Tunus'un Fransa ile ilişkileri gerilerken, İtalya ile yakınlaşıyor

Roma, Paris'in ilgisizliğini fırsat bilerek Tunus'un ekonomik krizini hafifletmek amacıyla destek sağlamaya çalışıyor

Fransa Dışişleri Bakanı, Tunuslu mevkidaşını Paris'te kabul etti (Tunus Dışişleri Bakanlığı Twitter hesabı)
Fransa Dışişleri Bakanı, Tunuslu mevkidaşını Paris'te kabul etti (Tunus Dışişleri Bakanlığı Twitter hesabı)
TT

Tunus'un Fransa ile ilişkileri gerilerken, İtalya ile yakınlaşıyor

Fransa Dışişleri Bakanı, Tunuslu mevkidaşını Paris'te kabul etti (Tunus Dışişleri Bakanlığı Twitter hesabı)
Fransa Dışişleri Bakanı, Tunuslu mevkidaşını Paris'te kabul etti (Tunus Dışişleri Bakanlığı Twitter hesabı)

Sağir el-Hidri

Paris'in özellikle Fransa'da yaşayan Tunuslu 10 bin düzensiz göçmeni sınır dışı etmekle tehdit etmesinden sonra Tunus'taki hak ve özgürlükler dosyasıyla ilgili provokatif açıklamalarının iki ülke arasındaki geri planda kalmış anlaşmazlıkları gün yüzüne çıkartması, ekonomik olarak zor bir durumla karşı karşıya olan Tunuslu yetkililer üzerindeki baskıyı artırabilir.

Daha önce 1,9 milyar dolar olarak tahmin edilen fon için Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılması planlanan anlaşmaya varılamaması durumu daha da kötüleştirdi.

Tunus Dışişleri Bakanı Nebil Ammar, birkaç gün önce Fransa'yı ziyaret etti. Avrupa Birliği'nden (AB) acil mali yardım talep ettiği bir döneme denk gelmesi nedeniyle ziyaretin zamanlaması dikkat çekiciydi.

AB ise bu yardım karşılığında, Tunus üzerinden AB ülkelerinin kıyı şeritlerine geçmeye çalışan Sahra altı Afrika ülkelerinden gelen düzensiz göçmenlerin önüne geçilmesini istiyor. 

Tunus Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Dışişleri Bakanı Nebil Ammar ile Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna arasındaki görüşmede hak ve özgürlükler konusunun gündeme getirilmedi ve Fransız mevkidaşının Colonna'nın toplantı sırasında Tunus'taki insan hakları ve özgürlüklerin durumunu gündeme getirdiğine dair yayınlarını yalanladı.

Duruma bağlı dalgalanmalar

Son dönemde, özellikle Fransa'nın Tunus Başkonsolosu Dominique Mass'ın Fransa'ya gitmek için vize almak isteyen Tunusluların bazı zorluklar yaşadığı bir dönemde ülkesinin 10 bin Tunusluyu sınır dışı etmeyi istediğini söylediği açıklamaların ardından Tunus-Paris ilişkilerinin ilgisizlik belirtileri görüldü. 

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, cuma günü, Dışişleri Bakanı Ammar'ın Paris ziyaretine değinerek, Tunus'un egemenliğine ve dış politikasının değişmezlerine bağlı olduğunu vurguladı.

Bunların başın Tunus'un iç işlerine karışılmasının reddedilmesinin geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Said, "Başkalarının iç işlerine karışmayı reddettiğimiz gibi kimsenin de bizim iç işlerimize karışmasına izin vermeyiz. Çünkü bizim iç işlerimiz halkımızın iradesine dayanıyor" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Said, "Tunus'un hak ve özgürlükler alanında diğer birçok ülkeden çok daha zengin bir tarihe sahip olduğunu bir kez daha teyit ediyoruz" diyerek Mass'ın sözlerine üstü kapalı yanıt verdi.

