BM Libya Özel Temsilcisi: Libya'nın doğusundaki krizin idaresinde hesap verebilirlik önemli

Birleşmiş Milletler (BM) Libya Özel Temsilcisi Abdoulaye Bathily, 10 Eylül'de Daniel fırtınasının neden olduğu sel felaketi nedeniyle binlerce kişinin hayatını kaybettiği ülkenin doğusundaki krizin idaresinde hesap verebilirliğin önemini vurguladı

Sel felaketi nedeniyle 3 bin 958 kişi yaşamını yitirdi (AA)
Sel felaketi nedeniyle 3 bin 958 kişi yaşamını yitirdi (AA)
TT

BM Libya Özel Temsilcisi: Libya'nın doğusundaki krizin idaresinde hesap verebilirlik önemli

Sel felaketi nedeniyle 3 bin 958 kişi yaşamını yitirdi (AA)
Sel felaketi nedeniyle 3 bin 958 kişi yaşamını yitirdi (AA)

Bathily, X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Derne kenti sakinlerinin başkent Trablus'ta düzenlediği cenaze merasimine katıldığını belirtti.

BM Özel Temsilcisi, merasimin ardından yaptığı konuşmada, "Libya'nın doğusundaki krizin idaresinde şeffaflığın ve hesap verebilirliğin öneminin yanı sıra yardımların doğru kişilere ulaşmasını ve zarar gören bölgelerin tamamının yeniden inşasında uygun şekilde kullanılmasını sağlamak için mali tahsislerin düzgün şekilde denetlenmesi gerektiğini vurguladığını" aktardı.

Bu felakette hayatını kaybeden binlerce kişinin yakınlarına en içten taziye dileklerini yineleyen Bathily, BM'nin Libya halkıyla dayanışma içerisinde olduğunu tekrarladı.

Bathily, ayrıca bu felakete etkili ve koordineli şekilde karşılık verilebilmesi için Libya'daki ulusal kurumlar arasında birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiği çağrısında bulundu.

(AA)

Libya'daki sel felaketi

Orta Akdeniz'de etkili olan ve 10 Eylül'de Libya'nın doğusunu vuran "Daniel" Fırtınası, Bingazi, Beyda, Merc, Suse ve Derne kentlerinde sel felaketine neden olmuştu.

Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, sel felaketi nedeniyle 11 Eylül'de ülke genelinde 3 günlük yas ilan etmiş, Libya Başkanlık Konseyi de kardeş ülkelere ve uluslararası kurumlara sel felaketinden zarar gören bölgeler için yardım çağrısında bulunmuştu.

BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) raporunda, Dünya Sağlık Örgütüne dayandırarak paylaştığı verilere göre Libya'nın doğusundaki sel felaketi nedeniyle 3 bin 958 kişinin yaşamını yitirdiği ve 9 binden fazla kişinin kaybolduğu ifade edilmişti.



Uluslararası Göç Örgütü: İklim değişikliği nedeniyle yerinden edilenlerin sayısı artıyor

Derne’deki sel (IOM)
Derne’deki sel (IOM)
TT

Uluslararası Göç Örgütü: İklim değişikliği nedeniyle yerinden edilenlerin sayısı artıyor

Derne’deki sel (IOM)
Derne’deki sel (IOM)

Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Osman el-Belbisi, iklim değişikliğinin bölge dahilinde yerinden edilenlerin artması yönündeki yansımaları konusunda uyarıda bulundu. Şarku’l Avsat’a konuşan Belbisi, IOM’un yaklaşık 5 yıldır iklim değişikliğinin dünya çapında bireylerin yerinden edilmesi üzerindeki etkisini araştırdığını söyledi. IOM’un geçtiğimiz yıl Şarm eş-Şeyh'te düzenlenen 27. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı’na (COP 27) katıldığını, geçtiğimiz günlerde bilhassa Libya'da yaşanan yıkıcı sel felaketinin ardından Kahire'de aynı konuyla ilgili bir çalıştay düzenlediğini bildirdi.

Belbisi’nin ifade ettiğine göre pek çok ülkeden akademisyenin katıldığı çalıştayda, iklim değişikliği kaynaklı doğal afetlerle mücadele için erken uyarı sistemlerine sahip olmanın, gelişmiş müdahale mekanizmalarının ve bu alana bütçe ayrılmasının önemine değinildi. Kuraklık ve sellere sahne olan Arap bölgesinin iklim değişikliğinden en çok etkilenen bölgelerden biri olduğu belirtildi.

Su sıkıntısı çeken 17 ülkeden 12'si Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yer alıyor. Ülke İçinde Yerinden Edilme İzleme Merkezi’nin (IDMC) son raporlarına göre, yalnızca 2022’de Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki felaketler nedeniyle 305 bin kişi ülke içinde yerinden edildi.

Belbisi’nin ifade ettiğine göre Irak, iklim krizine karşı en savunmasız beşinci ülke konumunda. Artan sıcaklıklar, yetersiz ve azalan yağışlar, kötüleşen kuraklık ve su kıtlığı, artan kum ve toz fırtınaları ve seller iklim kaynaklı göçün artmasına neden oluyor.

IOM, 2021'in sonunda Irak'taki 19 ilden yalnızca 10'unda su kıtlığı, yüksek tuzluluk ve Irak genelindeki düşük su kalitesi nedeniyle yaklaşık 20 bin kişinin yerinden edildiğini kaydetti. Norveç Mülteci Konseyi tarafından 2021 yılında yapılan bir araştırma, kuraklıktan etkilenen bölgelerde her 15 aileden birinin iş aramak için göç ettiğini ortaya çıkardı. Dünya Bankası raporu, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle 2050 yılına kadar yalnızca Kuzey Afrika'da yaklaşık 19,3 milyon kişinin ülkeleri içinde yerinden edileceğini öngörüyor. Ayrıca Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 2022 yılı sonu itibariyle çatışma, şiddet ve durumların hassaslığı nedeniyle yerinden edilmiş 12,7 milyon insan bulunuyor.

