İsrail'in "eylül endişesi"nin sırrı nedir?

Raporlar, Lübnan cephesinde bir savaş ve Batı Şeria ile Gazze'de Filistinlilerin gerginliği tırmandıracağı uyarısında bulunuyor

İsrail ordusunun "Namer" zırhlı personel taşıyıcıları, Filistin topraklarından ayrılan bir konvoyla hareket ediyor (AFP)
İsrail ordusunun "Namer" zırhlı personel taşıyıcıları, Filistin topraklarından ayrılan bir konvoyla hareket ediyor (AFP)
TT

İsrail'in "eylül endişesi"nin sırrı nedir?

İsrail ordusunun "Namer" zırhlı personel taşıyıcıları, Filistin topraklarından ayrılan bir konvoyla hareket ediyor (AFP)
İsrail ordusunun "Namer" zırhlı personel taşıyıcıları, Filistin topraklarından ayrılan bir konvoyla hareket ediyor (AFP)

Emel Şehade

İçerisinde bulunduğumuz eylül ayı, ülkenin kuzey sınırlarında (Lübnan ve Suriye), Kudüs ve Batı Şeria'da, ardından İran ve Ürdün'de karşı karşıya olduğu zorluklar ortasında, İsrail güvenlik servisleri tarafından yılın en endişe verici aylarından biri olarak sınıflandırılıyor.

İç gerginliklerin artmasıyla birlikte artan güvenlik durumu da tehlikelerle mücadelenin önünde engel oluşturuyor.

İsrail güvenlik servislerinde, askeri tatbikatların ve güvenlik istişarelerinin çoğunun eylül ayında yoğunlaştığı biliniyor.

Ancak Binyamin Netanyahu hükümetinin "yargı reformu" planına karşı devam eden iç protestolar ve ordu içerisinde daha fazla grubun hizmet etmeyi veya bir komuta uymayı reddettiğini ilan etmesi karşısında bu sefer güvenlik durumu, çeşitli cephelerde tırmanıyor.

Bu durum, yüzlerce kişinin bu ay gerçekleştirilecek ve önümüzdeki dönem için beklenen çeşitli senaryoların canlandırılacağı tatbikatlara katılmayı reddetmesiyle ortaya çıkan bir isyan.

Ayrıca durum, ordudaki büyük ve merkezi grupların İsrail'in korktuğu senaryolara hazırlıklı olmadığı anlamına geliyor.

Lübnan arenası

Güvenlik ve askeri yetkililerin defalarca söylediğine göre Lübnan ile savaşın her zamankinden daha yakın olduğu yönündeki beklentiler nedeniyle Lübnan arenası, bu dönemde İsrail için en büyük zorluğu oluşturuyor.

Öyle ki İsrail'in UNIFIL güçlerinin görev alanına ilişkin tartışma oturumu öncesinde Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) sunduğu raporlarda da bu beklentiler dile getiriliyor. 

Ayrıca bu, Lübnan Hizbullah'ının Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın "İsrail'in Lübnan'ı her hedef alışına ve tasfiye operasyonuna karşılık verilecek" yönündeki yanıtı karşısında, İsrail Güvenlik Bakanı Yoav Gallan'ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres'in huzurunda yaptığı açıklamalara ve tehditlere yansıdı.

Ayrıca bu ay gerçekleştirilecek manevralara ilişkin düzenlemelerin arifesinde güvenlik birimlerinin bu haftaki oturumlarında tartışacakları en önemli konu artan gerginlik olacak.

Söz konusu manevralar için ordu ile Hizbullah arasında birdenbire patlak veren ve çok cepheli bir savaşa dönüşen bir çatışma senaryosu simüle ediliyor.

Askeri işler uzmanı Tal Lev Ram, Hizbullah'ın amansız ve sürekli faaliyetlerinin karşısında İsrail ordusunun kuzey sınırındaki hareketlerinin, gerginliğin arttığına işaret ettiğini söylerken, bu durumun endişe verici olduğun dile getirdi.

Uzman, "İsrail hızla kuzeyde duvar ve bariyer inşa ettiğinde sınırda sürtüşme devam edecek ve bazen olağandışı olaylar yaşanabilecek. Aynı şey Suriye sınırları için de geçerli. Bu komşu ülkeye yapılacak her saldırı ve olağandışı bir hareket, gerginliği tırmandıracaktır" dedi.

Lev Ram, her an bir gerginliğin patlak vermesine karşı uyarı yaparken, "Geçen hafta çalan savaş davulları, bu kez her iki taraftan da tehditkâr açıklamalarla çalındı. Ancak daha az ölçüde dünyada gerçekten meydana gelen olaylar nedeniyle, yaklaşan savaşın habercisi olan bilgiler veya Hizbullah tarafından pratik niyetlere ilişkin uyarılar mevcut. Tüm bunlar, şiddetli Ortadoğu gerçeği ışığında savaşın her an gerçekleşmesini sağlıyor. Ancak güvenlik teşkilatındakiler, bu kadar tehdit edici açıklamalara rağmen İsrail ile Hizbullah'ın savaş arifesinde bir durumda olmadığına inanıyor" açıklamasında bulundu.

