İsveç ürünlerine boykot, Kur’an-ı Kerim’in yakılmasına karşı etkili bir silah mı?

El-Ezher’den Arap ve İslam ülkelerine boykotu sürdürme çağrısı.

Kahire’deki El-Ezher Camii. (El-Ezher Medya Merkezi)
Kahire’deki El-Ezher Camii. (El-Ezher Medya Merkezi)
TT

İsveç ürünlerine boykot, Kur’an-ı Kerim’in yakılmasına karşı etkili bir silah mı?

Kahire’deki El-Ezher Camii. (El-Ezher Medya Merkezi)
Kahire’deki El-Ezher Camii. (El-Ezher Medya Merkezi)

Çok sayıda Arap ve İslam ülkesinde, İsveç makamlarının bazı radikallerin ‘Kur’an-ı Kerim’i yakmasına ve saygısızlık etmesine’ izin vermeye devam etmesine karşı protestolar sürüyor. Protestolar sosyal medyada yazılar yazmak ve İsveç ürünlerini boykot etme çağrısı şeklinde devam ederken, perşembe günü Iraklı göstericilerin Bağdat’taki İsveç Büyükelçiliği’ni ateşe vermesiyle daha şiddetli bir yöne kaydı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre önde gelen İslami kurumların, İsveç makamlarına karşı bir protesto ve baskı aracı olarak Arap ve İslam ülkelerinde İsveç ürünlerinin boykot edilmesi seçeneğini desteklemesi dikkat çekici olarak nitelendi. El-Ezher perşembe akşamı yaptığı açıklamada, Arap ve Müslüman halkları İsveç ürünlerini boykot etmeye devam etmeye çağırarak ‘Stockholm’ün uydurma ifade özgürlüğü sloganı altında İslam’ın kutsallarına karşı yaptığı provokatif uygulamaları’ şiddetle kınadığını ifade etti.

El-Ezher, tüm Arap ve İslam halklarını ‘Allah’ın ​​ve kitabının yanında olarak tüm İsveç ürünlerini boykot etmeye devam etmeye ve dünyadaki bütün hür insanları bu çağrıya katılmaya’ davet etti. ‘İsveç’in dinlerin kutsallarına saygı göstermeyen ve sadece paranın ve maddi çıkarların dilinden anlayan, İslam’a ve Müslümanlara yönelik barbarca ve düşmanca politikalarına karşı hep birlikte ciddi tavırlar göstermeye devam edilmesinin’ önemine vurgu yaptı.

El-Ezher’in açıklaması, Arap ve Müslüman pazarlardaki İsveç şirketleri ve ürünlerine karşı boykot kampanyaları düzenlemek için sosyal medya platformlarında geniş çapta yayılan kampanyaları güçlendirdi. Sosyal medya üzerinden aktivistler, gıda ürünleri, ev ürünleri, giysiler ve arabaların yanı sıra web siteleri ve elektronik uygulamaların adlarını içeren listeler yayınladılar.

Bu kampanyalar benzer olayları akıllara getirdi. 2005 yılında, küçük bir Danimarka gazetesi, Hz. Muhammed’in konu edildiği hakaret içerikli bir karikatür yayınlamış, ardından Danimarka ürünlerine ve mallarına yönelik boykot çağrıları duyulmaya başlamış ve bu, kısa sürede birçok Müslüman ülkede yaygın bir kampanyaya dönüşmüştü.

Dönemin ekonomi tahminlerine göre, Danimarka mallarını boykot etme kampanyası, Danimarka için 134 milyon euroluk (170 milyon dolar) bir kayba mal olmuştu. 2006 tarihli bir raporunda Danimarka bankası Jyske Bank, boykotun Danimarka ekonomisine maliyetinin toplam 7,5 milyar Danimarka kronu olduğunu belirtmişti. Söz konusu dönem Danimarka’nın Ortadoğu’ya ihracatı yarı yarıya düşmüştü. Danimarka’nın, İslam dünyasında ürünlerinin baş ithalatçısı olan Suudi Arabistan’a ihracatı yüzde 40 azalırken, İslam dünyasında üçüncü sırada gelen ithalatçısı İran’a ihracatı yaklaşık yüzde 47 azalmıştı. Libya, Suriye, Sudan ve Yemen de aniden Danimarka mallarının ithalatını durdurmuştu.

