İsrail Gazze'de daha fazla bölgeye hava saldırısı düzenlerken Hamas Eylat'ı hedef aldı

İsrail, bir İzzeddin el-Kassam Tugayları komutanını öldürdüğünü duyurdu

Gazze'de oğlunu bombalı saldırıdan kaçırmaya çalışan Filistinli bir anne (EPA)
Gazze'de oğlunu bombalı saldırıdan kaçırmaya çalışan Filistinli bir anne (EPA)
TT

İsrail Gazze'de daha fazla bölgeye hava saldırısı düzenlerken Hamas Eylat'ı hedef aldı

Gazze'de oğlunu bombalı saldırıdan kaçırmaya çalışan Filistinli bir anne (EPA)
Gazze'de oğlunu bombalı saldırıdan kaçırmaya çalışan Filistinli bir anne (EPA)

İsrail ordusu Gazze Şeridi’ne yönelik hava saldırılarını daha fazla bölgeyi kapsayacak şekilde sürdürürken Hamas Hareketi’nin askeri kanadı İzzeddin El-Kassam Tugaylarından bir komutanı öldürdüğünü açıkladı. Hamas ise Akabe Körfezi'ndeki Eylat şehrini füzelerle hedef alarak İsrail’e misillemede bulundu. Hamas’ın Eylat saldırısı bir ilki teşkil etti. İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin kuzeyi, orta kesimleri ve güneyindeki bölgelere yoğun bombardımanlar düzenledi. Çok sayıda konut, bir fırın ve hastanelerin çevresinin hedef alındığı bombardımanlarla yerleşim mahallelerini yok etti. İsrail, Han Yunus Taburu Komutanı ve Kassam Tugayları Deniz Kuvvetleri’nin eski yetkililerinden Tayser Mubaşir’e suikast düzenlediğini duyurdu.

İsrail ordusu ve İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) tarafından yapılan ortak açıklamada, askeri istihbarat ve Şabak tarafından sağlanan istihbarata dayanarak Gazze'nin güneyindeki Han Yunus bölgesinde, Han Yunus Taburu Komutanı Mubaşir'e yönelik suikast düzenlendiği belirtildi.

Gazze Şeridi'ni bombalayan İsrail askerleri (AP)
Gazze Şeridi'ni bombalayan İsrail askerleri (AP)

Açıklamada, operasyonları yöneten kişi olarak uzun bir askeri deneyim elde ettiği belirtilen Mubaşir’in Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf'a yakın olduğu kaydedildi. Açıklamaya göre Mubaşir, uzun yıllar boyunca İsrail askerlerine ve İsraillilere yönelik çeşitli saldırıların da sorumlusuydu.

Ancak Mübaşir, Gazze savaşının başlamasından bu yana İsrail tarafından öldürülen ilk Hamas yetkilisi değil.

Hamas Siyasi Büro yetkilileri

İsrail, Hamas Siyasi Büro yetkililerine ve Kassam Tugayları komutanlarına suikastlar düzenlese de ‘önemli başarılar’ olarak en büyük hedeflerine ulaşamadı. İsrail gazetesi Yediot Ahronot, İsrail ordusunun Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf’a ve Hamas Hareketi'nin Gazze Sorumlusu Yahya es-Sinvar’a ulaşana kadar savaşın durmayacağını yazdı.

Gazete, ordunun ‘gölge adam’ olarak bilinen Mervan İsa'ya da ulaşmayı hedeflediğini ve kendisinin Kassam Tugayları Komutanı Dayf'ın yardımcısı olduğunu aktardı.

Bu isimler, İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki en önemli üç hedefi arasında yer alırken Gazze Şeridi dışındaki hedefleri arasında ise Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye, Yardımcısı Salih el-Aruri ve Hamas'ın eski Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal bulunuyor.

