Esed, Erdoğan ve bölgedeki yeni dönüşüm

Şam, görüşme için Türkiye'nin çekilmesi önkoşulunu kaldırdı, Ankara’da artık çekilmek için siyasi çözümü şart koşmuyor.

Esed, Erdoğan ve bölgedeki yeni dönüşüm
TT

Esed, Erdoğan ve bölgedeki yeni dönüşüm

Esed, Erdoğan ve bölgedeki yeni dönüşüm

İbrahim Hamidi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, son yıllarda Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in Arap ülkeleriyle veya Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilişkilerini normalleştirmesi arzusunu gizlemiyor.

Arap ülkeleriyle ilişkilerin normalleşmesi daha kolay oldu. Şam, geçen yılın ortasında Arap Birliği'ne geri döndü ve Esed son iki Arap zirvesine katıldı.

Türkiye ile normalleşme meselesi ise birçok nedenden dolayı daha karmaşık. Belki de en önemli neden, Türk ordusunun doğrudan veya gruplar aracılığıyla Suriye'nin (toplam yüzölçümü 185 bin kilometrekare olan) yaklaşık yüzde 10'unu kontrol etmesidir. Bu alan, Lübnan’ın iki katı büyüklüğündedir. Ankara ayrıca 2012'den bu yana silahlı gruplara askeri ve istihbarat desteği sağlıyor ve yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

Putin daha önce Esed ve Erdoğan'ı istihbarat, askeri ve siyasi yetkilileri arasında toplantılar düzenlemeye ikna etmeyi başarmıştı. Nitekim eski MİT Başkanı (şu anki Dışişleri Bakanı) Hakan Fidan ve (şu anda Cumhurbaşkanlığı Ulusal Güvenlik Danışmanı) olan Milli Güvenlik Dairesi Başkanı Tümgeneral Ali Memluk, 2020’nin başında Moskova'da yapılan aleni toplantının ardından Şam ve Ankara'da karşılıklı gizli-dostane ziyaretlerde bulundular.

Esed, görüşme için Türkiye'nin çekilmesi önkoşulunu kaldırdı, Ankara’da artık çekilmek için siyasi çözümü şart koşmuyor

Ne zaman Esed ile Erdoğan arasında bir görüşmeden bahsedilse, müzakereler tek bir sorunla karşılaşıyordu; Suriye Devlet Başkanı, Türk tarafının, kuvvetlerinin geri çekilme tarihini deklare eden veya geri çekilmeye ya da geri çekilmenin ne zaman başlayacağına dair net bir zaman çizelgesi ilan eden bir ön açıklama yapmasını talep ediyordu. Suriye tarafına göre “düğüm", "işgalci bir ülkenin" başkanıyla görüşmekti.

Türk tarafının cevabı ise her zaman Ankara'nın 2254 sayılı karara bağlı kaldığı ve Suriye'nin kendi toprakları üzerindeki tam egemenliğine saygı gösterdiği, ancak çekilme meselesinin siyasi çözüm ve kuzey Suriye'nin Türkiye'nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturmaması için güvenliğin sağlanmasıyla bağlantılı olduğu şeklindeydi. Türk tarafı için "düğüm", "gayri meşru" bir başkanla görüşmekti.

Bu iki düğüm karşısında Rusya'nın çabaları statükoyu koruma noktasında durdu. Yani Şam'ın İdlib'e gitmesini engelledi. Fırat'ın doğusunda Türkiye ile düzenlemelerde bulundu, ortak devriyeler düzenledi, kolaylıklar sağladı. Zaman zaman hava saldırıları düzenledi.

Şimdi yeni olan, bu geri çekilme veya siyasi çözüm “düğümlerinin” çözülmüş olması. Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani’nin öncülük ettiği ve Rusya Devlet Başkanı’nın Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’in kaptığı arabuluculuk sonunda, Suriye tarafı, görüşme için Türk ordusunun geri çekilmesi önkoşulunu geri çekti. Ankara da artık geri çekilme için siyasi çözümü, muhalefetin katılımını, terörle mücadeleyi ve mültecilerin geri dönüşüne yönelik düzenlemeleri şart koşmaktan vazgeçti. Yani iki taraf arasındaki görüşme, önkoşulsuz olacak.

Esed ve Erdoğan, Fırat'ın doğusundaki "Kürt varlığının" Suriye ve Türkiye'nin birliğine yönelik varoluşsal bir tehdit olduğuna inanıyor

Peki, Esed ve Erdoğan'ın pozisyonlarındaki bu büyük değişikliğin nedeni nedir?