Filistin arenası

Yahudi bayramlarının yaklaşmasıyla birlikte İsrail güvenlik kurumu da Kudüs ve Batı Şeria'da gerginliğin artma ihtimaline karşı istihbarat ve hazırlık faaliyetlerini yoğunlaştırıyor. Bu dönem, güvenlik açısından en hassas dönem sayılıyor. 

Güvenlik biriminin tahminlerine yer verilen raporda, Hamas'ın önümüzdeki dönemde Batı Şeria ve İsrail'deki güvenlik durumunu istikrarsızlaştırmaya yönelik çabalarını artıracağı yönündeki beklentilere dikkat çekildi.

Raporda ayrıca, "Arenaları birbirine bağlamak, Surların Muhafızları kampanyasından bu yana Hamas'ın ideolojisinin temel amaçlarından biri. Aynı zamanda çıkarlarla ve İran'ın Filistin örgütlerine artan desteğiyle de bağlantılı. Son haftalarda uzun bir göreceli sakinlik döneminin ardından Gazze Şeridi de Hamas'ın çitlerde şiddetli huzursuzluklara izin vermesi ve yönlendirmesiyle uyanıyor gibi görünüyor" ifadelerine yer verildi.

İsrail güvenlik raporu, Hamas liderliğinden gelen tehditlerin düzeyinin arttığını ve genelde olduğu gibi Gazze'den roket atışlarının yeniden başlaması ihtimalinin göz ardı edilmediğini belirtti.

Rapora göre Filistin arenasında Batı Şeria'dan başlayıp Gazze Şeridi duvarında şiddetli düzen bozukluklarının yeniden başlamasıyla sona eren sürekli tırmanışın iç içe geçmesi, Batı Şeria'da kötüleşen güvenlik durumunun eninde sonunda Gazze Şeridi'nde büyük bir operasyona yol açacağının, geçmiş deneyimler aracılığıyla geleceğe bir hatırlatıcısıdır.

İç kriz

İsrail ordusu ve güvenlik birimi, toplumdaki derin krizin ordunun yetenekleri ve birliği üzerindeki yansımalarına ilişkin kaygılarını gizlemedi.

Güvenlik kuruluşundan alınan verilere göre tüm yedek pilotların yüzde 20'sinden fazlası ve savaş pilotlarının yüzde 25'i, en az iki aydır eğitim veya ordu emirlerine uymuyor.

Bu ayki durumun sadece Hava Kuvvetleri'nde değil Deniz Kuvvetleri'nde de bu eylülde başlayacak ve gelecek ekim ayına kadar devam edecek tatbikatlarla aynı zamana denk gelen tehlikeli bir düşüşü yansıtması endişe verici.

Daha fazla asker ve subayın isyanını önlemek ve bunların büyük bir kısmını orduya geri döndürmek için aralıksız çaba gerektiren büyük manevralar yapılacak.

Ancak Lev Ram'a göre, Genelkurmay'da bu konuda iyimserlik görmek şu anda zor. İsrail ordusunda da her yılın eylül ayı, 'denge ayı' olarak tanımlanıyor. 

İsrail ordusunun liderleri, yargı reformu ve zorunlu askerlik yasaları konusunda taraflar arasında fikir birliği ve pazarlık yoluyla çözüm bulmaya çalışacak.

Bununsa orduya çok ihtiyaç duyduğu yeniden inşa ve hazırlık sürecinde yardımcı olacağı umuluyor. 

Washington ve İsrail baskısı

Yukarıdakileri uyarıların yanı sıra güvenlik yetkilileri, İsrail hükümetinin Washington'a yönelik devam eden politikasının tehlikelerine ve aralarındaki ilişkilerdeki krize ilişkin uyarılarda bulunmaya devam ediyor.

Bu uyarılar, Güvenlik Bakanlığı, İsrail ordusu ve istihbaratının Washington'daki mevkidaşlarıyla kurduğu güvenlik ilişkilerine de yansıyor. Bu da Tel Aviv'in sahip olduğu stratejik konumun önemli bir unsuru.

İsrail güvenlik yetkilileri, bu durumun devam edeceği endişesi karşısında ABD Başkanı Joe Biden'a, Başbakan Binyamin Netanyahu'yu kabul etmemesi konusunda uyarıda bulundu.