Ölü ve yaralı sayısı artıyor

Gazze'deki savaş 19'uncu gününe girerken ölü sayısı 7 bin 28’e çıkarken yaralı sayısı ise 18 bini geçti. Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırısında 2 bin 913'ü çocuk, bin 709'u kadın olmak üzere toplam 7 bin 28 sivilin öldürüldüğünü, 18 binden fazla kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail savaş uçaklarının Gazze'yi bombalamaya devam etmesiyle can kaybı ve yaralanan sayısı da artıyor.

Şarku’l Avsat’ın Bakanlıktan aktardığı açıklamada, İsrail saldırılarında öldürülenlerin yüzde 70’ini çocukların, kadınların ve yaşlıların oluşturduğu, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'da öldürülen çocuk sayısının 2 bin 500’ü geçtiğini bildirirken İsrail’in saldırılarında 73 sağlık personelinin öldüğünü, 100'den fazla sağlık personelinin yaralandığını, 25'i tamamen hizmet dışı kalan 50 ambulansın da hasar gördüğünü aktardı.

Öte yandan İsrail, Gazze Şeridi'nin kuzeyinde 24 hastanenin boşaltılmasını isterken, 12'si hizmet dışı olmak üzere 69 sağlık tesisine saldırı düzenledi. Tüm bu hastaneler 2 bin yataklık toplam kapasiteye sahipler.

Sağlık Bakanlığı, ilaç, ekipman ve personel sıkıntısı nedeniyle hastanelerin kapasitesinin çok üzerinde çalıştığını, hastaların koridorlarda, kat aralarında ve diğer sağlık koşullarına uymayan yerlerde tedavi edildiğini bildirdi. Sağlık Bakanlığının açıklamasına göre elektrik için gereken yakıtın tükenmek üzere ve ameliyatlar anestezi olmadan ve telefon ışığıyla yapılıyor.

Dün UNRWA’nın Han Yunus’taki bir mülteci kampında yemek dağıtımı sırasında çekilen bir fotoğraf (EPA)
Dün UNRWA’nın Han Yunus’taki bir mülteci kampında yemek dağıtımı sırasında çekilen bir fotoğraf (EPA)

1,4 milyon insan yerinden edildi

Sağlık Bakanı Mai el-Kaila’nın, Gazze Şeridi'ndeki sağlık sisteminin tamamen çöktüğünü, bunun da artık tüm hastanelerin hastalara ve yaralılara tıbbi hizmet sağlayamayacağı anlamına geldiğini duyurmasından sadece birkaç saat sonra Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada, Gazze Şeridi'nde yerinden edilen kişilerin sayısının yaklaşık 1 milyon 400 bine ulaştığı kaydedildi.

Hastanelerdeki bu durumun nedeni, İsrail’in Gazze Şeridi’ne yakıt girişine izin vermemesi. Gazze'deki hükümetin Medya Ofisi, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre Gazze’nin günlük en az 160 bin litre yakıta ihtiyacı olduğunu, bunun da saldırılarından başlamasından bu yana 19 gündür Gazze’ye yaklaşık 3 milyon litre yakıtın girmesi gerektiği anlamına geldiğini bildirdi. Medya Ofisi’nden yapılan açıklamada, Gazzelilere, hastanelerin hizmet verilebilmesi için ellerindeki yakıt bidonlarını hastanelere götürmeleri çağrısı yapıldı.

Hamas, tüm dünyaya sorumluluklarını yerine getirmesi, Gazze’deki hastanelere başta yakıt olmak üzere gerekli tüm malzemelerin tedarik edilmesi ve yaralıların tedavi için yurt dışına gönderilmesine imkan tanıyan güvenli bir insani koridor açması çağrısında bulundu.

İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın füzeleri

Öte yandan İzeddin el-Kassam Tugayları roketlerle İsrail’i hedef almaya devam ediyor. Kassam Tugayları, Gazze’de sivillerin hedef alınmasına misilleme olarak Hayfa şehrini ‘R160’ füzeleri, Eylat şehrini ise ‘Ayyaş 250’ füzesiyle hedef alındığını, Aşkelon ve Zikim'in de hedef alınacağını duyurdu.

