Şarku’l Avsat’a konuşan Yemen Yerel Yönetim Bakanı: Yasal çerçevelere göre adem-i merkeziyetçilik için çalışıyoruz

Yemen Yerel Yönetim Bakanlığı, adem-i merkeziyetçiliği pekiştirmeyi amaçlıyor (Saba)
Yemen Yerel Yönetim Bakanlığı, adem-i merkeziyetçiliği pekiştirmeyi amaçlıyor (Saba)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Yemen Yerel Yönetim Bakanı: Yasal çerçevelere göre adem-i merkeziyetçilik için çalışıyoruz

Yemen Yerel Yönetim Bakanlığı, adem-i merkeziyetçiliği pekiştirmeyi amaçlıyor (Saba)
Yemen Yerel Yönetim Bakanlığı, adem-i merkeziyetçiliği pekiştirmeyi amaçlıyor (Saba)

Yerel Yönetim Bakanı Hüseyin Abdurrahman, bakanlığının yasal çerçevelere uygun olarak tüm Yemen valiliklerinde adem-i merkeziyetçilik sağlama çabasını dile getirdi. Kurtarılan illerdeki yerel yönetim liderleriyle yakın işbirliğine dikkat çekti.

Şarku’l Avsat’a konuşan Abdurrahman, Muin Abdulmelik hükümetinde yerel yönetim portföyünü üstlendiğinden bu yana elde ettiği başarılara ek olarak bakanlığının performansı önündeki en önemli engelleri sıraladı. Bakanlığın görevlerini yerine getirebilmesi için öncelikle geçici başkent Aden'deki idari durumun hazırlanması gerektiğine değindi.

FOTO: Yemen Yerel Yönetim Bakanı Hüseyin Abdurrahman (Şarku’l Avsat)
Yemen Yerel Yönetim Bakanı Hüseyin Abdurrahman (Şarku’l Avsat)

Yürürlükteki yasaya aykırı olarak bazı valiliklere merkezi otoriteden bireysel bağımsızlık verilmesine yönelik teknik bir projenin varlığına ilişkin söylentileri yalanlayan Abdurrahman, bunu düzenleyen çerçevelere uygun olarak tüm valiliklere ek idari ve mali yetkiler verilmesi çabasına değindi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Bakan, “Her çalışma engeller ile karşılaşır. Tembellik edenlerin değil, çalışıp çaba gösterenlerin karşısına engeller çıkar. Biz yerel yönetimler olarak dikenli bir yolda yürüyoruz, tüm iktidar gibi büyük engellerle karşı karşıyayız. Savaş şartlarında, caydırıcı ve kısıtlayıcı, kolaylaştırıcı olmayan şartlarda çalışıyoruz. Bakanlığım yeterli kaynaklara sahip olmadığı için kıt imkanlarla faaliyet gösteriyor. Ancak gelişim gösteriyor. Bu nedenle Bakanlar Kurulu, Yerel Konseyleri Kalkınma Fonu'nun kurulmasını onayladı” ifadelerini kullandı.

Ülkenin genel durumuna değinen Bakan Abdurrahman, “Bu çok karmaşık bir sorun, çünkü yönetim, valilikler arasında mutlak bir ayrılık anlamına gelmiyor. Ortak noktalar var, iletişim ve koordinasyon gerektiren konular var. Mesela yol, ulaşım, elektrik hizmetleri valiliklerin birbirinden ayrılmamasını gerektiriyor. Biz de becerilerin ve performansın geliştirilmesi için çalışıyoruz” ifadelerini kullanıyor.

Yerel yönetimlerin ve diğerlerinin geliştirilmesi alanında araştırma yapılması ve bilimsel kursların yürütülmesinin yanı sıra kısa ve orta ölçekli uzmanlık kursları düzenleyerek yerel liderlerin yeteneklerini geliştirmek ve nitelendirmek için yerel bir akademi kurmak istediklerini belirtti.

