İsrail, Gazze'de savaş bittikten sonra yeni bir güvenlik gerçekliği dayatmak istiyor

Gazze Şeridi'nde Hamas'a yönelik çeşitli alternatif öneriler ve İsrail'in gelecekte Gazze'de konumunu tartışmak üzere ekipler oluşturuldu

İsrail'in Gazze'deki Filistinlileri Mısır’ın Sina çölünde kurulacak çadır kentlere sürme planı (AFP)
İsrail'in Gazze'deki Filistinlileri Mısır’ın Sina çölünde kurulacak çadır kentlere sürme planı (AFP)
TT

İsrail, Gazze'de savaş bittikten sonra yeni bir güvenlik gerçekliği dayatmak istiyor

İsrail'in Gazze'deki Filistinlileri Mısır’ın Sina çölünde kurulacak çadır kentlere sürme planı (AFP)
İsrail'in Gazze'deki Filistinlileri Mısır’ın Sina çölünde kurulacak çadır kentlere sürme planı (AFP)

Emel Şehade

İsrail Savaş Kabinesi, Gazze savaşındaki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerini sürdürürken ve bakanlar, Gazze ve Lübnan sınırlarındaki güvenlik değerlendirilmesine dahil olurken bazı bakanlar ve üst düzey siyasiler de İsrail'in Gazze Şeridi için planladığı geleceğin detaylarını belirlemekle meşguller.

Bunun yanında İsrail, Gazze savaşının askeri hedefi Hamas'ı ortadan kaldırmak ve askeri altyapısını yok etmek olarak belirledi.

Bakanlar, savaşın ilk haftasında İstihbarat Bakanı Gila Gamliel'in güvenlik yetkilileri ve siyasetçilerle istişarelerde bulunarak hazırladığı ve Gazze'deki Filistinlilerin Mısır'ın Sina çölüne sürülmesini öngören tasarıyı görüşmeye başladılar.

Tasarının ABD'li yetkililere sunulduğu ve ABD Başkanı Joe Biden'ın Gazze halkını Arap ülkelerine sürme planı kapsamında İsrail için talep ettiği mali desteğin bir kısmını oluşturduğu ortaya çıkarken, Mısır ve Ürdün öneriye karşı çıkıyorlar.

Önce çadır kentler

İsrail'de şu anda Hamas'ın geleceğine ilişkin tartışmalar sürüyor. Çok sayıda askeri ve siyasi yetkili, Tel Aviv'in Hamas'ın tüm unsurlarını ve altyapısını ortadan kaldırılmasının zor olduğu görüşünde.

Hamas'ın Gazze Şeridi'nden çıkarılması konusunda bir anlaşmaya varılması ihtimalini de reddediyorlar. Buna karşın İstihbarat Bakanı tarafından hazırlanan tasarı, işi daha da ileriye götürüyor. 

Tasarıya göre çözüm, Gazze'deki tüm Filistinlilerin sürülmesi ve kontrolün yeniden sağlanması.

Bu ise 'Gazzeliler için yeni bir nekbe (büyük felaket)' anlamına geliyor. İnsan hakları savunucularına göre bu sürgün, sadece Mısır ve Ürdün tarafından değil, Filistinliler tarafından da reddediliyor.

Ancak İsrail, savaşın bittiğini açıkladıktan sonra başka bir yol haritası çizene kadar Gazze'ye yönelik plan bu olmaya devam edecek.

Gazze savaşı sonrasına değinilen tasarıda, Gazzelilerin kalıcı ikamet yerleri olacak kentler ve evler inşa edilene kadar Sina'da geçici olarak yaşamaları için çadır kentler kurulduktan sonra, Gazze'deki Filistinlilerin tamamının sürülmesi öngörülüyor.

Mısır'ın içinde kilometrelerce uzunluktaki 'çorak arazi' adı verilen bir tampon bölge oluşturulması ve Gazzelilerin İsrail sınırına komşu bölgeye geri dönmesine izin verilmemesinin yer aldığı tasarıda, İsrailli politikacılar, tasarının, Hamas yönetimini devirmeyi hedefleyen savaşın bu amacına ulaşıldıktan sonra Gazze Şeridi'nin nasıl yönetileceğiyle ilgili değerlendirme ve askeri harekat için siyasi düzeyde bir çıkış noktası formüle etme çabalarını yansıttığını düşünüyorlar.

Tasarıyı hazırlayanlar, Gazzelilerin Gazze'den sürülmesi planının uluslararası kabul görmeyeceğini tahmin etseler de planın, Gazzeliler arasındaki mağdur sayısını azaltacağını vurguluyorlar.

İki alternatiften birinde Filistin Yönetimini yeniden kurulması öngörülüyor

Tasarıyı hazırlayan ekip aralarında yaptıkları tartışmalar çerçevesinde çeşitli açıklamalarda Mısır'ın Gazze'ye alternatif olabileceğine dair atılacak herhangi bir adımın doğuracağı tehlikeli duruma karşı uyarıda bulunulduğundan Gazzeliler sürme planının başarısız olması halinde iki alternatif daha geliştirdiler. 

Bu alternatiflerin ilki, Gazze Şeridi'nin kontrolünün ele geçirilmesi, Filistin Yönetimi'ne devredilmesi ve Filistinliler Gazze Şeridi'nde kaldığı sürece Filistin Yönetimi'nin yeniden oluşturulmasına destek verilmesini öngörüyor.

İkinci alternatif ise Hamas iktidarının düşürülmesinden sonra evlerinde kalacak Gazzelilerle yeni bir Arap yönetimi kurulması olasılığını öngörüyor. 

Gazze savaşının başlamasından günler sonra ortaya çıkan tasarının tartışılmasının ardından Gazze Şeridi'nde Hamas'a yönelik çeşitli alternatif öneriler ve İsrail'in gelecekte Gazze'de konumunu tartışmak üzere ekipler oluşturuldu ve Hamas'ın askeri altyapısının yok edilmesinden sonra yapılacaklar görüşüldü.

Birkaç öneri olsa da gerçek çok başka

İsrail İstihbarat Bakanlığı tarafından hazırlanan tasarı, 7 Ekim'den bu yana devam eden ve İsrailli herhangi bir yetkilinin, özellikle İsrail'in savaşın ikinci haftasında başlatması gereken kara harekâtı planının yerine Gazze'ye karadan giriş yapması nedeniyle ne kadar daha süreceğini tahmin etmekte zorlandığı Gazze savaşı bittikten sonra ertesi gün yapılacaklara ilişkin bir plan olarak sunulan ilk tasarı değil.

Her günün kendi planı olduğundan, bu durum, İsrail'in askeri operasyonların ne kadar daha sürdürmesi gerektiğini tahmin etmesinin zor olacağı anlamına geliyor.

Ateşkes kapsamında bir esir takası anlaşmasına varılmaması halinde ise bu tahmin daha da zorlaşacak.
İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, belki de Savaş Kabinesi üyesi sıfatıyla savaşın bittikten sonra Gazze için en iyi çözümle ilgili konuşanların başında geliyordu. 

Gallant, İsrail parlamentosu Knesset'teki Dışişleri ve Savunma Komitesi'nin son toplantısında, Gazze'ye yönelik savaşın aşamalarından birinin Gazze'de yeni bir güvenlik sistemi kurmak olduğunu belirterek 'İsrail'in Gazze'deki günlük yaşamda sorumluluğunun ortadan kaldırılması ile İsrail vatandaşları ve Gazze Şeridi'ni çevreleyen bölge için yeni bir güvenlik gerçekliği yaratacaklarını' kaydetti. 

