İsrail'de süpermarket zincirlerinden Türk mallarını boykot kararı

Türkiye'den alınan domatesler tartışma yarattı

2022'de Türkiye'nin İsrail'e yaptığı ihracat 7 milyar dolara, İsrail'den ithalatıysa 2,3 milyar dolara kadar ulaşmıştı (Cumhurbaşkanlığı)
2022'de Türkiye'nin İsrail'e yaptığı ihracat 7 milyar dolara, İsrail'den ithalatıysa 2,3 milyar dolara kadar ulaşmıştı (Cumhurbaşkanlığı)
TT

İsrail'de süpermarket zincirlerinden Türk mallarını boykot kararı

2022'de Türkiye'nin İsrail'e yaptığı ihracat 7 milyar dolara, İsrail'den ithalatıysa 2,3 milyar dolara kadar ulaşmıştı (Cumhurbaşkanlığı)
2022'de Türkiye'nin İsrail'e yaptığı ihracat 7 milyar dolara, İsrail'den ithalatıysa 2,3 milyar dolara kadar ulaşmıştı (Cumhurbaşkanlığı)

İsrail'in en büyük süpermarket zincirleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Hamas'ı terör örgütü olarak görmediğini açıklaması nedeniyle Türkiye'den yapılan ithalatı durdurdu.

İsrail merkezli Haaretz gazetesinin haberinde, Türkiye'den gelen mallara boykot kararının ülkenin en büyük market zincirleri Shufersal, Rami Levy ve Yochananof tarafından uygulandığı öne sürüldü.

Daha küçük boyuttaki ithalatçıların da, Türkiye'de Yahudi inanışına uygun gıdaları denetleyen kişilerin 7 Ekim'deki saldırıların ardından ülkeyi terk etmesi nedeniyle ithalatı durdurdukları ifade edildi.

Süpermarket zincirlerinin Türk mallarına yönelik boykotunda kamuoyu baskısının önemli bir rol oynadığı düşünülüyor.

Örneğin, zincir marketlerden Rami Levy, İsrail domatesleri yerine Türkiye'den gelen domatesleri satmakla suçlanıyordu. Şirket bu iddiaları reddetti.

Konuyla ilgili zincir marketlere bir mektup gönderen İsrail Çiftçiler Federasyonu, marketlerdeki yerli ürünlere etiket konulmasını ve savaştan etkilenen çiftçilerle dayanışmaya gidilmesini istedi.

Domates tartışmalarının ardından birçok market zinciri, Türkiye'den domates ithalatını durdurduklarını duyururken, Tarım Bakanlığı'ndan konuyla ilgili yapılan açıklamada bu hafta Türkiye'den meyve ve sebze taşıyan 6 geminin ülkeye geleceği belirtildi.

Türkiye'den alınan domateslere tam boykot uygulanmasının ülkede bir arz sıkıntısı yaratması bekleniyor. Zira yerli üretim domatesler talebin sadece yarısını karşılıyor. 

Yunanistan ve Hollanda'nın İsrailli domates alıcıları için en olası alternatifler olduğu belirtilse de, bu durumun domates fiyatlarında artışa neden olacağı düşünülüyor.

İki ülke arasındaki ticaret artış sürecindeydi

Son yıllarda Türkiye, İsrail'in en çok ithalat yaptığı ülkelerden biri haline gelerek, Çin, ABD, İsviçre ve Almanya'dan sonra beşinci sıraya yerleşmişti. 

2019'dan bu yana her yıl çift haneli büyüme yakalayan Türkiye'den ithalat rakamları, 2022'de 7 milyar dolara kadar ulaşmıştı.

İki ülke arasındaki ticaret son dönemde yapılan karşılıklı anlaşma ve toplantılarla yoğunlaşmıştı. Geçen aralıkta, İsrail Ticaret Odaları Federasyonu ve Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin girişimiyle İstanbul'da İsrailli ihracatçılarla Türk iş insanlarını bir araya getiren toplantı da bunlardan biriydi.

İsrail Ticaret Odaları Federasyonu Başkanı Uriel Lynn, "Delegasyonda İsrail'den 90 ihracatçı bulunuyordu ve en harika şekilde karşılandılar. İşbirliği arzusu vardı. Biz de atılacak en iyi adımın bu olduğunu düşündük" ifadelerini kullandı.

Mevcut durumun tamamen şok yarattığını belirten Lynn, "Hepimiz gerçekçi insanlarız. Birçok ithalatçının Türkiye'den mal alma konusunda temkinli olacağı çok açık. Ve onların da bize satış yapmak isteyip istemeyeceği belli değil. Erdoğan'ın saldırılarının işleri nasıl etkileyeceğini bilmiyoruz. Bu nedenle ticaretin ne kadarlık bir bölümünün duracağını ölçmek zor. Bu bizim için acı bir hayalkırıklığı" diye konuştu.

