İsrail'in bombaladığı Cibaliye'deki Filistinliler anlattı: "Yaralı çocukları taşıyanlar da çocuktu"https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/4641511-i%CC%87srailin-bombalad%C4%B1%C4%9F%C4%B1-cibaliyedeki-filistinliler-anlatt%C4%B1-yaral%C4%B1-%C3%A7ocuklar%C4%B1
İsrail'in bombaladığı Cibaliye'deki Filistinliler anlattı: "Yaralı çocukları taşıyanlar da çocuktu"
Cibaliye mülteci kampından paylaşılan karelerde, İsrail ordusunun bölgeyi yerlebir ettiği görülüyor (Reuters)
İsrail ordusunun bombaladığı Gazze'deki Cibaliye mülteci kampındaki Filistinliler, yaşadıkları dehşeti anlattı.
Görgü tanıklarından Muhammed İbrahim, ABD'nin önde gelen medya kuruluşlarından CNN'e saldırıya ekmek sırasındayken yakalandığını söyledi.
İbrahim, "Hiçbir uyarı verilmeden bir anda 7-8 füze bölgeye isabet etti. Yerde kocaman oyuklar açıldı. Birçok kişi öldü. Her yerde ceset parçaları vardı" dedi.
Saldırı sırasında kamp dışında olduğunu söyleyen Muhammed Esved ise füzeler bölgeye isabet eder etmez doğrudan kamptaki ailesine koştuğunu belirtti.
Esvad, gördükleri karşısında şoke olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
Yaralı çocukları taşıyanlar da çocuktu. Havayı dolduran gri toz içinde koşuşuyorlardı. Cesetler molozların üzerinde asılı duruyordu, birçoğu tanınmaz haldeydi. Bazıları kanlar içindeydi, bazılarıysa yanmıştı. Kadınlar ne yapacağını bilemeden çığlık atıyordu. Çocuklarını kaybettikleri için ağlasalar mı yoksa koşup onları arasalar mı bilemiyorlardı. Özellikle saldırı sırasında mahallede çok sayıda çocuk oynuyordu.
Gazze'deki Şifa Hastanesi'nde görev yapan İsviçre merkezli sivil toplum kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) üyesi Muhammed Havaşri, "Küçük çocuklar hastaneye ciddi yaralar ve ağır yanıklarla geldi. Aileleri yanlarında yoktu, çoğu çığlık atarak annelerini ve babalarını istiyordu" ifadelerini kullandı.
Filistin Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlara göre ilk belirlemelerde İsrail ordusunun Cibaliye'ye saldırısında 100 kişi öldürüldü.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) sözcülerinden Daniel Hagari ise saldırılarda Hamas militanlarının karargah olarak kullandığı noktaların hedef alındığını ileri sürdü.
Hagari, operasyonda Hamas'ın üst düzey yöneticilerinden İbrahim Biari'nin yanı sıra birçok militanın öldürüldüğünü de iddia etti.
IDF sözcülerinden Richard Hecht ise sivil kayıplara ilişkin "Savaşın trajedisi böyle bir şey" dedi.
Öte yandan Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, üst düzey yöneticilerinin Cibaliye mülteci kampında yer almadığını iddia etti. Kasım, İsrail'in kamptaki "sivillere, çocuklara ve kadınlara karşı iğrenç bir suç işlediğini" ve bunu örtbas etmeye çalıştığını savundu.
Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin Kassam Tugayları'nın 7 Ekim'de başlattığı Aksa Tufanı operasyonuna, İsrail de Demir Kılıçlar operasyonuyla yanıt vermişti.
Filistin Sağlık Bakanlığı'nın paylaştığı rakamlara göre, İsrail ordusunun bombardımanlarında Gazze'de 3 bin 542'si çocuk, 2 bin 187'si de kadın 8 bin 525 kişi öldürülürken, yaralananların sayısıysa 21 bin 643'e yükseldi.
İsrail ise Gazze'den düzenlenen saldırılarda 317'si asker 1400 kişinin öldürüldüğünü, 5 bin 132 kişinin de yaralandığını duyurdu.
