Arazi kavgası dini çatışmaya dönüşmemesi için Lübnan teyakkuzda

Lübnan’ın kuzeyinde çiftçiler arasında çıkan kavgada 2 kişinin ölmesi sonrasında 19 kişi tutuklandı

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
TT

Arazi kavgası dini çatışmaya dönüşmemesi için Lübnan teyakkuzda

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’da konuşlandı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)

Lübnan ordusu, ülkenin kuzeyindeki Kurnat es-Sevda bölgesinde 2 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından müdahalede bulunarak yaşanan Hristiyan-Müslüman çatışmasını kontrol altına alırken, siyasi ve dini liderler de olayın yansımalarını kontrol altına almak için temaslarını yoğunlaştırdı. Liderler ayrıca, Lübnan ordusuna, güvenlik ve yargı birimlerine ‘ülkenin dinsel çatışmaya girmesini önlemek için önlemleri sıkılaştırma’ çağrısı yaptı.

Geçen cumartesi günü Heysem Tavk adlı genç, Hristiyanların çoğunlukta olduğu Beşarri şehrinden çiftçiler ile Müslümanların çoğunlukta olduğu Beka Safrin şehrinden çiftçiler arasındaki anlaşmazlıklara tanık olan bir bölgede bir kişinin ateş açması sonucu hayatını kaybetti. Daha sonra ise Malik Tavk’ın da üzerine ateş açılarak öldüğü açıklandı. Bu durum, mezhep açısından karışık olan bölgede gerginliği artırdı. Olayların ardından ordu, bölgeye takviye güç gönderdi ve olaya karışanları yakalamak üzere hava kuvvetleri görevlendirdi. Bölgenin çiftçiler arasında sulama suyuna erişim konusunda sınırlı anlaşmazlıklara tanık olduğu biliniyor.

Heysem ve Malik Tavk’ın Twitter üzerinden yayınlanan fotoğrafları
Heysem ve Malik Tavk’ın Twitter üzerinden yayınlanan fotoğrafları

Lübnan Genelkurmay Başkanlığı ise Oryantasyon Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Kurnat es-Sevda bölgesinde bir vatandaşın vurularak öldürüldüğünü bildirdi. Aynı şekilde aynı bölgede başka bir vatandaşın daha öldürüldüğünü belirten ordu, bölgeye konuşlanarak, olayın koşullarını ortaya çıkarmak için konunun takipçisi olmaya devam ediyor. Ayrıca çok sayıda kişi tutuklandı ve askeri silahlar ile bir miktar mühimmat ele geçirildi.

Ordu tarafından yapılan açıklamada, “Genelkurmay Başkanlığı, daha önce 12 Haziran’da yaptığı açıklamada vatandaşları Kurnat es-Sevda’daki askeri eğitim alanına yaklaşmamaları konusunda uyarıda bulunmuştu. Ayrıca tüm vatandaşların güvenliklerini korumak ve benzer olayların meydana gelmesini engellemek için bu alana sorumlu bir şekilde yaklaşmaları gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir” ifadelerine yer verildi.Kurnat es-Sevda, Lübnan’daki en yüksek dağ yükseltisidir. Müslüman ve Hristiyan nüfusun karma olduğu bir bölgede bulunan ve üzerinde neredeyse hiç yerleşim olmayan bir alandır. Yaz döneminde Beşarri ve Beka Safrin bölgelerinden gelen çiftçiler, bölgenin iki zıt yakasında faaliyet gösteriyor.

Güvenlik kaynakları, sorunun yeni olmadığını ve yazın ekinlerin sulanması ve hayvanların içmesi için kullanılan sulama suyuyla ilgili bir anlaşmazlığın yanı sıra bir gayrimenkul anlaşmazlığından kaynaklandığını söyledi. Ayrıca kaynaklar, gayrimenkul anlaşmazlığının emlak mahkemesinde karara bağlanmadığına ve derdest kaldığına dikkati çekti. Kaynaklar, geçen ayın ilk haftasında meydana gelen ve bazı büyükbaş hayvanların ateş açılarak öldürülmesine yol açan benzer bir soruna dikkat çekti. Bu sorun, orduyu ‘köylüler arasında sıklıkla silahlı çatışmalara dönüşen iki taraf arasındaki anlaşmazlıklara son vermek amacıyla’ tartışmalı bölgede bir tampon bölge oluşturmaya ve bu bölgeyi bir eğitim kampına dönüştürmeye sevk etti.

Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, anlaşmazlığın cumartesi günü iki taraf arasında silahlı çatışmaya dönüştüğünü belirtti. Kaynaklar ayrıca, bu anlaşmazlığın Heysem Tavk’ın ölümüne yol açtığını söylerken, yerel medya organları ise “Teknik incelemeler bekleniyor” dedi.

Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’daki mevziine yaklaşmama konusunda uyardı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)
Lübnan ordusu, Kurnat es-Sevda’daki mevziine yaklaşmama konusunda uyardı (Lübnan Genelkurmay Başkanlığı)

Daha sonra işler tersine döndü ve iki taraf arasındaki çatışma büyüdü. Bu da Milletvekili Sethrida Caca ile ordu komutanı General Joseph Avn arasındaki bir görüşmenin ardından ordunun zorla sahaya çıkmasına neden oldu. Ayrıca bir ordu tugayının yanı sıra ordunun elit muharebe gücü (Komando Alayı) bölgeye konuşlandırıldı. Diğer taraftan kaynaklar, ed-Danniyeh sakinlerinden 13 ve Beşarri sakinlerinden 6 olmak üzere 19 kişinin tutuklandığına dikkat çekti. Tutuklama, soruşturma ve koşulların aydınlatılması amacıyla gerçekleştirilirken, sayı artabilir.

Yüksek güvenlik önlemleri

Ordu, birincisi ‘güvenlik ve askeri tedbirler’, diğeri ise ‘sorunu çözmek ve tekrarını önlemek için her iki taraftan sakinleri bir araya getirmek’ olmak üzere sorunu iki mekanizma üzerinden ele alıyor. Bu durum, geçmişte başlayan, Lübnan’da birden fazla yerde uygulanan, çatışma nedenlerine son vermeyi amaçlayan ve devam eden bir görev.

Güvenlik kaynakları, Lübnan ordusunun konuşlandırıldığını ve yoğun önlemleriyle ‘din çatışmasını önlediğini ve işlerin gelişmesine son verdiğini’ belirtti. Ordu komutanlığından gelen talimatların açık olduğunu vurgulayan kaynaklar, ‘güvenliği ihlal edenlere müsamaha gösterilmediğini ve istikrarı korumakta ısrar edildiğini’ vurguladı. Kaynaklar, ordu komutanının ‘isyana engel olmaya kararlı’ olduğuna da dikkati çekti.

Siyasi uyarı

Olay, ülkedeki siyasi alarm seviyesini yükseltti. Bu çerçevede Başbakan Necib Mikati, Milletvekili Sethrida Caca ile temasa geçerek, suçluların tutuklanmasına ve adalete teslim edilmesine yönelik soruşturmaların gidişatını bizzat takip edeceğine söz verdi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Nebih Berri de Milletvekili Faysal Kerami ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘acı verici olayla başa çıkarken sağduyulu davranma’ çağrısında bulundu. Aynı şekilde Beka Safrin ve ed-Danniyeh halkını, tüm gerçek ortaya çıkana kadar önyargılara ve söylentilere kapılmamaya çağırdı.

Cumartesi akşamı (Maruni Hristiyan) Lübnan Kuvvetleri Partisi Genel Başkanı Samir Caca, Sünni Başmüftü Şeyh Abdullatif Daryan ve milletvekillerinden, ‘Beşarri’de 2 vatandaşın hayatlarını kaybetmesine neden olan olayları kınadıklarını ve üzüntülerini dile getirdikleri’ telefonlar aldı. Aynı şekilde özellikle kurbanların ailelerine ve genel olarak Beşarri halkına en derin başsağlığı dileklerini ilettiler. Hepsi, suçluları ortaya çıkarmak ve mümkün olan en kısa sürede adalete teslim etmek için soruşturmaların hızla yürütülmesi gerektiğini vurguladılar.

(Maruni Hristiyan) Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye, ‘herhangi bir fitneye giden yolu kesmek için bilgelik’ çağrısında bulundu. Ayrıca güvenlik makamlarına ve adli makamlara da ‘gerçeği ortaya çıkarmak ve adaleti sağlamak için hızla çalışma’ çağrısı yaptı.

