Arazi kavgası dini çatışmaya dönüşmemesi için Lübnan teyakkuzda

Lübnan’ın kuzeyinde çiftçiler arasında çıkan kavgada 2 kişinin ölmesi sonrasında 19 kişi tutuklandı

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Arazi kavgası dini çatışmaya dönüşmemesi için Lübnan teyakkuzda

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)

Lübnan ordusu, ülkenin kuzeyindeki Kurnat es-Sevda bölgesinde 2 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından müdahalede bulunarak yaşanan Hristiyan-Müslüman çatışmasını kontrol altına alırken, siyasi ve dini liderler de olayın yansımalarını kontrol altına almak için temaslarını yoğunlaştırdı. Liderler ayrıca, Lübnan ordusuna, güvenlik ve yargı birimlerine ‘ülkenin dinsel çatışmaya girmesini önlemek için önlemleri sıkılaştırma’ çağrısı yaptı.

Geçen cumartesi günü Heysem Tavk adlı genç, Hristiyanların çoğunlukta olduğu Beşarri şehrinden çiftçiler ile Müslümanların çoğunlukta olduğu Beka Safrin şehrinden çiftçiler arasındaki anlaşmazlıklara tanık olan bir bölgede bir kişinin ateş açması sonucu hayatını kaybetti. Daha sonra ise Malik Tavk’ın da üzerine ateş açılarak öldüğü açıklandı. Bu durum, mezhep açısından karışık olan bölgede gerginliği artırdı. Olayların ardından ordu, bölgeye takviye güç gönderdi ve olaya karışanları yakalamak üzere hava kuvvetleri görevlendirdi. Bölgenin çiftçiler arasında sulama suyuna erişim konusunda sınırlı anlaşmazlıklara tanık olduğu biliniyor.

Heysem ve Malik Tavk’ın Twitter üzerinden yayınlanan fotoğrafları
Heysem ve Malik Tavk’ın Twitter üzerinden yayınlanan fotoğrafları

Lübnan Genelkurmay Başkanlığı ise Oryantasyon Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Kurnat es-Sevda bölgesinde bir vatandaşın vurularak öldürüldüğünü bildirdi. Aynı şekilde aynı bölgede başka bir vatandaşın daha öldürüldüğünü belirten ordu, bölgeye konuşlanarak, olayın koşullarını ortaya çıkarmak için konunun takipçisi olmaya devam ediyor. Ayrıca çok sayıda kişi tutuklandı ve askeri silahlar ile bir miktar mühimmat ele geçirildi.

Ordu tarafından yapılan açıklamada, “Genelkurmay Başkanlığı, daha önce 12 Haziran’da yaptığı açıklamada vatandaşları Kurnat es-Sevda’daki askeri eğitim alanına yaklaşmamaları konusunda uyarıda bulunmuştu. Ayrıca tüm vatandaşların güvenliklerini korumak ve benzer olayların meydana gelmesini engellemek için bu alana sorumlu bir şekilde yaklaşmaları gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir” ifadelerine yer verildi.Kurnat es-Sevda, Lübnan’daki en yüksek dağ yükseltisidir. Müslüman ve Hristiyan nüfusun karma olduğu bir bölgede bulunan ve üzerinde neredeyse hiç yerleşim olmayan bir alandır. Yaz döneminde Beşarri ve Beka Safrin bölgelerinden gelen çiftçiler, bölgenin iki zıt yakasında faaliyet gösteriyor.

Güvenlik kaynakları, sorunun yeni olmadığını ve yazın ekinlerin sulanması ve hayvanların içmesi için kullanılan sulama suyuyla ilgili bir anlaşmazlığın yanı sıra bir gayrimenkul anlaşmazlığından kaynaklandığını söyledi. Ayrıca kaynaklar, gayrimenkul anlaşmazlığının emlak mahkemesinde karara bağlanmadığına ve derdest kaldığına dikkati çekti. Kaynaklar, geçen ayın ilk haftasında meydana gelen ve bazı büyükbaş hayvanların ateş açılarak öldürülmesine yol açan benzer bir soruna dikkat çekti. Bu sorun, orduyu ‘köylüler arasında sıklıkla silahlı çatışmalara dönüşen iki taraf arasındaki anlaşmazlıklara son vermek amacıyla’ tartışmalı bölgede bir tampon bölge oluşturmaya ve bu bölgeyi bir eğitim kampına dönüştürmeye sevk etti.

Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, anlaşmazlığın cumartesi günü iki taraf arasında silahlı çatışmaya dönüştüğünü belirtti. Kaynaklar ayrıca, bu anlaşmazlığın Heysem Tavk’ın ölümüne yol açtığını söylerken, yerel medya organları ise “Teknik incelemeler bekleniyor” dedi.

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’daki mevziine yaklaşmama konusunda uyardı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’daki mevziine yaklaşmama konusunda uyardı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)

Daha sonra işler tersine döndü ve iki taraf arasındaki çatışma büyüdü. Bu da Milletvekili Sethrida Caca ile ordu komutanı General Joseph Avn arasındaki bir görüşmenin ardından ordunun zorla sahaya çıkmasına neden oldu. Ayrıca bir ordu tugayının yanı sıra ordunun elit muharebe gücü (Komando Alayı) bölgeye konuşlandırıldı. Diğer taraftan kaynaklar, ed-Danniyeh sakinlerinden 13 ve Beşarri sakinlerinden 6 olmak üzere 19 kişinin tutuklandığına dikkat çekti. Tutuklama, soruşturma ve koşulların aydınlatılması amacıyla gerçekleştirilirken, sayı artabilir.

Yüksek güvenlik önlemleri

Ordu, birincisi ‘güvenlik ve askeri tedbirler’, diğeri ise ‘sorunu çözmek ve tekrarını önlemek için her iki taraftan sakinleri bir araya getirmek’ olmak üzere sorunu iki mekanizma üzerinden ele alıyor. Bu durum, geçmişte başlayan, Lübnan’da birden fazla yerde uygulanan, çatışma nedenlerine son vermeyi amaçlayan ve devam eden bir görev.

Güvenlik kaynakları, Lübnan ordusunun konuşlandırıldığını ve yoğun önlemleriyle ‘din çatışmasını önlediğini ve işlerin gelişmesine son verdiğini’ belirtti. Ordu komutanlığından gelen talimatların açık olduğunu vurgulayan kaynaklar, ‘güvenliği ihlal edenlere müsamaha gösterilmediğini ve istikrarı korumakta ısrar edildiğini’ vurguladı. Kaynaklar, ordu komutanının ‘isyana engel olmaya kararlı’ olduğuna da dikkati çekti.

Siyasi uyarı

Olay, ülkedeki siyasi alarm seviyesini yükseltti. Bu çerçevede Başbakan Necib Mikati, Milletvekili Sethrida Caca ile temasa geçerek, suçluların tutuklanmasına ve adalete teslim edilmesine yönelik soruşturmaların gidişatını bizzat takip edeceğine söz verdi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri de Milletvekili Faysal Kerami ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘acı verici olayla başa çıkarken sağduyulu davranma’ çağrısında bulundu. Aynı şekilde Beka Safrin ve ed-Danniyeh halkını, tüm gerçek ortaya çıkana kadar önyargılara ve söylentilere kapılmamaya çağırdı.

Cumartesi akşamı (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi Genel Başkanı Samir Caca, Sünni Başmüftü Şeyh Abdullatif Daryan ve milletvekillerinden, ‘Beşarri’de 2 vatandaşın hayatlarını kaybetmesine neden olan olayları kınadıklarını ve üzüntülerini dile getirdikleri’ telefonlar aldı. Aynı şekilde özellikle kurbanların ailelerine ve genel olarak Beşarri halkına en derin başsağlığı dileklerini ilettiler. Hepsi, suçluları ortaya çıkarmak ve mümkün olan en kısa sürede adalete teslim etmek için soruşturmaların hızla yürütülmesi gerektiğini vurguladılar.

(Maruni Hristiyan) Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye, ‘herhangi bir fitneye giden yolu kesmek için bilgelik’ çağrısında bulundu. Ayrıca güvenlik makamlarına ve adli makamlara da ‘gerçeği ortaya çıkarmak ve adaleti sağlamak için hızla çalışma’ çağrısı yaptı.