Ancak o zamanlar Danimarka’nın İslam ülkelerine olan ihracatının değeri yılda yaklaşık 14 milyar Danimarka kronu civarındaydı ve bunun 8 milyar kronu Ortadoğu’ya gitmekteydi. Bu da Danimarka’nın toplam ihracatının sadece yüzde 3’ünü oluşturuyordu. Bu durum, o zamanki hükümeti ve Danimarka Merkez Bankası baş ekonomisti Steen Bocian da dahil olmak üzere ekonomi uzmanlarını ‘Danimarka ekonomisinin İslam ülkeleri tarafından yapılan tam bir boykota direnecek kadar güçlü olduğunu’ söylemeye yöneltti.

Diğer yandan, 2020 yılında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ülkesinin Hz. Muhammed’e yönelik hakaret içerikli karikatürler yayınlamaktan vazgeçmeyeceğini açıkladığı sırada, Arap ve İslam ülkelerinde Fransız mallarına yönelik boykot çağrıları, Fransız siyaseti üzerinde daha büyük bir etki yaratmıştı. Macron, o dönemde Twitter hesabından kısa bir paylaşım yaparak, ülkesinin ‘laiklik bayrağını yükseklere taşıyacağını ve karikatürden vazgeçmeyeceğini’ belirtmişti. Ayrıca hakaret içerikli karikatürler yayınlamaya devam etme ve ‘Fransa’da radikalizmi desteklediğini’ söylediği kurumlarla savaşma sözü vermişti.

Arap ve İslam ülkelerinde Fransız mallarını boykot etmeye yönelik yaygın çağrılar karşısında, Fransa Dışişleri Bakanlığı o dönem ‘Fransa ürünlerine yönelik boykotu derhal durdurma’ çağrısı yapan bir bildiri yayınlamış ve bu ürünlere yönelik boykot çağrılarının ‘radikal bir azınlıktan çıktığını’ ifade etmişti. Paris, ilgili ülkelerden ‘Fransa’ya yönelik herhangi bir boykot veya saldırı çağrısından kaçınmalarını, şirketlerini korumalarını ve yurt dışındaki vatandaşların güvenliğini sağlamalarını’ istemişti.

O dönemde Fransız makamları, Fransız ihracatının Arap ve İslam ülkelerinde uğradığı zararı açıklamayı reddederek o yıl Fransız ekonomisinde kaydedilen önemli düşüşleri yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının yansımalarına bağlamıştı. Ekonomi raporlarına göre Fransa’nın Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine ihracatı 2019’da yaklaşık 41 milyar euroydu. Bu Fransa’nın toplam ihracatının yüzde 7,4’üne tekabül ediyordu. Dolayısıyla buradan Fransa’nın boykot çağrılarından rahatsız olmasının sebebi anlaşılıyor.

Mısırlı ekonomi uzmanı ve Mısır Politik Ekonomi Derneği üyesi Dr. İslam Cemaleddin Şevki, ‘savaşların geleneksel silahların dışındaki araçlarla yürütüldüğü bir dönemde ekonomik boykotun etkili bir silah haline geldiğini’ söyledi. Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte Kur’an-ı Kerim’in yakılması sebebiyle İsveç ürünlerine yönelik boykot çağrısını ‘hiçbir şekilde haklı gösterilemez ve ifade ve düşünce özgürlüğü kisvesiyle müsaade edilemez bu aşağılayıcı ve kabul edilemez davranışların önünü kesmek için etkin bir önlem’ olarak nitelendirdi.

