İhvan, belgesel çekerek yeniden varlık bulmaya çalışıyor

Müslüman Kardeşler Teşkilatı, 10. yıldönümü arifesinde ‘Rabia Olayları’ konulu bir film yayınladı 

Mısır’daki İhvan üyelerinin ‘terörist bir gruba katılma’ suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir kare (AFP) 
Mısır’daki İhvan üyelerinin ‘terörist bir gruba katılma’ suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir kare (AFP) 
TT

İhvan, belgesel çekerek yeniden varlık bulmaya çalışıyor

Mısır’daki İhvan üyelerinin ‘terörist bir gruba katılma’ suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir kare (AFP) 
Mısır’daki İhvan üyelerinin ‘terörist bir gruba katılma’ suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir kare (AFP) 

Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan-ı Müslimin), ‘Rabia Meydanı’nda oturma eylemleri’ konulu bir belgesel çekerek bir kez daha varlık sahnesine çıkmaya çalışıyor. 14 Ağustos 2013'te İhvan’ın gerçekleştirdiği oturma eyleminin dağılmasının 10. yıldönümüne denk geliyor. Belgeselin arka planındaki amaç, oturma eylemleri vasıtasıyla ‘İhvan anlatısını’ tanıtmak.

Basında çıkan haberlere göre şu anda İngiltere'nin başkenti Londra’daki gösterimi yapılan yeni belgesel filmin yapımcılığını, İhvan'a bağlı olduğu düşünülen bir şirket yaptı. Filmin pazarlaması da İhvan tarafından finanse edilen başka şirketler tarafından yapılıyor.

Filmin yapımcı şirketi, iki gün önce Londra'da İngiliz siyasetçilerin ve gazetecilerin katılımıyla bir sempozyum düzenledi. Sempozyum, İhvan’ın sahibi olduğu ‘Mekameleen’ ve ‘el-Hivar’ da dahil olmak üzere Müslüman Kardeşler kanallarında yayıncılık yapan Usame Gaviş tarafından yönetildi. Usame aynı zamanda filmin yapımcılığını üstlenen medya şirketinin editoryal platformunu da yönetiyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İhvan’ın, “Rabia Meydanı’nda oturma eyleminin” 10. yıldönümünde bir hareket yaratma çabası, örgütün sürdürmeye çalıştığı ‘mazlumiyet’ propagandasınuı yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Söz konusu olayları yaşamamış genç nesiller üzerinde tesirli yeni vasıtaların kullanılmasının yanı sıra örgütün siyasi amaçlarına hizmet eden çalışmalar sunarak fon kaynaklarını korumak da bu çabalar dahilinde.

‘Rabia Meydanı’nda oturma eylemi’ olayları, eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin görevden alınmasının hemen ardından Mursi yönetiminin lehine yapılan kitlesel halk gösterileri ve sonrasında yaşanan süreci anlatıyor.

Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin taraf olduğu halk protestoları esnasında, örgüt liderlerinin talimatıyla İhvan eylemcileri, Mursi'nin tekrar iktidara gelmesi için baskı yapmak üzere Nasr şehrindeki Rabia meydanlarında, Nahda Hareketi’ne tabi olanlar da Kahire Üniversitesi yakınında bulunan Gize Valiliği önünde toplandı.

Mısır'daki Ulusal İnsan Hakları Konseyi'nin raporu da dahil olmak üzere birçok Mısır ve Arap insan hakları raporuna göre, oturma eylemine katılan protestocuların dağılmasını önlemek için bazı unsurlar tarafından silah kullanıldı. Karşılıklı ateş sonucu, hem oturma eylemine katılanlardan hem de oturma eylemini dağıtan Mısır güvenlik güçlerinden onlarca kişi öldü ve yaralandı.

2020 yılının Kasım ayında Mısır mahkemesi, Müslüman Kardeşler’in tutuklanan 59 üye ve liderini ‘bir toplanma ve oturma eylemi düzenlemeye katılmaktan’ suçlu bulduktan sonra 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. 7 sanığa da 5 yıl hapis cezası verildi. Haziran 2021'de Mısır Yargıtay Mahkemesi, nihai bir kararla, ‘Müslüman Kardeşler’in 12 üyesi ve liderinin idam edilmesi kararını’ onadı.

Müslüman Kardeşler örgütünün eski liderlerinden Mısırlı siyasi analist Muhtar Nuh, örgütün ‘Rabia Meydanı’nda oturma eyleminin’ onuncu yıldönümünde bir belgesel film çekmesini “bir tür iflas” olarak değerlendirdi. Nuh, “örgütün şu anda mağduriyet propagandasını pekiştiren ve ona sadık olanlara halen hayatta olduğuna dair mesajlar gönderen şeylerden başka hiçbir şey sunmadığına” dikkat çekti.

