Lübnan'da 8 yerde uranyumun varlığını gösteren eski bir gizli belge bulundu

Washington, projenin engellenmemesini sağlamak için sadık bir Lübnan hükümetini görevlendirmeye hazırdı

Prens Ferid Şihab’ın el yazısıyla yazdığı belgede sekiz yerde uranyumun varlığından bahsediliyor (Wilson Arşiv Merkezi)
Prens Ferid Şihab’ın el yazısıyla yazdığı belgede sekiz yerde uranyumun varlığından bahsediliyor (Wilson Arşiv Merkezi)
TT

Lübnan'da 8 yerde uranyumun varlığını gösteren eski bir gizli belge bulundu

Prens Ferid Şihab’ın el yazısıyla yazdığı belgede sekiz yerde uranyumun varlığından bahsediliyor (Wilson Arşiv Merkezi)
Prens Ferid Şihab’ın el yazısıyla yazdığı belgede sekiz yerde uranyumun varlığından bahsediliyor (Wilson Arşiv Merkezi)

Wilson Arşiv Merkezi internet sitesi, 1943'teki bağımsızlıktan 1970'lere kadar Lübnan'daki olaylarda hassas roller oynayan Lübnanlı bir isim için önemli bir alana sahip. Prens Ferid

Haris Şihab, Kamu Güvenliği Genel Müdürü olarak görev yaptı. Bu müdürlük, Lübnan devletinin istihbarat servisiydi.

1958 Devrimi olarak adlandırılan olaylardan sonra Genel Güvenlik'ten ayrıldı ve 1958-1966 yılları arasında Gana, Nijerya, Kamerun, Tunus ve Kıbrıs gibi birçok ülkede büyükelçi olarak görev yaptı.

Prens Ferid, 1985 yılında Lübnan Savaşı'nın ortasında öldü. 2007 yılında kızı, Ahmed Asfahani ile işbirliği yaparak, babasının geride bıraktığı birçok gizli belge, not ve raporun yer aldığı bir kitap yayımladı.

Kitabın başlığı ise 'Fi Hidme el-Vatan: Muhtarat min el-Vesaig el-Hassa lil-emir Ferih Şihab' (Vatan Hizmetinde: Prens Ferid Şihab'ın Özel Belgelerinden Seçmeler) ve İngilizce başlığı ise 'A face in the crowd' (Kalabalığın içindeki bir yüz) olarak biliniyor.

Eşi Tony Asseily ile birlikte bu belgeleri Wilson Arşiv Merkezi'ne sundular. Belgeler, Lübnan devletinin kendi güvenliğini ve egemenliğini kontrol etme konusundaki büyük yeteneğini ve kurumlarının Arap ve Batılı ülkelerin kurumlarıyla güçlü ve karmaşık ilişkilerini ortaya koyuyor.

Lübnan'da 'kamu güvenliğinin babası' olarak kabul edilen Prens Ferid Şihab (Kızı Youmna Asseily'in arşivinden bir fotoğraf)
Lübnan'da 'kamu güvenliğinin babası' olarak kabul edilen Prens Ferid Şihab (Kızı Youmna Asseily'in arşivinden bir fotoğraf)

Prensin biyografisi

Prens Ferid Haris Şihab, Beyrut yakınlarındaki Hadath kasabasına mensup.

Annesi Meryem Şihab (emirlik döneminde Lübnan'ın son hükümdarı Prens III Beşir'in torunu), babası ise Prens Haris es-Seyyid Ahmed Şihab'dır (Osmanlı parlamentosunun fahri üyesi). Ferid Şihab, 1930'da Saint Joseph Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu.

Aynı yıl Lübnan'daki Fransız polisine katıldı ve kademe kademe yükselerek Casuslukla Mücadele Dairesi ve Komünizm ile Mücadele Dairesi'nin başına geçti.

Nazi Almanyası adına gizli faaliyetlerde bulunmakla suçlandı ve Şubat 1941'den Ekim 1943'e kadar hapiste kaldı.

Prens Ferid, bağımsızlığın ardından ilk Cumhurbaşkanı Beşara el-Huri'nin kişisel talebi üzerine serbest bırakıldı ve kendisine yöneltilen tüm suçlamalar düşürülerek önceki görevine geri gönderildi. 

