Mısır cumhurbaşkanlığı potansiyel adaylar listesine iki yeni isim katıldı

Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sisi’yi destekleyen pankartlar (Özgür Mısırlılar Partisi)
Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sisi’yi destekleyen pankartlar (Özgür Mısırlılar Partisi)
TT

Mısır cumhurbaşkanlığı potansiyel adaylar listesine iki yeni isim katıldı

Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sisi’yi destekleyen pankartlar (Özgür Mısırlılar Partisi)
Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sisi’yi destekleyen pankartlar (Özgür Mısırlılar Partisi)

Mısır’da ulusal yönetimin önümüzdeki hafta açıklamayı planladığı cumhurbaşkanlığı seçimleri takvimi beklenirken, potansiyel rakipler listesine Anayasa Partisi Genel Başkanı Cemile İsmail ve Sosyal Demokrat Partisi Başkanı Ferid Zahran olmak üzere iki yeni isim katıldı.

Anayasa Partisi Genel Başkanı Cemile İsmail, partiye üst kurulun talebi üzerine cumhurbaşkanlığı yarışına katılmayı kabul ettiğini bildirdi ve partinin olağanüstü genel kurulunu, yarıştaki adaylığını oylamak üzere 4 Ekim’de toplanmaya çağırdı.

Mısır Ulusal Seçim Kurulu çarşamba günü yaptığı açıklamada, yaklaşan seçimlerin organizasyonu için ‘lojistik prosedürleri’ tamamladığını açıklayarak, ‘tüm adaylara aynı mesafede durduğunu’ vurguladı. Ulusal Seçim Kurulu İdare Müdürü Danışman Ahmed el-Bendari, “Kurul, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmak isteyenlerin adaylık koşullarını karşıladıkları sürece haklarını tam olarak kullanmalarını garanti ediyor” dedi. Yetkili, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin takvimini duyurmak için 25 Eylül tarihini belirledi.

Sosyal Demokrat Partisi Başkanı Ferid Zahran dün (Perşembe) partisinin üst kurulunun seçimlere katılması için onay verdiğini duyurdu. Zahran, Facebook’un resmi sayfasında yayınlanan bir videoda “Çarşamba akşamı gerçekleştirilen ve yaklaşık 10 saat süren üst kurul toplantısına katılım benzeri görülmemiş bir düzeydeydi. Toplam 143 üyeden 134’ü katıldı” ifadelerini kullandı. Zahran, katılımcıların yüzde 75’inin onun cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmasını onaylarken, yüzde 15’inin ret oyu verdiğini ve yüzde 10’nun çekimser kaldığını belirtti.

Zahran “Aynı düşüncelere sahip birden fazla adayın bulunmasına rağmen seçimlere katılmaya karar verdim. Ben sadece partinin adayı değilim, aynı zamanda Sivil Demokratik Hareket’in de üyesiyim ve hâlâ tek aday üzerinde anlaşmaya varmak için çaba harcıyoruz” dedi.

Anayasa Partisi ve Sosyal Demokrat Parti dahil olmak üzere 12 parti ve tanınmış şahsiyetten oluşan bir muhalefet grubu olan Sivil Demokratik Hareket tek bir aday üzerinde anlaşmaya çalışıyor. Gözlemcilere göre hareket, bir aday üzerinde anlaşmaya varılması halinde parlamento üyelerinden gerekli tavsiyeleri sağlayabiliyor. Zira harekete bağlı partilerinin Temsilciler Meclisi’nde toplam 18 üyesi bulunuyor. Bunlar arasında Zahran liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti’nin 7 üyesi de bulunuyor. Diğer yandan, Cemile İsmail başkanlık yarışına girebilirse, cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılan ilk Mısırlı kadın olacak.

Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi yeni dönem için aday olma niyetini açıklamazken, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri için şu ana kadarki potansiyel adaylar arasında eski milletvekili Ahmed et-Tantavi, Vefd Partisi Genel Başkanı Abdüsened Yemame, Demokratik Barış Partisi Genel Başkanı Ahmed el-Fadali, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Hazım Ömer yer alıyor.

