Şam yönetimi, Kamışlı’da buğday mahsulü almak için üç alım merkezi açtıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/4360501-%C5%9Fam-y%C3%B6netimi-kam%C4%B1%C5%9Fl%C4%B1%E2%80%99da-bu%C4%9Fday-mahsul%C3%BC-almak-i%C3%A7in-%C3%BC%C3%A7-al%C4%B1m-merkezi-a%C3%A7t%C4%B1
Şam yönetimi, Kamışlı’da buğday mahsulü almak için üç alım merkezi açtı
Haseke’de buğday hasadı (SANA)
Suriye hükümeti, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kamışlı bölgesinde kolay prosedürler kapsamında çiftçilerden buğday mahsulü almak için bir silonun yanı sıra üç alım merkezinin açıldığını duyurdu. Son zamanlarda, Haseke’nin yağmurla beslenen güney ve doğu bölgelerindeki buğday hasadı başladı. Tarım alanlarının geri kalanı önümüzdeki birkaç gün içinde hasata başlayacak.
Şarku’l Avsat’ın Suriye resmi haber ajansı SANA aktardığına göre vakfın şube müdürü Abdullah Abdullah, dün (Perşembe) çiftçi ve üreticilerden buğday almak için üç merkez açıldığını ve paketlenmemiş buğdayı almak için acil durum silosunun hizmete alındığını söyledi.
Yalnızca satın alma uzmanı olarak ziraat mühendislerinden oluşan bir kadroyu güvence altına almanın yanı sıra, depolama ve pazarlamayı denetlemek için gruplar da oluşturuldu. Vakfın buğday değerlerinin değişimi sırasında torbaların fiyatını çiftçilere iade etmesi şartıyla vakfın depolarında yeni ile kullanılmış arasında iki milyondan fazla boş torba bulunması nedeniyle şube hasat işlemleri için boş torba satmaya başladı.
Suriye hükümeti, buğdayın karaborsaya düşmesinin önlenmesi adına çiftçinin yerel yönetimden hasat ve nakliye için önceden izin alması şartıyla bir kilogram buğdayın alım fiyatını 2 bin 800 lira olarak belirledi.
Kuzeydoğu Suriye’nin özerk yönetimi, 2023 sezonu buğday alım fiyatını 43 dolar yani kilogram başına yaklaşık 3 bin 800 Suriye lirası olarak belirledi. Özerk yönetim geçtiğimiz Nisan ayı sonunda 24 buğday alım merkezi açtı.
Suriye hükümeti Tarım Müdürlüğü Bitkisel Üretim Dairesi rakamlarına göre, Haseke’nin güney ve doğu bölgesinde hasatın diğer bölgelerden daha erken başladığı yerlerde yaklaşık hasat miktarı bin hektarı aştı. Suriye hükümeti tarafından kontrol edilen bölgelerdeki yağmurla sulanan buğday mahsulünün toplam hasat edilebilir alanını 305 bin 800 hektar, normal sulanan buğdayın ise 123 bin 600 hektar.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) rakamlarına göre, Suriye’nin 2022’deki buğday hasadı 2011 öncesi seviyelere göre yüzde 75 düşüşle yaklaşık bir milyon ton olarak gerçekleşti. Suriye’deki buğday hasadı 2011’den önceki yılda yaklaşık dört milyon tondan geriledi. Suriye’nin yılda iki milyon ton buğdaya ihtiyacı var ve fazla miktarlar komşu ülkelere ihraç ediliyor. Buna rağmen Suriye 2012’den bu yana buğday ithal ediyor. Geçen yıl Rusya’dan 500 bin ton olmak üzere bir milyon tondan fazla buğday ithal ettiği için buğday ithalatçısı bir ülke haline geldi.
Lübnan: Savaşın başlangıcından bu yana İsrail hava saldırılarında 912 kişi öldü, 2 binden fazla kişi de yaralandıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5252550-l%C3%BCbnan-sava%C5%9F%C4%B1n-ba%C5%9Flang%C4%B1c%C4%B1ndan-bu-yana-i%CC%87srail-hava-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1nda-912-ki%C5%9Fi
Lübnan: Savaşın başlangıcından bu yana İsrail hava saldırılarında 912 kişi öldü, 2 binden fazla kişi de yaralandı
Lübnan askerleri ve sivil savunma personeli, İsrail'in güney Lübnan'daki Marjeyun köyünü bombalamasının ardından yanan bir binayı inceliyor (AFP)
İsrail'in Lübnan'ı bombalamasının, bu ayın 2'sinde başlayan Hizbullah savaşından düne kadar olan süreçte ölü sayısı 912'ye, yaralı sayısı ise 2 bin 221'e yükseldi.
Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Lübnan'ı bombalamasıyla ilgili gelişmeler hakkında Sağlık Acil Durum Operasyon Merkezi tarafından yayınlanan günlük raporunda, "2 Mart ile 17 Mart tarihleri arasında şehitlerin toplam sayısı 912'ye, yaralı sayısı ise 2 bin 221'e ulaştı" açıklamasını yaptı.
Dün, şehit sayısı 26 yaralı sayısı ise 80'e ulaştı.
Raporda, sağlık sektörü çalışanları arasında şehit sayısının 38'e, yaralı sayısının ise 74'e ulaştığı belirtildi.
Şunu da belirtmekte fayda var ki, Hizbullah 2 Mart gece yarısından itibaren Hayfa'nın güneyindeki bir İsrail ordu tesisini füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alarak saldırıları başlattı.
2 Mart sabahından bu yana İsrail savaş uçakları, Beyrut'un güney banliyölerini, Güney Lübnan'daki çeşitli bölgeleri ve Doğu Lübnan'daki Bekaa Vadisi'ni hedef alan hava saldırıları düzenliyor. Saldırılar ayrıca Lübnan Dağı ve Kuzey Lübnan'daki bölgelere de uzandı. İsrail hava saldırıları devam ediyor.
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5252487-i%CC%87srail-ordusu-l%C3%BCbnan%C4%B1n-g%C3%BCneyindeki-sur%C2%A0%C5%9Fehrinin-sakinlerini-tahliye-etmeleri
İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
İsrail ordusu dün Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) kentinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı.
İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, harita üzerinde Sur ve çevresindeki kamplar ile mahalle sakinlerine acil olarak bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.
Açıklamada, "Hizbullah'ın terörist faaliyetleri, İsrail Savunma Kuvvetlerini ona karşı güçlü bir şekilde harekete geçmeye zorluyor. İsrail ordusunun size zarar verme niyeti yok" ifadeleri yer aldı.
Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5252444-ebu-ali-el-askeri-i%CC%87ran-devrim-muhaf%C4%B1zlar%C4%B1n%C4%B1-ba%C4%9Fdat%E2%80%99ta-temsil-eden-kapsaml%C4%B1
Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak’taki El-Askeri adıyla bilinen ve yakın zamanda öldürüldüğü Kudüs Tugayları tarafından açıklanan Ebu Ali el-Askeri, muhtemelen tek bir kişi değil; Bağdat’taki İran Devrim Muhafızlarını temsil eden kapsamlı bir diplomatik mekanizmanın adı olarak işlev görüyor.
Büyük olasılıkla, sosyal medya platformu X’te kullanılan bu takma hesap, “gölge büyükelçi” rolünü üstlenen bir grup kişi tarafından yönetiliyor; bu kişiler, Irak’ta İslam Devrimi politikalarını eksiksiz uygulamak, siyasi karar alma süreçlerini sıkı bir şekilde kontrol etmekle görevli.
Kudüs Tugayları, 16 Mart 2026’da El-Askeri’nin öldüğünü duyurdu, ancak olayın yeri veya zamanı hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Güvenlik kaynaklarına göre, duyuru, Bağdat’ın el-Karada semtinde etkili kişilerin katıldığı operasyonel bir toplantıya yönelik roket saldırısının ardından yapılmış olabilir; bazı raporlara göre ise saldırı başka bir konut veya araçta gerçekleşmişti.
Kudüs Tugayları lideri Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi imzalı açıklamada, Askeri, askeri cephe ile medya platformları arasındaki iletişimin ana damarlarından biri olarak tanımlandı.
Bağdat’ta, 4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde gerçekleşen hava saldırısında hayatını kaybeden bir Kudüs Tugayları üyesinin cenazesi defnedildi (AFP)
Son beş yıldır, bu takma ad, İran’ın Irak’taki resmi büyükelçisinin açıklamadığı sert tutumları yansıtarak, ülke siyasetinde sert politikaların yerleşmesine katkıda bulundu. Hesap, zaman zaman silinip yeniden açıldığı için alıntılar genellikle medya veya ekran görüntüleri aracılığıyla yayıldı.
Askeri’nin gizemi
El-Askeri, yıllardır kimliği belirsiz bir figür olarak dikkat çekti. Iraklı araştırmacı Hişam el-Haşimi (2020’de öldürüldü), El-Askeri’nin Hareket-i Hukuk partisinden milletvekili Hüseyin Mu’nes olabileceğini iddia etmişti. Ancak birçok kaynak bu iddiayı reddetti. Genel kanı, El-Askeri’nin operasyonel rolleri üstlenen gizemli bir kişi olduğu yönündeydi; sosyal medyada kendisini Kudüs Tugayları’nın Irak’taki güvenlik sorumlusu olarak tanıttı.
Kudüs Tugayları’nın açıklamasının ardından farklı sızıntılar ortaya çıktı; bazıları onun Karada saldırısında öldürülen Ebu Ali El-Amiri olduğunu iddia etti. Bazı kaynaklar ise El-Askeri’nin Ahmed El-Hamidavi’nin kardeşi olabileceğini öne sürdü. Diğer tahminler, duyurunun, Bağdat’ta çeşitli saldırılarda öldürülen milis liderlerini gizlemek amacıyla uydurulmuş olabileceği yönünde.
Sonuç olarak, “Ebu Ali El-Askeri”nin bir kişi mi grup mu tartışmasından ziyade çoklu kimliklerin Kudüs Tugayları’nın Devrim Muhafızları tarzında korku ve belirsizlik yaratma stratejisinin bir parçası olduğu görülüyor. Ölüm haberi de önemli bir iç olayı gizlemek için bir taktik olabilir.
İran’ın stratejik ölçüm birimi
El-Askeri’nin arkasında muhtemelen bir güvenlik sorumlusu, bir şura üyesi ve Devrim Muhafızları tarafından özel olarak eğitilmiş bir askeri danışman bulunuyor. Tüm bunlar, El-Askeri’yi İran’ın Bağdat’taki en kritik siyasi yatırımlarından biri haline getiriyor.
Ölümünden birkaç gün önce, hesabından “Gelecek başbakanın atanması, İslami Direniş’in parmağı olmadan gerçekleşmeyecek” paylaşımını yaptı. Koordinasyon Çerçevesi Nuri el-Maliki’yi önermek konusunda çıkmazdayken, El-Askeri’nin sert tutumu, Irak’taki Şii siyasi davranışını yönlendiren bir “tempo belirleyici” işlevi gördü.
Geçmişte, El-Askeri, Mustafa el-Kazimi hükümetine karşı saldırı planlarını yönlendirdi, ardından Muhammed Şiya el-Sudani hükümetine geçişte daha yumuşak bir ton benimsedi. Ayrıca, 2021 seçimleri sonrası Mücteba el-Sadr’ın çoğunluk hükümeti kurma girişimlerini engellemeye çalıştı; bunu, “milislerin dışlanması ve ABD destekli bir proje” olarak nitelendirdi.
2019’da İran etkisine karşı protesto eden göstericilerin öldürülmesine dair operasyonlarda, El-Askeri protestocuları “yabancı ajanlar” olarak tanımladı. Dolayısıyla, gerçek kimliği ne olursa olsun, onun etkisinin boyutu önemliydi.
El-Askeri’nin rolü, Sünni ve Kürt liderlere siyasi sınırları belirlemek ve dış ilişkilerde (Arap, Körfez ve uluslararası) caydırıcı mesajlar vermekti. Suriye’nin yeniden entegrasyonuna ve yeni liderliğinin uluslararası alanda tanınmasına karşı da temkinliydi.
İran’ın gölge büyükelçisi
2017’deki Kürdistan bağımsızlık referandumuna karşı sert bir tutum takındı, Kürtler için “ABD ve İsrail destekli bir bölünme projesi” uyarısı yaptı. 2018’de Muhammed el-Halbusi’nin parlamento başkanlığına gelişini dış destekli bir denge sonucu olarak değerlendirdi.
2020’de Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi El-Mühendis öldürüldüğünde, El-Askeri, “ABD güçleri artık meşru hedeflerdir” dedi. Beş yıl sonra tüm bu açıklamalar, İran’ın Bağdat’taki “gölge büyükelçiliği” misyonunun bir parçası olarak, resmi diplomatik kanallardan bağımsız şekilde hayata geçirildi.
Özetle, Ebu Ali El-Askeri, Irak siyasetinde İran etkisini perçinleyen, çok katmanlı ve gizemli bir figür olarak hem operasyonel hem de medya alanında etkin bir “gölge diplomasi” rolü üstlendi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة