Suriye- Lübnan sınırındaki kontrol noktaları kaçakçıların ateş menzilinde

Dördüncü Tümenin kontrol noktaları kaçakçılar tarafından tehdit ediliyor.

Lübnan-Suriye sınırında geçişlerin kontrolüne hız verildi. (NNA)
Lübnan-Suriye sınırında geçişlerin kontrolüne hız verildi. (NNA)
TT

Suriye- Lübnan sınırındaki kontrol noktaları kaçakçıların ateş menzilinde

Lübnan-Suriye sınırında geçişlerin kontrolüne hız verildi. (NNA)
Lübnan-Suriye sınırında geçişlerin kontrolüne hız verildi. (NNA)

Suriye- Lübnan sınırına yakın Batı Kalamun bölgesinde, Flitah kasabasında dün sabah bir askeri güvenlik devriyesinin hedef alınması ve üç personelin öldürülmesi sonrasında gerginlik arttı. Bu olay, Batı Kalamun’un el-Cabba kasabasındaki Dördüncü Tümen’e ait bir kontrol noktasına silahlı kişilerce düzenlenen ve kontrol noktasındaki dört kişinin ölmesine, birçoğunun da yaralanmasına neden olan saldırıdan bir günden kısa bir süre sonra meydana geldi.

Cabba kasabasında güvenlik alarmı verilirken girişlerindeki bariyerler de güçlendirildi. Cabba, Batı Kalamun’un kasabalarından biri ve Lübnan sınırına dokuz km uzaklıkta. Kaçakçılar Lübnan’a gidiş ve dönüş faaliyetlerini gerçekleştirmek için ülkenin engebeli dağlık yollarından yararlanıyor. Batı Kalamun’un kontrolünü yeniden ele geçirmesini ve silahlı muhalefetin tahliye edilmesini sağlayan şiddetli çatışmaların ardından, 2015’ten bu yana bölgenin kontrolünü hükümet güçleriyle paylaşan Lübnan Hizbullah milislerine dikkat çekiliyor.

Aktivistler, pazartesi günü, şafak vakti Cabba kasabasındaki Dördüncü Tümen kontrol noktasına düzenlenen saldırıda dört üyenin öldüğünü ve yaralananlar olduğunu, bunun ardından Batı Kalamun bölgelerinde terör örgütüne bağlı araç devriyeleriyle güvenlik alarmına geçildiğini bildirdi. Dördüncü Tümen ve Askeri Güvenlik, bölgelere konuşlandırılırken, Asal el-Vard, el-Cabba, Ras el-Maarat köyleri ve sınıra giden yollarda askeri nokta ve kontrol noktaları güçlendirildi.

FEVRG
Flitah kasabası. (Nabd el-Kalamun sayfası)

Ancak bu güvenlik durumuna rağmen silahlı unsurlar dün Şam kırsalındaki Suriye-Lübnan sınırı yakınında yer alan Flitah kasabasının eteklerinde Askeri Güvenlik Şubesi’ne ait  otomatik tüfeklerle donatılmış bir aracı hedef aldı. Savt el-Asime internet sitesinin haberine göre bu olay, araçta bulunan üç kişinin ölümüne yol açtı.

Yerel kaynaklar, Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:

Saldırgan silahlılar, bölgede faaliyet gösteren kaçakçılar ve rejim güçleri tarafından tanınıyor. Çünkü hükümetteki etkili partilerle bağlantıları olan ağları biliyorlar.

Kaynaklara göre bu olaylar ve çatışmalar, zaman zaman kaçakçılık operasyonlarının sınırlandırılması için Şam’dan siyasi gerekçelerle emirler verildiğinde, haraçların miktarı ve kaçakçılık yollarının kiralanması konusunda bir anlaşmazlık olduğunda normal hale geliyor.

Şam, komşu ülkelere yönelik uyuşturucu üretimi ve kaçakçılık operasyonlarının kolaylaştırılmasında rol oynadığı yönünde uluslararası ve bölgesel suçlamalara maruz kalıyor. ABD yönetimi bu yıl Şam’a karşı yeni bir yaptırım uyguladı. Yaptırım, Suriye’yi uyuşturucu üretimi için tam donanımlı bir yere dönüştüren, bunları ihracata hazırlayan ve düzenleyen, daha sonra bunları kaçakçılık ağlarına teslim edip ülke dışına satan Suriye Devlet Başkanıyla bağlantılı uyuşturucu üretim ağlarını dağıtmayı amaçlıyor.

