Müslüman Kardeşler’in fonları Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin gelişmesinden nasıl etkilendi?

Uzmanlar, örgütün Türkiye'deki üyelerinin ‘hesaplarının dondurulduğunu’ belirtti.

Erdoğan ve Sisi geçen yılın sonunda düzenlenen 2022 Katar Dünya Kupası açılışında el sıkıştı. (Reuters)
Erdoğan ve Sisi geçen yılın sonunda düzenlenen 2022 Katar Dünya Kupası açılışında el sıkıştı. (Reuters)
TT

Müslüman Kardeşler’in fonları Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin gelişmesinden nasıl etkilendi?

Erdoğan ve Sisi geçen yılın sonunda düzenlenen 2022 Katar Dünya Kupası açılışında el sıkıştı. (Reuters)
Erdoğan ve Sisi geçen yılın sonunda düzenlenen 2022 Katar Dünya Kupası açılışında el sıkıştı. (Reuters)

Mısır ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin elçiler düzeyine dönmesinin ardından Türkiye'deki Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) örgütünün fonlarının Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin iyileşmesinden nasıl etkilendiği sorusu gündeme geldi. Türkiye'deki Müslüman Kardeşler unsurlarının ‘hesaplarının dondurulduğunu’ belirten uzmanlar, ‘Müslüman Kardeşler örgütü lider ve unsurlarının Türkiye'den diğer ülkelere gönderdikleri para transferlerinin Türk makamları tarafından takip edildiğini’ bildirdi.

Mısır Dışişleri Bakanlığı, bu ay içinde Türkiye ile diplomatik ilişkilerini büyükelçi düzeyine çıkaracaklarını duyurdu ve iki ülkenin büyükelçilerinin isimleri belli oldu. Bu, 2013'teki halk gösterilerinin ardından, eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin iktidardan indirilmesi sonrası Ankara'nın Müslüman Kardeşler’e verdiği desteğin arka planına karşı 10 yıllık yabancılaşma ve siyasi gerilimin sonrasında geldi. Mısır makamları, 2014 yılında Müslüman Kardeşler faaliyetlerini yasaklamış ve Müslüman Kardeşler’i ‘terör örgütü’ listesine almıştı.

Genel Mürşid Muhammed Bedii liderliğindeki örgütün lider ve destekçileri, şu anda ‘şiddete tahrik’ ile ilgili davalardan yargılanıyor. Bazıları ise daha önce idam ve müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Gözlemcilere göre Müslüman Kardeşler'in onlarca lideri ve üyesi 2013 yılından sonra Mısır'ı terk etti ve Türkiye'de çeşitli dernekler ve şirketler kurdu. Müslüman Kardeşler’i yakından takip eden bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:

“Örgüt mensupları Türkiye'ye geldiklerinde bazı ülkelerden denetimsiz ve yasaksız fon ve mali transferler aldılar. Bu da örgütün ekonomik kanadının Ankara'daki yatırımlarının yoğunlaşmasına katkı sağladı. Örgütün liderliği konusunda Londra ve İstanbul cepheleri arasındaki mevcut çatışmanın nedeni, örgütün sahip olduğu paraydı.”

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde Türkiye meseleleri konusunda uzman olan Mısırlı araştırmacı Kerem Said de şu değerlendirmelerde bulundu:

 “Türkiye'de Müslüman Kardeşler daha önce Türk toplumuna, özellikle de Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (AK Parti) yakın sivil toplum örgütlerine, dernek ve kuruluşlara girmelerini garanti eden bir strateji üzerinde çalıştı. Nitekim sivil toplum örgütleri kuruldu ve yardım kuruluşlarının yanı sıra diğer derneklerde de üyelikler alındı. Örgüt, tüm unsurlarını bünyesinde toplayacak ve bu unsurların kurumsal bir yönü ve onları bir araya getirebilecek yapısal çerçevelere sahip olması için sivil yapılar ve dernekler kurmak istedi. Son dönemde Mısır-Türkiye yakınlaşması, Müslüman Kardeşler'in kurumsal ve siyasi varlığına yansıdı. Örgüte bağlı olarak Türkiye'den yayın yapan bazı medya platformları donduruldu, bir kısmı Türkiye dışına sürüldü. Yayın hayatını sürdüren diğer medya platformlarından ise Mısır'daki olayları ele alırken ses tonlarını yumuşatmaları istendi. Ayrıca Müslüman Kardeşler’e bağlı bazı sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri donduruldu ve üyeleri tutuklandı.”

