'Gazze'yi yok edecek' bir savaşın başlatılmasına en büyük engel: İsrailli esirler

Askeri ve güvenlik uzmanları: İstihbarat körlüğünün var olduğunu ve artık hedefin Hamas'ı ortadan kaldırmak olduğunu anlamak için uzman olmaya gerek yok

Gazze'ye savaş başlatılmasına ilişkin yoğun tartışmalar ve fikir ayrılıkları söz konusu (AFP)
Gazze'ye savaş başlatılmasına ilişkin yoğun tartışmalar ve fikir ayrılıkları söz konusu (AFP)
TT

'Gazze'yi yok edecek' bir savaşın başlatılmasına en büyük engel: İsrailli esirler

Gazze'ye savaş başlatılmasına ilişkin yoğun tartışmalar ve fikir ayrılıkları söz konusu (AFP)
Gazze'ye savaş başlatılmasına ilişkin yoğun tartışmalar ve fikir ayrılıkları söz konusu (AFP)

Emel Şehade 

İsrail hükümeti ve Güvenlik Kabinesi Hamas'a karşı ilan ettikleri savaşın niteliği konusunda karar vermiş olmasa da İsrailliler, 1948 savaşı, 1967 savaşı, Ekim Savaşı, Birinci Lübnan Savaşı ve İkinci Lübnan Savaşı'nın ardından altıncı bir savaşla karşı karşıya oldukları konusunda hemfikir.

Binyamin Netanyahu, Hamas'ı ortadan kaldırmak, askeri gücünü yok etmek ve liderlerini ortadan kaldırmak hedefine ulaşmak için güvenlik konseyinin onayından sonra savaş başlatılması fikrini destekledi.

İsrail Dışişleri ve Güvenlik Komitesi, nihai kararı vermek üzere operasyonu iki gün içinde görüşerek operasyon tarihi ve niteliğine karar verecek.

İsrail Askeri İstihbarat Teşkilatının Eski Başkanı Amos Yadlin ve Eski Hava Kuvvetleri Komutanı Eliezer Marom'un da aralarında bulunduğu güvenlik ve askeri personele göre, bu savaş İsrail Devleti'nin çehresini değiştirecek:

Farklı bir ülkeyle karşı karşıya kalacağız. Bu savaş daha önceki savaşlara benzemeyecek. Bu kadar çok sayıda ölü ve yaralı varken, bu kadar çok sayıda mahkum göz önünde bulundurulduğunda savaş sert olacak ve savaş kararı almak da zor olacak. Eşi benzeri görülmemiş sayıda bir savaş esiri var.

Hamas operasyonunun ikinci gününde öğleden sonra dörde kadar İsrail ordu güçleri, polis ve sınır muhafızları İsrail'in güneyindeki altı noktada saklanan Filistinli savaşçılarla hâlâ sert çatışmalar sürdürüyordu.

Bin Filistinli savaşçı İsrail'e girdi, ordu çatışmalar sırasında bunlardan 350'sini öldürdü, en az 200'ünü tutukladı.

Geri kalanlardan bir kısmı Gazze'ye döndü bir kısmı da güney İsrail'in çeşitli yerlerinde konuşlandı.

Ordu ya da herhangi bir İsrailli grup onların nerede olduğunu bilmiyor ve bu da başlı başına İsrail'in çatışmaların devam etmesi ve daha fazla ölüm olasılığı konusundaki endişelerini artırıyor.

Gazze'ye yönelik güvenlik durumunun görüşülmesi sırasında mini bakanlık konseyi, Şeba Çiftlikleri'nin bombalanmasının ardından kuzey cephesindeki durumu tartıştı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant, sınıra komşu evlerin boşaltılması talimatını verdi. Takviyeli ordu güçleri konuşlandırılarak bölgeye askeri ve zırhlı araçlar sevk edildi.

