SDG, Deyrizor kırsalındaki askeri operasyonun sona erdiğini duyurdu

Yüzlerce aşiret militanı için af çıkarken Şam, ABD heyetinin doğu Suriye'ye yaptığı ziyarete tepki gösterdi.

SDG güçleri 4 Eylül'de, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor kırsalında görüntülendi. (AP)
SDG güçleri 4 Eylül'de, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor kırsalında görüntülendi. (AP)
TT

SDG, Deyrizor kırsalındaki askeri operasyonun sona erdiğini duyurdu

SDG güçleri 4 Eylül'de, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor kırsalında görüntülendi. (AP)
SDG güçleri 4 Eylül'de, Suriye'nin doğusundaki Deyrizor kırsalında görüntülendi. (AP)

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) dün Deyrizor’daki temel askeri operasyonların sona erdiğini ve operasyon sırasında 25 SDG üyesi, 29 militan ve dokuz sivilin öldüğünü duyurdu. SDG'nin açıklamasında, operasyonun öncelikle DEAŞ hücrelerini hedef aldığı ve Suriye rejimi güvenlik güçlerini ‘olayların yönünü değiştirmekle’ suçladığı belirtildi. Açıklamada, Suriye rejiminin Deyr-i Zor köylerine Fırat Nehri'nin batı yakasından silahlı unsurlar sokarak bunları ‘Aşiret Ordusu’ adı altında kendisine bağlı silahlı hücrelerle birleştirdiği kaydedildi. SDG, operasyonun ilk günlerinde güçlerinin ‘sertlik ve şiddete başvurmadığına’ ancak ‘silahlı unsurların saldırganlığını artırarak hizmet kurumlarına saldırdığını ve bu durumun bölge halkını tehlikeye attığını’ belirtti. Açıklamada, SDG'nin operasyona bölge halkının ‘kaos ve kurumlarda yolsuzluğu sonlandırma’ talebi üzerine girdiği kaydedildi. Ayrıca Suriye rejimi ve Türkiye'yi ‘Suriye'de ‘olaylara özellikle Deyr-i Zor bölgesinde tehlikeli boyutlar kazandırmakla’ suçladı.

Deyrizor meclisi üyesi İbrahim el-Asi, SDG'nin, son 13 gündür yoğun çatışmaların yaşandığı bölgelerin güvenliğini sağlamak için bir dizi önlem ve güvenlik tedbiri aldığını açıkladı.

Asi, Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, SDG'nin bölgenin güvenliğini sağlamak için iç güvenlik güçleriyle birlikte çalıştığını söyledi. "Kuvvetlerimiz, bölgenin tamamen güvenliğini sağlamak için gerekli tüm güvenlik önlemlerini alıyor" diyen Asi ayrıca, SDG'nin bölgedeki güvenliği sağlamak için hazır olduğunu ve bölgeye silahlı unsurların girmesini engelleyeceğini kaydetti. "Suçlu unsurların bölgeye tekrar girmesini engelleyeceğiz. Güvenlik ve istikrarı sağlamaya çalışıyoruz, böylece sivil kurumlar halka hizmet vermeye başlayabilir" ifadesini kullandı.

İbrahim el-Asi, DEAŞ'a karşı başlatılan operasyonların aslında Arap ve Kürt aşiretleri arasında bir çatışma olduğunu öne süren raporlara işaret ederek ismini açıklamadığı dış güçleri, Suriye'nin kuzeydoğusunda ‘ulusal bir çatışmanın varlığını uydurmakla’ suçladı. Asi, "Bu güçler, gerçeği çarpıtmaya ve yolsuzlukla mücadele görevini aşiret çatışması haline getirmeye çalışıyor" dedi. Meclis üyesi ayrıca, Deyrizor sakinlerine, özellikle de Besira, Şahil ve Ziban köylerinin halkına teşekkür etti. Bu köyler, DEAŞ’a karşı operasyonlara katılan SDG ve Deyrizor Meclisi savaşçılarına yardımı sağlamıştı. Asi açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

"Onlara, bölgede güvenliği yeniden sağlamaya yardımcı oldukları için teşekkür ediyoruz. Özellikle de şeyhlerine ve ileri gelenlerine teşekkür ediyoruz. Çünkü onlar ulusal çıkarları kişisel çıkarlarından üstün tuttular ve operasyon sırasında güçlerimizi güçlü bir şekilde desteklediler."

