Mısır'dan mülteciler için yasa: Meclisin talepleri, hükümetin yasayı bir an önce yayınlamaya zorluyor

Mısır Temsilciler Meclisi’nde daha önce yapılan oturumlardan biri (Arşiv)
Mısır Temsilciler Meclisi’nde daha önce yapılan oturumlardan biri (Arşiv)
TT

Mısır'dan mülteciler için yasa: Meclisin talepleri, hükümetin yasayı bir an önce yayınlamaya zorluyor

Mısır Temsilciler Meclisi’nde daha önce yapılan oturumlardan biri (Arşiv)
Mısır Temsilciler Meclisi’nde daha önce yapılan oturumlardan biri (Arşiv)

Mısır Temsilciler Meclisi’nin sığınmacıların ve mültecilerin oturumlarıyla ilgili prosedürleri düzenleyen yasanın çıkarılmasının hızlandırılması gerektiğine ilişkin önerisi, Mısır'daki komşu ülkelerden gelen sığınmacılar ve mülteciler dosyası sorununu gündeme getirdi. Özellikle son yıllarda sonuncusu Sudan olmak üzere birçok Arap ülkesinde yaşanan iç huzursuzluklar nedeniyle ülkelerinden kaçıp Mısır’a gelen sığınmacı ve mülteci sayısı önemli ölçüde arttı. Teklif, Bakanlar Kurulu’nun yabancıların ilticasını düzenleyecek bir kanun çıkarılması ve onların işlerini yürütecek bir komite kurulmasına yönelik bir yasa tasarısının onaylanmasıyla aynı zamana denk geldi.

Teklifi sunan milletvekili, önerisinin ‘sığınmacılara karşı ve Mısır’ın geldikleri ülkelerde yaşananlardan dolayı herhangi bir yasal ve insani yükümlülüğünü ihlal etmediğini’ vurguladı. Bir uluslararası hukuk uzmanı, yasanın hükümleri devlet tarafından onaylanan anlaşmaların hükümleriyle tutarlı olduğu sürece, mültecilerin ya da sığınmacıların ikamet prosedürlerini düzenleyen ulusal mevzuatın çıkarılmasının, devletin uluslararası anlaşmalar kapsamındaki yükümlülüklerine aykırı olmadığını söyledi.

Aa
Mısır'a gelen Sudanlı mülteciler (EPA)

Mısırlı Milletvekili Amr Hindi, mültecilerin ve sığınmacıların oturum prosedürlerini düzenlemek için bir yasa çıkarılması teklifinde bulundu. Şarku’l Avsat’a konuşan Hindi, önerisinin temel amacının ‘ekonomi’ olduğunu belirtti. Mısır'ın ‘dolar açığı nedeniyle şu anda ekonomik bir krizle karşı karşıya olduğuna’ dikkati çeken Hindi, Mısır’ın yıllardır milyonlarca sığınmacı ve mülteciyi misafir ettiğini, geçici yer değiştirme aşamasını geçtiklerini ve enerji, ulaşım ve sağlık gibi sübvansiyonlu hizmetler de dahil olmak üzere Mısır vatandaşlarının yararlandığı tüm hizmetlerden yararlandıklarını kaydetti.

​Meclis çoğunluğunu elinde tutan Vatanın Geleceği Partisi üyesi olan Hindi, aynı zamanda yurtdışında yaşayan Mısırlıları temsil eden bir koltukta oturuyor. Teklif tasarısında, Mısır sakinlerinden yılda bin dolar toplanmasını öneren Hindi, bunun, tüm ayrıcalıklardan ve yaşam hizmetlerinden yararlanmayı garanti eden kapsamlı bir oturma izni alınması karşılığında yaklaşık 15 milyar dolar tasarruf sağlayacağını öngörüyor.

