Hamas, saldırısını kripto parayla mı finanse etti?

Finans sistemindeki boşluklar, Washington'ın ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırdığı gruplara kripto para transferlerine olanak sağlıyor

Shutterstock
Shutterstock
TT

Hamas, saldırısını kripto parayla mı finanse etti?

Shutterstock
Shutterstock

Abdurrahman Eyas

Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail'in askeri üslerini ve sivil bölgelerini hedef aldı. Buna karşın İsrail, Hamas’ın mevzilerinin bulunduğu Gazze Şeridi'ne yönelik acımasız bombardımanlar düzenledi. Saldırılardan dört gün sonra, yani geçtiğimiz çarşamba günü İsrail, İsrail Polisi'ne bağlı siber birim Lahav 433’ün Hamas'a ait kripto para hesaplarını dondurduğunu duyurdu.

İsrail'de yayın yapan Times of Israel gazetesine göre, İsrail Polisi’nden yapılan açıklamada, Hamas Hareketi’nin, 7 Ekim’de İsrail'in askeri üslerini ve sivil bölgelerini hedef alan, İsrail'in ise buna Hamas’ın mevzilerinin bulunduğu Gazze Şeridi'ne yönelik acımasız bombardımanlarla misillemede bulunduğu saldırıları finanse etmek için, söz konusu dondurulan kripto para hesaplarını kullandığı belirtildi.

Açıklamaya göre, ismi ‘bıçak’ anlamına gelen, 2008 yılında kurulan ve ABD Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) İsrail versiyonu olarak kabul edilen siber birim 433 Lahav, İsrail Savunma Bakanlığı, İsrail İç Güvenlik Servisi (Şin Bet) ve diğer yerel istihbarat teşkilatlarıyla iş birliği yaparak, Hamas ve müttefiki olan diğer silahlı grupların kendilerini kripto paralarla finanse etmek için kullandıkları kanalları kapatmaya çalışıyor. Açıklamada, Lahav 433 biriminin, Hamas’ın kripto para hesaplarını kapatmak için kripto para borsası Binance ile iş birliği yaptığı aktarıldı. Açıklamaya göre Lahav 433, İngiltere merkezli Barclays Bank ile iş birliği yaparak bankadaki bir hesabın da dondurulmasını sağladı.

Hamas’ın kripto para cüzdanlarının dondurulduğu haberi, ABD ve İsrail'in, Hamas ve müttefikleri olan İslami Cihad Hareketi ile Hizbullah'a yabancı para birimi akışını kesmeye yönelik, uzun süredir devam eden çabalarının bir sonucu olarak görüldü.

Shutterstock
Shutterstock

ABD merkezli The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin İsrail hükümetinin verilerinin yanı sıra ilgili blockchain (blok zinciri) hareketleri ve blockchain grupları analistlerinin raporlarına dayandırdığına göre, Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Hizbullah, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik ani saldırısı öncesine kadar yıl boyunca kripto para transferleriyle ‘büyük paralar’ elde etti.

Paranın miktarını kestirmesi güç

Gazeteye göre, İslami Cihad Hareketi’nin bu yolla edindiği paranın yaklaşık 93 milyon dolar, Hamas'ın ise yaklaşık 41 milyon dolar aldığı tahmin ediliyor. İslami Cihad Hareketi, 7 Ekim’den bu yana Hamas'la birlikte hareket ederken Hizbullah, zaman zaman Lübnan'ın güney sınırında İsrail güçleriyle çatışıyor.

Hizbullah'ın kripto para cinsinden ne kadar para aldığını belirtmeyen gazete, İslami Cihad Hareketi’nin 2021 yılından bu yana, Hizbullah’a 12 milyon dolar değerinde kripto para aktardığını belirtmekle yetindi.

