Lübnan Meclis Başkanı Berri Şarku’l Avsat’a konuştu: Cumhurbaşkanlığı krizinin duvarında bir gedik açıldı

Le Drian’ın Lübnan’da ikinci turunun başlangıcının akabinde

Meclis Başkanı Nebih Berri, Fransız temsilci Le Drian’ı kabul etti (EPA)
Meclis Başkanı Nebih Berri, Fransız temsilci Le Drian’ı kabul etti (EPA)
TT

Lübnan Meclis Başkanı Berri Şarku’l Avsat’a konuştu: Cumhurbaşkanlığı krizinin duvarında bir gedik açıldı

Meclis Başkanı Nebih Berri, Fransız temsilci Le Drian’ı kabul etti (EPA)
Meclis Başkanı Nebih Berri, Fransız temsilci Le Drian’ı kabul etti (EPA)

Fransa’nın Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian’ın Lübnan’da ikinci toplantı turunun başlangıcını takip eden atmosfer, siyaset sahnesini hareketlendirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Le Drian ile aralarındaki toplantının, geçen Kasım ayından bu yana ülkede sürmekte olan “Cumhurbaşkanlığı boşluğu krizinin duvarında bir gedik açtığını” söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Berri’ye göre, Fransız temsilci ile aralarında gerçekleşen ilk görüşme, Doha’da Lübnan için Beşli Komite tarafından düzenlenen toplantı atmosferinde gerçekleşti. Berri, toplantıdan sonra cumhurbaşkanlığı krizi duvarında bir gedik açıldığını ifade etti ancak büyük iyimserliğinin sebebini net bir şekilde açıklamaktan kaçındı. Görüşmenin olumlu ve yapıcı olduğunu söyleyerek, “Şu anda benim ya da bir başkasının, görüşmenin ayrıntıları hakkında konuşması uygun olmaz, özellikle de Le Drian çabalarını tamamlamak için daha diğer Lübnan liderleriyle görüşecekken” dedi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Fransa’dan diplomatik kaynaklar, daha dikkatli bir tutum takınarak “aşırı iyimserlikten” kaçınsalar da, “yapıcı bir atmosfer” olduğunu doğruladılar. Le Drian’ın belirli bir girişim taşıdığına dair iddiaları ise reddettiler.

Hizbullah ve müttefiklerinin desteklediği Marada Hareketi lideri Süleyman Franciyye ile eski Maliye Bakanı Cihad Azur'un yarıştığı seçimlerde iki taraf arasındaki görüş ayrılıkları krizi sürdürüyor.

Lübnan’da Cumhurbaşkanlığı Krizi

Yeni Lübnan Cumhurbaşkanı 31 Ekim 2022'den beri seçilemiyor.

Lübnan'ın hassas mezhepsel ve dinsel güç paylaşımı sistemi kapsamında bir Hristiyan Lübnanlıya ayrılan cumhurbaşkanlığı koltuğu için Şii Hizbullah destekli Franciyye ile çoğunlukla Hristiyan ve bağımsız milletvekillerinin desteklediği eski Maliye Bakanı Azur yarışıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre uluslararası toplum, siyasetçileri, ülkenin yurtdışından milyarlarca dolar kredi alabilmesi için gerekli reformları yapmasına yardımcı olabilecek uzlaşmacı bir cumhurbaşkanı adayı seçmeye çağırıyor.

Franciyye'yi Esed destekliyor

Lübnan'da anayasaya göre Cumhurbaşkanı Maruni Hristiyan, başbakan Sünni, meclis başkanı ise Şiilerden seçiliyor.

Suriye Şam rejimi lideri Beşşar Esed'in dostu eski milletvekili ve bakan Franciyye, Lübnan'ın önde gelen siyasi figürlerinin çoğu gibi köklü bir aileden geliyor.

Şii blokun iki önemli partisi, İran destekli Hizbullah ve Emel Hareketi ile onların diğer müttefikleri kendisine tam destek veriyor.

Hristiyan partilerin adayı Azur

Derin bir ekonomik krizden geçen ülkede 2005'ten 2008'e kadar maliye bakanlığı koltuğunda oturan Azur, cumhurbaşkanlığı seçimine katılabilmek için Uluslararası Para Fonu'ndaki Orta Doğu ve Orta Asya departmanı direktörlüğü görevinden ayrıldı.

3 büyük Hristiyan parti Lübnan Güçleri Partisi, Özgür Yurtseverler Hareketi ve Ketaib Partisi, cumhurbaşkanı seçiminde kendisini destekliyor.

Hristiyan partilerin yanı sıra Sünni ve muhalif bağımsız bazı milletvekilleri ile Dürzi İlerlemeci Sosyalist Partisi de Azur'u destekleyen cephede yer alıyor.

 "Kimseye meydan okumuyorum" diyen Azur, adaylığını açıklarken "krize değil çözüme katkıda bulunmak" istediğini söyledi.



Hartum sakinleri "acılarına son verilmesini" hayal ediyor

Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
TT

Hartum sakinleri "acılarına son verilmesini" hayal ediyor

Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)

15 Nisan 2023'te ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında bir gecede patlak veren Sudan savaşı, sadece rastgele kurşunlar veya ayrım gözetmeyen bombardımanlardan ibaret değildi; insanların günlük yaşamlarının dokusunu sarsan bir depremdi.

Savaşın dördüncü yıldönümünde Hartum'da Şarku’l Avsat tarafından görüşülen ve yaşamları belgelenen sakinler, acılarının sona ermesi umudunu dile getirdiler.

Kimya mühendisliği okumayı seçen ancak planları askıya alınan Ali el-Taib, ilk birkaç ay boyunca yaşadığı panik dönemini ve ailesiyle birlikte Beyaz Nil Eyaleti'nden Güney Kurdufan Eyaleti'ndeki Talodi şehrine kaçmak zorunda kalışını anlattı. “Çektiğim acı sadece coğrafi yer değiştirmeyle ilgili değildi, aynı zamanda tüm eğitim hayatımın da çökmesiyle ilgiliydi… Şimdi küçük bir dükkânda satış elemanı olarak çalışıyorum. Eğitimim yarıda kaldıktan sonra, bir gün üniversiteye geri dönebileceğim umuduyla günübirlik yaşıyorum” ifadelerini kullandı.

Oğlu kaybolan ve Omdurman'daki evi bombalanan, şimdi sokaklarda çay satan Avatif Abdurrahman ise duygularını şöyle ifade ediyor: "Tek istediğim savaşın bitmesi ve oğlumun sağ salim geri dönmesi."


Tunus, Yahudilerin Garibe Sinagogu'na hac ziyareti yeniden başlıyor

Terör saldırısından önce Garibe Sinagogu’nda yapılan Yahudi kutlamalarından (AFP)
Terör saldırısından önce Garibe Sinagogu’nda yapılan Yahudi kutlamalarından (AFP)
TT

Tunus, Yahudilerin Garibe Sinagogu'na hac ziyareti yeniden başlıyor

Terör saldırısından önce Garibe Sinagogu’nda yapılan Yahudi kutlamalarından (AFP)
Terör saldırısından önce Garibe Sinagogu’nda yapılan Yahudi kutlamalarından (AFP)

Organizasyon komitesi dün yaptığı açıklamada, Tunus'un Cerbe adasındaki Garibe Sinagogu'na yapılan Yahudi hac yolculuğunun, bölgesel gerilimler nedeniyle iki yıl boyunca sınırlı katılımla gerçekleştirildikten sonra nisan ayı sonunda yeniden başlayacağını duyurdu.

AFP'nin haberine göre Komite Başkanı Perez Trabelsi yaptığı açıklamada, hacın bu yıl 30 Nisan'dan 6 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirileceğini ve «normale kademeli dönüş sürecinde Tunuslular ve yabancılar dahil herkese açık» olacağını belirtti. Yıllık hac sezonu, Tunus'taki güvenlik durumu ve Gazze'deki savaşla ilgili nedenlerden dolayı son iki yıldır çok sınırlı katılımla düzenlendi. Bu etkinlik genellikle dünyanın dört bir yanından, özellikle Avrupa ve ABD'den binlerce hacıyı Afrika'nın en eski sinagogu olan el-Garibe Sinagogu'na çekerek üç gün süren kutlama ve ibadetlere katılmalarını sağlıyor.

Ancak organizatörler, bu yılki etkinliklerin dış mekan etkinlikleri düzenlenmeden sadece sinagogun içinde gerçekleştirileceğini belirtti. Trabelsi, hacın düzenli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlamak için yetkililerin gösterdiği çabalara övgüde bulunarak, “Tunus ve Cerbe, hoşgörü, bir arada yaşama ve barışın yurdu olmaya devam ediyor” ifadesini kullandı. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre 2023 sezonunda yaklaşık 7 bin kişi hacca katıldı, ancak kutlamaların son gününde bir polis memurunun sinagog önünde düzenlediği saldırıda, iki Yahudi ve üç jandarma mensubu hayatını kaybetti.

2024 yılının mayıs ayında, Gazze'deki saldırı ve savaş nedeniyle hac ibadeti, yürüyüşler yapılmaksızın sadece dualar ve mum yakma törenleriyle sınırlı kaldı. Mayıs 2025'te ise asgari düzeyde tutulan ayinlere sadece yaklaşık elli hacı katıldı. El-Garibe Sinagogu'nun inşa tarihinin MÖ 6. yüzyıla kadar uzandığı tahmin ediliyor. Sinagog, 2002 yılında patlayıcı yüklü kamyonla gerçekleştirilen bir intihar saldırısına maruz kalmış ve saldırıda 21 kişi hayatını kaybetmişti.

Tunus, 1956'da bağımsızlığını kazanmadan önce 100 binden fazla Yahudi'ye ev sahipliği yapıyordu; bugün ise sayıları yaklaşık bin 500 olarak tahmin ediliyor ve bunların çoğu Cerbe'de yaşıyor.


Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
TT

Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)

Lübnan resmi makamları dün, İsrail ordusunun ülkenin güneyinde sürdürdüğü, evleri ve tesisleri yıkarak pekiştirdiği savaşı ve işgali durduracak başka seçenek kalmaması nedeniyle İsrail ile doğrudan müzakerelere girişti. Lübnan, ABD’nin İsrail üzerinde baskı kurmasını ve böylece güneyde ateşkes sağlanmasını umuyor.

Lübnan ile İsrail arasında 1983 yılından bu yana ilk kez gerçekleşen ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun himayesinde düzenlenen görüşmede, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı'nda İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile bir araya geldi.

Rubio, bunun sadece bir ateşkes sağlamak yerine, bölgede Hizbullah'ın nüfuzuna kesin bir çözüm bulmaya yönelik uzun vadeli bir sürecin başlangıcı olduğunu vurguladı.

Lübnan'ın talebine yanıt olarak ateşkes ilan etmese de ülkesinin Beyrut ile Tel Aviv arasında sağlam ilişkiler kurmayı hedeflediğini söyleyen ABD Dışişleri Bakanı, “Bazılarınızın ateşkes konusunda endişeleri olduğunu biliyorum, ancak bu mesele, dünyanın bu bölgesinde 20 ya da 30 yıldır süren Hizbullah'ın etkisine nihai bir çözüm bulmakla ilgili” diye ekledi.

Toplantıya katılanlar, Washington’ın iki ülke arasındaki bu adımı takdir ettiğini belirten ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, görüşmelerin devamına ve Lübnan'da yeniden inşa sürecinin önünü açacak daha kapsamlı bir anlaşmaya varılmasına yönelik desteğin vurgulandığı belirtildi.

Ayrıca, herhangi bir anlaşmanın iki hükümet arasında ve onların himayesinde yapılması gerektiğinin altı çizilen bildiriye göre İsrail, müzakereye hazır olduğunu ve sivil grupların silahsızlandırılmasını kabul ettiğini belirtirken, Lübnan ise düşmanlıkların durdurulmasını, tam egemenliğini ve insani krizin çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bildiride, daha sonra belirlenecek bir zamanda ve yerde doğrudan müzakerelerin başlatılması konusunda mutabık kalındığı da aktarıldı.