Bu teklifle devlete kaynak sağlamayı amaçladığını ifade eden Hindi, daha önce yurtdışındaki Mısırlı işçilerin arabalarını ülkeye getirmeleri için daha esnek bir mekanizmanın onaylanmasıyla dolar gelirlerini en üst düzeye çıkarmayı hedefleyen teklifler sunduğunu da hatırlattı. Ekonomik kriz yaşamayan zengin ülkeler de dahil olmak üzere dünyadaki ve bölgedeki çoğu ülkenin topraklarında yaşayanlara harç uyguladığını ve bunun devlet gelirlerinin bir kısmını oluşturduğunu belirten Hindi, Mısır topraklarında yaşayanların çoğunun çalışıyor olduklarını ve ikamet ücretinin çoğu için yük getirmeyen bir gelir kaynağı olacağına işaret ederek uluslararası kuruluşlar nezdinde mülteci olarak kayıtlı olanların bundan muaf tutulabileceklerini vurguladı.

As
Mısır'ın başkenti Kahire'de Nil Nehri'ne bir bakış (AFP)

Mısır’da ikamet eden yabancıların sayısı, resmi olan ve resmi olmayan tahminler arasında farklılık gösteriyor. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Mısır’da yaşayan uluslararası göçmenlerin sayısını 133 ülkeden 9 milyon kişi olarak tahmin ederken, başta 4 milyon göçmenle Sudanlılar, 1,5 milyonla Suriyeliler ve ardından birer milyon göçmenle Yemenliler ve Libyalılar gelirken resmi rakamlar bu sayını üzerinde gösteriyor. Mısır basınında ve sosyal medyada yer alan resmi olmayan tahminlere göre Mısır’da yaklaşık 20 milyon sığınmacı ve mülteci bulunuyor.

Bu tutarsızlığın nedenlerinden biri, Mısır topraklarında ikamet edenlerin varlığının nedenlerini açıklarken farklı terimlerin kullanılmasından kaynaklanıyor. Göçmenler genellikle insani nedenlerle yerinden edilenler, uluslararası kuruluşlara kayıtlı olan mülteciler ve çalışmak ya da okumak için ülkeye gelenlerle karıştırılıyorlar.

Milletvekili Hindi, önerisinin Mısır’ın topraklarında ikamet eden Mısırlı 7olmayan milyonlarca kişiye karşı insani ve yasal yükümlülüklerini ihlal etmediğini veya azaltmadığını vurguluyor. Uluslararası hukuk uzmanı Dr. Eymen Selame, ikamet ya da sığınma prosedürlerini düzenleyen bir yasanın çıkarılmasının, Mısır’ın Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi'ne olan bağlılığıyla çelişmediğini düşünüyor.

Ash
Kahire’deki Mısır Merkez Bankası genel merkezinin önünden geçenler ve arabalar (Reuters)

Dr. Selame, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede devlet tarafından onaylanır onaylanmaz yasanın bir parçası haline gelen uluslararası anlaşmanın özüne ve hükümlerine aykırı olmamak kaydıyla uygun gördüğü mevzuatı çıkarmanın her ülkenin hakkı olduğunun altını çizdi. Dr. Selame, ayrıca, Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi, uluslararası geleneğe göre sözleşmeye taraf olmayan devletler için dahi bağlayıcı olduğunu vurguladı.

Nisan ortasında Sudan'da iç çatışmaların patlak vermesinden bu yana son haftalarda, Mısır'a göç ettirilen insanların sayısında dikkate değer bir artış yaşandı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 107 bini Sudanlı ve 5 bini başka milletlerden olmak üzere toplam 112 binden  fazla kişinin geçtiğimiz 17 Mayıs'a kadar Sudan'dan Mısır'a kaçtığını tahmin ediyor.

Resmi veriler ise yerinden edilen Sudanlıların sayısının 250 bini aştığını, 5 milyondan fazla Sudanlının ise yıllardır Mısır'da ikamet ettiğini ve bunlardan sadece yaklaşık 60 binin UNHCR’de mülteci olarak kayıtlı olduğunu gösteriyor.

