İhvan, belgesel çekerek yeniden varlık bulmaya çalışıyor

Müslüman Kardeşler Teşkilatı, 10. yıldönümü arifesinde ‘Rabia Olayları’ konulu bir film yayınladı 

Mısır’daki İhvan üyelerinin ‘terörist bir gruba katılma’ suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir kare (AFP) 
Mısır’daki İhvan üyelerinin ‘terörist bir gruba katılma’ suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir kare (AFP) 
TT

İhvan, belgesel çekerek yeniden varlık bulmaya çalışıyor

Mısır’daki İhvan üyelerinin ‘terörist bir gruba katılma’ suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir kare (AFP) 
Mısır’daki İhvan üyelerinin ‘terörist bir gruba katılma’ suçlamasıyla yargılandığı duruşmadan bir kare (AFP) 

Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan-ı Müslimin), ‘Rabia Meydanı’nda oturma eylemleri’ konulu bir belgesel çekerek bir kez daha varlık sahnesine çıkmaya çalışıyor. 14 Ağustos 2013'te İhvan’ın gerçekleştirdiği oturma eyleminin dağılmasının 10. yıldönümüne denk geliyor. Belgeselin arka planındaki amaç, oturma eylemleri vasıtasıyla ‘İhvan anlatısını’ tanıtmak.

Basında çıkan haberlere göre şu anda İngiltere'nin başkenti Londra’daki gösterimi yapılan yeni belgesel filmin yapımcılığını, İhvan'a bağlı olduğu düşünülen bir şirket yaptı. Filmin pazarlaması da İhvan tarafından finanse edilen başka şirketler tarafından yapılıyor.

Filmin yapımcı şirketi, iki gün önce Londra'da İngiliz siyasetçilerin ve gazetecilerin katılımıyla bir sempozyum düzenledi. Sempozyum, İhvan’ın sahibi olduğu ‘Mekameleen’ ve ‘el-Hivar’ da dahil olmak üzere Müslüman Kardeşler kanallarında yayıncılık yapan Usame Gaviş tarafından yönetildi. Usame aynı zamanda filmin yapımcılığını üstlenen medya şirketinin editoryal platformunu da yönetiyor.

Şarku'l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İhvan’ın, “Rabia Meydanı’nda oturma eyleminin” 10. yıldönümünde bir hareket yaratma çabası, örgütün sürdürmeye çalıştığı ‘mazlumiyet’ propagandasınuı yeniden canlandırmayı amaçlıyor. Söz konusu olayları yaşamamış genç nesiller üzerinde tesirli yeni vasıtaların kullanılmasının yanı sıra örgütün siyasi amaçlarına hizmet eden çalışmalar sunarak fon kaynaklarını korumak da bu çabalar dahilinde.

‘Rabia Meydanı’nda oturma eylemi’ olayları, eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin görevden alınmasının hemen ardından Mursi yönetiminin lehine yapılan kitlesel halk gösterileri ve sonrasında yaşanan süreci anlatıyor.

Mısır Silahlı Kuvvetleri’nin taraf olduğu halk protestoları esnasında, örgüt liderlerinin talimatıyla İhvan eylemcileri, Mursi'nin tekrar iktidara gelmesi için baskı yapmak üzere Nasr şehrindeki Rabia meydanlarında, Nahda Hareketi’ne tabi olanlar da Kahire Üniversitesi yakınında bulunan Gize Valiliği önünde toplandı.

Mısır'daki Ulusal İnsan Hakları Konseyi'nin raporu da dahil olmak üzere birçok Mısır ve Arap insan hakları raporuna göre, oturma eylemine katılan protestocuların dağılmasını önlemek için bazı unsurlar tarafından silah kullanıldı. Karşılıklı ateş sonucu, hem oturma eylemine katılanlardan hem de oturma eylemini dağıtan Mısır güvenlik güçlerinden onlarca kişi öldü ve yaralandı.

2020 yılının Kasım ayında Mısır mahkemesi, Müslüman Kardeşler’in tutuklanan 59 üye ve liderini ‘bir toplanma ve oturma eylemi düzenlemeye katılmaktan’ suçlu bulduktan sonra 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. 7 sanığa da 5 yıl hapis cezası verildi. Haziran 2021'de Mısır Yargıtay Mahkemesi, nihai bir kararla, ‘Müslüman Kardeşler’in 12 üyesi ve liderinin idam edilmesi kararını’ onadı.

Müslüman Kardeşler örgütünün eski liderlerinden Mısırlı siyasi analist Muhtar Nuh, örgütün ‘Rabia Meydanı’nda oturma eyleminin’ onuncu yıldönümünde bir belgesel film çekmesini “bir tür iflas” olarak değerlendirdi. Nuh, “örgütün şu anda mağduriyet propagandasını pekiştiren ve ona sadık olanlara halen hayatta olduğuna dair mesajlar gönderen şeylerden başka hiçbir şey sunmadığına” dikkat çekti.

Nuh, Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamasında “örgütün Batı fonunu çekmek için tarihi bir yeteneğe sahip olduğunu” söyledi. Geçtiğimiz yıllarda Müslüman Kardeşler üyelerinin ‘Arap siyasi rejimlerine şantaj aracı’ olarak kullanılan insan hakları kurumlarında aktif olduklarını beyan eden Nuh, örgütün pek çok unsurunun artık finansman çeken işler ve içerikler üretmede aktif olan, aynı zamanda kardeşlik anlatısı ve olayları gibi örgütün hedeflerine hizmet eden medya ve prodüksiyon platformları kurma eğiliminde olduklarını açıkladı.

Mısır'daki radikal örgütler uzmanı, araştırmacı ve Müslüman Kardeşler örgütünün Arap ve uluslararası kamuoyunu etkilemek için kullandığı modern araçları ele alan ‘Kılavuzun Şifresi’ kitabının yazarı Mahmud Basyoni, kardeşlik anlatısındaki merkezi olaylarla ilgili belgesellerin yapımının ‘yeni bir şey olmadığını’ düşünüyor. Basyoni, Müslüman Kardeşler’in sürekli ısıtıp ısıtıp gündeme getirdiği ‘mazlumiyet’ fikrinin inşasında Rabia Meydanı’nda oturma eylemi’ olaylarının merkezi önemini vurguladı.