Associated Press (AP) haber ajansı, geçtiğimiz haziran ayında, İsrail hükümetinin İstihbarat ve Özel Harekâtlar Enstitüsü (Mossad), Askeri İstihbarat Dairesi, İsrail Polisi ve diğer teşkilatların katılımıyla düzenlediği operasyonla, Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurtdışı kolu Kudüs Gücü'nden para akışı sağlanan hesaplardan ‘milyonlarca dolar’ değerinde kripto para birimlerine el konulduğunun açıkladığını bildirmişti.

WSJ: Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Hizbullah, Hamas’ın 7 Ekim’de İsrail’e yönelik ani saldırısı öncesine kadar yıl boyunca kripto para transferleriyle ‘büyük paralar’ elde etti.

WSJ’ye konuşan kripto para uzmanları, İsrail'in Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Hizbullah’a ait el koyduğu paranın, buzdağının sadece görünen kısmı olabileceğini söyledi. Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı Aksa Tufanı saldırısını finanse etmek için kullanılan para miktarının belli olmadığını vurgulayan gazeteye göre İsrail Polisi, Hamas, İslami Cihad Hareketi ve Hizbullah’ın sosyal medya aracılığıyla kripto para bağışı talep ettiğini teyit etti. ABD Hazine Bakanlığı tarafından geçtiğimiz yıl yayınlanan ve ‘finans sistemindeki boşlukların’ Washington'ın ‘terör örgütü’ olarak sınıflandırdığı gruplara kripto para transferlerine olanak sağladığı belirtilen raporda, geçtiğimiz yıllarda El Kaide ve DEAŞ’ın da bu tür para transferlerinden yararlandığına işaret edildi.

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebeliye semtinde İsrail bombardımanlarının neden olduğu büyük yıkım (Reuters)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cebeliye semtinde İsrail bombardımanlarının neden olduğu büyük yıkım (Reuters)

ABD Adalet Bakanlığı, dünyanın en büyük kripto para borsası Binance’ın kara para aklamayla mücadeleye yönelik önlemlerini araştırıyor. Binance’ın sözcüsü gazeteye yaptığı açıklamada, Binance ekibinin, ABD ve İsrail'in, Hamas, İslami Cihad, Hizbullah ve diğer gruplara giden kripto paralara el koymak için gösterdiği çabaları desteklemek amacıyla, eş zamanlı olarak ve 24 saat çalıştığını söyledi. Hamas’ın fonlarını araştıran analistler, Hamas’ın, Mısır’dan Gazze’ye kripto para birimi cinsinden fon akışı sağladığına dikkati çekti. ABD’li yetkililer, İran’ın Hamas’ın ana finansörü olmaya devam ettiğini ve yılda yaklaşık 100 milyon dolar sağladığını tahmin ediyor.

Binance’dan bir sözcü, Binance ekibinin, ABD ve İsrail'in Hamas, İslami Cihad, Hizbullah ve diğer gruplara giden kripto paralara el koymak için gösterdiği çabaları desteklemek amacıyla, eş zamanlı olarak ve 24 saat çalıştığını söyledi.

Faaliyetlerini finanse etmek için kripto paraları kullandığını gizlemeyen Hamas, bu konuda ilk kez 2019 yılında bir açıklama yapmıştı. Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, sosyal ağ uygulaması Telegram’daki bir hesabı kullanarak, kripto para ile bağış talebinde bulundu. Hatta kripto para cüzdanının adresini bile bu hesaptan paylaştı. Kassam Tugayları’nın söz konusu kripto para cüzdanı aracılığıyla, o yıl 30 bin dolar elde ettiği tahmin ediliyor.

Hamas Hareketi kısa süre sonra, ABD’li araştırmacıların fon kaynaklarını ilgili blockchain grupları aracılığıyla takip etmesinden sonra, bağışçıları korumak amacıyla kripto para cüzdanı adresini geri çekti. Hamas, bir açıklama yaparak, bağışçıların güvenliği için kripto parayla bağış almayı bırakacağını duyurdu.