Nuh, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamasında “örgütün Batı fonunu çekmek için tarihi bir yeteneğe sahip olduğunu” söyledi. Geçtiğimiz yıllarda Müslüman Kardeşler üyelerinin ‘Arap siyasi rejimlerine şantaj aracı’ olarak kullanılan insan hakları kurumlarında aktif olduklarını beyan eden Nuh, örgütün pek çok unsurunun artık finansman çeken işler ve içerikler üretmede aktif olan, aynı zamanda kardeşlik anlatısı ve olayları gibi örgütün hedeflerine hizmet eden medya ve prodüksiyon platformları kurma eğiliminde olduklarını açıkladı.

Mısır'daki radikal örgütler uzmanı, araştırmacı ve Müslüman Kardeşler örgütünün Arap ve uluslararası kamuoyunu etkilemek için kullandığı modern araçları ele alan ‘Kılavuzun Şifresi’ kitabının yazarı Mahmud Basyoni, kardeşlik anlatısındaki merkezi olaylarla ilgili belgesellerin yapımının ‘yeni bir şey olmadığını’ düşünüyor. Basyoni, Müslüman Kardeşler’in sürekli ısıtıp ısıtıp gündeme getirdiği ‘mazlumiyet’ fikrinin inşasında Rabia Meydanı’nda oturma eylemi’ olaylarının merkezi önemini vurguladı.

Basyoni, Şarku'l Avsat'a, şu anda örgütte “aşırı derecede tehlikeli” olarak tanımladığı, teknolojiyi ve yeni etkileşim araçlarını kullanmada yetenekli olan gençlerin hâkim olduğu bir eğilimin varlığından bahsetti. Basyoni, “Örneğin bu gençler, sosyal medya platformlarında görsel içerik üretip tanıtmanın yanı sıra uluslararası insan hakları ve medya kuruluşlarının çalışma mekanizmalarını anlamaya, yabancı dillere hâkim olup Arap olmayan unsurlara da ulaşmaya çalışıyorlar.  Böylece kurumlarla kolayca iletişim kurup birçok olayla ilgili ‘kardeşlik’ anlatısını yayabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

Radikal örgütler uzmanı ve araştırmacısı Basyoni, Müslüman Kardeşler’in belgeseller gibi çekici içerikler kullanarak Z kuşağını hedef almaya çalıştığını belirterek “Zaten bu nesil okumayı sevmez. Gidip raporları derinlemesine inceleme uğraşına girmezler” dedi. Basyoni, Müslüman Kardeşler'in, yaptıkları çalışmaları tarafsız ve örgütle resmi bağı olmayan şirket ve platformlar aracılığıyla sunma isteğine dikkat çekerek, Müslüman Kardeşler’in bu şekilde halkın daha geniş kitlelerinden kabul görmesini sağladığını açıkladı.



Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Halep'in doğusundaki Ayn el-Arab'a doğru el-Aktan hapishanesinden çekiliyor

Suriye güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışında bulunan el-Aktan hapishanesinin yakınındaki bir bölgeyi koruyor (AFP)
Suriye güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışında bulunan el-Aktan hapishanesinin yakınındaki bir bölgeyi koruyor (AFP)
TT

Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Halep'in doğusundaki Ayn el-Arab'a doğru el-Aktan hapishanesinden çekiliyor

Suriye güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışında bulunan el-Aktan hapishanesinin yakınındaki bir bölgeyi koruyor (AFP)
Suriye güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışında bulunan el-Aktan hapishanesinin yakınındaki bir bölgeyi koruyor (AFP)

Suriye Ordusu dün akşam, birliklerinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) üyelerini Rakka vilayetindeki el-Aktan cezaevinden ve çevresinden, Halep'in doğusundaki Ayn el Arab (Kobani) şehrine nakletmeye başladığını duyurdu.

Suriye Ordusu Operasyon Komutanlığı yaptığı açıklamada, "Bu adım, İçişleri Bakanlığı'nın cezaevinin yönetimini devralacağı 18 Ocak anlaşmasının uygulanmasında atılan ilk adımdır" dedi. Açıklamada, ordu güçlerinin SDG mensuplarına Ayn el-Arab civarına kadar eşlik edeceği de belirtildi.