İsrail ordusu sözcüsü, Eylat ve Hayfa yakınlarına düşen füzelerin herhangi bir can kaybına yol açmadığını açıklarken Hamas'ın halen saldırı kapasitesine sahip olduğunu vurguladı. Hamas, bir yandan füzeli saldırılarını sürdürürken diğer yandan deniz yoluyla Gazze'den sızmayı başararak İsrail ordusuyla çatıştı. İsrail ordusu silahlı kişilerin öldürdüğünü, savaş uçağıyla silahlı kişilerin sızdığı yerleşkenin vurulduğunu açıkladı.

Diğer taraftan İsrail ordusu, savaşın ikinci aşaması olan kara harekatına hazırlanırken ABD ile yaşanan iç anlaşmazlıklar ve istişareler nedeniyle harekat ertelendi. İsrail ordusu kara harekâtına hazır olduğunu bir kez daha vurgulasa da taktiksel ve stratejik düşünceler, harekatın ertelenmesine neden oldu.

Buna karşın Hamas, Gazze Şeridi'ne karadan girmesi İsrail ordusunu daha önce eşi benzeri görülmemiş bir yenilgiye uğratacağının sözünü verdi.



ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
TT

ABD–Irak hattında milis gerilimi artıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)
Kürdistan Bölgesel Yönetimi başkenti Erbil yakınlarındaki bir petrol deposundan yükselen dumanlar  (AFP)

Bağdat ile Washington arasındaki ilişkiler, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği ve Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bir dizi açıklamanın ardından yeni bir gerilim aşamasına girdi. Söz konusu açıklamalarda sert güvenlik uyarıları yapılırken, Irak makamlarının ülke içindeki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırıları engelleme kapasitesi doğrudan eleştirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Irak’taki Amerikan diplomatik tesislerini hedef alan saldırıların sorumlularının tespitine yönelik bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini açıklamasından bir gün sonra, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği perşembe günü yeni bir uyarı yayımladı. Açıklamada, “İran’la bağlantılı Iraklı milislerin” başkent merkezinde 24 ila 48 saat içinde saldırı düzenleyebileceği belirtildi.

Büyükelçilik, ABD vatandaşlarına Irak’ı derhâl terk etmeleri çağrısında bulunarak, olası saldırıların Amerikalıları ve ABD ile bağlantılı şirketler, üniversiteler, diplomatik tesisler, enerji altyapısı, oteller ve havalimanları gibi hedefleri kapsayabileceğini ifade etti.

Uyarıdan saatler önce yayımlanan ayrı bir açıklamada ise büyükelçilik, Irak hükümetinin “Irak topraklarında gerçekleşen veya buradan kaynaklanan terör saldırılarını önleyemediğini” belirtti. Bu ifade, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği, Erbil’deki Başkonsolosluk ve başkentteki diplomatik destek merkezine yönelik tekrarlanan saldırılara atıf olarak değerlendirildi.

Haşdi Şabi mensupları, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Açıklamada ayrıca, silahlı gruplara mensup bazı unsurların “Irak hükümetinde görevli olduklarını gösteren kimlik belgeleri taşıyabileceği” ifade edilerek, bazı saldırganların kurumsal bağlantıları ya da resmî bir koruma altında olabileceğine ima yapıldı. Ancak bu konuda ayrıntı verilmedi.

Yaklaşık dört saat sonra büyükelçilik, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın saldırıların faillerine ilişkin bilgi sağlayanlara 3 milyon dolara kadar ödül verileceğini duyuran açıklamasını yeniden paylaştı.

Bu gelişmeler, Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı ile ABD tarafı arasında, Irak’ın bölgesel askeri çatışmanın dışında tutulmasına yönelik varılan mutabakatın üzerinden bir haftadan kısa süre geçmesinin ardından geldi. Anlaşmada, Irak topraklarının, hava sahasının ve kara sularının ülkenin ya da komşu devletlerin güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmaması vurgulanmıştı.