SDG’nin Arap aşiretlerine mensup silahlı kişilerle önemli bir çatışma olmadan Deyrizor’un doğu kırsalındaki Ebu Hammam, el-Keşkiya ve Garanic köylerine girdiği bildirildi. SDG, bu köyleri tarama amacıyla bölgeye girdi. SDG ayrıca, bölgeden dışarıdan silahlı grupların sızmasını önlemek ve Deyrizor Sivil Meclisi'ne bağlı sivil ve hizmet kurumlarına yönelik operasyonların yeniden başlamasına ve bölge sakinlerine hizmet sunmasına izin vermek için Besira, Şahil ve Ziban kasabalarında kısmi bir sokağa çıkma yasağı ilan etti.

Aynı zamanda, SDG lideri Mazlum Abdi, Suriye'nin doğusundaki silahlı çatışmalara katılan yüzlerce yerel savaşçıyı serbest bırakan genel bir af çıkarıldığını açıkladı. Ancak af, SDG kontrollü bölgelerde yakalanan ve hükümet güçlerine bağlı olan ve aşiret silahlı gruplarına katılan savaşçıları kapsamıyordu.

Diğer yandan Suriye Dışişleri Bakanlığı dün, ABD heyetinin Suriye'nin kuzeydoğusuna girip SDG ile yaptığı görüşmenin, Suriye'nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve güvenliğini açık bir ihlal olduğunu söyledi. SANA Haber Ajansı'na göre Bakanlığın açıklamasına ABD'nin Suriye'nin içişlerine açık bir şekilde müdahale ettiği ve bu durumun, Washington'ın Suriye'deki amacının ‘ülkedeki krizi uzatıp halkının acısını artırmak’ olduğu ifade edildi. SDG, bu ayın başlarında, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Ethan Goldrich ve ABD'nin DEAŞ’a karşı Uluslararası Koalisyon Komutanı General Joel B. Vowell ile kuzeydoğu Suriye'de bir toplantı yaptığını açıklamıştı. SDG'nin açıklamasına göre toplantıda ‘Deyrizor’daki durum ve bölgedeki dış müdahaleler’ ele alınmıştı.

Fotoğraf Altı:  Deyrizor Askeri Konseyi liderlerinden İbrahim el-Asi, şiddetli kanlı çatışmalara sahne olan bölgenin doğu kırsalındaki Ziban kasabasında görüntülendi. (SDG Medya Ofisi)
Deyrizor Askeri Konseyi liderlerinden İbrahim el-Asi, şiddetli kanlı çatışmalara sahne olan bölgenin doğu kırsalındaki Ziban kasabasında görüntülendi. (SDG Medya Ofisi)

ABD güçleri, iki gün üst üste devriye gerçekleştirdi. Bu devriye, Deyrizor’un doğu kırsalındaki Şahil ve Ziban kasabalarını ziyaret etti. Devriye, kasabaları bağlayan ana yoldaki askeri noktalar ve güvenlik barikatlarını denetledi. Bu yol, Fırat Nehri'nin kuzey kıyısındaki Deyr-i Zor kırsalının geri kalanına bağlanıyor. Devriye sırasında, koalisyon uçakları düşük irtifada seyretti.

Deyrizor, Irak sınırında bulunan ve çoğunlukla Araplardan oluşan bir şehir. Şehirde onlarca Arap aşiret ve kabile bulunuyor. Bu şehir, Suriye iç savaşının 2011 yılında başlamasından bu yana kontrol açısından bölünmüş durumda. ABD öncülüğündeki SDG ve Koalisyon Güçleri, Fırat Nehri'nin doğu yakasını kontrol ediyor. Öte yandan, İran yanlısı fraksiyonların desteklediği Suriye hükümeti güçleri, nehrin batı yakasını kontrol ediyor.