Hindistan'dan Kassam Tugayları’nın kripto para cüzdanına fon akışı

Öte yandan Hindistan'dan Kassam Tugayları’nın kripto para cüzdanına fon akışı olduğu ortaya çıktı. Hindistan merkezli Business Today dergisine göre, Hindistan tarafından ülkedeki bir kripto para birimi cüzdanının karıştığı bir dolandırıcılık vakasına ilişkin başlatılan resmi soruşturma, söz konusu cüzdandan bazıları ABD, bazıları Mısır’ın Giza şehri, bazıları ise Batı Şeria’nın Ramallah şehrinde Kassam Tugayları’na ait kripto para cüzdanı adreslerine, yaklaşık üç milyon rupinin (yaklaşık 36 bin dolar) yasadışı olarak transfer edildiğini ortaya çıkardığını bildirdi. Business Today, Hindistan’daki bir kripto para cüzdanından yapılan transferin, Kassam Tugayları’na ait kripto para cüzdanına geçmeden önce, birkaç cüzdan arasında aktarıldığını açıkladı. Hindistan’ın ilgili birimleri tarafından yürütülen soruşturma, İsrail’deki Terörün Finansmanıyla Mücadele Ulusal Ofisi tarafından yürütülen bir başka soruşturmayla kesiştiğini aktarıldı. Business Today, Terörün Finansmanıyla Mücadele Ulusal Ofisi tarafından takip edilen kripto para cüzdanı sayısını ise belirtmedi.

Kripto para uzmanları, savaştan korktukları kadar kripto para birimleri piyasasının ABD ve İsrail’de yürütülen soruşturmalardan etkilenmesinden korkmuyor. Kripto para piyasasıyla ilgili haberlerin yer aldığı 'CoinDesk’ adlı internet sitesi, uzmanlara göre, Gazze savaşının yansımalarının Bitcoin gibi daha riskli kripto para birimleri üzerinde baskı oluşturduğunu aktardı.

WSJ, Hizbullah'ın kripto para cinsinden ne kadar para aldığını belirtmezken İslami Cihad Hareketi’nin 2021 yılından bu yana Hizbullah’a 12 milyon dolar değerinde kripto para aktardığını bildirdi.

Uzmanlar, petrol zengini Ortadoğu'da savaşın patlak vermesinin yatırımcıları, özellikle de paralarını kripto para birimlerine yatıranları endişelendirdiğine işaret etti. Petrol fiyatlarının yanı sıra yatırımlar için güvenli bir liman olarak görülen altının ons fiyatında da son dönemde hafif de olsa (yüzde 1) bir yükseliş yaşandığına dikkat çeken uzmanlar, buna hisse senedi fiyatlarındaki düşüşün eşlik ettiğini kaydetti. Kripto para birimi kurlarındaki dalgalanmaya da işaret eden uzmanlar, ancak genel eğilimin düşüş yönünde olduğunun altını çizdi.

Kripto para birimleri, geleneksel para birimlerine yönelik denetimlerden hala uzak olsa da kripto para birimlerine de kademeli olarak denetimler getirildiği biliniyor. Ancak bu eğilimin, İsrail'in ve bir dereceye kadar ABD’nin Hamas, İslami Cihad ve Hizbullah'ı artık birçok satıcının ödeme yöntemi olarak kabul ettiği kripto para birimleriyle kendilerini finanse etmelerini önleme politikası sayesinde güçlenmesi pek olası görünmüyor. Bu durum, kripto para birimleriyle yapılan ticaretin sınırlandırılması ya da ticaretin sadece merkez bankalarının himaye ettiği geleneksel para birimleriyle yapılması gibi kurallar getirilmesine yol açabilir.



Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
TT

Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)

Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkiler, silahlı gruplara destek verilmesi ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlenmesi yönündeki karşılıklı suçlamaların ardından benzeri görülmemiş bir gerilim sürecine girdi. Ortak sınır hattında yaşanan askeri hareketlilik ise krizin bölgesel çapta açık bir çatışmaya dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Bu gerilim, Sudan’ın, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süren savaş nedeniyle son derece karmaşık bir iç krizden geçtiği dönemde yaşanıyor. Söz konusu durum, Hartum yönetiminin yeni bir dış krizle başa çıkma kapasitesine ilişkin soru işaretlerini gündeme getirirken, karşılıklı suçlamaların siyasi ve güvenlik boyutunda mı kalacağı yoksa doğrudan askeri çatışmaya mı dönüşeceği tartışılıyor.

Gözler, Afrika Boynuzu uzmanı Cameron Hudson’ın değerlendirmelerine çevrilmiş durumda. Hudson, Sudan ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkilerin kötüleştiğine ve Hartum’un ortak sınır yakınında askeri güç yığınağı yaptığına dikkat çekti. Bu değerlendirme, Sudan ordusunun birkaç gün önce Addis Ababa yönetimini Sudan’a yönelik düşmanca faaliyetlere karışmakla suçlamasının ardından geldi. Sudan ordusu ayrıca, Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’nın, HDK’ye ait İHA’ların kalkış noktası olarak kullanılmasına izin verildiğini öne sürdü.

Hudson, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Sudan’ın ‘Etiyopya ile diplomatik ilişkilerini kestiğini ve sınır bölgesine yeni askeri birlikler sevk ettiğini’ öne sürdü. Hudson, iki ülke arasındaki tarihsel gerilimin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Sudan’ın 2023’ten bu yana devam eden iç savaş nedeniyle son derece hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çekti. Sudan tarafından diplomatik ilişkilerin tamamen kesildiğine dair resmî bir açıklama yapılmamış olsa da Hartum yönetimi Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı. Bu adım, Sudan ordusunun Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE), Hartum Havalimanı ve diğer noktaları hedef alan İHA saldırılarına karışmakla suçlamasının ardından geldi.

Sudan ordusu geçen hafta yaptığı açıklamada, son saldırıların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan başlatıldığını öne sürerken, Addis Ababa yönetimi bu suçlamaları kesin bir dille reddederek ‘hiçbir temele dayanmadığını’ savundu.

Bu gelişmeler, Reuters tarafından aylar önce yayımlanan bir araştırma dosyasının ardından gündeme geldi. Söz konusu haberde, Etiyopya’nın Sudan sınırındaki Benishangul-Gumuz bölgesinde, HDK mensubu binlerce savaşçının eğitildiği gizli bir kamp bulunduğu iddia edilmişti. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bu bilgiler saha kaynakları ve uydu görüntülerinden elde edildi.

Haberde ayrıca bu kampın, Sudan’daki savaşın bölgesel boyuta taşındığının göstergesi olduğu değerlendirmesi yapılırken, Etiyopya makamları konuya ilişkin resmî bir açıklama yapmadı. Aynı bağlamda, Yale Üniversitesi bünyesindeki İnsani Araştırmalar Laboratuvarı tarafından yayımlanan bir raporda da,geçtiğimiz nisan ayında Asosa kentindeki bir askeri üste HDK lehine Etiyopya kaynaklı askeri destek işaretlerinin tespit edildiği belirtildi.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)

Etiyopya ise suçlamalara karşılık vererek, Sudan’ın Tigray bölgesindeki hükümet karşıtı grupları desteklediğini ve Etiyopya’nın toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini öne sürdü. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı ayrıca Hartum yönetimini, HDK ile yürütülen savaşta bazı Tigraylı isyancıları kullanmakla suçladı. Bakanlık, iki ülke arasındaki ilişkileri koruma amacıyla bu iddiaları daha önce kamuoyuna açıklamaktan kaçındığını belirtti.

Mevcut gerilim, iki ülke arasında uzun yıllardır süregelen karşılıklı güvensizlik ve örtülü çatışma geçmişine dayanıyor. Etiyopya, farklı dönemlerde Sudanlı muhalif gruplara ev sahipliği yaparken, özellikle Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideri John Garang ile Sudanlı taraflar arasındaki arabuluculuk süreçlerinde de siyasi rol üstlendi. Sudan’daki mevcut savaşın başlamasının ardından Addis Ababa yönetimi, Korgeneral Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki HDK heyetini ağırlarken, eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk öncülüğündeki Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) da dahil olmak üzere Sudanlı sivil muhalif grupların toplantılarına ev sahipliği yaptı.

