Ordu Komutanı Burhan: ‘İsyan’ yakında sona erecek ve Sudan barışa kavuşacak

Özgürlük ve Değişim Güçleri liderlerinden liderlerinden birine göre Sudan hızla iç savaşa doğru ilerliyor.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, perşembe günü Doha'da Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ı kabul etti. (SUNA)
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, perşembe günü Doha'da Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ı kabul etti. (SUNA)
TT

Ordu Komutanı Burhan: ‘İsyan’ yakında sona erecek ve Sudan barışa kavuşacak

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, perşembe günü Doha'da Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ı kabul etti. (SUNA)
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, perşembe günü Doha'da Sudan Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan'ı kabul etti. (SUNA)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, Katar'ı ziyareti ve Emir Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile görüşmesi sırasında yaptığı açıklamada, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) isyanının yakında bastırılacağını ve Sudan halkının barış ve istikrara kavuşacağını söyledi. HDK tarafından yapılan açıklamada ise, ikinci lider Abdurrahim Daklu'ya yönelik ABD yaptırımlarını ‘şok edici ve haksız’ olarak nitelendirildi.

Burhan açıklamasının devamında, Sudanlıların çektiği acıların sona ermesi ve işlerin normale dönmesi için çabaların sürdüğünü belirterek şunları söyledi:

“Şimdi savaşın durdurulduğu bir aşamadayız ve bundan sonra diğer konular hakkında konuşabiliriz. Biz, ordu mensupları olarak bu isyanı bastırıp geçiş dönemini tamamladıktan sonra sivil demokratik yönetime geçeceğimiz konusunda Sudan halkına güvence veriyoruz.".

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, dün Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el Burhan ile yaptığı görüşmede, Katar'ın Sudan'daki çatışmaların durdurulması ve farklılıkların barışçıl yollarla çözülmesi için çağrısını yineledi. Katar'ın, Sudan'da barış ve istikrarı desteklediğini ve ülkenin içinde bulunduğu hassas koşullarda bu çabalara destek vereceğini vurguladı. Şeyh Temim bin Hamad, görüşmelerde ayrıca Sudan ve Katar arasındaki tarihi ve stratejik ilişkilerin önemine dikkat çekti. İki ülke arasındaki ilişkilerin, resmi ve halk düzeyinde her zaman güçlü ve iyi olduğunu ifade etti.

Burhan, dün Katar'ın başkenti Doha'ya bir ziyarette bulundu. Ardından HDK tarafından Ordu Genel Komutanlığı’ndaki ikametgahına uygulanan kuşatmadan çıktıktan sonra üssünün bulunduğu Port Sudan'a döndü. 

Katar’dan güzel karşılama

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani, X (eski adıyla Twitter) platformunda yaptığı açıklamada, Orgeneral Abdulfettah Burhan'ı karşılamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İkili ilişkilerin güçlendirilmesi ve çeşitli alanlarda iş birliğinin geliştirilmesi için görüşmeler yaptıklarını belirtti. Ayrıca Sudan'daki çatışmaları sona erdirme ve ülkenin birliğini, güvenliğini ve istikrarını koruma çabalarını destekleme konusundaki kararlılığını yineledi.

Burhan'ın Doha temasları, Özgürlük ve Değişim Güçleri (ÖDBG) koalisyonunun önde gelen siyasi liderlerinden oluşan bir heyetin Katar'ı ziyaretinden günler gerçekleşti. Heyet, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüştü. Katarlı Bakan, Sudan'daki savaşı mümkün olan en kısa sürede sona erdirmek için bölgesel güçlerle birlikte çalışacağına ve savaşın sona ermesinin ardından Sudan'ın yeniden inşasına katkıda bulunmaya hazır olduğunu ifade etti.

Burhan, Katar'ın başkenti Doha'ya gitmeden saatler önce, geçtiğimiz çarşamba gecesi bir anayasa kararı çıkararak HDK’yı feshetti ve yasasını iptal etti. Kararını, sivillere karşı işlediği ağır ihlallere, ülkenin altyapısını kasıtlı olarak tahrip etmesine ve 2017'de kurulmasının hedeflerini, görevlerini ve ilkelerini ihlal etmesine bağladı.

Burhan'ın kararı, Sudan'da büyük bir kafa karışıklığına neden oldu. Çünkü Burhan, geçtiğimiz 17 Nisan’da savaşın başlamasından iki gün sonra, HDK’yı feshetmiş ve Hamideti olarak bilinen komutanı Muhammed Hamdan Daklu’yu, Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcılığı görevinden almıştı.

Fotoğraf Altı: Şeyh Temim ve Burhan dün Doha'da görüştüler. (SUNA)
Şeyh Temim ve Burhan dün Doha'da görüştüler. (SUNA)

Burhan'ın kararı, ABD Hazine Bakanlığı'nın HDK’nın ikinci lideri Abdurrahim Daklu'ya (Hamideti'nin kardeşi) güçlerinin sivillere karşı işlediği ihlaller nedeniyle yaptırımlar uygulamasından saatler sonra geldi.

Şok edici ve adil olmayan cezalar

HDK, ABD'nin ikinci komutanına yaptırım uygulama kararını ‘üzücü, şok edici ve haksız’ olarak değerlendirdi. HDK’nın açıklamasına göre, karar ‘tamamen siyasi bir karar’ ve savaşın başlamasından sorumlu tarafın kim olduğunu ve savaş sırasında farklı tarafların işlediği ihlalleri araştıran şeffaf bir soruşturma yapılmadan alındı.

Yaptırımlar, Daklu'nun tüm varlıklarının, mülklerinin ve çıkarlarının dondurulmasını içeriyor ve ona bağlı kuruluşlarla iş yapan herkesi etkiliyor.  HDK’nın açıklamasında, “İkinci lider Abdurrahim Daklu ‘ya uygulanan yaptırımlar, operasyon sırasında savaş döneminde farklı bölgelerde meydana gelen ihlal iddialarına dayanıyordu” ifadelerine yer verildi.

Açıklamada ayrıca ABD'nin kararının ‘arabayı atın önüne koyduğunu’ ve geçmişte, bugün ve gelecekte bunu memnuniyetle karşılansa da Sudan'daki krizin çözümünde arabuluculuk rolüne olumsuz gölge düşüreceği ifade edildi. Kararın taraflı olduğuna işaret edilen açıklamada, bunun Sudan'daki siyasi krizi çözmeye yardımcı olmayacağın belirtildi. Ayrıca kararın, Sudan'daki çatışmayı sona erdirmek ve demokratik bir geçişi sağlamak için gerekli olan kapsamlı bir siyasi çözüme ve geçiş dönemi adaleti sürecine ulaşmayı engelleyeceğine işaret edildi.

Fotoğraf Altı: Abdurrahim Cuma. (Arşiv)
Abdurrahim Cuma. (Arşiv)

HDK’nın açıklamasında ABD yaptırımlarının, Sudan Silahlı Kuvvetlerinin ve Darfur'daki izole rejimin kalıntılarının gerçekleştirdiği korkunç ihlalleri görmezden geldiğine dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca Batı Darfur'daki Hızlı Destek Güçleri komutanı Tümgeneral Abdurrahim Cuma'yı eyalet valisi Hamis Abdullah Ebkar ve kardeşine yönelik suikastın sorumluluğuyla suçlamanın ‘utanç verici bir adım’ olduğu ifade edildi. Eyalet başkentinde (el- Cenine) meydana gelen olaylara ilişkin bağımsız bir uluslararası soruşturma yapılması çağrılarının görmezden gelindiği ifade edildi.

Açıklamada, yaptırımlara maruz kalan HDK ikinci liderinin, savaş sırasında yaşanan ihlallerin durdurulmasında aktif rol oynadığını, ülkede demokratik yolun yeniden tesis edilmesi için tüm enerjisiyle çalıştığını belirtti.

Ayrıca HDK, kapsamlı çözüm bağlamında savaşın durdurulması ve adaletin sağlanması için kapsamlı operasyonlar yapılması gerektiği konusunda savaşın başlangıcından bu yana kararlı duruşunu vurguladı.