FOTO: Yemen Yerel Yönetim Bakanlığı, kalkınma programlarına destek için uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde (Saba)
Yemen Yerel Yönetim Bakanlığı, kalkınma programlarına destek için uluslararası kuruluşlarla işbirliği içinde (Saba)

Valiliklerde yerel yönetimlerle tam ve yakın işbirliğinin varlığını doğrulayan Bakan, bakanlığın yerel yönetimlerin faaliyetlerini denetlediğini, kontrol ve takip ettiğini, onlardan düzenli olarak raporlar aldığını dile getirdi.

Bakanlığın valilikler ve müdürlüklerle bağlantısını sağlayacak bir şikayet platformunun kurulduğuna dikkat çeken Bakan, sorunların anında giderilmesi ve sorulara yanıt verilmesi için prosedürlerin uygulandığını belirtti.

Hadramut, Aden ve Taiz valiliklerine hibe verilmesi yönünde teknik bir projenin hazırlandığına dair söylentileri yalanlayan Bakan Abdurrahman, “Bu iddialar asılsız. Bu yönde bir proje yok. Bu amaçla oluşturulmuş bir teknik komite yok. Başkanlık Konseyi'nin böyle bir projeyi hayata geçirme niyeti olsaydı, bir karar taslağına dönüşene dek bu hususun tartışılması için hükümete talimat verilirdi, ardından gerekli hukuki ve idari düzenlemeler yapılır, 2000 tarihli ve 4 rakamlı Yerel İdareler Kanunu’nun 171. maddesi uyarınca bakanlık böyle bir uygulamadan sorumlu tutulurdu” ifadelerini kullandı. Söz konusu kanunun yürütme yönetmeliğinin 156. maddesi uyarınca yetkileri yerel yönetimlere devretmeye veya ertelemeye yetkili organın Bakanlar Kurulu olduğunu da ekledi.

Bakanlığının idari adem-i merkeziyetçilik sistemini benimsemek, ayrım gözetmeksizin tüm valiliklere geniş idari ve mali yetkiler vermek için çalıştığını vurgulayan Bakan Abdurrahman, böylece yüksek kalitede hizmet sunulacağına, dengeli kalkınmaya ulaşılacağına, özel sektörle ortaklık ve işbirliği içinde iş fırsatları sunulması ve yabancı sermaye için cazip bir ortam oluşturulmasına olanak tanınacağına değindi. Bakanlığın kadrolarının tüm enerjisiyle, yürürlükteki yasa ve yönetmelikleri yorumlayarak, güvenlik koşulları ve mevcut mali imkanlara göre azami bağlılıkla bu alanda çalıştığını da ekledi.

Gelişmenin ve yenilenmenin önemli ve gerekli olduğunu vurgulayan Bakan Abdurrahman, ancak yerel yönetimlere verilecek yetkiler çerçevesinde net bir vizyon belirlenmesi gerektiğini, uluslararası kuruluşlar ve özel sektörün katılımıyla Yerel Yönetim Bakanlığı ve resmi kanallar aracılığıyla yürütüleceğini belirtti. Geçtiğimiz dönemde gerçekleştirilenlere ve geleceğe yönelik hedeflere işaret eden Bakan Abdurrahman, bakanlığın Aden'deki durumunun, bakanlık için bir merkez bulunarak donanım ve teçhizatının sağlanması yoluyla düzenlendiğini doğruladı. Bakanlığın yeni teşkilat düzenlemelerini onaylayan Cumhuriyet Kararnamesi'nin tamamlanmasının takibine de değinen Bakan, Kamu Hizmeti ve önceki Bakanlar Kurulu tarafından onaylanarak Cumhurbaşkanlığı'na gönderildiğini belirtti.

Bakanlar Kurulu planı kapsamında Bakanlığın planına göre yerel yönetimin çalışmalarını incelemek, 2023 yılı performansını değerlendirmek, yerel otoritenin çalışmalarına yönelik saha denetim planı hazırlamak, altyapıda ve kurumsal alanlarda mevcut durumu değerlendirmek, yerel yönetimlerin rolünün çeşitli yönlerde etkinleştirilmesine ilişkin teklifler hazırlayarak Bakanlar Kurulu’na sunmak amacıyla hazırlıkların yapıldığını doğruladı.

