İran rejiminin çöküşü Mısır'da dizginsiz İsrail korkularını tetikliyor

Geçmiş deneyimler Kahire'ye Tahran'ın yalnız veya sessizce acı çekmek istemediğini öğretti

Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen bir gemi, 25 Kasım 2025
Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen bir gemi, 25 Kasım 2025
TT

İran rejiminin çöküşü Mısır'da dizginsiz İsrail korkularını tetikliyor

Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen bir gemi, 25 Kasım 2025
Mısır'ın Süveyş Kanalı'ndan geçen bir gemi, 25 Kasım 2025

Amr İmam

Mısır, şu ana kadar ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaşa askeri olarak sürüklenmekten kaçındı. Bununla birlikte, bölgedeki en kalabalık Arap ülkesi, savaşın başlangıcından beri sanki doğrudan dahilmiş gibi savaşın seyrini takip etti. Kahire'nin bu teyakkuz hali içinde olmasının geçerli nedenleri var; karmaşık bir güvenlik endişeleri ağı, stratejik hesaplar ve ekonomik kaygılar.

Savaşın ekonomik etkisi anında hissedildi ve belki de acı verici olacak. Mısır'ın günlük yaklaşık 6,2 milyar metreküp doğalgaz tüketiminin yaklaşık yüzde 15 ila 20'sini oluşturan İsrail doğalgaz tedarikinin askıya alınmasından, yüz milyonlarca dolarlık yabancı varlığın ülkeden çıkışına kadar, Mısır, bu çatışmanın doğrudan bir sonucu olarak önümüzdeki günlerde sert ekonomik gerçeklerle karşı karşıya kalacağını öngörüyor.

Mısır ordusuna ait tanklar, kuşatma altındaki Filistin topraklarında Hamas ve İsrail arasında devam eden çatışmaların ortasında, Sina Yarımadası'nın kuzeyinde Gazze Şeridi sınırındaki el-Ariş'te konuşlandırıldı, 4 Temmuz 2024 (AFP)Mısır ordusuna ait tanklar, kuşatma altındaki Filistin topraklarında Hamas ve İsrail arasında devam eden çatışmaların ortasında, Sina Yarımadası'nın kuzeyinde Gazze Şeridi sınırındaki el-Ariş'te konuşlandırıldı, 4 Temmuz 2024 (AFP)

Bu gelişmeler Mısır para birimi üzerinde baskı oluşturuyor, emtia fiyatlarını keskin bir şekilde yükseltiyor ve uzun süredir halkın dayanılmaz yaşam maliyetiyle boğuştuğu bir ülkede siyasi veya güvenlik sonuçları riskini artırıyor. Ancak, savaşla ilgili stratejik ve güvenlik endişeleri ne kadar yıkıcı olursa olsun, bu acil ekonomik etkilerden daha önemli olmaya devam ediyor.

Güvercinler arasında bir kedi

Lübnan Hizbullahı, kuzey İsrail'e füze, insansız hava aracı ve roket saldırıları düzenleyerek savaşa fiilen dahil oldu ve İran destekli bir vekilin tekrar savaşa girmesi konusunda yeni bir emsal oluşturdu. Diğer İran destekli vekillerin, özellikle Yemen'deki Husi grubunun da dahil olması, bu İran destekli milis grubunun Babül Mendeb Boğazı'nı kapatmaya veya Kızıldeniz'deki uluslararası gemi trafiğine yönelik saldırılarına yeniden başlamaya karar vermesi durumunda, Mısır'ın güvenlik ortamını daha da kompleks hale getirebilir.

Böyle bir gelişme, Mısır'ın hayati ekonomik damarı ve en önemli uluslararası ticaret yollarından biri olan Süveyş Kanalı'nı işlevsiz hale getirebilir. Burada, ekonomik çıkarlar siyasi, güvenlik ve jeopolitik hususlarla kesin bir şekilde kesişiyor. Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayan en kısa rota olan ve normal şartlar altında yıllık küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12 ila 15'inin geçtiği bir deniz koridoru olan Süveyş Kanalı, Mısır'ın uluslararası sahnedeki stratejik ağırlığının önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Ne var ki son yıllarda, Yemen'deki karışıklık nedeniyle Süveyş Kanal’ı ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldı. Halen Sudan’ın güney Kızıldeniz kıyılarına da sıçrama potansiyeli taşıyan ülkedeki savaşı, bu tehditleri daha da büyüttü.