İsveç şirketlerine yönelik boykot çağrılarını ekonomik açıdan değerlendiren Şevki, bu çağrıların ‘iki ucu keskin bir kılıç’ olduğunu söyledi. Bir yandan, boykotun ‘göz ardı edilemeyecek güçlü bir baskı aracı’ olarak kullanılırken diğer yandan, şirketlerin boykot ülkelerindeki şubelerinde işçi istihdamına zarar verebileceğini, özellikle boykotun uzun süre devam etmesi durumunda ve boykot edilen ürünler ve hizmetler için alternatiflerin olmaması durumunda, bunun ekonomiyi dolaylı olarak etkileyebileceğini kaydetti. Ayrıca, boykot ülkelerinde vergi gelirlerinin de azalabileceğine işaret etti.

Ancak bu olası zararları ‘acı bir ilaç’ olarak düşünen ve ekonomik boykotun hızla istenilen etkisini göstereceğini tahmin eden Şevki, İsveç hükümeti ve halkı yapılan hatayı kabul ettiğinde, boykot edilen ürünlerin tekrar satın alınacağını, işçilerin işlerini kaybetmeyeceğini ve şirketlerin tekrar hızlıca işler hale geleceğini belirtti. 2022 yılındaki Birleşmiş Milletler (BM) veri tabanına göre, İsveç’in Arap ülkelerine ihracat hacmi yaklaşık 4 milyar doları buluyor. Suudi Arabistan, 1,3 milyar dolarlık ithalatla ilk sırada yer alırken, bunu 803 milyon dolarla Mısır takip ediyor.

İsveç ürünlerine yönelik ekonomik boykotun yararının bir başka nedenini de Kahire’deki El-Ezher Radikalizmle Mücadele Gözlemevi’nin denetçilerinden Dr. Hamada Şaban paylaştı. Şaban halk tabanındaki boykot kampanyalarının ve El-Ezher’in verdiği desteğin, ‘İslam dininin kutsallarına karşı İsveç makamlarının sürekli provokasyonlarına cevaben barışçıl ve kabul edilebilir bir protesto aracı’ olduğunu söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şaban, bu uygulamalar sonucunda öfke duygusunun ‘otomatik olarak’ gösterildiğine ve boykotun ‘şiddet içermeyen bir araç olarak gerekli baskıyı sağladığı’ için bu konuda ‘en etkili alternatif’ olabileceğine dikkat çekti.

Şaban konuya dair sözlerinin devamında ‘Hz. Muhammed’e yönelik hakaret içerikli karikatür krizinde Fransız makamlarına yapılan baskıya ve aynı şekilde Hollanda yetkililerinin Hollanda Parlamentosu’ndan bir milletvekilinin az kalsın düzenleyeceği benzer bir karikatür yarışmasını engellemek zorunda kalmasına’ dikkat çekerek boykot çağrılarının başarısını gösterdi. Şaban “Ekonomik boykot nedeniyle bazı zararların doğması muhtemel. Ancak nihai hedef göz önüne alındığında bu zararlar önemsiz kalıyor. Nihai hedef, protesto sesini medeni bir şekilde ve ekonomik kaygıları önceliklerinin başına koyan Batılı ülkelerin anlayacağı şekilde iletmektir” dedi.

Şaban değerlendirmesinin devamında Kur’an-ı Kerim’i yakarak kutsal kitaba saygısızlık etmek gibi provokatif uygulamaların ‘tamamen suç olduğunu ve ifade özgürlüğü ile hiçbir ilgisi olmadığını’ vurguladı. İsveç resmi makamlarının bu uygulamalara verdiği desteğin ‘bir hata olduğunu, buna uygun bir karşılık verilmesi gerektiğini ve boykotun da bu karşılıklar arasında yer aldığını’ kaydetti.



WSJ:Amerika, Irak'a dolar sevkiyatını durdurdu

 ABD doları banknotları (Reuters)
ABD doları banknotları (Reuters)
TT

WSJ:Amerika, Irak'a dolar sevkiyatını durdurdu

 ABD doları banknotları (Reuters)
ABD doları banknotları (Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), Iraklı ve Amerikalı yetkililere atıfta bulunarak, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Irak'a dolar sevkiyatını askıya aldığını ve ordusuyla güvenlik iş birliği programlarını dondurduğunu, bu gelişmenin Bağdat üzerindeki baskıyı artırarak, İran destekli güçlü silahlı grupları ortadan kaldırmaya zorladığını bildirdi.

