Le Drian, cumhurbaşkanlığı toplantılarının sonucunu Paris’e taşıyor

Canbolat ve Cemayel ile iki samimi görüşme gerçekleştirildi.

Le Drian, Demokratik Buluşma Bloğu’nun Başkanı Velid Canbolad, oğlu Teymur ve Fransa'nın Beyrut Büyükelçisi Anne Grillo ile bir araya geldi. (Fransa Büyükelçiliği)
Le Drian, Demokratik Buluşma Bloğu’nun Başkanı Velid Canbolad, oğlu Teymur ve Fransa'nın Beyrut Büyükelçisi Anne Grillo ile bir araya geldi. (Fransa Büyükelçiliği)
TT

Le Drian, cumhurbaşkanlığı toplantılarının sonucunu Paris’e taşıyor

Le Drian, Demokratik Buluşma Bloğu’nun Başkanı Velid Canbolad, oğlu Teymur ve Fransa'nın Beyrut Büyükelçisi Anne Grillo ile bir araya geldi. (Fransa Büyükelçiliği)
Le Drian, Demokratik Buluşma Bloğu’nun Başkanı Velid Canbolad, oğlu Teymur ve Fransa'nın Beyrut Büyükelçisi Anne Grillo ile bir araya geldi. (Fransa Büyükelçiliği)

Fransa’nın Lübnan’daki Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian, Lübnan’daki parlamenter blokların yetkilileri ve temsilcileriyle yaptığı görüşmelerin sonuçlarını Paris’e taşıyor. Le Drian, Lübnan’da cumhurbaşkanlığı adayları da dahil olmak üzere görüştüğü kişilerin endişelerini ve tutumlarını dinlemişti. Beyrut’un siyasi çevrelerinde Fransa’nın ‘yürütme araçlarına sahip olmadığına’ dair yaygın bir inanç sürerken, cumhurbaşkanlığı boşluğunu sona erdirme planını açıklamadı. Son toplantılarına katılan kaynaklara göre bu, diplomatik hareketini cumhurbaşkanlığı krizinde bir atılım elde etme ‘çabası’ çerçevesiyle sınırlandırdı.

Le Drian, 23 Haziran’da Beyrut’ta parlamento bloklarının yetkilileri ve temsilcileriyle görüşmelerini tamamladı. Fransız yetkilinin görüşme programında Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye ve eski Bakan Ziyad Barud’un sonrasında cumhurbaşkanlığı için üçüncü aday olarak kabul edilen Ordu Komutanı General Joseph Avn ile görüşme de vardı. Üç adayın karşı karşıya geldiği bir dönemde siyasi güçler arasında karşılıklı vetolar yaşanıyor. Bu da siyasi uzlaşma olmadan içlerinden birinin seçilmesini zorlaştırıyor.

Le Drian’ın kendileriyle görüşenlere ‘önümüzdeki haftalarda geri döneceğini’ söylemesinin de gösterdiği gibi, Fransızların çabası ‘yoğun bir gedik açma girişimi’ olarak görülüyor. Ortaya çıkan belirtiler, krizin askıda kaldığını ve boşluğu en az üç ay önce kapatma konusundaki iyimserliğin dağıldığını gösteriyor. Ziyarete eşlik eden kaynakların Şarku’l Avsat’a aktardığına göre Fransız tarafı, ABD gibi ‘diğer etkili ülkelerin desteği olmadan veya ülkede nüfuz sahibi olan ve şu anda tarafsız bir pozisyon alan diğerlerinin desteği olmadan belirleyici sonuçlara ulaşabilir. Ayrıca Fransa, bir ihlal gerçekleştirmek için yeterli operasyonel araca sahip değil. Bu çerçevede “İyimserlikten bahsediyorsak, o zaman çok uzak” açıklamasında bulunan kaynaklar sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarafları dinlemeyi kendine görev edinen Le Drian, beklenen ve ilan edilen hiçbir şeyi ortaya koymadı. Pozisyonları araştırdı. Görüşmelerinin sonucunu Lübnan mevzilerini forma sokmak için Elysee Sarayı’na taşıyacak.”

Le Drian, adaylar konusunda bölünmüş tüm blokları dinledi ve görüşmelerini 23 Haziran’da İlerici Sosyalist Parti lideri Velid Canbolat ve Demokratik Buluşma Bloğu Başkanının oğlu Teymur Canbolat ile tamamladı. Milletvekili Mişel Muavvad, Eşref Rifi ve Fuad Mahzumi’nin de dahil olduğu Yenilenme Bloğu’ndan bir heyet ile görüşmesinin yanı sıra Lübnan Ketaib Partisi Genel Başkanı Milletvekili Sami Cemayel, Temsilciler Meclisi üyesi Nedim Cemayel ve Salim es-Saye ile görüşmedi. Fransız yetkili, ‘Değişim Bloğu’ milletvekilleri İbrahim Mneymene, Halime Kakur, Mişel ed-Duveyhi, Paula Yacoubian, Vaddah es-Sadık, Yasin Yasin ile de bir akşam yemeğinde bir araya geldi.

Velid Canbolat, görüşmeler hakkında “Fransa’nın Beyrut Büyükelçisi Anne Grillo’un katılımıyla Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Özel Temsilcisi eski bakan Jean-Yves Le Drian ile dostane ve samimi bir görüşmede bulunduk” dedi. Demokratik Buluşma kaynakları ise ‘El-Cedid’ kanalına yaptığı açıklamada, “Tüm siyasi partilerin üzerinde mutabık kaldığı bir cumhurbaşkanı konusunda fikir birliğine varmak için ciddi bir diyaloğu harekete geçirme gerekliliği konuşuldu” ifadelerini kullandı ve cumhurbaşkanlığı isimlerinin görüşüldüğü iddiasını ise yalanladı.

Diğer yandan Sami Cemayel, görüşmeye dair yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Görüşme sırasında Ketaib’in cumhurbaşkanlığı dosyasına ilişkin yaklaşımını sunduk. Devletin egemenliğini yeniden tesis etmesi, üzerindeki vesayetin kaldırılması ve Lübnan halkını krizin derinliklerinden çıkarmak için gerekli reformların uygulanması temelinde çözüm için yazılı bir yol haritası da sunduk.”

Marada liderinin muhaliflerine güvence verecek bir başbakan karşılığında, Franciyye’nin seçilmesini gerektiren Fransız girişimiyle ilgili olarak Le Drian’ın pozisyonları hakkında çelişkili yorumlar vardı. Lübnan Kuvvetleri ve Özgür Yurtsever Hareket kaynakları, girişimin geçmişte kaldığını dile getirdi. Güçlü Cumhuriyet Bloğu’nun bir üyesi milletvekili Giyas Yazbek’in değerlendirmesi şöyle oldu:

“Le Drian, dürüst ve tarafsız bir şekilde konuştu. Herkes gibi üçüncü seçenekleri ve açıklanan iki aday çerçevesi dışındaki isimleri öne sürdü ve sordu. Ancak Lübnan Kuvvetleri’nin cevabı, öncelikle milletvekili Mişel Muavvad ve ikinci olarak eski bakan Cihad Azur ile olmak üzere muhalefette savaştığı yönünde açıktı. Herhangi bir isim altında geri adım atmayacak. Bugün gerekli olan şey, önceki tüm deneyimlerden sonra karşıt hattın, özellikle de ‘Hizbullah’ın Franciyye’den vazgeçmesidir. Bu, Franciyye’nin kötü niyetli değil nesnel nedenlerle reddedilmesine ilişkin son ulusal fikir birliğine bağlı son oturumda da ortaya koyuldu.”

Ancak Franciyye’yi destekleyen kaynaklar, Şarku’l Avsat’a Fransızların Franciyye’ye desteklerini resmi olarak açıklamadıklarını ve fikirleri değerlendirdiklerini aktardıkları açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Franciyye’nin destekçileri, onun adaylığını desteklemekte kararlılar. B planları yok. Rakibi Cihad Azur 59 oy alarak zirveyi elde ederken, seçimlerin ilk turunda topladığı 51 oyu, artırılabilecek başlangıç ​​noktası olarak görüyorlar.”

Ayrıca Fransızlar, son oturumun parlamentodaki güç dengesinde bir denge oluşturduğuna ve bu boşluğun kapanmasına katkı sağlamadığına inanıyor.

