Gazze’nin işgali: İhtimaller ve sorular…

İsrail’in 23 Ekim’de düzenlediği saldırı Gazze’de büyük bir yıkıma neden oldu. (EPA)
İsrail’in 23 Ekim’de düzenlediği saldırı Gazze’de büyük bir yıkıma neden oldu. (EPA)
TT

Gazze’nin işgali: İhtimaller ve sorular…

İsrail’in 23 Ekim’de düzenlediği saldırı Gazze’de büyük bir yıkıma neden oldu. (EPA)
İsrail’in 23 Ekim’de düzenlediği saldırı Gazze’de büyük bir yıkıma neden oldu. (EPA)

Halid Hamade

İsrail Gazze'yi yok etmeye, uluslararası insan hakları hukukunu ve savaş yasalarını ihlal etmeye ve büyük savaşa hazırlık için güçlerini seferber etmeye devam ediyor.  Uluslararası toplumun İsrail'i ateşi kesmeye zorlaması mümkün olmadığından bu savaşın nelere yol açacağına dair sorular cevaplanmayı bekliyor…

Kahire’de 21 Ekim’de düzenlenen ve ABD Başkanı Joe Biden, Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Birleşik Krallık Başbakanı Rishi Sunak ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’ın katılmadığı Barış Zirvesi’nde yaşananlara değinmek lazım.

Arap gruplar ile Avrupalı yetkililer arasında ‘İsrail’in kendini savunma hakkı’ ve ‘Hamas hareketini açıkça kınama’ konusunda yaşanan anlaşmazlık sebebiyle, zirve sonuç bildirisini yayınlayamadı. Cumhurbaşkanlığı açıklamasında da belirtildiği üzere Mısır, ‘katılımcıların, son on yıllarda Filistin meselesine yönelik uluslararası yaklaşım tarzının yeniden değerlendirilmesinin önemi konusunda hemfikir oldukları küresel bir barış çağrısı başlatmasını’ istedi. Böylece mevcut krizden yakın ve öngörülebilir vadede, Haziran 1967 sınırlarında ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletinin kurulmasına zemin hazırlayan gerçek ve ciddi barış sürecinin yolunu açacak yeni bir siyasi irade ve ruhla çıkılabilsin...  

“İsrail ile Hamas’ın 17 yıl boyunca pekiştirdiği istikrarsız birliktelik (kanlı gerginlik devreleri ve ardından Gazze halkının çalışıp İsrail’e mal ihraç edebildiği ekonomik barış dönemleri) hiç şüphe yok ki yaklaşan yangından sağ çıkamayacak.”

Batı’nın zirvede Mısır’ınkinden farklı tutumu, ABD’nin zirve sona erdikten birkaç saat sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) önerdiği karar tasarısı yoluyla ABD tarafından kısa sürede hayata geçirildi. ABD’nin ateşkes ya da savaşın durdurulması için herhangi bir çağrı içermeyen tasarısının detayları, ABD’nin farklı bir yaklaşıma sahip olduğunu teyit ediyor. Üstelik bu yaklaşım, sadece Gazze’de büyüyen kriz ya da bütünüyle Filistin meselesi değil, aynı zamanda ABD’nin Ortadoğu’da çatışma kuralları denebilecek şey söz konusu olduğunda da farklılaşıyor. Şöyle ki:

A- ABD’nin tasarısı, İsrail’in nefsi müdafaa hakkını vurguluyor.

B- İran’dan Hamas da dahil olmak üzere bölgenin dört bir yanında barışı ve güvenliği tehdit eden milislere ve terörist gruplara silah ihracatını durdurmasını talep ediyor.

C- Tüm ülkeleri ‘Gazze’de şiddet alanının genişlemesini ya da bölgenin diğer noktalarına sıçramasını engellemeye ve bunu da Hizbullah ve diğer silahlı gruplardan tüm saldırıları hemen durdurmalarını talep ederek yapmaya’ çağırıyor.

D- Kendilerini kurtarmaya çalışanların da aralarında bulunduğu sivillerin korunması için çağrı yapıyor ve ülkelerin ‘terör saldırılarına’ karşılık verirken uluslararası hukuka bağlı kalmaları gerektiğine dikkat çekiyor.

E- Gazze Şeridi’ne yönelik yardımların ‘sürekli, yeterli ve engelsiz’ girmesi için çağrıda bulunuyor.