WSJ, ABD Hazine Bakanlığı yetkililerinin yakın zamanda Irak petrol satışlarından elde edilen yaklaşık 500 milyon ABD doları tutarındaki paranın New York Federal Rezerv Bankası'ndaki hesaplardan çekilmesini engellediğini bildirdi. Reuters bu haberi henüz doğrulayamadı. Hem ABD Hazine Bakanlığı hem de Federal Rezerv, yorum taleplerine henüz yanıt vermedi.

Şarku’l Avsat’ın WSJ’den aktardığına göre, Washington Bağdat'a, grupların saldırıları durana ve Irak yetkilileri silahlı grupları dağıtmak için adımlar atana kadar bazı terörle mücadele ve askeri eğitim programlarına yönelik fonlamayı askıya alacağını bildirdi.

ABD, bu ayın başlarında Bağdat'taki önemli bir ABD diplomatik tesisine düzenlenen saldırının ardından Irak'ın büyükelçisini çağırdı. Bu saldırılar, Washington'un İran destekli "terörist milisleri" sorumlu tuttuğu bir dizi saldırıdan sonra gerçekleşmişti.


Suriye Devlet Başkanı Şara Suudi Arabistan’da

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara (SPA)
TT

Suriye Devlet Başkanı Şara Suudi Arabistan’da

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara (SPA)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş- Şara, Suudi Arabistan’a resmi bir ziyaret kapsamında Cidde’ye geldi. Şara’yı, Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’nda Mekke Bölgesi Emir Yardımcısı Prens Suud bin Mişal bin Abdülaziz karşıladı.

Suriye liderinin, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile görüşmesi bekleniyor.

Suriye resmi haber ajansı SANA, söz konusu görüşmede iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi ile ortak ilgi alanına giren konuların ele alınacağını bildirdi. Ziyaretin, Suriye Devlet Başkanı’nın Körfez turu kapsamında gerçekleştiği ifade edildi.


İsrail destekli çeteler, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ve güneyinde güç gösterisi yaptı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail destekli çetelerle yaşanan çatışmaların ardından Filistinliler, Gazze’deki silahlı gruplara mensup savaşçılarla birlikte, 20 Nisan 2026 (Reuters tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail destekli çetelerle yaşanan çatışmaların ardından Filistinliler, Gazze’deki silahlı gruplara mensup savaşçılarla birlikte, 20 Nisan 2026 (Reuters tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
TT

İsrail destekli çeteler, Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ve güneyinde güç gösterisi yaptı

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail destekli çetelerle yaşanan çatışmaların ardından Filistinliler, Gazze’deki silahlı gruplara mensup savaşçılarla birlikte, 20 Nisan 2026 (Reuters tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta İsrail destekli çetelerle yaşanan çatışmaların ardından Filistinliler, Gazze’deki silahlı gruplara mensup savaşçılarla birlikte, 20 Nisan 2026 (Reuters tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)

Gazze Şeridi’nin doğusunda ‘sarı hat’ olarak adlandırılan bölgenin gerisinde konuşlu silahlı çetelerin, dün eş zamanlı operasyonlar gerçekleştirdiği ve Gazze Şeridi’nin güneyi ile kuzeyinde askeri ve lojistik kapasite gösterisi yaptığı bildirildi.