Irak’ta Başbakan Sudani'nin ikinci bir dönem için aday olacağı tahmin ediliyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5262056-irak%E2%80%99ta-ba%C5%9Fbakan-sudaninin-ikinci-bir-d%C3%B6nem-i%C3%A7in-aday-olaca%C4%9F%C4%B1-tahmin-ediliyor
Irak’ta Başbakan Sudani'nin ikinci bir dönem için aday olacağı tahmin ediliyor
Sudani, Maliki ve Hazali, Bağdat'ta düzenlenen bir toplantıda (Arşiv-AFP)
Irak’ta (Şii) Koordinasyon Çerçevesi’nden kaynaklar dün, başbakanlığa aday isim konusunda karar verme aşamasına yaklaştıklarını ve adayı Cumhurbaşkanı Nizar Amidi'ye sunarak görevlendirme sürecini başlatacaklarını açıkladılar. Öte yandan tahminlerin çoğu, mevcut geçici hükümetin Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin ikinci bir dönem için yeniden aday gösterilebileceğine işaret ediyor. Bu durum geçtiğimiz ocak ayı sonlarında ABD Başkanı Donald Trump'ın ‘vetosu’ ile karşılaşan Hukuk Devleti Koalisyonu lideri Nuri el-Maliki'nin adaylığından vazgeçileceği anlamına geliyor.
Buna rağmen kaynaklar, Baas Partisi'nin Kalıntılarının Ortadan Kaldırılması Komisyonu Başkanı Asim el-Bedri gibi ‘uzlaşmacı bir isim’ seçme olasılığı olduğuna da işaret ettiler. Ayrıca eski Başbakan Haydar el-İbadi'nin adı da olası bir aday olarak gündemde.
Koordinasyon Çerçevesi'nden üst düzey bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Koordinasyon Çerçevesi güçlerinin ABD ile İran arasındaki ateşkes dönemini hükümetin kurulması meselesini çözmek için değerlendirmeye çalıştığını ve bunun çok yakın bir zamanda yapılacak bir toplantıda gerçekleşmesinin olası olduğunu belirtti.
Gazze'den bir kadın, savaştan sonra yüzünü nasıl "yeniden eski haline getirdiğini" anlatıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5261896-gazzeden-bir-kad%C4%B1n-sava%C5%9Ftan-sonra-y%C3%BCz%C3%BCn%C3%BC-nas%C4%B1l-yeniden-eski-haline-getirdi%C4%9Fini
Gazze'den bir kadın, savaştan sonra yüzünü nasıl "yeniden eski haline getirdiğini" anlatıyor
Mısır'da estetik ameliyat geçiren Aya Salame (Tedaviyi gerçekleştiren doktor)
Aya Salame, bir buçuk yıl boyunca aynaya bakmaktan kaçındı; sokağa çıkabildiği zamanlarda bile yüzünün yarısından fazlasını örtüyordu. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısında yüzü tamamen deforme olan Aya, hayatının normale döneceği umudunu hiç kaybetmedi.
33 yaşındaki Aya Salame, yaralanmasının ardından yaşadığı acıları, Mısır'daki tedavi sürecini ve bir kadın olarak yüzüne kavuşma hayalini anlatıyor. Şarku’l Avsat'a verdiği röportajda, 7 Aralık 2023'te Gazze'nin kuzeyinde İsrail'in ateş hattında yaralandığını söylüyor.
Ve devam ediyor: “Tamamen yandım ve ateş göğsüme sıçradı.”
Çifte acı
Gazze’li bayan, yangından kurtulduğunu anlatıyor; hastanede etrafındaki herkes ondan şehadet getirmesini istiyor; çünkü alevlerin yüzünü ve göğsünü ciddi şekilde tahrip etmesinden sonra, herkes onun ömrünün sayılı günleri kaldığını düşünüyordu.
Aya, el-Şifa Hastanesinde 40 gün yoğun bakımda kaldı. “Gazze’deki durum çok zordu. Gazlı bezimiz ya da pansuman malzememiz yoktu. İlk birkaç gün boyunca pansuman değiştirmek için elimizde sadece en temel araçlar vardı” diyor. Altı aydır evinden çıkamadığı için hemşire olan komşusunun yaralarını temizlemesine yardım etmek üzere gönüllü olduğunu belirtiyor. “Tek bir adım bile atamıyordum, temiz hava bile alamıyordum” diyor.
Aya Salame sağ gözünü ve yüzünü kaybetti; durumuna duyduğu üzüntü nedeniyle felç geçirdi. Ancak oğlu Hamid onu görüp tanımadığında, acısının katlanarak arttığını söylüyor. Acıyla şöyle anlatıyor: «Çocuklarım benden korktu. Oğlum ‘Bu anne değil’ dedi.»