Sudan, Hartum havaalanına yapılan saldırıya karışmakla suçladığı Etiyopya'daki büyükelçisini geri çağırdı

HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
TT

Sudan, Hartum havaalanına yapılan saldırıya karışmakla suçladığı Etiyopya'daki büyükelçisini geri çağırdı

HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)
HDK ile Sudan ordusu arasında yaşanan çatışmalarda Hartum havaalanından yükselen dumanlar (Arşiv-Reuters)

Sudan, dün Hartum Havalimanı’nı hedef alan insansız hava aracı (İHA) saldırısında Etiyopya’nın rolü olduğunu öne sürerek, Addis Ababa’daki büyükelçisini istişareler için geri çağırdı.

Etiyopya ise suçlamaları reddederek karşı hamlede bulundu ve Sudan ordusunu, ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesinde faaliyet gösteren silahlı gruplara silah ve finansman sağlamakla suçladı. Söz konusu gruplar, 2020-2022 yılları arasında Etiyopya federal güçleriyle şiddetli çatışmalara girmişti.

Sudan’ın suçlamaları, dün Hartum Havalimanı ile Omdurman’daki Vadi Seyidna askeri üssünün İHA’larla hedef alınmasının ardından geldi. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre askeri bir kaynak saldırıları doğrularken, bir mühimmatın havalimanı yakınındaki yerleşim alanına düştüğü bildirildi.

Sudan ordusu sözcüsü Asım Avad Abdülvehhab bu sabah, saldırılarda kullanılan İHA’ların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan havalandığına dair “kesin kanıtlar” bulunduğunu söyledi. Sudan Dışişleri Bakanı Muhyiddin Salim ise düzenlediği basın toplantısında, “Bu saldırıya karşı uygun gördüğümüz şekilde karşılık verme hakkına sahibiz” ifadelerini kullandı.

Buna karşılık Etiyopya, Sudan’ın suçlamalarını “asılsız” olarak nitelendirerek, Sudan ordusunun Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’ne silah ve mali destek sağladığını iddia etti. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı, X platformunda yayımladığı açıklamada, Sudan ordusunun bu grupların Etiyopya’nın batı sınırındaki faaliyetlerini kolaylaştırdığı öne sürüldü.

Kasım 2020 ile Kasım 2022 arasında Tigray’da yaşanan savaşta, Etiyopya federal güçlerine yerel milisler ve Eritre ordusu destek vermiş, Afrika Birliği’ne göre en az 600 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Dün gerçekleşen saldırılar, başkentin güneyinde HDK’ne atfedilen ve 5 kişinin ölümüne yol açan İHA saldırılarından günler sonra gerçekleşti.

Ülkenin güneyindeki Beyaz Nil eyaletinde ise bir hükümet kaynağı, Kanan kentindeki etanol fabrikasının İHA saldırısında ciddi hasar gördüğünü açıkladı.

Sudan hükümeti mart ayında ilk kez, Etiyopya’dan kalktığını iddia ettiği İHA saldırılarını kınadı. Nisan ayında Yale Üniversitesi’ne bağlı bir araştırma biriminin yayımladığı raporda ise Etiyopya sınırına yakın bir askeri üssün Aralık 2025 ile Mart 2026 arasında uydu görüntülerine dayanarak HDK’ne destek sağladığı öne sürülmüştü. Etiyopya ise bu iddiaları reddetmişti.

Sudanlı bir kadın, Omdurman'da savaşta öldürülen Sudanlıların mezarları arasında yürüyor (AFP).Sudanlı bir kadın, Omdurman'da savaşta öldürülen Sudanlıların mezarları arasında yürüyor (AFP).

Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile HDK arasında süren savaşta, son aylarda İHA saldırılarının yoğunlaştığı ve tarafların bu yöntemi giderek daha fazla kullandığı belirtiliyor. Birleşmiş Milletler yetkililerine göre, yılbaşından beri bu saldırılarda 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Çatışmalar son dönemde özellikle güneydeki Kurdufan ve Mavi Nil bölgelerinde yoğunlaşırken, HDK’nin ülkenin doğusunu batısına bağlayan stratejik yolu kontrol altına almaya çalıştığı ifade ediliyor. Söz konusu güçler, geçen yılın sonunda batıdaki Darfur bölgesinin tamamında kontrol sağlamıştı.

Ülke fiilen ikiye bölünmüş durumda: Ordu, Hartum ile ülkenin orta ve doğu kesimlerini kontrol ederken, HDK batıdaki Darfur ve güneyin bazı bölgelerinde hakimiyet kurmuş durumda.

Mart 2025’te ordunun Hartum’u yeniden ele geçirmesinin ardından şehirde görece bir sakinlik yaşanmış, ancak yıl sonuna doğru askeri hedefler ile enerji ve su altyapısına yönelik İHA saldırıları görülmüştü.

Son aylarda başkentte hayat kademeli olarak normale dönmeye başlamış, 1,8 milyondan fazla yerinden edilmiş kişi geri dönmüş ve iç hat uçuşları yeniden başlatılmıştı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre buna rağmen kentin geniş kesimlerinde elektrik ve temel hizmetlerde aksaklıklar sürüyor.

Kültür, Enformasyon, Turizm ve Eski Eserler Bakanlığı, dünkü saldırıların ardından gerekli teknik işlemlerin tamamlanması sonrasında Hartum Havalimanı’nda faaliyetlerin yeniden başlayacağını duyurdu.

Dördüncü yılına giren savaşta on binlerce kişi hayatını kaybederken, bazı tahminler ölü sayısının 200 bini aştığını gösteriyor. Milyonlarca insanın yerinden edilmesine yol açan çatışmalar, Birleşmiş Milletler’e göre dünyanın en ağır insani krizine neden olmuş durumda.


İsrail, Gazze’ye giden filodaki aktivistlere gözaltı süresini uzattı

Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
TT

İsrail, Gazze’ye giden filodaki aktivistlere gözaltı süresini uzattı

Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 5 Mayıs 2026’da İsrail’in kıyı kenti Aşkelon’da mahkemeye götürülürken (AFP)

Gazze’ye doğru ilerleyen “Sumud (Direniş) Filosu”nda yer alan yabancı aktivistler Tiago de Avila ve Saif AbuKeshek’in tutukluluk süresini pazar gününe kadar uzatıldı.

Meryem Azzam, Adalah bünyesinde uluslararası savunuculuk koordinatörü olarak yaptığı açıklamada, “Mahkeme, savcılığın gözaltı süresini pazar sabahına kadar uzatılması talebini kabul etti” dedi.

De Avila ve Abukeshek, salı günü Aşkelon Sulh Mahkemesi’nde, Gazze’ye insani yardım ulaştırmayı amaçlayan filonun gemilerinden birinden alınmalarından altı gün sonra hâkim karşısına çıktı.

Adalah, pazartesi günü yaptığı açıklamada, gözaltındaki aktivistlerin “psikolojik istismar ve kötü muameleye” maruz kaldığını belirtti. Kuruluş, aktivistlerle yaptığı görüşmelerde, tek seferde 8 saate kadar süren sorgular, ölüm tehditleri veya “100 yıl hapis cezası” tehdidi, hücrelerde yoğun ışık kullanımı ve hücre dışına çıkarıldıklarında — tıbbi ziyaretler sırasında dahi — sürekli gözlerinin bağlanması gibi uygulamaların aktarıldığını bildirdi.

rfgfrtbfr
İspanyol aktivist Saif Abukeshek, 3 Mayıs 2026’da İsrail’in Aşkelon kentindeki bir mahkemeye ulaşırken (AFP)

Kuruluş ayrıca, “tıbbi muayene sırasında hastanın gözlerinin bağlanmasının, tıbbi etik standartların açık bir ihlali” olduğunu vurguladı.

İsrail, Abukeshek ve De Avila’yı perşembe günü, Yunanistan açıklarında yaklaşık 20 tekneden oluşan Küresel Sumud Filosu’nda bulunan yaklaşık 175 diğer aktivistle birlikte gözaltına aldı. Filonun amacı, Gazze Şeridi’ne uygulanan İsrail ablukasını kırmak ve bölgeye insani yardım ulaştırmaktı. Ancak Gazze’ye yardım erişimi hâlen büyük ölçüde kısıtlı durumda.

Sivil toplum kuruluşu ayrıca, sorgulamaların büyük bölümünün filoya odaklandığını ve bunun “barışçıl bir insani misyon” olduğunu belirterek, gözaltının “insani yardımı ve dayanışmayı kriminalize etme girişimi” olduğunu savundu.

xsdc
Brezilyalı aktivist Tiago de Avila, 3 Mayıs 2026’da İsrail’in Aşkelon kentindeki bir mahkemeye gelişinde el işareti yaparken (AFP)

Diğer aktivistlerin ise Yunanistan ile İsrail arasında varılan bir anlaşma kapsamında Girit Adası’na götürüldüğü bildirildi.

İsrail, Saif Abukeshek ve Tiago de Avila’yı Filistinli “Hamas” hareketiyle bağlantılı olmakla suçluyor.


Şam’ın Rakka’daki gözaltılar ne anlama geliyor? Eski rejim ve SDG’ye yakın isimler hedefte çok katmanlı güç mücadelesi derinleşiyor  mu?

Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
TT

Şam’ın Rakka’daki gözaltılar ne anlama geliyor? Eski rejim ve SDG’ye yakın isimler hedefte çok katmanlı güç mücadelesi derinleşiyor  mu?

Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)
Kürtlerin liderliğindeki SDG'ye bağlı unsurlar, geçtiğimiz ocak ayında Rakka'da Suriye hükümetiyle statülerini düzenlemeye dair çalışmalar çerçevesinde sıraya girerken (Reuters)

Yerel kaynaklar, Suriye güvenlik güçlerinin geçtiğimiz birkaç gün içinde Rakka’da aralarında Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yakın üç Kürt vatandaşın da bulunduğu kişileri tutukladığını bildirdi.

Rakka genelinde eski rejimin üst düzey isimleri de tutuklandı. Bununla ilgili ne hükümet ne de SDG tarafından resmi bir doğrulama yapıldı. Bu gelişmeler, Suriye güvenlik güçlerinin eski rejiminin sembol isimlerini takip etmeyi sürdürdüğü bir dönemde yaşandı.

Suriye basınında dün yer alan, ancak resmi makamlarca doğrulanmayan haberlere göre Şam’ın batı kırsalındaki Saasa beldesinde 220. Şube Komutanı Tuğgeneral Tellal el-Ali ve 155. Tümen'deki Scud Füze Sistemleri Sorumlusu ‘Kimyasal Albay’ lakabıyla tanınan Tuğgeneral Murhaf el-Selame'nin tutuklandığı bildirildi. Ancak Şarku’l Avsat, haberleri güvenilir kaynaklardan teyit edemedi.

Tuğgeneral Tellal el-Ali'nin tutuklandığına dair haber, Suriye’nin kıyısı kesimindeki Tartus ilinin Baniyas bölgesine bağlı köyü Hataniye'de yayılmıştı. Ali, Askeri İstihbarat Genel Müdürlüğü'ne bağlı Saasa Şubesi'nin başındaydı ve Şam’ın batı kırsalı ile Kuneytra ilinin güvenliğini denetliyordu.

Bu gelişme, Ali'den önce 220. Şube'nin başında bulunan ve ‘Cephe Şubesi’ olarak bilinen bu birimi yöneten Tuğgeneral Ali Edib Süleyman'ın tutuklanmasından yaklaşık dört ay sonra yaşandı. Söz konusu şube, Şam’ın batı kırsalındaki Kanaker beldesinden başlayarak işgal altındaki Golan Tepeleri ile olan sınır bölgelerine uzanan bir alanın güvenliğinden sorumluydu.

