Tunus'un Fransa ile ilişkileri gerilerken, İtalya ile yakınlaşıyor

Roma, Paris'in ilgisizliğini fırsat bilerek Tunus'un ekonomik krizini hafifletmek amacıyla destek sağlamaya çalışıyor

Fransa Dışişleri Bakanı, Tunuslu mevkidaşını Paris'te kabul etti (Tunus Dışişleri Bakanlığı Twitter hesabı)
Fransa Dışişleri Bakanı, Tunuslu mevkidaşını Paris'te kabul etti (Tunus Dışişleri Bakanlığı Twitter hesabı)
TT

Tunus'un Fransa ile ilişkileri gerilerken, İtalya ile yakınlaşıyor

Fransa Dışişleri Bakanı, Tunuslu mevkidaşını Paris'te kabul etti (Tunus Dışişleri Bakanlığı Twitter hesabı)
Fransa Dışişleri Bakanı, Tunuslu mevkidaşını Paris'te kabul etti (Tunus Dışişleri Bakanlığı Twitter hesabı)

Sağir el-Hidri

Paris'in özellikle Fransa'da yaşayan Tunuslu 10 bin düzensiz göçmeni sınır dışı etmekle tehdit etmesinden sonra Tunus'taki hak ve özgürlükler dosyasıyla ilgili provokatif açıklamalarının iki ülke arasındaki geri planda kalmış anlaşmazlıkları gün yüzüne çıkartması, ekonomik olarak zor bir durumla karşı karşıya olan Tunuslu yetkililer üzerindeki baskıyı artırabilir.

Daha önce 1,9 milyar dolar olarak tahmin edilen fon için Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılması planlanan anlaşmaya varılamaması durumu daha da kötüleştirdi.

Tunus Dışişleri Bakanı Nebil Ammar, birkaç gün önce Fransa'yı ziyaret etti. Avrupa Birliği'nden (AB) acil mali yardım talep ettiği bir döneme denk gelmesi nedeniyle ziyaretin zamanlaması dikkat çekiciydi.

AB ise bu yardım karşılığında, Tunus üzerinden AB ülkelerinin kıyı şeritlerine geçmeye çalışan Sahra altı Afrika ülkelerinden gelen düzensiz göçmenlerin önüne geçilmesini istiyor. 

Tunus Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Dışişleri Bakanı Nebil Ammar ile Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna arasındaki görüşmede hak ve özgürlükler konusunun gündeme getirilmedi ve Fransız mevkidaşının Colonna'nın toplantı sırasında Tunus'taki insan hakları ve özgürlüklerin durumunu gündeme getirdiğine dair yayınlarını yalanladı.

Duruma bağlı dalgalanmalar

Son dönemde, özellikle Fransa'nın Tunus Başkonsolosu Dominique Mass'ın Fransa'ya gitmek için vize almak isteyen Tunusluların bazı zorluklar yaşadığı bir dönemde ülkesinin 10 bin Tunusluyu sınır dışı etmeyi istediğini söylediği açıklamaların ardından Tunus-Paris ilişkilerinin ilgisizlik belirtileri görüldü. 

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, cuma günü, Dışişleri Bakanı Ammar'ın Paris ziyaretine değinerek, Tunus'un egemenliğine ve dış politikasının değişmezlerine bağlı olduğunu vurguladı.

Bunların başın Tunus'un iç işlerine karışılmasının reddedilmesinin geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Said, "Başkalarının iç işlerine karışmayı reddettiğimiz gibi kimsenin de bizim iç işlerimize karışmasına izin vermeyiz. Çünkü bizim iç işlerimiz halkımızın iradesine dayanıyor" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Said, "Tunus'un hak ve özgürlükler alanında diğer birçok ülkeden çok daha zengin bir tarihe sahip olduğunu bir kez daha teyit ediyoruz" diyerek Mass'ın sözlerine üstü kapalı yanıt verdi.