ABD’nin bu karar tasarısının yayınlandığı sırada ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD güçlerine yönelik son saldırılara karşılık olarak Ortadoğu’ya (sayısını belirtmediği) askerî birliklerin yanı sıra Gerald Ford ve Dwight Eisenhower adlı iki uçak gemisine eklenmek üzere THAAD tipi hava savunma sistemi ve daha fazla Patriot hava savunma füze sistemi göndereceğini duyurdu.  Bunların önümüzdeki iki hafta içinde bölgeye ulaşması bekleniyor. Şam ve Halep havalimanlarının 22 Ekim Pazar sabahı bombalanıp, bir hafta içinde İsrail uçakları tarafından ikinci kez hizmet dışı bırakılmaları da ABD’nin bölgedeki milislere silah gönderimini durdurma hamlesi bağlamında değerlendirilebilir.

Fotoğraf Altı: Gazze sınırı yakınlarındaki İsrail tankları ve askerleri. (EPA)
Gazze sınırı yakınlarındaki İsrail tankları ve askerleri. (EPA)

ABD’nin bu yoğun saha eylemleri, Washington’ın karar tasarısıyla, özellikle de ülkelere yaptığı ‘savaş alanının genişlemesini önleme ve Hizbullah ile diğer silahlı gruplardan tüm saldırıları hemen durdurmalarını ve İran’dan da silah ihracatını kesmesini talep etme’ çağrısına ilişkin iki maddeyle tutarlı. Bu aynı zamanda Başkan Biden ile Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın bölgeye yaptıkları ziyaret esnasında benimsedikleri tutumlarla da örtüşüyor. Bu tutumlarda bölge ve ortaklar için güvenliğin yeniden tanımlandığını ve ABD ile bölgedeki ortakları arasındaki tek anlaşmazlığın, Gazzeli savaşçıları Gazze Şeridi’nden halkı daha fazla ölüme ve yıkıma maruz bırakmadan çıkarma yöntemi konusunda yaşandığını görüyoruz.

Tüm bunlar ortadayken şu sorular ortaya çıkıyor: Gazze nereye gidiyor? Olası senaryolar neler?

İsrail ile Hamas’ın 17 yıl boyunca pekiştirdiği istikrarsız birliktelik (kanlı gerginlik devreleri ve ardından Gazze halkının çalışıp İsrail’e mal ihraç edebildiği ekonomik barış dönemleri) hiç şüphe yok ki yaklaşan yangından sağ çıkamayacak. Aksa Tufanı operasyonu mevcut statükoyu sona erdirdi. Yeni durumun nasıl olacağını öngörmek için de henüz erken. Bu bağlamda İsrail eski Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Chuck Freilich, “Böyle bir şeye daha önce şahit olmadık. Bu, Hamas’la yeni bir turdan ibaret değil” diyor.

Aralarında 300’den fazla askerin de bulunduğu bin 400 İsraillinin ölümüyle sonuçlanan Gazze Aksa Tufanı operasyonunun sebep olduğu şok, eski varsayımları alt üst ederek, önceden imkânsız görünen şu senaryoları geçerli hale getirdi: İsrail’in en azından geçici olarak Gazze’yi yeniden işgal etmesi, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ne geri dönmesi, uluslararası barışı koruma güçleri, Gazze Şeridi’ni yöneten silahsızlandırılmış Hamas. Bununla birlikte bu senaryolar henüz tartışma dairesinin dışında. İsrail’in ufukta beliren savaş için ilan ettiği hedef, ABD ile başkalarının terörist grup olarak sınıflandırdığı Hamas’ın tek seferde ve sonsuza dek işini bitirmek. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bir televizyon konuşmasında İsraillilere şu sözü verdi: “Hamas’ı ezip yok edeceğiz.”

“İsrail halkının çoğunluğunun Gazze’yi yıkma hedefinin arkasında güçlü bir şekilde durduğu doğru. Ancak önceki savaşlar, öngörülen kara savaşının uzaması ve çok sayıda ölüyle sonuçlanması halinde kamusal eğilimin değişebildiğini ve uluslararası desteğin azalabildiğini gösteriyor.”