Neden, PKK lideri Abdullah Öcalan yani Kürt dosyasıdır. Ankara ve Şam, Fırat Nehri'nin doğusundaki Kürt kurumsal varlığının, yani “özerk yönetimin” artık Suriye ve Türkiye'nin birliğine varoluşsal bir tehdit oluşturduğuna inanıyorlar.

Merhum Suriye Cumhurbaşkanı Hafız Esed'in, Türk askeri saldırısından kaçınmak için Ekim 1998'de Öcalan'ı korumaktan vazgeçtiği biliniyor. Daha sonra Türk istihbaratı Öcalan'ı 1999 yılı başlarında Afrika'da yakaladı ve o günden beri Türkiye’de cezaevinde tutuluyor. Bunun ardından Suriye ile Türkiye arasında istihbari, siyasi ve ekonomik ilişkiler gelişti, Esed ve Erdoğan karşılıklı aile ziyaretlerinde bulunarak sınırları açtılar. Öyle ki Şam, Kürt liderleri Ankara'ya teslim etti ve PKK’nın birçok mensubunu hapse attı.

2011'den sonra Erdoğan ile Esed arasındaki ilişkiler tepetaklak oldu ve Şam, Türkiye'yi tehdit edecek şekilde Kürt parti ve oluşumlarının kuzeydoğu Suriye'de yayılmasının önünü açtı. Ancak ABD'nin 2014'ten sonra DEAŞ’ı yenmek için Kürt savaşçılara güvenme kararı almasının ardından Türkiye’ye karşı kullandığı silah, kendisini tehdit etmeye başladı. Dahası, Washington liderliğindeki uluslararası koalisyon, Kürt yönetimini kurumsallaştırmak ve Şam'a karşı desteklemek için ona hava desteği de sağladı.

Şam, Kürtlerle ilişkilerinde müzakereler ve tehditler arasında gidip gelirken, Türkiye birçok kez askeri müdahalede bulundu, Halep kırsalındaki askeri bölgeleri işgal etti ve Kürt varlığını “parçalara ayırmak” için İdlib'deki gruplara destek verdi. Öncelikle Kürt varlığının Akdeniz'e ulaşarak nefes almasını engelledi, ardından Fırat Nehri'nin her iki yakasını coğrafi olarak birbirine bağlamasını engelledi.

Fırat'ın doğusundaki Kürtlere yönelik ortak operasyon için Suriye-Türkiye görüşmeleri sürüyor

Öcalan’ın çeyrek asır önce Şam’daki karargahından ayrılarak bilmeden oynadığı rolü, şu anda Türkiye'deki hapishanesinden yine bilmeden “oynadığı” aşikâr. O da Öcalan'ın Suriye'deki gölgesi olan, Fırat'ın doğusundaki ABD destekli SDG’nin omurgasını oluşturan YPG’dir. Öcalan ve Kürtlerin neden olduğu kaygılar Esed ve Erdoğan'ı tek hedefte, Suriye'de, Türkiye Kürtlerine ve PKK’ya ilham verebilecek bir Kürt oluşumunun kurulmasına karşı birlikte çalışmak hedefinde buluşturuyor.

Gerçekten de Şam ile Ankara arasında, ana bileşenini Kürtlerin oluşturduğu, SDG’ye yönelik askeri operasyon başlatılması yönünde gizli görüşmeler yapılıyor ve görüşmelerde bazı sorulara yanıt aranıyor; operasyon tarihi ne zaman olacak? Bir Suriye-Türkiye ortak kara operasyonu mu yoksa kara harekâtı ayağını Suriye ordusunun gerçekleştireceği, Türk savaş uçakları ve insansız hava araçlarının havadan destek vereceği bir operasyon mu olacak? Kürtlere ABD seçimlerinden önce mi saldırılacak? Putin ve Erdoğan'ın dostu, Kürtlerin düşmanı Donald Trump'ın seçilmesi mi beklenmeli? 2019'da tehdit ettiği gibi kuzeydoğu Suriye'den çekilme sözü veren ve Türkiye'nin Tel Abyad ile Resulayn arasındaki harekâtı nedeniyle, Amerikan kuvvetlerinin kısmen çekilmesinin önünü açan Trump'ın seçilmesini beklemek mümkün mü?

Kürt varlığına ilişkin endişeler Esed ve Erdoğan'ın bir araya gelip "Kürt varlığını parçalamak" ve "ekonomi arterlerini açmak" için birlikte çalışmasının önünü açıyor.