ÖDBG endişeli

Diğer yandan, ÖDBG’nin (Sudan'daki eski iktidar koalisyonu) liderlerinden Ureve es- Sadık, Arap Birliği'nin Sudan'ın kapsamlı bir iç savaşa sürükleneceği yönündeki uyarılarına yanıt olarak ülkenin hızla iç savaşa doğru gittiğini söyledi. Sadık, “Sahada gördüklerimiz Birliğin uyarısını güçlendiriyor” dedi.

Halen Hartum'da yaşayan Sadık dün Arap Dünyası Haber Ajansı’na  (AWP) verdiği demeçte şunları söyledi:

"Sahada gördüklerimize göre çok hızlı bir şekilde iç savaşa doğru ilerliyoruz. Artık Sudan'da iç savaşın çıkmasına yol açacak gerekli tüm faktörler mevcut.”

Sadık, bu faktörlerin arasında yaygın silahların, sosyal adaletsizliğin, birçok şehirde zayıf güvenliğin ve yoksulluk derecesindeki artışın yer aldığını söyledi.

Cidde en iyi platform

Sudan'da iç savaşın çıkmasını önlemek için ÖDBG tarafından yapılan çabalara ilişkin bir soruya yanıt olarak, Sadık, müzakerelere başlamak için Cidde platformunu desteklediklerini söyledi. Sadık sözleirni şöyle sürdürdü:

"Cidde platformunu, Sudan'da köklü bir çözüme ulaşmak için şimdiye kadarki en iyi platform olarak görüyoruz. Bu, Arap Birliği ve Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) tarafından desteklenen ve Sudan'ın komşu ülkeleri tarafından desteklenen bir penceredir."

ABD'nin HDK’nın ikinci lideri Abdurrahim Daklu'ya yönelik açıkladığı yaptırımlara atıfta bulunan Sadık ayrıca “Arabulucular için, ‘yaptırım sopası’ ile temsil edilen ‘yeni bir strateji’ var” dedi. Sudan'ın hayatta kalması müzakereye konu hale geldiğinden iki tarafın eninde sonunda müzakereye gideceğine inandığını ifade etti.

Yangına körükle gitmek

Sadık, Egemenlik Konseyi Başkanı Burhan’ın dün HDK’yı feshetme kararına ilişkin ÖDBG tutumu hakkında ise şu ifadeleri kullandı:

“HDK’nın feshi ve ordu çokluğunun ortadan kaldırılması Aralık 2018 Devrimi'nin taleplerinden biridir. Ancak bu karar barış zamanında istendi. Savaş zamanında gerçek bir eyleme geçilmediği sürece bu, yangına körükle gitmek anlamına gelir.”

Sadık ayrıca bu dönemde HDK’nın feshinin 'yerel, bölgesel ve uluslararası' ittifaklarını güçlendirmeye iteceğine inandığını ifade etti.

Burhan'ın, ordunun HDK’yı yenilgiye uğratma çabalarına ilişkin Katar'da yaptığı açıklamalara ilişkin bir soruya şu yanıtı verdi:

“Darfur bölgesi ve eski Güney Sudan'daki savaşa işaret eden deneyimler, Sudan'daki savaşların askeri bir zaferle bitmediğini kanıtladı.”

Kan dökülmesine son verilmesi

Ayrıca ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield, Sudan Silahlı Kuvvetleri ve HDK’ya, Sudan halkının akan kanına ve acılarına son verilmesi çağrısında bulunarak, bu çatışmanın askeri bir çözümü olmadığını vurguladı.

Fotoğraf Altı: ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield dün Sudanlı mültecilerin kaldığı Çad'daki Adre Kampı’nı ziyaret etti. (Reuters)
ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Linda Thomas-Greenfield dün Sudanlı mültecilerin kaldığı Çad'daki Adre Kampı’nı ziyaret etti. (Reuters)

Hartum'daki ABD Büyükelçiliği'nin Facebook hesabından yapılan açıklamaya göre Çad'ın Adre kentinde savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Sudanlıların kaldığı kamplara yaptığı ziyarette, Thomas-Greenfield, ülkesinin Sudan'a acil insani yardım sağlamak için yaklaşık 163 milyon dolar sağlayacağını ifade etti.