Buna ek olarak, ayrılıkçı Somaliland bölgesinin bağımsızlığının yaygın olarak tanınması ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabaları da söz konusu. Bu iki sorun bir araya gelirse, İsrail de dahil olmak üzere düşman güçlerin Kızıldeniz'in güney girişine yaklaştığının habercisi olacak ve Mısır'ın ekonomik ve askeri olarak boğulması olasılığını artıracaktır.

Babül Mendeb Boğazı'nın kapanması ve Kızıldeniz'de Husi saldırılarının yeniden başlaması, Kahire için işleri daha da karmaşık hale getirecek ve kuşatma altında olduğu hissini yoğunlaştıracaktır

Mısır'ın, Somaliland'ın olası ayrılığı ve Kahire'nin Afrika Boynuzu'ndaki tarihi rakibi Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme hırsları karşısında Somali'ye tam destek vermesinin açıklaması bu olabilir. Babül-Mendeb Boğazı'nın kapanması ve Kızıldeniz'de Husi saldırılarının yeniden başlaması, Kahire için işleri daha da karmaşık hale getirecek ve kuşatma altında olduğu hissini yoğunlaştıracaktır.

Kesişme noktası

Mısır, 1979'da İran'da İslam Devrimi'nin patlak vermesinden bu yana İran ile şiddetli bir düşmanlık içinde olmuştur. Bu kopma, ideolojik farklılıklar, farklı politikalar, bölgesel çıkarlar ve bölgedeki çatışan ittifak ağları üzerine kuruldu. Çoğu Arap başkenti gibi Kahire de İran'ın devrim ilkelerini ihraç etme girişimlerini doğrudan bir tehdit olarak gördü. Ardından Tahran'ın istikrarsızlaştırıcı bölgesel politikaları, Şii milis gruplar kurarak ve destekleyerek Arap devletleri üzerinde kontrol kurma arzusu, Tahran ile Kahire arasındaki uçurumu on yıllar boyunca daha da genişletti.

​​​​​​​Mısır Süveyş Kanalı İdaresi'nden elde edilen ve 3 Haziran 2022 tarihli bu fotoğraf, bir römorkörün Süveyş Kanalı boyunca Energean Şirketi’ne ait yüzer üretim, depolama ve boşaltma (FPSO) gemisini çekişini gösteriyor (AFP)Mısır Süveyş Kanalı İdaresi'nden elde edilen ve 3 Haziran 2022 tarihli bu fotoğraf, bir römorkörün Süveyş Kanalı boyunca Energean Şirketi’ne ait yüzer üretim, depolama ve boşaltma (FPSO) gemisini çekişini gösteriyor (AFP)

Bununla birlikte, İran, Mısır'ın gözünde, başka bir düşmanla meşgul olan uzak tehdit olarak kaldı, o düşman da İsrail. Mısır ve İsrail, İran'daki İslam Devrimi'nin patlak vermesinden sadece bir ay sonra bir barış antlaşması imzalamıştı. O zamandan beri Kahire ve Tel Aviv, soğuk da olsa bir barış içinde yaşamayı sürdürdü ve Mısırlılar bu barışın geçici bir ateşkesten başka bir şey olmadığı kanaatindeler.

Yıllar içindeki gelişmeler de bu kanaati doğruladı. Birbirini takip eden İsrailli liderlerin sözde “Büyük İsrail” vizyonuna olan bağlılığı, “barış antlaşmasını” daha ziyade geçici bir askıya alma anlaşmasına benzetiyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Ağustos 2025'te bu vizyona bağlılığını yineledi ve bu açıklama Mısırlıları şaşırtmadı.

Dahası, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail'in komşu ülkelerdeki topraklarda “Tevrat’a dayalı hakkı” olduğu konusundaki son açıklamalarına bazı İsrailli muhalif figürlerin verdiği yanıtlar, bu bağlılığın Netanyahu ve mevcut İsrail hükümetinde kilit pozisyonlarda bulunan yerleşim destekçileriyle sınırlı olmadığını teyit etti.