İsrail güçlerinin, geçtiğimiz ekim ayında ilan edilen ateşkes anlaşması kapsamında belirlenen sarı hattın doğusunda kalan Gazze topraklarının yaklaşık yüzde 55’ini kontrol ettiği, Gazze Şeridi’nin batısındaki bölgelerin ise Hamas kontrolünde olduğu biliniyor.

rbgbg
ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze Şeridi'nden çekilme aşamalarının haritası (Beyaz Saray)

Güney Gazze’de, eski bir Filistinli güvenlik görevlisi olduğu belirtilen Hüsam el-Estal’ın liderlik ettiği gruba bağlı unsurların, Han Yunus’un merkezindeki Ebu Hamid Kavşağı’nın batısına doğru ilerlediği bildirildi. Bu hareketin, Gazze’deki bazı gruplara bağlı aktivistler tarafından ‘cüretkâr’ olarak nitelendirildiği aktarıldı. İddiaya göre silahlı kişiler, yerinden edilmiş Filistinlilerin kaldığı çadır alanlarına ve bu bölgede bulunan Hamas ile onun askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları mensuplarının bulunduğu noktalara yaklaştı; ayrıca çeşitli güvenlik ve idari birimlerin de bölgede konuşlu olduğu ifade edildi.

Han Yunus’taki bir saha kaynağı, “Estal grubuna bağlı silahlı kişiler Ebu Hamid Kavşağı’na kadar ulaştı. Bu bölge İsrail güçlerinin uzaktan kontrol ettiği, temas hattına yakın alanlardan biri” dedi. Kaynağa göre, söz konusu unsurlar Kassam Tugayları mensuplarının bulunduğu batı yönündeki bölgelere doğru ilerledi. Aynı kaynak, grubun sivil yerleşim alanlarının yakınlarında dolaştığını ve yoldan geçenlere sigara dağıttığını da öne sürdü.

Çatışmalara tanıklık eden saha kaynağı, İsrail yapımı quadcopter tipi insansız hava araçlarının (İHA), söz konusu unsurların bulunduğu bölgede yoğun şekilde uçuş yaptığını aktardı. Aynı esnada Kassam Tugayları mensuplarının, bu gruplara ait bir aracın hedef alınması için tanksavar roketi fırlattığı ve çok yakın mesafeden hafif silahlarla ateş açtığı belirtildi.

Kaynak, bölgede bir çatışma yaşandığını, ardından İHA’ların müdahale ederek ateş açtığını ve bu durumun silahlı gruba mensup kişilere koruma sağladığını öne sürdü. Söz konusu unsurların daha sonra Han Yunus’un güneyindeki, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelere doğru geri çekildiği ifade edildi. Aynı kaynak, Gazze Şeridi’nde yaşayanların paylaştığı görüntülerde, söz konusu unsurlar arasında ölü ve yaralıların bulunduğunun görüldüğünü de aktardı.

fvfvf
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta silahlı gruplara mensup savaşçılar ile İsrail destekli çeteler arasında çıkan çatışmaları izleyen Filistinliler, 20 Nisan 2026 (Reuters tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)

Söz konusu İHA’ların İsrail güçleri tarafından mı yoksa bu silahlı grupların kendileri tarafından mı kullanıldığı ise netlik kazanmadı. Kassam Tugayları içindeki unsurların bu tür İHA’ları kullanmaya yönelik eğitim aldığına ilişkin bilgilerin, haftalar önce bazı kaynaklar tarafından aktarıldığı da hatırlatıldı.

Eşzamanlı hareketler

Gazze Şeridi’nin güneyinde bulunan Han Yunus’taki çatışmalarla eş zamanlı olarak, Refah’ın kuzeybatısındaki el-Mevasi bölgesinde de benzer hareketlilik yaşandığı bildirildi. Ebu Şebab çetesi olarak bilinen silahlı grubun, yerinden edilmiş sivillere sigara, dondurulmuş tavuk ve kişi başına 200 şekeli geçmeyen küçük miktarlarda para dağıttığı aktarıldı (1 şekel yaklaşık 3 ABD dolarına eşdeğer).

Grubun, kurucusu Yasir Ebu Şebab’ın aralık ayında öldürülmesinin ardından Gassan ed-Dehini tarafından yönetildiği belirtildi.