1944'ten 1948'e kadar Filistin Polis Müdürlüğü ile Lübnan güvenlik güçleri arasındaki irtibat memurluğu, Adli Polis Genel Müdürü ve Bekaa Valisi dahil olmak üzere çeşitli görevlerde bulundu. Ocak 1948'de Kamu Güvenliği Direktörü olarak atandı.

1957'de Interpol'ün başkan yardımcılığına seçildi. 1969'da emekli oldu ve Lübnan'a döndü.

"Amerikan Büyükelçiliği'nin görüşü, Sami es-Salah'ın başbakan olması gerektiği yönünde" (Wilson Arşiv Merkezi)
"Amerikan Büyükelçiliği'nin görüşü, Sami es-Salah'ın başbakan olması gerektiği yönünde" (Wilson Arşiv Merkezi)

Uranyum belgesi

Aşağıdaki belge, Lübnan'daki uranyum madenini ele aldığı için benzersiz. Bu belgeye göre bu nadir maden, Lübnan'ın iç kesimlerinde sekiz yerde bulunuyor. 

Prens Şihab'ın belgesi 'Şeyh Salim el-Huri'nin Akkar'daki (Beyrut'a 10 kilometreden daha yakın bir kasaba) villasında yapılan toplantı' başlığını taşıyor.

Bu belgede, Beyrut'taki Amerikan Büyükelçiliği ekonomi danışmanı Bay Elwood ile Lübnan asıllı Amerikalı ve Arap Müteahhitlik ve Mühendislik Şirketi sahiplerinden biri olan Bay Mişel Saad'ın da aralarında bulunduğu, Prens Şihab ve Şeyh Salim el-Huri'nin katıldığı bir toplantıdan bahsediliyor.

Toplantının amacı, Şihab'ın yazdığı gibi, Şeyh Salim el-Huri ve (merhum kocasının bu ders ve çalışmalara ilişkin tüm sırlarını selefi Şeyh Salim'e aktaran) rahmetli kardeşi Nedim el-Huri'nin eşinin bilgisi dahilinde, Lübnan'ın 8 yerinde bulunan uranyum madenine yatırım yapmak için bir plan geliştirmekti.

Bahsettikleri, zaman zaman bazı siyasi konulara değiniyordu. Prens Ferid, "Plan şu şekilde hazırlandı. Bay Elwood, Amerikan ekonomisinin Lübnan'daki temsilcisi sıfatıyla, resmi bir mektup aracılığıyla Bay Mişel Saad'a hükümetinden aldığı talimatlar hakkında (bu konuyla ilgili yaptığı yazışmalara dayanarak) bilgi verir. Bu talimatlar, ABD hükümetinin, Atom Enerjisi Komisyonu'nun onayı ile bu madeni araştırmak, çıkarmak ve çıkarıldıktan sonra Lübnan'dan uluslararası bir fiyata satın almak için uzman göndermeye ve gerekli ekipmanı sağlamaya tamamen hazır olduğunu söylüyor" ifadelerine yer verdi. 

Prens, "Bu mektup, Bay Saad'a, Şeyh Salim el-Huri ile müzakere etme ve Amerikan hükümeti ile Bay Saad arasında Elwood tarafından hazırlanan başka bir anlaşmadan türetilen yazılı bir anlaşma yapma yetkisi veriyor. Şeyh Salim el-Huri'ye, bu konuda Bay (ismi belirtilmiyor) ile görüşmeye ve eğer isterse onunla bir anlaşma imzalamaya çağıran başka bir mektup da gönderildi" dedi.

Prens Şihab ayrıca, "Aynı zamanda Bay Elwood, katılımcıların karşısında Şeyh Salim el-Huri'nin kendisine yönelttiği bir soru sonrasında, ABD hükümetinin bu projenin, Camille Chamoun (o zamanki Cumhurbaşkanı) da dahil olmak üzere Lübnanlı yetkililer tarafından engellenmesini önlemek için çalışmaya tamamen hazır olacağını açıkladı. Gerektiğinde ABD Büyükelçiliği, Lübnan hükümetinin güvencesiyle çıkarma işlemine başlamaya veya ona sadık bir hükümet getirmeye çalışacaktır" dedi.