Haber doğrulanamadı, ancak Ali gerçekten tutuklandıysa bu, eski rejimin İsrail ile ilişkileri ve aynı zamanda Hizbullah ve İran ile olan bağlantıları ile ikmal ve kaçakçılık yollarının koordinasyonuna dair değerli bir bilgi hazinesi ele geçirilmesi anlamına gelir.

Aynı bağlamda yerel kaynaklar doğrulanmamış haberlere dayanarak Suriye makamlarının dün Şam kırsalındaki Kutayfe bölgesinde bulunan 155. Tümen'deki Scud Füze Sistemleri Sorumlusu Tuğgeneral Murhaf el-Selame'yi tutukladığını bildirdi. Scud füzeleri isabetsiz olmakla birlikte büyük tahribat yaratma kapasitesine sahiptir. Beşşar Esed rejiminin menzili 440 mile ulaşan yaklaşık 700 Scud füzesi bulunuyordu. Rejim bu füzeleri başta Rakka ve İdlib olmak üzere muhalefet bölgelerini bombalamak için kullandı ve yüzlerce sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı.

ergregr
PKK’nın Suriye kolunun üst düzey yöneticilerinden Fethi Ali Muslim (Sosyal medya)

Rakka'daki Kürt çevrelerinde SDG'ye yakın üç kişinin tutuklandığına ilişkin bilgilerin yayılmasının ardından temkinli bir bekleyiş hâkim oldu. Tutuklananlar arasında PKK'nın Suriye kolunun üst düzey liderlerinden biri olarak değerlendirilen Fethi Ali Muslim yer alıyordu. Rakka'daki kaynaklar, Muslim'in bir müteahhit olduğunu belirterek tutuklanmasının nedeninin Rakka'daki tünel kazı çalışmalarını yürütmesiyle bağlantılı olabileceğini ve altyapıya zarar vermeyle ilgili suçlamalarla karşılaşabileceğini öne sürdü.

Tutuklananlar arasında SDG’li İyad Ketkani de bulunuyor. Ayrıca Ayn İsa şehrinde SDG'ye bağlı Kürt güçlerinin tahkimat ve askeri tünel operasyonlarından sorumlu Huker Şeyho da tutuklandı.

vdfvf
Eski Suriye rejimi yetkililerinden Tuğgeneral Atıf Necib, Şam'da görülen duruşması için mahkeme salonuna girerken, 26 Nisan 2026 (EPA)

Bu tutuklamalardan önce Rakka'nın Meşlab mahallesinde ‘Ahmer el-Nuveran’ lakabıyla bilinen ve SDG istihbaratında komutan olduğu ileri sürülen Ahmed Mustafa el-Nuveran tutuklandı. Rakka halkı onu, SDG’nin Rakka’da nüfuzunun var olduğu dönemde ihlallere karışmakla suçluyor. Öte yandan Rakka kırsalında, savaş döneminde Ulusal Savunma Komutanlığı’ndan sorumlu önde gelen Baasçılardan Muhammed İsmail el-Cuveyd de gözaltına alındı.

Bu arada, Stockholm Mahkemesi’nin dün Filistin Halk Kurtuluş Cephesi'nin (FHKC) eski lideri Mahmud Suveydan'ı 2014 yılında Şam'daki Yermuk Mülteci Kampı'nda savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlemekten mahkûm ederek ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdığı belirtildi.

Şam'ın geçtiğimiz ay geçiş dönemi adaleti sürecini başlattığını ilan etmesinin ardından eski rejimin sembol isimlerinin ve bu rejimin iktidarı döneminde ağır suçlar ile ihlaller işlediğinden şüphelenilenlerin takibinin hızı belirgin biçimde arttı.

Eski Dera Askeri İstihbarat Şubesi Başkanı Atıf Necip'in ikinci duruşmasının yüz yüze, eski rejimin diğer sembol isimlerinin ise gıyabında görüleceği duruşmanın 10 Mayıs’ta gerçekleşmesi bekleniyor.