Peki, Hamas’ı ezmek ne demek? DEAŞ gibi Hamas da bir ideolojidir ve bir fikri ezmek zordur. Sonra İsrail, Hamas’ın Gazze’deki tüm liderlerini öldürse ve tüm tünelleri yerle bir etse bile örgütü ‘yok etmek’ mümkün olmayabilir. Zira Hamas’ın Gazze dışında ve bölge ülkelerinin birçoğuyla Batı Şeria’da varlık gösteren liderleri ve eylemcileri var. Sadece Gazze’de değil, başka yer ve bölgelerde de Hamas destekçilerine rastlamak mümkün.

Diğer yandan İsrail halkının çoğunluğunun bu Gazze’yi yıkma hedefinin arkasında yaygın ve güçlü bir şekilde durduğu doğru. Ancak önceki savaşlar, öngörülen kara savaşının uzaması ve çok sayıda ölüyle sonuçlanması halinde kamusal eğilimin değişebildiğini ve de uluslararası desteğin azalabildiğini gösteriyor.

İsrail savaş için üç aşama belirliyor… Hamas’ın yenilgisinin ardından yeni bir ‘güvenlik sistemi’

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’dan aktardığına göre İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant, halihazırda İsrail’in, çatışmanın sona ermesi için öngörülen üç aşamadan ilki olan hava saldırıları aşamasında olduğunu, bunun ardından Hamas hareketini yok etmek için kara manevralarnın geleceğini ve üçüncü aşamada da Gazze Şeridi’nde yeni bir ‘güvenlik gerçekliği’ olacağını söylüyor.

Galant, Knesset’teki Dışişleri ve Savunma Komisyonu toplantısında komisyon üyelerine şöyle dedi:

“Hava saldırılarını içeren bir askerî operasyonun yürütüldüğü birinci aşamadayız. Sonra eylemcileri ortadan kaldırmak ve altyapıyı yıkmak üzere bir kara manevrası gelecek. İkinci aşamada savaşmaya devam edeceğiz ama daha az yoğunlukla. Bu aşamada güçler, ‘Direnişin cephelerini ortadan kaldırmaya’ çalışacak. Üçüncü adımda ise Gazze Şeridi’nde, İsrail’in buradaki günlük hayattan hiçbir şekilde sorumlu olmadığı yeni bir güvenlik sistemi ve İsrail vatandaşları, yani Gazze etrafındaki bölge sakinleri ile İsrail için yeni bir güvenlik gerçekliği inşa edilecek.”

Fotoğraf Altı: Gazze, İsrail’in 23 Ekim’deki saldırında dumanla kaplandı. (AFP)
Gazze, İsrail’in 23 Ekim’deki saldırında dumanla kaplandı. (AFP)

Haaretz gazetesinde uzun bir süredir istihbarat alanında köşe yazarlığı yapan Yossi Melman’a göre Hamas hareketinin siyasi kanadının Gazze Şeridi’ni yönetmeye devam ettiği senaryo, epey uzak ihtimal olmakla birlikte imkânsız da değil. Yetkililer bu senaryoyu aslında Netanyahu’nun Filistin halkının Hamas ile Batı Şeria’yı yöneten Filistin Yönetimi arasında bölünmeye devam etmesi şeklindeki stratejik önceliğini destekleyecek olmasından ötürü muhtemel görüyor. Melman ise şöyle diyor:

“Bu, İsrail için hep hayal edilen senaryoydu: Hamas silahsızlandırılarak iktidarda tutulur.”

Galant’ın planı uygulanabilir görünüyor mu?

The Times of Israel gazetesi, 20 Ekim 2023’teki haberinde şu ifadelere yer verdi:

“Son günlerde Gazze Şeridi’ni uzun bir yeniden işgal sürecine girmekten nasıl kaçınılacağı konusunda net bir strateji belirlemesi ve Gazze’den Gazze Şeridi’nin Hamas hareketi tarafından yönetilmeyeceğini temin ederek çıkılması için hükümete yönelik baskıların arttığına tanık oluyoruz. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi de özellikle çıkış stratejisini belirlemesi için İsrail’e baskı yapıyor. Netanyahu ve yakın çevresi ise ABD’li mevkidaşlarına, İsrail’in böyle bir strateji geliştirmediğini, daha ziyade Hamas’ı Gazze’deki iktidardan uzaklaştırma hedefine odaklandığını belirtti.”

