Eşitliğin sınırları… Irak'taki kadın örgütleri ne yaptı?

Yöneticileri, olumlu ve yasal rolünü onaylıyor: "Toplumun veya hedef grupların gerçekliğinde bir değişiklik fark etmedik"

Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
TT

Eşitliğin sınırları… Irak'taki kadın örgütleri ne yaptı?

Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP
Son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla örgütler kuruldu / Fotoğraf: AFP

Şaza el-Amili 

Önceki rejim döneminde Irak'ta sivil toplum kuruluşlarına ayrıcalık tanınmıyordu.

Aynı şekilde feminist faaliyetin Irak toplumu üzerinde net bir etkisi yoktu.

O dönemde iktidardaki rejim, hiçbir hükümet dışı faaliyete veya hükümdarın kisvesinden çıkmayan faaliyetlere izin vermiyordu.

Bugün Irak, kadın sivil toplum kuruluşlarının artan bir faaliyetine tanık oluyor. Bu örgütler, son yıllarda Iraklı kadınların karar alma ve topluluk oluşturma süreçlerine katılımını artırmak amacıyla kuruldu.

Bu kuruluşlar, cinsiyete dayalı şiddetle mücadele, kadınların siyasi ve sosyal katılımını teşvik etme, mağdurlara hukuki ve psikolojik destek sağlama, onlar için eğitim ve mesleki eğitim teşvik etme ve onları işgücü piyasasına katılmaya teşvik etme gibi kadın haklarına ilişkin çok çeşitli konularda çalışıyor.

Örgütler ayrıca, sorunlarına ilişkin farkındalığın artırılmasında ve rollerine ilişkin toplumda hâkim olan fikir ve kavramların değiştirilmesinde ve daha fazla değişime yönelik hedeflerine ulaşmak için devlet kurumları ve uluslararası ve yerel kuruluşlarla ortaklıklar kurulmasında hayati bir rol oynuyor.

Ancak Iraklı kadın sivil toplum kuruluşları, kadınları toplumun her kesiminde temsil edebildiler mi?

Kadınların temsili

'Dream' İnsani Yardım Örgütü CEO'su Navvar Asım, Iraklı kadınların temsilinin var olduğunu söyledi.

Ancak kadınların gücünün bir hükümetten diğerine değiştiğini belirten Asım, "Ama toplumdaki rolleri de destekleniyor" dedi.

İster bir örgütün lideri ister bir üyesi olsun kadının, rolünü harekete geçirecek bir vizyona sahip olması gerektiğini aktaran Asım, "Bu örgütlere gölge düşüren Irak gerçeğini tüm siyasi ve ekonomik dalgalanmalarıyla fark etmelidir. Başlangıçta toplum, savaşlar ve siyasi çatışmalar sonucunda parçalanmışsa bu, bu toplumun ayrılmaz bir parçası olarak kadınlara da yansıyacaktır" ifadelerini kullandı.

Asım, "Önemli rolleri nedeniyle sivil toplum kuruluşlarının tam özgürlüğünü korumayı umuyorum. Pozitif baskı grupları oluşturabilirler. Kendi ve gönüllülerinin çalışmalarını düzenleyen yasal bir çerçeve olmalıdır. Örgütlerin liderliğinin devlet kurumlarında çalışmayan kişilerle sınırlandırılması daha iyidir" şeklinde konuştu.

Navvar Asım ayrıca kuruluşları, olumlu değişim için bir baskı aracı olarak kalmaya devam etmek için gerçek etkili topluluk alanlarını kullanmaya, işlevsel kapasite ile sivil işi birleştiren bir tarafça müdahale edilmemeye ve gerçekte gerçek bir değişim yaratmaya çalışmaya çağırdı.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sözcüsü Haydar Mecid, "2010 tarihli ve 12 sayılı kanun, Irak'ta yabancı kuruluşlar da dahil olmak üzere her biri kendi uzmanlığına göre çalışma ruhsatı verilen sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını garanti eden kontrolleri ve mekanizmaları tanımlamaktadır" ifadelerini kullandı.

Mecid, "Irak'ta faaliyet gösteren yerel kuruluşların sayısı 4 bin 500'ü aşarken, ülkede faaliyet gösteren yabancı kuruluşların bine yakın şubesi bulunmaktadır. Bakanlar Kurulu, çalışmalarını Dışişleri Bakanlığı ile Bakanlar Kurulu Sekreterliği bünyesindeki Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı arasındaki yazışmalar yoluyla organize eder. Iraklı kadınların feminist gerçekliğiyle ilgilenenler de dahil olmak üzere bu örgütlerin her birinin kendi sektörü vardır" dedi.