İsmini vermek istemeyen bir başka yetkiliyse, iki ülke arasındaki ticaretin yaşananlardan fazla etkilenmeyeceğini savundu. 

Haaretz'e konuşan yetkili şunları söyledi:

İsrail'le Türkiye arasındaki uzun vadeli ticaret verilerine bakarsanız, toplam hacmin sürekli arttığını görürsünüz. Bunun için geçerli nedenler var. Onlar, bizim yakınımızdaki iyi ve ucuz bir ekonomi. Rakamlar birçok zorluk ve son 10 yılda Gazze'ye düzenlenen operasyonlara rağmen arttı. Birçok periyotta, iki ülke ilişkilerinde anlaşmazlıklar vardı. Bu deneyime dayanarak, bugün gördüğümüz ticaret miktarının, az çok aynı seviyelerde kalacağını tahmin ediyoruz.

Türkiye'nin İsrail'e yaptığı ihracatın içinde demir, buğday, otomobil, elektrikli ev eşyaları, işlenmiş gıda ve plastik gereçler gibi kalemler bulunuyor.

Independent Türkçe



Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
TT

Somali'deki siyasi kriz: Türkiye'nin gerilimi yatıştırmak için başlattığı arabuluculuğun özellikleri

Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)
Eski Somali Cumhurbaşkanı Mohammed Abdullahi Farmaajo, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile bir araya geldi (Mogadişu Büyükelçisi Aktaş’ın X hesabı)

Somali'deki siyasi kriz, Türkiye'nin Mogadişu Büyükelçisi Alper Aktaş ile federal hükümetin muhalifleri arasında, geçtiğimiz yıldan bu yana ülkedeki en önemli anlaşmazlık konularından biri olan ve bu yıl yapılması planlanan doğrudan seçimler öncesindeki görüşmelerle yeni bir boyut kazandı.

Eski Somali Cumhurbaşkanı ve önde gelen muhalefet figürü Mohammed Abdullahi Farmaajo'nun da katıldığı görüşmeler, sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı görüşmelerinin ardından gerçekleşti.

Şarku’l Avsat’a konuşan bir uzman, bu görüşmeleri, Türkiye'nin Mogadişu'daki etkisi ve geniş nüfuzu çerçevesinde, siyasi krizi sona erdirmek ve bazı çözümler bulmak için seçimler öncesinde Türkiye'nin arabuluculuk rolünün başlangıcı olarak gördüğünü ifade etti.

Mogadişu'daki evinde Türkiye’nin Büyükelçisi Aktaş ile bir araya gelen Farmaajo, yaptığı açıklamada, Türk Büyükelçi ile ülkedeki siyasi ve güvenlik durumunu ve ülkeye yönelik yatırımı artırmanın yollarını görüştüğünü belirtti. Türk hükümetini ve ülkesine verdiği kesintisiz desteği öven Farmaajo, görüşmeyi ‘verimli’ olarak nitelendirdi.

‘es-Somal el-Cedid’ adlı haber sitesinin dün akşam yayınladığı habere göre Büyükelçi Aktaş, Farmaajo ile görüşmesi öncesinde Puntland Devlet Başkanı Said Abdullah Deni de dahil olmak üzere bazı Somalili siyasi isimlerle bir araya geldi.

fvfrdv
Türkiye’nin Mogadişu Büyükelçisi, Puntland Devlet Başkanı ile bir araya geldi (Büyükelçinin X hesabı)

Afrika işleri uzmanı Ali Mahmud Kilani, mevcut aşamanın merkezi hükümet ile bazı siyasi partiler arasında tırmanan gerilimler ve merkezi yönetim ile bazı bölgesel yönetimler, özellikle Cubaland ve Puntland yönetimleri arasındaki görüş ayrılıkları ile şekillendiğini düşünüyor.

Kilani, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye'nin, 2026 Mayıs ayında yapılacak seçimler öncesindeki hassas dönemde Somali siyasi partilerinin görüşlerini bir araya getirmek için arabuluculuk rolü oynadığı aşikar.”

Türkiye-Somali görüşmeleri, muhalefetle yapılan ve sonuçsuz kalan birkaç turluk cumhurbaşkanlığı toplantılarının ardından gerçekleşti. Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud, 19 Şubat'ta federal hükümet tarafından düzenlenen istişare toplantılarına katılmak üzere Cumhurbaşkanlığı sarayında muhalefet partisi ‘Somali'nin Geleceği Konseyi’ üyeleri ve yetkilileriyle bir araya geldi.

Somali Haber Ajansı SONNA'nın o günkü haberine göre görüşmelerde yaklaşan seçimler, ulusal birlik ve toplumsal uyumun güçlendirilmesi ve ‘güvenlik ve istikrarı tehdit eden (yerel olarak eş-Şebab'ı ifade etmek için kullanılan bir terim olan) Havaric milisleriyle mücadele’ konuları ele alındı.

Somali'nin Geleceği Konseyi, Nairobi'de yapılan bir toplantının ardından geçtiğimiz yıl ekim ayında oluşturuldu. Konsey, Cubaland ve Puntland devlet başkanları Ahmed Madobe ve Said Deni ile muhalefet partisi ‘Somali Kurtuluş Forumu’ liderleri, yani eski başbakanlar Hasan Ali Kayre ve Abdi Farah Shirdon, milletvekili Abdurrahman Abduşşakur ve diğer bazı isimler tarafından, özellikle doğrudan seçimler konusunda hükümetle bir yıl süren radikal anlaşmazlıklar sonrası kuruldu.

Kilani, Türkiye'nin diplomatik etkisi ve Somalili çeşitli taraflarla dengeli ilişkileri, eğitim ve kurumsal destek programları aracılığıyla güvenlik ve askeri varlığı, altyapı projeleri ve yatırımlar aracılığıyla ekonomik ve kalkınma desteği ve arabuluculuk girişimlerini yönetme kapasitesini artıran cumhurbaşkanlığı üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, siyasi sahneyi etkileyebilecek araçlara sahip olduğuna inanıyor.

Ankara, etkili bölgesel ortaklarıyla çabalarını koordine edecek gibi görünüyor ve bu koordinasyon, arabuluculuk çabalarının başarı şansını artırabilir.

Birkaç olasılığa işaret eden Kilani’ye göre bunlardan ilki, gerilimin azalması ve Türkiye'nin arabuluculuk çabalarının tarafları birbirine yaklaştırarak seçimlerin daha az gergin bir ortamda yapılmasının önünü açması, ikincisi ise özellikle farklı bölgesel ittifaklarla bağlantılı bölgesel yönetimlerin bazı çekincelerinin devam etmesi, siyasi krizin kötüleşmesi ve seçim tarihinden önce uzlaşma çabalarının durması olasılığına dair kısmi başarısızlık senaryosu.


Fidan: İran’ın Körfez’e saldırısı çok yanlış bir strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
TT

Fidan: İran’ın Körfez’e saldırısı çok yanlış bir strateji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (Reuters)

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, bugün (Salı) yaptığı açıklamada, İran’ın ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık Körfez ülkelerine saldırmasını “son derece yanlış bir strateji” olarak nitelendirdiğini ve bunun bölgedeki istikrarsızlığı artırdığını söyledi.

TRT Haber Özel Yayın'ında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Dışişleri Bakanı Fidan, “İran’ın bu bölgeleri rastgele bombalaması çok yanlış bir strateji” dedi. Fidan Tahran’ın stratejisini “Ben batarsam, bölgeyi de batırırım” olarak tanımladı.

Bakan Fidan, İran saldırılarına maruz kalan ülkelerin bu saldırılar devam ettiği sürece sessiz kalamayabileceğine ve çatışmanın kapsamının genişlemesinin endişe verici bir durum olduğuna dikkat çekti.

Dışişleri Bakanı, İran’da rejim değişikliğinin “bölge için tehlikeler” oluşturabileceğini belirtti. Fidan, yeni İran liderliğinin seçilip göreve gelmesi halinde, ABD ve İsrail ile savaşın sona erdirilmesi için bir fırsat sunabileceğini söyledi. Herhangi bir uzlaşmanın, savaşın uzamasından daha iyi olacağını vurgulayan Fidan, yeni İran liderliğinin çatışmayı sonlandırma yönünde “irade” göstermesini umut etti.


Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
TT

Öcalan’dan bütünleşme mesajı

Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)
Parlamento komitesi, bugün PKK’nin feshedilmesi ve silahsızlandırılmasına ilişkin yasal çerçeveyi içeren rapor taslağı üzerinde oylama yapacak. (Türkiye Parlamentosu- X)

Türkiye'de tutuklu bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan, "demokratik bütünleşme" olarak adlandırdığı "barış sürecinin" yeni bir aşamasının başladığını duyurdu.

Öcalan, İmralı Cezaevi'nde, Halkların Eşitliği ve Demokrasi Partisi (HADEP) heyetiyle yaptığı görüşmede, sürecin ikinci aşamasına aktif olarak katılma arzusunu dile getirdi.

Bu durum, PKK’nin feshedilmesi için yasal çerçeveyi geliştirmekle görevli parlamento komitesinin, süreçle ilgili öneri ve tavsiyeleri içeren bir taslak raporu görüşmek ve oylamak üzere bugün, bir oturum düzenlemesiyle eş zamanlı olarak geliyor.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre öneriler, Abdullah Öcalan'ın serbest bırakılmasını ve anadil hakları ile eşit vatandaşlık gibi temel konuları dışarıda bırakıyor, bunun yerine "temel hakların" tanımlanması çerçevesinde mevcut düzenlemelerde iyileştirmeler içeriyor.