Suriye devlet televizyonu bugün erken saatlerde Dışişleri Bakanlığı'ndan alıntı yaparak, hükümetin, salı günü başlayan dört günlük sürenin dolmasının ardından SDG’nin 18 Ocak'ta varılan anlaşmayı uygulamayı reddetmesi halinde askeri seçeneğe başvuracağını bildirdi.

Suriye ordusu, pazartesi günü Rakka'nın dışındaki el-Aktan hapishanesini koruma altına aldı. Bu sırada SDG ile hapishaneden çekilme konusunda görüşmeler devam ediyordu (AP)Suriye ordusu, pazartesi günü Rakka'nın dışındaki el-Aktan hapishanesini koruma altına aldı. Bu sırada SDG ile hapishaneden çekilme konusunda görüşmeler devam ediyordu (AP)

Şarku’l Avsat’ın Suriye televizyonundan aktardığına göre Savunma Bakanlığı, Rakka vilayetindeki gerginliği azaltmayı ve kontrol noktalarını istikrara kavuşturmayı amaçlayan uluslararası destekli bir anlaşmaya varıldığını duyurdu.

Suriye televizyonu, adı açıklanmayan bir hükümet kaynağına atıfta bulunarak, Suriye ordusunun ilgili güvenlik yetkilileriyle birlikte, DEAŞ tutuklularının bulunduğu bölüm de dahil olmak üzere el-Aktan hapishanesinin tüm tesislerini devralacağını ve bu hamlenin "Rakka vilayeti üzerindeki kontrolü genişletme ve güvenliğini sağlama gibi en yüce ulusal amaca hizmet ettiğini" belirtti.


Trump "Barış Konseyi"ni kurdu... ve Gazze öncelikli konular arasında yer alıyor

 ABD Başkanı ve katılımcı ülkelerin liderleri ve temsilcileri, dün Davos'ta "Barış Konseyi"nin kurucu tüzüğünün imzalanması sırasında (AFP)
ABD Başkanı ve katılımcı ülkelerin liderleri ve temsilcileri, dün Davos'ta "Barış Konseyi"nin kurucu tüzüğünün imzalanması sırasında (AFP)
TT

Trump "Barış Konseyi"ni kurdu... ve Gazze öncelikli konular arasında yer alıyor

 ABD Başkanı ve katılımcı ülkelerin liderleri ve temsilcileri, dün Davos'ta "Barış Konseyi"nin kurucu tüzüğünün imzalanması sırasında (AFP)
ABD Başkanı ve katılımcı ülkelerin liderleri ve temsilcileri, dün Davos'ta "Barış Konseyi"nin kurucu tüzüğünün imzalanması sırasında (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, dün Davos'ta uluslararası, Arap ve bölgesel temsilcilerin katılımıyla, Gazze Şeridi meselesine öncelik vererek "Barış Konseyi"ni kurdu.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Trump ve konseyin kurulmasını memnuniyetle karşılayan ve katılan çeşitli ülkelerin liderleri ve temsilcilerinin huzurunda konseyin kuruluş tüzüğünün imzalanmasına katıldı.

Trump, İsrail ile Hamas arasındaki savaşın "sona çok yaklaştığını" söyleyerek, "Geriye sadece küçük çatışmalar kaldı ve bunları çok kolay bir şekilde söndürebiliriz" dedi. "Gazze'yi güzel bir şekilde yeniden inşa etme" taahhüdünden bahsettikten sonra, Hamas'a doğrudan bir uyarıda bulunarak, üyelerinin "ellerinde silahlarla doğmuş olmalarına" rağmen, silahsızlanmaları çağrısında bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Gazze meselesinin önceliğini vurgulayarak, "Konseyin en öncelikli görevi Gazze'deki barış anlaşmasının kalıcı hale gelmesini sağlamaktır" dedi ve diğer konuların daha sonra ele alınacağını ifade etti.

Dünya genelindeki müttefiklerini rahatlatmak amacıyla Trump, konseyin Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını vurguladı. "İstediğimiz hemen her şeyi yapabileceğiz ve bunu Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde yapacağız" dedi.


Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
TT

Suriye’de değişen ittifaklar: Türkiye için büyük zafer

Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)
Ahmed Şara'nın geçen hafta yayımladığı kararnameyle Kürtçe ulusal dil, Nevruz da resmi tatil kabul edilmişti (Reuters)

Suriye hükümetinin, uzun süredir Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki bölgeleri hızla ele geçirmesi mercek altına alındı.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan yetkililer, Ahmed Şara yönetiminin hamlelerinin bu ayın başlarında Şam, Paris ve Irak'ta düzenlenen gizli toplantılarda şekillendiğini söylüyor.