Türk makamlarına Mısır tarafından daha önce bazı Müslüman Kardeşler üyeleri, yayıncıları ve programcılarının ‘terör örgütü’ mensubu olmaktan arandıkları bilgisi verildi. Gözlemcilere göre bu unsurların faaliyet ve hareketlerine sıkı kısıtlamalar getirildi.

Said değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Müslüman Kardeşler'in Türkiye'deki mevcut durumunun bağlamı, sadece siyasi düzeyde değil, Müslüman Kardeşler'in sınırlandırılması ve izlenmesi çerçevesinde de anlaşılabilir. Zira örgüte yapılan mali transferler izlendi, bazı hesaplar donduruldu ve Türkiye'deki Müslüman Kardeşler kuruluşlarının dünyadaki diğer kuruluşlara transferleri takip edildi. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yaklaşan görüşme hakkında bildirilenlerin ardından, Mısır'da şiddet olaylarına karışan unsurların teslim edilmesi ve Türkiye'den diğer ülkelerdeki örgüte bağlı unsurlara yapılan transferlerin durdurulması yönünde iddialar var.”

Türkiye'nin artık ‘bölge ülkeleri ile çıkar’ sloganını yükselttiğini ve Müslüman Kardeşler örgütünü kuşatma yolunda ilerleyeceğini ifade eden Said ‘Müslüman Kardeşler tarafından Türkiye'de kurulan derneklerin Türk makamlarından uzak olmadığı’ görüşünde.

Müslüman Kardeşler unsurlarının Türkiye'de proje ve yatırımlarını genişletmesine izin verildiğine ve bu nedenle örgütün parasını şirket ve derneklere yatırmaya devam ettiğine dikkat çeken Said, “Türk makamları tarafından artık net bir pozisyon alınması gerekiyor” dedi.

Köktendinci meselelerde uzmanlaşmış Mısırlı Uzman Ahmed Ban da şu açıklamada bulundu:

“Müslüman Kardeşler’in örgütsel ve ekonomik durumu birden fazla adrese veya birden fazla fraksiyona dağıtıldı. Örgüt, üyelerine Mısır'dan ayrıldıklarında Türkiye'de proje ve şirket kurmaları için fon sağladı. Bazı liderlerinin de zaten yatırım yaptıkları fonları vardı.”

Ban, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamalarda ‘Müslüman Kardeşler’in bazı lider ve üyelerinin örgütle ilişkili olmadan paralarını Türkiye'de kullanmaya çalıştıklarını, servet biriktirme üzerine odaklandıklarını ve yatırım yapmak gibi bazı sektörleri seçtiklerini’ belirterek şunları söyledi:

“Bu kişilerin birçoğu, büyük mali varlıklara sahip olmaları nedeniyle vatandaşlık alabildiler ve vatandaşlık kazanmaları, Türkiye'de ikamet etmelerinin önünü açtı. Sonuç olarak bu yatırımlar, Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin yakınlaşmasının bir sonucu olarak, hatta Mısır'ın bazı Müslüman Kardeşler unsurlarını devretme talebi durumunda, Türkiye'nin veya Mısır'ın alacağı herhangi bir önlemden korunmuş hale geldi. Mısır’ın söz konusu kişilere yönelik herhangi bir isteği olursa Türkiye, bu kişilerin Türk uyruğuna sahip olduğunu ve bunlarla ilgili her türlü tedbirin Türk devleti tarafından çıkarılması gerektiğini belirtir.”

Ban, Türkiye'nin Müslüman Kardeşler unsurlarını Mısır'a teslim etmeyeceğine ve başka bir ülkeye sınır dışı edebileceği görüşünde. Ancak, ‘iki ülke arasında Müslüman Kardeşler dosyasından daha büyük siyasi ve ekonomik çıkarlar olduğunu’ vurgulayan Ahmed Ban, “Sisi'nin Türkiye ziyaretinin duyurulması, iki ülke arasındaki tüm sorunların çözüme kavuşturulduğuna işaret ediyor” dedi.

Kahire ile Ankara arasındaki ilişkilerin iyileşmesinden sonra Türkiye'deki Müslüman Kardeşler fonlarının geleceği üzerine konuşan Kerem Said de şu değerlendirmeyi yaptı:

“Müslüman Kardeşler, vatandaşlıkları geri alınarak, dernekleri, kurumları ve şirketleri dağıtılarak ve fonları dondurularak Türkiye'de kuşatılmaya devam edecek. Ancak Türkiye'nin planladığı stratejiye göre bu önlemler kademeli olacak.”