8 Mart kaynakları, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Le Drian’ın perşembe günü Hizbullah parlamento bloğu ile görüşmesinde, son seçim oturumunun sonuçlarının ele alındığını belirtti. Kaynaklar, Hizbullah temsilcilerinin Franciyye’yi desteklemeye bağlı kalacaklarını aktardı. Kaynaklar açıklamada, “Fransa Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi, cumhurbaşkanlığının anayasal konumu göz önüne alındığında Hizbullah’ın endişelerini ve aradığı garantileri ve siyasi konumu hakkında Franciyye’yi dinledi” dedi. 8 Mart kaynakları, Hizbullah temsilcilerinin ‘partinin tutumu açıklandığı ve bilindiği için’ ikna etme açısından bu konuyu ele almadıklarını söyledi.

Le Drian, toplantı programına dün milletvekili Mişel Muavvad ile yaptığı görüşmeyle başladı. Muavvad’ın açıklaması şöyle oldu:

“Herkesin devlete dönmesi ve onun egemenliğine, anayasasına, yasalarına ve kurumlarına saygı duyması dışında ne istikrar ne de çözüm var. Aksi takdirde Lübnan, kaçınılmaz olarak sonu gelmeyen bir çatışma alanına dönüşecek ve Lübnan’ın her düzeydeki kabiliyetinden geriye kalanları da yok edecektir.”

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ‘Lübnanlılar arasındaki bölünmeyi şiddetlendirecek bir siyasi ve mezhepsel hegemonya projesini sürdürme girişimi için değil, devletin yeniden kurulması için bir giriş noktası’ olması gerektiğine dikkat çeken Mişel Muavvad, “Bu durum, daha çok kurumların tasfiyesine, gerilimlere, yoksullaşmaya, aşağılanmaya, para hırsızlığına ve hak gaspına yol açacaktır” dedi.

Milletvekili Eşref Rifi’ye göre Yenilenme bloğu, Temsilciler Meclisi oturumlarının bir cumhurbaşkanı seçmeye ve Cihad Azur için oylamaya devam etmeye açık olduğunu vurguladı.

Değişim Bloğu milletvekilleri ile görüşmesi sonrasında ise milletvekili Vaddah es- Sadık da açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Lübnan cumhurbaşkanlığı seçimlerine bakış açımızı, cumhurbaşkanının Lübnanlılar için bir güven kaynağı olması ve ‘kapsamlı bir reform vizyonuyla ve egemen bir Lübnan beklentisiyle’ anayasanın uygulanmasının savunucusu olması gerektiğini kendisine ilettik. Fransa’nın taraf olmadığını, bir inisiyatifi veya adayı olmadığını vurgulayan Fransız Elçi, engeli aşmak ve reforma dayalı bir çözüm bulmak amacıyla çeşitli tarafları dinlemek için Lübnan’ı ziyaret ediyor.”

Le Drian, Lübnan’daki krizi sona erdirme çabalarıyla ilgilenen beş üyeli komiteye üye ülkelerin (ABD, Fransa, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar) büyükelçileriyle bir araya geldi.

Fransız basınının aktardığına göre diplomatik bir kaynak, Uluslararası Para Fonu’nın (IMF) yardımı karşılığında ve ülkenin ilerlemesi için bir program çerçevesinde ekonomik ve sosyal reformlara girişmeye hazırlık olarak, Lübnan için gecikmeden bir cumhurbaşkanı seçme gerekliliği üzerinde uzlaşı sağladıklarını açıkladı.



YPJ’nin Suriye'deki rolü ne olacak? Şam yönetimiyle müzakereler sürüyor

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
TT

YPJ’nin Suriye'deki rolü ne olacak? Şam yönetimiyle müzakereler sürüyor

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ), Suriye savaşı sırasında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) saflarında savaştı ve ülkenin kuzey ve doğusunun geniş bölümünde DEAŞ'ın bölgeden çıkarılmasına yardımcı oldu.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Beşşar Esed'in 2024'ün sonlarında devrilmesi ve silahlı muhalif saflarda yer alan İslamcı savaşçıların öncülüğündeki yeni hükümetin göreve gelmesinden beri birliklerin geleceği belirsizliğini koruyor.

fgthy
SDG Lideri Mazlum Abdi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte 25 Ağustos 2026'da Şam'daki Halk Sarayı'nda televizyondan yayımlanan konuşma öncesinde, (AFP)

Yeni yönetim, daha önce dağınık ve bağımsız şekilde faaliyet gösteren silahlı grupları devlet kurumlarına entegre etmeye çalıştı. Geçen hafta SDG, kendisini resmen feshettiğini açıklarken, lideri Mazlum Abdi Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın danışmanı olarak atandı. SDG'nin bazı mensupları da Savunma Bakanlığı'na katıldı.

Ancak yeni Suriye Savunma Bakanlığı'nda kadın savaşçılar yer almıyor. YPG lideri Newroz Ahmed, geçen hafta Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile yaptığı görüşmelerde, kendisine kadın savaşçılarının orduda yerinin olmayacağının bildirildiğini söyledi.

gthyju
Newroz Ahmed, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da Reuters'a röportaj verirken - 31 Ağustos

Ahmed, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'daki bir askeri üste Reuters'a yaptığı açıklamada, “Orduya katılmak istedik, çünkü güçlerimiz kendilerini bir tugay veya bağımsız bir tabur şeklinde düzenli biçimde korumalarını sağlayacak deneyim ve yeterliliğe sahip” dedi. Ahmed, “Temel şartımız, bu gücün düzenli bir yapı içinde olması, farklı yerlere dağıtılmaması ve küçük gruplar halinde konuşlandırılmamasıydı. Bu öneriyi reddettiler” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı'nda rol mü?

YPG, şu anda örgütlü bir savaş gücü olarak varlığını sürdürmesini sağlayacak alternatif formül bulmak amacıyla Suriye İçişleri Bakanlığı ile görüşmeler yürütüyor.

Görüşmeler, yeni yönetimin on yılı aşkın süren iç savaşın sona ermesinin ardından Suriye'nin güvenlik kurumlarını yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.

İçişleri Bakanlığı bünyesinde hâlihazırda turizm polisi aracılığıyla kadın personel bulunuyor. Bu yılın başlarında, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, Suriye merkezi yönetiminin, YPG’li kadın savaşçıların İçişleri Bakanlığı'na bağlı bu kadın birimine katılmasını önerdiğini belirtmişti.

Ancak kaynaklar, YPJ’nin bu öneriyi reddettiğini doğrularken, birlik sözcüsü de kendilerine böyle bir teklif yapıldığını yalanladı.

Newroz Ahmed, Reuters'a yaptığı açıklamada, “Kadın Koruma Birlikleri”nin bunun yerine İçişleri Bakanlığı'na bağlı özel operasyon güçlerine katılmayı önerdiğini söyledi. Ahmed, bu birimin kendi güçlerinin yetenekleriyle daha fazla örtüştüğünü ve erkeklerin ağırlıkta olduğu güvenlik güçlerinde kadınların temsilinin artırılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

gh
YPJ mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında - 22 Ağustos (Reuters)

Ahmed, “İçişleri Bakanlığı ile konuyu görüştüğümüzde, güçlerimizde bin 500'den fazla kadın savaşçı bulunduğunu söyledik ve bu gücün tamamının entegre edilip edilmeyeceğini sorduk” dedi. Ahmed, yanıtı “önümüzdeki günlerde” almayı beklediğini ifade etti.

Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıkları, görüşmeler hakkında Reuters'ın sorularını henüz cevaplamadı. Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba ise cuma günü Rudaw'a yaptığı açıklamada, “Kadın Koruma Birlikleri” mensubu kadın savaşçıların bakanlık saflarında memnuniyetle karşılanacağını söyledi, ancak üstlenecekleri muhtemel role ilişkin ayrıntı vermedi. El-Baba ayrıca birliklerin Suriye'nin tamamında konuşlandırılacağını ve tek bir coğrafi bölgeyle sınırlandırılmayacağını ifade etti.

JPJ’nin geleceği meselesi, bu gücü çatışma yıllarında büyük mücadelelerle elde edilen siyasi ve toplumsal kazanımların sembolü olarak gören çok sayıda Kürt kadın açısından daha geniş önem taşıyor.

JPJ mensubu 20 yaşındaki Josko Siyager, “Kadınları her zaman zayıf olarak görüyorlar... Biz gücümüzü erkeklerden almıyoruz, mevcut devletten de almıyoruz... Elbette özel bir statümüzün olmasını istiyoruz ve bu konuda ısrar ediyoruz” dedi.