Bu talimatlar, ABD hükümetinin, Atom Enerjisi Komisyonu'nun onayı ile bu madeni araştırmak, çıkarmak ve çıkarıldıktan sonra Lübnan'dan uluslararası bir fiyata satın almak için uzman göndermeye ve gerekli ekipmanı sağlamaya tamamen hazır olduğunu söylüyor.

Türkiye ve Hıristiyanlar

'Siyasi Konuşmalar Üzerine' alt başlığı altında Prens Şihab, Elwood aracılığıyla ABD'nin, İsrail'e karşı kullanılmaması için herhangi bir Arap ülkesine silah tedarikinin engellenmesi konusunda diğer Batılı ülkelerle anlaşmaya vardığını bildirdi.

ABD, artık Ortadoğu'daki istikrarla ilgileniyordu. Elwood, mevcut Lübnan hükümetinin bir hafta içinde düşeceğini ve ABD büyükelçiliğinin görüşünün, Lübnan'ı ilgilendiren bekleyen projeleri hayata geçirmek için Sami es-Sulh'un başbakan olması gerektiği yönünde olduğunu belirtti.

Şeyh Salim el-Huri, "Eğer Amerika ya da Amerika'ya dost olan Arap ülkeleri gelip, Türkiye dahil olmadan her Arap ülkesiyle ayrı ayrı müzakere etselerdi, başarılı olur ve tüm bu ülkelerin dostluğunu kazanırdı. Bu ülkeleri kendi istekleri doğrultusunda yönetmek mümkündü" diyor.

Öyle görünüyor ki Şeyh Salim, Washington'un Orta Doğu'da komünizme karşı durmak istediği 'Bağdat Paktı'nı kastediyordu.

Pakt, İngiltere'nin yanı sıra Türkiye, Irak, Pakistan ve İran'ı da içeriyor. Lübnan'ın da katılması yönünde bir çaba vardı ve bu durum Lübnan sahnesinde, özellikle de Başkan Camille Chamoun karşısında keskin bir bölünmeye neden oldu. 1958 Devrimi'yle sonuçlanan büyük bir kriz yaşandı.

Şeyh Salim, "Lübnan konusuna gelince Lübnanlılar, özellikle de Lübnanlı Hıristiyanlar, bugün hâlâ Türkiye'ye karşı nefret besliyorlar. Onunla hiçbir şekilde aynı fikirde olmak mümkün değil. Eğer Lübnan hükümeti Lübnan'daki politikasını değiştirmek ve onunla ayrı müzakerelere girmek isterse, birçok siyasi ve popüler lider bunu kabul etmeye ve Amerikan politikasının adımlarını izlemeye tamamen hazırdır" dedi. 



Berri, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Ateşkes anlaşması ileriye doğru atılmış bir adımdır, doğrudan müzakereleri reddediyoruz

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
TT

Berri, Şarku’l Avsat'a verdiği demeçte: Ateşkes anlaşması ileriye doğru atılmış bir adımdır, doğrudan müzakereleri reddediyoruz

Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)
Lübnan Parlamento Başkanı Nebih Berri (Reuters)

Lübnan Parlamentosu Başkanı Nabih Berri, Lübnan cephesindeki ateşkes anlaşmasından duyduğu temkinli memnuniyeti dile getirirken, İsrail ile doğrudan müzakereleri reddettiğini yineledi. İranlı mevkidaşı Muhammed Bakır Kalibaf'ın dün yaptığı telefon görüşmesinde, ateşkesin İran'ı da kapsayan kapsamlı bir anlaşma yoluyla sağlandığını teyit ettiğini belirtti.

Meclis Başkanı Berri, duyurunun hemen ardından Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, anlaşmanın başlangıçta 10 günlük olduğunu belirterek, özellikle duyuruda İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesinin bu aşamada yer almaması nedeniyle, uygun koşullar oluşmadan güneydeki insanların köylerine ve evlerine dönmeleri çağrısında bulunmayacağını vurguladı.