Derne’deki selde en az 4 bin kişinin öldüğü öngörüsünde bulunan IOM, ilk raporlara göre aralarında 250'si Mısırlı olmak üzere 400'den fazla göçmen olduğunu bildirdi. 10 bin kişi ise hala kayıp. Kuzeydoğu Libya'daki sel nedeniyle yerinden edilenlerin sayısının yaklaşık 43 bin kişi olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle pek çok insan Derne’den doğu ve batı belediyelerine, çoğu ise akrabalarının yanına taşındı.

IOM Ortadoğu ve Kuzey Afrika Bölge Direktörü Belbisi, gıda, içme suyu, ruh sağlığı ve psikososyal destek gibi acil ihtiyaçların yanı sıra yerinden edilmiş ailelerin çocuklarının okula gitmesi ve okul malzemelerinin sağlanması konusundaki endişelerinin bulunduğunu da hatırlattı.

Belbisi ayrıca Lübnan'da giderek kötüleşen yaşam krizi konusunda uyarıda bulundu. IOM’un bu yıl gerçekleştirdiği yeni araştırma, ankete katılan 954 Lübnan vatandaşının en az yüzde 78'ininin Lübnan'dan ayrılmayı düşündüğünü gösterdi. Dörtte biri ise düzensiz göçü değerlendirmeye istekli olduklarını söyledi.

Kötüleşen ekonomik durum ışığında Lübnan, tarihindeki en büyük göç dalgalarından birine tanıklık ediyor. Suriyeliler ve Filistinlilerin yanı sıra giderek daha fazla sayıda Lübnanlı ülkeyi terk etmek istiyor. Bu insanlar deniz yoluyla Avrupa'ya geçiş sağlamak için çoğunlukla göçmen kaçakçılarına güveniyor.

Lübnan'daki en savunmasız grupların acil insani ihtiyaçlarını karşılamak için Lübnan hükümeti ve diğer ortaklar ile işbirliği yapmaya devam eden IOM, iyi göç yönetimini teşvik etme konusunda Lübnan kurumlarını destekliyor. Göçmen kaçakçılığına karşı ulusal sınır yönetimi ile arama ve kurtarma hizmetlerinin güçlendirilmesi, hayatları veya güvenlikleri risk altındaki göçmenlerin kurtarılıp onlara koruma ve yardım sağlanması da bu kapsamda yer alıyor.

Belbisi, Libya-Tunus sınırındaki göçmen krizi konusunda ise IOM’un sınırdaki 896 kişinin nakledilmesini, güneyde bulunan üç sığınma merkezinde ise 653 kişinin barınmasını sağladığını bildirdi.


Sudan iç savaşı iç göçü arttırdı: Sefalet halkı vuruyor

Omdurman'da gönüllülerden yiyecek almayı bekleyen vatandaşlar (Reuters)
Omdurman'da gönüllülerden yiyecek almayı bekleyen vatandaşlar (Reuters)
TT

Sudan iç savaşı iç göçü arttırdı: Sefalet halkı vuruyor

Omdurman'da gönüllülerden yiyecek almayı bekleyen vatandaşlar (Reuters)
Omdurman'da gönüllülerden yiyecek almayı bekleyen vatandaşlar (Reuters)

Sudan’ın başkenti Hartum’da evinin çevresinde kaydedilen şiddetli çatışmalar nedeniyle yaklaşık iki ay önce buradan kaçan Şerif Abdulmunim (36), artan kira ve yiyecek maliyetleri dolayısıyla altı kişilik ailesi ile birlikte çatışmaların sürdüğü şehre geri dönmek zorunda kaldı. Ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında Nisan ayı ortalarında çıkan savaşın ardından Hartum'dan kaçanların çoğu geri dönmedi. Hayatta kalmak için yardımlara ve yetersiz yardımlara bağımlı oldukları için yetersiz beslenme, sel ve akreplerle karşı karşıya kalıyorlar. Ev sahibi toplulukların cömertliği ise giderek azalıyor. Birleşmiş Milletler (BM) rakamları, savaş başladığından bu yana Sudan'ın 49 milyonluk nüfusundan 5,25 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini gösteriyor.

XSC
Darfur'daki el-Cuneyna’da çatışmalardan kaçan insanlar, Adre'deki geçici barınaklarında yaptıkları röportajda yaşadıkları trajediyi anlattı (Reuters)

En az bir milyonu komşu ülkelere taşınırken 4,1 milyondan fazlası ise giderek artan mali baskı altında oldukları Sudan'da kaldı. Hartum'un komşusu konumundaki Omdurman'da Reuters’a telefon ile konuşan Abdulmunim, “Hartum haricindeki eyaletler güvende, ancak fiyatlar pahalı ve kiralar yüksek. Böyle devam edemeyiz” ifadelerini kullanıyor. Top ateşlerini duymaya devam ettiğini, ancak artık çatışmaların ortasında olmadığı bir bölgede ev kiraladığını belirtiyor.

Sudan’daki çatışmalar ekonomik durgunluğa neden oluyor. Ticaret ve ulaşım hizmetleri aksıyor. Tarım faaliyetleri sekteye uğrarken çok sayıda çalışanın maaşları ise ödenemiyor. Altyapı ise ciddi zarar görüyor. Ülke şu an ülke içinde yerinden edilmiş nüfusu (yaklaşık 7,1 milyon kişi) desteklemek için az miktardaki kaynaklara güveniyor. Bunlara daha önceki çatışmalar nedeniyle yerinden edilenler de eklendiğinde bu sayı dünyanın herhangi bir ülkesinde yerinden edilenlerin sayısını aşıyor.

XSCDF
Hartum'da yerinden edilen insanlar yakındaki Vad Medeni şehrine sığındı (AFP)

Yardım çalışanları, başkentten kaçtıklarında kira ödeyen veya ücretsiz konaklayanların çoğunun, birikimleri tükendikçe toplu barınaklarda kalacağını düşünüyor. Kiraların hızla arttığını söyleyen Kassala'da hükümet yetkilisi Ömer Osman, “Misafirperver bir milletiz, ancak insanlar ellerinden gelenin fazlasını yapıyor. Savaş devam ederse bu insanların ellerindeki küçük birikimler de tükenecek” ifadelerini kullanıyor.