Geçtiğimiz on yıllar boyunca, Mısır'ın bakış açısına göre, İsrail'in İran'ı bir tehdit olarak görmesi, Tel Aviv'in herhangi bir hata yapması durumunda İsrail ile çatışma anını erteleyen bir faktördü. Nitekim Tel Aviv, son iki yılda Gazze Şeridi'ni boşaltmak ve sakinlerini başka yerlere yerleştirmek için her yolu deneyerek, bu hatayı birkaç kez neredeyse yapacaktı. İsrail’in bu planlarına yaklaşık 2 milyon Gazzeliyi Mısır sınırına doğru itmek ve onları Mısır’ın Gazze ve İsrail ile sınır toprağı Sina'ya transfer etmek de dahildi.

Mısır açısından, İran'ın tamamen yenilgiye uğratılması ve çökmesi veya orada İsrail yanlısı bir rejimin kurulması tek bir anlama geliyor: İran'ın İsrail ile olan çatışma denkleminin dışında kalması, bölgesel güç dengesinin bozulması ve belki de bölgenin haritasının kalıcı olarak değişmesi

Bölgede yeni bir zorba

Mısır açısından, İran'ın tamamen yenilgiye uğraması ve çökmesi veya orada İsrail yanlısı bir rejimin kurulması tek bir anlama geliyor: İran'ın, İsrail ile olan çatışma denkleminin dışında kalması, bölgesel güç dengesinin bozulması ve belki de bölgenin haritasının kalıcı olarak değişmesi.

Bu, İsrail'e sınırsız güç kazandıracak ve onu, benzeri görülmemiş bir parçalanma yaşayan, ulusal ordularının tükendiği bir bölgede yeni bir zorbaya dönüştürecektir. Ancak o zaman bu yeni zorba, geride kalan ağırlık sahibi ülkeleri de etkisiz hale getirme arayışına girecektir. Belki de bu yüzden Mısır, savaşın patlak vermesini önlemek için savaştan önceki haftalar ve aylar boyunca elinden gelen her şeyi yaptı. Hem Haziran 2025’teki savaştan önce hem de mevcut savaştan önce bunu yaptı. Ancak bu, Kahire'nin hesaplarının kısa görüşlü veya sadece kendi çıkarlarıyla sınırlı olduğu anlamına gelmiyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu hesaplar aynı zamanda Mısır'ın çevresinde sükuneti koruma arzusuyla da bağlantılı. Mevcut savaşın patlak vermesinden önce, Mısırlı yetkililer, Amerikan-İsrail saldırılarının İran üzerindeki etkilerinin “İslam Cumhuriyeti” ile sınırlı kalmayacağının, özellikle de Tahran'ın savaş ateşini yaymak ve herkesi etkilemesini sağlamak için elinden gelen her şeyi yapacağının farkında olarak, savaşın tüm bölgeye yayılacak tehlikelere kapı açacağı konusunda defalarca uyarıda bulundular.

Geçmiş yılların deneyimi Kahire'ye Tahran'ın yalnız veya sessizce acı çekmek istemediğini öğretti. Nitekim aynı yıllar içinde İran, kendisine uygulanan yaptırım sistemi altında uluslararası topluma baskı yapmak amacıyla, bölgedeki vekillerini kullanarak Mısır da dahil olmak üzere diğer ülkelere zarar verdi.

Son iki yıldır Kahire, Tahran'ı bu baskının bir kısmını hafifletmeye ikna etmeye çalışarak bir kapsama politikası izliyor. Bu kapsamda attığı adımlardan biri de Husilerin Kızıldeniz'deki saldırılarını durdurmasını talep etmek oldu; bu saldırılar küresel nakliye rotalarının Süveyş Kanalı'nı dışlamasına ve Mısır'ın milyarlarca dolar gelir kaybı yaşamasına neden olmuştu. Ancak İran, bu taleplere sürekli olarak Husilerin operasyonel özerkliğe sahip olduğu ve üzerinde hiçbir etkisi olmadığı yanıtını veriyordu.

Şimdi, mevcut çatışmada İran'ın yenilgisi, Husiler gibi bölgesel vekil güçleri destekleyen yaşam hattını koparabilir. Ayrıca, yeni ve belki de daha saldırgan güçlerin ortaya çıkmasına ve kalan rakiplerini ortadan kaldırarak hegemonyasını kurmaya çalışmasına olanak tanıyan bir güç boşluğu yaratabilir.

*Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.