Tunus Cumhurbaşkanı, özgürlüğü ve şerefi uğruna ayaklanıp başkaldıran Tunus halkının yine o eski günlere dönmesini asla kabul etmeyeceğini, Tunus'un kimseden ders alacak bir ülkede olmadığını aksine ders verebilecek güçte bir olduğunu vurguladı.

Tunuslu eski diplomat Ahmed el-Herkam, Tunus-Fransa ilişkilerinin çok önemli olduğunu ancak sürdürülmesini zorlaştıran dalgalanmalar yaşadığını belirterek, "Dışişleri Bakanı Nebil Ammar'ın göreve gelişinden bu yana bu ilişkilerin durulmaya başladığına inanıyorum" yorumunda bulundu.

İlişkideki dalgalanmalardan Fransa'yı sorumlu tutan Herkam, Independent Arabia'ya yaptığı açıklamada "Bugün Tunus'taki özgürlükler ve haklar kimse tarafından sorgulanamaz. Tüm tarafsızlıkla radyo ve televizyon kanallarının dinleniyor ve iktidarın eleştirilebiliyor olması yeterlidir. Bugün bazılarının Tunus'a yönelik düşünce, ifade ve basın özgürlüğünün olmadığını söyleyerek itham etmesi temelsiz ve haksız bir suçlamadır" şeklinde konuştu.

Herkam, sözlerini şöyle sürdürdü:

İster Tunus ister Fransa olsun, her iki ülkede de iktidarı elinde bulunduran herkes, duygusal nedenlerle değil, mantıksal ve kişisel çıkarlar nedeniyle ilişkileri ayrı bir seviyede tutması gerektiğinin farkında. Bu her iki taraf için de geçerli. Tunus, Fransa'nın Kuzey Afrika'da ve Ortadoğu'da birçok bölgeye açılan kapısıdır. Tunus açısından ise Paris ile ilişkiler AB'ye ve Avrupa pazarına açılan bir kapı konumunda. Son 30 yılın verilerine bakmak, ticari ve ekonomik alışverişlerin değerini anlamamız için yeterli olacaktır.

Göç dosyası

Bakan Ammar'ın bir televizyon röportajı sırasında Tunus'un, Avrupa'nın bekçisi olmayı, Avrupa'ya göçü engelleyen bir duvar olmayı kabul etmeyeceğini, düzensiz göç dalgalarına tüm taraflarla ortak bir çözüm bulunmasının gerektiğini söylemesi, Tunus'un bir yandan Fransa ve diğer yandan AB ile arasında anlaşmazlıklar yaşadığını ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı Said daha önce göç dosyasıyla ilgili tüm tarafların katılacağı uluslararası bir toplantı düzenlenmesi ve meseleye çözüm bulunması amacıyla bir girişimde bulunmuştu.

Ancak, İtalya'nın Tunus'un içinde bulunduğu ekonomik krizin etkilerini hafifletmek için gerekli mali desteği sağlamak amacıyla sarf ettiği yoğun çabalara rağmen, Tunus ile uluslararası taraflar arasında henüz iletişim kurulamadı.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni'nin önümüzdeki hafta Tunus'u ziyaret etmesi bekleniyor. Düzensiz göç sorunu ziyaretinin ilk gündem maddelerinden biri olabilir.

Tunuslu yetkililer, daha önce bu yılın ilk üç ayında 13 bin 138'i Afrikalı ve gerisi ise Tunuslu olmak üzere 14 bin 406 düzensiz göçmenin Avrupa kıyılarına geçmesinin engellendiğini duyurdular.

Sayının yüksek olması, İtalyan yetkilileri Tunuslu mevkidaşlarıyla koordinasyonu yoğunlaştırmaya itti.
Herkam, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

Aslında Tunus, özellikle kıyılarında cesetlerin birikmesiyle düzensiz göçün mağduru olduğumuz için geçmişten beri Avrupa'nın güney kapısının bekçisi olmayı reddediyor. Yine de Fransa ve Avrupa ülkeleri onlar için bekçilik yapmamızı istiyor.

