Arazi kavgası dini çatışmaya dönüşmemesi için Lübnan teyakkuzda

Lübnan’ın kuzeyinde çiftçiler arasında çıkan kavgada 2 kişinin ölmesi sonrasında 19 kişi tutuklandı

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Arazi kavgası dini çatışmaya dönüşmemesi için Lübnan teyakkuzda

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)

Lübnan ordusu, ülkenin kuzeyindeki Kurnat es-Sevda bölgesinde 2 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından müdahalede bulunarak yaşanan Hristiyan-Müslüman çatışmasını kontrol altına alırken, siyasi ve dini liderler de olayın yansımalarını kontrol altına almak için temaslarını yoğunlaştırdı. Liderler ayrıca, Lübnan ordusuna, güvenlik ve yargı birimlerine ‘ülkenin dinsel çatışmaya girmesini önlemek için önlemleri sıkılaştırma’ çağrısı yaptı.

Geçen cumartesi günü Heysem Tavk adlı genç, Hristiyanların çoğunlukta olduğu Beşarri şehrinden çiftçiler ile Müslümanların çoğunlukta olduğu Beka Safrin şehrinden çiftçiler arasındaki anlaşmazlıklara tanık olan bir bölgede bir kişinin ateş açması sonucu hayatını kaybetti. Daha sonra ise Malik Tavk’ın da üzerine ateş açılarak öldüğü açıklandı. Bu durum, mezhep açısından karışık olan bölgede gerginliği artırdı. Olayların ardından ordu, bölgeye takviye güç gönderdi ve olaya karışanları yakalamak üzere hava kuvvetleri görevlendirdi. Bölgenin çiftçiler arasında sulama suyuna erişim konusunda sınırlı anlaşmazlıklara tanık olduğu biliniyor.

Heysem ve Malik Tavk’ın Twitter üzerinden yayınlanan fotoğrafları
Heysem ve Malik Tavk’ın Twitter üzerinden yayınlanan fotoğrafları

Lübnan Genelkurmay Başkanlığı ise Oryantasyon Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Kurnat es-Sevda bölgesinde bir vatandaşın vurularak öldürüldüğünü bildirdi. Aynı şekilde aynı bölgede başka bir vatandaşın daha öldürüldüğünü belirten ordu, bölgeye konuşlanarak, olayın koşullarını ortaya çıkarmak için konunun takipçisi olmaya devam ediyor. Ayrıca çok sayıda kişi tutuklandı ve askeri silahlar ile bir miktar mühimmat ele geçirildi.

Ordu tarafından yapılan açıklamada, “Genelkurmay Başkanlığı, daha önce 12 Haziran’da yaptığı açıklamada vatandaşları Kurnat es-Sevda’daki askeri eğitim alanına yaklaşmamaları konusunda uyarıda bulunmuştu. Ayrıca tüm vatandaşların güvenliklerini korumak ve benzer olayların meydana gelmesini engellemek için bu alana sorumlu bir şekilde yaklaşmaları gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir” ifadelerine yer verildi.Kurnat es-Sevda, Lübnan’daki en yüksek dağ yükseltisidir. Müslüman ve Hristiyan nüfusun karma olduğu bir bölgede bulunan ve üzerinde neredeyse hiç yerleşim olmayan bir alandır. Yaz döneminde Beşarri ve Beka Safrin bölgelerinden gelen çiftçiler, bölgenin iki zıt yakasında faaliyet gösteriyor.

Güvenlik kaynakları, sorunun yeni olmadığını ve yazın ekinlerin sulanması ve hayvanların içmesi için kullanılan sulama suyuyla ilgili bir anlaşmazlığın yanı sıra bir gayrimenkul anlaşmazlığından kaynaklandığını söyledi. Ayrıca kaynaklar, gayrimenkul anlaşmazlığının emlak mahkemesinde karara bağlanmadığına ve derdest kaldığına dikkati çekti. Kaynaklar, geçen ayın ilk haftasında meydana gelen ve bazı büyükbaş hayvanların ateş açılarak öldürülmesine yol açan benzer bir soruna dikkat çekti. Bu sorun, orduyu ‘köylüler arasında sıklıkla silahlı çatışmalara dönüşen iki taraf arasındaki anlaşmazlıklara son vermek amacıyla’ tartışmalı bölgede bir tampon bölge oluşturmaya ve bu bölgeyi bir eğitim kampına dönüştürmeye sevk etti.

Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, anlaşmazlığın cumartesi günü iki taraf arasında silahlı çatışmaya dönüştüğünü belirtti. Kaynaklar ayrıca, bu anlaşmazlığın Heysem Tavk’ın ölümüne yol açtığını söylerken, yerel medya organları ise “Teknik incelemeler bekleniyor” dedi.

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’daki mevziine yaklaşmama konusunda uyardı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’daki mevziine yaklaşmama konusunda uyardı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)

Daha sonra işler tersine döndü ve iki taraf arasındaki çatışma büyüdü. Bu da Milletvekili Sethrida Caca ile ordu komutanı General Joseph Avn arasındaki bir görüşmenin ardından ordunun zorla sahaya çıkmasına neden oldu. Ayrıca bir ordu tugayının yanı sıra ordunun elit muharebe gücü (Komando Alayı) bölgeye konuşlandırıldı. Diğer taraftan kaynaklar, ed-Danniyeh sakinlerinden 13 ve Beşarri sakinlerinden 6 olmak üzere 19 kişinin tutuklandığına dikkat çekti. Tutuklama, soruşturma ve koşulların aydınlatılması amacıyla gerçekleştirilirken, sayı artabilir.