İlerici Sosyalist Parti, ‘iğrenç suçu’ kınarken, aklın ve sükunetin sesini yükseltme çağrısında bulundu. Olaylara dair gerçeklerin ortaya çıkarılması ve faillerin gerekli cezalara çarptırılmak üzere yargıya teslim edilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Dini liderlerden kınamalar

Öte yandan Maruni Patriği Beşara er-Rai, “Ordunun herkesin yararına güvenlik sağlamasına ve Beşarri halkının kontrollü davranmasına güveniyoruz, ayrıca Kurnat es-Sevda bölgesindeki kronik anlaşmazlığın yargıya bırakılması gerektiğine inanıyoruz” dedi.

Lübnan Sünni Baş Müftüsü Şeyh Abdullatif Deryan ise Milletvekili Faysal Kerami’yi ‘işlerin sakinleşmesine katkıda bulunma, bu konuda akıl dilini ve ulusal vicdanın hakemliğini kullanmakta ısrar etme’ çağrısı yaptı.

Öte yandan Şii Müftüsü Mümtaz eş-Şeyh Ahmed Kablan, Kurnat es-Sevda bölgesinde yaşananları kınayarak, “Husumeti, düşmanlığı, öldürmeyi ve güvenlik kaosunu reddediyoruz. Mezhepsel ve siyasi sömürüye karşı uyarıyoruz. Yaşananların, reddedilen alçak bir suç ve vahşet olduğunu, yapılması gerekenin fitneyi uyandırmak değil, bastırmak olduğunu beyan ediyoruz” dedi. Şeyh Kablan ayrıca, Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasında hiçbir fark olmaksızın Lübnan kanının bir olduğunu söylerken, adaletin mümkün olan en kısa sürede sağlanması çağrısında bulundu. Trablusşam ve Kuzey Lübnan Müftüsü Şeyh Muhammed İmam ve Trablusşam Maruni Başpiskoposu Yusuf Suveyf, yaptıkları ortak açıklamada, iki bölge sakinlerine ‘Lübnan ordusuna, yetkili güvenlik ve adli kurumlara tam bir güvenle, bu felaketle manevi ve insani farkındalıkla ve yüksek bir vatanseverlik duygusuyla mücadele etme’ çağrısı yaptı.



YPJ’nin Suriye'deki rolü ne olacak? Şam yönetimiyle müzakereler sürüyor

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
TT

YPJ’nin Suriye'deki rolü ne olacak? Şam yönetimiyle müzakereler sürüyor

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)
Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında- 22 Ağustos (Reuters)

Kadın Koruma Birlikleri (YPJ), Suriye savaşı sırasında ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri (SDG) saflarında savaştı ve ülkenin kuzey ve doğusunun geniş bölümünde DEAŞ'ın bölgeden çıkarılmasına yardımcı oldu.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığı habere göre Beşşar Esed'in 2024'ün sonlarında devrilmesi ve silahlı muhalif saflarda yer alan İslamcı savaşçıların öncülüğündeki yeni hükümetin göreve gelmesinden beri birliklerin geleceği belirsizliğini koruyor.

fgthy
SDG Lideri Mazlum Abdi, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile birlikte 25 Ağustos 2026'da Şam'daki Halk Sarayı'nda televizyondan yayımlanan konuşma öncesinde, (AFP)

Yeni yönetim, daha önce dağınık ve bağımsız şekilde faaliyet gösteren silahlı grupları devlet kurumlarına entegre etmeye çalıştı. Geçen hafta SDG, kendisini resmen feshettiğini açıklarken, lideri Mazlum Abdi Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın danışmanı olarak atandı. SDG'nin bazı mensupları da Savunma Bakanlığı'na katıldı.

Ancak yeni Suriye Savunma Bakanlığı'nda kadın savaşçılar yer almıyor. YPG lideri Newroz Ahmed, geçen hafta Şam'da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile yaptığı görüşmelerde, kendisine kadın savaşçılarının orduda yerinin olmayacağının bildirildiğini söyledi.

gthyju
Newroz Ahmed, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'da Reuters'a röportaj verirken - 31 Ağustos

Ahmed, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Kamışlı'daki bir askeri üste Reuters'a yaptığı açıklamada, “Orduya katılmak istedik, çünkü güçlerimiz kendilerini bir tugay veya bağımsız bir tabur şeklinde düzenli biçimde korumalarını sağlayacak deneyim ve yeterliliğe sahip” dedi. Ahmed, “Temel şartımız, bu gücün düzenli bir yapı içinde olması, farklı yerlere dağıtılmaması ve küçük gruplar halinde konuşlandırılmamasıydı. Bu öneriyi reddettiler” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanlığı'nda rol mü?