Açıklamada yardımın 103 milyon dolarının Dışişleri Bakanlığı Nüfus, Mülteciler ve Göç Bürosu tarafından, yaklaşık 60 milyon dolarının ise ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı'ndan sağlandığı belirtildi.

Büyükelçi’ye göre Washington'ın Sudan'a acil müdahale için sağladığı toplam insani yardım bu yıl yaklaşık 710 milyon dolara yükseldi. Yardımın aralarında Mısır, Çad, Etiyopya, Güney Sudan ve Orta Afrika komşu ülkeleri de kapsadığına işaret etti.

Sudan'da evlerini terk etmek zorunda kalan 3,6 milyon dahil 24,7 milyondan fazla kişinin insani yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyen Thomas-Greenfield, Sudan'a yönelik acil müdahalede en büyük bağışçının ABD olduğunu kaydetti.

ABD’li Büyükelçi, Thomas-Greenfield, Sudanlı yetkilileri hayat kurtaran yardımların ulaştırılmasını ve insani vize verilmesini engelleyen bürokratik ve güvenlik kısıtlamalarını kaldırmaya çağırdı. Çatışmalardan etkilenen nüfusa güvenlik arayış özgürlüğü tanınması gerektiğini vurguladı.

Sahadaki gelişmeler

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre başkent Hartum'un güneyindeki eş-Şecera bölgesindeki Zırhlı Kolordu Komutanlığı çevresinde ordu ile HDK arasında üst üste üçüncü gün şiddetli çatışmalar ve yoğun top atışları yeniden başladı.

Görgü tanıkları, ordunun Umdurman'ın kuzeyindeki ‘Vadi Saydna’ askeri üssünden şehrin merkezi ve batısındaki HDK’nın mevzilerini hedef alan yoğun topçu bombardımanı başlattığını aktardı. Ayrıca HDK’nın kontrolündeki Bahri kenti yönünden Halfaya Köprüsü'ne doğru güçlü patlama sesleri duyulduğunu bildirdi. Eş zamanlı olarak ordu İHA’ları, Hartum'un güneyindeki sivil Riyadiya bölgesindeki HDK karargahını hedef aldı.



İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı

 Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
TT

İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı

 Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)
Lübnan'ın güneyindeki bir köyden Sur’da bir okula yerleştirilen yerinden edilmiş Lübnanlılar (Reuters)

İsrail ordusu dün Lübnan'ın güneyindeki Sur (Tire) kentinin sakinlerini tahliye etmeleri konusunda uyardı.

İsrail ordusu sözcüsü Avichay Adraee, harita üzerinde Sur ve çevresindeki kamplar ile mahalle sakinlerine acil olarak bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, "Hizbullah'ın terörist faaliyetleri, İsrail Savunma Kuvvetlerini ona karşı güçlü bir şekilde harekete geçmeye zorluyor. İsrail ordusunun size zarar verme niyeti yok" ifadeleri yer aldı.


Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?

Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
TT

Ebu Ali el-Askeri, İran Devrim Muhafızlarını Bağdat’ta temsil eden kapsamlı diplomatik mekanizmanın adı mı?

Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)
Irak güvenlik güçleri, El-Ka’im ilçesinde bir saldırıda hayatını kaybeden Haşdi Şabi üyesinin tabutu başında yer alıyor (AFP)

Irak’taki El-Askeri adıyla bilinen ve yakın zamanda öldürüldüğü Kudüs Tugayları tarafından açıklanan Ebu Ali el-Askeri, muhtemelen tek bir kişi değil; Bağdat’taki İran Devrim Muhafızlarını temsil eden kapsamlı bir diplomatik mekanizmanın adı olarak işlev görüyor.