Dağıtım sırasında, Hamas kontrolündeki bölgede bulunan sivillerin bulunduğu alanda ateş açıldığı, bunun üzerine çatışma çıktığı ifade edildi. Olayda yedi aylık hamile Raşa Ebu Cezer’in hayatını kaybettiği, olay yerinde bulunan bir gencin ise kaçırıldıktan sonra serbest bırakıldığı bildirildi.

Son bir ay içinde Han Yunus ve Refah’ta faaliyet gösteren çetelerin, İsrail ateşiyle desteklendiği iddia edilen saldırılar ve Hamas mensuplarına yönelik suikast girişimleri gerçekleştirdiği, ancak bölgede kalıcı bir varlık sağlayamadığı ya da hedef aldığı noktaları kontrol altına alamadığı kaydedildi.

Eski bir subay olduğu belirtilen Şevki Ebu Nasira’nın liderlik ettiği bir grubun, yaklaşık bir hafta önce Gazze Şeridi’nin doğusunda bulunan el-Meğazi Mülteci Kampı yakınlarında suikastlar düzenlediği ve Filistinlilere ait evleri ateşe verdiği bildirildi. Ayrıca bu olaylardan günler önce, Kassam Tugayları mensuplarını tuzağa düşürme ve kaçırma girişiminde bulunulduğu, ancak operasyonun çatışmaya dönüşmesi sonucu 10 Filistinlinin hayatını kaybettiği, bunlardan 8’inin Kassam Tugayları mensubu olduğu aktarıldı.

Gazze’nin kuzeyinde ise Eşref el-Mensi çetesi olarak adlandırılan grubun, Beyt Lahiya ve Cibaliye yakınlarındaki yerinden edilmiş sivillerin bulunduğu bölgelerde sigara ve çocuk bezi dağıttığı belirtildi. Silahlı grupların, özellikle bölgede eksikliği hissedilen temel ihtiyaç maddelerini dağıtmaya odaklandığı gözlemlendi.

Hamas’ın zaman zaman diğer Filistinli gruplarla birlikte bu tür çetelerin dağıtılması ve takip edilmesi için girişimlerde bulunduğu, kısa süre önce de bu gruplara mensup iki kişinin, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde bir akraba ziyareti sırasında gözaltına alındığı bildirildi.

Hamas’ın ateşkes görüşmeleri kapsamında arabulucularla yaptığı toplantılarda, İsrail’in bu silahlı gruplara verdiği desteği durdurmasının talep edildiği, ancak Tel Aviv yönetiminin bu iddiaları reddederek konunun ‘Filistin’in iç meselesi’ olduğunu savunduğu ifade edildi.

Suikastlar

Diğer yandan İsrail’in dün şafak vakti Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Bureyc Mülteci Kampı’nda, Kassam Tugayları mensuplarından oluşan bir grubu İHA’yla hedef aldığı bildirildi. Saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği, üç kişinin yaralandığı aktarıldı. Söz konusu grubun, güvenlik noktalarında konuşlanarak hem silahlı çete unsurlarının hem de olası İsrail özel birliklerinin sızma girişimlerini engellemeye çalıştığı belirtildi.

Aynı zaman diliminde, Gazze kentinin batısında bir başka noktanın da hedef alındığı, burada Hamas polis gücüne mensup üç kişinin yaralandığı ifade edildi.

yhnhnm
Geçtiğimiz mart ayında bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceleyen Filistinliler (Reuters)

Dün öğle saatlerine doğru, Gazze kentinin güneyindeki ez-Zeytun mahallesinde su kuyusunu onaran işçilerin hedef alındığı saldırıda bir Filistinlinin hayatını kaybettiği, üç kişinin ise yaralandığı bildirildi. Ayrıca Gazze Şeridi’nin farklı bölgelerinde, İsrail’e ait araçlar, İHA’lar ve vinçlerden açılan aralıklı ateş sonucu çok sayıda kişinin yaralandığı, benzer olayların günlük olarak tekrarlandığı ifade edildi.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı’na göre, geçtiğimiz ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından hayatını kaybedenlerin sayısı 777’yi, yaralıların sayısı ise 2 bin 190’ı aştı.