Suriye hükümetinden yetkililerle SDG arasında entegrasyon süreci için 4 Ocak'ta Şam'da görüşme düzenlenmiş. Ancak toplantının Suriyeli bir bakan tarafından aniden sonlandırıldığı belirtiliyor.

Ertesi gün Suriye heyetinin, ABD arabuluculuğunda İsrail'le güvenlik anlaşması görüşmeleri için Paris'e gittiği ifade ediliyor. Toplantıda Suriyeli yetkililer, İsrail'i SDG'yi desteklemekle suçlamış ve Tel Aviv'den entegrasyonu geciktirme çabalarını sonlandırmasını istemiş.

Bu görüşmede Suriyeli yetkililerin, SDG'nin kontrolündeki bazı bölgelere sınırlı bir operasyon düzenlemeyi teklif ettiği ve bu öneriye İsrail ya da ABD'den herhangi bir itiraz gelmediği savunuluyor.

Şam yönetimi iddialar hakkında yorum yapmazken, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Reuters'a gönderdiği açıklamada, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın SDG'nin "IŞİD karşıtı başat güç rolünün büyük ölçüde miadını doldurduğunu" belirttiği salı günkü mesajı hatırlatıldı.

İsrail'in ABD Büyükelçisi Yechiel Leiter ise "Paris'teki üçlü toplantının tamamına bizzat katılmış biri olarak, İsrail'in hiçbir zaman Suriye ordusunun ülkedeki Kürtlere yönelik saldırısına müsaade etmediğini söyleyebilirim. Bu yönde herhangi bir iddiada bulunmak yanlıştır" dedi.

Ayrıca haberde, Türkiye'nin Kürt sivillerin korunması halinde Washington'ın SDG'ye karşı bir operasyonu onaylayacağına dair Şam'a mesaj gönderdiği iddia ediliyor.

SDG, Türkiye'nin terör örgütü saydığı YPG'nin ağırlıkta olduğu, ABD destekli milislerden meydana geliyor.

Paris'teki toplantıdan yaklaşık iki hafta sonra operasyonlara başlanırken, ABD'nin desteğini geri çekeceğine yönelik SDG'yi uyardığı belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın, SDG komutanı Mazlum Abdi'yle 17 Ocak'ta Irak'ta görüştüğü, Washington'ın SDG'yi değil Şara'yı destekleyeceğini söylediği öne sürülüyor. SDG'li bir kaynaksa iddiaları yalanlıyor.

Diğer yandan Şam güçleri hızla ilerleyerek, çoğunlukla Arapların yaşadığı bölgeleri SDG'den almıştı. 18 Ocak'ta ateşkes ilan edilmesine rağmen Suriye ordusunun saldırıları sürdürmesinin ABD'li yetkilileri kızdırdığı da aktarılıyor. Şara'nın operasyonların durdurulduğunu duyurmasından kısa süre sonra Barrack'ın SDG'yle ilgili mesajını yayımladığına dikkat çekiliyor.

Washington'ın Suriye'deki tutumunu değerlendiren ABD'li bir kaynak Şara'yı "usta bir stratejist" diye niteliyor.

"Türkiye için büyük zafer"

New York Times'ın analizinde de yıllarca SDG'yle IŞİD'e karşı Suriye'de mücadele eden ABD'nin Kürt müttefiklerini zor durumda bıraktığı yazılıyor.

Trump yönetiminin Suriye'deki tutumunu değiştirmesinin "ülkeyi yeniden bir araya getirmek için mücadele eden Şara kadar, SDG'ye Amerikan desteğine şiddetle karşı çıkan ve Şara'yı destekleyen Türkiye için de büyük bir zafer" olduğu belirtiliyor.

SDG ve Suriye ordusu arasındaki çatışmalar, IŞİD militanlarının tutulduğu cezaevlerinin olduğu bölgelere de sıçramıştı. SDG, Şam güçlerinin saldırıları nedeniyle militanların kaçtığını öne sürmüş, Suriye yönetimiyse IŞİD'lilerin SDG tarafından serbest bırakıldığını iddia etmişti.

Diğer yandan ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Suriye'nin Haseke kentinde tutulan 150 IŞİD'linin Irak'a transfer edildiğini dün duyurmuştu. CENTCOM, firar riskini gerekçe göstererek, gerekli görülmesi halinde 7 bin IŞİD savaşçısının daha Irak'a gönderilebileceğini bildirmişti.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden bugün yapılan açıklamada da SDG kontrolündeki hapishanelerden nakledilen IŞİD'liler hakkında derhal hukuki işlem başlatılacağı duyuruldu.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times