Basyoni, Şarku'l Avsat'a, şu anda örgütte “aşırı derecede tehlikeli” olarak tanımladığı, teknolojiyi ve yeni etkileşim araçlarını kullanmada yetenekli olan gençlerin hâkim olduğu bir eğilimin varlığından bahsetti. Basyoni, “Örneğin bu gençler, sosyal medya platformlarında görsel içerik üretip tanıtmanın yanı sıra uluslararası insan hakları ve medya kuruluşlarının çalışma mekanizmalarını anlamaya, yabancı dillere hâkim olup Arap olmayan unsurlara da ulaşmaya çalışıyorlar.  Böylece kurumlarla kolayca iletişim kurup birçok olayla ilgili ‘kardeşlik’ anlatısını yayabiliyorlar” ifadelerini kullandı.

Radikal örgütler uzmanı ve araştırmacısı Basyoni, Müslüman Kardeşler’in belgeseller gibi çekici içerikler kullanarak Z kuşağını hedef almaya çalıştığını belirterek “Zaten bu nesil okumayı sevmez. Gidip raporları derinlemesine inceleme uğraşına girmezler” dedi. Basyoni, Müslüman Kardeşler'in, yaptıkları çalışmaları tarafsız ve örgütle resmi bağı olmayan şirket ve platformlar aracılığıyla sunma isteğine dikkat çekerek, Müslüman Kardeşler’in bu şekilde halkın daha geniş kitlelerinden kabul görmesini sağladığını açıkladı.



Hizbullah İsrail'in Golan Tepelerindeki askeri karargahını hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Hizbullah İsrail'in Golan Tepelerindeki askeri karargahını hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Lübnan'daki Hizbullah Hareketi, İsrail'in Golan Tepelerindeki askeri üssüne onlarca katyuşa füzesi fırlattığını bildirdi.

Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, İsrail'in işgali altındaki Golan Tepelerinde yer alan Keyla askeri üssündeki hava ve füze savunma karargahının vurulduğu belirtildi.

Saldırıda onlarca katyuşa füzesinin kullanıldığı kaydedildi.

Açıklamada, saldırının, Lübnan'ın güneyi ya da Suriye üzerinden mi gerçekleştirildiğine dair detaylı bilgi verilmedi.


ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

ABD güçleri Suriye-Ürdün sınırındaki üslerden onlarca İHA'yı hedef aldı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Suriye-Ürdün sınırındaki iki üste konuşlanan ABD güçleri, yüzlerce hava savunma füzesi ile onlarca insansız hava aracını (İHA) hedef aldı.

AA'nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, ABD güçlerinin konuşlandığı, Suriye'nin Humus ilindeki Tenef üssü ile Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi.

Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, aidiyeti bilinmeyen onlarca kamikaze İHA'ya isabet etti.

Hedef alınan İHA'lardan bazı parçaların, Suriye-Ürdün sınır hattındaki sivil yerleşimlere düştüğü öğrenildi.

Ayrıca Beşşar Esed rejimine yakın sosyal medya hesapları, Suriye'nin Şam, Humus, Dera ve Süveyda illerinde patlama sesleri duyulduğunu iddia etti.

Paylaşımlarda, patlama seslerinin üzerine Humus'un batı kırsalındaki rejime ait hava savunma sistemlerinin devreye sokularak, bazı füzelerin havada imha edildiği ileri sürüldü.

- İran, İsrail'e İHA saldırısı başlatmıştı

İran, dün akşam İsrail'e insansız hava aracı (İHA) saldırısı başlatmıştı.

İran devlet televizyonunun haberinde, "Devrim Muhafızları Ordusunun, işgal altındaki bölgelerdeki hedeflere yönelik insansız hava aracı operasyonu birkaç dakika önce başladı." ifadesine yer verilmişti.

İsrail basını, İran'ın İsrail'e gönderdiği 100'den fazla insansız hava aracına (İHA) ABD ve İngiltere'nin müdahalede bulunduğunu iddia etmişti.

Ürdün'ün kuzeydoğusundaki Kule-22 üssüne ocak ayında düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 3 ABD askeri ölmüş, 25 kişi de yaralanmıştı. 


Irak, Ürdün ve Lübnan, İran-İsrail geriliminin ardından hava sahalarını yeniden açtı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Irak, Ürdün ve Lübnan, İran-İsrail geriliminin ardından hava sahalarını yeniden açtı

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Irak, Ürdün ve Lübnan, dün gece İran'dan İsrail'e yönelik başlatılan kamikaze insansız hava araçları (İHA) saldırısı nedeniyle tüm uçuşlara kapattıkları hava sahalarını yeniden açtı.

Irak Sivil Havacılık Otoritesi tarafından yapılan açıklamada, "Irak'ta sivil havacılığın güvenliğini ve emniyetini etkileyen tüm risklerin aşılmasının ardından hava sahası, gelen, giden ve geçen tüm uçaklara yeniden açıldı." denildi.

Ürdün Sivil Havacılık Düzenleme Kurumu da Ürdün'ün hava sahasının yerel saatle 08:15'te (5:15 GMT) hava trafiğine yeniden açılacağını duyurdu.

Lübnan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada da, bölgede yaşanan gelişmeler nedeniyle kapatılan hava sahasının gelen, giden ve transit geçen tüm uçaklara yeniden açıldığı belirtildi.

İsrail de İHA saldırıları nedeniyle 7 saat kapalı kalan hava sahasının sivil havacılık trafiğine yeniden açıldığını duyurmuştu.

- İran-İsrail gerilimi

İsrail, İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına 1 Nisan'da hava saldırısı düzenlemişti. Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusundan 2'si general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

İran, İsrail'in konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve misillemede bulunacaklarını duyurmuştu. İsrail ise İran'ın saldırısına karşılık vereceğini bildirmişti.