Mısırlı düşünür Abdulmunim Said Şarku’l Avsat’a ‘Zahran’ın başkanlık yarışına girmesinin Mısır cumhurbaşkanlığı seçimlerine ciddiyet ve heyecan kattığını’ söyledi. Said: “Partiler parti gibi davranmaya ve seçme hakkı konusunu ciddi bir şekilde ele almaya başladılar. Tek aday üzerinde anlaşmaya varmak için çabalarını sürdürmeleri gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Basın toplantısı sırasında Ulusal Seçim Kurulu adaylığın kabulüne ilişkin prosedür kontrollerini belirledi. Bunlar, cumhurbaşkanlığına aday olarak kabul edilebilmesi için adayın Temsilciler Meclisi’nin en az 20 üyesi tarafından onaylanması veya en az 15 valilikte oy kullanma hakkına sahip en az 25 bin vatandaş tarafından desteklenmesi gerekiyor. Birden fazla aday desteklenemezken, her valilikten en az bin kişinin adaya destek vermesi gerekiyor.



Hartum sakinleri "acılarına son verilmesini" hayal ediyor

Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
TT

Hartum sakinleri "acılarına son verilmesini" hayal ediyor

Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)
Çad ve Sudan arasındaki Adré sınır bölgesinde bulunan Sudanlı mülteciler, 9 Nisan 2026 (UNICEF)

15 Nisan 2023'te ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında bir gecede patlak veren Sudan savaşı, sadece rastgele kurşunlar veya ayrım gözetmeyen bombardımanlardan ibaret değildi; insanların günlük yaşamlarının dokusunu sarsan bir depremdi.

Savaşın dördüncü yıldönümünde Hartum'da Şarku’l Avsat tarafından görüşülen ve yaşamları belgelenen sakinler, acılarının sona ermesi umudunu dile getirdiler.

Kimya mühendisliği okumayı seçen ancak planları askıya alınan Ali el-Taib, ilk birkaç ay boyunca yaşadığı panik dönemini ve ailesiyle birlikte Beyaz Nil Eyaleti'nden Güney Kurdufan Eyaleti'ndeki Talodi şehrine kaçmak zorunda kalışını anlattı. “Çektiğim acı sadece coğrafi yer değiştirmeyle ilgili değildi, aynı zamanda tüm eğitim hayatımın da çökmesiyle ilgiliydi… Şimdi küçük bir dükkânda satış elemanı olarak çalışıyorum. Eğitimim yarıda kaldıktan sonra, bir gün üniversiteye geri dönebileceğim umuduyla günübirlik yaşıyorum” ifadelerini kullandı.

Oğlu kaybolan ve Omdurman'daki evi bombalanan, şimdi sokaklarda çay satan Avatif Abdurrahman ise duygularını şöyle ifade ediyor: "Tek istediğim savaşın bitmesi ve oğlumun sağ salim geri dönmesi."


Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
TT

Lübnan, İsrail ile doğrudan müzakereleri kabullenmek zorunda kaldı

ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı, dün Washington'da Lübnan’ın ve İsrail’in Washington büyükelçilerini kabul etti (AFP)

Lübnan resmi makamları dün, İsrail ordusunun ülkenin güneyinde sürdürdüğü, evleri ve tesisleri yıkarak pekiştirdiği savaşı ve işgali durduracak başka seçenek kalmaması nedeniyle İsrail ile doğrudan müzakerelere girişti. Lübnan, ABD’nin İsrail üzerinde baskı kurmasını ve böylece güneyde ateşkes sağlanmasını umuyor.

Lübnan ile İsrail arasında 1983 yılından bu yana ilk kez gerçekleşen ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun himayesinde düzenlenen görüşmede, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad, Washington'daki ABD Dışişleri Bakanlığı'nda İsrail'in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter ile bir araya geldi.

Rubio, bunun sadece bir ateşkes sağlamak yerine, bölgede Hizbullah'ın nüfuzuna kesin bir çözüm bulmaya yönelik uzun vadeli bir sürecin başlangıcı olduğunu vurguladı.

Lübnan'ın talebine yanıt olarak ateşkes ilan etmese de ülkesinin Beyrut ile Tel Aviv arasında sağlam ilişkiler kurmayı hedeflediğini söyleyen ABD Dışişleri Bakanı, “Bazılarınızın ateşkes konusunda endişeleri olduğunu biliyorum, ancak bu mesele, dünyanın bu bölgesinde 20 ya da 30 yıldır süren Hizbullah'ın etkisine nihai bir çözüm bulmakla ilgili” diye ekledi.

Toplantıya katılanlar, Washington’ın iki ülke arasındaki bu adımı takdir ettiğini belirten ortak bir bildiri yayınladı. Bildiride, görüşmelerin devamına ve Lübnan'da yeniden inşa sürecinin önünü açacak daha kapsamlı bir anlaşmaya varılmasına yönelik desteğin vurgulandığı belirtildi.

Ayrıca, herhangi bir anlaşmanın iki hükümet arasında ve onların himayesinde yapılması gerektiğinin altı çizilen bildiriye göre İsrail, müzakereye hazır olduğunu ve sivil grupların silahsızlandırılmasını kabul ettiğini belirtirken, Lübnan ise düşmanlıkların durdurulmasını, tam egemenliğini ve insani krizin çözülmesi gerektiğini vurguladı.

Bildiride, daha sonra belirlenecek bir zamanda ve yerde doğrudan müzakerelerin başlatılması konusunda mutabık kalındığı da aktarıldı.


On ülke Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve insani krizin kötüleştiği konusunda uyardı

Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
TT

On ülke Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi çağrısında bulundu ve insani krizin kötüleştiği konusunda uyardı

Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)
Rubio, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Lübnan ve İsrail büyükelçileri için düzenlenen resepsiyonda konuşma yapıyor (Reuters)

Kanada, Birleşik Krallık ve İsviçre de dahil olmak üzere on ülke, kötüleşen insani durum ve yerinden edilme kriziyle ilgili derin endişelerini dile getiren ortak bir bildiriyle, "Lübnan'daki çatışmaların derhal sona erdirilmesi" çağrısında bulundu.

Ülkeler, sivillerin ve sivil altyapının çatışmaların sonuçlarından korunması gerektiğini vurgulayarak, ABD, İsrail ve İran arasında varılan iki haftalık ateşkesi memnuniyetle karşıladılar, ancak "Lübnan'da da silahların susması gerektiğini" vurguladılar.

Bu çağrı, İsrail ve Lübnan temsilcileri arasında Washington'da yapılan ve iki taraf arasında doğrudan müzakerelerin önünü açmayı amaçlayan ilk görüşmenin sonrasında yapıldı.

İsrail ile «Hizbullah» arasındaki çatışma, İran'la süren savaşın arka planında yeniden tırmandı; İsrail, Lübnan hükümetini uzun süredir «devlet içinde devlet» olarak faaliyet gösteren örgütü silahsızlandırmada başarısız olmakla suçluyor.

On ülke ayrıca, insan onurunu korumak, sivillere verilen zararı sınırlamak ve yardımların ulaştırılmasına izin vermek amacıyla uluslararası insani hukuka saygı gösterilmesini talep etti.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı: «Birleşmiş Milletler barış gücü askerlerinin ölümüne yol açan ve Güney Lübnan’daki insani yardım çalışanlarının karşı karşıya olduğu riskleri önemli ölçüde artıran eylemleri en şiddetli şekilde kınıyoruz.»

Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü'ne (UNIFIL) göre mart ayı sonlarında Güney Lübnan'da meydana gelen olaylarda 3 barış gücü askeri hayatını kaybetti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ilk bulgular, 29 Mart'taki saldırılardan birinin İsrail tankı tarafından gerçekleştirildiğini, 30 Mart'taki saldırının ise “Hizbullah” tarafından yerleştirilen bir patlayıcıyla gerçekleştirildiğini ortaya koydu.

Birleşmiş Milletler, 1978 yılından bu yana sınırda barış gücü birlikleri konuşlandırmaktadır ve bu birliklerin mevcut kadrosu yaklaşık 50 ülkeden gelen 7 bin 500 askerden oluşmaktadır.

Bildiri Avustralya, Brezilya, Kanada, Kolombiya, Endonezya, Japonya, Ürdün, Sierra Leone, İsviçre ve Birleşik Krallık tarafından imzalandı.