Tunus Cumhurbaşkanı, özgürlüğü ve şerefi uğruna ayaklanıp başkaldıran Tunus halkının yine o eski günlere dönmesini asla kabul etmeyeceğini, Tunus'un kimseden ders alacak bir ülkede olmadığını aksine ders verebilecek güçte bir olduğunu vurguladı.

Tunuslu eski diplomat Ahmed el-Herkam, Tunus-Fransa ilişkilerinin çok önemli olduğunu ancak sürdürülmesini zorlaştıran dalgalanmalar yaşadığını belirterek, "Dışişleri Bakanı Nebil Ammar'ın göreve gelişinden bu yana bu ilişkilerin durulmaya başladığına inanıyorum" yorumunda bulundu.

İlişkideki dalgalanmalardan Fransa'yı sorumlu tutan Herkam, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada "Bugün Tunus'taki özgürlükler ve haklar kimse tarafından sorgulanamaz. Tüm tarafsızlıkla radyo ve televizyon kanallarının dinleniyor ve iktidarın eleştirilebiliyor olması yeterlidir. Bugün bazılarının Tunus'a yönelik düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün olmadığını söyleyerek itham etmesi temelsiz ve haksız bir suçlamadır" şeklinde konuştu.

Herkam, sözlerini şöyle sürdürdü:

İster Tunus ister Fransa olsun, her iki ülkede de iktidarı elinde bulunduran herkes, duygusal nedenlerle değil, mantıksal ve kişisel çıkarlar nedeniyle ilişkileri ayrı bir seviyede tutması gerektiğinin farkında. Bu her iki taraf için de geçerli. Tunus, Fransa'nın Kuzey Afrika'da ve Ortadoğu'da birçok bölgeye açılan kapısıdır. Tunus açısından ise Paris ile ilişkiler AB'ye ve Avrupa pazarına açılan bir kapı konumunda. Son 30 yılın verilerine bakmak, ticari ve ekonomik alışverişlerin değerini anlamamız için yeterli olacaktır.

Göç dosyası

Bakan Ammar'ın bir televizyon röportajı sırasında Tunus'un, Avrupa'nın bekçisi olmayı, Avrupa'ya göçü engelleyen bir duvar olmayı kabul etmeyeceğini, düzensiz göç dalgalarına tüm taraflarla ortak bir çözüm bulunmasının gerektiğini söylemesi, Tunus'un bir yandan Fransa ve diğer yandan AB ile arasında anlaşmazlıklar yaşadığını ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı Said daha önce göç dosyasıyla ilgili tüm tarafların katılacağı uluslararası bir toplantı düzenlenmesi ve meseleye çözüm bulunması amacıyla bir girişimde bulunmuştu.

Ancak, İtalya'nın Tunus'un içinde bulunduğu ekonomik krizin etkilerini hafifletmek için gerekli mali desteği sağlamak amacıyla sarf ettiği yoğun çabalara rağmen, Tunus ile uluslararası taraflar arasında henüz iletişim kurulamadı.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin önümüzdeki hafta Tunus'u ziyaret etmesi bekleniyor. Düzensiz göç sorunu ziyaretinin ilk gündem maddelerinden biri olabilir.

Tunuslu yetkililer, daha önce bu yılın ilk üç ayında 13 bin 138'i Afrikalı ve gerisi ise Tunuslu olmak üzere 14 bin 406 düzensiz göçmenin Avrupa kıyılarına geçmesinin engellendiğini duyurdular.

Sayının yüksek olması, İtalyan yetkilileri Tunuslu mevkidaşlarıyla koordinasyonu yoğunlaştırmaya itti.
Herkam, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Aslında Tunus, özellikle kıyılarında cesetlerin birikmesiyle düzensiz göçün mağduru olduğumuz için geçmişten beri Avrupa'nın güney kapısının bekçisi olmayı reddediyor. Yine de Fransa ve Avrupa ülkeleri onlar için bekçilik yapmamızı istiyor.