Aya Salame, Gazze’de dışarı çıkabilecek duruma geldikten sonra bile dışarı çıkmaktan kaçınıyordu ve dışarı çıktığında yüzünü örtüyordu. Şöyle devam ediyor: “İnsanlar bunun savaş yarası olduğunu biliyordu. Gözlerim bir perdeyle kapalıydı ve bir yıl üç ay boyunca aynaya hiç bakmadım.”
Tıbbi olarak büyük zorluk
Mısırlı plastik cerrah ve danışman Doktor Mahmud el-Desuki ile mikroskobik cerrahi uzmanı için Gazze Savaşı'nın yol açtığı ilk vaka değildi. El-Desuki Şarku’l Avsat’a, savaşta yaralanarak deformasyona uğrayan onlarca vakayla ilgilendiğini, ancak “Aya'nın vakasının büyük ve karmaşık bir zorluk oluşturduğunu” belirtiyor.
Doktor şöyle diyor: “Aya’nın yaralanması çok şiddetliydi, özellikle yüzünün sağ tarafında; yanak, yanak kasları, deri ve yedinci sinir tamamen deforme olmuştu; ayrıca yüzünde şarapnel parçaları da vardı. Tüm bunlar dokuların nekrozuna ve yaralı gözün çevresinde iltihaplanmaya neden oldu.”
Doktor, bir göz hastalıkları uzmanıyla iş birliği içinde durumu değerlendirdikten sonra, tedavi aşamalarının sayısını azaltmak amacıyla kapsamlı bir cerrahi müdahaleye başlanmasına karar verildiğini ifade etti. İlk ameliyat 8 ila 10 saat sürdü ve deri greftleri kullanılarak göz kapaklarının onarılması, lokal dokuların hareket ettirilmesi yoluyla yanağın yeniden yapılandırılması, kasların ve yüz sinirinin onarılması girişimi ile ağzın doğal haline yakın olarak yeniden şekillendirilmesini içeriyordu.
Ameliyata çok disiplinli bir tıbbi ekip katıldı. Tedavi ekibinin açıklamasına göre bu aşama en önemli ve en zor aşama olarak tanımlandı. Bunu, bir yıl boyunca devam eden tamamlayıcı aşamalar izledi. Bu aşamalar, mümkün olan en iyi sonuca ulaşmak amacıyla, protez gözün görünümünü iyileştirme, yağ enjeksiyonu, lazer seansları ve fizik tedavi gibi işlemleri içeriyordu.
Doktorun resmi sayfası, «X» platformu ve «Facebook» üzerinden takipçilerin, Aya’nın ameliyat öncesi ve sonrası fotoğraflarına gösterdiği tepkilerle ilgili olarak doktor şöyle diyor: “Vaka Gazze'den ve savaş yaralanması olduğu için ameliyat öncesi ve sonrası arasındaki büyük görünüm farkı ve elbette yüzünde doğrudan meydana gelen yaralanma nedeniyle, bu durum insanların vakaya daha fazla tepki vermesine neden oldu. Bazı insanlar görünümdeki değişikliği ‘iğrenç’ olarak nitelendirdi.”
Mısırlı doktor, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu tür ameliyatların bazı ülkelerde nadir sayılabileceğini, ancak daha karmaşık yaralanmalar da dahil olmak üzere birçok vakada yerel olarak yapıldığını belirtiyor. Doktor, Aya'nın yüzü için daha iyi bir sonuç elde etme konusunda “estetik cerrahların hırsı” olarak tanımladığı şeyi hayal etmeye devam ederken, kadının hayali ise çocuklarını tekrar kucağında görmek. Aya şöyle diyor: “Yaralanmam kolay değildi... Aylarca acı çektim. Ama tek hayal ettiğim şey, çocuklarımın kucağıma dönmesi.”
Libya ordusunun birleştirilmesi... Flintlock 2026 anahtar mı olacak?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5261803-libya-ordusunun-birle%C5%9Ftirilmesi-flintlock-2026-anahtar-m%C4%B1-olacak
Libya ordusunun birleştirilmesi... Flintlock 2026 anahtar mı olacak?
Batı Libya’daki askeri birlikler, Flintlock 2026 tatbikatına katılmak üzere Sirte’ye doğru yola çıkmadan önce (Batı Libya Savunma Bakanlığı)
Libya’nın Sirte kentinde ay ortasında düzenlenmesi planlanan Flintlock 2026 tatbikatına yönelik hazırlıklar hız kazanırken, ülkenin doğu ve batısından askeri birliklerin katılımı dikkat çekiyor. Siyasi ve askeri bölünmüşlüğün sürmesine rağmen, her iki taraftan askeri yetkililerin son dönemde yaptığı açıklamalar, tatbikatın orduyu birleştirme sürecine yaklaşmak için bir platform olarak değerlendirildiğine işaret ediyor.