Geçtiğimiz hafta (18 Ekim) Biden, İsrail’i Gazze’ye süresiz olarak girmemesi konusunda uyararak, ABD’nin 11 Eylül Saldırıları sonrasında Taliban hareketini ortadan kaldırmak için 2001 yılında Afganistan’da başlattığı işgalinde yaşadıklarından ders çıkarması gerektiğine dikkat çekti. Biden, İsrail’in Hamas’a yönelik hamlesinin sivil kayıplar nedeniyle rayından çıkması ihtimalinden duyduğu rahatsızlığı ifade etmek için de savaş zamanında liderliğin, ‘hedefler konusunda net olmayı ve izlenen yolun bu hedeflere ulaştırıp ulaştırmayacağına dair dürüst bir değerlendirme yapmayı’ gerektirdiği yönünde uyarıda bulundu.

İsrail’e ilişkin sorular

Başbakan Netanyahu’nun açıklamalarına ve İsrail ordusunun hazırlıklarını tamamladığını duyurmasına rağmen Gazze işgal operasyonu, karar alımı için gerekli unsurları tamamlamış görünmüyor. Sahada başarı ihtimallerinin ötesine geçen kaygılar ve zorluklar söz konusu. İsrail’in Gazze’de kalma kabiliyetine ve Gazze işgalinin yansımalarına ne kadar dayanabileceğine dair pek çok soru gündeme geliyor. Bu çerçevede İstihbarat Bakanı Gila Gamliel de şöyle diyor:

“Hamas’ın yok edilmesinin ne kadar zaman alacağını bilmemiz gerek… Ondan sonra inanıyorum ki ertesi gün İsrail’le uluslararası bir anlaşma olacak… Ama şimdi tüm gücümüzü bu savaşta muzaffer olmaya adamalıyız.”

“Bazı analistlere göre bir uluslararası ya da Arap barış gücünün gönderilmesi, 1994 ile 2006 yılları arasında Gazze Şeridi’ni yöneten Filistin Yönetimi’nin nihai olarak geri dönüşü için seçeneklerden biri olabilir. Bu bakış açısı, Suudi Arabistan Krallığı’nın Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ne gelmesinde arabulucu rolü oynama yeteneğini dayanak alıyor.”

Güvenlik analistleri, bu savaşın çok daha uzun süreceğini tasavvur etmenin kolay olduğunu ve İsrail’in Gazze’ye geri dönmesinin de yaygın olarak pek mümkün görülmediğini söylüyor. Bununla birlikte Hamas’ın çıkışından doğacak boşluğu kimin dolduracağını ve bir yandan Hamas’ın kendini yenilemesini önlerken, diğer yandan yerle bir olmuş Gazze Şeridi’ni yeniden imar etmeye ne kadar yetenekli olduğunu da merak ediyorlar.

Bu çerçevede Tel Aviv’deki Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü’nün önde gelen araştırmacısı Kobi Michael şu değerlendirmede bulunuyor:

“İsrail, gerekenden fazla askerinin hayatını feda etmeye hazır değil. Vahşice olabilecek bir işgalden sonra yönetmek üzere Gazze’de kalmanın herhangi bir çekiciliği de olmaz. İsrail Gazze’yi işgal edip de iki milyon Filistinlinin hayatını idare etmeyecek.”

Bazı analistlere göre bir uluslararası ya da Arap barış gücünün gönderilmesi, 1994 ile 2006 yılları arasında Gazze Şeridi’ni yöneten Filistin Yönetimi’nin nihai olarak geri dönüşü için seçeneklerden biri olabilir. Bu bakış açısına dayanak olarak Suudi Arabistan Krallığı’nın Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ne gelmesi için arabulucu rolü oynama yeteneği alınıyor. Özellikle de Krallık, ABD aracılığıyla İsrail’le normalleşme görüşmeleri esnasında İsrail’le ikili herhangi bir anlaşmanın, Filistinlileri ilgilendiren hükümler içermesi gerektirdiğini, zayıflayan Filistin Yönetimi’ni güçlendirme tedbirlerinin de buna dahil olabileceğine işaret etmişken…

Sonuç olarak

Kara işgali İsrail için sadece saha macerası ve risk oranının artması açısından değil, aynı zamanda sınırlı başarı veya başarısızlık durumunda operasyon sonrası aşamayı idare etme becerisi açısından da başlı başına zorluk oluşturuyor. Bu anlamda iki devletli çözüm yoluyla şiddet dairesinin nihai olarak kapatılmasını ve Filistinlilerin haklarını garanti edecek diplomatik bir yol arayışı, ideal seçenek halini alıyor. Arap Körfez ülkelerinin, Mısır’ın ve diğer Arap hükümetlerin, oyunun sonunu bağlama konusunda İsrail’e destek olmaya hazır oluşları, Gazze savaşının bitiş şekline bağlı olabilir. Dünya Hamas’ın vahşetiyle sarsıldı belki. Ama onlar da 1948 yılında İsrail devleti kurulduğundan bu yana İsrail vahşetiyle yaşıyorlar. Gazze’de her gün yaşanan yıkıcı deneyim, sivil kayıplar ve çekilen insani sıkıntılar da uluslararası desteği ve Arap ülkelerinin sonuçları kabullenme eğilimini aşındıracak. Eski İsrail Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcı Freilich’in de dediği gibi:

“Şu an ABD’den ve Batılı ülkelerden güçlü bir destek görüyoruz. Ancak Gazze operasyonu çirkinleşince, halk desteği de değişecek ve zayıflayacak.”

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
TT

BM, İsrail’in Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin ‘etnik temizlik’ endişelerini artırdığı değerlendirmesinde bulundu

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin güneyinde yer alan Hagai yerleşim yeri yakınlarında İsrail buldozerleri tarafından yıkılan bir binanın enkazı üzerinde otururken göz yaşı döken Filistinli bir adam (AFP)

Birleşmiş Milletler (BM) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in yoğun saldırıları ve Filistinli sivillerin zorla yerinden edilmesi nedeniyle Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da ‘etnik temizlik’ yaşanabileceğine dair endişelerini dile getirdi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından yayımlanan raporda, “Yoğun saldırılar, mahallelerin sistematik biçimde tamamen yıkılması ve insani yardımların engellenmesi, Gazze Şeridi’nde kalıcı bir demografik değişim yaratmayı amaçlıyor gibi görünmektedir” ifadesine yer verildi.

Raporda ayrıca, “Kalıcı bir yerinden etmeyi hedeflediği izlenimi veren zorla tahliye uygulamalarıyla birlikte değerlendirildiğinde, bu durum, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da etnik temizlik konusunda ciddi endişelere yol açmaktadır” denildi.

BM’de üst düzey bir yetkili dün yaptığı açıklamada, İsrail’in idari olarak Filistin yönetimine bağlı olması öngörülen Batı Şeria bölgeleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya yönelik adımlarının ‘fiili ve kademeli bir ilhaka’ vardığı uyarısında bulundu. BM Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, Filistin meselesine ilişkin BM Güvenlik Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, “Sahadaki durumu istikrarlı biçimde değiştiren tek taraflı İsrail adımları nedeniyle Batı Şeria’nın fiili ve kademeli bir ilhakına tanıklık ediyoruz” dedi. Geçen haftadan bu yana İsrail, Batı Şeria’daki kontrolünü pekiştirmeye yönelik bir dizi kararı onayladı. Filistinliler, Oslo Anlaşmaları kapsamında Batı Şeria’da sınırlı bir özerk yönetime sahip bulunuyor.

DiCarlo, söz konusu adımların işgal altındaki Batı Şeria’da, El Halil gibi hassas bölgeler de dahil olmak üzere İsrail sivil otoritesinin tehlikeli biçimde genişlemesi anlamına geleceğini belirtti. DiCarlo, bu adımların bürokratik engellerin kaldırılması, arazi alımının kolaylaştırılması ve İsraillilere inşaat ruhsatı verilmesinin önünün açılması yoluyla yerleşimlerin genişlemesine zemin hazırlayabileceğini ifade etti.

Yeni düzenlemelerin, hâlihazırda Filistin yönetiminin idari yetki kullandığı Batı Şeria’nın bazı bölümleri üzerindeki İsrail kontrolünü daha da pekiştirmesi bekleniyor. Oslo Anlaşmaları uyarınca Batı Şeria, Filistin Yönetimi, karma yönetim ve İsrail yönetimi altındaki A, B ve C bölgelerine ayrılmıştı. Batı Şeria’nın, gelecekte kurulacak bir Filistin devletinin büyük bölümünü oluşturması öngörülürken, İsrail’deki aşırı sağ çevreler bölgeyi İsrail topraklarının bir parçası olarak görüyor.

Oslo Anlaşmaları’nın ilan edilen amacı, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açmaktı. BM nezdindeki 85 ülkenin misyonu ise salı günü yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü genişletmesini kınadı. Açıklamada, ‘İsrail’in Batı Şeria’daki yasa dışı varlığını genişletmeyi amaçlayan tek taraflı karar ve uygulamalar’ kınandı.


Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
TT

Şera, Suriyelilere karşı ihlallerde bulunanlar hariç, çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişilere af çıkardı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera (Reuters)

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera dün çeşitli suçlardan hüküm giymiş kişiler ile 70 yaşını aşmış mahkûmları kapsayan genel af kararı yayımladı. Ancak karar, Suriyelilere yönelik ihlallerde bulunanları kapsam dışı bırakıyor.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre söz konusu kararname, Aralık 2024’te Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından göreve gelen Şera’nın yayımladığı ilk af niteliğini taşıyor. Esed, görev süresi boyunca zaman zaman benzer af kararnameleri çıkarmıştı.

Suriye devlet televizyonunda yayımlanan kararnameye göre, ‘müebbet hapis cezası’ 20 yıla indiriliyor. Ayrıca kabahat ve ihlallerde verilen cezaların tamamı kaldırılıyor. Uyuşturucuyla Mücadele Kanunu, Suriye lirası dışında işlem yapılmasının yasaklanmasına ilişkin yasa ve devlet destekli malların kaçakçılığına dair kanunda yer alan bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da affediliyor.

Af kapsamında ayrıca Askerî Ceza Kanunu ve Bilişim Suçları Kanunu’nda düzenlenen bazı ağır suçlara ilişkin cezalar da kaldırılıyor.

Silah ve mühimmat yasasında yer alan suçlardan hüküm giyenler de kararın yayımlanmasından itibaren üç ay içinde silahlarını yetkili makamlara teslim etmeleri şartıyla cezalarının tamamından muaf tutulacak.

Kararname, ‘tedavisi mümkün olmayan ağır bir hastalığa’ sahip olanlar ile 70 yaşını doldurmuş hükümlülerin de, metinde belirtilen istisnalar dışında, cezalarının tamamından muaf tutulmasını öngörüyor.

Buna karşılık, ‘Suriye halkına karşı ağır ihlaller içeren suçlar’ ile İşkencenin Suç Sayılmasına Dair Kanun’da düzenlenen suçlar af kapsamı dışında bırakıldı.

Yeni yönetimin göreve gelmesinden bu yana, eski yönetimle bağlantılı oldukları ve Suriyelilere karşı ihlallerde bulundukları iddiasıyla onlarca kişinin gözaltına alındığı açıklanmış, bazıları hakkında yargı süreci başlatılmıştı.


Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
TT

Washington'da düzenlenen "Gazze Barış Konseyi"nin ilk toplantısının gündeminde 4 dosya yer alıyor

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)
Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden bir akrabasının yasını tutuyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık ettiği “Barış Konseyi”nin ilk toplantısı bugün yapılacak. Toplantıda, İsrail'in saldırılarının devam etmesi ve ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının askıya alınmasıyla birlikte, Hamas'ın silahsızlandırılması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve istikrar güçlerinin konuşlandırılması ile Gazze Şeridi'ndeki durum ele alınacak.

Bu toplantı, yeniden yapılanma dosyası ve “Gazze Yönetim Komitesi”nin çalışmalarıyla birlikte çözülmemiş meselelere yoğunlaşıyor. Şarku’l Avsat'a konuşan uzmanlara göre İsrail'in Batı Şeria'daki Filistin topraklarını yağmalaması konusunun gündeme getirilmesi olasılığı var. Uzmanlar, İsrail'in toplantıya katılımının, Meksika'nın sınırlı katılım açıklamasında olduğu gibi, İsrail'e karşı çıkanların katılımını azaltabileceğini değerlendiriyor.

Gündemdeki dosyalar

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un CNN'e yaptığı açıklamaya göre bugünkü toplantıda, Gazze Komisyonu'nun Şerid'e girmesini, ateşkes ihlallerinin sona ermesini sağlamak ve insani yardımı hızlı bir şekilde ulaştırmak için izlenecek süreç tartışılacak. Ayrıca “Gazze'de silahsızlanma süreci, İsrail güçlerinin sınır hattından çekilmesi ve Gazze'nin yeniden inşası ve Batı Şeria'nın Filistin Yönetimi'ne ilhakı da dahil olmak üzere Trump'ın 20 maddelik planının uygulanması” da ele alınacak.

