güçlerin çıkarları açısından gerçek bir destek unsuru olacağını söyledi.



İran: Hürmüz Boğazı kontrolümüz altında kalmaya devam edecek

Hürmüz Boğazı’nda hareket eden gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda hareket eden gemiler (Reuters)
TT

İran: Hürmüz Boğazı kontrolümüz altında kalmaya devam edecek

Hürmüz Boğazı’nda hareket eden gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda hareket eden gemiler (Reuters)

İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın stratejik su yolu olan Hürmüz Boğazı’nın yakında yeniden açılabileceğine ilişkin açıklamasının ardından, boğaz üzerindeki kontrolünü sürdüreceğini duyurdu.

İranlı bir askeri sözcü, “X” platformunda yaptığı paylaşımda, küresel petrol ve doğal gaz piyasaları açısından kritik öneme sahip olan geçidin, ABD ile bir anlaşmaya varılması durumunda dahi “tamamen İran yönetimi ve egemenliği altında” kalacağını söyledi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu yakın Fars Haber Ajansı ise Trump’ın, boğazın savaş öncesindeki statüsüne döneceği yönündeki açıklamasının “gerçekleri yansıtmadığını” belirtti.

Trump, kendisine ait sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada, İran’la savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerde “büyük ölçüde” bir çerçeve anlaşmasına varıldığını ifade etmişti. Trump, anlaşmanın bir parçasının da Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması olduğunu söylemişti.

ABD Başkanı ayrıca, “Anlaşmanın son yönleri ve ayrıntıları şu anda görüşülüyor, yakında açıklanacak” dedi ancak zamanlamaya ilişkin ayrıntı vermedi. Trump; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Pakistan, Türkiye, Mısır, Ürdün ve Bahreyn liderleriyle, ayrıca ayrı olarak İsrail’le temas kurduğunu açıkladı.

Öte yandan Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, bugün yaptığı açıklamada ülkesinin İran ile ABD arasındaki bir sonraki barış görüşmelerine yakında ev sahipliği yapmasını umduğunu belirtti.

Washington ile Tahran arasında önemli bir arabuluculuk rolü üstlenen Pakistan’ın lideri, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Pakistan barış için samimi çabalarını sürdürecek ve bir sonraki müzakere turuna çok yakında ev sahipliği yapmayı umuyoruz” ifadelerini kullandı.

İran silahlı kuvvetleri, savaşın başlamasından kısa süre sonra Hürmüz Boğazı üzerinde kontrol sağlamıştı. Gemilere yönelik tehditler ve saldırılar nedeniyle su yolundaki trafik büyük ölçüde durmuş, bu durum küresel enerji fiyatlarında sert yükselişe yol açmıştı.

Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmadığını savunmayı sürdürürken, fiiliyatta denizcilik şirketlerinin İranlı irtibat noktalarıyla koordinasyon kurmak ve yüksek ücretler ödemek zorunda kaldığı, son haftalarda ise boğazdan yalnızca sınırlı sayıda geminin geçtiği belirtiliyor.

Fars Haber Ajansı, İran’ın boğazdan geçen gemi sayısını savaş öncesi seviyelere çıkarmayı kabul ettiğini aktardı. Ancak ajans, bunun savaş öncesindeki “serbest seyrüsefer” düzenine geri dönüş anlamına gelmediğini vurguladı.

Ajans, boğazın yönetimi ile geçiş izinlerinin verilmesinin İran’ın yetkisinde kalacağını belirterek, Trump’ın konuya ilişkin açıklamalarının “eksik olduğunu ve sahadaki gerçekliği yansıtmadığını” ifade etti.

İsrail tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmazken Trump, ABD’yi savaşa girmesi için teşvik eden İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile yaptığı görüşmenin “oldukça iyi geçtiğini” söyledi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın bölgesel bir kaynağa dayandırdığı habere göre Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk çabaları kapsamında ABD ile İran, savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya yaklaşmış durumda. Haberde, Washington’un İran’a yönelik yeni saldırı seçeneklerini değerlendirmesinin ardından diplomatik sürecin hız kazandığı belirtildi.

Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla konuşan bölgesel yetkili, “son dakika anlaşmazlıklarının” süreci raydan çıkarabileceği uyarısında bulunarak, son haftalarda anlaşmanın birkaç kez “yakın” olarak nitelendirildiğini hatırlattı.

Yetkiliye göre olası anlaşma; savaşın resmen sona erdiğinin ilan edilmesini, İran’ın nükleer programına ilişkin iki aylık müzakere sürecini, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını ve ABD’nin İran limanlarına yönelik ablukasını kaldırmasını içeriyor.

Bu arada İran da, Pakistan Genelkurmay Başkanı’nın Tahran’da gerçekleştirdiği yeni temasların ardından ABD ile yürütülen müzakerelerde “görüş ayrılıklarının azaldığı” mesajını verdi.

vvfev
ABD karşıtı bir reklam panosunun önünden geçen İranlı kadın. Panoda Hürmüz Boğazı çizimi ile ABD Başkanı Donald Trump’ın dikilmiş dudakları tasvir ediliyor (Reuters)

İran devlet televizyonunun aktardığına göre Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, taslağı “çerçeve anlaşma” olarak nitelendirdi.

Bekayi, “Bu anlaşmanın, dayatılan savaşı sona erdirmek için gerekli temel meseleleri ve bizim için büyük önem taşıyan diğer konuları kapsamasını istiyoruz. Ardından 30 ila 60 gün arasında makul bir zaman diliminde ayrıntılar müzakere edilerek nihai anlaşmaya ulaşılacak” dedi.

Sözcü, Hürmüz Boğazı’nın da görüşülen başlıklar arasında yer aldığını kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın ABD merkezli Axios’tan aktardığı habere göre ABD’li bir yetkili, mevcut mutabakat zaptı taslağının ateşkesin 60 gün uzatılmasını öngördüğünü belirtti.

Buna karşılık ABD, İran limanlarına yönelik ablukayı kaldıracak ve İran’ın petrolünü serbestçe ihraç edebilmesine imkân sağlayacak bazı yaptırım muafiyetleri tanıyacak. Bunun karşılığında ABD, 60 günlük süre boyunca yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması konusunda müzakere yürütmeyi kabul edecek.


Tottenham, Premier Lig’de kalma savaşı verirken, Mohamed Salah ve Pep Guardiola veda etmeye hazırlanıyor

Liverpool’un oyuncusu Muhammed Salah (Fotoğraf: Peter Byrne/PA Wire/DPA)
Liverpool’un oyuncusu Muhammed Salah (Fotoğraf: Peter Byrne/PA Wire/DPA)
TT

Tottenham, Premier Lig’de kalma savaşı verirken, Mohamed Salah ve Pep Guardiola veda etmeye hazırlanıyor

Liverpool’un oyuncusu Muhammed Salah (Fotoğraf: Peter Byrne/PA Wire/DPA)
Liverpool’un oyuncusu Muhammed Salah (Fotoğraf: Peter Byrne/PA Wire/DPA)

Tottenham Hotspur’ın gelecek sezon Premier Lig’de yer almayı garantileyebilmesi için pazar günü Everton karşısında yenilmemesi gerekiyor. Öte yandan Pep Guardiola ve Muhammed Salah da duygusal vedalara hazırlanıyor.

Liverpool ile Bournemouth, Şampiyonlar Ligi bileti alma yolunda kritik maçlara çıkarken; Brighton, Brentford, Chelsea ve Sunderland için de Avrupa kupalarına katılım mücadelesi sürüyor.

Spurs için “itibar” meselesi

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Tottenham taraftarları geçen yıl bu dönem, Manchester United’ı yenerek 17 yıl aradan sonra gelen Avrupa Ligi şampiyonluğunun sevincini yaşıyordu.