XSCD
Omdurman'da gönüllülerden yiyecek almayı bekleyen vatandaşlar (Reuters)

Hartum'un yaklaşık 275 km (170 mil) güneyindeki Rabak'ta birçok genç, savaş çıkmadan önce başkentte fabrikalarda veya gündelikçi olarak geçimini sağlamaya çalışıyordu. Bölge sakini Fazıl Ömer, “Yerel halk için işgücü piyasası felç oldu. Hartum ülkenin geri kalanı için lokomotif konumunda” ifadelerini kullanıyor. Şehirde yerinden edilmiş, kirayı karşılayamayan insanların duvarları dökülen ve akreplerin olduğu barınaklara yerleştirildiğini, yetersiz beslenen birçok çocuğun şehir hastanesinde her gün öldüğünü de ekliyor.

Avukat ve yerel gönüllü Izdihar Cuma ise Hartum'un 340 kilometre kuzeyindeki Merove'de maaşlı işçilerin ve çiftçilerin gelirlerinin tükendiğini, yerel gönüllülerin, bazıları kanepe veya masalarda uyuyan yerinden edilmiş kişilere temel yemek sağlamakta zorluk çektiğini belirtiyor.

GT
Eski Maliye Bakanı Dr. İbrahim el-Bedevi

Sudan'ın eski Maliye Bakanı ve ekonomi araştırmacısı İbrahim el- Bedevi, savaştan en çok etkilenen üç bölgedeki (Hartum, Darfur ve Kordofan) altyapı hasarının 60 milyar dolara ulaştığını, toplam altyapı değerinin yüzde 10’unu temsil ettiğini söylüyor. Gayri safi yurtiçi hasılanın bu yıl yüzde 20 oranında düşebileceğini tahmin ediyor. Dubai’den Reuters'a konuşan Bedevi, “Savaş durursa Sudan'ın ekonomiyi canlandırmak için 5-10 milyar dolarlık acil ekonomik desteğe ihtiyacı olacak. Savaş devam ettiği taktirde ise Sudan ekonomisinin ve devletinin yok olmasına yol açacak” vurgusunda bulunuyor.

Savaşın başladığından bu yana birçok ürünün fiyatı arttı. Para birimi, hükümet yetkilileri ve yardım çalışanlarının merkezi konumundaki Kızıldeniz şehri Port Sudan'daki karaborsada Nisan ayındaki yaklaşık 560 pounddan dolar karşısında 900 Sudan pounduna kadar düştü. Haziran ayında eşi ve üç çocuğuyla birlikte Omdurman'dan Port Sudan'a kaçan Ömer Halil, yurt dışında yaşayan Sudanlılar tarafından gönderilen paraların birçoğu için devam eden bir cankurtaran simidi olduğunu söylüyor. Bu yükü omuzlarında taşıdıklarını, ancak bunun sonsuza kadar süremeyeceğini belirtiyor. Eşiyle birlikte öğretmen olan Halil, şuan ise marketlerde satmak için evde dondurma yapıyor. Sudan'da uluslararası yardım çabalarına yönelik ciddi bir finansman eksikliği var. Birleşmiş Milletler, Ağustos ortası itibarıyla bu yıl ihtiyaç duyulan 2,6 milyar doların yüzde 25'inden azının karşılandığını söylüyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters haber ajansından aktardığı habere göre Yardım çalışanları, yardım operasyonlarının hükümetin bürokrasisi ve başkentteki hizmet ve lojistik aksamaları nedeniyle sekteye uğradığını söylüyor. Yerel gönüllülerin gerçekleştirdiği yardım operasyonlarından endişe duyan yetkililer ise yerinden edilenlerin kamplara yerleştirilmesini istiyor. Ancak Norveç Mülteci Konseyi'nden Will Carter, bunları ihtiyaç duyulan ölçekte yürütecek fonun bulunmadığını belirtiyor. Sudan genelinde ev kiralayan bazı yerinden edilmiş kişilerin tahliye edildiğini, ancak çoğunun hala geniş ailelerin veya yabancıların yanında kaldığını belirten Carter, “Bir çıkmaza gireceğiz. Bu şehirlerde yaşayan insanlar yoksul kalacak” vurgusunda bulunuyor.


Musul'daki düğün salonu yangınından sağ kurtulanlar o anları anlattı

(AA)
(AA)
TT

Musul'daki düğün salonu yangınından sağ kurtulanlar o anları anlattı

(AA)
(AA)

Musul'da düğün salonunda çıkan yangında ölenlerin ve yaralananların yakınları, yangının çıkma anını ve yaşadıklarını anlattı.

Yangından sağ kurtulanlardan Amir Abdu, düğüne biraz geç geldiklerini ve içeriye girdikten sonra kapıya yakın bir yere oturduklarını söyledi.

"Havai fişeği yakar yakmaz tavana fırladı, tavan aniden alev aldı"

Abdu, "Biz salona girdikten kısa bir süre sonra havai fişeklerini getirdiler. Havai fişeği yakar yakmaz tavana fırladı, tavan aniden alev aldı ve tüm salon alev aldı. Kendimizi dışarı zor attık, etraftaki herkes yaralandı. Ben yaralanmadım ama eşim yaralandı. Çoluk çocuk herkes yaralandı" dedi.

Facia anlarını yaşayan Sleva Hamokan da halaydan sonra gelin ve damadın dans edecekleri sırada havai fişeklerin patlatıldığını ve kıvılcımların önce perdeleri tutuşturduğunu ve bir anda salonu alevlerin sardığını söyledi.

"Kapıyı zorla kırdık ve çıktık"

Çok büyük bir facia yaşadıklarını dile getiren Hamokan, yaşadığı dehşet anlarını şu sözlerle anlattı:

Her yer alev aldı, kapıdan çıkamadık, içeride mahsur kaldık. Kapıyı zorla kırdık ve çıktık. Yaralıları ve cesetleri çıkaramadık. Gelen ambulanslardan biri de kaza yaptı.