Gallant'a göre eğer ortada belirli bir siyasi hedef yoksa, güvenlik mekanizmasının bu hedefi tanımlamaya çalışması gerekir.

İsrailli askeri analist ve gazeteci Anshel Pfeffer, Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridi'nde kontrolü yeniden ele geçirmesi yönündeki önerinin hayata geçirilebileceğini ve bunun da Gazze'ye ve Filistinlilere zamanı geri alıp 2007 yılına giderek Gazze'yi tahliye etme planından daha önemli bir siyasi ufuk sunan kapsamlı bir siyasi sürecin parçası olabileceğini düşünüyor.

Ancak Pfeffer, İsrail'de bir süredir, Hamas'ın Aksa Tufanı Operasyonu'ndan da önce ileri sürülen bu öneriyi hayal ürünü ve abartılı olarak değerlendirdi. İsrail'in Gazze'de uzun sürmesi beklenen savaşı sona erdirmesi için tamamlanmış olmasa da çözüm sunan siyasi bir sürece yeniden açılmaktan başka çaresi kalmayacağını söyleyen Pfeffer, bu çözümün aynı zamanda 1973 Yom Kippur Savaşı (Arap-İsrail Savaşı) sonunda İsrail ile Mısır arasında yapılan ateşkes temelinde var olan yapay coğrafi çizgiler çerçevesinde Gazze Şeridi'ndeki temel soruna da cevap vermesi gerektiğinin altını çizdi.

Pfeffer'a göre o dönemde diğer bölgelerden gelen mülteciler nedeniyle yerel nüfusun sayısı beş kat arttı ve Gazze şu anda dünyanın en kalabalık bölgelerinden biri.

Yabancı destekli yatırım bölgeleri

Gazze Şeridi'nin kentsel planlama tarihi ve gelişimi üzerine araştırmalar yapan Tel Aviv Üniversitesi'nden öğretim görevlisi Dr. Fatina Abreek-Zubiedat, adil bir siyasi çözüm olmazsa savaşın devam edeceğini söyledi.

Bu adil çözümün de Gazze ekonomisinin ucuz insan gücü kaynağı olarak görüldüğü geçmiş zamandaki gibi değil de bugün artık uluslararası yatırımlarla, ortak projelerle, yerel ekonomik değerler üreten sanayi bölgeleriyle ve önemli ekonomik bölgelerin kurulmasıyla mümkün olabileceğinin altını çizdi. 

Pfeffer, Gazze Şeridi'nde bu tür ekonomik projeler için yeterince arazi bulunacağına dair şüphelerini dile getirerek uzun vadede, daha önce İsrail Enerji Bakanı Yisrael Katz tarafından önerilen yapay adalar inşa edilmesi gibi iddialı projelerin yeniden masaya yatırılabileceğini vurguladı.

Bakan Katz'ın önerisinde deniz ve hava limanları inşası ile deniz suyunu tuzdan arındırma ve elektrik üretimi tesisleri de yer alıyor.

Gazze Şeridi'nin coğrafi olarak güneye doğru da genişletilebileceğini söyleyen Pfeffer, "Sina'da yaşam, sanayi ve tarım alanları oluşturulabilir" dedi.

Ancak birçok uzman, Mısır'ın egemen topraklarından asla vazgeçmeyeceğini düşünüyor.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de ülkesinin mültecileri kabul etmeyeceğini açıkça ifade etti.

Ancak Pfeffer, 1970'li yıllarda Gazze'nin askeri yöneticisi olan İshak İbadi'nin sözlerine dayanarak 'bunun bir kısmını başarmanın mümkün olabileceğini' belirtiyor.

İbadi, Mısır'ın topraklarından vazgeçebileceğini ve Sina Yarımadası'nın her zaman gereksiz ve istenmeyen bir bölge olarak görülmesinden dolayı uluslararası baskıyla böyle bir ihtimalin tamamen gözden çıkarılmaması gerektiğini vurgulamıştı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.