İran dün İsrail'e yüzlerce kamikaze insansız hava aracı, balistik ve seyir füzesiyle saldırı başlatmıştı.

İran, bazı askeri hedeflerin vurulduğunu, İsrail ise saldırıların çoğunun hava savunma sistemlerince önlendiğini ancak güneydeki bir askeri üsse füze isabet ettiğini açıklamıştı.


Hamduk: Sudan etnik ve ırksal bölünme tehlikesiyle karşı karşıya

Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk (Facebook sayfası)
Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk (Facebook sayfası)
TT

Hamduk: Sudan etnik ve ırksal bölünme tehlikesiyle karşı karşıya

Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk (Facebook sayfası)
Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk (Facebook sayfası)

Eski Sudan Başbakanı ve Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) lideri Abdullah Hamduk, Sudan'ın etnik ve ırksal bölünme riskiyle karşı karşıya olduğunu ve bunun tamamen çökme tehdidi yarattığını söyledi.

Hamduk, Sudan'daki savaşın birinci yıldönümü münasebetiyle Facebook'ta yayınlanan bir video konuşmasında, “Ülkemizi parçalayan savaş birinci yılını dolduruyor. Ölüm ve yıkımla geçen 12 ay ve her geçen gün halkımızın çektiği acılar artıyor. On binlerce sivil ve askeri personel hayatını kaybetti, milyonlarcası da çeşitli kentler ve ülkeler arasında yer değiştirdi” ifadelerini kullandı.

Hamduk açlık, hastalık ve yoksulluğun milyonları öldürdüğüne, Sudan devletinin parçalandığına, halkın emeği ve parasıyla kurulan altyapının çöktüğüne, insanların mallarını ve paralarını kaybettiğine, yağmalandığına ve talan edildiğine dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’ın Arap Dünyası Haber Ajansı’ndan (AWP) aktardığı habere göre Hamduk, “Bu savaş aniden patlak vermedi. Patlak vermesinin nedenleri gün geçtikçe birikiyordu. Yaklaştığı an konusunda uyarılarda bulunuyor ve ülkemize getireceği felaket ve musibetlerden bahsediyorduk” dedi.

Hamduk, “Tüm şiddete, inatçılığa ve komplolara rağmen barışçıl kalan büyük devrimimizden ilham alarak diyalog ve barışçıl yollara başvurulmalı” çağrısında bulundu.

Hamduk sözlerini şöyle sürdürdü: “Pusulamız halkımızın emniyeti ve güvenliğine odaklanmaya devam etti. Durumun patlamasını önlemek için diğer vatanseverlerle birlikte her türlü çabayı gösterdik. Dış ve iç temaslar durmadı. Ancak bazılarının amacı, sonuçları ve ülke üzerindeki etkileri dikkate alınmadan bir savaşı ateşlemekti.”

Hamduk, “O günden bu yana sivil güçlerin savaşı durdurma çabaları durmadı. Savaşın iki tarafı olan Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) yanı sıra bölgesel ve uluslararası güçler ve kuruluşlarla temaslar devam etti. Aynı zamanda savaşı reddeden tüm güçleri istisnasız birleşik bir cephede birleştirmeyi savunduk. Motivasyonumuz halkımızın bu acısını durdurmak ve her türlü çabayı göstermekti. Ekim 2023'te Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu'nun (Tekaddum) kurulmasıyla sonuçlanan bir toplantı düzenleyerek yolculukta önemli bir adım attık” ifadelerini kullandı.

Hamduk, Tekaddum liderliğinin Aralık sonunda Addis Ababa'da HDK Komutanı ile görüştükten sonra, savaşı sona erdirmenin yollarını görüşmek üzere Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ile bir araya gelmeyi dört gözle beklediğini söyledi.


Rehineler İsrail'in "vatandaşlık sözleşmesini" teste tabi tutuyor

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
TT

Rehineler İsrail'in "vatandaşlık sözleşmesini" teste tabi tutuyor

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)
Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu akşam Cumartesi günü Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi (AFP)

İsrail-Filistin çatışması tarihi, İsrail toplumu üzerinde derin etkisi olan eylemlerde hem sivil hem de askerlere yönelik rehin almalar ve saldırılar ile dolu.

Einat Avni Levy, "Orduma ve hükümetime güvenmiyorsam burada yaşayamam" diye vurguluyor ve pek çok İsrailli gibi o da Gazze'de tutulan rehinelerin serbest bırakılmasının devlet ile vatandaşları arasındaki ahlaki bir sözleşmenin çerçevesine girdiğine inanıyor.

40 yaşındaki bu kadının yaşadığı Kibutz Nirim'de, 7 Ekim'de İsrail'in güneyine Hamas tarafından düzenlenen şiddetli saldırı sırasında 5 bölge sakini öldürüldü ve 5 kişi de rehin alındı. Bunlardan ikisi halen Gazze'de rehin bulunuyor.

Burada yaşamak

İsrail’in Kanal 12 kanalının geçen hafta yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre, saldırıdan 6 ay sonra İsraillilerin çoğunluğu, hükümetlerinin Gazze'de hâlâ rehin tutulan 129 kişiyi kurtarmak için yeterince çaba göstermediğine inanıyor.

Levy, bu bitmek bilmeyen trajedinin çok önemli bir şeyi, yani "İsrail devleti ile halkı arasındaki bağı" bozduğuna inanıyor. "Kaçırılırsam ordumun ve hükümetimin beni aramaya geleceğine güvenmezsem burada yaşayamam" diyor.

Yaklaşık bir haftadır İsrail ve Hamas yetkilileri, Filistinli tutuklular ile İsrailli rehinelerin takasını da içeren bir ateşkes teklifi üzerinde çalışıyor ancak şu ana kadar cesaret verici bir ilerleme kaydedilemedi.

Rehinelerin aileleri serbest bırakılmalarını talep etmek için bu Cumartesi akşamı Tel Aviv'de yeniden gösteri düzenledi.