Berri, "İsrail'in niyetleri" ışığında ateşkese temkinli yaklaşırken, şu anda önemli olanın meselenin ilerleme kaydetmesi ve ateşkesin doğru yönde atılmış bir adım olması olduğunu belirtti. Ateşkesin ardından giderek daha istikrarlı hale gelen iç durum konusunda hiç endişe duymadığını vurguladı.


Filistin Yönetimi, 1982'de Paris'te gerçekleşen saldırıyla ilgili bir şüpheliyi Fransa'ya teslim etti

Fransız polisi (Arşiv- AP)
Fransız polisi (Arşiv- AP)
TT

Filistin Yönetimi, 1982'de Paris'te gerçekleşen saldırıyla ilgili bir şüpheliyi Fransa'ya teslim etti

Fransız polisi (Arşiv- AP)
Fransız polisi (Arşiv- AP)

Filistin yönetimi, 1982 yılında Paris’in Rue des Rosiers Caddesi’nde bir Yahudi restoranına düzenlenen ve altı kişinin hayatını kaybettiği saldırıyı gerçekleştiren grubu yönettiği şüphesiyle aranan Filistinli Hişam Harb’i dün Fransa’ya teslim etti. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre bu bilgi, Harb’in avukatlarından biri tarafından ajansa yapılan açıklamayla doğrulandı.

Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu'ndan Avukat Ammar Duveyk AFP’ye Kudüs’ten telefonla yaptığı açıklamada, "Hişam Harb'ın ailesi bugün benimle iletişime geçti ve Filistin Yönetimi tarafından kendisinin Fransız yetkililerine teslim edildiği konusunda bilgilendirildiklerini söyledi" dedi.

Mahmud el-Adra olarak da bilinen Hişam Harb (72 yaşında) hakkında, on yıldan uzun süre önce çıkarılmış uluslararası yakalama kararı bulunuyor. Harb, Temmuz 2025'in sonlarında Paris'teki Özel Ceza Mahkemesi'ne Jo Goldenberg restoranına ve çevresindeki mahalleye yönelik saldırıyı gerçekleştirmek suçlamasıyla sevk edilen altı kişiden biri.

Nice şehrinde görev yapan bir Fransız polisi (AFP)Nice şehrinde görev yapan bir Fransız polisi (AFP)

9 Ağustos 1982’de Paris’in Marais bölgesindeki Rue des Rosiers’de bulunan “Jo Goldenberg” restoranına yönelik düzenlenen saldırıda, el bombası patlaması ve silahlı saldırı sonucu altı kişi hayatını kaybetmiş, 22 kişi yaralanmıştı. Saldırı, üç ila beş kişiden oluşan bir grup tarafından gerçekleştirilmişti.

Saldırı, Filistin Kurtuluş Örgütü'nden ayrılan radikal Sabri el-Benna (Abu Nidal) liderliğindeki Fetih Devrim Konseyi'ne atfedildi.

Hişam Harb'ın oğlu Bilal el-Adra da babasının teslim edildiğini doğruladı. El-Adra AFP'ye yaptığı açıklamada, babasının dün özel bir numaradan kendisini aradığını, ağlayarak, "Şimdi beni Fransız yetkililerine teslim etmek istiyorlar. Kendinize iyi bakın. Hepinizi çok seviyorum" dediğini aktardı.

Adra açıklamasında, Ramallah'taki Filistin polisinin dün öğleden sonra kendisini çağırdığını ve babasının resmi olarak teslim edildiğini bildirdiğini doğruladı.

Oğlunun ifadesine göre, babasının davasını görüşmek üzere dün Ramallah'ta bir duruşma planlanmıştı. Ancak Filistin idare mahkemesi, çarşamba günü avukatların teslimin durdurulmasına yönelik acil başvurusunu gerekçe göstermeden reddetti.

El-Adra, ailesinin babasının akibetinden endişe duyduğunu, çünkü "iadenin tehlikeli ve yasadışı olduğunu ve bu nedenle adil bir yargılama garantisi sunmadığını" belirtti.

Harb ailesi ayrıca, kanser ve psikolojik sorunları da dahil olmak üzere çeşitli hastalıklardan muzdarip olduğundan onun için endişeleniyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, kasım ayında Harb’i teslim etmek için söz vermiş ve Fransa’nın Filistin devletini tanımasının bu talep için uygun bir zemin oluşturduğunu ifade etmişti.