FER
Suriye’nin Lübnan sınırına yakın en önemli tatil beldesi olan Bloudan kasabası. (Vikipedi)

Lübnan ile sınır bölgeleri, Şam kırsalının kuzeyindeki Rankus’ta bir hafta boyunca verilen güvenlik alarmına tanık oluyor. Yerel kaynaklara göre bir hafta önce kimliği belirsiz kişiler, Suriyeli bir askeri güvenlik görevlisine suikast düzenledi. Geçen hafta Lübnan sınırına yakın Madaya Ovası bölgesindeki Dördüncü Tümen ve Hizbullah’a ait bir kontrol noktası, kimliği belirsiz saldırganların ateşlerine maruz kaldı. Kaynaklar, geçen ay Humus’un batı kırsalında benzer bir saldırıya ve Kalamun’un batısında da başka bir saldırıya tanık olunduğunu belirtti.

SCDFE
Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Dördüncü Tümen’in kuşatmasına karşı gösteri düzenlendi. (Şarku’l Avsat)

Dördüncü Tümen, yaklaşık 20 ABD doları tutarında aylık maaş karşılığında bölgeden insanları ve Suriyelileri kontrol noktalarında görevlendirmek üzere işe alıyor ve geliri artırmak için haraç toplama yetkisine sahip.

Kaçakçılar, bölgede malzemeleri üretim için Lübnan üzerinden Suriye’ye getirilip komşu ülkelere veya deniz aşırı ülkelere ulaştırılan uyuşturucular başta olmak üzere çeşitli alanlarda faaliyet gösteriyor. Ayrıca Suriye’den Lübnan’a insan, hayvan ve tarım ürünleri ve Lübnan’dan Suriye’ye tütün, ithal gıda, un ve yakıt kaçakçılığı alanında da faaliyet gösteriyorlar.

Savaş ağaları

Bu yasa dışı ekonomik faaliyet, Kalamun bölgesindeki savaş ağaları için önemli bir gelir kaynağı olduğu gibi genel ekonomik ve yaşamsal bozulma göz önüne alındığında bölge geneli için de geçim kaynağı sayılıyor. Yerel kaynaklara göre Dördüncü Tümen ve rejim güçlerinin kaçakçılara yönelik uyguladığı kısıtlamalar bölgeyi boğuyor ve güvenlik güçleriyle onlara yönelik halk gerginliğini artırıyor.

Süveyde’den uyuşturucu konusunda uyarı

Süveyde vilayetindeki protestolar üst üste otuz sekiz gündür devam ederken, Şeyh’ül Akl’in uyuşturucu üretimi ve ticaretinin Suriye toplumu ve komşu ülkeler açısından tehlikesine ilişkin uyarıları arttı. Şeyh el-Akl Hikmet el-Hicri, Avrupa Parlamentosu üyesi ve Dışişleri Komitesi Başkanı Catherine Langzeben ile telefon görüşmesi sonrasında yaptığı basın açıklamasında, “Yabancı terörist milislerin bölgelerimizde ürettiği uyuşturucuların yayılmasıyla Suriye toplumunda büyük bir tehlike gizleniyor” dedi.

XZS
Ürdün Silahlı Kuvvetleri’nin internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, 26 Eylül’de Suriye’den Ürdün toprakları üzerinden uçan uyuşturucu taşıyan iki İHA’dan biri gösterildi.

Şeyh Hikmet, bu tehlikenin gerçek ve sınır ötesi olduğunu belirterek, Güney Suriye halkının uyuşturucu üreten ve kaçakçılığını yapan çetelerin eylemleriyle ilgisi olmadığını ve eylemlerin bölgesel ve uluslararası güvenlik ve barışı hedef aldığını vurguladı.

Şeyh Hikmet’in yanı sıra Süveyde’deki halk hareketini destekleyen Şeyh Hamud el-Hinnavi de “Uyuşturucu bir millet inşa etmez. Allah onlardan, üretenlerden, ticaretini yapanlardan, istismar edenlerden razı olmaz” dedi.



Sisi: Filistin trajedisi, uluslararası sorumluluk gerektiriyor

Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
TT

Sisi: Filistin trajedisi, uluslararası sorumluluk gerektiriyor

Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)
Abdulfettah es-Sisi ve Mahmud Abbas, (Arşiv-EPA)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Filistin halkının acılarının sadece Gazze'de yaşananlarla sınırlı olmadığını, dünyanın orada tanık olduğu vahşete rağmen Batı Şeria ve Kudüs'e de uzandığını söyledi.

Sisi, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü dolayısıyla Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a (Ebu Mazen) gönderdiği mektupta, Batı Şeria ve Kudüs'teki Filistinlilerin her gün hareket kısıtlaması, topraklara el konulması ve yerleşimcilerin silahsız sivillere yönelik saldırıları gibi sistematik uygulamalara maruz kaldığını belirterek, bu ve diğer ihlallerin, zor koşullara rağmen Filistinlilerin yaşamlarını sürdürmelerini engellemediğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Sisi, "Yetmiş yılı aşkın süredir devam eden bu insani trajedi, uluslararası topluma Filistin halkına her türlü imkânı kullanarak destek olma yönünde insani ve ahlaki bir görev yüklemektedir" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü, Sisi'nin uluslararası toplumu "Gazze'de savaşın yok ettiği yerleri yeniden inşa etme ve Filistin halkına insan onurunu geri kazandırma konusunda sorumluluğunu üstlenmeye, erken iyileştirme ve yeniden yapılanma çabalarına katkıda bulunmaya" çağırdığını belirterek, "Filistin Yönetimi'ni desteklemenin, Filistin halkına karşı yükümlülüklerini yerine getirebilmesi ve onlara hak ettikleri saygı ve takdirle kamu hizmetleri sunabilmesi için temel hedef olmaya devam ettiğini" vurguladı.

Mısır Cumhurbaşkanı, mesajının sonunda "Kahraman Filistin halkına saygı ve hayranlıkla övgüler yağdırdı ve Mısır'ın Filistin halkının davasını içtenlikle desteklediğini, desteklemeye devam edeceğini ve 4 Haziran 1967 sınırları içinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma yönündeki meşru hayalleri gerçekleşene kadar her platformda ve her düzeyde Filistin halkının yanında olacağını" vurguladı.


Hamas, arabulucuların İsrail'e baskı yapma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
TT

Hamas, arabulucuların İsrail'e baskı yapma konusunda yetersiz kaldığını düşünüyor

Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda langırt oynayan Filistinli çocuklar, 29 Kasım 2025 (AFP)

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkese rağmen İsrail’in ihlallerini artırdığı bir dönemde, müzakere sürecine katılan Hamas ve diğer Filistinli gruplardan kaynaklar, arabulucuların İsrail’i anlaşma hükümlerine uymaya zorlayamadığı yönünde Hamas yönetiminde giderek güçlenen bir kanaat bulunduğunu aktardı.

Sürece dair birçok ayrıntıya ve aralıksız yürütülen temasların perde arkasına hâkim olan kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, İsrail’in kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini ve arabulucular da dahil olmak üzere tüm taraflara, üzerinde baskı kurulamayacak bir konumda olduğunu göstermek istediğini belirtti. Kaynaklara göre İsrail, bu yaklaşım doğrultusunda zaman zaman tansiyonu yükseltiyor ve ateşkesi günlük olarak yoğun biçimde ihlal ederek gerçek bir caydırıcılık olmadığını ortaya koyuyor.

sdfrgt
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda ailesine götürdüğü su dolu bir bidonu taşıyan arabayı iten Filistinli çocuk, 29 Kasım 2025 (AFP)

Kaynaklar, Filistinli grupların İsrail’in artan ihlalleri karşısında sabrının tükenmeye başladığı konusunda kendi aralarında hemfikir olduğunu ancak buna rağmen siyasi ve askeri tüm kademelerde, hatta muhtemelen tabanda dahi, bu ihlallere askeri yolla karşılık vermenin şu aşamada mümkün olmadığı yönünde ortak bir değerlendirme bulunduğunu aktarıyor. Buna göre tek çıkış yolu, arabulucular ve diğer aktörler üzerinden daha etkili adımlar atılmasını içeren gerçek ve kapsamlı bir diplomatik çözüm olarak görülüyor.

Kaynaklara yöneltilen, özellikle Hamas’ın Gazze’den İsrail’e yönelik saldırılar düzenlemekten çekindiği ya da buna güç yetiremediği iddialarına ilişkin soruya karşılık, hareket içinde genel kanaatin, Gazze Şeridi’nin yeniden savaşa sürüklenmesini önlemenin öncelik olduğu yönünde olduğu ifade ediliyor. Buna göre, İsrail’in zaman zaman gerçekleştirdiği saldırılar ile günlük ihlallerin belli ölçüde tolere edilmesinin, çatışmaların yeniden başlamasını engellemek açısından zorunlu olduğu belirtiliyor. Ancak bu durumun, teslimiyet anlamına gelmediği ve Gazze Şeridi’nin İsrail’in dilediği zaman saldırı gerçekleştirebileceği açık bir savaş alanına dönüşmesine izin verilmeyeceği vurgulanıyor.

Kaynaklar ayrıca, İsrail’in Gazze’deki eylemleriyle direniş gruplarını provoke ederek onları savaşı yeniden başlatacak bir karşılık vermeye zorlamayı hedeflediğini dile getiriyor. Bu senaryonun, Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetine siyasi olarak ayakta kalma imkânı sağlayacağı ve aşırı uçtaki hedeflerini ilerletmesine zemin oluşturacağı değerlendirmesi yapılıyor. Aynı kaynaklara göre, ABD’nin baskısının zaman zaman etkili, zaman zaman ise gevşek olması, Netanyahu hükümetine bu süreçte manevra alanı tanıyor; iki taraf arasında bu çerçevede bir eşgüdüm bulunduğu düşünülüyor.

gthy
Gazze şehrinde İsrail bombardımanı sonucu yıkılan binaların kalıntıları yakınındaki bir açık hava sinemasında film izleyen Filistinli çocuklar, 28 Kasım 2025 (EPA)

Kaynaklar, Filistinli grupların kendi içinde bazı kesimlerin arabulucuları, İsrail’e gerçek anlamda baskı kuramamakla veya onu etkileyememekle suçladığını da gizlemiyor. Zaman zaman aynı eleştirilerin ABD’ye de yöneltildiği belirtiliyor. Bununla birlikte kaynaklar, arabulucuların bazı dönemlerde ABD Başkanı Donald Trump yönetimi üzerindeki etkilerini kullanarak İsrail’i belli maddeleri uygulamaya zorlamayı başardığını hatırlatıyor.

Kaynaklar, ateşkes anlaşmasının birinci aşamasına ilişkin birçok maddenin İsrail tarafından yerine getirilmediğini belirtti. Bu maddeler arasında acil insani yardım malzemelerinin bölgeye sokulması ve insani koşulların iyileştirilmesi gibi başlıklar bulunuyor. Ancak sahadaki koşulların hâlâ büyük ölçüde değişmediği, yaşanan sınırlı iyileşmenin ise halkın karşı karşıya olduğu zorlukları hafifletmeye yetmediği ifade ediliyor.

İkinci aşamaya geçiş

Kaynaklara göre Hamas liderliği, arabuluculara ikinci aşamaya geçilmesine karşı olmadığını iletti. Ancak hareket, esas sorunun İsrail’in direniş silahlarının geleceği, Gazze Şeridi’nde kimin yönetimi üstleneceği ve yeniden imarın belirli siyasi koşullara bağlanması gibi kritik başlıklarda dayattığı şartlardan kaynaklandığını belirtiyor. Hamas’ın, Gazze Şeridi’nin geleceği ve direnişin silahları gibi acil ve önemli konularda ulusal bir mutabakat sağlanması için El Fetih, Filistin Yönetimi ve diğer tüm grupların katılacağı geniş kapsamlı bir ulusal toplantı yapılmasını istediği aktarılıyor. Bu toplantının Kahire’de düzenlenmesinin yeniden gündeme geldiği, ancak El Fetih’in haftalar önce ilk toplantıya katılmayı reddetmesi nedeniyle bu kez katılıp katılmayacağının henüz netleşmediği ifade ediliyor.

İsrail ise Gazze’de tutulan iki cesedin teslim edilmesi gerçekleşmeden ikinci aşamaya geçilmesine karşı çıkmayı sürdürüyor. Öte yandan Filistinli kaynaklar, son günlerde Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamalarda, söz konusu cesetleri bulmanın zorlaştığını belirtti. Bu zorluğun, İsrail’in onları elinde tutan sorumluları öldürmesi ve cesetlerin bulunduğu bölgeleri yoğun bombardıman, kazı ve yıkım operasyonlarıyla tahrip etmesinden kaynaklandığı ifade edildi.

dcfrg
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş kişilerin çadırlarının yakınında bulunan bir su birikintisi, 29 Kasım 2025 (AFP)

Kaynaklara göre İsrail, Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını da aynı dosyaya bağlıyor ve ABD ile birlikte, özellikle İsrail kontrolündeki bölgelerde -başta Refah’ta- yeniden inşa sürecini başlatmayı planlıyor. Ancak bu yaklaşım, İsrail güvenlik kabinesindeki bazı bakanların itirazına yol açtı. Yediot Aharonot gazetesi, yaklaşık iki hafta önce Başbakan Binyamin Netanyahu’nun bu planı bakanlara sunduğunu ve bunun kabine içinde tartışma yarattığını yazmıştı.

Son günlerde yayımlanan Amerikan ve İsrail basınındaki haberlere göre ABD, İsrail kontrolündeki Refah’ın bazı bölgelerinde enkaz kaldırma çalışmalarına fiilen başlamış durumda. Bu hazırlıkların, bölgede yeniden inşa faaliyetlerinin önünü açmayı amaçladığı belirtiliyor. Netanyahu hükümeti ise bu iddiaları ne doğruladı ne de yalanladı. Hamas ve diğer Filistinli gruplar da konuya ilişkin herhangi bir açıklama yapmadı.

Hamas ve Filistinli gruplardan kaynaklar, yeniden inşa dosyasının arabulucularla sürekli olarak ele alındığını, tek taraflı atılacak adımların hiçbir anlam taşımadığını vurguluyor. Kaynaklar, yeniden imar sürecinin Gazze Şeridi’nin tamamını kapsaması gerektiğini, halkın acil insani ihtiyaçlarının siyasi koşullara bağlanmasının ise açık bir baskı ve dayatma yöntemi olduğunu belirtiyor. Bu değerlendirmeler, söz konusu gruplar tarafından Şarku’l Avsat’a aktarıldı.

İnsani açıdan

Tüm bu gelişmeler, Gazze Şeridi’ndeki İsrail kaynaklı gerilim ve ihlallerin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Dün Han Yunus’un doğusundaki Beni Suheyla beldesinde, ateşkes anlaşması uyarınca belirlenen İsrail çekilme hattını gösteren sarı hatta yaklaşan Ebu Asi ailesinden iki kardeş çocuk, İsrail ateşi sonucu hayatını kaybetti.

yju
Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda bir çöp yığınını karıştıran Filistinliler, 29 Kasım 2025 (AFP)

İki çocuk, engelli babaları ve hasta anneleri için odun toplamaya çalıştıkları sırada, bir İsrail insansız hava aracı (İHA) tarafından hedef alınarak hayatını kaybetti.

Ateşkesin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana en az 355 Filistinli İsrail ihlalleri nedeniyle yaşamını yitirdi, yüzlercesi de yaralandı.

İsrail savaş uçakları dün, Refah ve Han Yunus’ta bir dizi hava saldırısı düzenledi. Saldırıların, Refah’ın doğusundaki tünellerde Hamas mensuplarını hedef alma ve Han Yunus’taki bazı altyapıları imha etme amacı taşıdığı belirtildi. Aynı zamanda sarı hattın her iki tarafında, Gazze kentinin doğusunda ve kuzey bölgelerinde geniş çaplı patlatma operasyonları yürütüldü. Bu operasyonlara topçu atışları, zırhlı araç ve İHA’lardan açılan ateş ile sahil kesiminin çeşitli noktalarına savaş gemilerinden yapılan bombardıman eşlik etti.

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, cuma gecesinden cumartesi sabahına kadar İsrail ordusunun kara, deniz ve hava saldırılarını yoğunlaştırdığını söyledi. Kasım, ordunun iki çocuğu kasten öldürdüğünü öne sürerek bunun ‘soykırım savaşının devam ettiğinin ve ateşkesin fiilen durmadığının, sadece hız değiştirdiğinin’ göstergesi olduğunu ifade etti.

İnsani durum açısından bakıldığında, Filistin Sivil Toplum Ağı, Gazze Şeridi’ne insani yardım girişinde kayda değer bir iyileşme görülmediğini, yardım akışının hâlâ ihtiyaç duyulan minimum seviyenin altında kaldığını açıkladı. Bölgeye giren kamyonların çoğunun ticari nitelikte olduğu, yardım amaçlı getirilen malzemelerin ise çok sınırlı miktarda ulaştığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ise kötüleşen beslenme koşullarının kış mevsiminin başlamasıyla birlikte Gazze Şeridi’ndeki çocukların hayatını ciddi biçimde tehdit ettiğini bildirdi. UNICEF, kış aylarının hastalıkların yayılmasını hızlandırarak özellikle en savunmasız durumdaki çocuklar için ölüm riskini artırdığını vurguladı.

UNICEF, ekim ayında yapılan beslenme taramalarında, Gazze Şeridi’nde 5 yaş altı yaklaşık 9 bin 300 çocuğun ağır akut yetersiz beslenme yaşadığının tespit edildiğini açıkladı ve tüm taraflara, insani yardımın tüm mümkün güzergâhlardan geçişini sağlayacak şekilde Gazze sınır kapılarını açma çağrısında bulundu.


Kordofan cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında ilan edilmemiş ateşkes

Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
TT

Kordofan cephelerinde Sudan ordusu ile HDK arasında ilan edilmemiş ateşkes

Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)
Sudan Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, dün Port Sudan'da Eritre Devlet Başkanı Afewerki’yi ağırladı (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Eritre Devlet Başkanı Isaias Afewerki, bu yıl Sudan’a ikinci kez sürpriz bir ziyarette bulundu. Dün gerçekleşen ziyarette Sudan Egemenlik Konsey Başkanı ve Sudan Ordusu Komutanı Abdulfettah el-Burhan ile iki ülke arasındaki ilişkileri görüşmek üzere bir araya geldi. Sudan resmi kaynaklarına göre Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) tek taraflı insani ateşkes ilanının ardından, ordunun HDK ile Kordofan’ın tüm cephelerinde sürdürdüğü çatışmalar büyük ölçüde azaldı.

ngt
Orgeneral Burhan dün, Port Sudan'da Cumhurbaşkanı Afwerki'yi kabul etti (Sudan Egemenlik Konseyi Basın Ofisi)

Cumhurbaşkanı Afwerki dün süpriz bir ziyaret için Sudan'ın geçici başkenti Port Sudan'a geldi. Egemenlik Konseyi Basın Ofisi’nden yapılan açıklamada, ‘Burhan ve Afwerki'nin karşılıklı çıkarlar ve ikili ilişkilerin gidişatı konusunda ikili görüşmeler yaptığı’ belirtildi.

Sudan Egemenlik Konseyi üyesi ve Başkomutan Yardımcısı Korgeneral Yaser el-Atta perşembe günü, askeri operasyon merkezinin tamamen Kordofan'a taşındığını duyurdu. Atta, “Uluslararası sınıra kadar askeri operasyonlar için hazırlık yaptık. Güçlerimiz, ordunun kontrolü dışındaki tüm bölgeleri kurtarmak için el-Ubeyd şehrinden harekete geçecek” dedi.

Son haftalarda, ordunun ve onu destekleyen Ortak Kuvvetler ile Sudan Kalkanı güçlerinin birkaç cephede eşzamanlı olarak ani saldırılar düzenlemeye çalışması, ancak bu bölgelerin kontrolünü geri kazanamaması üzerine, Kuzey Kordofan'daki Ummu Sayala, Bara ve Ummu Dam Hac Adam şehirleri çevresinde çatışmalar yoğunlaştı.

Sudan ordusuna yakın sosyal medya kullanıcıları, ordunun Kuzey Kordofan eyaletinin yönetim şehri el-Ubeyd’in batısında onlarca HDK üyesi taşıyan çok sayıda savaş aracını imha ettiği haberini yaydı. Öte yandan HDK, Kordofan’ın batısındaki Babnusa'da 22’nci Piyade Tümeni'ne yönelik saldırılarını sürdürdü, ancak bu saldırılar ordu tarafından püskürtüldü.

Strateji değişti

Askeri stratejist Emin Ismail Meczub'a göre HDK, tek taraflı olarak ateşkes ilan etti, ancak 48 saat geçmeden Babnusa şehrine saldırarak bu ateşkesi ihlal etti.

c
Ed-Daba şehri yakınlarındaki el-Afad Mülteci Kampı’nda yardım almak için bir araya gelen Faşir'den yerinden edilmiş kadınlar, 25 Kasım 2025 (AFP)

Şarku’l Avsat’a konuşan Meczub, Sudan ordusunun Kordofan'daki askeri operasyonları yönetme stratejisinin değiştiğini, artık saldırdığı mevzileri tutmak yerine bir bölgeyi kurtardıktan sonra diğerine geçmeye odaklandığını söyledi. Sonuç olarak, ordu artık tüm cephelerde dairesel bir şekilde hareket ederek sızan HDK üyeleriyle karşı karşıya gelebiliyor.

Mevcut çatışmalardaki sükuneti, Sudan ordusunun isyanı bastırmak için bir sonraki savaş aşamasına hazırlıklarına bağlayan Meczub, orduya ait insansız hava araçlarının (İHA) HDK’ya ağır kayıplar verdirdiğini ve bu güçlerin artık Kordofan'daki mevzilerine yönelik yoğun hava saldırılarını püskürtmek için sinyal bozucu cihazlar ve yer tabanlı uçaksavar silahları olmadan savaştığını belirtti.

Sudan ordusunun hedeflerinin Kordofan'daki HDK cephelerini temizledikten sonra operasyonlarını Darfur'u da kapsayacak şekilde genişlemeye başladığını söyleyen Meczub, HDK’nın Sudan ordusunu Kuzey ve Batı Kordofan eyaletlerindeki bazı bölgelerde bulunan mevzilerini topçular ve İHA’larla saldırmakla suçladığını ve bu saldırılara karşılık olarak meşru müdafaa hakkını kullandığını, ancak ateşkese bağlılığını teyit ettiğini belirtti.

Operasyonlar durmayacak

HDK kaynakları, son aylarda ele geçirdiği Kuzey ve Batı Kordofan'daki tüm şehir ve kasabaların tamamen kontrolü altında olduğunu bildirdi. Kaynaklar, ‘ordunun son çatışmalarda önemli bir ilerleme kaydettiği yönündeki söylentilerin doğru olmadığını’ da ekledi.

fd
Çad'ın doğusundaki Iriba beldesinin kuzeybatısındaki bir mülteci kampında ailesiyle birlikte bulunan Darfur'dan gelen bir mülteci, 27 Kasım 2025 (Reuters)

Sudan ordusu, hedefleri ve koşulları yerine getirilene kadar askeri operasyonların durdurulmayacağını defalarca kez belirtti. Bu hedef ve koşulların başında, HDK'nın Kordofan ve Darfur'da işgal ettiği tüm toprakların geri alınmasının yanı sıra HDK'nın Güney ve Doğu Darfur eyaletleri dışındaki bölgelerdeki güçlerini toplama ve ağır silahlarını teslim etme taahhüdünde bulunması geliyor.

Son zamanlarda çatışmalarda yaşanan azalma, ‘Uluslararası Dörtlü’nün diplomatik çabalarının devam etmesi ve yoğunlaşmasıyla paralel olarak gerçekleşmişti. Bu çabalar, Sudan ordusu ile HDK arasında üç aylık bir süre için ön koşulsuz bir ateşkesin yürürlüğe girmesi amaçlıyordu, ancak öneri Ordu Komutanı Orgeneral Burhan tarafından reddedildi.