İsrail-Filistin çatışması tarihi, İsrail toplumu üzerinde derin etkisi olan eylemlerde hem sivil hem de askerlere yönelik rehin almalar ve saldırılar ile dolu.

Gazze'deki rehineleri desteklemek için düzenlenen yürüyüşe katılan bir BT uzmanı Şimon Atal, "Büyüyüp orduda görev yaptığımda, her zaman beni geri almak için her şeyin yapılacağını biliyordum" diyor. "Bu sayede kendimizi güvende hissediyoruz" diye ekliyor.

7 Ekim’de bu kadar çok sayıda kişinin rehin alınması bir dönüm noktası mı oluşturuyor?

Çağdaş ultra-Ortodoks hareketin sembollerinden biri olan Haham Benny Lau, "İsrail'de devlet ile vatandaşlar arasında kimseden vazgeçilmeyeceğine dair bir anlaşmanın olduğunu” düşünüyor ve ekliyor: "Liderlerinizin sizi geri getirmek için her türlü çabayı göstereceğinden eminsinizdir."

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre bu prensibin "kutsal" olduğuna inandığını söyleyen Haham Lau, “Hayatı koruma fikri o kadar güçlü ki Tevrat'ta defalarca geçiyor" dedi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi ise, "ahlaki bir yükümlülük"ten söz ederek, "İsrail'in, oğullarının ve kızlarının geri dönüşünün bedelini ödemeye hazır olduğunu" vurguladı.

Beni tutuklular ile takas etmeyin

2011 yılında dönemin Başbakanı Binyamin Netanyahu, bir İsrail askeri Gilad Şalit’e karşılık 1.027 Filistinli tutukluyu serbest bırakmıştı. Bu, bazılarının çok yüksek bir bedel olarak değerlendirdiği bir tavizdi.

Bugünse Netanyahu Gazze'deki rehineleri "terk etmek" ile suçlanıyor.

Geçen hafta cesedi bulunan rehine Elad Katzir'in kız kardeşi Carmit Palty Katzir, vatandaşlar ile devlet arasındaki sözleşmenin rehineler dönmedikçe yenilenemeyeceğini vurguladı.

Yaklaşık 15 yıl önce Gilad Şalit karşılığında serbest bırakılan Filistinli tutuklulardan biri, 7 Ekim saldırısının beyni olarak kabul edilen Gazze'deki Hamas hareketinin lideri Yahya Sinvar'dı.

Bu, en büyük oğlu Eitan'ın Gazze'de Hamas tarafından rehin tutulduğu Zvika Mor için acı verici bir hatırlatma. Sekiz çocuk babası bunu vurgulayarak: "Rehinelerin ne pahasına olursa olsun serbest bırakılmasını istemiyoruz."

Daha muhafazakar rehine ailelerinin yer aldığı "Tikva" (Umut) formunu kuran Mor, "Bu, oğlumun hayatıyla ilgili değil, Yahudi devletinin varlığıyla ilgili. Büyük tehlike altındayız" diye ekliyor. Oğlunu Filistinli bir tutuklu ile takas etmektense feda etmeyi tercih edeceğini vurguluyor.

Eitan (23 yaşında), 364 kişinin öldürüldüğü müzik festivalinde güvenlik görevlisiydi. Babası, "Her zaman 'Beni Filistinli tutuklular ile takas etmeyin' derdi" diyerek, "Umarım fikrini değiştirmemiştir" diye vurguladı.


Beyrut Havalimanı uçuşlara yeniden başlıyor

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
TT

Beyrut Havalimanı uçuşlara yeniden başlıyor

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)
Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı (arşiv)

Lübnanlı yetkililer, Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nın, İran'ın iki hafta önce Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlediği saldırıya misilleme olarak İsrail'e verdiği askeri cevabın bir parçası olarak altı saatlik ihtiyati kapatmanın ardından bugün (Pazar) yeniden açıldığını ve uçuşların öğleden sonra yeniden başladığını duyurdu.

Lübnan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı'nın bugün sabah saat 7'de ‘geliş-gidiş tüm uçuşlar için’ yeniden açıldığını duyurdu.

Müdürlük, söz konusu kapatma kararının ‘Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı'nın Lübnan hava sahasını Cumartesi gecesi saat 1’den Pazar sabahı saat 7'ye kadar hava trafiğine kapatma kararına uygun olarak’ alındığını belirtti.

Beyrut Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’nda incelemelerde bulunan Lübnan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Ali Hamiye, “Havaalanı kapatıldı. Tüm faktörleri ve yolcuların emniyet ve güvenliğini dikkate aldık” dedi.

Hamiye, basın mensuplarına verdiği demeçte “Havacılığın güvenliğini sağlamak amacıyla ihtiyati bir tedbir alındı ve hava sahası gece 1'den sabah 7'ye kadar kapatıldı. Bugün öğlen saat 1'de hava sahasının kapatılmasını askıya aldık. Böylece hava sahası tüm uçuşlara açık hale geldi. Uçuşlar kademeli olarak normal seyrine dönecek. Bu durumda karışıklık gayet normal. Çalışanlar ve güvenlik hizmetleri yolculara kolaylık sağlamak için tam güçle buradalar” ifadelerini kullandı.

Karışıklık

Havalimanının geçici olarak kapatılması yolcuların hareketini aksattı. Bazı uçuşlar iptal edilirken yolcular havalimanında mahsur kaldı. Sosyal medya platformlarında paylaşılan videolarda, uçuşlarının iptal edilmesi nedeniyle havalimanında mahsur kalan yolcular ve havalimanı lobilerindeki kalabalık görüntülendi. Bazı yolcuların uçuşlarının ertelenmesinin ardından havalimanında bekleme koltuklarında yattıkları görüldü.

Lübnan havayolu şirketi Middle East Airlines, bu sabah uçuşlarını ‘daha sonra belirlenecek tarihlere’ erteledi. Ancak uçaklarının öğleden sonra operasyonlarına devam edeceğini duyurdu. Beyrut'tan Londra'ya giden bir uçağın bugün öğleden sonra kalkacağı belirtildi.

