Gazze'deki savaşın seyri

Gazze’yi hedef alan bir İsrail topçusu, 28 Ekim 2023 (AFP)
Gazze’yi hedef alan bir İsrail topçusu, 28 Ekim 2023 (AFP)
TT

Gazze'deki savaşın seyri

Gazze’yi hedef alan bir İsrail topçusu, 28 Ekim 2023 (AFP)
Gazze’yi hedef alan bir İsrail topçusu, 28 Ekim 2023 (AFP)

Gazze'de savaşın gidişatını farklı zamanlarda ve farklı koşullarda tekrarlanmasından dolayı tahmin etmek zor değil. Hem Filistin hem İsrail, savaşı, stratejiden taktiğe ve uygulamaya kadar tüm boyutlarıyla öğrendi. Tüm bu tekrarlar nedeniyle nasıl Hamas İsrail’den savaşmayı öğrendiğiyse İsrail de Hamas’tan savaşmayı öğrendi. Aralarındaki tek fark olarak İsrail, kalıcı ve köklü müttefikinin kim olduğunu bilirken Hamas, şimdiye kadar ittifak yaptığı tarafları çokça değiştirdi.

Gelinen nokta ise Hamas için bir ölüm-kalım savaşı. Peki Hamas, Aksa Tufanı Operasyonu’nda başarısından sonra askeri olarak en yüksek olgunluğa ulaştı mı? Bu başarıyı bekliyor muydu? Bu etkileyici askeri başarı sınırların dışındaki bir aktörün gözünden kaçacak mı?

En iyi askeri planlar ilk atıştan sonraki ilk dakikalarda bile işlemez hale gelir. Savaşın planlayıcısı sürprizlerin yaşanmaması için savaş başladığında ortaya çıkar. Ardından askerler plan çerçevesinde büyük bir gayretle savaşmaya çalışırlar. Hamas’ın beklenmeyen bile olsa başarısı inkar edilemez. Başarı başlı başına bir sorumluluktur.  Zamanla aşındığından başarının korunması ve ondan faydalanılması gerekir. Öyleyse Hamas elde ettiği bu askeri zaferi nasıl sürdürecek? Bu başarıyı nerede kullanacak?

sdfveg
Gazze sınırında uçan bir İsrail askeri helikopteri, 28 Ekim 2023 (AFP)

İsrail ile Hamas arasındaki savaş, temel olarak Gazze Şeridi ve yakın çevresinde yaşanıyor. Ne zaman taraflardan biri üstü kapalı olarak üzerinde anlaşmaya varılan angajman kurallarının sınırlarını aşsa diğer taraf eski sınırları yeniden çizmek için tüm sahip olduklarıyla birlikte ancak bu kez yeni angajman kurallarıyla karşılık veriyor.

Aksa Tufanı Operasyonu

Aksa Tufanı Operasyonu, önceden çizilen tüm sınırları değiştirdi ve akla gelebilecek tüm angajman kurallarını altüst etti. Bu yüzden İsrail'in tepkisi Hamas’ın saldırısına paralel olmalıydı. Hamas’ın Aksa Tufanı Operasyonu’nun İsrail’in ulusal güvenlik kavramlarına ne kadar zarar verdiğini anlamak için operasyonun sonuçlarının bölgesel ve uluslararası yansımalarını şöyle bir düşünelim.

Tepkinin sınırları

İsrail’in tepkisini kısıtlayan birçok faktör var. Ana savaş alanında rehinelerin bulunmasının yanı sıra, şehirlerde savaşın zorluğu da vardır; çünkü büyük çaba ve büyük fedakarlıklar, teçhizat ve teçhizat gerektirir ve görevi yerine getirmek ve başarılı olmak için uzun bir süre gerekir. ve bu önceden garanti edilmeyen bir şeydir.