YPG, şu anda örgütlü bir savaş gücü olarak varlığını sürdürmesini sağlayacak alternatif formül bulmak amacıyla Suriye İçişleri Bakanlığı ile görüşmeler yürütüyor.

Görüşmeler, yeni yönetimin on yılı aşkın süren iç savaşın sona ermesinin ardından Suriye'nin güvenlik kurumlarını yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor.

İçişleri Bakanlığı bünyesinde hâlihazırda turizm polisi aracılığıyla kadın personel bulunuyor. Bu yılın başlarında, görüşmeler hakkında bilgi sahibi kaynaklar, Suriye merkezi yönetiminin, YPG’li kadın savaşçıların İçişleri Bakanlığı'na bağlı bu kadın birimine katılmasını önerdiğini belirtmişti.

Ancak kaynaklar, YPJ’nin bu öneriyi reddettiğini doğrularken, birlik sözcüsü de kendilerine böyle bir teklif yapıldığını yalanladı.

Newroz Ahmed, Reuters'a yaptığı açıklamada, “Kadın Koruma Birlikleri”nin bunun yerine İçişleri Bakanlığı'na bağlı özel operasyon güçlerine katılmayı önerdiğini söyledi. Ahmed, bu birimin kendi güçlerinin yetenekleriyle daha fazla örtüştüğünü ve erkeklerin ağırlıkta olduğu güvenlik güçlerinde kadınların temsilinin artırılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

gh
YPJ mensubu kadın savaşçılar, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'de askeri tatbikat sırasında - 22 Ağustos (Reuters)

Ahmed, “İçişleri Bakanlığı ile konuyu görüştüğümüzde, güçlerimizde bin 500'den fazla kadın savaşçı bulunduğunu söyledik ve bu gücün tamamının entegre edilip edilmeyeceğini sorduk” dedi. Ahmed, yanıtı “önümüzdeki günlerde” almayı beklediğini ifade etti.

Suriye Savunma ve İçişleri bakanlıkları, görüşmeler hakkında Reuters'ın sorularını henüz cevaplamadı. Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba ise cuma günü Rudaw'a yaptığı açıklamada, “Kadın Koruma Birlikleri” mensubu kadın savaşçıların bakanlık saflarında memnuniyetle karşılanacağını söyledi, ancak üstlenecekleri muhtemel role ilişkin ayrıntı vermedi. El-Baba ayrıca birliklerin Suriye'nin tamamında konuşlandırılacağını ve tek bir coğrafi bölgeyle sınırlandırılmayacağını ifade etti.

JPJ’nin geleceği meselesi, bu gücü çatışma yıllarında büyük mücadelelerle elde edilen siyasi ve toplumsal kazanımların sembolü olarak gören çok sayıda Kürt kadın açısından daha geniş önem taşıyor.

JPJ mensubu 20 yaşındaki Josko Siyager, “Kadınları her zaman zayıf olarak görüyorlar... Biz gücümüzü erkeklerden almıyoruz, mevcut devletten de almıyoruz... Elbette özel bir statümüzün olmasını istiyoruz ve bu konuda ısrar ediyoruz” dedi.

YPG’ye bağlı bir birliğe komuta eden 31 yaşındaki Binaber Baran ise Suriye anayasasının bu güçlerin rolünü açıkça güvence altına alması gerektiğini düşünüyor. Baran, “Bugüne kadar hiçbir zaman birilerinin bizi savunmasını beklemedik... Biz kadınlar kendimizi savunduk” ifadelerini kullandı.


Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
TT

Cezayir, Tanezruft Çölü'ndeki askeri kışlayı uyuşturucu kaçakçıları için cezaevine dönüştürüyor

Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)
Doğu Cezayir'de bir çetenin kontrolündeki mahalleye operasyon hazırlığındaki polis ekipleri (Cezayir polisi)

Cezayir, hayat şartları açısından dünyanın en zorlu bölgelerinden biri olan Tanezruft Çölü'nde bulunan bir askeri kışlayı, uyuşturucu kaçakçıları için yüksek güvenlikli cezaevine dönüştürecek. Karar, Cezayir Cumhurbaşkanlığı tarafından dün açıklandı.

Karar, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun başkanlığında düzenlenen Yüksek Güvenlik Konseyi toplantısında alındı. Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamada, yeni cezaevinin “uyuşturucu baronları ve satıcılarına” tahsis edileceği belirtildi ancak başka ayrıntı verilmedi.

Yetkililer ayrıca, birçok ülkede bulunan kurumlara, örneğin ABD Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi'ne (DEA), benzer şekilde uyuşturucuyla mücadele konusunda uzmanlaşmış bir güvenlik birimi kurulmasına karar verdi.

Açıklama, yaklaşık 46 milyon nüfusa sahip, Akdeniz'e kıyısı bulunan ve yaklaşık 6 bin 400 kilometrelik kara sınırına sahip Cezayir'de uyuşturucu kaçakçılığındaki artış konusunda yetkililerin uyarılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde geldi.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Uyuşturucuyla Mücadele ve Bağımlılık Dairesi'nin verilerinden aktardığına göre Cezayir'de uyuşturucu bağımlılarının sayısı 2024 yılında 3 milyonu aştı.

Yetkililer düzenli olarak geniş çaplı uyuşturucu operasyonları ve ele geçirmeler gerçekleştirildiğini duyuruyor. 21 Ağustos'ta, psikotropik bir madde olan pregabalin içeren 10 milyondan fazla kapsülün yanı sıra 33 kilogramdan fazla kokain ele geçirildiği açıklandı. Operasyon, rekor miktarda uyuşturucunun ele geçirildiği bir baskın olarak nitelendirildi.

Cezayir'in Mali sınırında, ülkenin güneybatı ucunda bulunan Tanezruft, neredeyse tamamen ıssız bir çöl bölgesi. Yaz aylarında sıcaklıkların 50 santigrat dereceyi aşabildiği bölge, Sahra Çölü'nün en izole ve zorlu kesimlerinden biri olarak kabul ediliyor.


Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
TT

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik planı engelledi

Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)
Mehdi izcilerinin mensupları, Beyrut'un güney banliyölerinde düzenlenen cenaze töreninde bir Hizbullah lideri ve ailesinin tabutlarını taşıyor (AP)

Lübnan, Suriye kıyılarında güvenliği sabote etmeye yönelik bir planı, Esed rejiminin kalıntıları ile Hizbullah'a bağlı faaliyet gösteren bir güvenlik ağını çökerterek engelledi.

Yargı kaynakları, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, ağın üyelerinden 5 kişinin (3 Suriyeli ve 2 Lübnanlı) gözaltına alındığını bildirdi. Kaynaklara göre ağ, Suriye'den savaşçıları kuzey sınırı üzerinden Lübnan'a sokuyor, ardından bu kişileri Beyrut'un güney banliyölerine ve daha sonra Baalbek-Hermel bölgesindeki bir eğitim kampına götürüyordu.

Kaynaklar, gözaltına alınanlar arasında eski Suriye rejimindeki güvenlik birimlerinden birinin sorumluluğunu üstlenmiş olan Suriyeli Albay Menaf Ali Safi'nin de bulunduğunu belirtti.

Kaynaklar ayrıca ağın elinde el bombaları, makineli tüfekler ve keskin nişancı tüfeklerinin de bulunduğu silah ve mühimmatın ele geçirildiğini belirtti.

Gözaltına alınanların, “Hacı Alaa” olarak bilinen bir kişinin yönetimindeki Hizbullah mensupları ve kadroları tarafından eğitildiklerini kabul ettikleri kaydedildi. Şüpheliler, eğitimlerin kamuoyuna açıklanan amacının “mevcut Suriye güçlerinin Lübnan'ın Bekaa bölgesine yönelik olası bir saldırısına karşı hazırlık yapmak” olduğunu öne sürdü.

Kaynaklar, ağın eski Suriye ordusunda tümgeneral olan Muhammed Cabir tarafından yönetildiğini vurguladı. Moskova'da bulunan Cabir'in, devrik Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'e yakınlığıyla bilindiği ifade edildi.