Düzinelerce zırhlı aracın Fasouma ve başka kuzeydeki Arap kasabalarının önünde Lübnan sınırına doğru ilerleme emrini beklediği görüldü.

İsrail ordusu sözcüsü Daniel Hagari, askeri güvenlik servislerinin İsrail'e yakın noktalardaki Hizbullah üyelerinin faaliyetlerini gözetlediğini söyleyerek Lübnan'a sert tepki göstererek tehdit etti.

İlk aşama henüz bitmedi

İsrail, Gazze savaşının ilk aşamasını, savaşçılarla ordu arasında yaşanan çatışmalar ve tüm İsrail bölgelerinin taranarak Filistinli savaşçıların tahliye edilmesi olarak değerlendirdi.

Bir askeri yetkilinin söylediği gibi bu hâlâ kolay bir iş değil, sokaklara dağılmış düzinelerce mahkum ve ceset var, İsrail tarafı bunların ve durumlarının tam ayrıntısını bilmiyor, bu da çatışmaları daha da zorlaştırıyor.

Gazze'ye savaş başlatılmasına ilişkin yoğun tartışmalar ve fikir ayrılıkları arasında kabine, hükümet ve güvenlik güçleri, durumu değerlendirmek üzere toplantılarına devam ediyor.

Yüzbinlerce asker ve askeri teçhizatın kuzey bölgede konuşlandırılarak savaş kararının ilan edilmesi beklenirken, bu kararı engelleyen şey esas olarak Gazze'deki esirler ve onların bulundukları bölgelere herhangi bir bombalama ya da topçu saldırısı olması durumunda zarar görmeleri korkusudur.

Mossad'ın Eski Başkanı Danny Yatom, İsrail'in bekleyip mahkumları kurtarmak için müzakerelere başlaması gerektiğine inanıyor.

Yatom, "Bu, gözlerimizi kapatıp hedeflere ulaşmak için acımasız bir savaşa girmemizden daha iyidir. Böylece İsrail'in caydırıcı gücünü artırırız. Hamas her esiri koruyucu bir kalkan olarak kullanacak, dolayısıyla uluslararası toplumun Gazze'deki esirlerin durumunu tartışmak üzere harekete geçmesi gerekiyor" dedi.

Ayrıca Netanyahu, hükümetteki ilgili tüm yetkililer ile güvenlik teşkilatı arasındaki koordinasyonu sağlamak üzere, kaçırılan kişiler ve mahkumlarla ilgili konulardan sorumlu makama yedek general Gal Hirsch'i atadı.

Esirlerin aileleri pazar akşamı basın toplantısı düzenlediler ve evlatlarının akıbeti hakkında bilgi almak için liderliğe yöneldiler.

Netanyahu ve ordunun ailelerini ihmal edemeyeceklerini düşünmekle birlikte onlara dokunacak herhangi bir zarardan Netanyahu ve orduyu sorumlu tutuyorlar.

Müzakereler ve "düşmanın kemiklerini kırmak" seçenekleri arasında

Savaşın temel amacı sadece esirlerin geri verilmesi değil, aynı zamanda tüm İsraillilerin üzerinde mutabakata vardığı hedef olan Hamas'ı muhalefetten, koalisyondan, sağdan ve soldan ortadan kaldırmaktır.

Ancak yüksek sesler, esirlerin konumu ve statüsü ne olursa olsun, Gazze'nin tamamını yok edecek bir savaş çağrısı yapıyor.