Teknik direktör Roberto De Zerbi ise Everton karşılaşmasının, kazanılan kupadan çok daha önemli olduğunu savundu. De Zerbi, Premier Lig’de kalmanın kulübün geleceği açısından hayati olduğunu söyledi.

“Kupadan ve primlerden daha önemli şeyler var” diyen İtalyan teknik adam, şöyle konuştu:

“Kulübün geleceği, kulübün tarihi, oyuncuların gururu, ailelerinin gururu söz konusu. Hepimizin itibarı söz konusu.”

Tottenham’a ligde kalmak için bir puan yeterli olacak. Bu sonuç aynı zamanda, çok daha iyi averaja sahip olan Spurs’ün West Ham’ın altına düşmesini engelleyecek.

Ancak Tottenham bu sezon sahasında oynadığı 18 lig maçının 10’unu kaybetti. Bir yenilgi halinde ise, Leeds’i mağlup etmesi durumunda Nuno Espirito Santo’nun çalıştırdığı West Ham için umut doğacak.

Avrupa kupaları yarışı kızıştı

Liverpool, Muhammed Salah’ın Anfield’daki veda maçında ilk beş sırayı garantileyerek kötü geçen sezonu daha büyük bir hayal kırıklığıyla tamamlamamayı hedefliyor.

İlk beşte yer almak, gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılım anlamına geliyor. Bu da başarısız geçen şampiyonluk savunmasının ardından önemli bir teselli olacak.

Mısırlı yıldız Salah, geçtiğimiz hafta Aston Villa’ya 4-2 kaybedilen maçın ardından teknik direktör Arne Slot yönetimindeki performansı eleştirmişti.

Salah, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Liverpool’un rakiplerin korktuğu o yüksek tempolu hücum futboluna geri dönmesini ve yeniden kupalar kazanan bir takım olmasını istiyorum.”

33 yaşındaki futbolcu, özellikle Jürgen Klopp dönemindeki oyun anlayışına gönderme yaparak, “Gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’ne katılmak asgari hedeftir ve bunu başarmak için elimden gelen her şeyi yapacağım” dedi.

Brentford’u konuk edecek Liverpool, altıncı sıradaki Bournemouth’un üç puan önünde bulunuyor ve averaj avantajına sahip.

Liverpool’un Aston Villa’yı geride bırakarak ilk beşe yükselmesi halinde, altıncı sıra da Şampiyonlar Ligi bileti için yeterli olabilir.

Mevcut durumda ise ligi altıncı ve yedinci sırada bitiren ekipler Avrupa Ligi’ne, sekizinci sıradaki takım ise Konferans Ligi’ne katılacak.

Brighton, Manchester United karşısında galip gelmesi halinde en az Avrupa Ligi’ni garantileyecek.

Sunderland ise Chelsea’yi ağırlayacağı maçta, yarım asırdan uzun süre sonra ilk kez Avrupa kupalarına katılma şansı için mücadele edecek.

Premier Lig’in yıldız isimleri veda ediyor

Mohamed Salah’ın açıklamaları, Arne Slot’u önemli bir kararın eşiğine getirdi. Hamstring sakatlığından kısa süre önce dönen 33 yaşındaki yıldızın ilk 11’de başlayıp başlamayacağı merak konusu oldu.

Zaten taraftarların tepkisini çeken Hollandalı teknik adamın, “Mısır Kralı” lakaplı Salah’a Anfield’da son kez forma şansı vermemesi halinde büyük eleştiri alabileceği belirtiliyor.

Geleceğiyle ilgili spekülasyonların arttığı bir dönemde Slot’un, Salah ile yaşadığı olası kişisel sorunların sezonu iyi bir şekilde tamamlama hedefinin önüne geçmesine izin vermemesi gerektiği ifade ediliyor.

Liverpool, Salah’ın ilk 11’de başlamadığı 2026 yılındaki dokuz lig maçının hiçbirini kazanamadı.

Etihad Stadı’nda ise Pep Guardiola’nın görkemli bir vedaya hazırlanması bekleniyor. İspanyol teknik adam, Manchester City’nin başında geçirdiği 10 yılda altı Premier Lig şampiyonluğu ve kulüp tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi kupası dahil toplam 20 kupa kazandı.

Guardiola, cuma günü ayrılığını açıklamasının ardından yaptığı değerlendirmede, “Bu hayatımın deneyimiydi” ifadelerini kullandı.


Libya’nın sınır güvenliği çatışan tarafları siyasi başarısızlıklarının gölgesinde iş birliğine zorlayabilir mi?

Sınır güvenliği ortak teknik koordinasyon ekibi, UNSMIL’in desteğiyle geçtiğimiz yıl ocak ayında kuruldu (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)
Sınır güvenliği ortak teknik koordinasyon ekibi, UNSMIL’in desteğiyle geçtiğimiz yıl ocak ayında kuruldu (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)
TT

Libya’nın sınır güvenliği çatışan tarafları siyasi başarısızlıklarının gölgesinde iş birliğine zorlayabilir mi?

Sınır güvenliği ortak teknik koordinasyon ekibi, UNSMIL’in desteğiyle geçtiğimiz yıl ocak ayında kuruldu (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)
Sınır güvenliği ortak teknik koordinasyon ekibi, UNSMIL’in desteğiyle geçtiğimiz yıl ocak ayında kuruldu (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)

Kerime Naci

İnsan ticareti, yakıt kaçakçılığı, düzensiz göç ve sınır ötesi suç gibi güvenlik tehditlerinin Cezayir, Çad, Sudan ve Nijer'le olan Libya'nın güney sınırlarını giderek daha fazla tehdit ettiği ve Sahel ile Sahra bölgesinin alevlendiği bir ortamda sınır güvenliği dosyası, Libya çatışmasının taraflarını ortak güvenlik iş birliğine iten başlıca meseleler arasında öne çıktı. Libya'nın güney sınırları, karmaşık çöl yapısıyla büyük ölçüde başta İtalya olmak üzere Avrupa kıtasına yönelik düzensiz göçün ana güzergâhlarına dönüştü.

Bu bağlamda Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL), Libya'nın batısından ve doğusundan askeri yetkilileri bir araya getiren Ortak Teknik Sınır Güvenliği Koordinasyon Ekibi'nin Libya'nın orta kesimlerindeki Sirte'de geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen toplantıda, ortak sınır güvenliği koordinasyonunu güçlendirmeye yönelik pratik adımlar üzerinde mutabık kaldığını duyurdu. UNSMIL’in açıklamasına göre bu adımlar, ‘belirli sınır bölgelerinde ortak ve bütünleşik görevler icra etmek amacıyla sınır muhafaza birlikleri arasında birlikte yaşam süreci uygulanmasını ve daha önce Bingazi ile Trablus'ta kurulmuş olan ortak sınır güvenliği merkezlerinin faaliyete geçirilmesini’ de kapsıyor.

Uzlaşının zemini

Ortak Teknik Sınır Güvenliği Koordinasyon Ekibi'nin, Libya ulusal güvenliğinin temel unsurlarından biri olarak sınırları birleştirme ve koruma amacıyla geçtiğimiz yıl ocak ayında UNSMIL’in desteğiyle kurulduğunu hatırlatmakta fayda var.