Büyük olasılıkla, sosyal medya platformu X’te kullanılan bu takma hesap, “gölge büyükelçi” rolünü üstlenen bir grup kişi tarafından yönetiliyor; bu kişiler, Irak’ta İslam Devrimi politikalarını eksiksiz uygulamak, siyasi karar alma süreçlerini sıkı bir şekilde kontrol etmekle görevli.

Kudüs Tugayları, 16 Mart 2026’da El-Askeri’nin öldüğünü duyurdu, ancak olayın yeri veya zamanı hakkında herhangi bir bilgi vermedi. Güvenlik kaynaklarına göre, duyuru, Bağdat’ın el-Karada semtinde etkili kişilerin katıldığı operasyonel bir toplantıya yönelik roket saldırısının ardından yapılmış olabilir; bazı raporlara göre ise saldırı başka bir konut veya araçta gerçekleşmişti.

Kudüs Tugayları lideri Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi imzalı açıklamada, Askeri, askeri cephe ile medya platformları arasındaki iletişimin ana damarlarından biri olarak tanımlandı.

ffferb
Bağdat’ta, 4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde  gerçekleşen hava saldırısında hayatını kaybeden bir Kudüs Tugayları üyesinin cenazesi defnedildi (AFP)

Son beş yıldır, bu takma ad, İran’ın Irak’taki resmi büyükelçisinin açıklamadığı sert tutumları yansıtarak, ülke siyasetinde sert politikaların yerleşmesine katkıda bulundu. Hesap, zaman zaman silinip yeniden açıldığı için alıntılar genellikle medya veya ekran görüntüleri aracılığıyla yayıldı.

Askeri’nin gizemi

El-Askeri, yıllardır kimliği belirsiz bir figür olarak dikkat çekti. Iraklı araştırmacı Hişam el-Haşimi (2020’de öldürüldü), El-Askeri’nin Hareket-i Hukuk partisinden milletvekili Hüseyin Mu’nes olabileceğini iddia etmişti. Ancak birçok kaynak bu iddiayı reddetti. Genel kanı, El-Askeri’nin operasyonel rolleri üstlenen gizemli bir kişi olduğu yönündeydi; sosyal medyada kendisini Kudüs Tugayları’nın Irak’taki güvenlik sorumlusu olarak tanıttı.

Kudüs Tugayları’nın açıklamasının ardından farklı sızıntılar ortaya çıktı; bazıları onun Karada saldırısında öldürülen Ebu Ali El-Amiri olduğunu iddia etti. Bazı kaynaklar ise El-Askeri’nin Ahmed El-Hamidavi’nin kardeşi olabileceğini öne sürdü. Diğer tahminler, duyurunun, Bağdat’ta çeşitli saldırılarda öldürülen milis liderlerini gizlemek amacıyla uydurulmuş olabileceği yönünde.

dsvd
Bağdat’ta Kudüs Tugayları geçit töreni (Arşiv görüntüsü - Dolaşımda)

Sonuç olarak, “Ebu Ali El-Askeri”nin bir kişi mi grup mu tartışmasından ziyade  çoklu kimliklerin Kudüs Tugayları’nın Devrim Muhafızları tarzında korku ve belirsizlik yaratma stratejisinin bir parçası olduğu görülüyor. Ölüm haberi de önemli bir iç olayı gizlemek için bir taktik olabilir.

İran’ın stratejik ölçüm birimi

El-Askeri’nin arkasında muhtemelen bir güvenlik sorumlusu, bir şura üyesi ve Devrim Muhafızları tarafından özel olarak eğitilmiş bir askeri danışman bulunuyor. Tüm bunlar, El-Askeri’yi İran’ın Bağdat’taki en kritik siyasi yatırımlarından biri haline getiriyor.

Ölümünden birkaç gün önce, hesabından “Gelecek başbakanın atanması, İslami Direniş’in parmağı olmadan gerçekleşmeyecek” paylaşımını yaptı. Koordinasyon Çerçevesi Nuri el-Maliki’yi önermek konusunda çıkmazdayken, El-Askeri’nin sert tutumu, Irak’taki Şii siyasi davranışını yönlendiren bir “tempo belirleyici” işlevi gördü.