Sdhh
Mısır'a göç eden Sudanlı aileler büyük sıkıntılar yaşıyorlar (EPA)

UNHCR’nin 2023 mart ayı raporuna göre Mısır, 60 farklı ülkeden 288 binden fazla kayıtlı sığınmacı ve mülteciye ev sahipliği yapıyor. Mülteci ve sığınmacıların geldiği ülkelerin başında Suriye gelirken onu Sudan, Güney Sudan, Eritre, Etiyopya, Yemen ve Somali takip ediyor.

Mısır hükümeti, geçtiğimiz ay yabancıların Mısır'a iltica etme prosedürlerini düzenleyen ve iltica sonrası işlemlerini yöneten bir yasa tasarısını onayladı. Yeni yasa tasarısı, Bakanlar Kurulu Başkanlığı'na bağlı olmak kaydıyla, mülteci işlerini yürütmek üzere daimi bir komite kurulmasını öngörüyor. Bu komite mültecilerin kayıt işlemleriyle ilgilenirken yetkileri ilgili uluslararası kuruluşlarla iş birliği içinde koşullarının düzenlenmesi ve hak edenlere destek ve bakım sağlanması da dahil olmak üzere ülkedeki sığınmacı ve mültecilerin ikametleriyle ilgili tüm konuları kapsıyor.



Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
TT

Lübnan... Hizbullah’ın ülkeyi yeni bir savaşa sürüklemesi nedeniyle öfke giderek artıyor

İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)
İsrail’in Beyrut’a düzenlediği hava saldırısının ardından bir binadan yükselen duman (AP)

Beyrut’un yoğun nüfuslu Aişe Bekkar mahallesinde çarşamba günü düzenlenen İsrail saldırısının ardından hüzün ile artan öfke iç içe geçmiş durumda. Savaşın başlamasından bu yana birçok Lübnanlı, ülkeyi yeni bir savaşa sürüklediğini düşündükleri Hizbullah’a tepki gösteriyor.

Hedef alınan binaya birkaç metre uzaklıktaki küçük sebze dükkânında AFP’ye konuşan Rande Harb, öfkeyle “Hizbullah silahlarını devlete teslim etmeli. Silahlar yalnızca meşru güvenlik güçlerinin elinde olmalı. Nokta” dedi.

İsrail’in binadaki bir daireyi hedef alan saldırısı çevredeki binalarda da hasara yol açtı. Sebze dükkânının karşısında bulunan, siyah başörtüsü ve abaya giyen bir kadın ise gözyaşları içinde, “Biz sadece barış içinde yaşamak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Hizbullah, Kasım 2024’te İsrail ile arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasından bu yana İsrail’in Lübnan’a yönelik aralıksız saldırılarına bir yıldan fazla süre boyunca karşılık vermemişti. Ancak örgüt, 2 Mart gecesi Tahran’da ABD-İsrail ortak saldırısında İran Dini Lideri Ali Hamaney’in öldürülmesine yanıt olarak İsrail’e doğru bir dizi füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlattı.

Art arda yaşanan savaşlar ve süregelen ekonomik kriz nedeniyle yorgun düşen birçok Lübnanlı ise bu savaşın kendilerine ait olmadığını düşünüyor.

Lübnan hükümetinin son verilerine göre İsrail saldırılarında 13 gün içinde 634 kişi hayatını kaybetti, bin 500 kişi yaralandı. Ayrıca 800 binden fazla kişi de yerinden edildi.

Hedef kim?