İsrail'i çevreleyen kentlerin hava sahasındaki askeri gerilimin sona ermesinin ardından havayolu şirketlerinin Beyrut'a gidiş-dönüş uçuşlarının yeniden başladığını kademeli olarak duyurması bekleniyor. EgyptAir bugün yaptığı açıklamada, Ürdün, Irak ve Lübnan hava sahasının trafiğe yeniden açılmasıyla bu ülkelere gidiş-dönüş uçuşlarını yeniden başlatma kararı aldığını duyurdu.


İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşta verdiği kayıplar

Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
TT

İsrail'in Gazze'de Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşta verdiği kayıplar

Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)
Tel Aviv'de savaşın sona ermesi ve Gazze'deki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması çağrısında bulunan bir protesto sırasında sokakta yatan ve trafiğin akışını engelleyen İsrailliler, 12 Nisan 2024 (Reuters)

Macid Keyali

İsrail'in Gazze Şeridi'ne karşı altı aydır sürdürdüğü imha savaşında, askeri gücüne, teknolojik imkânlarına, Batı'dan aldığı desteğe ve Gazze Şeridi'ni yaşanmaz hale getirecek yeteneğe sahip olmasına rağmen ağır kayıplar verdiğini söylersek abartmış olmayız. Filistinlilerin verdiği kayıpların ise çok daha büyük ve ölçülemeyecek kadar korkunç olduğunu söylersek de ne abartmış ne de yanılmış oluruz.

Her şeyden önce İsrail geçtiğimiz yıl 7 Ekim’de güvenlik, askeri ve moral bakımından hiç beklemediği bir darbe aldı. İsrail’in savaşı kısa sürede sonuçlandıramaması, Hamas savaşçılarının çatışmaya ve füze fırlatmaya devam etmeleri ve İsrail ordusunun altı aydır tek bir rehineyi bile kurtaramamasının da gösterdiği üzere bu savaş İsrail’in tarihinin en uzun ve en maliyetli savaşı haline geldi.

sxdvfbrgnty
İsrail'in Gazze şehrindeki Firas Pazarı bölgesini bombalaması sırasında kendilerini korumaya çalışan Filistinliler, 11 Nisan 2024 (AFP)

Savaş, İsrail'in tüm alanlarda sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen güvenliğini ve niteliksel üstünlüğünü garanti altına almak için ABD'ye (ve Batılı ülkelere) ihtiyaç duyduğunu, gösterdi. Çünkü bu ülkeler, İsrail’in akciğerleri olduğu yahut bir başka deyişle göbeğinin bu ülkelere bağlı olduğu söylenebilir. Yani bu ülkeler olmasaydı İsrail farklı bir durumda olacak, sürekli risk altında ve tehditlere maruz kalacaktı. Bu durum, İsrail'in bir ‘muz cumhuriyeti’ olmadığını, demokratik ve egemen bir devlet olduğunu ve sanki 7 Ekim'den bu yana Akdeniz'de demirli ABD, İngiliz ve Fransız savaş gemilerinden haberdar değillermiş ya da bu ülkeler deniz ve hava filolarıyla İsrail'e silah sevkiyatında bulunmuyormuş yahut ABD İsrail’e 14 milyar dolar değerinde acil yardım göndermemiş, kısacası bu savaş İsrail'in ABD ile olan yakın bağlarını hiç olmadığı kadar derinleştirmemiş gibi ABD'ye hiçbir şey borçlu olmadığını söyleyerek övünen milliyetçi ve dinci Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi aşırı sağcıların gördüğü halüsinasyonların tam tersi bir tablo çiziyor.

Gazze’deki savaşı, her alanda muazzam bir potansiyele sahip olmasına rağmen İsrail'in gücünün sınırlarını ortaya koydu.

Öte yandan Gazze’deki savaş, Filistin'in yüzölçümünün yüzde 1,2'sine (365 kilometre kare) tekabül eden küçük bir bölgede mütevazı bir silahlı milis gücüyle karşı karşıya olan İsrail'in her alanda sahip olduğu muazzam potansiyele rağmen gücünün sınırlarını ortaya koydu. Peki ya daha büyük ve daha güçlü bir orduya karşı bir savaş söz konusu olursa ne olur?

Buradan düzenli bir savaşın hesaplarının, İsrail'i karşı tarafa felç edici darbeler indirebilecek hale getiren asimetrik bir savaşın hesaplarından farklı olduğu anlaşılsa da bu durum, İsrail'in sınırlı insan kaynağına sahip olduğu ve başka bir savaşta, düzenli ya da düzensiz daha büyük bir güçle, istikrarına, güvenliğine ve belki de bekasına yönelik daha fazla riskle karşı karşıya kalacağı gerçeğini gizleyemiyor.

xs dfbgn
Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) önünde toplanan ve Filistin bayrağı taşıyan göstericiler, 26 Ocak 2024

İsrail, uluslararası alanda Batılı ülkelerin kamuoyları nezdinde ‘taş atan çocuklar’ intifadasından (1987-1993) bu yana kaybetmeye başladığı mağdur statüsünü tamamen yitirdi ve Filistinlilere karşı soykırım uygulayan, sömürgeci, saldırgan ve ırkçı bir devlet olarak görülmeye başladı. Artık Filistinliler İsrail’in bu uygulamalarından ötürü küresel vicdanda kurban konumundaydı. Bu nedenle Batılı ülkelerin başkentlerinde ve şehirlerinde halk protestoları bazılarının hayal ettiği gibi, gerçeğe aykırı şekilde Hamas'ı desteklemek için değil, Filistinlileri desteklemek için protesto gösterileri başladı.

Söz konusu protesto gösterilerini, Uluslararası Adalet Divanı’nın (ICJ) kararı, dünyanın dört bir yanından edebiyat ve sanat camiasından çok sayıda ünlü sanatçının ortaya koydukları tutumlar ve Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda 193 ülkeden 153'ünün onayıyla alınan kararlar takip etti. Tüm bunlar, Batılı hükümetlerin tutumlarının değiştirmelerine, İsrail'e baskı yapmaktan yana olmalarına ve İsrail'in Gazze karşı yürüttüğü soykırım savaşını reddetmek de dahil olmak üzere Filistinlilerin acılarını ve haklarını daha anlayışla karşılayan mesajlar göndermelerine yol açtı.