Ancak Avukat Duveyk, bu teslimin, "Filistin Temel Yasası'nın açık bir ihlali olduğunu ve tehlikeli bir emsal teşkil ettiğini" vurguladı.

Filistin yönetimi, Harb’i geçen yıl 19 Eylül’de, Fransa’nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin devletini resmen tanımasından kısa süre önce gözaltına almıştı.

Fransa dışında bulunan dört şüpheli Hişam Harb, Nizar Tevfik Hammade, Emced Atta ve Nebil Osman için uzun zaman önce yakalama kararları çıkarılmıştı.


Beyrut'un güney banliyölerinde ateşkesin yürürlüğe girmesini kutlamak için silah sesleri yükseldi

Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
TT

Beyrut'un güney banliyölerinde ateşkesin yürürlüğe girmesini kutlamak için silah sesleri yükseldi

Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)
Ateşkesin ardından Beyrut semaları silah sesleriyle aydınlandı (AP)

Beyrut'un güney banliyölerinde, İsrail ile yapılan ateşkesin yerel saatle dün gece yarısı yürürlüğe girmesini kutlamak amacıyla yoğun silah sesleri duyuldu.

Lübnan'ın resmi haber ajansı NNA, ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce duyurduğu ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle “Beyrut'un güney banliyölerinde yoğun silah sesleri duyulduğunu” bildirdi.

 Yerlerinden edilmiş kişiler, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerine dönüşlerini kutladılar (Reuters)Yerlerinden edilmiş kişiler, ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından evlerine dönüşlerini kutladılar (Reuters)

Gece yarısını biraz geçtikten sonra makineli tüfek sesleri ve havaya atılan roketlerin patlama sesleri duyuldu; bu durum yarım saatten fazla sürdü. Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre banliyönün gökyüzünde kırmızı çizgiler oluşturan mermi izleri görüldü.

Ajansın televizyon görüntülerinde, “Hizbullah”ın kalesi olan güney banliyösüne dönen mülteciler gösterdi. Bazıları İran destekli partinin bayrağını ya da 2024 yılında İsrail tarafından öldürülen genel sekreteri Hasan Nasrallah'ın fotoğraflarını taşıyordu.

Sosyal medyada kullanıcılar, ülkenin güneyindeki çeşitli bölgelerde evlerine dönen mültecilerin oluşturduğu araç kuyruklarını gösteren video görüntülerini paylaştı.

Lübnanlı yetkililer, savaşın bir milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine neden olduğunu belirtiyor.

Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’daki (Sidon) bir yolda trafik sıkışıklığı yaşandı (Reuters)Yerlerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesi nedeniyle Sayda’daki (Sidon) bir yolda trafik sıkışıklığı yaşandı (Reuters)

«Hizbullah», dün erken saatlerde yerinden edilmiş kişilere «durum tam olarak netleşene kadar sabırlı olmalarını ve güney, Bekaa ve Dahiye’deki hedef alınan bölgelere gitmemeleri» çağrısında bulundu.

Partiye bağlı İslam Sağlık Kurulu da yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilere “gece köylerine gitmemelerini ve sabaha kadar beklemelerini, hasar gören köy veya mahallelere gitmekte acele etmemelerini” tavsiye etti.

Ordu komutanlığı yaptığı açıklamada vatandaşlara, “kendi güvenlikleri için bölgede konuşlanmış askeri birimlerin talimatlarına uymaları ve İsrail saldırısının ardından geride kalan patlamamış mühimmat ve şüpheli nesnelere karşı dikkatli olmaları” çağrısında bulundu.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinden sonraki bir saat içinde herhangi bir İsrail hava saldırısı kaydedilmedi.

Ulusal Haber Ajansı, «ateşkesin yürürlüğe girmesinden yaklaşık yarım saat geçmesine rağmen, İsrail ordusu topçu birliklerinin el-Hiyam ve Debin kasabalarını bombalamaya devam ettiğini ve aynı zamanda bölgede makineli tüfeklerle tarama operasyonları yürütüldüğünü» bildirdi.