Son 48 saat içinde verilen bu mesajlar, ABD Afrika Komutanlığı’nın (AFRICOM) himayesinde gerçekleştirilen tatbikatın yalnızca sahadaki askeri yönüyle sınırlı kalmayıp daha geniş anlamlar kazanıp kazanmayacağı sorusunu gündeme getirdi. Gözlemciler, tatbikatın, Muammer Kaddafi rejiminin çöküşünden bu yana gerçekleştirilemeyen birleşik bir Libya ordusu oluşturma hedefi için ‘anahtar bir adım’ haline gelebileceğini değerlendiriyor.
2019-2020 yıllarında Trablus savaşı sırasında karşı karşıya gelen taraflar arasında söylemde dikkat çekici bir yumuşama gözleniyor. Doğu Libya’da bu değişim, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter’in açıklamalarında öne çıktı. Hafter, tatbikata ilişkin değerlendirmelerinde ‘Libya gençliğinin birlik olma kapasitesine’ ve ‘askeri kurumun profesyonelliğine’ vurgu yaparken, Trablus ve diğer tüm Libya şehirlerinden askerlerin katılımına dikkat çekerek doğu ile batı arasındaki bölünmenin aşılmasına yönelik mesajlar verdi.
Batı Libya Savunma Bakan Vekili Abdusselam ez-Zubi, geçtiğimiz mart ayında askeri komutanlarla birlikte (Batı Libya Savunma Bakanlığı)
Aynı mesaj, LUO Genelkurmay Başkanı Halid Hafter tarafından da vurgulandı. Hafter, Flintlock 2026 tatbikatının askerlerin ‘ülkenin birliğine’ olan bağlılığını yansıttığını belirterek, doğu, batı ve güneydeki askeri personelin eğitilmesi ve kapasitesinin artırılmasının, ‘Libya ordusunun yeniden birleşmesine gerçek bir destek’ anlamına geldiğini ifade etti. Hafter, bu sürecin ülkenin korunması ve güvenliğinin sağlanması açısından önemli olduğunu dile getirdi.
Batı Libya’da ise Savunma Bakan Vekili Abdusselam ez-Zubi, tatbikata sembolik bir anlam yükledi. Zubi, tatbikatı ‘uzun süredir ayrı düşmüş silahların buluşması’ olarak nitelendirirken, bunun yıllar süren çatışmaların ardından geldiğine dikkat çekti. Ayrıca tatbikatı, ‘askeri kurumun birleştirilmesi iradesinin somut bir yansıması’ olarak değerlendirdi.
Gözlemciler, taraflar arasında verilen bu karşılıklı mesajları temkinli bir iyimserlikle karşıladı. Daha önce Sirte’nin tatbikat için seçilmesi de bu iyimserliği destekleyen bir unsur olarak görülüyor. Libya’nın orta kesiminde, kıyı hattında yer alan kent, doğu ile batı arasında coğrafi bir denge noktası olması nedeniyle ‘nispeten tarafsız’ bir alan olarak değerlendiriliyor ve farklı bölgelerden güçlerin katılımına imkân tanıyor.
Libya Ulusal Ordusu’na (LUO) bağlı birlikler, Sirte’de düzenlenecek Flintlock 2026 tatbikatı için hazırlık çalışmaları yürütüyor. (LUO Genel Komutanlığı Basın Bürosu)
Resmî söylemde Sirte, birkaç yıl önce DEAŞ’ın en önemli kalelerinden biri iken Bunyan el-Mersus Operasyonu ile örgütün tasfiye edilmesinin ardından, bir çatışma merkezinden eğitim ve uluslararası iş birliği platformuna dönüşümün örneği olarak sunuluyor. Doğu Libya’daki askeri liderlik söyleminde şehir ‘terörizme karşı kazanılmış bir zafer’ olarak öne çıkarılırken, batıdaki yetkililer ise Sirte’yi yıllar süren bölünmenin ardından bir buluşma noktası olarak yeniden tanımlıyor.