İbda Araştırma Vakfı Yönetim Direktörü Abdullah el-Geryani, bu ortak sınır güvenliği koordinasyonunun siyasi tabloya yansımaları hakkında yaptığı değerlendirmede, “Bu ortak sınır güvenliği koordinasyonu, ister BM ister ulusal kaynaklı olsun çeşitli girişimleri desteklemek amacıyla ulusal siyasi uzlaşıya zemin hazırlama yönünde ilerleyen dönemde üzerine inşa edilebilecek bir temel sunuyor" ifadelerini kullandı.

dfvfdb
Sınır güvenliği, Libya'daki çatışmanın taraflarını ortak iş birliğine itti (Libya Arap Silahlı Kuvvetleri Genel Komutanlığı Basın Ofisi resmi sayfası)

Bu güvenlik uzlaşını ‘önemli’ olarak nitelendiren Geryani, “Çünkü bu uzlaşı, 2020'deki Berlin Konferansı 1 ve 2021'deki Berlin Konferansı 2'nin ardından Libya dosyasında yaşanan tıkanıklık göz önünde bulundurulduğunda birleşik bir güvenlik gücü oluşturmak için bir çerçeve sağlıyor” dedi.

Libya’nın batı ve doğu kutupları arasındaki ortak güvenlik yakınlaşmasının 2023 yılındaki Derne felaketinden bu yana başladığını vurgulayan Geryani, ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) tarafından düzenlenen Flintlock Tatbikatı’nın Libya'nın doğu ve batısındaki silahlı kuvvetleri Sirte'de bir araya getirdiğini, bunun da Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ile Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Savunma Bakanlığı Müsteşarı Tuğgeneral Abdusselam ez-Zubi'nin bir araya gelmesini sağladığını ve özellikle güney sınırlarının korunması meselesinde güvenlik hedefinin siyasi olanla örtüştüğünü ifade etti.

ABD ivmesi

Şarku’l Avsat’ın Independen Arabia'dan aktardığı analize göre Siyasi yazar Abdullah el-Kebir ise UNSMIL’in, ABD Başkanı Donald Trump'ın Afrika'dan Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos’un girişiminin özellikle doğu ile batı arasında ortak güvenlik ve askeri güçler oluşturulmasına ilişkin bölümünün yarattığı geniş yerel ilgi ve ivmeden yararlanmaya çalıştığını düşünüyor. Bu kuvvetler Sirte'de gerçekleştirilen Flintlock Tatbikatı’na katılımla resmen başlatıldı.

Bu yakınlaşmanın Libya'nın doğusundan 5, batısından 5 subaydan oluşan ‘5+5 Ortak Askeri Komite’ olarak bilinen yapının önceki toplantılarında elde edilen kazanımlar üzerine inşa edildiğini de vurgulayan Kebir, sınır güvenliğini sağlamaya yönelik ortak gücün etkinleştirilmesinin ve bu konudaki anlaşmanın hızlandırılmasının Boulos’un girişimiyle ilişkili olduğuna dikkati çekti. Kebir, bunun aynı zamanda Sahel ve Sahra bölgesindeki büyüyen güvenlik tehditlerine verilen yanıtın ve Libya'yı son dönemde enerji sektöründe yatırım sözleşmeleri imzalayan Amerikan şirketlerini kabul etmeye hazırlamanın bir parçası olduğunu belirtti.

Bu gücün ABD’nin desteğiyle Amerikan şirketleri için güvenli bir ortam sağlayabileceğini düşünen Kebir, ancak güvenlik veya askeri kurumun gerçek manada birleşmesine zemin hazırlamayacağını ifade etti. Çünkü henüz siyasi birleşmenin koşulları oluşmadığını ve doğu ile batı arasındaki çifte karar mekanizması bu gücün geliştirilmesinin ve bağlılığının belirlenmesinin önünde bir engel olmaya devam ettiğini ifade eden Kebir, Libya siyasi sahnesindeki her ilerlemenin Libya'nın kendi sorunlarına verilen bir yanıttan çok, ABD'nin yaklaşan Amerikan yatırımları için uygun koşulları hazırlama isteğinin doğrudan yansıması olduğunu da vurguladı.