Geçmişte, El-Askeri, Mustafa el-Kazimi hükümetine karşı saldırı planlarını yönlendirdi, ardından Muhammed Şiya el-Sudani hükümetine geçişte daha yumuşak bir ton benimsedi. Ayrıca, 2021 seçimleri sonrası Mücteba el-Sadr’ın çoğunluk hükümeti kurma girişimlerini engellemeye çalıştı; bunu, “milislerin dışlanması ve ABD destekli bir proje” olarak nitelendirdi.

2019’da İran etkisine karşı protesto eden göstericilerin öldürülmesine dair operasyonlarda, El-Askeri protestocuları “yabancı ajanlar” olarak tanımladı. Dolayısıyla, gerçek kimliği ne olursa olsun, onun etkisinin boyutu önemliydi.

El-Askeri’nin rolü, Sünni ve Kürt liderlere siyasi sınırları belirlemek ve dış ilişkilerde (Arap, Körfez ve uluslararası) caydırıcı mesajlar vermekti. Suriye’nin yeniden entegrasyonuna ve yeni liderliğinin uluslararası alanda tanınmasına karşı da temkinliydi.

İran’ın gölge büyükelçisi

2017’deki Kürdistan bağımsızlık referandumuna karşı sert bir tutum takındı, Kürtler için “ABD ve İsrail destekli bir bölünme projesi” uyarısı yaptı. 2018’de Muhammed el-Halbusi’nin parlamento başkanlığına gelişini dış destekli bir denge sonucu olarak değerlendirdi.

2020’de Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi El-Mühendis öldürüldüğünde, El-Askeri, “ABD güçleri artık meşru hedeflerdir” dedi. Beş yıl sonra tüm bu açıklamalar, İran’ın Bağdat’taki “gölge büyükelçiliği” misyonunun bir parçası olarak, resmi diplomatik kanallardan bağımsız şekilde hayata geçirildi.

Özetle, Ebu Ali El-Askeri, Irak siyasetinde İran etkisini perçinleyen, çok katmanlı ve gizemli bir figür olarak hem operasyonel hem de medya alanında etkin bir “gölge diplomasi” rolü üstlendi.


Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
TT

Hamas, Gazze anlaşmasını yeniden canlandırmak için Kahire'de temaslarda bulunuyor

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda çamurlu bir sokakta yürüyen yerinden edilmiş Filistinli bir çocuk (AFP)

İsrail’in İran’la süren çatışmalara odaklanarak Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşması ve yükümlülüklerinden uzaklaştığı bir dönemde, Hamas Kahire’de yeni bir diplomatik hareketlilik yürütüyor. Hareket, ocak ayı ortasında ilan edilen ikinci aşamadan bu yana ilerleme kaydedilemeyen süreci aşmak için çözüm arıyor.

Uzmanlara göre Hamas, devam eden İran savaşı nedeniyle oluşan mevcut tıkanıklığı aşacak bir açılım umuyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yürütülen temasların Gazze anlaşmasını yeniden rayına oturtmayı, ihlalleri durdurmayı ve İsrail ablukasının yol açtığı günlük krizlere çözüm bulmayı hedeflediğini belirtti.

sdwegr
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bir eve düzenlenen İsrail saldırısında hayatını kaybeden Filistinlilerin cenaze törenine katılanlar (Reuters)

Hamas heyeti, Mısır Genel İstihbarat yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirirken, Birleşmiş Milletler temsilcisi Nikolay Mladenov ile de bir araya geldi. Görüşmelerde Gazze dosyasına ilişkin siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı. Bu bilgiler, Mısır ve Katar medyasında yer alan haberlerde de doğrulandı.

İhlaller ve güvenlik düzenlemeleri gündemde

Hamas’a yakın iki kaynak, salı günü Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, Nizar Avadallah başkanlığındaki ve Gazı Hamad’ın da yer aldığı heyetin Mısırlı güvenlik yetkilileri ve Barış Konseyi temsilcileriyle görüştüğünü aktardı. Görüşmelerde İsrail’in anlaşma ihlalleri, Hamas personelinin polis teşkilatına entegrasyonu, Refah Sınır Kapısı’nın işletilmesi ve Gazze’yi devralması öngörülen yönetim komitesinin çalışmaları ele alındı.

Kaynaklardan biri, Hamas’ın silahsızlandırılması konusunun da gündeme geldiğini ancak bu başlığın Filistin polisi ile uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasına kadar ertelendiğini belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın Gazze anlaşması için ABD’den destek ve İsrail’in ihlallerini durdurmasını beklediğini ifade etti.

fbf
Gazze Şeridi’nin güneyinde İsrail’in askeri bombardımanı sonucu yıkılan bir binanın üzerinde bulunan Filistinli bir aile (AFP)

Öte yandan Gazze Yönetim Komitesi’nden bir yetkilli, Hamas heyetiyle henüz görüşme yapılmadığını doğruladı ancak gerekçe paylaşmadı.

ABD bağlantılı temaslar ve Refah Kapısı

Reuters’a konuşan kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi temsilcilerinin hafta başında Kahire’de Hamas yetkilileriyle görüştüğünü ve ateşkesi korumayı amaçladığını bildirdi. Kaynaklar, hafta içinde yeni toplantılar yapılmasının beklendiğini ancak tarihlerin netleşmediğini aktardı.

Görüşmenin ardından İsrail, pazar günü yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından kapatılan Refah Sınır Kapısı’nı yakında yeniden açacağını duyurdu. Reuters’a konuşan kaynak, bu kararın Hamas ile Barış Konseyi arasındaki görüşmenin doğrudan sonucu olabileceğini ifade etti.

Monte Carlo Uluslararası Radyosu da Hamas’ın, bölgedeki güvenlik gerilimine rağmen Kahire’de yeni bir müzakere turuna hazırlanarak, İran savaşı nedeniyle duran ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasını yeniden canlandırmayı hedeflediğini aktardı.

Anlaşma hâlâ gündemde mesajı

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver, Hamas heyetinin ziyaretinin kritik bir dönemde gerçekleştiğini belirterek, Kahire’deki temasların anlaşmanın hâlâ geçerliliğini koruduğu yönünde güven verdiğini söyledi. Enver, görüşmelerde ihlallerin yanı sıra Gazze yönetim komitesinin işleyişi ve silahsızlanma gibi başlıkların da ele alındığını kaydetti.

Filistinli siyaset analisti Eymen er-Rakab ise Kahire’deki görüşmelerin Gazze Anlaşması için yeni bir ivme oluşturduğunu ve Mısır’ın süreci gündemde tutmaya çalıştığını vurguladı. Rakab, mevcut tıkanıklığın aşılması için bu diplomatik hareketliliğin süreceğini öngördü.

Ocak ayı ortasında Washington, Trump planının ikinci aşamasına geçildiğini duyurmuştu. Bu aşama; İsrail’in Gazze’den kademeli çekilmesini, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve bölgede uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor. Ancak İsrail ordusu hâlen Gazze’nin yarısından fazlasında kontrolünü sürdürürken, Hamas silah bırakmayı reddediyor.

İsrail Kamu Yayın Kurumu ise uluslararası gücün mayıs ayı itibarıyla Gazze’de konuşlandırılmasının planlandığını bildirdi.

xcvf
Trump planına göre Gazze’den çekilme aşamalarını gösteren harita (Beyaz Saray)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Gazze’yi yönetecek ulusal komitenin sahada görevine başlamasının hızlandırılması gerektiğini belirterek bunun geçiş sürecinin yönetimi ve ateşkesin kalıcı hâle gelmesi için kritik olduğunu vurguladı.

Uzmanlara göre mevcut temaslar, İran savaşı nedeniyle oluşan küresel dalgalanmalara rağmen Gazze anlaşmasını yeniden işler hâle getirecek yeni bir yol haritası oluşturma çabası olarak değerlendiriliyor. Mısır’ın arabuluculuğunda yürütülen bu diplomatik trafiğin önümüzdeki günlerde de sürmesi bekleniyor.