Mecid, kadın meseleleri ve haklarıyla ilgilenen kuruluşların göreceli başarısına dikkati çekerken, "Sivil Toplum Kuruluşları Başkanlığı, özellikle bazı vilayetlerin terör örgütü DEAŞ'ın kontrolüne geçtiği dönemde, insan hakları örgütleriyle doğrudan koordinasyon içinde kadın haklarının gözetilmesinde ve özgürlüklerinin savunulmasında büyük rol oynamıştır" şeklinde konuştu. Haydar Mecid'e göre bu örgütler, belirli aralıklarla bu bölgelere saha ziyaretleri yaparak, insani ve tıbbi yardım sağlayarak, çalıştaylar düzenleyerek ve rehabilitasyon kursları açarak kurtarılan bölgelerde kadın meselelerinin takip edilmesinde büyük rol oynadılar.

İhlalde bulunan örgütlere karşı uyarı ve görevden uzaklaştırma gibi yasal önlemler alındığını açıklayan Mecid, yoksul, yetim, dul ve etkilenenler adına dilencilik benzeri bir şekilde alenen bağış toplamak gibi ihlalin türüne göre cezalar verildiğini dile getirdi.

Haydar Mecid, "Devlet Kuruluşları Dairesi, kuruluşların performansını takip ederek, Başkanlığa sunduğu dönemsel ve üçer aylık raporlarla, kuruluşların finansman yöntemlerini, bu fonların kaynaklarını ve kullanım şekillerini tespit etmiştir. Daire, çalışmalarını organize etmek amacıyla Ortak Harekât Komutanlığı'ndaki güvenlik makamları ve Bakanlar Kurulu Başkanlığı'ndaki Ulusal Harekat Merkezi ile koordineli olarak, bu örgütlerin Bağdat'ta veya vilayetlerde hareketlerini kolaylaştırmakla ilgilenir" dedi.

Başarılar ve zorluklar

Irak 'Kadınlar ve Gelecekler' Örgütü, 2005 yılında kuruldu ve başta kadınlarla ilgili yasa ve mevzuatları gözden geçirmek, 2030 yılına kadar 17 BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi kapsamında kadınlar, barış ve güvenlikle ilgili Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) 1325 sayılı kararı altında çalışmak üzere çeşitli sektörlerde kadın meseleleri alanında çalışıyor.

Eski milletvekili ve örgüt başkanı Nada el-Cuburi, "Bağdat ve Anbar'daki iki yasal ve psikolojik destek merkezinde koruma ve önleme sektörlerinde ve kadınların her düzeyde katılımı hususunda çalışıyoruz. Kuruluşumuz, Irak Kadın Ağı'ndaki bir grup örgütün parçası ve BMGK'nın 1325 sayılı kararı gündeminde çalışan 'Barış İçin Kadınlar' ağının bir üyesidir. Aynı zamanda yıllardır Arap Kadınlar Birliği üyesi ve BM Genel Sekreteri'nin Irak temsilcisinin kadın danışma grubu üyesidir" ifadelerini kullandı.

Cuburi, "Birçok kuruluşla işbirliğimiz var. Irak Parlamentosu'nun Kadın, Aile ve Çocukluk Komitesi ve onu destekleyen komitelerle ilgili bazı yasa ve yasalara dair oturumlarına katılıyoruz. İsveç kuruluşu Kvinna till Kvinna (Kadınlar için Kadınlar) ile kadınlarla ilgili konuların yazılmasına katkıda bulunuyoruz. Toplumsal değişim teorisi kapsamında da çalışıyoruz. Bağdat ve Anbar'da birçok programımız var ve iletişim araçlarında ve uydu kanallarında kadın sorunları, sağlıkları, çocukluk yasaları ve aile içi şiddetle mücadele ile ilgili konularda aktif bir varlığımız bulunuyor. Bağdat ve el-Anbar'da birçok programımız var ve kadın sorunları, sağlıkları, çocukluk yasaları ve aile içi şiddetle mücadele konularında iletişim araçlarında ve uydu kanallarında aktif bir varlığımız var. Ayrıca toplum polisi, birçok grup ve bakanlık ile işbirliği yapıyoruz. Ayrıca Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği bünyesindeki Kadının Güçlenmesi Daire Başkanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve bu konuda çalışan birçok resmi ve sivil toplum kuruluşu ile mutabakat zaptımız var" açıklamasında bulundu.

'Zad el-Hayr' hayır kurumu ise vatandaşlar arasında yardımlaşma ruhunu, toplumsal dayanışma kuralını toplumun farklı sınıfları arasında yaymayı, ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmayı ve her türlü hayır işlerini gerçekleştirmeyi amaçlıyor.

Örgüt Başkanı Azra Abdulemir, "Çalıştığımız Bağdat'tan rastgele seçilen 500 aile üzerinde yapılan bir ankete göre kuruluşumuz, hedeflerinin yüzde 95'ine ulaştı. Diğer gruplara ve yeni hayırsever yönlere hizmet etmeye başladığı için örgütün hedeflerinde ayarlamalar yapma sürecindeyiz" dedi.

Abdulemir, "Aziz ülkemizin insanlarına hizmet etmek için çalışmaktan daha çok gurur duyuyor, iş, tedavi, giyecek ve yemek olmak üzere üç eksende dul ve muhtaç kadınlara, yetim çocuklara, yerinden edilmiş ve engellilere yardım etmeye devam ediyoruz. Aile fertlerim, gönüllü üyelerim, sağlık kadrolarıyla ünlü özel hastaneler, eczaneler, tıp merkezleri, Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı ve Bağdat vilayetindeki gönüllü işler dairesinin katıldığı her hayır işine benimle birlikte katılırlar" ifadelerini kullandı.

Bağış

Hayır işleriyle ilgili olarak ise Azra Abdulemir, "Örgüt, genellikle Irak'ın tüm vilayetlerinde yukarıda belirtilen tüm kesimler için ücretsiz ameliyatlar ilan eder. Nitelikli doktorları ile öne çıkan özel hastanelerde operasyonlar gerçekleştirilmektedir. Bugüne kadar 3 bin 769 ameliyat gerçekleştirildi ve bağış toplanmadı. Örgüt, giysi, yemek sepeti ve kışlık battaniye dağıtma ve binlerce öksüz çocuğa sponsor olma kampanyalarında yerinden edilmiş çok sayıda kişiye fayda sağladı" dedi.

Abdulemir'e göre örgüt, bu yıl 853 kadın, erkek ve çocuğa kornea hasarı olan kişilere özel kornea nakli için ücretsiz hayırsever tedavi projesinin bir parçası olarak ikinci aşamada 'Yalla Neşuf (Bakalım)' adlı bir kampanya başlattı. Öncesinde ise 2022 yılında Bağdat ve vilayetlerde 185 faaliyet gerçekleştirildi. Irak'ın göz bankası olmaması nedeniyle Sağlık Bakanlığı, kornea sağlamak amacıyla ABD'deki Uluslararası Göz Bankası'na başvurmayı taahhüt etti.

Örgüt başkanı, "Üç yıldır dul, boşanmış, yetim, engelli ve yerinden edilmiş çocuklardan oluşan 843 aileye yazlık ve kışlık kıyafet ve bayramlık kıyafet dağıtımı yapıyoruz. İki yıl boyunca, her gün yaklaşık bin 500 kişiye gıda dağıtarak 198 bin yerinden edilmiş kişiye fayda sağladık ve şimdi bir ayda 14 büyük operasyon yürütüyoruz" dedi.

Misan Üniversitesi Hukuk Profesörü Macid el-Macbas, "Irak yasa koyucular, sivil işlere dikkat etmeye çalıştı. Bu arayış, sivil toplum kuruluşlarının tüm hükümlerini düzenleyen ve bu kuruluşların hak ve yükümlülüklerini koruyan 36 maddede yer alan 2010 tarihli 12 sayılı Sivil Toplum Kuruluşları Kanunu'nun mevzuatı ile sonuçlandı. Sivil işler ve onu yürüten kuruluşlar için tam koruma sağladı. Ancak yoksunluğa karşı savunmasız gruplar da dahil olmak üzere birçoğu marjinalize edildiğinden, Irak toplumu gerçekliğinde veya hedef grupların gerçekliğinde pratik bir değişiklik fark etmedik" şeklinde konuştu.

Kadınların desteklenmesi ve güçlendirilmesi ile ilgili olarak hukuk profesörü, "Sivil toplum kuruluşları bu hedeflere ulaşamadı. Gerek Irak anayasasında gerekse hayatın her alanına aktif olarak katılmalarına izin veren diğer yasalarda olsun, Irak yasalarının şu anda kadınlara büyük ölçüde adalet sağlaması gerçeğine rağmen, Iraklı kadınları gereken düzeye ilerletmedi" dedi.

Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği Sivil Toplum Kuruluşları Daire Başkanlığı'nın 2010 tarihli 12 sayılı Sivil Toplum Kuruluşları Kanunu, sivil toplum kuruluşlarının rolünü güçlendirmeyi, desteklemeyi ve geliştirmeyi, yasalara uygun olarak bağımsızlıklarını korumayı, vatandaşların sivil toplum kuruluşu kurma ve bunlara katılma özgürlüğünü geliştirmeyi ve Irak ve yabancı sivil toplum kuruluşlarının kayıt sürecini düzenleyen merkezi bir mekanizma oluşturmayı amaçlıyor.

Kanun, sivil toplum kuruluşlarının anayasaya ve yürürlükteki Irak yasalarına aykırı hedefler belirlemesini ve faaliyetlerde bulunmasını, üyelerine kişisel çıkar sağlamak amacıyla fon dağıtmak üzere iş yapmasını veya kamu görevi adaylarını desteklemek veya onlara maddi destek sağlamak için vergi ödemek ve para toplamak amacıyla kuruluşu istismar etmesini yasaklıyor. 

 

Independent Türkçe



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.