İsrail'in imaj kaybıyla birlikte, tüm dünyada bazı Yahudi kesimleri nezdindeki itibarı da zedelendi.

İsrail içinde ise savaş, Netanyahu, Smitrich ve Ben-Gvir hükümetinin yargının altını oyma ve İsrail'in (Yahudi vatandaşlarına göre) Yahudi ve dini bir devlet kimliğini laik, liberal ve demokratik bir devlet kimliğinin önüne geçirme girişimi çerçevesinde savaştan önce patlak vermiş olan İsrail'deki iç krizi derinleştirdi.

Bu durum, Hamas’ın 7 Ekim saldırısının İsrailliler arasında varoluşsal bir tehlikeyle karşı karşıya oldukları fikrini uyandırdığı gerçeğini gizlemiyor. İsrail’deki farklı kesimler arasında var olan bölünmelerin ardından, dışarıdan, kendi algılarına göre özellikle de Filistinlilerden gelen bir tehdit karşısında kararlılıkları güçlense de kendi içlerindeki anlaşmazlıklar da bir o kadar güçlendi. Milliyetçi ve dinci aşırı sağın devleti ele geçirip karakterini değiştirmesinin tehlikelerine dikkat çekilerek Binyamin Netanyahu hükümetinin düşürülmesi ve erken seçime gidilmesi çağrıları bunun bir göstergesidir. Aynı zamanda Hamas'ın elindeki İsrailli rehinelerin ailelerinin rehinelerin serbest bırakılmalarını sağlayacak bir anlaşma yapılması taleplerini destekleyen protesto gösterilerindeki artış da bu durumun bir işareti.

sy6mu7ö8ıl
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu haftalık kabine toplantısında Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ile konuşurken, 7 Ocak 2024 (AP)

Tüm bunlarla birlikte, savaş nedeniyle laiklere tanınmayan ayrıcalıklardan yararlanan, vergiden ve askerlikten muaf tutulan ve yine de devletin kimliğini kendi lehlerine değiştirmek isteyen ultra Ortodoks Yahudilerin de askere alınmaları çağrıları ülkede bölünme yarattı.

İsrail'in imaj kaybıyla birlikte, İsrail'in dünya Yahudileri için güvenli bir sığınak olduğu fikrinin sarsılırken tüm dünyada bazı Yahudi kesimleri nezdindeki itibarı da zedelendi. Kendi ülkelerinde daha güvende olan İsrailli Yahudiler, hükümetlerinin Filistinlilere karşı düşman, faşist ve ırkçı politikalarının kurbanı oldular.

İsrail’in, Nekbe'ye rağmen Filistinlilerin varlığının üstesinden gelmesi ve onları siyasi haritadan silmesi mümkün görünmüyor.

Ayrıca İsrail'in Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırım savaşı, dünya Yahudilerinin bir kısmında Holokost'un (Nazilerin Yahudi soykırımı) hatırlanmasına ve İsrail’in Filistinlilere karşı Nazilerin Yahudilere karşı izlediği politikanın aynısını izlediği, bu devletin kendileri ve yaşadıkları ülkeler için siyasi, ahlaki ve güvenlik yükü haline geldiği izlenimi uyanmasına yol açtı. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya'da önde gelen Yahudi isimlerin yanı sıra Yahudi aydınlar, sanatçılar ve akademisyenler tarafından yapılan tarafından açıklamalarda ve Yahudilerin bu ülkelerde Gazze’deki savaşa karşı düzenlenen protesto gösterilerine katılmaları sırasında okunan bildirilerde İsrail'in Yahudileri ya da tek başına Holokost'u temsil ettiği iddiası ve antisemitizmi İsrail karşıtlığıyla bir tutulmasına karşı çıkıldı.

Filistin tarafında ise Nekbe'ye (İsrail güçlerinin Filistinlilere ait yüzlerce köy ve kasabayı yok ettiği Büyük Felaket) rağmen İsrail'in bu halkın varlığının üstesinden gelememiş ve onları siyasi haritadan silememiş gibi görünüyor. Hatta bu savaş Netanyahu hükümetinin isteklerinin aksine, elbette Batı vizyonuna göre olmak kaydıyla bağımsız bir Filistin devleti kurulması ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı verilmesi fikrini, özellikle de sadece Filistin-İsrail çatışmasından çıkış yolları bulmak için değil, aynı zamanda İsrail'in bölgedeki varlığını normalleştirmek için de bir anahtar olarak yeniden gündemin üst sıralarına taşıdı. Hatta ve hatta Hamas'ın çabalarının Arap ülkelerinin ve uluslararası kamuoyununun nazarında yeni Nekbe'den sonra Filistin'in durumunu yeniden düzenlemek için en uygun merci haline gelen Filistin Yönetimi'nin konumunu güçlendirdiği ya da başka deyişle normalleştirdiği bile söylenebilir. Hani derler ya: “Bazen rüzgarlar gemilerin istemediği taraftan eser.”

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğu bildirildi

Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
TT

Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğu bildirildi

Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)
Lübnan'ın doğusu ve güneyindeki Baalbek'ten başkent Beyrut'a kadar birçok bölgede patlamalar duyuldu. (Reuters)

Arap Dünyası Haber Ajansı'na (AWP) göre Lübnan'ın LBCI kanalı bugün (Pazar) Lübnan hava sahasında füzelerin durdurulduğunu bildirdi, ancak füzelerin kaynağını belirtmedi.

Bugün erken saatlerde Lübnan'ın Al-Manar televizyonu, doğu ve güney Lübnan'daki Baalbek'ten Lübnan'ın başkenti Beyrut'a kadar birçok Lübnan bölgesinde uzaktan patlama sesleri duyulduğunu bildirdi.