Yüksek güvenlik önlemleri

Ordu, birincisi ‘güvenlik ve askeri tedbirler’, diğeri ise ‘sorunu çözmek ve tekrarını önlemek için her iki taraftan sakinleri bir araya getirmek’ olmak üzere sorunu iki mekanizma üzerinden ele alıyor. Bu durum, geçmişte başlayan, Lübnan’da birden fazla yerde uygulanan, çatışma nedenlerine son vermeyi amaçlayan ve devam eden bir görev.

Güvenlik kaynakları, Lübnan ordusunun konuşlandırıldığını ve yoğun önlemleriyle ‘din çatışmasını önlediğini ve işlerin gelişmesine son verdiğini’ belirtti. Ordu komutanlığından gelen talimatların açık olduğunu vurgulayan kaynaklar, ‘güvenliği ihlal edenlere müsamaha gösterilmediğini ve istikrarı korumakta ısrar edildiğini’ vurguladı. Kaynaklar, ordu komutanının ‘isyana engel olmaya kararlı’ olduğuna da dikkati çekti.

Siyasi uyarı

Olay, ülkedeki siyasi alarm seviyesini yükseltti. Bu çerçevede Başbakan Necib Mikati, Milletvekili Sethrida Caca ile temasa geçerek, suçluların tutuklanmasına ve adalete teslim edilmesine yönelik soruşturmaların gidişatını bizzat takip edeceğine söz verdi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri de Milletvekili Faysal Kerami ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘acı verici olayla başa çıkarken sağduyulu davranma’ çağrısında bulundu. Aynı şekilde Beka Safrin ve ed-Danniyeh halkını, tüm gerçek ortaya çıkana kadar önyargılara ve söylentilere kapılmamaya çağırdı.

Cumartesi akşamı (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi Genel Başkanı Samir Caca, Sünni Başmüftü Şeyh Abdullatif Daryan ve milletvekillerinden, ‘Beşarri’de 2 vatandaşın hayatlarını kaybetmesine neden olan olayları kınadıklarını ve üzüntülerini dile getirdikleri’ telefonlar aldı. Aynı şekilde özellikle kurbanların ailelerine ve genel olarak Beşarri halkına en derin başsağlığı dileklerini ilettiler. Hepsi, suçluları ortaya çıkarmak ve mümkün olan en kısa sürede adalete teslim etmek için soruşturmaların hızla yürütülmesi gerektiğini vurguladılar.

(Maruni Hristiyan) Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye, ‘herhangi bir fitneye giden yolu kesmek için bilgelik’ çağrısında bulundu. Ayrıca güvenlik makamlarına ve adli makamlara da ‘gerçeği ortaya çıkarmak ve adaleti sağlamak için hızla çalışma’ çağrısı yaptı.

İlerici Sosyalist Parti, ‘iğrenç suçu’ kınarken, aklın ve sükunetin sesini yükseltme çağrısında bulundu. Olaylara dair gerçeklerin ortaya çıkarılması ve faillerin gerekli cezalara çarptırılmak üzere yargıya teslim edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Dini liderlerden kınamalar

Öte yandan Maruni Patriği Beşara er-Rai, “Ordunun herkesin yararına güvenlik sağlamasına ve Beşarri halkının kontrollü davranmasına güveniyoruz, ayrıca Kurnat es-Sevda bölgesindeki kronik anlaşmazlığın yargıya bırakılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Lübnan Sünni Baş Müftüsü Şeyh Abdullatif Deryan ise Milletvekili Faysal Kerami’yi ‘işlerin sakinleşmesine katkıda bulunma, bu konuda akıl dilini ve ulusal vicdanın hakemliğini kullanmakta ısrar etme’ çağrısı yaptı.

Öte yandan Şii Müftüsü Mümtaz eş-Şeyh Ahmed Kablan, Kurnat es-Sevda bölgesinde yaşananları kınayarak, “Husumeti, düşmanlığı, öldürmeyi ve güvenlik kaosunu reddediyoruz. Mezhepsel ve siyasi sömürüye karşı uyarıyoruz. Yaşananların, reddedilen alçak bir suç ve vahşet olduğunu, yapılması gerekenin fitneyi uyandırmak değil, bastırmak olduğunu beyan ediyoruz” dedi. Şeyh Kablan ayrıca, Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında hiçbir fark olmaksızın Lübnan kanının bir olduğunu söylerken, adaletin mümkün olan en kısa sürede sağlanması çağrısında bulundu. Trablusşam ve Kuzey Lübnan Müftüsü Şeyh Muhammed İmam ve Trablusşam Maruni Başpiskoposu Yusuf Suveyf, yaptıkları ortak açıklamada, iki bölge sakinlerine ‘Lübnan ordusuna, yetkili güvenlik ve adli kurumlara tam bir güvenle, bu felaketle manevi ve insani farkındalıkla ve yüksek bir vatanseverlik duygusuyla mücadele etme’ çağrısı yaptı.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.