Olaya tanıklık eden Lüey Bünyamin de düğünde bir anda salonun her bir tarafını alevlerin sardığını, itfaiye, sivil savunma, istihbarat, polis ve askerin olay yerine geldiğini ifade etti.

"Çok büyük bir facia"

Akrabalarından yaralananların olduğunu dile getiren Bünyamin, çok büyük bir facia yaşadıklarını, ambulansların gelmediğini ve cesetleri çıkaramadıklarını söyledi.

Bünyamin, yangında iki yakın akrabasının öldüğünü ve birçok kişinin durumuyla ilgili henüz bilgi alamadıklarını belirtti.

Olayda 66 yaşındaki kayınvalidesini kaybeden Adra Tamır, yangın sırasında salonda olduklarını ve çocuklarını zor kurtardığını söyledi.

Alevlerin saniyeler içinde salonun her yerine yayıldığını aktaran Tamır, yaşlı kayınvalidesini kurtaramadıklarını ifade etti.

Irak İçişleri Bakanlığı İletişim ve Halkla İlişkiler Müdürü ve Ortak Operasyonlar Komutanlığı Güvenlik Medya Ağı Başkanı Saad Maan, Musul'a bağlı Hamdaniye ilçesinde bir düğün salonunda çıkan yangında 93 kişinin ölüğünü, 100 kişinin yaralandığını duyurmuştu.

Havai fişekler nedeniyle çıktığı bilgisi basına yansıyan yangın esnasında, düğün salonunda yaklaşık 800 kişinin bulunduğu ifade edilmişti.


Irak Cumhurbaşkanı düğün salonunda çıkan yangınla ilgili soruşturma açılması gerektiğini vurguladı

Hamdaniya bölgesindeki yangın yerinde toplanan insanlar (AP)
Hamdaniya bölgesindeki yangın yerinde toplanan insanlar (AP)
TT

Irak Cumhurbaşkanı düğün salonunda çıkan yangınla ilgili soruşturma açılması gerektiğini vurguladı

Hamdaniya bölgesindeki yangın yerinde toplanan insanlar (AP)
Hamdaniya bölgesindeki yangın yerinde toplanan insanlar (AP)

Irak Cumhurbaşkanı Abdullatif Reşid, Ninova Vilayeti’nin merkezi Musul şehrine bağlı Hamdaniye ilçesinde bir düğün salonunda çıkan ve çok sayıda can kaybına neden olan yangın ile ilgili soruşturma açılması gerektiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Alemu’l-Arabi Haber Ajansı’ndan (AWP) aktardığı habere göre, Cumhurbaşkanı Reşid bugün sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Hamdaniye ilçesindeki evlatlarımıza yönelik yaşananlar acı verici bir faciadır. Bu olay tüm Iraklıların kalbini yaraladı” ifadelerini kullandı.

Kurbanların ailelerine başsağlığı ve yaralılara acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı, “Bir soruşturma başlatmanın, olayın koşullarını öğrenmenin ve tekrarını önlemek için tüm güvenlik önlemlerini almanın gerekliliğini vurguluyoruz” diye ekledi.

İçişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, olaya ilişkin ilk rapor, yangının bir suçtan kaynaklanmadığını ve güvenlik prosedürlerine uyulmaması sonucu meydana geldiğini gösterdi.

Irak resmi haber ajansı INA’da yer alan habere göre, Ninova Vilayeti Valisi Necm Cuburi, bir haftalık yas ilan edildiğini bildirdi.

xcvf
Yetkililer Ninova Vilayeti’ndeki yangın yerinde (Reuters)

Irak Kızılayı, havai fişekler nedeniyle çıktığı bildirilen yangında 114 kişi hayatını kaybettiğini ve 400’ü aşkın kişinin yaralandığını açıkladı.

Birleşmiş Milletler Irak Yardım Misyonu (UNAMI) tarafından sosyal medyada yapılan açıklamada, söz konusu yangında meydana gelen korkunç can kaybı ve yaralanmalar karşısında şok olunduğu vurgulanarak, olay ‘muazzam bir trajedi’ olarak nitelendirildi.


Sisi: Son 10 yılda eğitim ve sağlıkta gelişim gösterdik

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İsmailiye’deki ‘Mısır Üniversiteleri Mükemmellik Günü’ kutlamalarına katıldı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İsmailiye’deki ‘Mısır Üniversiteleri Mükemmellik Günü’ kutlamalarına katıldı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi: Son 10 yılda eğitim ve sağlıkta gelişim gösterdik

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İsmailiye’deki ‘Mısır Üniversiteleri Mükemmellik Günü’ kutlamalarına katıldı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İsmailiye’deki ‘Mısır Üniversiteleri Mükemmellik Günü’ kutlamalarına katıldı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi son 10 yılın, eğitim ve sağlık gibi devlet sektörlerindeki boşlukları doldurmak için bir geçiş dönemi olduğunu vurguladı.

Sisi, “Mısır, tıbbi yapının yüzde 50’sini tamamlayabildi ve devletin ihtiyaç duyduğu bin 400 hastaneden 700’ünün açılışını gerçekleştirdi. Devletin ilerlemesine, yeniden inşasına, umuduna ve güveninin yeniden kazanılmasına katkıda bulunan çözümler bulmak için Mısır’ı geliştirmek gerekiyor” açıklamalarında bulundu.

İsmailiye’deki Süveyş Kanalı Üniversitesi’nde ‘Mısır Üniversiteleri Mükemmellik Günü’ etkinlikleri kapsamında Üniversiteler Yüksek Konseyi üyeleriyle bir araya gelen Sisi, eğitim uzmanlıkları ile işgücü piyasasının ihtiyaçları arasında bir denge kurulması çağrısında bulundu. Gerçek iş fırsatları sağlamak ve işgücü piyasasının gereksinimlerine yanıt verebilmek için üniversitelerin önemini vurguladı.

Sisi, Mısır devletinin istikrarını sağlama, terörizm ve radikalizmle mücadele, Mısır’ın çıkarlarını koruma çabalarına paralel olarak eğitimde altyapının geliştirilmesine ve yatırımına öncelik verdiğini açıkladı. Ayrıca bunların maliyetini ve Mısır devletinin planlarına göre nasıl uygulanacağını beyan etme ve gösterme ihtiyacı çağrısında bulundu.