Gerilim olduğu açık

İtalya, Tunus ile IMF arasında yapılması planlanan anlaşmanın önündeki engelleri aşmak için çaba sarf ederken Fransa'nın Tunus ile IMF arasındaki görüşmeleri desteklediğine dair herhangi bir sinyal göndermemesi, Tunus-Fransa ilişkilerinde soğukluğun ve ilgisizliğin hakim olduğuna ilişkin duyumları güçlendirdi.

Siyasi analist Muhammed Salih el-Ubeydi, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

Tunus ile Paris arasındaki gerilim artık aşikar.  İyi bir dönemden geçen İtalya ile Tunus arasındaki ilişkilerin aksine, Roma'nın IMF nezdinde Tunus dosyasına destek açıklamaları yaparken Fransa'nın bu yönde hiçbir adım atmaması bunun kanıtı. Cumhurbaşkanı Said'in, Dışişleri Bakanı Ammar'ın Fransa'ya yapacağı ziyaret öncesinde Tunus'un dış dünyayla ilgilenmesi gerektiğine ilişkin açıklamaları da Paris-Tunus ilişkilerindeki soğukluğu yansıtıyor. Ancak başta düzensiz göçle mücadele olmak üzere iki ülke arasındaki ortak çıkarlar ve Tunus'un mevcut ekonomik krizden çıkması gerektiği göz önüne alındığında bu gerilimin devam edeceğini düşünmüyorum.

Tunus, düzensiz göç sorununu her zaman istediğini elde etmek için Avrupalılara karşı kullanabileceği bir silahı olarak görmüştür.

Ancak, ülkedeki ekonomik koşulların kötüleşmesi ve Tunus başta olmak üzere İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinin güvenlik yetkililerini rahatsız eden bir sorun olan Afrika ülkelerinden göç akışının devam etmesiyle bu silahın şu anda etkili olup olmayacağı bilinmiyor.

 

Independent Arabia



İsrail ve Suriye arasındaki görüşmeler ABD'nin arabuluculuğunda Paris'te yeniden başlıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen salı günü Florida, Palm Beach'te gerçekleştirdikleri beşinci görüşmeleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenlediler (Arşiv-Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen salı günü Florida, Palm Beach'te gerçekleştirdikleri beşinci görüşmeleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenlediler (Arşiv-Reuters)
TT

İsrail ve Suriye arasındaki görüşmeler ABD'nin arabuluculuğunda Paris'te yeniden başlıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen salı günü Florida, Palm Beach'te gerçekleştirdikleri beşinci görüşmeleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenlediler (Arşiv-Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, geçen salı günü Florida, Palm Beach'te gerçekleştirdikleri beşinci görüşmeleri kapsamında ortak basın toplantısı düzenlediler (Arşiv-Reuters)

Axios'a konuşan bir İsrailli yetkili ve başka bir bilgili kaynağa göre üst düzey Suriyeli ve İsrailli yetkililer bugün Paris'te bir araya gelerek yeni bir güvenlik anlaşması için müzakereleri yeniden başlatacaklar.

Bu çabalar, yeni müzakere turunda arabuluculuk yapacak olan Başkan Trump'ın Suriye özel temsilcisi Tom Barrack tarafından yönetiliyor. Toplantılar, Suriye'nin güneyinde silahsızlanma ve Esed rejiminin düşüşünden sonra İsrail'in işgal ettiği Suriye bölgelerinden çekilmesini içeren bir güvenlik anlaşmasına varılmasını amaçlıyor.

 Eş-Şeybani (sağda) ve ABD elçisi Tom Barrack, geçen temmuz ayında Paris'te Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ile birlikte (SANA)Eş-Şeybani (sağda) ve ABD elçisi Tom Barrack, geçen temmuz ayında Paris'te Fransız Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot ile birlikte (SANA)

Görüşmelerin iki gün sürmesi bekleniyor ve Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, yeni bir İsrail müzakereci grubuyla görüşmelere katılacak.