Aşırı sağ görüşlü İsrailli gazeteci Ariel Kahane, Gazze'ye yönelik, düşmanın ölümcül bir darbe almasına yol açacak acımasız bir savaş çağrısında bulundu:

Yom Kippur Savaşı'ndan tam 50 yıl sonra İsrail kendisini bir kez daha ani bir saldırı altında buldu, sonuçları korkutucu ve dehşet verici oldu. Bunun istihbarat körlüğü olduğunu ve İsrail ordusunun böylesine beklenmedik bir saldırıya hazırlıklı olmadığını anlamak için çok büyük bir uzman olmaya gerek yok. Artık yapılması gereken yenilgiyi zafere dönüştürmektir. Başbakanın dediği gibi büyük bedeller ödetmek yetmez. Bize dayatılan şartlar altında düşmanın kemiklerinin kırılması, yani düşmana diz çöktürülmesi ve düşmanın 'yeter' diye bağırması, acımasızca dövülmesi, vahşice ezilmesi gerekir. Bunlar Yüksek Adalet Divanı ve B'Tselem olmadan, sınırlama olmadan, kısıtlama olmadan, denge olmadan ve şefkat olmadan yapılmalı. Eğer korku Lahey'den geliyorsa, o zaman misyonun ömrünün sonuna dek ülkede kalmasına yetecek kadar gönüllü var demektir. Bu, Gazze'nin Taş Devri'ne döndürülmesi, üst düzey Hamas figürlerinin ve aile üyelerinin kaçırılmasına karşı önlem alınması ve Gazze'deki evlerinin, yüksek binalarının, restoranlarının ve parklarının yok edilmesi anlamına geliyor.

Kahane, karar vericilere tüm savaşlara benzemeyen bir savaş yapmaktan çekinmemeleri çağrısında bulunarak şunları söyledi:

Düşmanı ummadığı zor günler bekliyor. Savaşta dudaklarımızı ısırmalı, şokun ve acının üstesinden gelmeli ve düşmana, içinden çıkamayacağı inanılmaz bir darbe indirecek ve ayrıca bölgedeki tüm oyunculara açık bir darbe vuracak zafere ulaşmalıyız. Şimdi sevinçten ellerini ovuşturuyorlar, İsrail yine şoka uğratılmış olabilir ama yıllar geçtikçe en azından önümüzdeki elli yıl içinde İsrail'e bir daha kimse saldırmayacak.

"Aşağılanma anları"

Film yönetmeni ve yazar Shlomi Eldar ise şunları söyledi:

Hamas birçok İsrail vatandaşını gözaltına aldığında, İsrail'in, denklemdeki en büyük güç olmaktan çıktığını anlamaktan başka seçeneği yok. Hamas ne yarın ne de önümüzdeki aylarda yenilmeyecek ve devrilmeyecek. Savaşı ve müzakereleri de o belirleyecek. Netanyahu'yu, kabineyi ve İsrail'i, İsrail ile Filistinliler arasındaki çatışmaya sihirli, güçlü çözümlere sahip olduğu yanılsamasıyla dolduran mutlak sağcı hükümeti yönetecek. Muhalefet de İsrail vatandaşlarının hayatından endişe duyduğu için safını düzeltmek zorunda kalacak. Önümüzdeki saatlerde, önümüzdeki gün ve haftalarda Hamas ciddi etki yaratacak videolar yayınlayacak. Bunlar zor ve çetin anlar olacak ve hayatımızda tanık olduğumuz büyük bir aşağılanma ve çaresizlik anı olarak İsrail bilincine kazınacaktır. Gazze enerji santralini bombalamak ya da sivil altyapıyı yok etmek mümkün değil çünkü herhangi bir bombalama ya da saldırı, kaçırılan bir kişiyi daha tehlikeye atacaktır.

Savaşı ve çatışmaları "sert" olarak nitelendiren Eldar şunları söyledi:

Liderleri akıllı ve aldatıcı olan bir düşmanla karşı karşıyayız ve üzülerek söylüyorum ki onlar şu anda İsrail'deki liderlerden daha akıllı, daha bilge ve daha kararlı. Gazze açlıktan ölmeyecek ve Hamas bu kadar çabuk düşmeyecek. Daha önce onları alt etmeyen, güçlerini ve yeteneklerini geliştirmelerine izin veren, onlara para dolu çekler aktaran kişi, daha önceden tanık olduğumuz hiçbir şeye benzemeyen yeni bir ulusal şoka dönüşen korkunç gerçekliğin önünde duran kişidir. Yahya Sinvar ve arkadaşlarının gülen yüzü önümüzdeki aylarda çokça göreceğimiz bir şey olacak. Daha önce bunları ortadan kaldırmamış olmamıza yazık demekten başka bir şey elimizden gelmiyor.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor
TT