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) dün (cumartesi) İsrail'e onlarca insansız hava aracı (İHA) ve füze fırlatarak iki bölgesel düşman arasında büyük bir gerilimi tetikleyebilecek bir saldırı gerçekleştirirken, ABD de İsrail'e destek sözü verdi.

İsrail ordusu, Iraklı güvenlik kaynaklarının ülke üzerinde uçarken görüldüğünü söylediği İran İHA’larının hedeflerine ulaşmasının saatler alacağını söyledi.

İsrail Kanal 12 televizyonu, İran'ın fırlattığı füzelerin İsrail'e ulaşmasının muhtemelen daha kısa süreceğini, ancak bazı füze ve İHA’ların Suriye veya Ürdün üzerinde vurulduğunu açıkladı.


Esed’den ‘mesaj’ var: İran-İsrail gerginliği bizi ilgilendirmiyor

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
TT

Esed’den ‘mesaj’ var: İran-İsrail gerginliği bizi ilgilendirmiyor

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken

Menaf Said

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, eşi Esma Esed ve Suriye ordusundan bazı komutanlar, Tel Aviv'in bu ayın başlarında İran’ın Şam'daki konsolosluğunu hedef alması ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) Suriye’de ve Lübnan'da faaliyetler gösteren komutanı Tümgeneral Muhammed Rıza Zahidi ile yardımcısı Muhammed Hadi Hacı Rahimi'ye suikast düzenlemesinin ardından bir yanda İran ve vekilleri, diğer yanda ABD, İsrail ve müttefikleri arasında gerilimin tırmandığı ve karşılıklı tehditlerin savrulduğu bir ortamda zamanlarını nasıl geçiriyorlar? Şam, müttefiklerine, muhaliflerine ve Arap ülkelerinden arabuluculara hangi siyasi mesajları vermek istiyor?

Suriye resmi haber ajanslarında yer alan ve Suriyeli yetkililere yakın sosyal medya hesaplarından paylaşılan görüntülerin ve haberlerin şu beş siyasi ‘mesajı’ içerdiği değerlendirilebilir:

1- İsrail tarafından İran’ın Şam'daki konsolosluğunun hedef alınmasından 12 gün sonra Şam'da hayat normal akışında seyrederken, DMO komutanları İsrail’in suikastlarından kaçınmak için ya Şam'daki gizli karargâhlara sığındılar ya da Tahran'a gittiler.

2- Şam, hükümet güçlerine ve Golan Tepelerine atıfta bulunarak Tahran ve Tel Aviv arasındaki olası askeri çatışmaya ne dahil ne de taraftır. (İran destekli milisler Suriye'nin kuzeydoğusunda ABD güçlerinin bulunduğu bölgelerin yakınlarında ve Suriye'deki diğer bölgelerde konuşlular.)

3- Arap ülkeleri Şam’a İran ile İsrail arasındaki olası askeri çatışmanın dışında kalması ve Gazze’de 7 Ekim’den bu yana devam eden yaklaşımı sürdürmesini tavsiye ettiler.

4- Esed ile İranlı yetkililer arasındaki resmi temasların yoğunluğu azaltırken gerek Ramazan Bayramı vesilesiyle olsun gerek başka vesilelerden dolayı olsun Arap ülkelerinin yetkilileriyle olan temasların sıklığı arttı.

5- İsrail’in Şam ve Suriye topraklarında İranlı yetkilileri hedef almasına misilleme ya da intikam alma tehdidinde bulunan resmi açıklamalar yapılmaması.

İran’ın Şam konsolosluğunun 1 Nisan’da bombalamasından bu yana Suriye resmi haber ajanlarında ve Şam yanlısı medya organlarında çıkan haberleri ve görüntüleri kronolojik olarak şöyle sıralayabiliriz:

rfgtb
İsrail tarafından İran’ın Şam konsolosluğunun hedef alınması sonrası Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi arasında gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından dağıtılan bir fotoğraf

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre Esed, İran Cumhurbaşkanı Reisi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek İran’ın Şam’daki konsolosluğunu hedef alan saldırıda çok sayıda askeri danışmanın vefatından dolayı en derin taziyelerini sundu. Kendisi ve Suriye halkı adına ölenlerin ailelerine ve değerli İran halkına derin üzüntülerini ifade ederek başsağlığı dileğinde bulundu.

ggbth
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed Suriye'nin batısındaki Tartus'ta bir iftar programına katıldılar

Suriye Cumhurbaşkanlığı'nın X hesabından 7 Nisan’da yapılan paylaşımda, Beşşar Esed ve eşi Esma Esed’in, Tartus'un eski şehir bölgesinde yerel dernekler ve topluluk üyelerinin katılımıyla düzenlenen bir iftara katıldıkları duyuruldu. İsrail'in İranlı bir yetkiliyi hedef alan hava saldırısının gerçekleştiği bölgenin yakınlarında düzenlenen iftar programına katıldıklarını gösteren fotoğraflar ve videolar yayınlandı.

frgbt
Esed Şam'da Şam Alimleri Birliği üyeleriyle bir araya geldi

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA, 8 Nisan’da Esed'in Şam Alimleri Birliği'nin bazı üyeleriyle bir araya geldiği haberini yayınladı. Haberde ‘Suriye’nin dini kurumlarından Şam Alimleri Birliği'nin Kur'an-ı Kerim'in ve Hz. Muhammed'in hadislerinin doğru anlaşılması konusunda kararlı olduğu ve İslam dinin insanlara Yüce Allah tarafından gönderildiği şekliyle öğretilmesine büyük katkı sağladığı’ belirtildi.

ju
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Umman’dan Şam'a gelen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan'ı kabul etti

Öte yandan 8 Nisan'da Umman Sultanlığı’nın başkenti Maskat'tan Şam'a gelen İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan, havaalanında Suriye Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad tarafından karşılanmadı.

Daha sonra Suriye Cumhurbaşkanlığı Esed'in Abdullahiyan ile bir araya geldiği ve görüşmede İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki sivilleri bombalaması meselesinin ele alındığı açıklandı. Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Bu eşi ve benzeri görülmemiş vahşet ve katliam, İsrail’in askeri hedeflerine ulaşmadaki başarısızlığının kanıtıdır” denildi.