İlerici Sosyalist Parti, ‘iğrenç suçu’ kınarken, aklın ve sükunetin sesini yükseltme çağrısında bulundu. Olaylara dair gerçeklerin ortaya çıkarılması ve faillerin gerekli cezalara çarptırılmak üzere yargıya teslim edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Dini liderlerden kınamalar

Öte yandan Maruni Patriği Beşara er-Rai, “Ordunun herkesin yararına güvenlik sağlamasına ve Beşarri halkının kontrollü davranmasına güveniyoruz, ayrıca Kurnat es-Sevda bölgesindeki kronik anlaşmazlığın yargıya bırakılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Lübnan Sünni Baş Müftüsü Şeyh Abdullatif Deryan ise Milletvekili Faysal Kerami’yi ‘işlerin sakinleşmesine katkıda bulunma, bu konuda akıl dilini ve ulusal vicdanın hakemliğini kullanmakta ısrar etme’ çağrısı yaptı.

Öte yandan Şii Müftüsü Mümtaz eş-Şeyh Ahmed Kablan, Kurnat es-Sevda bölgesinde yaşananları kınayarak, “Husumeti, düşmanlığı, öldürmeyi ve güvenlik kaosunu reddediyoruz. Mezhepsel ve siyasi sömürüye karşı uyarıyoruz. Yaşananların, reddedilen alçak bir suç ve vahşet olduğunu, yapılması gerekenin fitneyi uyandırmak değil, bastırmak olduğunu beyan ediyoruz” dedi. Şeyh Kablan ayrıca, Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında hiçbir fark olmaksızın Lübnan kanının bir olduğunu söylerken, adaletin mümkün olan en kısa sürede sağlanması çağrısında bulundu. Trablusşam ve Kuzey Lübnan Müftüsü Şeyh Muhammed İmam ve Trablusşam Maruni Başpiskoposu Yusuf Suveyf, yaptıkları ortak açıklamada, iki bölge sakinlerine ‘Lübnan ordusuna, yetkili güvenlik ve adli kurumlara tam bir güvenle, bu felaketle manevi ve insani farkındalıkla ve yüksek bir vatanseverlik duygusuyla mücadele etme’ çağrısı yaptı.



Mali’deki gelişmeler Fransa’yı endişelendiriyor… Fransa, vatandaşlarından bu çalkantılı Afrika ülkesini terk etmelerini istedi

(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
TT

Mali’deki gelişmeler Fransa’yı endişelendiriyor… Fransa, vatandaşlarından bu çalkantılı Afrika ülkesini terk etmelerini istedi

(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)
(foto altı) Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita (sağda), Bamako’daki Koulouba Sarayı’nda Rusya’nın Mali Büyükelçisi İgor Gromyko’nun da aralarında bulunduğu Rus yetkililerle bir araya geldi, 28 Nisan 2026. (Reuters)

Mali’de tarih tekerrür ediyor. 14 yıl önce, El-Kaide’ye bağlı silahlı terör örgütü Nusra, ülkenin kuzeyini kontrol altına almayı başarmış ve örgütün militanları başkent Bamako’yu kuşatma amacıyla güney yönüne ilerlemişti. Bugün de benzer bir durum yaşanıyor; aynı örgüt ve merkezi hükümetten ayrılmayı hedefleyen Azavad Kurtuluş Cephesi, Bamako’yu kuşatma amacına ulaşmak için başkente yaklaşmış durumda. Bu durum, Assimi Goita’nın başkanlık ettiği askeri hükümete yönelik baskıları arttırma amacı taşıyor.

ddsdsvs
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 23 Haziran’da Kremlin’de Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita’yı kabul etti. (Reuters)

Azavad Kurtuluş Cephesi Sözcüsü Muhammed Mevlud Ramazan dün AFP’ye yaptığı açıklamada, “Rejim er ya da geç düşecek” dedi. Onun değerlendirmesine göre, 2020 ve 2021’deki askeri darbelerle iktidara gelen mevcut yönetim “ayakta kalmakta zorlanacak”.

Ancak geçmişte yaşananlarla şu anki durum arasında bir fark var. 13 yıl önce, dönemin Mali Cumhurbaşkanı, silahlı grupların başkent Bamako’yu ele geçirmesini engellemek için Fransa’dan yardım istemişti ve dönemin Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın cevabı oldukça hızlı olmuştu. Hollande, ‘Serval’ adı verilen askeri gücü hemen gönderdi ve bu güç, saldırganların başkente doğru ilerleyişini durdurmayı başardı, ardından kuzeydeki şehirleri teker teker geri aldı. 2014’te ise Serval, Barkhane adı altında yeniden yapılandırılarak Mali’de operasyonlarını sürdürdü; bu kuvvet, beş binden fazla asker, hava gücü ve ağır savaş ekipmanlarıyla, her türlü silahlı ve terörist gruba karşı mücadele etti.