Bu, yaklaşık iki ay sonra yapılacak beşinci tur görüşmeler olacak. Şarku’l Avsat’ın Axios'tan aktardığına göre bu haberin önemi, Trump yönetiminin hem İsrail'e hem de Suriye'ye, sınırlarındaki güvenlik durumunu istikrara kavuşturacak ve gelecekte diplomatik ilişkilerin normalleşmesi yolunda ilk adım olabilecek bir anlaşmaya varmaları için baskı uygulamasında yatıyor.

Kaynağa göre Trump, Netanyahu'dan görüşmeleri yeniden başlatmasını ve mümkün olan en kısa sürede bir anlaşmaya varmak için ciddi müzakereler yürütmesini istedi. Üst düzey bir İsrailli yetkiliye göre Netanyahu bunu kabul etti, ancak herhangi bir anlaşmanın İsrail'in kırmızı çizgilerine uyması gerektiğini vurguladı.

 İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer (Getty)İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer (Getty)

İki taraf arasındaki büyük anlaşmazlıklar ve İsrail'in baş müzakerecisi Ron Dermer'in istifası nedeniyle görüşmeler çıkmaza girmişti.

Amerikan internet sitesi, Netanyahu'nun Paris'teki toplantı öncesinde, yakın arkadaşlarından biri olan İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter'ın başkanlığında yeni bir müzakere ekibi atadığını bildirdi. Netanyahu'nun askeri danışmanı, Mossad başkanlığı adayı General Roman Gofman ve Netanyahu'nun ulusal güvenlik danışmanı Gil Reich'ın da toplantıya katılması bekleniyor.

İsrail'in Washington Büyükelçiliği konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.


Kuzey Darfur eyaletinde hastane ve pazarda bombalı saldırı sonucu en az 64 kişi öldü

30 Aralık 2025'te Hartum'un kuzeyindeki bir kampta savaştan kaçan Sudanlılar insani yardım almak için bekliyor (AFP)
30 Aralık 2025'te Hartum'un kuzeyindeki bir kampta savaştan kaçan Sudanlılar insani yardım almak için bekliyor (AFP)
TT

Kuzey Darfur eyaletinde hastane ve pazarda bombalı saldırı sonucu en az 64 kişi öldü

30 Aralık 2025'te Hartum'un kuzeyindeki bir kampta savaştan kaçan Sudanlılar insani yardım almak için bekliyor (AFP)
30 Aralık 2025'te Hartum'un kuzeyindeki bir kampta savaştan kaçan Sudanlılar insani yardım almak için bekliyor (AFP)

Çeşitli kaynaklar, cumartesi günü Kuzey Darfur eyaletinin Zerk ve Ghurair bölgelerinde bir hastane ve bir pazarı hedef alan bombalı saldırıda 64'ten fazla sivilin öldürüldüğünü doğrularken, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) dün Sudan ordusunu saldırının arkasında olmakla suçladı ve saldırının bir insansız hava aracı (İHA) tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Sivil koalisyon Sumud, el-Zerk Hastanesi ve Ghurair pazarının bombalanmasını kınadı ve bağımsız bir soruşturma yapılması çağrısında bulunarak, acil insani ateşkes çağrısını yineledi.

Öte yandan, Sudan Elektrik Şirketi, Kuzey Kordofan Eyaleti'nin başkenti el Ubeyd'deki termik santralin dün sabah erken saatlerde İHA’larla saldırıya uğradığını, yangın çıktığını ve elektrik kesintisine yol açtığını doğruladı. Görgü tanıkları, HDK’ne ait İHA’ların, termik santralin yanı sıra el Ubeyd'deki el Emel Hastanesi ve el Ubeyd Uluslararası Havalimanı da dahil olmak üzere diğer yerleri de hedef aldığını ve santralin binalarında yangın çıktığını belirtti. Sivil Savunma güçleri yangına müdahale etti.


Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
TT

Güney Yemen’de siyasi bileşenler Riyad Konferansı’na olumlu yaklaşıyor

“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)
“Vatan Kalkanı” güçleri, “Geçiş Konseyi” unsurlarını kamplardan çıkarmalarının ardından Hadramut’ta konuşlandı (Reuters)

Yemen’de güneyli siyasi çevreler, gerek liderlik düzeyinde gerekse yapı ve kurumlar bazında, Suudi Arabistan’ın Başkent Riyad’da kapsamlı bir Güney Konferansı düzenlenmesi çağrısına olumlu yanıt verdi. Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad Muhammed el-Alimi’nin talebiyle gündeme gelen konferansın, Güney ve Doğu Yemen vilayetlerinin iradesini yok saymadan, tek taraflılığa kapı aralamadan Güney meselesine yönelik yol haritasını belirlemesi hedefleniyor.

Söz konusu uzlaşının; Hadramut, el-Mahra, Abyan, Lahic, Şebve ve Sokotra’daki yerel yönetimleri, önde gelen güneyli siyasi isimleri, danışma organlarını ve etkin bileşenleri kapsadığı; Güney Geçiş Konseyi’nin (GGK) de sürece dahil olduğu belirtildi. Girişimin Körfez, Arap ve uluslararası düzeyde destek gördüğü kaydedildi.

Suudi Arabistan’ın çağrısı ve buna eşlik eden resmî, halk ve uluslararası düzeydeki memnuniyetin; güney diyaloğunu kapsayıcılık temelinde yeniden düzenlemeye, dışlayıcı yaklaşımları aşmaya ve Güney meselesini adil bir çerçevede ele alacak ulusal-bölgesel bir zemine oturtmaya yönelik kritik bir adım olarak değerlendirildiği ifade edildi.

zx
Güney Geçiş Konseyi’nin, Hadramut ve el-Mehra’da tek taraflı askeri adımlar atarak sahadaki gerilimi tırmandırdı. (AP)

Bu çerçevede Başkanlık Konseyi Üyesi Dr. Abdullah el-Alimi, Suudi tutuma duyduğu derin takdiri dile getirerek, başta Güney Geçiş Konseyi olmak üzere tüm güneyli bileşenleri, Güney’in çıkarlarını her türlü mülahazanın üzerinde tutan kapsayıcı bir diyaloğa yapıcı biçimde katılmaya çağırdı. El-Alimi, ciddi bir diyaloğun görüşleri yakınlaştırmanın, ortaklık esaslı çözümler üretmenin, halk iradesine saygı göstermenin ve güney saflarındaki birliği güçlendirmenin tek yolu olduğunu vurguladı.

Yemen Şura Meclisi Başkanı Ahmed bin Değir ise Riyad Konferansı’nın önemine dair en net değerlendirmelerden birini yaptı. Bin Değir, güney diyaloğunun Güney meselesini yeniden sahiplerine iade edeceğini, güney vilayetleri arasında derinleşen ve istikrarsızlığa yol açan fitne ve gerilimlerin önünü keseceğini söyledi. Konferansın; iktidar, kaynak paylaşımı ve siyasi sistemin geleceğine ilişkin sorunların, Ulusal Diyalog Konferansı çıktıları, Riyad Anlaşması ve yetki devri bildirisi gibi açık referanslar çerçevesinde ele alınması için gerçekçi bir giriş kapısı oluşturduğunu belirtti.

Yerel yönetimlerden destek

Suudi çağrısına yerel yönetimlerden de art arda destek açıklamaları geldi. Lahic Valiliği, Riyad’da kapsayıcı bir Güney Konferansı’na ev sahipliği yapılmasını, “Güney halkının davalarının adaletini koruma yolunda doğru yönde ilerlediğinin göstergesi olan olumlu bir adım” olarak niteledi. Lahic Valisi Ahmed Türki, resmî açıklamasında yerel yönetimin meşru siyasi liderlik ve meşruiyeti destekleyen koalisyonun yanında durduğunu, devlet kurumlarının korunmasının güvenlik ve istikrarın temel dayanağı olduğunu vurguladı.