Açıklamada İsrail'in İran’ın Şam’daki konsolosluğunu bombalamasına ya da Tahran'ın buna nasıl karşılık vereceğine dair herhangi bir ifade yer almadı.

yny6n6
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, Ramazan Bayramı namazı için geldiği Şam'daki bir camide Şamlı din adamlarıyla sohbet ederken

Suriye Devlet Başkanı Esed, 10 Nisan'da Ramazan Bayramı namazını Şam'daki et-Takva Camii'nde kıldı. Sosyal medya hesaplarından Esed'in Şamlı din adamlarıyla sohbet ederken çekilmiş fotoğrafları ve videoları paylaşıldı.

Suriye resmi haber ajansları daha sonra Esed'in aralarında Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin de bulunduğu bazı Arap ülkelerinin liderleriyle telefon görüşmeleri yaptığını ve Ramazan Bayramı tebriklerini ilettiğini aktardı. Esed ile İran Cumhurbaşkanı Reisi arasında bir telefon görüşmesi yapılıp yapılmadığıyla ilgili herhangi bir bilgi aktarılmadı.

dfthy
Suriye Savunma Bakanı General Ali Mahmud Abbas, Ramazan Bayramı vesilesiyle Suriye'nin batısındaki kıyı bölgesine bir saha ziyareti gerçekleştirdi

Suriye Savunma Bakanı General Ali Mahmud Abbas'ın 11 Nisan'da Suriye’nin batısındaki kıyı bölgesinde konuşlu bazı ordu birliklerine bir saha ziyareti gerçekleştirdiği, bu ziyaret sırasında birlik komutanları ve saha komutanlarıyla bir araya geldiği ve Ramazan Bayramı dolayısıyla Cumhurbaşkanı'nın tebriklerini ilettiği bildirildi.

rtbgyt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, Ramazan Bayramı vesilesiyle Şam'da el-Muberra Kadın Derneği ve Lahn el-Hayat Evleri’ni ziyaret ettiler

Suriye basını, Ramazan Bayramı'nın ilk günü Beşşar Esed ve eşinin Şam’da el-Muberra Kadın Derneği ve Lahn el-Hayat Evleri’nde çocuklarla ve gençlerle bayramlaşırken çekilmiş fotoğraflarını yayınladı.

edvrgt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ve eşi Esma Esed, oğulları Hafız (solda) ve Kerim Esed ve kızları Zeyn Esed ile Şam'ın eski bir mahallesinde yürürken

Suriyeli yetkililere yakınlığıyla bilinen haber siteleri ve sosyal medya hesapları, 12 Nisan’da Suriye Devlet Başkanı Esed ve ailesinin Şam’ın eski şehir bölgesinde çekilmiş bir fotoğrafını yayınladı. Haberde, “Sayın Cumhurbaşkanı Beşşar Esed ve ailesi Ramazan Bayramının üçüncü günü Şam'ın eski şehir bölgesini ziyaret etti” denildi.

dfvrgbt
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed arasında 12 Nisan'da gerçekleşen telefon görüşmesinin ardından Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından dağıtılan bir fotoğraf

Suriye Cumhurbaşkanlığı’nın X platformundaki hesabından yapılan paylaşımda Beşşar Esed ve BAE Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed'in bir telefon görüşmesi gerçekleştirdikleri ve birbirlerinin Ramazan Bayramı'nı kutladıkları belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın SANA'dan aktardığı habere göre 13 Nisan'da Esed'in bayram tebriğinde bulunduğu liderlerin bir listesini yayınlandı. Listede İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin adı yer almazken, çok sayıda Arap ülkesi liderinin ve yetkilisinin olduğu görüldü.

umujım
Esed'in Ramazan Bayramı vesilesiyle Şam'ın eski şehir bölgesindeki bir restoranı ziyareti sırasında ziyaretçi defterine bıraktığı not

 


Reuters: Ürdün savaş uçakları İran'a ait onlarca İHA’ya ateş açtı

Eski bir askeri tatbikatın başlangıcında Ürdün ordusundan bir grup (arşiv - AFP)
Eski bir askeri tatbikatın başlangıcında Ürdün ordusundan bir grup (arşiv - AFP)
TT

Reuters: Ürdün savaş uçakları İran'a ait onlarca İHA’ya ateş açtı

Eski bir askeri tatbikatın başlangıcında Ürdün ordusundan bir grup (arşiv - AFP)
Eski bir askeri tatbikatın başlangıcında Ürdün ordusundan bir grup (arşiv - AFP)

Reuters’ın bugün (Pazar) iki güvenlik kaynağına dayandırdığı haberine göre Ürdün savaş uçakları, Ürdün'ün kuzey ve orta kesimlerinde İsrail'e giden onlarca İran insansız hava aracını (İHA) düşürdü. İki kaynak, ordunun yüksek alarm durumunda olduğunu ve radar sistemlerinin Irak ve Suriye yönünden gelen her türlü İHA faaliyetini izlediğini de sözlerine ekledi.

Fars Haber Ajansı’na konuşan bir askeri kaynak, İran'ın Ürdün'ü, Tahran'ın misilleme saldırıları sırasında İsrail'i destekleyecek herhangi bir hamle yapması ihtimaline karşı izlediğini ve Ürdün’ün ‘bir sonraki hedef’ olabileceği uyarısında bulunduğunu söyledi.

Ürdün'ün kuzeyinde Suriye'ye yakın bazı kentler ile ülkenin merkezi ve güneyindeki bölgelerde yaşayanlar yoğun hava hareketliliği sesleri duydu. Bir güvenlik kaynağı Ürdün hava kuvvetlerinin keşif uçuşlarını arttırdığını bildirdi.

Ürdün, İran destekli silahlı grupların faaliyet gösterdiği Suriye ve Irak'ın yanı sıra İsrail ve işgal altındaki Batı Şeria'nın da komşusu konumunda bulunuyor.