Sahada tırmanış

Siyasi ve güvenlik gerilimine paralel olarak, Enbar ve Ninova vilayetlerinde silahlı gruplara ait hedeflere yönelik hava saldırıları düzenlendi.

Yerel kaynaklara göre, Enbar vilayetinin batısındaki Hadise kentinde 57. Tugay’a bağlı aşiret güçlerinin karargâhı ABD tarafından bombalandı. Saldırının bilançosuna ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.

Ninova’da ise Haşdi Şabi, perşembe günü yaptığı açıklamada, Musul’un güneyindeki Kayyara nahiyesinde 58. Tugay’a bağlı 38. Alay karargâhının hava saldırısına uğradığını, ancak can kaybı yaşanmadığını bildirdi.

Haşdi Şabi’nin açıklamasına göre saldırı saat 11.30’da gerçekleşti ve aynı vilayetteki başka bir hedefin vurulmasından 24 saatten kısa süre sonra düzenlendi. Kurum, aynı gün sabah saatlerinde de 14. Tugay’a bağlı 4. Alay’ın bulunduğu noktanın hedef alındığını ve bu saldırıda da can kaybı yaşanmadığını duyurmuştu.

df
Haşdi Şabi üyeleri, 2 Nisan 2026’da Musul’un batısındaki Telafer kasabasında karargâhlarına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybedenleri uğurluyor (AFP)

Kısa süre içinde aynı bölgedeki hedeflere yönelik tekrarlanan saldırılar, sahadaki askeri tırmanışın genişlediğini gösterirken, ABD’nin Bağdat’a yönelik uyarılarıyla birlikte Irak’taki güvenlik tablosunun daha hassas bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Siyasi tepkiler

Hükümete katılan Şii, Sünni ve Kürt güçleri bir araya getiren “Devlet Yönetimi Koalisyonu” ise yayımladığı açıklamada, “her ne gerekçeyle olursa olsun ülke egemenliğinin ihlalini” reddettiğini belirtti. Koalisyon, Irak topraklarının herhangi bir ülkeye yönelik saldırıların çıkış noktası olarak kullanılmasına karşı olduğunu yineledi.

Açıklamada ayrıca, çeşitli vilayetlerde devlet kurumlarını, diplomatik misyonları ve hayati tesisleri hedef alan saldırılar kınanırken, hükümetin ve yargının güvenliği sağlama ve istikrarı yeniden tesis etme yönündeki adımlarına destek verildiği ifade edildi.

Bağdat üzerindeki baskı artıyor

Gözlemciler, hava saldırıları ile ABD’nin sert uyarılarının eş zamanlı gelmesinin, Irak hükümeti üzerindeki baskıyı artırabileceği görüşünde. Özellikle silahlı grupların faaliyetleri ve Irak topraklarından kaynaklanan saldırılar konusunda Bağdat’ın daha net bir tutum alması yönünde çağrılar artıyor.

Adının açıklanmasını istemeyen eski bir Irak hükümet danışmanı, ABD Büyükelçiliği’nin uyarısının “Bağdat’ın silahlı gruplara karşı kararlı adımlar atma kapasitesine yönelik güvenin azaldığını gösterdiğini” söyledi.

Aynı kaynak, ABD politikasının “Irak hükümetine manevra alanı tanımaktan, doğrudan baskı uygulayarak net bir pozisyon almaya zorlamaya evrildiğini” ifade etti.

Washington’un, Bağdat’ın izlediği denge politikasını artık yeterli görmediğini belirten kaynak, Irak topraklarından kaynaklanan saldırıların sürmesi hâlinde bunun “hükümet üzerindeki siyasi ve güvenlik baskılarının daha da artmasına yol açabileceği” uyarısında bulundu.


Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
TT

Hürmüz kuşatmasına karşı Irak’a Tanf Kapısı ile yeni bir enerji hattı açıldı

Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)
Irak’a ait yakıt tankerleri Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Bölgesel enerji rotalarında stratejik bir dönüşüme işaret eden adım kapsamında, Bağdat yönetimi ham petrolü Suriye üzerinden kara yoluyla ihraç etmeye resmen başladı. Geleneksel deniz ticaret yollarında yaşanan aksaklıkları aşmayı hedefleyen bu gelişme, Şam tarafından ülkenin yeniden “geçiş pusulası” ve küresel enerji için hayati bir platforma dönüşü olarak değerlendirildi. Bölgedeki jeopolitik dalgalanmalar, iki ülke arasında kara entegrasyonuna dayalı yeni bir ekonomik gerçekliği beraberinde getiriyor.

Irak’tan çıkan ilk fuel-oil tanker konvoyları, Tanf–Velid sınır kapısından geçerek Suriye’nin Akdeniz kıyısındaki Banyas Rafinerisi’ne doğru yola çıktı. Böylece iki ülke arasında ekonomik iş birliğinde yeni bir dönemin fiilen başladığı ifade ediliyor. Suriye Arap Haber Ajansı (SANA), 299 tankerlik sevkiyatın daha sonra ihracat amacıyla yükleneceğini bildirdi.

febfeb
Iraklı tankerler Suriye topraklarına girmek üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Tanf sınır kapısı, 2015 yılında DEAŞ’ın kontrolüne geçmesinin ardından kapatılmıştı. 2016’da ABD destekli güçler bölgede bir askeri üs kurmuştu. Geçtiğimiz ay Suriye güçlerinin kontrolü ele almasıyla birlikte sınır kapısının yeniden açılmasının önü açıldı.

“Geçiş pusulası”

İlk tanker konvoylarının Suriye topraklarına girişinin ardından, Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, X platformundaki açıklamasında, “Suriye-Irak sınırından Banyas’taki deniz terminallerine uzanan hatla Suriye yeniden küresel enerji için stratejik bir geçiş ve ihracat platformu haline geliyor” ifadelerini kullandı. Beşir, bu adımın “ulusal çıkarları güçlendirdiğini ve Arap ekonomik entegrasyonunu ileri taşıdığını” belirtti.

Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi de söz konusu gelişmenin iki ülke arasındaki ekonomik iş birliğini güçlendiren önemli bir adım olduğunu, ticaret ve enerji hatlarının canlandırılmasının önünü açtığını açıkladı. Kurum, işlemlerin hızlı ve verimli şekilde yürütülmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını duyurdu.

dsvd
Irak’a ait tankerler Suriye topraklarına giriş yapmak üzere ilerliyor (Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi)

Aynı kapsamda, İdare heyeti Yaarubiye–Rabia sınır kapısında incelemelerde bulunarak Mayıs başında faaliyete geçirilmesi için hazırlıkları değerlendirdi. Ayrıca Semalka–Fişhabur kapısının da sisteme dahil edilmesi için çalışmalar sürerken, Bukemal–Kaim kapısında yolcu geçişlerinin yeniden başladığı bildirildi.

Irak tarafında Velid ilçe yetkilisi Mücahid Mirdi ed-Duleymi, sınır kapısında deneme açılışının yapıldığını ve petrol tankerlerinin girişine başlandığını açıkladı. Duleymi, hâlihazırda 150’den fazla tankerin geçiş için beklediğini, günlük geçiş sayısının en az 500 tankere ulaşmasının hedeflendiğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin de Suriye-Irak enerji iş birliğini desteklediği belirtiliyor. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada Suriye’nin, Hürmüz Boğazı’ndaki kriz nedeniyle yaşanan enerji sorununa çözüm olabileceğini ve ülkede boru hattı projelerinin geliştirilebileceğini ifade etti.

“Suriye hayati bir seçenek”

Bölgedeki çatışmaların şiddetlenmesi ve ABD-İsrail ile İran arasında artan gerilim, dünya enerji arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda doğrudan tehdit oluşturuyor.