Gerilim olduğu açık

İtalya, Tunus ile IMF arasında yapılması planlanan anlaşmanın önündeki engelleri aşmak için çaba sarf ederken Fransa'nın Tunus ile IMF arasındaki görüşmeleri desteklediğine dair herhangi bir sinyal göndermemesi, Tunus-Fransa ilişkilerinde soğukluğun ve ilgisizliğin hakim olduğuna ilişkin duyumları güçlendirdi.

Siyasi analist Muhammed Salih el-Ubeydi, konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

Tunus ile Paris arasındaki gerilim artık aşikar.  İyi bir dönemden geçen İtalya ile Tunus arasındaki ilişkilerin aksine, Roma'nın IMF nezdinde Tunus dosyasına destek açıklamaları yaparken Fransa'nın bu yönde hiçbir adım atmaması bunun kanıtı. Cumhurbaşkanı Said'in, Dışişleri Bakanı Ammar'ın Fransa'ya yapacağı ziyaret öncesinde Tunus'un dış dünyayla ilgilenmesi gerektiğine ilişkin açıklamaları da Paris-Tunus ilişkilerindeki soğukluğu yansıtıyor. Ancak başta düzensiz göçle mücadele olmak üzere iki ülke arasındaki ortak çıkarlar ve Tunus'un mevcut ekonomik krizden çıkması gerektiği göz önüne alındığında bu gerilimin devam edeceğini düşünmüyorum.

Tunus, düzensiz göç sorununu her zaman istediğini elde etmek için Avrupalılara karşı kullanabileceği bir silahı olarak görmüştür.

Ancak, ülkedeki ekonomik koşulların kötüleşmesi ve Tunus başta olmak üzere İtalya ve diğer Avrupa ülkelerinin güvenlik yetkililerini rahatsız eden bir sorun olan Afrika ülkelerinden göç akışının devam etmesiyle bu silahın şu anda etkili olup olmayacağı bilinmiyor.

 

Independent Arabia



Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
TT

Suriye ordusu, SDG'nin bombardımanına yanıt olarak doğu Halep'teki militan mevzilerini hedef aldı

Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)
Halep kırsalındaki Deyr Hafir dışında Suriye güvenlik güçlerine mensup bir kişi (Reuters)

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı, Deyr Hafir’deki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile ittifak halinde olan “Kürdistan İşçi Partisi (ÜKK) milisleri ve eski rejimin kalıntıları” olarak tanımladığı güçlere karşı harekete geçtiğini duyurdu.

Operasyon Komutanlığı, Suriye Haber Ajansı’nda (SANA) bugün yer alan açıklamasında, bu saldırının SDG güçlerinin bölgede gerçekleştirdiği topçu bombardımanına yanıt olarak yapıldığını belirtti.

Suriye ordusu bugün erken saatlerde, arabulucuların gerilimi sona erdirmek için müdahale etmesine rağmen Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) Halep şehri ve doğu kırsalına yönelik tehdidinin devam ettiğini açıkladı.

Suriye ordusunun harekat komutanlığı El-Ihbariye TV'ye, “terörist” Bahoz Erdal'ın Kandil Dağları'ndan Tabka bölgesine “SDG ve PKK milislerinin Suriyeliler ve ordusuna karşı yürüttüğü askeri harekatları yönetmek” için geldiğini izlediğini ifade etti.

Açıklamada, SDG ve Kürdistan milislerinin, Halep şehri ve doğu kırsalındaki sakinlere yönelik yeni saldırılara hazırlanmak amacıyla Meskene ve Deyr Hafir bölgelerine çok sayıda İran insansız hava aracı (İHA) getirdiğini de belirtti.

Suriye Ordusu Harekat Komutanlığı şöyle devam etti: “Tabka bölgesine yeni milis gruplarının ve eski rejimin kalıntılarının geldiğini izledik. Bu gruplar, Deyr Hafir, Meskene ve çevresinde bulunan bölgelerdeki konuşlanma noktalarına nakledilecek.” Komutanlık, bu grupların Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına izin vermeyeceğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın SANA’dan aktardığına göre açıklamada, ordunun “halkı savunacağını ve Suriye'nin egemenliğini koruyacağını, eski rejimin kalıntılarının ve Kandil'den sınırı geçen teröristlerin Suriye'yi istikrarsızlaştırmasına ve Suriye toplumunu hedef almasına izin vermeyeceğini” kaydetti.

Suriye ordusu, Halep'in Deyr Hafir bölgesindeki üç konumun haritasını yayınlayarak, SDG müttefiklerinin bu konumları operasyonları için fırlatma rampası ve İHA fırlatmak için üs olarak kullandığını belirtti ve sivillere bu konumlardan uzak durmaları çağrısında bulundu.

 SDG lideri güçlerinin Fırat'ın doğusuna çekileceğini duyurdu

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) lideri Mazlum Abdi bugün yaptığı açıklamada, güçlerinin yarın (yerel saatle sabah 7'de Halep'in doğusundan çekileceğini ve Fırat Nehri'nin doğusundaki bölgelere yeniden konuşlandırılacağını söyledi.

X platformunda yaptığı paylaşımda, bu adımın “dost ülkeler ve arabulucuların çağrıları ve entegrasyon sürecini tamamlama ve 10 Mart anlaşmasının şartlarını uygulama konusundaki iyi niyetimizin bir ifadesi olarak” atıldığını belirtti.


Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara, Kürtlerin hak ve güvenliğini güvence altına alan kararnameyi imzaladı

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)
Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara (DPA)

Suriye Geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, imzaladığı kararnameyle Kürtlere ilişkin bir dizi önemli düzenlemeyi yürürlüğe koydu. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Kürtlerin haklarını ve güvenliğini yasal güvence altına aldığını belirttiği bir kararnameye imza attı. Şarku'l Avsat'ın  Resmi haber ajansı SANA’dan aktardığı habere göre  yayımlanan kararname, Suriye’nin yeni ulusal kimliğini “çok kültürlü ve birleşik” olarak tanımladı. Kararnamede, Kürtlerin Suriye toplumunun ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı. Şara, kararnameyi imzalamadan önce yaptığı konuşmayı sosyal medya platformu X hesabından paylaştı.

“Bir Arabın bir Kürde üstünlüğü yoktur”

Konuşmasında eşitlik ve birlik mesajı veren Ahmed Şara, aidiyet üzerinden üstünlük kurulamayacağını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Allah, iyiliği ve takvayı aidiyetten üstün kılmıştır. Hayır, vallahi; bir Arabın bir Kürde, bir Türk’e veya başkasına hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Allah korkusu ve hangi milletten olursa olsun kişinin dürüstlüğüyle ölçülür.”

Kürt halkına hitap eden eş-Şara, “Ey Kürt halkımız, Selahaddin’in torunları!” sözleriyle başladığı konuşmasında, Kürtlere zarar verileceğine dair iddialara inanılmaması gerektiğini belirterek, “Vallahi, size kim kötülükle dokunursa kıyamet gününe kadar hasmımızdır. Bizim hayatımız sizin hayatınızdır” dedi.

Zorla göç ettirilenlere geri dönüş çağrısı

Ülkenin selameti, halkın refahı ve birliğinin öncelikleri olduğunu vurgulayan eş-Şara, kimsenin bu süreçten dışlanmayacağını ifade etti. Bu kapsamda Kürt halkının haklarını ve bazı özel durumlarını yasayla güvence altına alan özel bir kararname yayımladıklarını açıklayan eş-Şara, topraklarından zorla göç ettirilenlere de çağrıda bulundu.

Eş-Şara, silahlarını bırakmaları şartıyla, hiçbir koşul ve kısıtlama olmaksızın herkesin evlerine güvenle dönebileceğini belirterek, Kürt halkını ülkenin yeniden inşasına aktif şekilde katılmaya davet etti.

Konuşmasının sonunda birlik vurgusunu yineleyen Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, “Sizi bu vatanın inşasına etkin bir şekilde katılmaya, selameti ve birliğini korumaya ve bunun dışındaki her şeyi reddetmeye çağırıyorum. Başarı Allah’tandır” ifadelerini kullandı.

8 madde halinde yayımlanan kararname

Kürtlerin statüsü ve kültürel kimliği güvence altına alındı

Kararnamede, Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının temel ve ayrılmaz bir parçası olduğu ifade edildi. Kürtlerin kültürel ve dilsel kimliğinin, çok kimlikli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir unsuru olduğu belirtildi.

Devletin kültürel ve dilsel çeşitliliği korumayı taahhüt ettiği vurgulandı. Bu kapsamda Kürt vatandaşların, ulusal egemenlik çerçevesinde kendi kültürel miraslarını ve sanatlarını canlandırma, ana dillerini geliştirme hakkının devlet güvencesi altında olduğu kaydedildi.

Kürtçe ulusal dil olarak tanındı, eğitim hakkı düzenlendi

Kürtçenin ulusal bir dil olarak kabul edildiği belirtildi. Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerde, kamu ve özel okullarda Kürtçe öğretimine izin verileceği ifade edildi. Kürtçenin, seçmeli ders kapsamında ya da kültürel ve eğitsel bir faaliyet olarak okutulabileceği bildirildi.

Vatandaşlık sorunu çözüldü, 1962 uygulamaları kaldırıldı

1962 yılında Haseke vilayetinde yapılan genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve uygulamaların yürürlükten kaldırıldığı açıklandı. Bu çerçevede, Suriye topraklarında yaşayan tüm Kürt kökenli kişilere, doğum kaydı bulunmayanlar dahil olmak üzere, hak ve yükümlülüklerde tam eşitlik esasına dayalı Suriye vatandaşlığı verileceği hükme bağlandı.

Nevruz resmî ve ücretli tatil ilan edildi

21 Mart Nevruz’un, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti genelinde resmî ve ücretli tatil günü ilan edildiği duyuruldu.

Ayrımcılık yasaklandı, kapsayıcı ulusal söylem vurgusu

Devlet medyası ve eğitim kurumlarının kapsayıcı ve bütüncül bir ulusal söylem benimsemekle yükümlü olduğu belirtildi. Etnik köken veya dil temelinde her türlü ayrımcılık ve dışlamanın yasa ile yasaklandığı vurgulandı. Ulusal fitne ve ayrışmayı teşvik edenlerin yürürlükteki yasalar çerçevesinde cezalandırılacağı kaydedildi.

Uygulama ve yürürlük hükümleri

Kararnamenin uygulanması için ilgili bakanlıklar ve yetkili kurumların, kendi görev alanları dahilinde gerekli yürütme talimatlarını çıkaracağı ifade edildi.

Kararnamenin Resmî Gazete’de yayımlanacağı ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi.

Aşağıda kararnamenin tam metni yer almaktadır:

Cumhurbaşkanı Anayasal Bildiri hükümlerine dayanarak, Yüksek ulusal çıkarların gerekleri doğrultusunda, Devletin ulusal birliği güçlendirme ve tüm Suriyeli vatandaşların kültürel ve medeni haklarını güvence altına alma konusundaki rolü ve sorumluluğu çerçevesinde,

Aşağıdaki hususların kararlaştırılmasına hükmedilmiştir:

Madde (1): Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının temel ve asli bir parçası kabul edilir. Kültürel ve dilsel kimlikleri, çok yönlü ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Madde (2): Devlet, kültürel ve dilsel çeşitliliğin korunmasını taahhüt eder; Kürt vatandaşların ulusal egemenlik çerçevesinde miraslarını, sanatlarını yaşatma ve ana dillerini geliştirme hakkını güvence altına alır.