Sisi yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

Eğitimde, altyapı yatırımlarının sayısı son 8 yılda iki katına çıktı. 2030’da ne kadar ihtiyacımız olacak. Hükümetle koordinasyonun olduğunun farkındayım ve insanların bunu bilmesini istiyorum. Ne yaptığımızı kamuoyuna duyururuz, böylece yaptığımızdan çabanın büyüklüğünün ve değerinin farkındalığını yaratmak istiyoruz. Mısır devleti iki kalkınma dosyasında paralel ilerliyor ve zorluklarla karşı karşıya. Ancak önemli bir zaman tasarrufu sağladı. Güvenlik istikrarını sağlamak için çalışmak mümkün. Ardından tüm sektörlerde entegre bir inşaat ve kalkınma planı başlatacağız. Bu, devletin çeşitli sektörlerini gelecekte daha düşük bir maliyetle hizmet vermesini sağlayacak

Sisi bu bağlamda eğitim konusunda toplumsal diyaloğun sürdürülmesi çağrısında bulunarak, “Vatandaşları eğitim konusunda güvence altına almaya hazır olmalıyız, böylece herhangi bir yan etkiyle başa çıkabilelim” dedi.

Öğretmenlerin atanması hakkında konuşan Sisi, bunun Mısır insanının inşasında önemli, hassas ve ciddi bir konu olduğunu belirtti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu pozisyonları doldurmak için programlar uyguladığının ve bunda adaletin sağlandığının altını çizdi.

Sisi ayrıca Kültür, Gençlik ve Spor bakanlıklarının gösterdiği çabanın, ülkedeki tüm sektörlerin hedeflerine ulaşması için destek olduğunu vurguladı.

Sisi, dün düzenlenen ‘Vizyon ve Başarı Arasında İnsan İnşası’ oturumunda şunları söyledi:

“Gençlik merkezleri ve kulüpleri yönetme konusunda daha önceki metodu değiştirmek gerekiyor. Verimliliği ve yeterliliği artırması gereken 4 bin kadar gençlik merkezi var. Bu merkezler verimliliğini artıramazsa tekrar aynı duruma dönecekler. Çünkü devlet verimliliğini tekrar sağlamak için buralara sürekli olarak büyük bir finansal bütçe ayıramayacak”

grth
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İsmailiye’deki Süveyş Kanalı Üniversitesi’nde ‘Mısır Üniversiteleri Mükemmellik Günü’ etkinliklerine katıldı. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Sisi şampiyonluk kazanan tüm kahramanlara verilen ödüllerin, Mısır devletinin onlar için takdirini ifade etmeyen sayılar olduğunu, çok daha fazlasını hak ettiklerini açıkladı. Sisi, devletin gençlere olan ilgisinin yeterince olmadığının düşünülmesi durumunda bakanlığın bu konuyu açıklığa kavuşturması gerektiğinin altını çizdi.


Hizbullah yetkilisi Safa: Lübnan Ordu Komutanı ile görüşmelerimiz siyasi değil

Lübnan Ordu Komutanı General Joseph Avn: Hizbullah, kendisiyle yapılan görüşmelerin siyasi nitelikte olmadığını söylüyor. (Lübnan Ordusu'nun X -eski adıyla Twitter- platformundaki hesabı. AFP)
Lübnan Ordu Komutanı General Joseph Avn: Hizbullah, kendisiyle yapılan görüşmelerin siyasi nitelikte olmadığını söylüyor. (Lübnan Ordusu'nun X -eski adıyla Twitter- platformundaki hesabı. AFP)
TT

Hizbullah yetkilisi Safa: Lübnan Ordu Komutanı ile görüşmelerimiz siyasi değil

Lübnan Ordu Komutanı General Joseph Avn: Hizbullah, kendisiyle yapılan görüşmelerin siyasi nitelikte olmadığını söylüyor. (Lübnan Ordusu'nun X -eski adıyla Twitter- platformundaki hesabı. AFP)
Lübnan Ordu Komutanı General Joseph Avn: Hizbullah, kendisiyle yapılan görüşmelerin siyasi nitelikte olmadığını söylüyor. (Lübnan Ordusu'nun X -eski adıyla Twitter- platformundaki hesabı. AFP)

Hizbullah'ın İrtibat ve Koordinasyon Birimi yetkilisi Vefik Safa, Lübnan Ordu Komutanı General Joseph Avn ile yaptığı görüşmelerin ‘siyasi bir yönü olmadığını’ belirterek toplantıların ‘güvenlik çalışmaları, koordinasyon ve güney sınırında yaşananlarla’ ilgili olduğunu açıkladı. Safa’nın, General Avn ile temaslarının siyasi bir nitelik taşımadığına ilişkin açıklaması, Ordu Komutanı’nın adının cumhurbaşkanlığı adayları arasında geçtiği bir dönemde geldi. Safa, Hizbullah'ın bir diğer cumhurbaşkanı adayı olan Süleyman Franciye'yi açıkça desteklediğine dikkat çekti.

Safa, İran'ın Tasnim haber ajansına verdiği, dün yayınlanan röportajda, İsrail ile güney sınırında herhangi bir sınır çizimi olmadığını kaydederek şunları söyledi:

Bir hata var, sınır çizimi yok. Tüm sınırlar çok eski zamanlardan beri çizilmiştir ve 2000 yılında hat haline gelmiştir. Bu hat İsrail'in güney Lübnan'dan çekilme hattı olarak biliniyor. Lübnan'ın çekinceleri olan 13 nokta üzerinde anlaşmazlık var. Biz bunlara sınırları gösteren noktalar diyoruz, sınırları çizen değil. Ortada bir sınır çizme yok, kesin olan budur.

dvf
Lübnan'ın Hula köyündeki Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) aracı ve Hizbullah lideri Hasan Nasrallah'ın reklam panosundaki fotoğrafı. (AFP)

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Lübnan Ordu Komutanı ile yaptıkları görüşmelerde güney sınırı dosyasını ele aldıklarını belirten Safa sözlerinin devamında “Görüşmenin siyasi bir yönü yok. Tekfircilere yönelik kurtuluş savaşından önce yapılan görüşmelere benziyor” dedi. Lübnan Ordusu’nun Suriye sınırında Lübnan'ın doğu bölgelerini işgal eden aşırılık yanlısı gruplara karşı yürüttüğü ve Hizbullah'ın da 2017 Temmuz- Ağustos aylarında Suriye tarafından katıldığı savaşa atıfta bulundu. Safa “Bugün Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ve güney sınırında olup bitenler, Lübnan bölgelerindeki güvenlik durumunu kontrol etmek içindir. Dolayısıyla General Joseph Avn ile çalışma ve güvenlik koordinasyonu için bir araya geliyoruz” dedi.