Öte yandan Sudan da geçmişte Etiyopya’nın iç çatışmalarında etkili roller üstlendi. Sudanlı İslamcı lider Hasan et-Turabi, geçmişte verdiği röportajlarda Etiyopyalı isyancıların Addis Ababa’ya Etiyopyalılar tarafından kullanılan Sudan tanklarıyla girdiklerini söylemişti. Sudan Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı el-Fatih Urve ise 1991 yılında Mengistu Haile Mariam rejiminin devrilmesinin ardından, Etiyopya eski Devlet Başkanı Meles Zenawi’yi Hartum’dan Addis Ababa’ya taşıyan uçağı kendisinin kullandığını açıklamıştı.

Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler, 1995 yılında dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e yönelik Addis Ababa’daki suikast girişiminin ardından ciddi bir gerilim sürecine girdi. Mübarek, o dönemde Afrika Birliği (AfB) zirvesine katılmak üzere Etiyopya’da bulunuyordu. Etiyopya ve Mısır, Sudan eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir yönetimini ve Ulusal İslam Cephesi hareketini saldırıya karışmakla suçlamış, Hartum yönetimi ise bu iddiaları reddetmişti. İki ülke arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri de Sudan’ın doğusundaki el-Faşka sınır bölgesi olmaya devam etti. Sudan ordusu, 2020 yılının sonunda bölgede yeniden konuşlanarak uzun yıllardır Etiyopyalı grupların kontrolünde bulunan bazı alanları geri aldı. Addis Ababa yönetimi ise bu hamleyi, Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki savaşla meşgul olmasının fırsata çevrilmesi olarak değerlendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)

Mevcut gerilim ortamında temel sorulardan biri, karşılıklı suçlamaların doğrudan bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği olarak öne çıkıyor. Askeri uzmanlar, taraflar açısından siyasi, askeri ve ekonomik maliyetlerin yüksek olması nedeniyle kapsamlı bir savaş ihtimalinin halen sınırlı olduğu görüşünde birleşiyor. Uzmanlara göre Sudan ordusu zaten Nisan 2023’ten bu yana HDK ile geniş çaplı bir savaş yürütürken, Etiyopya da çeşitli bölgelerde iç karışıklıklar ve karmaşık güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Sudanlı askeri uzman Dr. Cemal eş-Şehid, Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimin artık geleneksel diplomatik anlaşmazlıkların ötesine geçtiğini, stratejik mesajlar ve güvenlik baskılarının karşılıklı olarak verildiği bir aşamaya ulaştığını söyledi. Ancak eş-Şehid, mevcut koşullarda taraflar arasında kapsamlı bir askeri çatışma çıkmasını düşük ihtimal olarak değerlendirdi. Gerilimin özellikle el-Faşka bölgesi, Nahda (Hedasi) Barajı ve silahlı gruplara destek verildiği yönündeki karşılıklı suçlamalar nedeniyle sınırlı sınır çatışmalarına dönüşebileceğini belirten eş-Şehid, Sudan’ın şu anda önceliğinin iç savaşı sonuçlandırmak ve ülke içinde istikrarı yeniden sağlamak olduğunu, bu nedenle dış cephede bir savaşın son derece maliyetli olacağını ifade etti.

Öte yandan emekli pilot yarbay et-Tayyib el-Malekabi, mevcut gerilimin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadığını ve bölgesel bir çatışmanın yaklaşmakta olduğuna işaret edebileceğini savundu. Bununla birlikte el-Malekabi, Sudan ordusunun Etiyopya ile açık bir savaşa girecek düzeyde fiili askeri hazırlığa sahip olmadığını düşündüğünü söyledi. El-Malekabi ayrıca dış tehdit söyleminin, iç savaşın yarattığı baskıları hafifletmeye yönelik bir araç olarak da kullanılıyor olabileceğini dile getirdi.