Ekonomist Dr. Fadi Ayyaş, Irak’ın büyük bir petrol üreticisi olarak ihracatını sürdürebilmek için Suriye’yi “hayati ve mevcut bir seçenek” olarak gördüğünü belirtti. Ayyaş’a göre, hedef günlük 500 ila 700 tanker seviyesine ulaşmak.

Ancak güvenlik riskleri dikkat çekiyor. Bölgedeki çatışmalar nedeniyle sınır hattı zaman zaman insansız hava araçları ve topçu atışlarıyla hedef alınıyor. Bu durum, sevkiyatın sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.

 dsvds
Suriye Genel Gümrük ve Sınır Kapıları İdaresi Başkanlığı heyetinin Irak sınırındaki Yaarubiye Sınır Kapısı’na gerçekleştirdiği inceleme ziyareti (İdare)

Ayyaş, sürecin devamlılığının ekonomik ihtiyaçlar ile sahadaki güvenlik riskleri arasında kurulacak dengeye bağlı olduğunu vurguladı. Ayrıca uzun vadede Irak-Suriye petrol boru hattının yeniden devreye alınmasının daha güvenli ve düşük maliyetli bir seçenek olacağını ifade etti.

Irak’ın, sevkiyat zorlukları nedeniyle petrol üretimini yaklaşık yüzde 80 azaltarak günlük 800 bin varile düşürdüğü kaydediliyor.

Risklere rağmen sevkiyat

Tüm risklere rağmen tanker konvoylarının yola çıkması, tarafların süreci sürdürme kararlılığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre operasyonun başarısı büyük ölçüde iki ülkenin güvenlik güçlerinin güzergâhı ne ölçüde koruyabileceğine bağlı olacak.

Ekonomik tahminlere göre, Irak petrolünün Suriye üzerinden taşınması, Şam yönetimine yıllık 150 ila 200 milyon dolar arasında transit gelir sağlayabilir. Buna ek olarak liman, depolama ve lojistik hizmetlerden de önemli gelir elde edilmesi bekleniyor.

Günlük 600-700 tankerlik hareketliliğin, yakıt tüketimi, bakım ve yol ücretleri üzerinden yerel ekonomiyi canlandıracağı ifade ediliyor. Ayrıca Suriye’nin, anlaşmalar kapsamında daha uygun fiyatlarla petrol veya türevlerine erişim imkânı elde edebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, tüm bu ekonomik kazanımların nihai olarak sevkiyat hacmi ve sınır hattındaki güvenlik istikrarına bağlı olacağını vurguluyor.


Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
TT

Lübnan Cumhurbaşkanı: Ülkemizin egemenliğini korumak için alınan kararları uygulamaya kararlıyız

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (DPA)

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn bugün yaptığı açıklamada, Lübnan’ın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü korumaya yönelik alınan kararları uygulama kararlılığını vurguladı.

Avn, Hollanda Başbakanı Rob Jetten ile gerçekleştirdiği görüşmede, ‘Lübnan-Hollanda ilişkilerini tüm alanlarda güçlendirme ve geliştirme arzusunu’ dile getirdi.

Jetten de Avn’ın tırmanışı durdurmak ve Lübnan devletinin tüm topraklar üzerindeki otoritesini tesis etmek için açıkladığı müzakere girişimini desteklediklerini belirterek, ‘Lübnan ordusunun ulusal sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Hollanda’nın destek sağlamaya hazır olduğunu’ ifade etti.

Jetten ayrıca, Hollanda’nın zor koşullar altında bulunan Lübnan ve halkının yanında olduğunu vurguladı ve ‘memleketlerinden ayrılmak zorunda kalan Lübnanlılara yardım sağlamak için desteğe hazır olduklarını’ belirtti.

Lübnan Bakanlar Kurulu, 2 Mart’ta olağanüstü toplanarak, Hizbullah’ın tüm güvenlik ve askeri faaliyetlerini yasadışı ilan etmiş ve hareketin faaliyetlerini yalnızca siyasi alanla sınırlamıştı.