gthy
Mali’deki askeri hükümetin lideri Assimi Goita, geçtiğimiz cumartesi gününden bu yana sahada kaydedilen ilerlemenin ardından Malililere seslendi. (Reuters)

Ancak, darbecilerin başlattığı Fransa karşıtı siyasi seferberlik, nihayetinde Fransız kuvvetlerinin 2022 yılında Mali’den çekilmesine yol açtı. Ardından, Fransa’nın çekildiği bölgeler arasında Nijer, Burkina Faso ve Çad da yer aldı; kısacası Sahel ülkeleri olarak bilinen tüm bölgeyi kapsayan bir çekilme yaşandı. Darbeciler, Fransız kuvvetlerinin yerini Rusya’ya ait başka bir güçle, ‘Wagner’ adı altında gelen bir kuvvetle doldurdular. Ancak, 2023 yazında Wagner’in lideri Evgeny Prigojin’in Moskova’dan St. Petersburg’a giderken uçak kazasında hayatını kaybetmesinin ardından, bu güç adını ‘Afrika Kolordusu’ olarak değiştirdi.

Rusya’nın çekilmesi

Olayların hızla gelişmesiyle Tuareg isyancıları, Afrika Kolordusu’na bağlı Rus askerlerinin Kidal’den çekilmesi konusunda bir ‘anlaşma’ sağladıklarını açıkladılar. Ramazan, “Hedefimiz, Rusların Azavad’dan ve tüm Mali’den çekilmesidir… Ruslarla girdiğimiz tüm çatışmalarda zafer kazandık. Rusya ile özel bir sorunumuz yok, diğer hiçbir ülke ile de sorun yaşamıyoruz. Sorunumuz, Bamako’daki mevcut yönetimle” ifadelerini kullandı. Ramazan, Rusların ‘şiddetli suçlar işleyen, katliamlar gerçekleştiren, şehirleri ve köyleri yok eden, sağlık merkezlerini, okulları ve su kaynaklarını tahrip edenleri desteklediğini’ belirtti.

hyjuk
Fransız ordusu tarafından paylaşılan bu tarihsiz fotoğrafta, Mali’nin kuzeyindeki Rus paralı askerler görülüyor. (AP)

Rusya Savunma Bakanlığı bu hafta, Mali’deki askeri konseyin desteklenmesi için gönderilen Afrika Kolordusu savaşçılarının Kidal’den çekilmek zorunda kaldığını açıkladı. Rusların güvenli bir geçiş koridoru talep ettiğini belirten Ramazan, “Ruslar kendilerini tehlikede buldular. Çıkış yolu yoktu... Her yandan kuşatıldılar, bizden çözüm bulmamızı istediler. Kuvvetlerimizin ve ateş gücümüzün karşısında dayanamayacaklarını fark ettiklerinde çekilme talebinde bulundular” ifadelerini kullandı. İsyancılar, Kidal’ın ardından Gao, Timbuktu ve Menaka şehirlerini ele geçirmeyi planladıklarını vurguladılar.

Fransızların utancı

Bugün ise Paris, eski sömürgesi olan Mali’deki gelişmeleri uzaktan izliyor. Uzun yıllar boyunca Fransızlar için en yakın ülke olan Mali, şu anda Fransız hükümetinin, kendisini ülkeden çıkaran yönetimi kurtarmaya hazır olmadığı bir durumla karşı karşıya. Bununla birlikte, isyanın, Fransa’ya çok yakın olan Batı Afrika ülkelerine, örneğin Senegal ve Fildişi Sahili’ne sıçraması korkusu, Fransa'yı tedirgin ediyor. Fransızların zor durumda kaldığını gösteren bir diğer nokta ise Paris’in, Azavad Kurtuluş Cephesi savaşçılarının ve teröristlerin 25 Eylül’de stratejik Kidal ve Gao şehirlerini, ülkenin kuzeyindeki geniş bölgeleri ele geçirmesi ve Bamako’ya, hatta başkentteki havalimanına yaklaşması karşısında üç gün boyunca yorum yapmamış olması. Bu açıklama ne resmi bir bildiriyle ne de bir hükümet yetkilisinin açıklamasıyla yapıldı; aksine, bir Fransız diplomatı, Paris’in Mali’deki gelişmelerden ‘endişe duyduğunu’ ve ‘sivil halka karşı işlenen şiddet eylemlerini en sert şekilde kınadığını’ belirterek, ‘Mali halkı ile dayanışma’ ifadelerini kullandı.