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli grupların saha komutanları ve üyeleri, ABD'nin Tahran'a olası bir saldırı sinyalleriyle eşzamanlı olarak tırmanan mali krizle karşı karşıya kalırken ‘tam bir çöküşten’ korkuyorlar.

Neredeyse iki yıldır süren İsrail'in Gazze'de yürüttüğü uzun soluklu savaşı ve Lübnan, İran ve Suriye'nin bazı bölgelerini de kapsayan saldırıların kapsamı, para transferi yollarına baskı uyguladı ve bu grupların varlıklarını ve birikimlerini tüketti.

İslami Cihad Hareketi, Gazze’deki İran’la mali ve lojistik olarak bağlantılı en büyük grup. Daha az ölçüde de olsa, bu bağlantılar ‘Direniş Komiteleri’, ‘Mücahit Tugayları’ ve diğer askeri gruplar için de söz konusu.

Bu gruplardan kaynaklar ve Gazze'deki diğer aktivistler, zorlu mali koşulların herkesi etkilediği konusunda hemfikir.

Washington'ın İranlı kuruluşlara ve kişilere uyguladığı ekonomik yaptırımlar, krizin geleceğini tartışmaya devam eden grupları desteklemeyi zorlaştırdı.


Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil
TT

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri ve Gurbetçilerden Sorumlu Devlet Bakanı Dr. Farsin Ağabekian Şahin, uluslararası hukuk ilkeleri ve ilgili uluslararası meşru kararlar, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) bulguları, tüm unsurları ve doğal sonucu ile Arap Barış Girişimi ve işgalin etkilerinin ortadan kaldırılması ve zararların tazmin edilmesi çerçevesinde Ortadoğu'da barış ve güvenliğin stratejik bir tercih olarak ancak İsrail'in yasadışı işgaline son verilmesi ve 1967'den beri işgal altında tutulan Filistin topraklarından tamamen çekilmesiyle sağlanabileceğini vurguladı.

Filistinli bakan, dün akşam Cidde'de düzenlenen ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları düzeyinde İsrail'in son kararlarını tartışmak üzere düzenlenen Olağanüstü Açık Yürütme Komitesi toplantısında bu açıklamayı yaptı. Dr. Şahin, sessiz kalmanın artık bir seçenek olmadığını ve kınamanın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, uluslararası hukukun seçici olmadığını teyit eden kararlı bir ortak tutum sergilemeye çağırdı. Bu tutumun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), BM Genel Kurulu, uluslararası mahkemeler ve tüm ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından ciddi adımlar atılması da dahil olmak üzere pratik adımlara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Dr. Şahin, bu sömürgeci ve yayılmacı politikalara karşı çıkmak ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya zorlamak için çağrıda bulundu.

Filistinli bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm acılara rağmen, halkımız haklarına ve ulusal ilkelerine, topraklarına ve özgürlüğüne bağlı kalmaya devam ederken adaletin galip geleceğine inanıyor. Ancak bunun için, zorlukların üstesinden gelmek için, bu acımasız işgalin ağırlığını ezmek için gerçek İslami dayanışma ruhunu somutlaştıran ve özgürlük, geri dönüş hakkı ve bağımsızlık için gerçek bir ufuk açan, beyanların ötesine geçen samimi bir uluslararası irade ve etkili bir dayanışma gerekiyor."

sdrtg
Olağanüstü Toplantı’da İsrail'in son kararları tartışıldı (İİT)

Dr. Şahin, değişen koşullar ve ihlallerin, suçların ve soykırımın tırmanması ışığında, İsrail'in tırmanışını sürdürmesi ve işgalci güç İsrail'in yasadışı statükoyu derinleştirecek kararlar, prosedürler ve önlemler açıklaması ışığında, tüm bunları çok tehlikeli bir aşamada ele almak ve bunlarla mücadele etmek için bugün burada olduğumuzu ekledi.

İsrail'in ‘tarihi ve hukuki gerçekleri tahrif ve çarpıtarak, işgal ordusu tarafından korunan yerleşimci milislerin sistematik terörünü tırmandırarak, Batı Şeria'yı kanlı bir şiddet sarmalına sürükleyerek, soykırım suçunu ve zulmünü Gazze Şeridi'nden Kudüs dahil Batı Şeria'ya aktarmaya çalıştığını’ belirtti.

İsrail'in on yıllardır sürdürdüğü faaliyetlerin sistematik bir politikanın ve kapsamlı bir sömürgeci genişleme planının devamı olduğunu belirten Bakan Şahin’e göre bunların amacı, Filistin davasını ortadan kaldırmak ve sömürgeci yerleşim, toprak müsaderesi, Filistin coğrafyasının parçalanması, ırk ayrımcılığı sisteminin dayatılması ve Filistin halkının zulüm görmesi yoluyla, onları topraklarından zorla çıkarmak ve iki devletli çözümü yok etmek.

Bu uygulamaların savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğinin altını çizen Filistinli bakan, ‘uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye attığını, bölgemizi ve dünyayı istikrarsızlaştırdığını ve Filistin Devleti topraklarının İsrail tarafından yasadışı işgalinin sömürgeci ve yerleşimci-sömürgeci niteliğini teyit ettiğini’ vurguladı.

cdcdc
İİT, ‘barış planının’ ikinci aşamasının hızla uygulanması çağrısında bulundu (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dr. Şahin, Filistin Devleti'nin başkenti olan işgal altındaki Kudüs'ün dini, tarihi ve kültürel önemi nedeniyle, özellikle bu kutsal ayda, Arap, İslam ve Hıristiyan kimliğini yok etmek, tarihi özelliklerini değiştirmek, mevcut yasal ve tarihi statükoyu ortadan kaldırmak ve E1 planı gibi sömürgeci planlar yoluyla İsrail'in sözde egemenliğini dayatmak amacıyla her gün saldırıya maruz kaldığını belirtti.

El-Halil kentindeki İbrahim Camii'nin tarihi ve hukuki statüsünü değiştirme girişimleri de dahil olmak üzere, İslam dini ve Hristiyanlık için kutsal olan mekanları hedef alan İsrail'in son dönemdeki ciddi eylemlerine dikkati çeken Dr. Şahin, bunların meşru Filistin makamlarının denetim ve idari yetkilerinin yasadışı yerleşim konseylerine devredilmesi yoluyla gerçekleştirildiğini ve bu tehlikeli ve kışkırtıcı hamlenin, uluslararası anlaşmaların, BM ve BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kararlarının açık bir ihlali ve dini, kültürel ve insani mirasa doğrudan bir saldırı olduğunu söyledi.

Gazze'de yaşanan daha önce eşi ve benzeri görülmemiş insani felaketin ciddiyeti ve işgal güçleri tarafından işlenen kitlesel suçlar ve sistematik yıkımın göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Bakan Şahin, kırılgan ateşkesin başlamasından bu yana 500'den fazla Filistinlinin öldürüldüğünü, bunun yanı sıra sınır kapılarının açılmasında yavaşlama, insani yardımın yeterli ve sürekli akışının engellenmesi ve ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesinde gecikme yaşandığını vurguladı. Ateşkesin ikinci aşaması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesini garanti altına alacak, yerinden edilmeyi önleyecek, istikrarı sağlayacak ve halkımızın acılarına son verecek yeniden inşa sürecini mümkün kılacak.

Bunun için İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren uluslararası, BM ve insani yardım kuruluşlarına yönelik saldırılarına karşı çıkılması gerektiğine işaret eden Dr. Şahin, İsrail’in özellikle BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) Gazze’deki genel merkezini ve personelini hedef alarak, çalışmalarını engelleyerek, insani yardım erişimini önleyerek ve yasadışı kısıtlamalar uygulayarak, insani yardım çalışanlarını koruma ilkesini ve uluslararası insani hukuk kurallarını açıkça ihlal ederek, Filistinli mültecilerin haklarını zayıflatmaya ve davalarını gölgelemeye çalıştığını belirtti.

İşgalci İsrail makamlarının Filistinli tutukluların infazına izin veren bir yasa çıkarma çabaları, keyfi tutuklamalar, gözaltı ve işkence politikalarını sürdürmeleri ve şehitlerin cenazelerini ahlaka aykırı ve yasadışı bir suç olan ‘numaralı mezarlarda’ tutmalarından bahseden Bakan Şahin, Filistin halkının çektiği tüm acıların temel nedeni olan bu mücrim işgalin tüm belirtilerini ele almanın zamanının geldiğini vurguladı. Filistinli bakan, ihlallerden ve suçlardan sorumlu olanların hesap vermesi ve yargılanması gerektiğini söyledi.

fevf
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci, İİT Olağanüstü Toplantısı’nın oturum aralarında Dr. Farsin Şahin ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli bakan, İsrail'i cesaretlendiren şeyin uluslararası sessizlik, çifte standartlar ve hesap verebilirliğin olmaması olduğunu yineledi. Buna ek olarak, sahte dini veya ideolojik iddialar ortaya atan, tarihi gerçekleri ve Filistin halkının yasal ve temel haklarını çarpıtan ve Orta Doğu ülkelerinde veya işgal altındaki Filistin topraklarında toprak gaspını meşrulaştıran kışkırtıcı ırkçı söylemler de var.

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dr. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD'nin işgalci İsrail’e atanan Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, işgal altındaki Filistin toprakları da dahil olmak üzere Arap ülkelerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini söylediği açıklamalarını kınadığımızı ve reddettiğimizi ifade ettik. Ayrıca, ABD’nin işgal altındaki Kudüs'teki büyükelçiliğinin, uluslararası hukuku ve uluslararası anlaşmaları ihlal ederek yerleşim yerlerindeki yerleşimcilere vize vereceğini ve konsolosluk hizmetleri sunacağını duyurmasını da kınıyoruz."

Filistin'deki yaşamın her alanını, toprağından taşlarına ve insanlarına kadar etkileyen İsrail suçlarını vurgulayan Dr. Şahin, bugün sadece İİT üyesi ülkeler değil, tüm dünya ülkeleri tarafından pratik eylemlerle Filistin halkını ve toprağını korumak, işgalci İsrail’i suç işlemekten caydırmak için hiçbir çabadan kaçınmamak, İsrail’in işgaline ve uluslararası hukuk kurallarını zedeleyen ve hukuka dayalı uluslararası sistemin temellerini istikrarsızlaştıran sömürgeci uygulamalarına karşı tüm cezai tedbirleri almak ve tüm baskıyı uygulamak için Filistin davasını korumaya ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

Dr. Şahin, ülkeleri işgalci İsrail’le diplomatik, ekonomik, ticari ve kültürel bağların yanı sıra İsrail’in işgalini ve sistemini sürdürmeye hizmet eden parlamento bağlarını da koparmaya ve uluslararası ilişkilerini kullanarak işgali sona erdirmek ve kapsamlı ve tam bir geri çekilme sağlamak için ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulamaya ve 4 Haziran 1967'den beri işgal altındaki Filistin topraklarından koşulsuz olarak çekilmesini, Filistin Devleti'ni tanımayı ve Filistin halkının bağımsızlık, geri dönüş ve kendi kaderini tayin etme gibi vazgeçilmez haklarını kullanmasını sağlamaya çağırdı.

Ayrıca, BM de dahil olmak üzere tüm dünyanın, İsrail'in 1949 yılında BM’ye kabul edildiği şartlara uymasını sağlamak konusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Dr. Şahin, “Özellikle İsrail, BM Genel Kurulu’nun 181 sayılı Kararı (1947 Filistin Bölme Planı) ve Filistinli mültecilerin haklarına ilişkin 1948 tarihli 194 sayılı Kararı'na saygı göstermeli ve bunları uygulamalı” dedi.

Filistinli yetkili, dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Moşe Şaret’in BM’ye gönderdiği mektupta, İsrail'in bu kararları kabul ettiğini ve bunları uygulamaya kararlı olduğunu teyit eden resmi taahhütlerine atıfta bulundu. Bu taahhütler, 1949 tarihli Genel Kurul Kararı 273 uyarınca İsrail'in BM’ye kabul edilmesinin temelini oluşturdu.

Dr. Şahin, İsrail'in Filistin topraklarının ele geçirilmesi, yerleşim birimlerinin genişletilmesi, fiili ilhak girişimleri dahil olmak üzere sürdürdüğü politikalar, uygulamalar ve dayatılan yasadışı kuralları, yerleşimci terörizmi, Filistin'in gümrük gelirlerine el konulması ve Filistin devlet kurumlarının zayıflatılması, uluslararası hukuku, ilgili BM kararlarını ve uluslararası örgütün üyeliğinin gerekliliklerini açıkça ihlali olduğuna dikkati çekti.

Filistinli bakan, bu eylemlerin sürdürülmesinin Filistin'de infiale yol açacağı, ciddi bir siyasi süreci yeniden başlatmak için ABD ve uluslararası toplumun siyasi çabalarını baltalayacağı, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit edeceği ve geniş uluslararası fikir birliğinin sağladığı iki devletli çözümün gerçekleştirilme şansını doğrudan olumsuz etkileyeceği konusunda uyardı.


Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu Nuri el-Maliki'nin başbakanlık adaylığını onayladı

Dün Bağdat banliyösünde bir sokakta Ramazan etkinliği (AFP)
Dün Bağdat banliyösünde bir sokakta Ramazan etkinliği (AFP)
TT

Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu Nuri el-Maliki'nin başbakanlık adaylığını onayladı

Dün Bağdat banliyösünde bir sokakta Ramazan etkinliği (AFP)
Dün Bağdat banliyösünde bir sokakta Ramazan etkinliği (AFP)

Irak'taki (Şii) Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu, dün gece, ABD’nin Nuri el-Maliki’nin adaylığına karşı olmasına rağmen Maliki'yi bir sonraki hükümeti kurmak üzere aday gösterip göstermeyeceğine ya da bu görev için başka birini aday olarak belirleyip belirlemeyeceğine karar vermek üzere nihai tutumunu belirleyecekti. Bu konuda farklı görüşler varken, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin adı gündeme geldi.

Bu gelişmeye, ABD'nin Irak’taki siyasi güçlere hükümet kurmaları için verdiği sürenin cuma günü dolması eşlik etti.

Irak’taki silahlı gruplardan bazıları dün, Irak Direniş Grupları Koordinasyonu aracılığıyla, ABD'nin Irak'ın siyasi işlerine müdahalesini kınayan bir bildiri yayınladı.

Irak Direniş Grupları Koordinasyonu tarafından yapılan açıklamada “Washington, Irak'ın iç işlerine müdahale etmeye devam ediyor. Hatta Amerikan iradesinin kriterlerine göre hangi siyasi isimlerin hükümet görevlerinde yer alabileceğini ve hangilerinin dışlanacağını belirliyor” ifadeleri yer aldı.