Eski Şin Bet Şefi Yuval Diskin, Biden'a yargı reformu planıyla ilgili mevzuatı durdurmadığı sürece Netanyahu'yu kabul etmemesi çağrısında bulunan bir mesaj gönderdi.

Diskin, "Netanyahu, Amerika'nın Ortadoğu'daki stratejik çıkarlarının yanı sıra Washington ile Tel Aviv arasındaki stratejik ilişkiye ciddi şekilde zarar veriyor. Rejimin darbesinin temel amacı kendisine karşı açılan davaların önlenmesini teşvik etmektir. İkincil amaç ise yargı ve güvenlik sistemlerini önemli ölçüde zayıflatarak İsrail Devleti'ni içi boş bir demokrasiye dönüştürmektir" ifadelerini kullandı. 

Diskin, Beyaz Saray'a tüm yasaları durdurana ve rejim darbesine son verene kadar Netanyahu'nun kabul edilmemesini tavsiye etti.

Diskin ayrıca, bu hemen gerçekleşmezse yargı reformunun sonuçlarının, geri dönülemez bir gerçekliğe dönüşmesinden korktuğunu söyleyerek, "Bu da İsrail Devleti'ne ve Ortadoğu'daki Amerikan çıkarlarına stratejik zarar verilmesine yol açar" şeklinde konuştu. 

Independent Arabia - Independent Türkçe



Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)
TT

Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)

Alman Silahlı Kuvvetleri, Ortadoğu'daki gerginliğin tırmanmasıyla birlikte "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'ta konuşlandırılan asker sayısını azaltacağını duyurdu.

Alman ordusunun operasyon komuta merkezi, artan bölgesel gerginlikleri gerekçe göstererek dün, görev için varlığı gerekli olmayan personelin geçici olarak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'den çekileceğiniaçıkladı.

Askeri bir sözcü, yeniden konuşlandırılacak asker sayısını veya bölgede kalacak gücün büyüklüğünü belirtmekten kaçındı.

Şarku’l Avsat’ın Alman Der Spiegel dergisinden aktardığına göre bu adım, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında potansiyel bir askeri gerilimin artması riskine yanıt olarak atıldı.

Dergi, Washington ve Tahran arasındaki devam eden ve artan gerilimler nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu belirten bir parlamento brifingine atıfta bulunarak, Almanya'nın Kuzey Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltmayı planladığını bildirdi.

Ortak Operasyonlar Komutanlığı ise bu adımı ihtiyati bir önlem olarak nitelendirerek, kalan personelle temel görevlerini yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

Kararın, sahadaki çok uluslu ortaklarla yakın bir koordinasyon içinde alındığını belirten yetkili, Alman askerlerinin güvenliğinin en büyük öncelik olduğunu vurguladı.

Almanya, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla Irak güçlerine eğitim de dahil olmak üzere Irak'ı desteklemek için uluslararası bir misyona katılıyor.

Misyon Erbil'e odaklanmış durumda, ancak Der Spiegel'in haberine göre son zamanlarda yaklaşık 300 Alman askeri ülke genelinde, çoğunlukla Ürdün'de konuşlandırıldı.


CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
TT

CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, güçlerinin 27 Ocak ile 2 Şubat tarihleri ​​arasında Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. X platformu üzerinden dün yayınlanan açıklamada CENTCOM, DEAŞ’ın iletişim merkezlerini ve silah depolarını tespit edip imha ettiğini belirtti.

CENTCOM Başkanı Brad Cooper, “Bu saldırılar, DEAŞ’ın Suriye'de yeniden güçlenmesini önleme kararlılığımızın altını çiziyor… ABD'nin, bölgenin ve tüm dünyanın güven içinde yaşayabilmesi için DEAŞ’ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasını sağlamak üzere Küresel Koalisyon ile koordineli olarak çalışıyoruz” dedi.  

CENTCOM açıklamasında, askeri operasyonlarının son iki ayda 50'den fazla DEAŞ üyesinin öldürülmesi veya yakalanmasıyla sonuçlandığı vurgulandı.


Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
TT

Irak, 350 bin Suriyeli mülteciyi kabul ettiği haberlerini reddediyor

Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi
Irak İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir güvenlik görevlisi

Irak İçişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriyeli mültecilere sınırlarını açtığı ve 350 bin mülteciyi kabul edeceği yönündeki haberleri yalanladı.

Irak İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, "Bu haberleri kesinlikle yalanlıyoruz, ancak bilgi aktarımında doğruluğa ve haberlerin yalnızca resmi kaynaklardan alınmasına, kötü niyetli söylentilerden kaçınılması gerektiğini uyarıyoruz" denildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'dan aktardığına göre bakanlık açıklamasında ayrıca, "blog yazarlarının yanlış bilgi yaymaktan kaçınmaları ve yetkili kurumların resmi web sitelerini takip etmenin önemini" vurguladı.