fgthy
26 Nisan’da ordu ile Tuareg isyancıları ve militanlardan oluşan ittifak arasında çatışmaların yeniden alevlenmesinin ardından başkent Bamako’da gündelik hayat (AFP)

Söz konusu diplomat, Fransa'nın ‘Mali'de kalıcı bir barış ve istikrar sağlama’ arzusunu dile getirdi, ancak bu açıklamada ne mevcut hükümete ne de askeri konseye dair herhangi bir atıfta bulunulmadı. Aynı çerçevede diplomatik kaynak, Fransa hükümetinin ‘Mali'deki vatandaşlarının güvenliğine de büyük özen gösterdiğini’ belirterek, onları ‘dikkatli olmaya’ çağırdı.

Fransa dün, sahadaki endişe verici gelişmelerin, hatta Bamako’daki durumun bile tehlikeye girmesi üzerine, vatandaşlarına ülkeden ‘en kısa sürede’ ayrılmaları çağrısında bulundu. Fransa vatandaşları, Mali’den ayrılana kadar, evlerinde kalmaları, seyahatlerini sınırlamaları ve yerel yetkililerin talimatlarına uymaları konusunda uyarıldı. Ayrıca, durumları hakkında yakınlarını bilgilendirmeleri istendi.

Fransa Dışişleri Bakanlığı’na göre Mali’de 4 bin 198 Fransız vatandaşı bulunuyor. Fransa’nın Bamako’daki büyükelçiliği halen açık olmakla birlikte, güvenlik durumunun kötüleşmesiyle Paris’in burada çalışan sayısını azaltması bekleniyor.

sdvf
 Fransız ordusu tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, Nisan 2022’de Mali’nin kuzeyinde Rus paralı askerlerin bir helikoptere bindiği görülüyor. (Fransız ordusu – AP)

Gerçek şu ki Paris, Bamako’daki gelişmelere karşı bir çaresizlik hissediyor; zira elindeki etki araçları oldukça sınırlı, hatta neredeyse hiç yok. Başlangıçtan itibaren Fransa, Wagner milislerinin 2 binden fazla askerle konuşlandırılmasının, silahlı hareketler ve ayrılıkçı gruplara karşı duramayacağını belirtmişti. Gerçek görevlerinin, halkı korumak değil, rejimi savunmak olduğunu vurgulamıştı. Bugün Paris’te, yaşananların beklenen bir durum olduğu ve Afrika Kolordusu’nun ülkeden ayrılmasının çok uzak bir ihtimal olmadığı görüşü hâkim.

Yeni yöntem arayışı

Mali ve Fransa, Fransız kuvvetlerinin çıkışını takip eden ve büyük bir gerilimle devam eden süreçten sonra, ‘makul’ bir ilişki zemini üzerinde anlaşmayı başardılar. Bu, Fransız istihbarat ekibinin, Fransız büyükelçiliği çerçevesinde Bamako’da kalmasına izin verilmesiyle kendini gösterdi. Bamako da aynı hakkı Paris’teki büyükelçiliğinde elde etti. Paris’teki geniş bilgiye sahip kaynaklar, iki taraf arasındaki ‘istihbarat iş birliğinin’ her iki tarafın da birbirine duyduğu ihtiyaç nedeniyle ‘iyi’ olduğunu belirtiyor.

fdvfdv
Azavad Kurtuluş Cephesi koalisyonuna bağlı Tuareg isyancıları, Kidal’da bir kamyonetin üzerinde (AFP)

 

Ancak, geçen yıl ilişkiler yeniden kötüleşti. Mali yetkilileri, bir Fransız dış istihbarat servisi ajanını, Assimi Goita’yı devirmeyi amaçlayan bir darbe girişimine katılmak ve Mali’nin güvenliğine karşı komplo kurmak suçlamasıyla tutukladı. Paris, bu suçlamaları şiddetle reddetti. Sonuç olarak, söz konusu ajan hapse atıldı ve Bamako, Paris’in defalarca yaptığı, ajanı Fransa’ya iade etme talebini reddetti. Paris, Bamako üzerinde baskı kurmak için arabuluculara başvurdu, bunlar arasında Fas da yer aldı. Ancak bu çabalar başarısız oldu ve birçok kaynak, Mali ile ilişkilerde izlenecek doğru yaklaşım konusunda görüş ayrılıkları olduğunu belirtti.