FOTO: Yemen Yerel Yönetim Bakanı uluslararası bir kuruluşla görüştü (Saba)
Yemen Yerel Yönetim Bakanı uluslararası bir kuruluşla görüştü (Saba)

Geçici başkent Aden'in kalkınması için hazırlanan bir ekonomik kalkınma programı bulunduğunu söyleyen Bakan, yeniden inşaya yönelik stratejik planın illerin tüm ekonomik ve sosyal seviyeleri kapsayan iyileştirmeye yönelik stratejik planlar geliştirmesi ile birden fazla düzeyde geliştirildiğini bildirdi. Darbeci Husi milislerin başlattığı savaş neticesinde valiliklerin uğradığı zararın tahmini maliyetle birlikte envanterinin hazırlandığını da ekledi.

Arazi sorununun çözülmesi, modern şehir planlarının geliştirilmesi, imar ve iyileştirme için gerekli tedbir ve prosedürlerin alınması, geçici başkent Aden'de ve kurtarılmış diğer bölgelerde çeşitli alanlarda kamu tesisleri, belediye işleri, çevre, hizmetler ve altyapının rehabilitasyonunun gerektiğine dikkat çekti.

Ortak kamu kaynaklarının toplanmasının takip edilmesi ve idari birimlere dağıtılmasından bahseden Bakan, kurtarılan idari birimler düzeyinde 6 buçuk milyar Yemen riyalinin dağıtıldığını bildirdi.

Bakan Abdurrahman, yerel yönetimlerin iç kaynakların toplanması ve geliştirilmesine yönelik performansına, iyileştirme ücretlerinin hizmet hacmiyle orantılı olarak ayarlanmasına ilişkin birçok yasa taslağının hazırlandığını doğruladı. Ayrıca Bakanlar Kurulu’na ait yerel ve ortak vergilerde değişiklik yapılması, yerel ve ortak kaynakların toplanması ve değerlendirilmesinin takibi, yerel yönetimlerin tahsilat verimliliğini artırmalarına yardımcı olacak çalışma ve araştırmalar hazırlanması ve bu konuda Bakanlar Kuruluna periyodik raporlar sunulması üzerine durulduğunu belirtti.



İsrailli yerleşimciler Filistinli çocukların okula giden yolunu dikenli tellerle kesti

Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
TT

İsrailli yerleşimciler Filistinli çocukların okula giden yolunu dikenli tellerle kesti

Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)
Ramallah’ta İsrail Ordusu devriyesi (Reuters)

Ramallah kenti yakınlarındaki Umm al-Kheir köyünün eteklerinde yaşayan Hacer ve Reşid Hathlin kardeşler, her zaman mahallelerinden okullarına gidiyordu. Ancak bu hafta, İran’la savaşın başlamasından bu yana ilk kez eğitimin yeniden başlamasıyla birlikte, iki Filistinli kardeşin köy merkezine giden yol dikenli tellerle kapatıldı.

Filistinli sakinlerin Associated Press’e (AP) yaptıkları açıklamalarda İsrailli yerleşimciler söz konusu telleri gece saatlerinde yerleştirdi. Filistinliler, bu geçici çitin, yerleşimcilerin işgal altındaki Batı Şeria’nın bir bölümünde kontrol alanlarını genişletmeye yönelik son girişimi olduğunu belirtiyor. Bölgede devlet destekli yıkımlar, kundaklamalar ve sabotajların düzenli olarak yaşandığı, yerleşimci şiddetinin ise nadiren yargılandığı ve zaman zaman ölümcül boyutlara ulaştığı ifade ediliyor.

Köy sakinlerinin yaşadığı zorluklar, 2024 yılında Oscar ödülü kazanan “No Other Land” adlı belgeselde de ele alınmıştı. Ancak bu tanınırlığın, kan dökülmesini durdurmak ya da toprak gasplarını sınırlamak konusunda kayda değer bir etkisi olmadığı belirtiliyor. Filistinliler, İsrail’in İran’la süren savaşın yarattığı ortamı kullanarak bölgedeki kontrolünü daha da sıkılaştırdığını; yerleşimci saldırılarının arttığını ve ordunun savaş gerekçesiyle güvenlik iddiasıyla hareket kısıtlamalarını artırdığını dile getiriyor.


Suriye’de geçiş döneminin ilk yılı: Başarılar ve sonraki aşamanın önceliklerine bir bakış

Beşşar Esed'in devrilişinin birinci yıldönümünü anmak için bir araya gelen Suriyeliler(Reuters)
Beşşar Esed'in devrilişinin birinci yıldönümünü anmak için bir araya gelen Suriyeliler(Reuters)
TT

Suriye’de geçiş döneminin ilk yılı: Başarılar ve sonraki aşamanın önceliklerine bir bakış

Beşşar Esed'in devrilişinin birinci yıldönümünü anmak için bir araya gelen Suriyeliler(Reuters)
Beşşar Esed'in devrilişinin birinci yıldönümünü anmak için bir araya gelen Suriyeliler(Reuters)

Hayed Hayed

Suriye geçiş hükümetinin göreve başlamasının üzerinden bir yıl geçti; bu aşamada genellikle hükümetlerin performansı, verdikleri sözlerle değil, başardıkları ve belirledikleri yönle ölçülür. Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara yakın zamanda kapsamlı bir değerlendirme yapma niyetinde olduğunu belirtti. Fakat hükümetin yalnızca sınırlı sayıda şeffaf veri açıklaması, yeterince açık planlar sunmaması ve performansının güvenle ölçülebileceği genel kriterleri neredeyse hiç belirlememesi nedeniyle, dış gözlemciler için adil bir değerlendirme yapmak daha zor olmaya devam ediyor.

Bununla birlikte, iktidarda geçen bir yıl, hükümetin insanların yaşamları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesine, yönetim modellerinin belirlenmesine, yapısal zayıflıkların ortaya çıkarılmasına ve Suriye'nin daha verimli ve hesap sorulabilir devlete doğru ilerleyip ilerlemediğinin değerlendirilmesine olanak tanıdığı için önemli bir göstergedir. Bu bağlamda, tablo karışık görünüyor. Kamuoyuna açık kanıtlar, hizmetlerde, geçim kaynaklarında ve güvenlikte kısmi kazanımlar olduğunu gösterse de bu kazanımlar eşit olarak dağıtılmamış ve toplumun tüm kesimlerini aynı derecede etkilememiştir.

Sorun sadece düşük performansla sınırlı kalmayıp, hükümetin tutarlı bir yönetim modeline sahip olmamasına kadar uzanıyor. Kayıtları sadece kaynak kıtlığı ve acil ihtiyaçlardan değil, aynı zamanda zayıf yönetimden, yetersiz koordinasyondan, sınırlı şeffaflıktan ve stratejik olmaktan çok reaktif bir yönetim tarzından da etkilenmiştir. Kabine değişikliği ile ilgili artan konuşmalarla birlikte, bu yapısal kusurlar daha da belirgin hale geliyor. Bakanların değiştirilmesi performansta hafif bir iyileşmeye yol açabilir, ancak hükümetin çalışmalarını engelleyen köklü zayıflıkları gidermeyecektir.

Değerlendirmek zor ancak hissetmek kolay

30 Mart'ta göreve gelmesinden bu yana hükümet medyada yüksek bir varlık gösterdi, ancak somut şeffaflık konusunda sınırlı kaldı. Medyada varlık göstermek, sorumlu yönetişim anlamına gelmez ve temel değerlendirme araçlarının yokluğunda ciddi bir değerlendirme yapmak zorlaşır.