Bu soruların yanıtları sadece Suriye ile Türkiye arasındaki müzakere odalarında değil, Umman Sultanlığı'nın başkenti Maskat'ta Suriyeli ve Amerikalı heyetler arasında yapılan gizli görüşmelerde, ayrıca Türk ve Amerikan tarafları arasında Ankara ve Washington'da yürütülen güvenlik ve politik müzakerelerde de ele alınıyor. Bu görüş alışverişleri daha önce, Ankara ve Şam bu seçimleri iki ülkenin birliğine yönelik stratejik bir tehdit olarak gördüğü için Washington'un Kürt Özerk Yönetimi'ni 11 Mayıs'ta yapılması planlanan seçimleri ertelemeye zorlamasını sağlamayı başarmıştı.

Kuzeydoğu Suriye'de Kürtlere karşı askeri harekata hazırlık yapılırken, Suriye'nin kuzeybatısında da ortak düzenlemeler yapılması müzakere ediliyor. Bu düzenlemeler kapsamındaki çalışmalar, Halep-Lazkiye yolu ile Türkiye’nin sınır şehri Gaziantep’ten Ürdün sınırındaki Nassib köyünün merkezine kadar uzanan yolun açılması için ortak askeri devriyeleri ve düzenlemeleri içeriyor. Böylece ekonomik ve ticari ilişkiler güçlendirilecek ve Suriye yeniden Türkiye için Körfez'e açılan bir ticari geçiş noktası olacak.

Karşılıklı açıklamalar, medyada karşıt kampanyaların durdurulması ve Esed'e yönelik tekrarlanan çağrılar, Erdoğan'ın bölgeyle ilişkilerinde "sıfır sorun"a ulaşmak için gerçekleştirdiği yeni "dönüşümün” bir parçası. Bir kez daha Öcalan ve Kürt varlığına ilişkin endişeler, iki devlet başkanı arasında ve Çar’ın himayesinde, Suriye'nin tüm zenginliklerinin bulunduğu Fırat'ın doğusundaki "Kürt varlığını parçalamak", Suriye’nin kuzeybatısındaki ekonomi arterlerini Türkiye’nin zenginliklerine açmak için birlikte çalışmayı ele alacakları bir zirvenin taşlarını döşüyor.

*Bu analiz Şarku'l Avsat trafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Syria Arrests Assad-era Officer who Fled Austria after Conviction

A man walks past heavily-damaged and destroyed buildings in the Jobar suburb northeast of Damascus on August 12, 2026. (Photo by LOUAI BESHARA / AFP)
A man walks past heavily-damaged and destroyed buildings in the Jobar suburb northeast of Damascus on August 12, 2026. (Photo by LOUAI BESHARA / AFP)
TT

Syria Arrests Assad-era Officer who Fled Austria after Conviction

A man walks past heavily-damaged and destroyed buildings in the Jobar suburb northeast of Damascus on August 12, 2026. (Photo by LOUAI BESHARA / AFP)
A man walks past heavily-damaged and destroyed buildings in the Jobar suburb northeast of Damascus on August 12, 2026. (Photo by LOUAI BESHARA / AFP)

Syrian security forces have arrested a former Assad-era security officer who fled Austria after being sentenced to eight years in prison for abusing detainees and returned to his hometown in southern Syria, state news agency SANA said on Tuesday night.

Lieutenant Colonel Musab Abu Rukba was arrested in the city of Nawa in Daraa province by internal security forces in coordination ⁠with the counter-terrorism ⁠department, SANA said, citing the security forces.

Abu Rukba had been convicted by a Vienna court last month of bodily harm, aggravated coercion and sexual assault against detained opponents of former President Bashar al-Assad while he headed the police’s criminal investigations department in the northern city of Raqqa more than a ⁠decade ago.

He had pleaded not guilty.

Reuters reported on Friday that Abu Rukba had left Austria while challenging his eight-year sentence on appeal and arrived in Nawa in early August, where his family held a reception to celebrate his return.

SANA said on Tuesday that Abu Rukba had entered Syria illegally after fleeing Austria and that authorities had tracked him down in Nawa. He had been referred to the relevant authorities to complete legal procedures ahead of prosecution, it said.

It was ⁠not immediately ⁠clear what charges Abu Rukba could face in Syria or whether Austria had requested his arrest or extradition.

A spokesperson for the Austrian court that convicted him told Reuters at the time that Abu Rukba had not been considered a flight risk before his trial because he had lived in Austria since 2014 and was seeking asylum there with his family.

He was not held in custody during the trial or subjected to other restrictions, and his departure from Austria did not breach Austrian laws or court orders while the appeals process remained underway, the spokesperson said.