Sınır tehditleri

Öte yandan uluslararası ilişkiler uzmanı Dr. Halid el-Hicazi, Libya'nın doğusu ile batısı arasındaki sınır güvenliği koordinasyonu düzeyinde yaşananların önemli bir gerçeği yansıttığını vurguladı. Hicazi, “Sınır ötesi tehditler, siyasi bölünmüşlüğün eskiden olduğu gibi sürmesine izin vermeyecek kadar güçlü bir hal aldı. Sınır meselesi artık belirli bir bölge ya da otoriteyle sınırlı yerel bir sorun olmaktan çıkarak doğuda, batıda ve güneyde herkesi istisnasız etkileyen bir tehdide dönüştü” ifadelerini kullandı.

Düzensiz göç, yakıt kaçakçılığı, silah ve uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı şebekeleri ile Sahel ve Sahra'nın derinliklerinden sızan suç örgütleri ve aşırılıkçı yapıların genişlemesinin Libya tarafları üzerinde yeni bir gerçeklik dayattığını vurgulayan Hicazi, “Sınırlar, siyasetin kısmen başaramadığını kısmen de başardı; zira herkesin önüne siyasi kamplaşmaları ve söylemleri tanımayan ortak bir tehlike koydu" diye ekledi.

Libya’nın doğusundaki ile batısındaki güvenlik ve askeri yetkililerin bugün özellikle güney sınırları üzerindeki kontrolün çökmesinin Libya'da kapsamlı bir güvenlik sorununa ve hatta 2011 sonrası yıllardan daha tehlikeli bir kaos ortamına yol açabileceğinin farkında olduğunu vurgulayan Hicazi, bu yüzden koordinasyon masasına oturmanın, artık siyasi bir lüks olmaktan çıkarak devletin bizzat varlığıyla bağlantılı bir güvenlik zorunluluğuna dönüştüğünü vurguladı.

Bu koordinasyonun kapsamlı siyasi birliğin öncülü olarak değerlendirilmemesi gerektiği konusunda da uyardı. Güvenlik dosyasının çoğunlukla bütünleşik bir ulusal proje inşa etme mantığıyla değil, geçici ortak çıkar mantığıyla ilerlediğini belirten Hicazi, bununla birlikte sınır güvenliği düzeyinde ortak koordinasyona ulaşıldığının duyurulmasının, doğrudan iletişim kanalları oluşturduğu ve güvenlik ile askeri kurumlar arasındaki kopukluğu hafiflettiği için olumlu ve önemli bir adım olmaya devam ettiğini de vurguladı.

Uluslararası faktör

Sınır güvenliği koordinasyonunu güçlendirmeye yönelik bu ortak anlaşmanın, düzensiz göçün artması ve Afrika'nın Sahel ile Sahra ülkelerindeki güvenlik durumunun kötüleşmesi nedeniyle Avrupa ülkelerinin baskılarının bir ürünü olup olmadığı sorusuna verdiği yanıtta Hicazi, Avrupa faktörünün bu anlaşmada belirleyici bir rol oynadığını vurguladı.

Avrupa'nın bugün Libya'ya Akdeniz'e uzanan düzensiz göçün başlıca geçiş kapısı olarak baktığını belirterek bunu ‘ilan edilmemiş en önemli itici güçlerden biri’ olarak değerlendiren Hicazi, özellikle Nijer, Mali, Çad ve Sudan gibi Sahel ve Sahra ülkelerindeki çalkantıların tırmanmasıyla birlikte kaçakçılık şebekeleri ve organize suç faaliyetlerinin artmasının Avrupa başkentlerinin güvenlik kaygılarını giderek büyüttüğünü  Hicazi, Libya'daki güvenlik kurumlarını sınır güvenliği konusunda daha fazla koordinasyon kurmaya yönlendirmek amacıyla BM kanalları ya da başka iletişim hatları aracılığıyla baskı uygulayan birden fazla uluslararası tarafın bulunduğuna dikkat çekti. Zira Avrupalılar, Libya'daki güvenlik bölünmüşlüğünün sürmesinin pratikte göç dalgaları, kaos ve silah akışı önünde açık sınır anlamına geldiğinin farkında. Bununla birlikte bu ortak sınır güvenliği koordinasyonunun başarısının, Libya'nın güvenlik iş birliğini yalnızca dış baskılara verilen geçici bir yanıt olmaktan çıkarıp Libya’nın egemenliğini korumaya yönelik kalıcı bir ulusal projeye dönüştürme yönünde gerçek bir iradeye sahip olup olmadığıyla doğrudan bağlantılı olduğu uyarısında bulunan Hicazi, “Yalnızca uluslararası baskı korkusu üzerine inşa edilen herhangi bir anlaşma, çıkarlar ya da siyasi koşullar değiştiğinde kırılgan olmaya ve çöküşe açık kalmaya devam edebilir” diye konuştu.

Mecburi ittifak

El-Cezire Araştırma Merkezi Afrika İşleri Araştırmacısı Muhammed Turşin, ortak sınır güvenliği iş birliğinin birleştirilmesi meselesinin göreli bir nitelik taşıdığını ve ‘yerel, bölgesel ve uluslararası siyasi ve ekonomik boyutlara dayanan tüm temel anlaşmazlık noktalarını çözemeyeceğini’ belirtti.

Turşin, ortak sınır güvenliği iş birliğinin Libya çatışmasının tarafları arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmak ve ‘diğer Libya taraflarının uzlaşı noktalarına ulaşmak amacıyla bir araya geleceği bir zemin hazırlamak’ için hayata geçirilebileceğine dikkati çekti.

Düzensiz göç, kaçakçılık, insan ticareti ve sınır ötesi suç başta olmak üzere güvenlik boyutuyla bağlantılı meseleler ile Sahel'e yayılmış terör örgütlerinin tehdidi ve Libya'da etnik bağları bulunan Tuareg kökenli Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi (MNLA) gibi milliyetçi hareketlerin hepsinin, Libya çatışmasının taraflarını ortak paydalar bulmaya ittiğini, bu paydaların belirli düzeyde güvenlik istikrarının sağlanmasına ve Libya ulusal güvenliğine sızma kapısı oluşturabilecek boyutların ele alınmasına doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı.

Bu güvenlik ittifakının ‘mecburi ittifak’ olarak adlandırılabileceğini belirten ve bunun bir çıkar ittifakı olduğunu ve dolayısıyla güvenlik tehdit ve tehlikelerini gidermeye odaklanacağını teyit eden Turşin, “Libya meselesinde etkili ülkelerle koordinasyon sağlandığında bu ortak sınır güvenliği koordinasyonundan doğabilecek siyasi boyutlar gün yüzüne çıkacak” diye ekledi.

Bu ortak sınır güvenliği koordinasyonunun uluslararası dengelerle çatışıp çatışmayacağı sorusuna verdiği yanıtta ise Turşin, böyle bir ihtimali uzak bulduğunu belirtti.

Uluslararası toplumun bu ortak güvenlik anlaşmasını destekleyeceğini değerlendiren Turşin, Libya'yı etkileyen güvenlik tehditlerinin özellikle İtalya olmak üzere Avrupa'yı da vuracağını vurguladı. ABD'nin de buna karşı çıkmayacağını savunan Turşin, ‘bu ortak sınır güvenliği koordinasyonunun Avrupa'ya enerji arzını güvence altına alan petrol sahalarının korunmasına katkı sağlayacağını’ ifade etti. Rusya'nın da Libya'da kendi hedefleri bulunduğunu belirterek güvenlik düğümünün çözülmesinin Moskova'nın Libya'daki çıkarlarını koruma maliyetini düşüreceğini vurgulayan Turşin, Türkiye'nin ise Akdeniz'deki petrol yatırımlarına yönelik bir vizyona sahip olduğunu ve güvenlik koşullarının iyileşmesinin 2011 yılında eski Devlet Başkanı Muammer Kaddafi rejiminin çöküşünden bu yana bölünmüş olan ülkedeki büyük bölgesel güçlerin çıkarları açısından gerçek bir destek unsuru olacağını söyledi.