Hizbullah'ın İrtibat ve Koordinasyon Birimi yetkilisi Vefik Safa, Hizbullah'ın güneydeki Şeba Çiftlikleri sınır bölgesinde kurduğu iki kampa atıfta bulundu. Ayrıca İsrail’in Lübnan ve Filistin'de ‘sınırın sıfır noktasına kadar kaydığını’ belirterek var olan ‘İsrail caydırıcılığının erozyonu’ hakkında uzun uzun konuşmaya devam etti. Safa konuya dair açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

İsrail gürledi, köpürdü ve UNIFIL'e kamp hakkında bilgi verdi. Kampı kaldırmak için saat 8'de geleceğini söyledi. Sonra saat 10'a erteledi, sonra saat 12'ye erteledi, daha sonra öğleden sonra saat 3'e erteledi ve en sonunda kampın kaldırılmasını müzakerelere bıraktığını söyledi. Her halükârda İsrailliler Filistin toprakları içinde, yurt dışında ve sınırlarda caydırılıyor.

xs
26 Ağustos'ta Lübnan'ın doğusundaki Baalbek'te Hizbullah silahlarının yer aldığı bir sergi düzenlendi. (AFP)

Safa, Beyrut'ta düzenlenen bir etkinlik sırasında ABD’li bir subayla tokalaşmayı reddetmesi üzerine Lübnan medyası tarafından gündeme getirilen tartışmalara ilişkin de açıklamalarda bulundu:

 Hizbullah, el sıkışmayacağı iki kişi olduğuna inanıyor. Birincisi, düşmanımız İsrail. İkincisi de siyasi ve askeri kanatlarıyla ABD yönetimi. Son toplantıda olan ve daha önce de yaşanan da buydu. Bahsettiğimiz bu olayı kaydeden kameralar ve medya vardı. Bu nedenle kargaşa yaşandı.


Burhan'ın müzakereleri ilerletmek için Riyad'ı ziyaret etmesi bekleniyor

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA
TT

Burhan'ın müzakereleri ilerletmek için Riyad'ı ziyaret etmesi bekleniyor

Fotoğraf: EPA
Fotoğraf: EPA

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan’ın kısa süre içinde Suudi Arabistan'ı ziyaret etmesinin beklendiği bir dönemde, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında, başkent Hartum'un çeşitli bölgelerinde çatışmalar yaşandı. Burhan, ABD'nin başkenti New York'ta yaptığı açıklamada, “önümüzdeki günlerde Riyad'ı ziyaret edeceğini” söyledi.

Suudi Arabistan ve ABD, Cidde Platformu aracılığıyla birkaç aydır krizin çözümü için siyasi görüşmelerin başlatılmasının önünü açmayı planlıyor. Sudan’da uzun vadeli bir ateşkes anlaşmasına varılması amacıyla, çatışmanın iki tarafı arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak için müzakereler yürütülüyor. Burhan, New York'taki Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantılarının ardından verdiği röportajlarda, Cidde Platformu’nu, Sudan'daki krizin çözümüne yönelik şu ana kadar önerilen girişimler arasında ‘en iyisi’ olarak nitelendirdi. Burhan ayrıca, HDK ile müzakerelere başlamak için her türlü arabuluculuk çağrısına yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Sudan Egemenlik Konseyi'ne yakın çevrelere göre Riyad ziyareti daha önce planlanmıştı. Ancak Burhan'ın BM Genel Kurulu toplantılarına katılması sonrasına ertelendi.

Egemenlik Konseyi Başkanı'nın savaşı müzakereler yoluyla durdurmaya hazır olduğuna ilişkin olumlu açıklamaları, Suudi Arabistan ve ABD’nin arabulucuğundaki Cidde görüşmelerini hızlandırmaya teşvik etmek için acele eden ülke içindeki sivil ve siyasi güçler tarafından memnuniyetle karşılandı. Siyasi çevrelerde dolaşan haberlere göre Burhan'ın yaklaşan Suudi Arabistan ziyareti, ülkedeki savaşı barışçıl ve müzakere yoluyla çözme konusunda olumlu bir gösterge.

Topçu bombardımanı ve İHA’lar

Sahadaysa durum farklı. Başkent Hartum'un çeşitli yerlerinde karşılıklı hava ve topçu bombardımanı devam ederken, ordu ile HDK arasındaki çatışmalar da her geçen gün şiddetini artırıyor. Şarku’l Avsat’a konuşan görgü tanıkları, ordunun Hartum'un çeşitli mahallelerinde HDK’nın mevzilerine hava saldırıları ve yoğun topçu bombardımanı başlattığını söyledi.

sdfgrt
Ordu Genel Komutanlığı karargahının yakınında bulunan Hartum Uluslararası Havaalanı çevresinden yoğun duman bulutları yükseliyor. (Reuters)

Görgü tanıkları, orduya ait insansız hava araçlarının (İHA) Hartum'un güneydoğusundaki el-Mücahidin bölgesindeki HDK unsurlarını hedef alan bir saldırı gerçekleştirdiğini bildirdi. Öte yandan HDK, başkent Hartum'un merkezindeki ordu karargâhına yönelik aralıksız saldırılarını on birinci günde de sürdürdü.

Civar mahallelerde yaşayanların ifadesine göre, ordu karargâhının içinden yoğun duman bulutları yükselirken, top atışlarının ana kulelerden birini hedef aldığı görüldü. Şarku'l Avsat'a konuşan bölge sakinlerinin bir kısmı, Hartum'un merkezinde, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın yakınındaki bölgelerde şiddetli çatışma sesleri duyduklarını bildirdi. Görgü tanıklarının ifadesine göre, bugünkü saldırılarda yoğun olarak kullanılan İHA’lar, Hartum'un doğusunda ve Omdurman şehrinin kuzeyinde, HDK’nın konuşlandığı bölgeleri bombaladı. Buna paralel olarak HDK, Omdurman kentinden çocuk ve kadınların tahliyesine ilişkin bir görüntüyü X platformunda (eski adıyla Twitter) yayınladı.


İsrail'den ilk defa bir bakan, Suudi Arabistan'a gitti

Turizm Bakanı Haim Katz (AA)
Turizm Bakanı Haim Katz (AA)
TT

İsrail'den ilk defa bir bakan, Suudi Arabistan'a gitti

Turizm Bakanı Haim Katz (AA)
Turizm Bakanı Haim Katz (AA)

İsrail Turizm Bakanı Haim Katz, Suudi Arabistan'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (BMDTÖ) konferansına katılacak.

İsrail Turizm Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Katz, 27-28 Eylül'de gerçekleşecek Dünya Turizm Örgütü konferansı için Suudi Arabistan'ın Riyad kentine gitti. Katz'ın iki gün sürecek ziyaretinde özellikle Orta Doğu'dan mevkidaşlarıyla görüşmeler yapacağı belirtildi.

İsrail Turizm Bakanı'nın ziyareti, bu ülkeden Suudi Arabistan'a bakan düzeyindeki ilk ziyaret olarak kayıtlara geçti.

Suudi Arabistan-İsrail normalleşme görüşmeleri

İsrail ve Suudi Arabistan'ın şimdiye kadar bir diplomatik ilişkisi bulunmuyor. ABD yönetimi Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas ve Sudan ile İsrail arasında sağlanan normalleşme anlaşmalarında olduğu gibi Riyad ve Tel Aviv arasında da benzer anlaşma için arabuluculuk yürütüyor.

İsrailli Bakan'ın Suudi Arabistan'a ziyareti, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun iki ülke arasında normalleşme anlaşması için yapılan görüşmelere ilişkin verdikleri "olumlu mesajların" ardından gerçekleşti.

Bin Selman, yakın zamanda Fox televizyonuna verdiği röportajda, İsrail ile normalleşme anlaşmasına "her geçen gün daha da yaklaştıklarını" söylemişti. Netanyahu da Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu konuşmasında "Suudi Arabistan ile tarihi bir anlaşmanın eşiğinde olduklarını" dile getirmişti.

Suudi Arabistan'ın Filistin'e atadığı ilk büyükelçi Nayif Bender es-Sudeyri, bugün işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah kentine gelerek Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a güven mektubunu sundu.

Büyükelçinin ziyareti, Suudi Arabistan'dan ilk defa resmi bir heyetin Filistin yönetimine gerçekleştirdiği resmi ziyaret olma özelliği taşıyordu.


Ahmet Hasan el-Bekir: Bizler Saddam'ın başkanlık koltuğunda oturan esirleriyiz

Irak eski Cumhurbaşkanı Ahmed Hasan el-Bekir ve yardımcısı Saddam Hüseyin'in 1976 yılına ait bir fotoğrafı (Getty Images)
Irak eski Cumhurbaşkanı Ahmed Hasan el-Bekir ve yardımcısı Saddam Hüseyin'in 1976 yılına ait bir fotoğrafı (Getty Images)
TT

Ahmet Hasan el-Bekir: Bizler Saddam'ın başkanlık koltuğunda oturan esirleriyiz

Irak eski Cumhurbaşkanı Ahmed Hasan el-Bekir ve yardımcısı Saddam Hüseyin'in 1976 yılına ait bir fotoğrafı (Getty Images)
Irak eski Cumhurbaşkanı Ahmed Hasan el-Bekir ve yardımcısı Saddam Hüseyin'in 1976 yılına ait bir fotoğrafı (Getty Images)

“Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Ahmed Hasan el-Bekir'in, yardımcısı Saddam Hüseyin'in esiri olduğu doğru mu?” Bu soruyu bir gün, hem Ahmed Hasan el-Bekir’in hem de Saddam Hüseyin’in ofislerinde müdürlük görevlerinin yanı sıra bakanlık da yapan Hamid el-Cuburi’ye sordum. Bir keresinde basın toplantısı düzenleyen Saddam, Cuburi'nin cesur müdahalesine çok kızmıştı.

Cuburi, yaşananları şöyle anlattı:

“Enformasyon Bakanlığı’ndaki ofisime dönüp Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı aramak için özel telefonu kullandım. Cumhurbaşkanı ve Devrim Komuta Konseyi (DKK) başkanı Ahmed Hasan el-Bekir’in ofisinin müdürü Tuğgeneral Şefik ed-Derraci ile konuştum. Ona Cumhurbaşkanı’nı hemen görmek istediğimi söyledim. O da bana ‘Buyur gel’ dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na gittim. (Tuğgeneral ed-Derraci’ye) beni Cumhurbaşkanı’nın ofisine almasını söyledim. Bana, ‘Üzgünüm bunu yapamam. Çünkü Sayın Vekil (Saddam) Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na geliyor ve acil bir konu için Cumhurbaşkanı ile görüşmek istiyor. Neredeyse gelmek üzeredir, onu bekletemem’ dedi.

Ardan kısa bir zaman geçtikten sonra Saddam geldi, bize baktı, kuru bir selam verip Cumhurbaşkanı’nın ofisine girdi. Kısa bir süre sonra Derraci’nin ofisine bitişik olan Cumhurbaşkanı’nın ofisinden Saddam ile el-Bekir arasında sert bir tartışmanın yaşandığı sesler duyduk. Ardından Saddam, Cumhurbaşkanı’nın ofisinden bir hışımla ve ofisin kapısını büyük bir gürültüyle çarpıp çıktı.