Mladenov, “tüm tarafların bu konularda anlaşmaya varması ve çabalarını birleştirmesi”nin alternatifi olarak “savaşın yeniden başlaması” ve “savaşın yeniden başlamasından daha da tehlikeli olan, Hamas'ın Gazze'nin yaklaşık yüzde 50'sini kontrol ettiği ve geri kalanının İsrail kontrolü altında olduğu statükonun pekiştirilmesi” olacağı uyarısında bulundu.

İsrail güvenlik kaynakları, Trump'ın “Barış Konseyi” toplantısında uluslararası güçlerin Gazze Şeridi'ne girmesini ve Hamas'ın silahsızlandırılması ile yeniden inşa sürecinin başlatılmasını duyuracağını tahmin ediyor. Bu bilgi, dün İbranice web sitesi Walla'ya konuşan bir kaynak tarafından verildi.

Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)Filistinli bir kadın, Ramazan ayının ilk gününde Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail'in düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden akrabasının yasını tutuyor (AFP)

Endonezya, şu ana kadar Gazze'ye asker gönderme niyetini açıklayan tek ülke olurken, İsrail ise Gazze Şeridi'nde Türkiye'nin varlığını reddediyor. Endonezya ordu sözcüsü Dony Pramono pazartesi günü yaptığı açıklamada, Cakarta'nın önerilen çokuluslu gücün bir parçası olarak nisan ayı başlarında Gazze'ye gönderilmek üzere 1.000 asker hazırladığını belirtti.

Siyaset bilimi profesörü ve Filistin ve İsrail meseleleri uzmanı Dr. Tarık Fahmi, ilk toplantının konseyi kurup, çalışmalarına başlamak için fon toplamaya odaklanacağını ve ilgili ve etkili ülkelerin çoğunu kapsayacağını düşünüyor. En önemli konular, istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve silahsızlanma olacak, ancak bazı zorluklar olduğunu da belirtiyor. Ancak anlaşmaya varmaktan başka bir alternatifin olmadığı da ifade ediyor.

Filistinli siyasi analist Dr. Ayman el-Raqab da onunla aynı fikirde ve Hamas'ın silahsızlandırılması, Filistin polis güçlerinin yanı sıra istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin çalışmaları ile Batı Şeria sorunu ile İsrail'in toprak gaspı konularının toplantının ana gündem maddeleri olacağını belirtiyor. Trump'ın, başkanlığını yaptığı konseyin başarısını vurgulamak için bu sorunların bazılarının çözülmesi için çaba göstereceğini değerlendiriyor.

Katılımcılar için engel

Katılımcı düzeyinde Kahire, Başbakan Mustafa Medbuli'nin Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi adına toplantıya katılacağını duyurdu. Bakanlar Kurulu tarafından dün yapılan açıklamaya göre bu katılım, “Mısır'ın kapsamlı ve adil barış çabalarını destekleme rolü ve Trump'ın Filistin halkının Gazze'den sürülmesini reddeden tutumunu ve çabalarını onaylama rolü çerçevesinde” gerçekleşecek.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün yaptığı açıklamada, “Barış Konseyi”nin Gazze Şeridi'nde kalıcı istikrar, ateşkes ve arzu edilen barışın sağlanmasına katkıda bulunacağını umduğunu belirterek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın toplantıda ülkesini temsil edeceğini kaydetti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Başbakan Binyamin Netanyahu adına toplantıya katılmak üzere ABD'ye gitmesinden bir gün sonra, Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün yaptığı açıklamada, toplantıya her iki tarafın da tam katılımının olmadığını (Filistin'in Filistin'in yokluğuna atıfta bulunarak) AFP’ye göre bu nedenle Meksika'nın katılımının sınırlı olacağını belirtti

Fehmi, Mısır'ın bölgedeki ağırlığı ve önemi göz önüne alındığında, Mısır'ın katılımına alternatif olmadığını düşünüyor. İsrail'in katılımının, Trump'ın isteklerine aykırı görünmemek için yarı çözüm çerçevesinde olduğunu, ancak aynı zamanda Konsey'in kararlarını etkili bir şekilde engellemek ve ihlallerine ve saldırılarına devam etmek için çalışacağını açıklıyor.

El-Raqab, Mısır'ın hem sahada hem de Gazze meselesine ilişkin müzakerelerde sahip olduğu uluslararası deneyim nedeniyle katılımının son derece önemli olduğunu ve bunun durum üzerinde olumlu bir etki yaratacağına dair umutlar olduğunu değerlendiriyor.