Mısır: Hac ve kurbanda borç almakla 'öncelikler fıkhı' ihlal mi ediliyor?

Ailelerin çoğu, farz ibadetini yerine getirmenin yükümlülüklerini karşılayamaz hale gelirken kredi ve taksit düşüncesinin meşruiyeti tartışılıyor

Mısırlıların hac farizasını yerine getirme hayali, bazılarını borç almaya itiyor / Fotoğraf: AFP
Mısırlıların hac farizasını yerine getirme hayali, bazılarını borç almaya itiyor / Fotoğraf: AFP
TT

Mısır: Hac ve kurbanda borç almakla 'öncelikler fıkhı' ihlal mi ediliyor?

Mısırlıların hac farizasını yerine getirme hayali, bazılarını borç almaya itiyor / Fotoğraf: AFP
Mısırlıların hac farizasını yerine getirme hayali, bazılarını borç almaya itiyor / Fotoğraf: AFP

Emine Hayri 

41 yaşındaki Ahmed Fethi'nin aylık maaşı, 10 bin Mısır cüneyhi (324 ABD doları). Buna eşinin maaşı da eklenince ailenin toplam geliri ayda yaklaşık 17 bin cüneyh (551 ABD doları) yapıyor. 

Ahmed'in ailesi, birkaç yıl öncesine kadar ekonomik ve sosyal bakımdan sınıf piramidinin üst kısmına yerleştiriliyor ve 2017 yılında ailenin aylık geliri yaklaşık 960 ABD dolarını buluyordu.  

Bugün gelir, 25 bin cüneyhe ulaştı ancak bu miktarın yaklaşık 800 ABD doları olduğu tahmin ediliyor.

Bununla da bitmiyor. Geçen mart ayındaki enflasyon oranı, yüzde 327 oldu ki bu, ekonomik açıdan "şimdiye kadarki en yüksek rekor oran" olarak niteleniyor. 

Bozulma var, ama…

Üç çocuk şu ana kadar özel okullarda okuyor. Bu okullar, öğrenim ücretlerini son 6 yılda yaklaşık yüzde 100 oranında artırdı ve bununla aynı zamanda gıda, kıyafet, özel ders, sağlık hizmetleri ve diğer aylık temel harcama kalemlerinin fiyatı da yükseldi.

Yani ailenin geçim dengesi bozuldu, alım gücü düştü ve harcama öncelikleri köklü bir şekilde yeniden düzenlendi. Sıkıntı ise devam ediyor. 

Buna rağmen şu sıralar aile içinde evin hanımının bağlı olduğu "kurban taksitleri" konusunda tartışma yaşanıyor ve tartışma, kurban hissesi satın almanın hiç kurban kesmemekten evla olup olmadığı etrafında dönüyor.

Evin hanımı bunun için her türlü dinî, toplumsal, hatta ekonomik gerekçeleri ve delilleri seferber etmiş.

O kadar ki 8 bin cüneyh (259,2 ABD doları) değerindeki yerli et yerine, 5 bin cüneyh (162 ABD doları) değerindeki ithal kurbanlık hayvan hissesine razı olduğunu bile duyurmuş.  

Evin beyi ise "öncelikler fıkhına" bağlı kalıyor. Nitekim aile, çocuklarının okuluna sona eren eğitim-öğretim yılı için 3 taksit borçlu ve taksitlerden her biri 6 bin cüneyh (194,4 ABD doları).

Üstelik yeni akademik yılın taksitleri var daha. Liste böyle uzayıp gidiyor… Ona göre listenin uzunluğuna bakınca bu konuda aileden yükümlülük kalkıyor.

Zira bu ve bunun gibi milyonlarca Mısırlı aile ne kurbanlık ne de bir buzağı, koyun ve hatta bir keçi satın almaya artık güç yetiremiyor. Bazıları, onlarca yıldır bu halde. 

Fetva makamına başvurma

Evin beyi, ailenin ilan edilen kurban desteğini alması caiz olan aileler sınıfına girmek üzere olduğunu söylerken, evin hanımı ya kendi ya da eşinin babasından kurban hissesi değerinde borç ya da bankadan kredi alması bile gerekse bunu yapacağını söylüyor.

Kocası, "Peki, ödeme nasıl olacak?" dediğinde de kendinden emin bir şekilde "Rabbimiz kolaylaştırır inşallah" diyor. 

Alevlenen tartışma çıkmaza girince taraflar, fetva makamına başvurup kurban kesmek için borçlanma konusunda görüş almaya karar vermiş.

Evin hanımı fetva makamının 2023 yılındaki görüşünü benimserken, evin beyi 2020, 2021 ve 2022 yılındaki görüşünü benimsemiş.  

Mısır Fetva Kurumu 2020, 2021 ve 2022 yıllarında bir Müslümanın kurban kesmek için borçlanmaması gerektiğini ve bunun istenmediğini, zira kurban kesmenin vacip değil müstehap sünnet olduğunu söylemiş.

Aynı şekilde kurban kesmenin, satın almaya güç yetirebilenler için sünnet olduğunu ve bunun için kişinin, kendisinin asli ihtiyaçlarıyla bakımından sorumlu olduğu kişilerin yiyecek, içecek ve giyecek gibi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kurbanlık hayvan satın alabilecek paraya sahip olması gerektiğini belirtmiş.

Dolayısıyla kişi kurbanlık satın almak için borçlanmamalıdır, çünkü şeriat onu bu konuda yükümlü kılmamıştır. Bununla birlikte borç ya da kredi taksitlerini ödeyebileceğini biliyorsa kurban kesebilir.

"Ya ödeyemezsek?"

Ancak 2023 yılında fetvalar ve alim görüşleri, kurban kesme "sünnetini" eda etmek için kredi alma ya da taksit yapma düşüncesine daha fazla imkân tanımaya yöneldi.

Fetva Kurumu'ndaki Fetva Genel Sekreteri Halid Umran, gücü yeten kişinin Allah'a yaklaştığı bir ibadet olan kurbanın bedelinin taksitler halinde ödenmesinin caiz olduğunu belirtiyor.

Ona göre güç yetirebilen bunu yapsın; gücü yetmeyen ve bu günlerde bir vesileyle yakınlaşmak isteyen kişi ise kendisine daha kolay gelen şeyle yakınlık arasın. İmkânı ve gücü yoksa kurban kesmeyebilir.

Ancak taksitleri ödeyebilecek kaynaklara sahip olduğunu düşünen kişi, kurban kessin ve borcu ödesin; taksit yapmak için bir engel yok. 

Fetva Kurumu'nun tutumları, ekonominin zayıf olduğu yıllarda kurban kesmeye gücü yeten ile yetmeyen ama bu konuda kendisi için bir sıkıntı oluşmayan kişi arasında rahatlatıcı bir dengenin kurulduğu kurban ilkesine doğru yakınlaşıyor.

Ancak borçlanma, kredi alma ya da taksitlendirme fikrinin benimsenmesi konusunda gönülsüzce kabul edenler ile gönül rahatlığıyla kabul edenler arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasıyla birlikte aile içindeki anlaşmazlıklar arttı. 

"Ya ödeyemezsek?" ibaresi sakinleri okul taksitleri, özel dersler, uğrunda bir ömür harcadıkları dairenin bedeli ve gerek inşaatı durduran emlak şirketi gerek ödemeyi durduran aile gerekse stratejik harcama ve hayati öncelikler listesi olsun, her taraftan engellerle karşılaşan küçük bahçeli evin ön ödemesinin yükü altında ezilen evdeki laf dalaşının ana başlıklarından biri haline geldi. 

Ödeyemezsek ya da zaten ödeyemediysek ne olacak?

Ya çocuklardan biri hastalanır da zorlu ekonomik koşullar sebebiyle zaten tekrar düzenlenen öncelikler listesi yine baştan düzenlenirse ne olacak?

Ya baba veya anne ölür de aile kendisini 'bir kilo et' taksiti ödemekle yükümlü bulursa ne olacak?

Kurban kesmenin gururu

Her yıl Kurban Bayramı'nda kestiği kurbanla övünmeye, pohpohlanmaya veya kestiği kurbanı sergilemeye alışmış pek çok Mısırlı hanede "ya ödeyemezsek" varsayımları yankılanırken buna benzer varsayımlar, bu defa "güç yetirebilenler için" hac ibadeti konusunda yürütülüyor.

Zira bir kilo pastırmanın yanında 10 adet yenilebilir yöresel somun ekmek fiyatına yarım kilo Rumi peyniri almaya "güç yetirebilen kişilerin" ekonomik koşullar altında hem sayıları hem imkânları azaldı.

Bazıları, kolay taksitlerle hac fikrini ortaya attı. İlginç olansa bu fikir sahiplerinin bir kısmının Mısır devlet bankalarında bulunması.

Bu bankalar, ödeme bakımından değil de vakit açısından uygun taksit imkânlarıyla hac ve umre ilanları ve teklifleri vermeye başladı ve buna "Hac ve Umre İçin Murabaha* Programı" adını koydu.

Buna göre müşteri, turizm şirketinden ya da organize eden taraftan hac veya umre fiyatı alıyor, sonra banka, müşteri ile banka arasında "üzerinde anlaşmaya varılan bir kâr marjı" ile "murabaha" işleminin gerçekleştirilmesi üzerine hac veya umre masraflarını organize eden tarafa ödüyor. 

Bu teklifler, artmaya ve yayılmaya başladı. O kadar ki iş, kapalı kapılar ardında sadece tanıdıkların ya da tanıdıkların tanıdıklarının girdiği WhatsApp grupları yoluyla hac masraflarını taksitlendirme tekliflerine ve borcu, "üzerinde anlaşmaya varılan kâr marjı" eklenerek birkaç defada ödeme anlaşmalarına kadar vardı. 

Faiz tartışmaları

Teklif, öyle olmadığı halde "murabaha" adı altında sunulsa bile üzerinde mesele, anlaşmaya varılan faizin ya da kârın haram mı helal mi olduğunun ötesine geçerek bazılarının girmeye bayıldığı son tartışmalara kadar uzandı. 

Dünyanın doğusunda ve batısında maaşların ve mali işlemlerin çoğunluğu modern bankalar yoluyla yürütülse de taksitle hac veya umre düşüncesi, esasında umreye ya da hacca giden kişinin buna gücünün yetmediği anlamına geliyor. 

2021 yılında Mısır cüneyhinin birinci ve ikinci dalgalanmaları arasında Fetva Kurumu, hacca gitmek için borçlanmanın hükmüne ilişkin bir soruya, koşullara ve durumlara göre şartlarla izin vermek ile kısıtlamalarla engellemek arasında gidip gelen uzun bir yanıt verdi.

Ancak cevabın sonunda kurum şöyle dedi:

Mükellef kişinin hac ibadeti için borç alması, kendisine veya bakmakla yükümlü olduğu kişilere gücünü aşan bir yük bindirecekse ya da kendisini ya da sorumlu olduğu kişileri fitneye ya da kaldıramayacakları şeylere maruz bırakacaksa, o zaman o kişi için borçlanma haramdır denebilir. Ödenecek parayı tahsil etmek, onu nafile ibadetlerden, güzel ahlaktan ve yüce işlerden alıkoyacaksa, o zaman o kişi için borçlanma mekruhtur denebilir. Ne ilk ne de ikinci ihtimal söz konusuysa ve ödemenin kendisine de sorumlu olduğu kişilere de zararı olmayacağına güçlü bir şekilde inanıyorsa, o kişi için borçlanma ne haramdır ne de mekruhtur; caizdir.

Gerçeklik ve umut

Mısır sokaklarında ve hac, hatta umre ibadetini eda etmeyi isteyen ve uman kalabalıklar arasında durum genellikle kurumun öne sürdüğü ilk ihtimale, yani "mükellef kişinin hac ibadeti için borç alması kendisine veya bakmakla yükümlü olduğu kişilere gücünü aşan bir yük bindirecekse ya da kendisini ya da sorumlu olduğu kişileri fitneye ya da kaldıramayacakları şeylere maruz bırakacaksa…" ihtimaline işaret ediyor.

Kurum bu ihtimalde borçlanmanın haramlığına hükmediyor. 

Gariptir ki "Allah'ın Evi'ni ziyaret etmek" için bankalardan kredi ve eş, dost, akrabadan borç alma tartışmalarında birçok kişi bunun barınma, eğitim ve sağlık masrafları ile gıda, elektrik, su ve gaz faturalarını ödemekten daha öncelikli olduğunu düşünüyor.

Çoğunlukla "Rabbin, rızık verendir" ve "Niyetini halis tut, Allah seni hesap etmediğin yerlerden rızıklandıracaktır" gibi kaderci düşüncelerin ağır bastığı bu tartışmalar, yakın tarihe uzanmıyor. 

2016 yılında Mısır cüneyhinin dolar karşısında 8,88 cüneyhten 15,77 cüneyhe düştüğü ve daha sonra Mart 2022'de daha da değer kaybederek 19,7 cüneyhe düştüğü birinci ve ikinci dalgalanmalar arasında Fetva Kurumu, kendisine ve sorumlu olduğu kişilere gücünün üstünde yük bindirecek olanların hac için borçlanmasının haramlığı yönünde fetva verdiyse şu an ne yönde fetva verir?

Öyle ya Mısırlılar, Ekim 2022'de 1 doların 24,7 Mısır cüneyhine denk olduğu üçüncü dalgalanmayı atlattıktan sonra geçtiğimiz ocak ayında dolar, 32 cüneyhe yükseldi. 

Mevcut yaşam koşullarının kötüleştiği ve yakın ve uzak gelecek konusunda öngörülerin belirsiz olduğu bir durumda bazıları Fetva Kurumu'nun hac ibadeti için borçlanmanın ya da taksitlendirmenin haram olduğuna hükmedeceğini beklerken, Fetva Kurumu birkaç gün önce "taksitle ve iki taraf arasında bir ön anlaşmayla hacca ya da umreye gidilmesinin şer'an caiz olduğunu" belirtti ve bunun "şeriata göre mübah olan murabaha kabilinden olup, faiz kapsamına girmediğini" açıkladı. 

Bankadan kredi ya da eş dosttan borç almanın ve tutarı "bir faizle ya da kararlaştırılan bir farkla" geri ödemenin faiz olduğunu söyleyenler ile böyle olmadığını söyleyenler arasındaki geleneksel polemik bir yana; Mısır toplumunun hallerine vâkıf olan kişi umre ve haccın ama özellikle de haccın pek çok âdeti, geleneği ve toplumdaki saygınlık kabullerini içeren dinî kültürel bir halk anlayışı olduğunu bilir.

Yaşlılar başta olmak üzere pek çok kişinin hedefinin ve tek temennisinin bu olduğundan bahsetmiyorum bile. 

Haccın kıymeti

Bu olgu, Beyt-i Haram ziyaretinden evine dönen hacının duvarlarında yer alan ve onu diğer duvarlardan ayıran popüler resimlerde açıkça görülür.

Ayrıca günahlardan temizlenmeyi ve kerim olan Allah'la dünyanın ağırlıklarından sıyrılmış bir şekilde karşılaşmayı hayal eden başta yaşlılar olmak üzere pek çok kişinin tekrarladığı dualar listesinde de buna rastlarız.

Aralarında borç almaya tam anlamıyla hazır olan ve hatta borcu ya da faizi ödemeden Hakk'ın rahmetine kavuşan çok kişi vardır. 

Hac ve umre söz konusu olduğunda "Rabbin, rızık verendir", "Allah'a tevekkül et" ve "O sizi bilmediğiniz yerlerden rızıklandırır" anlayışı, kendini gösteriyor.

Ancak bu yılki hac o kadar maliyetliydi ki bazıları, başlangıçta bunun bir şaka olduğunu düşündü. 

Bu yılın hac fiyatları, ekonomik hac için 130 bin cüneyh (4 bin 200 ABD doları) ve turistik veya lüks hac için yaklaşık 1,5 milyon cüneyh (48 bin 471 ABD doları) arasında değişiyor.

Peki ekonomik bir hac için 10 yıllık taksit yapan bir hacı, taksitleri ödemeden önce ölürse ne olur? 

Geri döndükten sonra "Rabbimizin halledeceği" taksitleri ödemeye hazır olmak ile hac veya umre ya da bir buzağı veya kurbanlık hissesi için kredi veya borç alanları ahmaklık, bencillik veya mantıksızlıkla suçlamak arasında gidip gelen popüler tartışmada kopan fırtınada kişi bu soruyu nadiren soruyor.

Bu noktada da benzer tartışmalar yaşanıyor, ancak dinî bir sakıncadan bağımsız bir şekilde. Bu tartışmanın başlığı, fıkıh ilminin dinî bir boyuta sahip olması şart olmaksızın, "öncelikler fıkhıdır". 

Mısırlıların gündelik hayatı, kâh mallara uygulanan vergileri artırmak kâh hizmet tarifelerini yükseltmek gibi konularda tacirlerin aklından geçenlere ve resmî kararların benimsediklerine göre öncelikleri yeniden sıralamaya dayalı hale geldi.

Okullar, üniversiteler, sağlık ve eğlence hizmeti sunanlar gibi vatandaşların ceplerinin boşalmasında pay sahibi olan diğer unsurlar da var. 

Düzenleme ve yapılandırma

Milyonlarca Mısırlı hane ekonomik haritadaki konumlarına göre her gün harcama önceliklerini yeniden düzenlemekten harap oldu.

Kimileri, harcamaları doğru mecralara akıtmak suretiyle yeniden düzenleme yapmakla yetinirken, kimileri de öngörülebilir gelecekte geri getirme ihtimalleri azalmakla birlikte harcama kalemlerini tümden siliyor. 

Rakamlara ve yüzdelik oranlara bakmak, tabloyu açıklamaya yetmez. Rakamlara göre geçtiğimiz nisan ayında yüzde 306'ya varan yüksek enflasyon oranları, gıda harcamalarını artırdı ki gıda, farklı düzeylerdeki ailelerin mutlak çoğunluğunun harcamalarında temel ve en önemli kalemdir.

Elbette bu artış, daha büyük miktarlarda veya daha pahalı türlerin tüketimini yansıtmıyor. Daha ziyade gıda malzemelerinin fiyatlarının sürekli olarak arttığı anlamına geliyor ve bu da diğer harcama kalemlerini olumsuz yönde etkiliyor. 

Kurban Bayramı yaklaşırken Mısırlıların hanelerinde yeniden yapılandırma süreçleri hızlanıyor.

Zira halk arasında "et bayramı" olarak da bilinen bu bayramda kurban kesmeye ilişkin tartışmalar artık buzağı mı kesilsin kuzu mu yoksa hisse mi alınsın, soruları etrafında dönmüyor.

Tartışmanın sorusu artık, "Bayramdan önce et alsak mı?" oldu. Cevap "evet" ise de kaç kilo etin bütçeyi zora sokmayacağı tartışılıyor.   

Mısır'da kasap dükkânlarına, Mısırlıların kimsenin uğramadığı yerler veya etkinlikler için kullandığı bir isim takılıyor.

Bu isim, fırtınaya hazırlanan ve kalabalıkların kin ve özlem karışımı bakışları tarafından izlenen şeyi de tarif eder.

Bayram, kaçınılmaz olarak geliyor ve kurbanlık hayvan, hisse ve taksit konusundaki tartışma, belirli gruplarla sınırlı kalıyor.

Bazıları sınıf piramidinin üstünden ortalara düşerken bazıları da ortadaki üst sıralardan az veya çok aşağıya kaydı.

Ancak diğerleri orta sıraları tutma yeteneğini kaybederek tabana doğru düştü. Bunlar, bayram sofrası işini fiyatı 400 cüneyh (13 dolar) sınırını aşan bir kilo etle hallediyor. 

Merkezî Kamu Seferberliği ve İstatistik Ajansı'na göre 2022 yılında Mısır'da bir kişinin yıllık ortalama gelirinin 20 bin 271 cüneyh, yani ayda yaklaşık bin 600 cüneyh (52 ABD doları) olması ve bunun da 4 kilo ete karşılık gelmesi dikkat çekici.  

Zorluklara, sıkıntılara ve öncelikler fıkhı alanına girmeye rağmen mesele, "büyük bayram" ve bu bayramın bedeli ister tamamen ister uygun taksit sistemiyle ödenmiş olan kurbanlık hayvanlar veya et parçalarıyla süslenmiş tabaklar açısından taşıdığı anlam olunca, mantık büyük ölçüde ortadan kaybolur.

Dehalarıyla tanınan ve birkaç cüneyhi pek çok ihtiyaca yetecek şekilde idare edebilen doğuştan yetenekler, "hacı" unvanı taşıma hayali karşısında dağılıyor.

Bu unvan, Allah'ın Evi'ni hac yoluyla ziyaret edenlere verildiği gibi umre yaparak ziyaret edenlere de veriliyor. Gerçi umre yapanlara gönlü hoş etmek için veriliyor ama olsun, belki uygun ya da uygun olmayan taksitlerle daha hayırlısı için bir dua yerine geçer. 

 

*Murabaha, alış fiyatı veya maliyet üzerine belirli bir kâr eklenerek yapılan bir tür güvene dayalı satış sözleşmesi anlamındaki fıkıh terimidir. 

 

Independent Türkçe



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.