scd
Azavad Kurtuluş Cephesi koalisyonuna bağlı Tuareg isyancıları, Kidal’da bir kamyonetin üzerinde (AFP)

Fransa, bugün oldukça zor bir durumda: Bir yandan, Mali’deki gelişmeleri göz ardı edemiyor, çünkü bu gelişmelerin Sahel bölgesindeki diğer ülkeler ve Fransa’nın doğrudan güvenlik ve ekonomik çıkarları üzerinde büyük etkileri olabilir. Zira, bu ülkeyi çevreleyen yedi ülke (Moritanya, Senegal, Gine, Fildişi Sahili, Burkina Faso, Nijer ve özellikle Cezayir) ile birleşen Mali’nin, militanların kontrolüne girmesi, Sahel bölgesindeki etkilerini genişletmek isteyen silahlı grupların ellerine geçtiğinde patlayıcı bir tehdit haline gelebilir. Bu durum, Paris’in çıkarlarının ve büyük iş birliklerinin bulunduğu bölgelerdeki dengeyi altüst edebilir. Öte yandan Paris, olayların seyrini etkilemek için yeni araçlar arayışında. Fransa, daha önce sıkça başvurduğu doğrudan müdahale yöntemlerinin artık etkili olmadığını kabul ediyor. Bunun yerine, Cezayir gibi bölgesel aktörler ve ABD, Rusya ve Çin gibi uluslararası güçler, Fransa'nın geride bıraktığı boşluğu doldurmak için hazır durumda.


Hamas, Siyasi Büro Başkanı seçimi sürecine yeniden ivme kazandırıyor

Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
TT

Hamas, Siyasi Büro Başkanı seçimi sürecine yeniden ivme kazandırıyor

Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)
Hamas liderleri... (Sağdan sola) Ruhi Müşteha, Salih el-Aruri, İsmail Heniyye, Halid Meşal ve Halil el-Hayye (Arşiv – Hamas medyası)

Hamas’a yakın iki kaynak dün, hareketin, tüm büro üyelerinin seçimi tamamlanana kadar, yeni bir Siyasi Büro Başkanı seçme sürecine yeniden başladığını bildirdi.

Bu adım, hareketin başkanlık yarışına yeniden ivme kazandırırken, ocak ve şubat aylarında en az iki kez aksayan süreci canlandırıyor.

Gazze içinden bir kaynak, “Doğrudan seçimlerin yapılmasını engelleyen durumlardan artık kurtulundu ve seçim sürecinin yeniden başlatılması için fırsat doğdu” dedi.

Kaynak, ‘engellenen durumların’ bazılarının, Gazze Şeridi’ndeki iç organizasyonel çatışmalarla ilgili olduğunu belirterek, bu sorunların çözülmesinin ardından seçim sürecinin yeniden başlatılmasına karar verildiğini, ayrıca hareketin yürüttüğü dış siyasi ve güvenlik müzakerelerinin de süreci etkilediğini ifade etti.

Görsel kaldırıldı.
Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Müdürlüğü ekipleri, İsrail füzesinin isabet ettiği bir aracı inceliyor. (EPA)

Hamas, 1987 yılında kurulduğundan bu yana karşılaştığı en büyük krizi yaşıyor. 7 Ekim 2023’teki saldırıdan sonra başlayan İsrail operasyonları, hareketin farklı kanatlarına ve kademelerine ulaşarak, bir dizi örgütsel ve mali krize yol açtı.

Tahminlere göre, Hamas’ın yurt dışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ve Gazze’deki Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye, siyasi büro başkanlığına gelme konusunda en güçlü adaylar olarak öne çıkıyor.

İç ve dış Hamas çevrelerinde yapılan değerlendirmelere göre el-Hayye, Gazze’deki hareketin unsurları ve Hamas’ın askeri kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından destekleniyor. Öte yandan, Halid Meşal’in ise Batı Şeria ve yurt dışındaki Hamas çevrelerinde destek kazandığı belirtiliyor.