Madde (3): Kürtçe, ulusal bir dil olarak kabul edilir. Kürt nüfusunun kayda değer oranda bulunduğu bölgelerde, devlet ve özel okullarda seçmeli ders veya eğitsel-kültürel faaliyet kapsamında öğretilmesine izin verilir.

Madde (4): Haseke ilinde 1962 genel nüfus sayımından kaynaklanan tüm istisnai yasa ve tedbirler yürürlükten kaldırılır. Suriye topraklarında ikamet eden Kürt kökenli tüm vatandaşlara, kaydı kapalı olanlar dâhil olmak üzere, Suriye vatandaşlığı verilir; hak ve yükümlülükler bakımından tam eşitlik sağlanır.

Madde (5): “Nevruz Bayramı” (21 Mart), baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak Suriye Arap Cumhuriyeti’nin tüm bölgelerinde ücretli resmî tatil ilan edilir.

Madde (6): Devletin medya ve eğitim kurumları kapsayıcı bir ulusal söylemi benimsemekle yükümlüdür. Etnik veya dilsel temelde her türlü ayrımcılık ve dışlama kanunen yasaktır. Ulusal ayrışmayı körükleyenler yürürlükteki yasalar uyarınca cezalandırılır.

Madde (7): İlgili bakanlıklar ve yetkili kurumlar, bu kararnamenin hükümlerinin uygulanmasına ilişkin gerekli yürütme talimatlarını, kendi yetki alanları dâhilinde çıkarır.

Madde (8): Bu kararname Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girer.

Ahmed El-Şara
Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı


Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
TT

Almanya Cumhurbaşkanlığı: Ahmed eş-Şera salı günü Berlin'i ziyaret edecek

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters – Arşiv)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in bugün yayımlanan resmi programına göre salı günü Berlin’i ziyaret edecek.

Alman hükümeti adına konuşan bir sözcü, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in salı günü Berlin’de Şera ile yapacağı görüşmede, Suriyeli vatandaşların ülkelerine dönüşü başta olmak üzere çeşitli konuları ele alacağını söyledi.

Sözcü, “İlişkileri güçlendirme ve tabiri caizse Suriye hükümetiyle yeni bir sayfa açma isteğimiz var. Ele almamız gereken birçok önemli konu bulunuyor. Bunlar arasında Suriyelilerin ülkelerine geri dönüşü de yer alıyor” ifadelerini kullandı.

sdfrg
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz (EPA)

Ziyaret, Almanya’nın 23 Aralık’ta silahlı soygun, saldırı, darp ve şantaj suçlarından hüküm giymiş bir Suriyeli vatandaşı ülkesine sınır dışı etmesinden bir aydan kısa süre sonra gerçekleşiyor. Bu adım, 2011’de Suriye’de çatışmaların başlamasından bu yana ilk sınır dışı işlemi olarak kayda geçmişti.

Geçtiğimiz yıl mayıs ayında göreve başlayan Merz, aşırı sağın yükselişiyle birlikte göç politikalarını sıkılaştırma yoluna gitmişti.

Merz, kasım ayında yaptığı açıklamada, ‘Suriye’de iç savaşın sona erdiği’ gerekçesiyle Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri gönderilmesi çağrısında bulunmuştu.

Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından Almanya’nın da aralarında bulunduğu birçok Avrupa ülkesi, yabancıların karıştığı çeşitli saldırıların ardından aşırı sağ partilerin seçimlerde güçlü kazanımlar elde etmesi bağlamında, iltica başvurularına ilişkin işlemleri askıya aldıklarını duyurmuştu.