İsrail'in tepkisini sınırlayan birçok faktör var. Bunların başında Hamas ile savaşın ana sahasında rehinelerin olması gelirken buna bir meskun mahal savaşının zorluğu eşlik ediyor. Çünkü meskun mahal savaşı için büyük çabalar, büyük fedakarlıklar ve çok fazla teçhizatın yanı sıra bu görevi yerine getirmek ve başarmak için uzun bir süreye ihtiyaç var. Çünkü bir meskun mahal savaşının ne kadar süreceği önceden kestirilemez. Bu kısıtlamaların yanında bir de özellikle Hizbullah'ın İran'ın talimatıyla Güney Lübnan cephesini açması durumunda savaşın bölgeye yayılması korkusu var.

zscdfr
Gazze sınırına doğru hareket eden İsrail’e ait bir Merkava tankı, 28 Ekim 2023 (AFP)

En önemli kısıtlamayı faktörü olarak ise ‘Biden etkisi’ (Biden Effect) ortaya çıkıyor. ABD Başkanı Joe Biden, bölgede bir caydırıcı sistem kurmaya çalışıyor. Biden etkisi, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri operasyonuna koruma sağlarken, Gazze savaşına dahil olmak isteyenleri caydırmayı ve savaşı kendi coğrafi bağlamı içinde tutmayı amaçlıyor ve caydırıcılık için gövde gösterisinde bulunmak gerek. ABD ordusu, bölgede konuşlu askerlerine ve üslerine eşi benzeri görülmemiş takviyelerde bulundu.

Caydırıcılık, caydırıcılığın başarısız olması durumunda caydırıcı gücün yeteneklerini kullanacağına caydırılmak istenen tarafın ikna edilmesini gerektirir. Bu yüzden ABD, bölgedeki askeri üslerine yönelik saldırılara askeri olarak yanıt vermeye çalışıyor. Ancak ABD için en büyük sınav, bölgedeki üslerine ve askerlerine yönelik vekil gruplar tarafından yapılan askeri tacizlerin gerçek boyuta ulaşması oldu.

cdvfg
Gazze sınırı yakınlarındaki topçu mevzisinde konuşlu iki İsrail askeri, 28 Ekim 2023 (DPA)

ABD, Gazze Şeridi'ndeki tüm cephelerini kapsayan bir askeri operasyon yerine İsrail'in çeşitli noktalarda Hamas'ın altyapısını, özellikle de lider kadrosunu vurmayı amaçlayan sınırlı operasyonlar gerçekleştirmesini istiyor.

Üçüncü operasyon Gazze Şeridi ile sınırlı

İsrail, savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi'nde üçüncü kara operasyonunu gerçekleştirdi. Peki yeni olan ne?

Üçüncü kara operasyonunun, birinci ve ikinci operasyonlardan farkı hava saldırılarının artırılması ve Gazze’nin denizden de bombalanmasında yatıyor. Yine internet ve iletişimin kesilmesi de üçüncü operasyonla görülen ilklerden biri. Bu, tam ve kapsamlı bir karartma durumudur.

İsrail’in kısa sürede üç defa sınırlı kara operasyonu gerçekleştirmesinin ana nedeni, zamanın başta 1973 Arap-İsrail Savaşı’nda olmak üzere ABD’nin baskısıyla defalarca kez ateşkes yapmak zorunda kalan İsrail'e karşı zaman işliyor olması.

İsrail, ABD’nin istediğini tam olarak uyguluyor. Hamas'ın bazı liderlerine suikastlar düzenliyor, ortadan kaldırıyor. İsrail son olarak Hamas’ın hava sisteminden sorumlu komutan İsam Ebu Rukba'ya suikast düzenledi.

İsrail ordusunun birkaç cepheyle sınırlı bir operasyon yapmasının nedeni, ana saldırının yeri ve zamanlaması konusunda Hamas'ı kandırmayı amaçlıyor olabileceği gibi, ana saldırı da olmayabilir.

İsrail, çeşitli cephelerden operasyonlar düzenleyerek geniş kapsamda Hamas güçlerini istikrarsızlaştırmayı ve dağıtmayı amaçlıyor.

İsrail operasyonlarını genellikle gece saatlerinde gerçekleştiriyor. Askerlerinin gece savaşları için gerekli teçhizatla donatılmış olmaları da İsrail ordusuna avantaj sağlıyor.