Bir dış kaynak, Şarku’l Avsat’a, “Hamas'ın yeni başkanının seçimi, mevcut koşullar ve imkanlar doğrultusunda Gazze Şeridi, Batı Şeria ve yurt dışında mevcut tüm alanlarda yapılacak ve bu süreç kısa süre içinde netleşecek” şeklinde açıklama yaptı.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas’ın işlerini yürüten Liderlik Konseyi, 2023 yılı başında, hareketin kalan siyasi büro dönemi (2025'te sona ermesi bekleniyordu ancak bir yıl uzatıldı) boyunca yeni bir başkan seçme sürecini başlattı. Bu seçim, yıl sonu veya gelecek yılın başında yapılacak genel seçimlere kadar geçici bir başkanlık işlevi görecek.

Hareketin başkanlık seçimi için şubat ayında bir girişim olmuş, ancak o dönemdeki ABD-İsrail-İran savaşının başlaması nedeniyle bu girişim engellenmişti.

Seçimler yalnızca iç ve dış Hamas’ı yönetecek yeni bir siyasi büro başkanının seçilmesiyle sınırlı olacak. Siyasi büro için kapsamlı bir seçim ise yıl sonu ya da 2027’nin başına kadar yapılmayacak.

Mevcut Liderlik Konseyi, Gazze Şeridi, Batı Şeria ve yurt dışındaki Hamas liderleriyle Şura Konseyi Başkanı Muhammed Derviş’in başkanlık yaptığı bir yapıdan oluşuyor. Bu konsey, Hamas’ın iç ve dış meselelerini izleyen ve bu meseleler hakkında üyeler arasında istişarelerde bulunan bir danışma organına dönüştürülecek.


Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti
TT

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Şara, Filistin Başkan Yardımcısı başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Şam'daki Halk Sarayı'nda Filistin Başkan Yardımcısı Hüseyin el-Şeyh başkanlığındaki bir Filistin heyetini kabul etti.

Toplantıya Dışişleri Bakanı Esad el-Şeybani katıldı; Filistin tarafından ise Ulusal Konsey Başkanı Rawhi Fattouh, Merkez Komite üyesi Samir al-Rifai ve danışman Wael Lafi hazır bulundu.

Toplantıda, Cumhurbaşkanlığı'nın resmi platformlarında belirttiği üzere, iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet edecek şekilde iki ülke arasındaki ikili ilişkileri güçlendirme yolları ele alındı.

dfd

Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin el-Şeyh görüşmenin ardından "X" platformunda yaptığı paylaşımda, hükümetinin Suriye topraklarının birliğini ve Gazze Şeridi, Batı Şeridi ve Kudüs'teki son gelişmeleri destekleme konusundaki kararlı tutumunu teyit etti.

Geçtiğimiz yıl Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve beraberindeki heyeti Şam'daki Halk Sarayı'nda ağırladı.

Şarku’l Avsat’ın Suriye Televizyonu’nun internet sitesinden aktardığına göre, bu gelişme, ülkedeki Filistinli mültecilerin durumuna ilişkin gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. Suriye Cumhurbaşkanlığı, geçen yıl Eylül ayında, ülkede yaşayan Filistinlileri tanımlamak için kullanılan “ve benzerleri” ifadesinin yeniden gözden geçirileceğini açıklamış, bunun Suriye’deki Filistinlilerin tekrarlanan taleplerine yanıt olduğu belirtilmişti.

Bu kapsamda, söz konusu grubun Suriyeli vatandaşlara uygulanan yasal düzenlemelere dahil edilmesini incelemek üzere bir hükümet komitesi kuruldu. Bu adım, son dönemde bazı Filistinlilerin “ikamet eden” ya da “yabancı” olarak tanımlanmasına yol açan idari değişikliklerin ardından ortaya çıkan hukuki sorunları çözme girişimi olarak değerlendirildi. Söz konusu tanımlamalar, Filistinlilerin haklarına ilişkin endişelere neden olmuştu.

Habere göre, Suriye’deki Filistinliler tarihsel olarak özel bir hukuki statüye sahip bulunuyor. 1956 tarihli 260 sayılı yasa kapsamında, siyasi haklar dışında Suriyelilerle büyük ölçüde benzer sivil haklardan yararlanan Filistinliler, son yıllarda ortaya çıkan idari zorluklara rağmen ülkenin toplumsal yapısının temel unsurlarından biri olmayı sürdürüyor.