Yaralıların tahliye edilmesinin hemen ardından, yoğun nüfuslu ve yerinden edilmiş kişilerin de bulunduğu mahallede hedef alınan dairedeki kişilerin kimliğine dair söylentiler yayılmaya başladı. Yakındaki bir mağazada çalışan bir kişi hedef alınan kişinin Hizbullah mensubu olduğunu söylerken, elektrik işiyle uğraşan ve bir gıda dükkânı bulunan Muhammed ise “Onun Hamas mensubu olduğunu söylüyorlar” dedi. Muhammed, söz konusu kişinin yaklaşık üç haftadır bu binada yaşadığını belirtti.

efthyj

Muhammed, hedef alınan kişinin kimliğinin önemli olmadığını, asıl sorunun ‘Hizbullah ve Hamas’ın varlığının Lübnanlıları büyük bir tehlikeye sürüklemesi’ olduğunu ifade etti. Muhammed, “Onlar hedef alındıkları için buraya geldiler. Eğer şehit olmak istiyorlarsa kendi yerlerinde kalsınlar. Yalnız başlarına şehit olsunlar” diye konuştu.

Kucağında bir çocuk taşıyan Azize Ahmed ise 2024’teki savaş sırasında evinde sekiz yerinden edilmiş aileyi ağırladığını, ancak bu kez İsrail’in ağır yıkıma yol açan saldırılar düzenlediği Beyrut’un güney banliyölerinden yeni bir göç dalgası yaşanmasından endişe ettiğini söyledi.

Hristiyanların çoğunlukta olduğu Mar Mikhael bölgesinde ise genellikle restoran ziyaretçileriyle dolu olan sokakta bir bakkal işleten 68 yaşındaki Tony Saab, savaşın ‘hayatımızı ve geleceğimizi etkilediğini’ belirterek durumu eleştirdi. Saab, “Hizbullah ülkesini ya da kendi destekçilerini düşünmeden kararlar alıyor” dedi. Örgütün ‘anlamsız savaşlar yürüttüğünü’ savunan Saab, “Bir roket atarsanız size yüz roketle karşılık verirler... Bu savaş dengeli değil” ifadelerini kullandı.

“Kim intihar etmek ister?”

Uzun yıllar boyunca Hizbullah, İsrail’e karşı mücadele eden silahlı güç olarak hem Lübnan’da hem de Arap dünyasında geniş bir popülariteye sahipti. 2006 yılında 33 gün süren savaş sırasında Lübnanlılar, güneyden gelen yerinden edilmiş kişilere evlerinin kapılarını açmıştı. Ancak örgüt, Suriye’de Beşşar Esed güçlerinin yanında savaşması ve önceki yönetim döneminde Tahran ile Şam’ın desteğiyle Lübnan’daki siyasi hayatın önemli noktalarını kontrol etmesi nedeniyle zamanla popülaritesini kaybetmeye başladı.

Mevcut savaşın başlamasından bu yana dikkat çeken gelişmelerden biri de, üyelerinin büyük bölümü Hizbullah’a bağlılık duyan Şii toplumunun içinden eleştirel seslerin yükselmeye başlaması oldu. Sosyal medya platformlarında da bu kesimden çok sayıda video ve yorum paylaşılırken, savaş ve Hizbullah’ın performansı eleştiriliyor.

55 yaşındaki Sünni Lübnanlı Gade, “Biz hiçbir zaman onlardan ya da Seyyid’den (Hizbullah’ın eski genel sekreteri Hasan Nasrallah) nefret etmedik. İsrail’i durduran ve geri püskürten oydu” dedi. Ancak Gade’ye göre ‘artık durum değişti’.

Gade, Hizbullah’ın popülaritesini ‘Şiiler arasında bile’ kaybetmeye başladığını belirterek, “İnsanlar yoruldu” ifadesini kullandı.

Şii bir aileden gelen avukat Lina Hamdan ise “Kimse bu savaşı istemiyor. Kim intihar etmek ister? İlk kurbanlar onlar (Şiiler) olur” diye konuştu.

Hizbullah’a muhalif olan Hamdan, mevcut savaşın örgütün siyasi ve askeri geleceği açısından ‘bir dönüm noktası’ olacağını düşünüyor.

Beyrut’ta yerinden edilmiş kişiler için barınağa dönüştürülen bir okulda yaşayan 53 yaşındaki Hiyam ise “Bu savaşın amacı ne? Hiçbir şey mantıklı görünmüyor” dedi.