Ancak bu mesajlara rağmen, bazı uzmanlar yaşanan sürecin hâlâ ‘sembolik bir birleşme’ çerçevesinde kaldığı görüşünde. Libya’nın eski Savunma Bakanı Muhammed el-Bergusi, Sirte’de doğu ve batıdan birliklerin yanı sıra AFRICOM unsurlarının katılımıyla düzenlenen bir tatbikatın, Libya’daki askeri kurumun birleştiği anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Bergusi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Farklı iki komutana bağlı güçler arasında gerçekleştirilen bir askeri tatbikat, tek bir komuta altında birleşmiş bir Libya ordusu görüntüsü vermez… Ordu birliği, tek bir komuta yapısının varlığını ve tüm askeri oluşumların, başkomutan olarak bilinen tek bir kişinin emrine girmesini gerektirir” ifadelerini kullandı.
Sirte’de yaşananların, farklı güçler arasında bir askeri iş birliği modeli olarak değerlendirilebileceğini belirten Bergusi, bunun Libya ordusunun birleştiğine dair bir kanıt olmadığını vurguladı. Gerçek bir askeri birliğin sağlanması için öncelikle komuta yapısı ve askeri karar mekanizmasının birleştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Eski bakanın değerlendirmeleri, Libyalı araştırmacıların daha önce işaret ettiği yapısal engellerle de örtüşüyor. Bu engeller arasında, Muammer Kaddafi döneminden miras kalan karmaşık yapı, ortak bir askeri doktrinin bulunmaması ve doğu ile batı arasında farklı komuta sistemlerinin varlığı yer alıyor. Doğuda genel komutanlık yapısı bulunurken, batıda genelkurmay sisteminin geçerli olması bu ayrışmanın başlıca unsurları arasında sayılıyor.
Doğu Libya’daki Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genelkurmay Başkanı Halid Hafter (LUO Genel Komutanlığı Basın Bürosu)
Libya’daki bu gelişmeler, Trablus’ta Abdulhamid Dibeybe liderliğindeki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) ile Temsilciler Meclisi (TM) tarafından görevlendirilen ve Bingazi merkezli Usame Hammad başkanlığındaki hükümet arasındaki siyasi bölünme ortamında yaşanıyor. Doğu Libya’daki LUO ise Halife Hafter komutasında bulunuyor ve bu yapıya bağlı silahlı gruplar da sahada varlık gösteriyor.
2005’ten bu yana düzenlenen Flintlock tatbikatı, Afrika’daki en büyük yıllık özel kuvvetler eğitimi olarak biliniyor ve terörle mücadele kapasitesinin artırılması ile katılımcı ülkeler arasında iş birliğinin güçlendirilmesini hedefliyor.
Askerî niteliğine rağmen bazı değerlendirmelere göre Flintlock 2026, daha geniş stratejik anlamlar taşıyan bir dönüm noktası olarak görülüyor. Tatbikatın, doğu ve batıdaki Libyalı tarafların ABD arabuluculuğunda genel bütçeyi birleştirme konusunda anlaşmaya varmasından günler sonra düzenlenmesi dikkat çekiyor. Bu süreç, yıllardır süren tıkanıklığın ardından gerçekleşti.
Bu bağlamda, Libya ulusal güvenliği üzerine çalışan araştırmacı Faysal Ebu er-Rayika, yaşananları ABD’nin Libya ve bölgede yeniden konumlanmasına yönelik ‘bütüncül bir yaklaşım’ olarak değerlendirdi. Rayika, bu gelişmelerin zamanlaması nedeniyle özel bir önem taşıdığını ifade etti.
Rayika’ya göre Libya sahnesi, güvenlik düzenlemeleri ile mali uzlaşmaların birbirine paralel ilerlediği ‘bütünleşik bir sürece’ dönüşmüş durumda.
Bu paralel ilerleyişin, ülkenin karar alma mekanizmasının yeniden şekillendirilmesine ve yürütme yapısının güvenlik ve mali boyutları kapsayan bir çerçevede birleştirilmesine zemin hazırlayabileceği belirtiliyor.
Atlantik Konseyi tarafından yayınlanan makaleler de dahil olmak üzere bazı araştırma değerlendirmeleri, Libya’nın Flintlock 2026 ev sahipliğinin, ülkenin Batı güvenlik mimarisine entegrasyonuna yönelik mesajlar içerdiğini ve bunun Rusya’nın bölgedeki etkisine karşı bir denge arayışıyla paralel ilerlediğini ortaya koyuyor.
Gözlemcilere göre, tatbikatla birlikte verilen birlik mesajları askeri kurumun birleştirilmesine yönelik bir irade ortaya koysa da temel zorluk, bu söylemin somut adımlara dönüşerek Libya ordusunun tek bir komuta yapısı altında yeniden yapılandırılmasına dönüşüp dönüşmeyeceği noktasında yoğunlaşıyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة