Lübnan hükümeti, mülteci akınına karşı çözüm sözü verdi

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan, düzinelerce kişinin yasa dışı yollardan Lübnan'a girdiğini gösteren fotoğraf (AP)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan, düzinelerce kişinin yasa dışı yollardan Lübnan'a girdiğini gösteren fotoğraf (AP)
TT

Lübnan hükümeti, mülteci akınına karşı çözüm sözü verdi

Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan, düzinelerce kişinin yasa dışı yollardan Lübnan'a girdiğini gösteren fotoğraf (AP)
Lübnan Ordusu tarafından yayınlanan, düzinelerce kişinin yasa dışı yollardan Lübnan'a girdiğini gösteren fotoğraf (AP)

Lübnan hükümeti, önümüzdeki hafta yapılacak hükümet oturumunda, ordu komutanı ve güvenlik güçleri başkanlarının katılımıyla, yeni Suriyeli sığınmacı akınını ele almayı taahhüt etti. Lübnan Ordusu, mevcut imkanlar dahilinde, sınırdan kaçak insan geçişini önlemek için devam eden güvenlik önlemleri aldı. Bu önlemler, kuzey sınırında bir insan kaçakçısının tutuklanması ve ordu birliklerinin bir hafta içinde bin 200 Suriyelinin girişini engellenmesiyle sonuçlandı.

Suriye'den gelen yeni bir mülteci dalgası, iki hafta önce Lübnan'a yasadışı yollardan girmeye başladı. Bu dalga giderek büyüyor ve her gün onlarca kişinin Lübnan topraklarına girmeyi deniyor. Şarku'l Avsat’a konuşan kaynaklara göre, kuzey sınırından yapılan sızma operasyonlarında her grupta 30 veya daha fazla kişi yer alıyor. Bu operasyonlar, iki ülke arasındaki Büyük Nehir'in kuzey kıyısındaki tüm sınır bölgelerinde gerçekleşiyor. Kaynaklar, 18 yaş altı gençlerin Suriye'den gelen gruplara liderlik ederek ağaçlarla kaplı tarla ve yollardan geçerek Lübnan topraklarına girmeden önce saklanmalarına olanak sağladığını söyledi.

Saha kaynakları, ordunun sınır bölgesinde yoğun devriyeler gerçekleştirdiğine, olaya karışanların takibi ve kuzey ve doğudaki sınır bölgesinde güvenlik takviyeleri açısından sıkı önlemler aldığına dikkat çekti.

Ordu, sınırdan kaçak geçişleri, mevcut lojistik imkanları dahilinde ve sınırdaki tüm birliklerin katılımıyla engellemeye çalışıyor. Bir hafta içinde bin 200 kişinin girişini engellemeyi başardı. Ordu'nun Bekaa-Halid Vadisi bölgesindeki bir birimi, yasa dışı sınır geçişlerinde yer alan bir Lübnanlıyı tutukladı. Tutuklanan kişide bir savaş silahı, mühimmat ve cep telefonu bulundu. Bu operasyon, insan kaçakçılığı ve yasa dışı sınır geçişleriyle mücadele kapsamında gerçekleştirildi.

Suriye yetkilileriyle sağlam bir koordinasyon mekanizmasının yokluğunda ordu, tutukladığı kaçakları genellikle son yılların en büyük dalgası olarak tanımlanan bir zamanda Suriye sınırına geri gönderiyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan güvenlik kaynakları, Lübnan ordusunun, devriye gezmek, sınırı izlemek, pusu kurmak, bölgeyi gözlemlemek ve kaçakçıları kovalamak gibi görevlerini normal şekilde yerine getirdiğini söyledi. Ordu, yeni mülteci akınını azaltmak için bu görevleri yerine getiriyor. Ancak, ordunun mevcut imkanları dahilinde hareket ettiğini ve akının ‘ordu tarafından tamamen kontrol altına alınamayacak kadar büyük’ olduğunu belirtiyorlar. Kaynaklar, bu önlemlerin kaçakçıların faaliyetlerini yeniden başlatmasını önlemek için sıkı adli tedbirlerle eşleştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Sıkı önlemlerin, gelecek hafta yapılacak olan ve mülteciler konusuna ayrılan hükümet toplantısının gündeminde olması bekleniyor. Başbakan Necib Mikati'nin dünkü Kabine oturumunun başında yaptığı konuşmada, “Sorun ortak ve herkesin işbirliğini gerektiriyor” diyerek, dosyanın ordu komutanı ve güvenlik güçleri liderlerinin katılımıyla inceleneceğini söyledi.

Fotoğraf Altı:  Mikati dün bir hükümet toplantısına başkanlık ederken (Dolati & Nahra)
Mikati dün bir hükümet toplantısına başkanlık ederken (Dolati & Nahra)

Mikati, “Yasa dışı yollarla yeni Suriyeli mülteci akınıyla meşgulüz. Endişe verici olan ise, yeni yerinden edilenlerin çoğunluğunun gençlerden oluşması. Ordu ve güvenlik güçleri, çok şükür ki, varlığımızın bağımsızlığını tehdit eden ve kasıtlı veya kasıtsız olarak Lübnan gerçekliğinin yapısını etkileyen ciddi bir dengesizlik yaratan haksız yer değiştirme konvoylarını önlemek için çok çalışıyor” şeklinde konuştu.

Lübnan Göç ve Mülteciler Bakanı İsam Şerefuddin, dün hükümet toplantısında sınır kontrolünü ve Suriyeli mültecilerin yasadışı geçişiyle mücadeleyi ele alan bazı sorunları ve konuları gündeme getirdi. Enformasyon Bakanı, oturumun sonunda yaptığı açıklamada, mülteciler konusu ve Suriye'yi ziyaret edecek komitenin kaderi hakkındaki dosyanın ‘gelecek oturumda ele alınacağını çünkü Suriye'yi ziyaret edecek bir komite olması gerektiğini’ söyledi.

Şerefuddin, oturumu, ‘Suriye sınırından yasadışı yollardan gelen mülteci sayısının hesaplanamayacağını’ belirterek başlattı. Ancak, ‘yasal yollardan geçen mülteci sayısının bir ayda 8 bine ve yılın başından itibaren 20 bini aştığına’ dikkat çekti. Ayrıca, ‘Lübnan ordusunun sınır kontrolünü sağlamak için yetersiz imkanlara sahip olduğunu’ belirterek, ‘asker sayısının yeterli olmadığını ve Suriye tarafında sınır kontrolünü sağlamak için işbirliğinin zayıf olduğunu’ söyledi.

Lübnan Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib, Lübnan'ı 160. Arap Birliği Bakanlar Konseyi toplantısında temsil ettiği konuşmasında, Suriyeli mülteci sorununu gündeme getirdi. Buhabib, son dönemde Suriyeli mülteci sayısının arttığını ve bu durumun Lübnan'ın ekonomik ve sosyal durumuna ilave bir baskı oluşturduğunu belirtti. Buhabib, Suriyeli mültecilerin, Suriye'deki ekonomik krizin derinleşmesi nedeniyle ekonomik ve yaşamsal nedenlerle ülkeyi terk ettiğini ifade etti.

Buhabib, sözlerine devam ederek, "Sessizliğin ve ihmalin çölünde çırpınışı bir tarafa bırakacak olursak, herkes şunu bilmelidir ki, Suriye'nin içinde bulunduğu boğucu siyasi, ekonomik ve yaşamsal krizi aşmasına yardım etmek, başta kara ve deniz olmak üzere komşu ülkeler için acil bir meseledir. Çünkü mülteci meselesinin ağırlaşmasının yaratacağı yansımalar sanıldığından çok daha tehlikeli olabilir” dedi.

Lübnanlı Bakan, ayrıca “Suriyeli mültecilerin ve sığınmacıların kendi ülkelerine, şehirlerine ve köylerine geri dönmelerini kolaylaştırmak ve hızlandırmak için gerekli adımları atmanın önemli olduğunu tekrar vurgulamak isterim. Bu sorunun, Lübnan ve diğer ev sahibi ülkelerin güvenliğini ve istikrarını tehdit etmesi nedeniyle, bu konudaki siyasi tartışmaları sona erdirmeliyiz. Ayrıca, erken toparlanma planının uygulanmasının da gerekli olduğuna inanıyoruz. Bu, sadece Suriye ve Suriyeliler için değil, tüm ev sahibi ülkeler için önemlidir" ifadelerini kullandı.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.