Genellikle geniş yardım kuruluşları, hastaneler ve okullardan oluşan bir ağ üzerinden yerinden edilmiş kişilere destek sağlayan Hizbullah’ın bu kez aynı desteği sunmadığını söyleyen Hiyam, “Bu defa kendi başımızın çaresine bakmaya bırakıldık” ifadesini kullandı.


Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
TT

Irak'ta Haşdi Şabi güçlerine yönelik ölümcül saldırılar

Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan
Irak'ın batısındaki Akaşat'ta Haşdi Şabi Güçlerine yönelik saldırının gerçekleştiği yeri gösteren ve geniş çapta yayılan bir videodan

Irak, batı sınırlarından güneydeki karasularına kadar uzanan çok cepheli, benzeri görülmemiş bir askeri gerilim evresine girdi. Dün ülkenin batısındaki Akaşat bölgesinde ve Bağdat'ın güneyindeki Sakr kampında bulunan Haşdi Şabi Güçleri’nin mevzilerine düzenlenen hava saldırılarında can kayıpları çok sayıda yaralı olduğu belirtildi.

Irak Silahlı Kuvvetleri ve Ortak Operasyonlar Komutanlığı, saldırıları "belirli bir hedef gözetmeyen sistematik bir saldırganlık" olarak nitelendirerek, güvenlik kazanımlarını baltalamayı ve egemenliği ihlal etmeyi amaçladıklarını belirtti. Sorumlu uçakların belirlenmesi için de alarm durumu ilan edildi.

Daha sonraki bir gelişmede ise patlayıcı yüklü insansız hava araçları (İHA), Bağdat'ın kuzeyindeki Mahmur Kampı'nda bulunan Irak Ordusu'nun 14. Tümeni karargahını hedef aldı, ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadı.

Buna paralel olarak, patlayıcı yüklü teknelerin iki yabancı petrol tankerini hedef aldığı bir saldırının ardından çatışma Basra'daki Faw kıyılarına da sıçradı. İran Devrim Muhafızları, tankerlerden birini hedef alma sorumluluğunu üstlendi.

Olay, büyük yangınlara ve Irak limanlarından ham petrol sevkiyatının geçici olarak durmasına neden olarak, ülkenin tam teşekküllü bir bölgesel savaşa sürüklenmesi korkusunu derinleştirdi.


İsrail ordusu Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye köprüsünü vurdu

 İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
TT

İsrail ordusu Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye köprüsünü vurdu

 İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)
İsrail'e ait bir F-15 savaş uçağı, 29 Haziran 2023'te İsrail'in güneyindeki Hatzerim Hava Üssü üzerinde uçarken görüntülendi (Reuters)

İsrail ordusu bugün yaptığı açıklamada, Lübnan'daki Litani Nehri üzerindeki Zrariye Köprüsü'nü hedef aldığını ve burayı Hizbullah militanları için önemli bir geçiş noktası olarak tanımladığını belirtti.

Ordu, grubun son zamanlarda köprü yakınlarına roketatarlar yerleştirdiğini ve bunlardan İsrail'e roketler fırlattığını ifade etti.

Bu, İsrail ordusunun Hizbullah ile mevcut çatışmalarda Lübnan'daki bir köprüyü hedef aldığı ilk olay.

İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri liderleri, Ortadoğu'daki savaş bugün ikinci haftasına girerken, yüzlerce can kaybına, milyonlarca insanın hayatının alt üst olmasına ve finans piyasalarının sarsılmasına yol açan çatışmalara devam edeceklerini açıkladılar.

İran'ın yeni Yüksek Lideri Mücteba Hameney, dün televizyonda yayınlana ilk açıklamasında Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağına dair söz verdi. İslam Devrim Muhafızları Ordusu'na yakınlığıyla bilinen sertlik yanlısı lider, "Herkese temin ederim ki, şehitlerinizin kanının intikamını almayı unutmayacağız" dedi. Açıklamayı kendisinin yapmamasının nedeni ise belirsizliğini koruyor.