Sonra Cumhurbaşkanı’nın ofisine girdim. Cumhurbaşkanı el-Bekir, masasında ağır bir ‘Kent’ sigarası içiyordu. Selam verdim ve oturdum. Bana neden geldiğimi sordu. Ben de istifamı sunmaya geldiğimi söyledim. İstifamın sebebini sordu. Ona Ahmed Hasan el-Bekir'in bakanı olduğum halde onurumun korunmadığını hissettiğimi söyledim. Boyu nispeten kısa olan el-Bekir ayağa kalkıp oturduğu sandalyenin arkasına geçti ve sandalyeyi işaret ederek ‘Cumhurbaşkanlığı koltuğu olan bu sandalyeye işiyorum. Cumhurbaşkanı’nın bile onuru korunmuyor’ dedi. Kendi kendine konuşur gibi, ‘Ebu Heysem kardeş, cumhurbaşkanı olmayı nasıl kabul edersin, onların partisine (Baas Partisi) katılmayı nasıl kabul edersin?’ diye söylendi.

Yemin ederim yaşananları size olduğu gibi anlatıyorum. Yeniden sandalyesine dönen el-Bekir’in gözlerinde yaşlar belirdi. Ben de gözyaşlarıma hâkim olamadım. Bana, ‘İstifa etmeyi aklından çıkar. Ben senin istifanı kabul edemem, benim istifamı kim kabul eder? Bizler esiriz ve istifa etmeye hakkımız yok’ dedi.

Resmi ve askeri unvanlara sahip olan Cumhurbaşkanı Ahmed Hasan el-Bekir ağlıyordu. Bu manzara karşısında şoke olmuştum.

El-Bekir, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Bizler esiriz. Saddam Hüseyin'in esirleriyiz. İstifa etmeye cesareti olmayan esirler.’

Bana büyükelçi olarak ülkeden gitmemi önerdi. Ben de hükümetten ayrılmaya kararlı olduğumu söyledim. Bana bunun mümkün olmadığını belirtti. Ona bir çözümü olup olmadığını sorduğumda, beni Enformasyon Bakanlığından aldığını ve devlet bakanı olarak kalacağımı söyledi, böyle de oldu.”


İsrail Cumhurbaşkanı, düşmanlarının ülkedeki krizi "parçalanmanın başlangıcı olarak gördüklerini" söyledi

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog (AP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog (AP)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, düşmanlarının ülkedeki krizi "parçalanmanın başlangıcı olarak gördüklerini" söyledi

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog (AP)
İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog (AP)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Tel Aviv'in düşmanlarının ülke içinde yaşanan krizlere bakarak bunu "İsrail'in parçalanmasının ilk adımı olarak gördüklerini" belirtti.

Herzog, 1973'teki Arap-İsrail Savaşının 50. yıl dönümünde düzenlenen anma töreninde, ülkedeki "ayrışma, kutuplaşma ve sonu gelmeyen çatışmayı" kınadı.

Savaşın 50'nci yıl dönümünde "ülkedeki iç çatışmanın aşırı bir hal aldığını" kaydeden Herzog, "İsrail'in düşmanları bu konuda sıkça konuşuyor ve ülke içinde yaşadığımız krizi İsrail'in parçalanmasının başlangıcı olarak görüyorlar. Bu konuda yanılsalar da kendimize gelmeli, sesimizi kısmalı, kulak vermeli, iletişim kurmalı ve aramızdaki krizi diyalogla sonlandırmalıyız" diye konuştu.

Başbakan Binyamin Netanyahu da törende yaptığı konuşmasında, "(1973 savaşında) İster seküler ister dindar, ister sağ ister sol, Yahudi veya değil, İsrail toplumu kendisini birleştirenlerin ayıranlardan daha fazla olduğunu kanıtladı. Eğer ki bugün savaş olsa ortak değerler bizi ayrıştıran farklara üstün gelecektir" diye konuştu.

Anma töreni yapılan savaş, Mısır ve Suriye'nin 6 Ekim 1973’te İsrail'e karşı başlattığı ve Arap ülkeleriyle İsrail'in cephede çarpıştığı son savaş oldu.

Arap ülkeleri arasında "6 Ekim" olarak bilinen savaş, Yahudiler için kutsal "kefaret gününde" başlaması nedeniyle "Yom Kippur" olarak adlandırılıyor.

Netanyahu hükümetinin tartışmalı yargı düzenlemesi

İsrail'de 2022'nin son günlerinde göreve başlayan Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, aşırı sağcı ve aşırı dindar partileri barındırıyor.

İsrail Adalet Bakanı Yariv Levin, Netanyahu koalisyonunun göreve gelmesinin hemen ardından 5 Ocak'ta yargının yetkilerini sınırlandıran, yüksek yargı mensuplarının atamaları üzerindeki etkisini azaltan, yürütme üzerindeki denetimini ortadan kaldıran ve yargının bazı yetkilerini Meclise devreden kapsamlı bir "yargı reformu" planladıklarını duyurmuştu.

Hükümet destekçileri, "seçilmiş siyaset kurumunun iradesine karşı kontrolsüz güçle donatılmış yargıyı dizginlemek" için söz konusu “reforma” ihtiyaç duyulduğunu savunuyor.

Yargı paketinin karşıtları ise düzenlemenin "İsrail'de yürütme gücü üzerindeki tek etkili denetimi ortadan kaldırarak sivil özgürlüklere, ekonomik refaha ve ülkenin uluslararası imajına zarar verdiğini" düşünüyor.

Genellikle "yargı düzenlemesi" olarak anılan hukuki plan, İsrailliler arasında siyasi bakış açılarına göre "yargı reformu", "yargı darbesi" veya "yargının ele geçirilmesi" gibi farklı tanımlamalarla ifade ediliyor.

İsrail'de Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemesi ve sağ politikaları karşıtı protesto hareketi 9 aydır protesto gösterilerine devam ediyor.

Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemesiyle harareti artan kamuoyu tartışmasının ülkedeki ayrışma ve kutuplaşmayı tetiklediği değerlendiriliyor.