YPG’ye bağlı bir birliğe komuta eden 31 yaşındaki Binaber Baran ise Suriye anayasasının bu güçlerin rolünü açıkça güvence altına alması gerektiğini düşünüyor. Baran, “Bugüne kadar hiçbir zaman birilerinin bizi savunmasını beklemedik... Biz kadınlar kendimizi savunduk” ifadelerini kullandı.


Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
TT

Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)

Cezayir, hayat şartları açısından dünyanın en zorlu bölgelerinden biri olan Tanezruft Çölü'nde bulunan bir askeri kışlayı, uyuşturucu kaçakçıları için yüksek güvenlikli cezaevine dönüştürecek. Karar, Cezayir Cumhurbaşkanlığı tarafından dün açıklandı.

Karar, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun başkanlığında düzenlenen Yüksek Güvenlik Konseyi toplantısında alındı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, yeni cezaevinin “uyuşturucu baronları ve satıcılarına” tahsis edileceği belirtildi ancak başka ayrıntı verilmedi.

Yetkililer ayrıca, birçok ülkede bulunan kurumlara, örneğin ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'ne (DEA), benzer şekilde uyuşturucuyla mücadele konusunda uzmanlaşmış bir güvenlik birimi kurulmasına karar verdi.

Açıklama, yaklaşık 46 milyon nüfusa sahip, Akdeniz'e kıyısı bulunan ve yaklaşık 6 bin 400 kilometrelik kara sınırına sahip Cezayir'de uyuşturucu kaçakçılığındaki artış konusunda yetkililerin uyarılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geldi.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Uyuşturucuyla Mücadele ve Bağımlılık Dairesi'nin verilerinden aktardığına göre Cezayir'de uyuşturucu bağımlılarının sayısı 2024 yılında 3 milyonu aştı.

Yetkililer düzenli olarak geniş çaplı uyuşturucu operasyonları ve ele geçirmeler gerçekleştirildiğini duyuruyor. 21 Ağustos'ta, psikotropik bir madde olan pregabalin içeren 10 milyondan fazla kapsülün yanı sıra 33 kilogramdan fazla kokain ele geçirildiği açıklandı. Operasyon, rekor miktarda uyuşturucunun ele geçirildiği bir baskın olarak nitelendirildi.

Cezayir'in Mali sınırında, ülkenin güneybatı ucunda bulunan Tanezruft, neredeyse tamamen ıssız bir çöl bölgesi. Yaz aylarında sıcaklıkların 50 santigrat dereceyi aşabildiği bölge, Sahra Çölü'nün en izole ve zorlu kesimlerinden biri olarak kabul ediliyor.


Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
TT

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik bir planı, Esed rejiminin kalıntıları ile Hizbullah'a bağlı faaliyet gösteren bir güvenlik ağını çökerterek engelledi.

Yargı kaynakları, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, ağın üyelerinden 5 kişinin (3 Suriyeli ve 2 Lübnanlı) gözaltına alındığını bildirdi. Kaynaklara göre ağ, Suriye'den savaşçıları kuzey sınırı üzerinden Lübnan'a sokuyor, ardından bu kişileri Beyrut'un güney banliyölerine ve daha sonra Baalbek-Hermel bölgesindeki bir eğitim kampına götürüyordu.

Kaynaklar, gözaltına alınanlar arasında eski Suriye rejimindeki güvenlik birimlerinden birinin sorumluluğunu üstlenmiş olan Suriyeli Albay Menaf Ali Safi'nin de bulunduğunu belirtti.

Kaynaklar ayrıca ağın elinde el bombaları, makineli tüfekler ve keskin nişancı tüfeklerinin de bulunduğu silah ve mühimmatın ele geçirildiğini belirtti.

Gözaltına alınanların, “Hacı Alaa” olarak bilinen bir kişinin yönetimindeki Hizbullah mensupları ve kadroları tarafından eğitildiklerini kabul ettikleri kaydedildi. Şüpheliler, eğitimlerin kamuoyuna açıklanan amacının “mevcut Suriye güçlerinin Lübnan'ın Bekaa bölgesine yönelik olası bir saldırısına karşı hazırlık yapmak” olduğunu öne sürdü.

Kaynaklar, ağın eski Suriye ordusunda tümgeneral olan Muhammed Cabir tarafından yönetildiğini vurguladı. Moskova'da bulunan Cabir'in, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yakınlığıyla bilindiği ifade edildi.