Israel Says It Recovered Remains of Soldier Killed in Lebanon in 1982

Destruction is pictured in the village of Arnoun as seen from nearby Marjeyoun in southern Lebanon on August 11, 2026. (AFP)
Destruction is pictured in the village of Arnoun as seen from nearby Marjeyoun in southern Lebanon on August 11, 2026. (AFP)
TT

Israel Says It Recovered Remains of Soldier Killed in Lebanon in 1982

Destruction is pictured in the village of Arnoun as seen from nearby Marjeyoun in southern Lebanon on August 11, 2026. (AFP)
Destruction is pictured in the village of Arnoun as seen from nearby Marjeyoun in southern Lebanon on August 11, 2026. (AFP)

The Israeli military said on Tuesday it had repatriated the remains of Sgt First Class Yehuda Katz, a soldier killed in Lebanon 44 years ago, in a joint operation with the Mossad intelligence agency.

Katz was the last Israeli soldier declared missing in the Sultan Yacoub battle against Syrian forces in eastern Lebanon in 1982.

"His return to Israel was made possible through efforts based on accurate intelligence... that lasted more than four decades," the military said in a statement.

It is not clear where his body was found.

Israeli Prime Minister Benjamin Netanyahu commended the security forces and said that "for many years, I approved numerous clandestine operations to locate the missing soldiers of Sultan Yacoub. I promised their families that we would never stop working to bring them home."

In a separate statement, President Isaac Herzog said that "the circle that remained an open and bleeding wound from the Battle of Sultan Yacoub is finally closed," and that he had kept a photograph of Yehuda Katz hanging in his office as "a daily reminder of our sacred duty to bring our sons home and leave no one behind".

Katz's remains were brought to Israel and identified at an institute for the identification of fallen soldiers under the military rabbinate, the military said.

Three Israeli soldiers had been missing for decades after the Sultan Yacoub battle. In 2019, the military announced the repatriation of the remains of Sgt First Class Zachariah Baumel, while in May 2025 it said it had recovered the body of Sgt First Class Tzvika Feldman "in the heart of Syria".


Lebanon Mulls Removing Restrictions Against 600,000 Syrians

Lebanese soldiers are seen at the Masnaa border crossing with Syria in wake of the collapse of the Syrian regime. (AP file)
Lebanese soldiers are seen at the Masnaa border crossing with Syria in wake of the collapse of the Syrian regime. (AP file)
TT

Lebanon Mulls Removing Restrictions Against 600,000 Syrians

Lebanese soldiers are seen at the Masnaa border crossing with Syria in wake of the collapse of the Syrian regime. (AP file)
Lebanese soldiers are seen at the Masnaa border crossing with Syria in wake of the collapse of the Syrian regime. (AP file)

Lebanese authorities began reviewing security restrictions against some 600,000 Syrians in the latest move that reflects Beirut’s desire to open a new chapter in relations with Damascus based on clear security and legal foundations.

The restrictions are among the thorniest issues in Lebanon and that emerged during the wave of Syrian displacement sparked by the civil war. The restrictions led to hundreds of thousands of Syrians being barred entry to Lebanon.

Addressing the issue would pave the way for Lebanese-Syrian relations that are based on security coordination and respect for the law.

Asharq Al-Awsat learned that Lebanon’s General Directorate of the General Security has kicked off the legal procedures to lift security restrictions against over 600,000 Syrians that barred their entry to Lebanon for years.

A prominent security source revealed that General Security chief Hassan Choucair has formed a committee that will study the file of Syrians who have security warrants against them that have prevented them from entering Lebanon.

The warrants are tied to residency or entry violations.

The source told Asharq Al-Awsat that authorities are now examining the file of every Syrian who has been barred entry to Lebanon over residency violations, such as entering Lebanon illegally or violating residency rules or exceeding the duration of their stay.

The source said the committee has already completed tens of thousands of files.

The General Security will issue a statement upon completion of the procedures. It will inform the Syrian authorities of its results.

The move is not limited to building trust between Beirut and Damascus, but it also aims to crack down on people smuggling across the Lebanese-Syrian border.

The latest procedures will allow Syrians to enter Lebanon with their identification papers or through travel agencies as long as they meet the necessary requirements.

Syrians wishing to work in Lebanon must obtain work and legal residency permits from the General Security.

“Lebanon welcomes anyone who wants to reside on its territory as long as they are doing so legally,” said the source.

“Syria is a sisterly country and organizing the movement of people in and out of both countries benefits them both,” he added.