Tarihsel ve siyasi ağırlığıyla Hadramut da sürece güçlü destek verdi. Hadramut Valisi Salim el-Hanbeşi, Suudi Arabistan’ın çağrıya yanıtının Yemen ile stratejik ilişkilerin derinliğini ve siyasi diyalog yoluyla ihtilafları aşma iradesini yansıttığını belirterek, Hadramut’un güney saflarını birleştiren her türlü çabanın dayanağı ve istikrarın temel unsuru olmaya devam edeceğini söyledi.

El-Mehra Valisi Muhammed Ali Yasir ise vilayetinin Riyad Konferansı’na tam destek verdiğini, kapsamlı diyaloğun çatışmayı sona erdirmenin ve birlik ile güvenliği güçlendiren adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın en doğru yolu olduğunu ifade etti. Abyan Valisi Ebu Bekir Hüseyin Salim de konferansın, Güney meselesinin ulusal bir çerçevede, dışlama ve tekelleşmeye izin vermeden ele alınması açısından önemli bir adım olduğunu kaydetti.

yfrgty
Aden’de, Yemen’den ayrılma çağrılarıyla bilinen Güney Geçiş Konseyi’nin destekçileri arasında yer alan bir kişi (AFP)

Gözlemciler, bu geniş coğrafi mutabakatın güney sahnesini yeniden şekillendirdiğini; vilayetlerin seslerinin görmezden gelinmesinin ya da Güney’in tek bir yapı veya tek sesli bir söylemle sınırlandırılmasının artık zorlaştığını belirtiyor.

Şartlı memnuniyet

Güney Geçiş Konseyi, Suudi çağrıyı diyaloğu esas alan yaklaşımıyla uyumlu bularak memnuniyetini açıkladı. Ancak bu tutum; “Güney halkının iradesinin” vurgulanması, uluslararası garantiler, net bir takvim ve nihai aşama olarak halk oylaması gibi siyasi şartlarla birlikte dile getirildi.

Gözlemcilere göre, GGK’nin bu şartları konumunu koruma çabası olarak görülse de, yıllar süren tek taraflı yaklaşımların ardından kapsayıcı bir müzakere masasına oturmayı kabul etmesi; Güney meselesinin herhangi bir bileşenden daha geniş olduğunun ve bölgesel-uluslararası koşulların tek taraflı süreçlere artık izin vermediğinin bir göstergesi.

Suudi davetin, Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi’nin talebi üzerine geldiği; daha önce GGK’nin bazı adımlarını reddeden ve bunların Güney meselesinin özüne zarar verdiğini, dış ajandalara hizmet ettiğini savunan güneyli bileşenler ve siyasi isimlerden gelen çağrıların bu süreci güçlendirdiği belirtildi. Bu durumun, yaklaşan konferansın meşruiyetini ve olası sonuçlarını pekiştirdiği ifade edildi.

Öte yandan Yemen Dışişleri Bakanlığı ile İstişare ve Uzlaşı Heyeti, Suudi rolünün güney diyaloğu için bir “emniyet supabı” oluşturduğunu vurgulayarak, Riyad’ın taraf değil, tarafsız bir kolaylaştırıcı olarak zemini hazırladığını ve diyaloğun yeni çatışmalara sürüklenmesini engellemeyi amaçladığını kaydetti. Körfez, Arap ve İslam dünyasından gelen destekle girişimin uluslararası bir boyut kazandığı; Güney meselesine ilişkin herhangi bir çözümün Yemen’de kapsamlı siyasi çözümün parçası olması gerektiği vurgulandı.