Said'in tahminine göre, Türkiye'deki Müslüman Kardeşler derneklerinin sayısı yaklaşık 25.

“Örgütün fonları için savaşan iki cephe arasındaki farklılıkların mevcut kalacağını” ifade eden Ahmed Ban, “Örgütün liderliği konusunda çatışan cephelerin her biri sahip olduğu paraya sıkı sıkıya sarılacak ve bundan asla vazgeçmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.



ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
TT

ABD ordusu, personelinin bir kısmına bugün el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu

İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)
İran'ın Katar'daki el Udeyd hava üssünü hedef alan bir füzesi engellendi (Reuters)

Üç diplomat Reuters'e, bazı kişilere bu akşama kadar Katar'daki ABD ordusunun el Udeyd Hava Üssü'nü terk etmeleri tavsiye edildiğini söylerken, Doha'daki ABD Büyükelçiliği konuyla ilgili henüz bir yorumda bulunmadı. Katar Dışişleri Bakanlığı, Reuters'in doğrulama veya yorum talebine yanıt vermedi.

El Udeyd Hava Üssü, yaklaşık 10 bin askere ev sahipliği yapan Ortadoğu'daki en büyük ABD üssüdür.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bir diplomat verdiği demeçte, "Bu bir tahliye değil, duruş değişikliği" dedi ve değişikliğin belirli bir nedeninden haberdar olmadığını ifade etti.

İranlı üst düzey bir yetkili daha önce Reuters'a, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a müdahale etme tehdidinin ardından Tahran'ın, ABD tarafından saldırıya uğraması halinde, bölgedeki ülkeleri ABD askeri üslerini hedef alacağı konusunda uyardığını söylemişti.

Haziran ayında, ABD'nin İran'a hava saldırıları başlatmasından bir haftadan fazla bir süre önce, bazı personel ve aileleri Ortadoğu'daki ABD üslerinden tahliye edildi. Haziran ayında ABD'nin saldırılarının ardından İran, Katar'daki ABD üssüne füze saldırısı ile yanıt verdi.


Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
TT

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için adı geçen Ali Şaas hakkında neler biliyoruz?

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)
Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Filistinli Ali Şaas, Gazze Yönetim Komitesi’nin başkanlığı için öne çıkan aday olarak dikkat çekiyor. Komitenin üyelerindeki değişiklikler ve geniş çaplı siyasi hareketlilik, Hamas’ın Gazze Şeridi’nin yönetimini devretmesinin yaklaştığını işaret ediyor.

Gazze, ABD Başkanı Donald Trump’ın himayesinde yürütülen ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmek üzere. Söz konusu aşama, bölgedeki süreci yönetecek teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulmasını içeriyor ve bu komitenin Hamas yönetiminin yerine geçmesi planlanıyor.

Komitenin görevleri ve yöneticileri, hem Filistinli gruplar arasında (özellikle Hamas ve El Fetih arasında) hem de arabulucular, Amerikalılar ve İsrail arasında yoğun tartışmalara ve anlaşmazlıklara yol açtı.

Daha önce komiteyi yöneteceği öngörülen bazı tanınmış isimler konuşulurken, Gazze sakinleri ve gözlemciler, yeni adayların öne çıkmasıyla şaşırdı. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı bilgilere göre Ali Şaas komitenin başkanlığı için en güçlü aday olarak öne çıkıyor.

Ali Şaas kimdir?

Ali Şaas, 1958 yılında Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde doğdu. Köklü bir Filistin ailesine ve bölgede etkili bir aşirete mensup olan Şaas’ın ailesi, ulusal ve siyasi çalışmalarda önemli rol oynamış olup, çoğunluğu El Fetih Hareketi’ne bağlı.

Ali Şaas, 1982 yılında Kahire’deki Ayn Şems Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği lisans derecesi aldı. 1986’da aynı üniversiteden yüksek lisansını tamamladı ve 1989 yılında Birleşik Krallık’taki Queen’s Üniversitesi’nden inşaat mühendisliği alanında doktora unvanını aldı. Uzmanlık alanı, altyapı planlaması ve kentsel kalkınma.

Şaas, Filistin Yönetimi’nde çeşitli üst düzey görevlerde bulundu ve yıllardır teknik uzman olarak tanınıyor.

Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)Gazze Yönetim Komitesi başkanlığı için öne çıkan adaylardan Filistinli Ali Şaas (fotoğrafı ailesi tarafından yayınlandı)

Ali Şaas, derin bir şekilde siyasi partilerle iç içe olmadı. Üstlendiği görevler arasında, Filistin Ulusal Otoritesi’nin kuruluş döneminde eski Planlama ve Uluslararası İşbirliği Bakanı Nabil Şaas ile birlikte çalışarak Filistin devleti için stratejik kalkınma planlarının hazırlanmasına katkıda bulunması yer alıyor.

Ayrıca Ali Şaas, Ulaştırma ve Haberleşme Bakanlığı’nda müsteşarlık görevini yürüttü ve altyapı ile yol ağlarıyla ilgili kritik projeleri denetledi. Filistin Endüstri Kentleri Genel Müdürlüğü’nde CEO olarak bölgelerin yönetimi ve geliştirilmesinde önemli rol oynadı; Filistin Konut Konseyi ve Filistin Liman Otoritesi başkanlıklarını üstlendi. Bunun yanında Filistin Kalkınma ve İmar Kurumu’na danışmanlık yaptı ve emekli olmasına rağmen Filistin Ulusal Otoritesi’nde Konut ve Kamu İşleri Bakanı’na danışmanlık görevini sürdürdü.

Siyasi alanda üstlendiği görevler arasında 2005 yılında nihai statü müzakereleri komitelerinde üyelik yer alıyor. Uzmanlığı, sınır ve deniz kapıları gibi teknik konulara odaklanıyor; ekonomik kalkınma ve yeniden imar alanındaki deneyimi, onu teknokrat komitenin başkanlığı için uygun bir aday hâline getiriyor.

Ali Şaas’ın ailesinden kaynaklar, onun yıllardır Batı Şeria’da yaşadığını ve Gazze’ye yönelik savaş öncesinde orada ikamet ettiğini belirtti. Kaynaklar, Şaas’ın kariyeri boyunca siyasi veya partisel çalışmalara yönelmediğini, görevlerini tamamen teknik uzman olarak yürüttüğünü vurguladı.


DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
TT

DYK, BM'nin reddetmesine rağmen seçim komisyonuna yeni atamalar yaptı

DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)
DYK Başkanı Muhammed Takala, UBH Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi’yi ağırladı (DYK)

Libya Devlet Yüksek Konseyi (DYK), Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm uyarılarına rağmen ‘adil ve şeffaf bir seçim süreci’ olarak nitelendirdiği süreçte, ülkenin batı ve güney bölgelerinden Yüksek Seçim Komisyonu'na üç yeni üyenin atandığını duyurdu.

Öte yandan Temsilciler Meclisi, Merkez Bankası yetkililerinin celpnamelerini ertelemek ve likidite, döviz kurları ve maaşları izlemek üzere bir teknik komite kurulması kararı aldı.

DYK, Muhammed Takala başkanlığındaki oturumunda, onaylanmış siyasi anlaşmalar çerçevesinde ve Libya halkının beklenti ve hedeflerine uygun bir şekilde, Temsilciler Meclisi ile mutabık kalınarak ‘egemen pozisyonlara’ atama rolünü yerine getirdiğini değerlendirdi.

DYK’nın bu hamlesini kısa bir süre önce kamuoyu önünde açık bir şekilde reddeden ve uyaran üç taraf, yani Yüksek Seçim Komisyonu, Temsilciler Meclisi ve BM Libya Destek Misyonu (UNSMIL), konuyla ilgili herhangi bir resmi açıklamada bulunmadı.

DYK Başkanı Takala, pazartesi akşamı, başkent Trablus'ta Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Ulaştırma Bakanı ve Mali Danışmanı Muhammed eş-Şuhubi ile bu yılın devlet bütçesinin onaylanmaması durumunda önümüzdeki dönemde izlenecek mali durum ve ödeme mekanizması hakkında görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede ayrıca Trablus Uluslararası Havalimanı'nda tamamlanan aşamalar, ülkenin çeşitli bölgelerinde şu anda uygulanmakta olan bazı projeler ve bu projelerde elde edilen tamamlanma oranları ele alındı.

Öte yandan Temsilciler Meclisi dün ülkenin doğusundaki Bingazi şehrindeki genel merkezinde Akile Salih başkanlığında, birinci ve ikinci başkan yardımcıları ile raportörünün katıldığı kapalı bir oturum düzenledi.

Pazartesi akşamı yapılan oturumun sonlarında, Temsilciler Meclisi, Libya Merkez Bankası Başkanı Naci İsa Belkasım, yardımcısı Meri Berasi, bankanın yönetim kurulu üyeleri, Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad hükümeti ve Ulusal Petrol Şirketi yetkililerinin çağrılmasını gelecek bir oturuma ertelediğini duyurdu ve çeşitli nedenlerle özür diledikten sonra hazırlık yapmaları için onlara zaman tanıdı.

DYK ayrıca, çoğunluk oyuyla, Merkez Bankası Başkanı, Başkan Yardımcısı ve Yönetim Kurulu ile bir teknik komite oluşturulmasına karar verdi. Bu komite, likidite sıkıntısı, döviz kuru, maaş gecikmeleri ve bunların nasıl çözüleceği gibi DYK’nın yanıtlaması gereken konuları görüşmek ve bir sonraki oturuma katılmak üzere, raporunu mümkün olan en kısa sürede DYK’ya sunmakla yükümlü. DYK, görüşülmesi için önerilen ‘Kara Para Aklama ve Terörle Mücadele Yasası’nı gelecek bir oturuma erteledikten sonra oturumu kapattı.

Öte yandan Avrupa Birliği'nin (AB) Libya Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nicola Orlando, salı günü Trablus'ta Suudi Arabistan'ın Libya Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Abdullah es-Salimi ile Libya ve bölgedeki güncel gelişmeleri görüştüğünü söyledi. Orlando, siyasi süreci ilerletmek ve Libya'nın istikrarını, birliğini ve refahını teşvik etmek için BM'nin kolaylaştırdığı yol haritasını desteklemenin önemi konusunda mutabık kaldıklarını belirtti.

rgty
Mareşal Halife Hafter ile LUO komutanlarının Bingazi'de yaptığı toplantıdan bir kare (LUO Genel Komutanlığı)

Öte yandan, ülkenin doğusunda bulunan Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter, Bingazi'deki karargahında, oğlu Genelkurmay Başkanı Korgeneral Halid Hafter ve diğer komutanların katıldığı genişletilmiş bir toplantı düzenleyerek, son askeri ve güvenlik gelişmelerini görüştü. Toplantıda, tüm askeri birimlerde savaş etkinliğini artırmak ve sürekli hazırlığı güçlendirmek amacıyla gelecekteki eylem planları da gözden geçirildi.

Yurt içinde ve yurt dışında Libya vatandaşlarını korumanın LUO liderliğinin en önemli önceliği olduğunu vurgulayan Mareşal Hafter, ülkenin doğusundaki Bingazi'de, güneydeki Kufra kentinin ileri gelenlerinden oluşan bir heyetle yaptığı görüşmede, LUO’nun ‘her zaman tüm Libyalılar için koruyucu kalkan olmaya devam edeceğini ve onların güvenliğini ve emniyetini sağlamak için her türlü önlemi almaktan çekinmeyeceğini’ belirtti.

Heyet, Çad sınırında kısa süre önce gözaltına alınan Kufralılar için LUO liderliğinin müdahalesi ve çabaları ile bu çabaların sonucunda onların serbest bırakılmasından duydukları memnuniyeti iletti.

Diğer taraftan UBH ve Ankara arasındaki iş birliği çerçevesinde UBH Ekonomi ve Ticaret Bakanı Muhammed el-Huveyc, Trablus'taki bakanlık merkezinde Türk iş adamları ve sanayicilerden oluşan bir heyetle, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliği ile yatırım ve ortaklık fırsatlarının geliştirilmesi konusunda görüşmelerde bulundu.

Bakanlık tarafından pazartesi akşamı yapılan açıklamada, toplantıda Libya-Türkiye ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesinin yollarının ele alındığı, Libya pazarındaki umut vaat eden yatırım fırsatlarının gözden geçirildiği, ayrıca ulusal ekonominin desteklenmesi, yatırım için cazip bir ortam yaratılması ve Türk özel sektörüyle stratejik ortaklıkların güçlendirilmesine katkıda bulunacak şekilde sanayi, tarım, şehir planlama ve fuar ve konferansların düzenlenmesi alanlarında iş birliği mekanizmalarına değinildiği belirtildi.