Net bir genel strateji, ulusal önceliklere bağlı bakanlık çerçevesi, performansı değerlendirmek için bir dizi temel göstergenin yokluğu devam ediyor. Ayrıca, bütçe verileri, politika gerekçeleri ve uygulama kriterleri büyük ölçüde şeffaf değil.

Ancak Suriyeliler, hükümeti planlama belgelerine veya kurumsal yapılara göre değil, yapısal kısıtlamalar ve sınırlı kaynaklara rağmen devlet politikalarının günlük yaşamları üzerindeki etkisine göre değerlendiriyorlar. Yaşam koşulları, hizmetler ve güvenlik, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayabilme gücünü, sürekli elektrik tedarikini, serbestçe hareket edebilmeyi, geçimini sağlayabilmeyi, evde ve toplum içinde güvende hissedebilmeyi belirlediği için son derece önemlidir.

Bu nedenle, bu göstergeler hükümetin performansını yansıtmada en acil ve politik olarak en önemli olanlardır. Bunlar aynı zamanda hükümetin performansının değişken göründüğü alanlardır. Bu üç sektörde kayda değer iyileşmeler görülmüş olsa da bunlar genellikle daha yüksek maliyetler, düzensiz uygulama veya insanların yaşamları üzerindeki etkilerini sınırlayan kısıtlamalarla birlikte gelmiştir.

Hizmetler daha erişilebilir hale geldi ancak genellikle aşırı pahalı

Yaşam standartlarını iyileştirme konusunda hükümetin aldığı en önemli önlem, kamu sektöründe maaşları artırmaktı. Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Haziran 2025'te yüzde 200'lük bir zam ve ardından Mart 2026'da yüzde 50'lik bir zam daha sağlayan kararnameler yayınladı. Bu önlemler, asgari ücreti 250 bin Suriye lirasından 1.256 bin Suriye lirasına yükselterek toplamda yüzde 400'ün üzerinde bir artış sağladı. Devletin sınırlı gelirleri ve sayısız ihtiyacı göz önüne alındığında, bu zamların hem hızı hem de büyüklüğü dikkat çekici görünüyordu.

Ancak etkileri sınırlı kaldı. Hatta bu zamlar, kendisinden faydalananların bile temel ihtiyaçlarını karşılamalarına yetmedi, enflasyon ve artan yaşam maliyeti karşısında hızla eridi. Bu kısıtlamalar, Suriyelilerin çoğunun tamamen dışında kaldığı ve zamlardan faydalanamadığı kamu sektörü dışında daha da belirgindi. İş fırsatları yaratma, üretici sektörleri destekleme ve piyasayı istikrara kavuşturma yönünde daha geniş önlemler alınmadığı takdirde, bu politika sadece bazılarına sınırlı bir rahatlama sağlarken, iyileşme sürecine çok az katkıda bulunacaktır.

sdv
Şam'ın merkezindeki döviz bürosunun önünde yeni Suriye para birimi banknotlarını tutan bir Suriyeli, 4 Ocak 2026 (Reuters)

Aynı durum hizmetler için de geçerli. Hükümet ekmek ve yakıt konusunda yaşanan sıkıntıları hafifletti ve en önemlisi elektrik tedarikini iyileştirdi. Ancak bu kazanımların etkisi sınırlı kaldı, çünkü sübvansiyonların kaldırılmasının ardından keskin fiyat artışları yaşandı. Eskiden rejimin kontrolünde olan bölgelerde ekmek fiyatları neredeyse on kat artarken, elektrik faturaları tüketim seviyelerine bağlı olarak 60 ila 190 kat arasında dramatik bir şekilde yükseldi.

Bugün birçok Suriyeli çarpıcı bir paradoksla karşı karşıya; hizmetler daha kolay erişilebilir hale gelirken, aynı zamanda aşırı pahalı hale de geldi. Hükümetin gelir kaynaklarının azlığı göz önüne alındığında, eski sübvansiyon modelini sona erdirmek mantıklı görünüyordu. Ancak, fiyatların yeniden yapılandırılması tek seçenek değildi; gelir artışına bağlı ve en savunmasız gruplara yönelik hedefli desteklerle birleştirilmiş kademeli bir yaklaşım, sosyal yükü hafifletebilirdi.

Güvenlik de benzer bir durumda. Hükümetin önemli kısmi kazanımlar elde ettiğini iddia edebileceği alan burası, ancak bu kazanımların sınırlarının en belirgin olduğu alan da burası. Büyük şehir merkezlerinde günlük istikrarın arttığına dair işaretler var ve bazı bölgelerde suç oranlarının azaldığı görülüyor. Ancak bununla ülke çapında güvenliğin sağlanması birbirine karıştırılmamalı. Şarku’l Avsat’ın al Majalla’dan aktardığı analize göre güvenlik koşulları bölgeler arasında son derece dengesiz ve bazı bölgeler hâlâ tekrarlanan istikrarsızlık, yerel gerilimler ve mezhepsel şiddete karşı savunmasız.

Tüm bu yönelimler daha geniş bir sonuca işaret ediyor: Hükümetin sorunu, hiçbir ilerleme kaydetmemek değil, sınırlı kazanımların yönetim tarzı sebebiyle sürekli olarak aşınmasıdır.

Bu nedenle daha derin sorun, herhangi bir sektördeki eksikliklerde değil, yönetim modelinin kendisinde yatıyor. Hükümetin ilk yılında, çeşitli politika alanlarında yapısal zayıflıklar ortaya çıktı ve bu da gerçek kazanımların neden sınırlı kaldığını kısmen açıklıyor.

Kabine değişikliği performansı biraz iyileştirebilir, ancak yapısal kusurları gidermeyecektir

 Bunlardan ilki, zayıf koordinasyondur. Bakanlıklar genellikle birleşik bir stratejinin bileşenleri olarak değil, izole bir şekilde çalışıyor gibi görünüyorlar. Politikalar parçalı, kopuk ve yeterince tutarlı değil gibi. Sonuç yalnızca zayıf bürokratik verimlilik değil, aynı zamanda hükümetin tutarlı bir ulusal plan uygulamak yerine, olaylara tepki verdiğine dair daha geniş bir izlenimdir.

İkinci sorun ise şeffaflık eksikliğidir. Geçiş aşamasında şeffaflık sadece bir formalite değil, hükümetin zayıf kurumların gölgesinde güvenilirliğini inşa edebileceği birkaç yoldan biridir. Kararlar belirsiz olduğunda, bu sadece vatandaşları bilgiden mahrum bırakmakla kalmaz, aynı zamanda gücün başka yerlerde, gayri resmi olarak veya hesap sorma olmadan kullanıldığına dair şüpheleri de besler.

dvfdv
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Şam'da Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri arasında ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalıyor, 18 Ocak 2026 (SANA)

Nitekim bu algı, şeffaflıktan yoksun bir yönetim tarzına ilişkin daha geniş çaplı endişeleri körükledi. Zira fiili karar alma süreci dar bir çevrede yoğunlaşırken, resmi kurumlar sadece kapalı kapılar ardında alınan kararları uyguluyor. Bu tanımlama doğru olsun ya da olmasın, yaygınlığı ciddi bir meşruiyet sorununa işaret ediyor.

Üçüncü zayıflık noktası ise hem bakanlıklar içinde hem de hükümetin genelinde belirgin olan darboğazlar ile karakterize edilen yönetim tarzıdır. Birçok karar dar kanallardan geçiyor gibi görünüyor, bu da hem süreci hem de ilerlemeyi yavaşlatıyor.

Etkin bir kamu katılımı eksikliği var. Kritik kararlar, sınırlı kamusal istişare ve politikaları şekillendirmede topluma küçük bir alan bırakılarak, en tepede alınmaya devam ediyor. Kırılgan bir geçiş döneminde, bir dereceye kadar merkezileşme kaçınılmaz olabilir. Ancak merkezileşme kamu katılımının yerini aldığında, meşruiyete en çok ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yöneten ve yönetilen arasındaki uçurumu genişletme riski taşır.

Bu uçurumlar işe alım sorunları sebebiyle daha da kötüleşiyor. Deneyimli memurların dışlanması, daha önce işten çıkarılan bazı çalışanların yetersiz bir şekilde yeniden entegrasyonu ve sadakate dayalı atamalar yapıldığına dair suçlamalar, devletin liyakate mi yoksa daha dar güven ağlarına dayalı temellere göre mi yeniden inşa edildiği konusunda soruları gündeme getirdi. Bu konu çok önemli çünkü etkili yönetim yalnızca otoriteye değil, aynı zamanda idari yetkinliğe de dayanır.

Kriz yönetiminin ötesinde

Bir yılın ardından Suriye hükümeti gerçekçi olmayan beklentilere veya ilerleme iddialarına göre değerlendirilmemelidir. Yıkılmış bir devlet, çökmüş bir ekonomi ve parçalanmış bir toplum devraldığı doğru ve hiçbir hükümet bu koşulları on iki ayda temelden değiştiremez. Ancak bu, yönetimdeki yapısal zayıflıklar için bir bahane olamaz.

İlk yıl, mevcut yaklaşımın potansiyelini ve sınırlarını ortaya koydu. Kısmi iyileştirmelerin mümkün olduğunu, ancak devletin işleyiş biçiminde daha derin reformlar olmadan sürdürülebilir olmalarının mümkün olmadığını gösterdi.

Şimdi asıl soru kabinede bir değişikliğin olup olmayacağı değil, gelecek yılın farklı bir yönetim tarzı; daha net öncelikler, daha güçlü koordinasyon, daha fazla şeffaflık ve daha etkili bir kurumsal karar alma süreci getirip getirmeyeceğidir.

Bu olmadan, Suriye kriz yönetimi döngüsünde sıkışıp kalma riskiyle karşı karşıya kalacaktır. Böylece çöküşü önlemek için yeterli ilerleme kaydedecek, ancak güven inşa etmek için yeterli reformu gerçekleştiremeyecektir. Buna rağmen ikinci yıl, sadece hayatta kalma mücadelesinden ziyade, devlet inşası için gerçek bir sıçrama tahtası gibi görünebilir.

* Bu analiz Şarku’l Avsat tarafındanLondra merkezli al Majalla dergidinden çevrilmiştir.


İsrail, Güney Lübnan’ı ülkenin geri kalanına bağlayan son köprüyü bombaladı

İsrail’in bugün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye kentine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in bugün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye kentine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
TT

İsrail, Güney Lübnan’ı ülkenin geri kalanına bağlayan son köprüyü bombaladı

İsrail’in bugün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye kentine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)
İsrail’in bugün Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye kentine düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (Reuters)

Reuters’a konuşan üst düzey bir Lübnanlı güvenlik yetkilisi, İsrail’in bugün düzenlediği saldırının Güney Lübnan’ı ülkenin geri kalanına bağlayan son köprüyü hedef aldığını ve köprünün onarılamayacak şekilde yıkıldığını söyledi.

Öte yandan, iki gün önce Washington’da Lübnan ve İsrail büyükelçilerinin ABD Dışişleri Bakanlığı’nda bir araya gelerek ateşkes ilanı ve müzakerelerin ne zaman başlayacağı konusunu, ABD arabuluculuğunda ele aldığı bildirildi.

Lübnan Cumhurbaşkanı, 9 Mart’ta tüm İsrail saldırılarının durdurulmasını içeren tam bir ateşkes, orduya destek sağlanması, güvenlik bölgelerinde ordunun kontrolü ele alması ve silahların toplanması ile İsrail’le müzakerelere başlanmasını öngören bir girişim başlatmıştı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise görüşmelerin, Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve iki komşu ülke arasında barışçıl ilişkilerin kurulması konularına odaklanacağını belirtti.