İsrail’in sınırlı operasyonları, Hamas'ın hazır olup olmadığı hakkında bilgi toplamayı, nabız tutmayı ve aynı zamanda hedefe yönelik hazırlıkları test etmeyi amaçlıyor. İsrail ordusu, karadan ilerleme durumunda Gazze Şeridi'nde kalabilir ve Hamas güçlerinin zayıf olduğu cephelere yeniden saldırı başlatabilir.

İsrail ordusu, savaşın şeklini ve özelliklerini Hamas'ın belirlemesine izin vermiyor. Hamas ise Gazze Şeridi’nin sokaklarında, binalarında ve ara sokaklarında önceden şehir savaşı (urban warfare) için hazırlıklarını yaptığı biliniyor.

Son, ancak en önemli nokta olarak İsrail’in Gazze Şehri çevresindeki saldırıları yoğunlaşıyor. Bu da Hamas Hareketi’nin ağırlık merkezinin kentte ya da kentin altındaki tünellerde olduğunu gösteriyor. Aksi halde İsrail'in Hamas liderleri savaşı bu hastanenin altındaki tünellerden yürütüyor diye Şifa Hastanesi'nin tahliye edilmesini istemesinin ne anlamı var?

 *Bu analiz, Şarku’l Avsat için bir askeri analist tarafından yapıldı



Yemen, Batı Sahili’ni kaybetmesinin ardından önceliklerini yeniden belirliyor

Yemen, Batı Sahili’ni kaybetmesinin ardından önceliklerini yeniden belirliyor
TT

Yemen, Batı Sahili’ni kaybetmesinin ardından önceliklerini yeniden belirliyor

Yemen, Batı Sahili’ni kaybetmesinin ardından önceliklerini yeniden belirliyor

Yemen yönetimi, hükümet güçlerinin Batı Sahili’nde geniş bir alanı Husi grubuna kaptırmasının ardından önceliklerini yeniden düzenliyor. Husiler, 3-11 Eylül tarihleri arasında düzenledikleri saldırılarda Hays, el-Huha, el-Muha ve limanının yanı sıra Babülmendeb, Meyyun Adası ve Kızıldeniz'in güneyindeki diğer Yemen adalarının kontrolünü ele geçirdi.

Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Üyesi Tarık Salih liderliğindeki Ulusal Direniş Güçleri, 9 Ağustos- 10 Eylül tarihleri arasındaki çatışmalarda 500'den fazla mensubunun hayatını kaybettiğini, yaklaşık bin 500 kişinin yaralandığını bildirdi. Husiler tarafında ise binden fazla ölü ve binlerce yaralı olduğu açıklanırken, saldırıların İran Devrim Muhafızları ve müttefikleri tarafından yönetilip desteklendiği öne sürüldü.

Yemen yönetimi, direnişin süreceğini ve inisiyatifi yeniden ele geçireceklerini vurgulayarak, birlikleri yeniden organize etme ve konuşlandırma çalışmalarını sürdürüyor. Hükümet kaynakları, yerinden edilen sivilleri karşılamak üzere yapılan hazırlıklarla eş zamanlı olarak bazı askeri unsurların Marib'e sevk edildiğini aktardı.

Öte yandan Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre artan çatışmalar, ciddi yardım yetersizliği ile barınak, su, gıda ve sağlık hizmetleri eksikliğinin yaşandığı 6 vilayette 9 binden fazla aile yerinden oldu.


Ukrayna, Rus gemilerine saldırmak için Libya’daki bir üssü mü kullanıyor?

Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
TT

Ukrayna, Rus gemilerine saldırmak için Libya’daki bir üssü mü kullanıyor?

Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)
Mart ayında Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)

Libya’da, Ukrayna basınında yer alan ve batıdaki Misrata kentinde bulunan bir askeri üssün Rusya’nın “gölge filosu” ile bağlantılı gemilere yönelik saldırılarda kullanıldığını öne süren haberlerin ardından siyasi ve güvenlik endişeleri arttı. Gözlemciler ise ülkenin Moskova ile Kiev arasındaki çatışmanın içine çekilmesi konusunda uyarıda bulunuyor.

Söz konusu endişeler, CNN’in yayımladığı bir haberin ardından daha da arttı. CNN, Libya’da bulunduğunu belirttiği “Ukraynalı bir deniz İHA operatörünün”, biriminin Rusya’nın “gölge filosu” ile bağlantılı gemilere saldırmak üzere Misrata’daki bir askeri üssü kalkış noktası olarak kullandığını ve bunun karşılığında yerel güçlere eğitim verdiğini söylediğini aktardı.

Cumartesi günü yayımlanan haberde, “istihbarat kaynakları ve Ukraynalı askeri yetkililere” dayandırılan bilgilere göre, deniz İHA’ları konusunda uzman Ukraynalı unsurlar 2025 yılının sonlarından bu yana Libya’nın batısında bulunuyor.

Batı Libya’daki makamlar aylardır gündeme getirilen iddialara ilişkin açıklama yapmaktan kaçınırken, geçici Ulusal Birlik Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı sessizliğini bozarak Misrata askeri üssünün dış taraflara veya çıkarlara yönelik operasyonlarda kullanıldığı yönündeki “iddiaları” yalanladı.

Savunma Bakanlığı’nın açıklaması, Ukrayna merkezli “UNITED24 Media” platformunun 6 Eylül’de yayımladığı ve Ukrayna’nın Libya’dan havalanan 12 İHA ile yaptırım uygulanan Rus yük gemisi “Lady Maria”yı Girit Adası yakınlarında Akdeniz’de hedef aldığı yönündeki iddiaların ardından geldi.

Ulusal Birlik Savunma Bakanlığı cumartesi akşamı yaptığı açıklamada, “Misrata askeri üssünün veya herhangi bir ulusal askeri tesisin Libya devletinin egemenlik görevleri dışında herhangi bir saldırının başlatılması ya da herhangi bir tür askeri operasyonun gerçekleştirilmesi amacıyla kullanılmasına izin veren hiçbir anlaşma, düzenleme veya koordinasyonun bulunmadığını kesin bir dille reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu, mart ayından bu yana Akdeniz’de Rus yük gemilerinin Libya topraklarından kalkan İHA’larla hedef alındığına ilişkin haberlerin ikinci kez gündeme gelmesi. İddialar, Libya’nın Rusya-Ukrayna çatışmasının içine çekilmesi yönündeki siyasi ve güvenlik endişelerini artırıyor.

Bununla birlikte, Savunma Bakanlığı, Başbakan Abdülhamid Dibeybe’nin de yürüttüğü bakanlık sıfatıyla yaptığı açıklamada, gündeme getirilen tüm iddialara ilişkin olarak “hiçbir yabancı tarafa herhangi bir ülke veya taraf aleyhine düşmanca eylemlerde bulunmak amacıyla Libya topraklarını, tesislerini, hava sahasını veya karasularını kullanma izni vermediğini” vurguladı. Bakanlık ayrıca hiçbir ulusal askeri tesisin bu amaçla tahsis edilmediğini veya kullanılmadığını belirtti.

Sorumlu taraf kim?

Askeri araştırmacı Şerefeddin Ali el-Alvani, Libya’nın batısındaki Trablus, Misrata ve Zaviye gibi kentleri “devlet içinde devlet” olarak nitelendiriyor. Alvani, grupların, milislerin ve mevcut durumdan fayda sağlayan tüm kesimlerin “para karşılığında açık silah pazarının anahtarlarını elinde tuttuğunu” belirtiyor.

cdgbthynj
Mart ayından bu yana Libya açıklarında hasar gören Rus gaz tankeri (Libya Ulusal Petrol Kurumu)

Alvani, bunun yalnızca Ukrayna yapımı silah ve İHA ticaretiyle sınırlı olmadığını, “her şeyin mubah hale geldiği bir karaborsa ekonomisini canlandırdığını” ifade ediyor.

Alvani, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Bu gerçeklik, Libya’daki askeri ve güvenlik kurumlarını birleştirme çabalarının başarıya ulaşması ve tüm silah depolarının Genel Komutanlığın çatısı altında toplanmasıyla sona erebilir” dedi.

Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti 6 Eylül’de, “Trablus ve Zaviye’deki petrol depoları ile Zaviye Elektrik Santrali’ni hedef alan intihar İHA saldırılarına karışan organize bir sabotaj hücresinin dağıtıldığını” açıklamıştı.

Özellikle hükümete muhalif kesimler arasında “tartışma ve şüphelerin” sürdüğü bir dönemde Ulusal Birlik Hükümeti, Savunma Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen “nitelikli güvenlik ve istihbarat operasyonunun” sonucunda Libyalı ve yabancı 5 kişinin yakalandığını ve petrol depolarını hedef alan intihar İHA saldırılarına karışan organize bir sabotaj hücresinin çökertildiğini bildirmişti.

Eski Libya Savunma Bakanı Muhammed el-Bergasi ise daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yaptırım uygulanan Rus yük gemisi “Lady Maria”nın Girit Adası yakınlarında Akdeniz’de hedef alındığı iddia edilen 12 İHA’nın Libya topraklarından havalandığı ihtimalini dışlamıştı.

Bergasi, “Bu İHA’ların denizdeki bir geminin üzerinden havalanmış olması daha muhtemel. Çünkü bunların çalıştırılması için pist veya karada bulunan fırlatma platformlarına ihtiyaç yok” değerlendirmesinde bulundu.

Bergasi’nin değerlendirmesinin yanı sıra güvenlik uzmanları da “söz konusu İHA’ların Libya’dan havalandığını gösteren gerçek bir kanıt bulunmadığını” belirtiyor.

Daha önce de “kimliği belirsiz İHA’lar” Trablus ve Zaviye’deki petrol tesislerinin yanı sıra Zaviye Elektrik Santrali’ni hedef almıştı. Saldırıların arkasında kimin bulunduğuna ilişkin belirsizlik sürerken, dikkat çeken nokta ise İHA’ların Libya’nın diğer bölgeleri yerine yalnızca ülkenin batısındaki kritik tesislere yönelmesi oldu.

 Mart ayındaki saldırı

Rusya’ya ait “Arctic Metagaz” isimli tanker, mart ayının başlarında Libya açıklarında ağır hasar almıştı. Rusya Ulaştırma Bakanlığı o dönemde yaptığı açıklamada, Arktik bölgesindeki Murmansk Limanı’ndan sıvılaştırılmış doğal gaz taşıyan tankerin “Ukrayna donanmasına ait İHA’ların saldırısına uğradığını” ve saldırıda kullanılan silahların “Libya kıyılarından fırlatıldığını” açıklamıştı.

Rus haber ajansı Interfax da dönemin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yardımcılarından Nikolay Patruşev’in, Akdeniz’de Rusya’ya ait sıvılaştırılmış doğal gaz tankerine düzenlenen saldırıyı “uluslararası terör eylemi” olarak nitelendirdiğini aktarmıştı.

Şüphelerin arttığı ve Ukrayna’nın Libya’nın batısındaki varlığına ilişkin iddiaların önüne geçilmek istendiği bir dönemde Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı, “dost ülkelerle gerçekleştirilen her türlü askeri iş birliği ve teknik eğitimin resmi ve yasal çerçevelere tabi olduğunu” vurguladı.

Bakanlık ayrıca “Libya devletinin egemenliğine tam bağlılığını” ve “Libya topraklarının, ulusal güvenliği veya ülkenin dış ilişkilerini tehlikeye atabilecek eylemler için bir üs olarak kullanılmasını reddettiğini” belirtti.

Fransa’nın RFI radyosu tarafından geçen nisan ayında hazırlanan araştırma da Ukrayna ile Rusya arasındaki Afrika’daki “gizli çatışmanın” boyutlarını ele almış ve Libya’nın bu mücadelenin yeni sahnelerinden birine dönüştüğüne dikkat çekmişti.


Sisi ve Abiy Ahmed BRICS’te görüşmedi... Kriz sürüyor

BRICS Zirvesi’ne katılan liderlerin toplu fotoğrafı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
BRICS Zirvesi’ne katılan liderlerin toplu fotoğrafı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Sisi ve Abiy Ahmed BRICS’te görüşmedi... Kriz sürüyor

BRICS Zirvesi’ne katılan liderlerin toplu fotoğrafı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
BRICS Zirvesi’ne katılan liderlerin toplu fotoğrafı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Yeni Delhi’de pazar günü sona eren BRICS Zirvesi, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed arasında ikili görüşme gerçekleşmeden tamamlandı. İki ülke arasındaki gerilimin merkezinde Nil Nehri ve Etiyopya’nın Mısır’ın su payını güvence altına alacak hukuken bağlayıcı bir anlaşmayı kabul etmeden inşa ettiği Hedasi (Rönesans) Barajı bulunuyor.

Uzmanlar, Şarku’l Avsat’a görüşmenin gerçekleşmemesinin Mısır’ın Etiyopya’ya yönelik güven eksikliğini ve Addis Ababa’nın kriz yönetimine ilişkin itirazlarını açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Uzmanlar ayrıca Mısır’ın BRICS kapsamındaki diplomatik girişimlerinde su meselesini ve uluslararası hukuka saygının önemini gündeme getirmesinin, Kahire’nin tutumunu sürdürdüğünü ve Etiyopya’nın tek taraflı adımlarını reddettiğini gösterdiğine dikkat çekti.

Mısır ile Etiyopya arasındaki ilişkiler, Addis Ababa’nın 2011 yılında Nil Nehri üzerinde, aşağı kıyıdaş ülke olan Mısır’la koordinasyon sağlamadan bir baraj inşa etmeye başlamasının ardından gerildi. Yaklaşık on yıl süren müzakereler 2024’te iki ülke arasında donduruldu. Etiyopya’nın Nil Nehri üzerinde yeni barajlar inşa etme niyetini açıklamasıyla gerilim yeniden tırmandı. Mısır ise bunu kabul etmesinin mümkün olmadığını ve su kaynakları üzerindeki haklarını savunmak için meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu defalarca açıkladı.

dfvyj
Mısır Cumhurbaşkanı, cumartesi akşamı Güney Afrikalı mevkidaşıyla görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı ve resmi Etiyopya Haber Ajansı’nın açıklamalarına göre Sisi ve Abiy Ahmed, BRICS Zirvesi’ne katılan liderlerle çeşitli ikili görüşmeler gerçekleştirdi ancak birbirleriyle baş başa bir görüşme yapmadı.

Hatta zirvenin resmi aile fotoğrafında dahi Sisi ile Abiy Ahmed birbirlerinden ayrı konumlandı. Etiyopya Başbakanı ikinci sırada, Sisi ise ön sırada yer aldı. Kameralara iki lider arasında kısa bir sohbet dahi yansımadı.

Mısır Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyesi Ahmed Alaa Fayid, zirve sırasında liderler arasındaki görüşmelerin önceden yapılan koordinasyonla gerçekleştirildiğine dikkat çekti. Fayid, “BRICS Zirvesi’nde Etiyopya Başbakanı ile bir görüşme yapılmadı” dedi. İki ülke arasındaki ilişkilerin “en iyi döneminde olmadığını” belirten Fayid, ilişkilerin geçmişte daha iyi olduğu dönemlerin bulunduğunu ifade etti.

Ulusal Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde Afrika işleri uzmanı Hüseyin el-Buhayri ise Sisi ile Abiy Ahmed arasında zirve kapsamında görüşme gerçekleşmemesinin, Mısır’ın mevcut Etiyopya hükümetine duyduğu güven eksikliğini yansıttığını söyledi.

dfrgthyj
Etiyopya Başbakanı, BRICS Zirvesi’ndeki konuşması sırasında (Etiyopya Haber Ajansı)

Buhayri, Etiyopya hükümetinin Mısır ile su meselesinin çözülme ihtimaline ilişkin herhangi bir olumlu işaret vermediğini belirterek, Etiyopya barajı dosyasının iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin geleceğini belirleyen en önemli unsur olmaya devam edeceğini ifade etti.

Buhayri’ye göre görüşmenin gerçekleşmemesi, Mısır’ın Etiyopya’ya “mevcut politikalarını ve uzlaşmaz ve düşmanca tutumlarını sürdürmesinin siyasi ilişkilerdeki durgunluğun devam etmesine yol açacağı” yönünde doğrudan bir mesaj vermesi anlamına geliyor.

Etiyopyalı siyasi analist Abdüşşekur Abdüssamed de iki ülke arasındaki ilişkilerdeki durgunluğun ve ihtilaflı konularda uzlaşma perspektifinin bulunmamasının görüşmenin yapılmamasının nedenlerinden biri olduğunu belirtti. Abdüssamed ayrıca görüşmenin medyada “olumlu olmayan” bir şekilde ele alınmasına ilişkin kaygıların da etkili olmuş olabileceğini söyledi.

Mısır BRICS’te su dosyasını gündeme taşıdı

Sisi ile Abiy Ahmed arasındaki ikili görüşmenin su anlaşmazlığı nedeniyle gerçekleşmemesine rağmen su meselesi, Mısır’ın zirve kapsamında yürüttüğü ikili temasların gündeminde yer aldı.

Sisi, Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa ile bir araya geldi. Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından cumartesi akşamı yayımlanan açıklamaya göre iki lider, güvenlik ve istikrarın desteklenmesi ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesine yönelik çabaların yoğunlaştırılmasının önemini vurguladı.

Sisi ve Ramaphosa, Mısır ile Güney Afrika’nın özellikle Afrika ortak çalışmalarının güçlendirilmesi ve uluslararası platformlarda Afrika ülkelerinin tutumlarının ortaklaştırılması konusunda sorumluluk üstlendiğini belirtti.

Mısır Cumhurbaşkanlığı açıklamasında, “Su meselesiyle ilgili olarak iki taraf, uluslararası hukuk kurallarına saygı gösterilmesi ve bölgesel güvenlik ve istikrarı koruyacak şekilde ülkelerin haklarının güvence altına alınması için çalışılması gerektiğini vurguladı” ifadelerine yer verildi.

Mısır Cumhurbaşkanı’nın BRICS görüşmelerinde su haklarının güvence altına alınması gerektiğini vurgulaması, Buhayri’ye göre Kahire’nin bu konudaki resmi tutumunu yansıtıyor.

Buhayri, Nil sularının Mısır halkı açısından “bir ölüm kalım ve varoluş meselesi” olduğunu belirterek Kahire’nin Nil Nehri üzerindeki haklarından tamamen vazgeçmeyeceğini ve özellikle su dosyasında Mısır’ın ulusal güvenliğine zarar verecek herhangi bir taviz veremeyeceğini söyledi.

Buhayri, BRICS çatısı altındaki diplomatik girişimlerin özellikle Güney Afrika, Çin ve Rusya başta olmak üzere örgüt üyesi ülkelerin tutumlarını harekete geçirmeyi ve Etiyopya’ya baskı yapılmasını amaçladığını belirtti.

Buna göre Kahire, Etiyopya’nın Nil Nehri üzerindeki Mısır’ın su haklarını güvence altına alacak hukuken bağlayıcı bir anlaşmaya varılması yönündeki taleplerine yanıt vermesi için Addis Ababa üzerinde baskı oluşturulmasını hedefliyor.

İlişkilerin yeniden düzelmesi ihtimali

Bu karamsar tabloya rağmen Fayid, Mısır ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin yeniden eski seviyesine dönebileceğini göz ardı etmedi.

Fayid, bunun için iki ülke arasındaki işbirliğinin, Etiyopya’nın kalkınma arzusuyla Mısır’ın su haklarına zarar vermeme yükümlülüğünü aynı anda gözeten bir düzeye taşınması gerektiğini vurguladı.