Diplomatik gerilim, askeri hareketlilik, sınır anlaşmazlıkları ve karşılıklı müdahale suçlamalarının gölgesinde, Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin son derece hassas bir sınavdan geçtiği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre güvenlik kırılganlığının ve çok katmanlı çatışmaların hâkim olduğu Afrika Boynuzu’nda olası bir doğrudan çatışma, yalnızca iki ülke için değil, bölgenin tamamının istikrarı açısından yeni bir tehdit oluşturabilir.


El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya
TT

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

Ali el-Zeydi başkanlığında kurulması planlanan yeni Irak hükümeti, güvenoyu sınavıyla karşı karşıya bulunuyor. Irak Parlamento Başkanlığı’nın bugün kabine oylaması için tarih belirlemesiyle birlikte, bakanlıkların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar sürerken, sürpriz bir gelişme yaşanmaması hâlinde hükümet listesinin parça parça olarak oylanabileceği belirtiliyor.

Parlamento Başkanlığı Basın Dairesi, oturum gündeminde hükümet programı ile Zeydi kabinesinin oylanmasının yer aldığını açıkladı. Bu durum, özellikle Koordinasyon Çerçevesi içindeki görüş ayrılıkları devam etse de siyasi güçlerin hükümete güvenoyu verme yönünde ilerlediğine işaret ediyor.

Siyasi bloklar, bakanlıklar ve başbakan yardımcıları konusundaki müzakerelerini dün akşam saatlerine kadar sürdürdü. Taraflar üzerinde, olası bir siyasi boşluk ya da gerilimi önlemek amacıyla hükümetin bayram tatilinden önce kurulması yönünde baskı olduğu ifade edildi.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, milletvekillerinin büyük bölümünün adayların özgeçmişlerini henüz incelemediğini belirtti. Bunun yanında, bakanlık kotalarının paylaşımı, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması meselesi ve Zeydi’yi destekleyen siyasi güçlerin silahlı gruplarla ilişkisi konularındaki anlaşmazlıkların da sürdüğü kaydedildi.

Sızan bilgilere göre eğitim, sanayi, savunma ve dışişleri bakanlıklarını kapsayan dağılım üzerinde uzlaşmaya yaklaşılırken, Zeydi “ekonomik ve kalkınma öncelikli yeni bir hükümet kurmaya çalıştığını” söyledi.


Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
TT

Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)

Minni Arko Minawi, Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur Bölge Valisi olarak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Sudan’da “en büyük suçları” işlediğini ve ülkenin savaşın ağırlığı altında çöktüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, güçlerinin silaha “zorunlu olarak” sarıldığını belirten Minawi, Sudan ordusunun yanında yer almalarını ise “Sudan halkını, tarihini ve topraklarını hedef alan saldırıların dayattığı bir zorunluluk” olarak nitelendirdi.

İnsani trajedi derinleşirken, yerinden edilme ve yıkımın boyutu da giderek artıyor. Minawi, bu ortamda herhangi bir “başarıdan” söz etmenin gerçeklikten uzak olduğunu kabul ederek, savaşın can kayıplarından ekonomik kaynaklara kadar her şeyi tükettiğini vurguladı.

Darfur’daki yerinden edilmiş sivillerin kamplarındaki durumu “felaket” olarak nitelendiren Minawi, özellikle eğitim, sağlık ve kamu hizmetleri başta olmak üzere temel hizmetlerin neredeyse tamamen çöktüğünü ifade etti. Ayrıca sivillerin geniş çaplı yağma ve yoksullaştırma operasyonlarına maruz kaldığını söyledi.

Tahminlere göre çatışmalarda on binlerce kişi hayatını kaybederken, Sudan içinde ve dışında 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi.