Suriyeli Kürtler bir asırlık yasağın ardından kültürlerini yeniden canlandırıyor

Suriye’deki Kürtler, kültürel faaliyetlerine yönelik çalışmalarına hız verdi. (Reuters)
Suriye’deki Kürtler, kültürel faaliyetlerine yönelik çalışmalarına hız verdi. (Reuters)
TT

Suriyeli Kürtler bir asırlık yasağın ardından kültürlerini yeniden canlandırıyor

Suriye’deki Kürtler, kültürel faaliyetlerine yönelik çalışmalarına hız verdi. (Reuters)
Suriye’deki Kürtler, kültürel faaliyetlerine yönelik çalışmalarına hız verdi. (Reuters)

Rüstem Mahmud

Suriye Kürtleri, ülkeyi yöneten totaliter milliyetçi rejimler altında onlarca yıldır süren yasak, inkâr ve ihmalden sonra yıllardır kendi yerel kültürlerini çeşitli alanlarda ve yeni ifade biçimleriyle yeniden canlandırıyorlar. Sayılarının 2,5 milyon civarında olduğu tahmin edilen Suriyeli Kürtler toplam nüfusun yüzde 10’unu oluşturuyor. Kuzey Suriye coğrafyasının tamamına, özellikle de hem Türkiye hem de Irak ile kuzey ve doğu sınır bölgelerine yayılmış durumdalar. 2012’den bu yana, Kürt Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) ana çekirdeğini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından korunan bir tür yerel özyönetimden yararlanıyorlar. Bu durum ise onların bu canlanmayı gerçekleştirmesine olanak tanıyor.

Suriye’de Kürt kültürü 2011’den önce tamamen yasaklanmıştı. Baas Partisi liderliğindeki rejim, ilk etapta Suriye’de Kürtlerin varlığını bile tanımıyordu ve tüm Suriye devlet sistemi, kurumları ve resmi belgeleri tamamen Arapçaya dayanıyordu. Eğitimin hiçbir kademesinde Kürtçe öğretilmiyor, Kürtçeye özel enstitü ve okul açılması yasaklanıyordu. Hükümet ve özel medya da Kürt dili ve kültürüyle ilgili her şeyden tamamen yoksundu. Sanatsal yapım şirketlerinin, müzik ve sanat gruplarının Kürtçe içerik sunmalarına izin verilmiyordu ve aynı durum basılı materyallerin basılması ve dağıtılması konusunda da geçerliydi. Kürt aydınlarının Kürt Şiir Festivali veya genellikle uzak köylerde düzenlenen Kürt Basın Günü kutlamaları gibi bazı toplantıları bile Suriye güvenlik güçleri tarafından bastırılıyor ve bunları düzenleyenlere baskı uygulanıyordu.

Ancak o tarihten sonra durum tamamen değişti. Bazı yabancı diller de dahil Arapça ve Süryanicenin yanı sıra on yılı aşkın bir süre önce Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi’nin tüm bölgelerinde Kürtçe resmi hale geldi. Kürtçe medya, kültürel ve sanatsal yayınlar, genellikle Milli Eğitim Bakanlıkları ve Özerk Yönetimin Kültür Kurumu tarafından desteklendi. Bunun sonucunda onunla temas halinde olan onlarca sanat grubu ve tiyatro grubu ortaya çıktı. Kürtçe belgeseller, drama dizileri ve basılı kitapların yanı sıra pek çok edebiyat, tiyatro ve sinema festivali düzenlendi ve düzenlenmeye devam ediyor.

“Bazı yabancı diller de dahil Arapça ve Süryanicenin yanı sıra, on yılı aşkın bir süre önce Kuzeydoğu Suriye Özerk Yönetimi’nin tüm bölgelerinde Kürtçe resmi hale geldi. Kürtçe medya, kültürel ve sanatsal yayınlar, genellikle Milli Eğitim Bakanlıkları ve Özerk Yönetimin Kültür Kurumu tarafından desteklendi.”

Yıllardır Suriye’nin en kuzeyindeki Amuda kasabasından Kürtçe yayın yapan ARTA Radyo, bu değişimin ifade edici bir modelidir. Küçük bir medya projesi olarak başlayan radyo, kısa sürede Suriye’nin kuzeydoğusunda önde gelen medya kuruluşlarından biri haline geldi ve on binlerce Kürt tarafından dinlendi. Kürtler, radyo kanalının Kürtçe olarak sunduğu çeşitli sanatsal ve kültürel programların keyfini çıkarmanın yanı sıra bilgi almak ve kendi yerel alanlarındaki politik, ekonomik ve sosyal koşullarla etkileşimde bulunmak için bunu önemli bir kaynak olarak görüyorlar.

ARTA radyonun kurucusu ve genel müdürü gazetesi Sirvan Hac Barko, Al-Majalla’ya yaptığı açıklamada, kanalın deneyimine ve genişleme mekanizmalarına değindi. Barko şunları söyledi:

“Yaklaşık on yıl önce WDR Alman radyosunda gazeteciydim ve bazı Suriyeli medya profesyonellerinin mesleki becerilerini geliştirmek için eğitmen olarak aktif olarak görev aldım. Şartlar oluştukça ve Suriye rejim güçlerinin Kürtlerin çoğunlukta olduğu pek çok bölgeyi terk etmesiyle Kürtçe yayın yapan bir radyo kurma fikri ortaya çıktı. Özgür Medya Birliği Kurumu’ndan lisans aldık ama ilk ay ve yıllarda canlı yayın günde sadece birkaç saatti. Profesyonel personel ve teknik uzmanlık çok azdı ve destek düzeyleri yalnızca Amerikan kurumları tarafından desteklenen bazı geliştirme projeleri tarafından sağlanıyordu. Temel stratejimiz, tamamen yerel olanı üreten, önemseyen ve yayınlayan bir araç olarak kimliğimizi her zaman merkeze alarak, yoğun eğitimler vererek radyo istasyonunu bir medya ve kültürel gelişim kurumuna dönüştürecek yasal çerçeveye kavuşturarak kadro yetiştirmeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle ARTA radyo, şu anda üç yerel radyo istasyonuna (Arta, Jeen ve Al-Furatiya) sahip olan ARTA Medya ve Geliştirme Vakfı’na dönüştürüldü. Bunların ilki Kürtçe olup nüfusun çoğunluğu Kürt olan birçok şehir ve kasabada yayınlanmaktadır. İkincisi, kadrolar ve konuları ele alma mekanizması açısından bir kadın radyosu; Al-Furatiya ise Arapça yayın yapan bir radyo ve yayını Arap çoğunluğun olduğu bölgelere dayanıyor. Bu, vakfın kalıcı olarak desteklediği, diğer ülkelerden Kürt sanatçılara ev sahipliği yapmak, kadınlar için voleybol turnuvası düzenlemek veya yerel Kürtçe şarkı söyleme, hikâye anlatma ve sanatsal mirasın toplanması ve arşivlenmesi gibi eğitim atölyeleri ile kültürel ve sportif faaliyetlere ek olarak gerçekleştirilmektedir. Sonuç olarak kurum, onlarca yıldır dışlanmış olanların kamusal alanda söz sahibi olmasını ve var olmasını hedefliyor.”

Şarku’l Avsat’ın Al-Majalla’Dan aktardığına göre geçtiğimiz yıllarda büyük bir yoğunlukla yayılan Kürtçe tiyatro faaliyetleri ve gösteriler, son yıllarda Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelerde Kürt kültürünün pekişmesinin ve yaygınlaştığının en büyük kanıtı sayılıyor. Tiyatro genellikle kamusal alan, seyirci, lojistik düzenlemeler, kurumsal destek ve finansal sponsorluk gerektiriyor. Ancak mevcut Kürt yönetimi olmasaydı bu koşulların kabul edilmesi ve yerine getirilmesi mümkün olmazdı.

Yekta Harkuk Tiyatro Festivali’nin altıncısı geçtiğimiz mart ayında Kamışlı’da gerçekleştirildi. Her yıl düzenlenen festivale bölgedeki birçok şehirden binlerce vatandaş katılıyor. Birçok salonda bir hafta boyunca süren etkinlik, Kültür Sanat Kurumu, Mezopotamya Kültür Sanat Hareketi, Komina Şano ve Altın Hilal Hareketi gibi birçok kamu kurumunun sponsorluğunda gerçekleşiyor. Diğer yandan genellikle Kobani/ Ayn el-Arab şehrinde düzenlenen Arin Barış Örgüleri Festivali gibi pek çok tiyatro festivali de düzenleniyor. Bu festivaller, on günden fazla sürüyor. Durum, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt tiyatro festivallerinin tiyatro tarihinde bir emsal oluşturabileceği noktaya ulaştı. Suriye'nin kuzeydoğusundaki siyasi durum, seyahat imkansızlığı ve güvenlik koşulları nedeniyle, Türkiye, Irak ve İran gibi diğer ülkelerdeki birçok Kürt tiyatro grubu, çalışmalarını seyircilerin katılımıyla Suriye’nin kuzeydoğusunda büyük salonlarda internet üzerinden canlı olarak sergilerken, fiziksel performans ise başka bir yerde ve ülkede gerçekleşiyor.

Fotoğraf Altı: Kamışlı’da Kürtçe öğretiliyor. (AFP)
Kamışlı’da Kürtçe öğretiliyor. (AFP)

Ülkenin Sanat Evi (Hunergeha Welat), Kürt müziğinin ve görsel kültürünün yaygınlaşmasının bir başka örneği. Vakfın eserleri, Kürtçe şarkı söyleme mirasını yeni bir dil ve sanatsal araçlarla yeniden canlandırıyor, yok olmak üzere olan Kürt mirasını modern görsel ve sanatsal tekniklerle birleştiriyor. Özellikle şarkı söyleme mirasının geçen on yıl boyunca Suriyeli Kürtler için tek sanat ve kültürel araç olarak kalması nedeniyle, yeni şarkı söyleyen sesler ve sanatsal tarzlar üredi. Bu miras sayesinde modern tarihlerini aktardılar, dillerini, hikayelerini ve diğer ülkelerdeki Kürtlerle ilişkilerini korudular.

Ülkenin Sanat Evi örgütünün ürünleri, bölgedeki çeşitli ülkelerdeki Kürtlerden on milyonlarca takipçiye ulaşıyor. Ürettiği ve yayınladığı klipler, insanlar arasında, sosyal medyada ve hatta kamusal popüler söylemde dolaşan bir trende dönüşüyor.

“Geçtiğimiz yıllarda büyük bir yoğunlukla yayılan Kürtçe tiyatro faaliyetleri ve gösteriler, son yıllarda Suriye’nin kuzeydoğusundaki bölgelerde Kürt kültürünün pekişmesinin ve yaygınlaştığının en büyük kanıtı sayılıyor. Tiyatro genellikle kamusal alan, seyirci, lojistik düzenlemeler, kurumsal destek ve finansal sponsorluk gerektiriyor. Ancak mevcut Kürt yönetimi olmasaydı bu koşulların kabul edilmesi ve yerine getirilmesi mümkün olmazdı.”

Kürt Dil Vakfı (SZK) ise Suriye’deki Kürt dili ve kültürünün nasıl kurumsal bir yapıya ve aygıta dayandığının, yıllardır olduğu gibi özel, kişisel girişimler aşamasını aştığının bir örneği.

Vakfın eşbaşkanı Viyan Hasan, Al-Majalla’ya yaptığı açıklamada Kürtçeye yönelik kültürel/bilişsel temelinin nasıl olduğunu ve siyasi alandan bağımsız onlarca sivil aydının Suriye’de Kürtçeyi geliştirmek için nasıl yoğun bir şekilde çalıştığını anlattı.

Hasan açıklamasında şunları söyledi:

“Vakıf, 2007 yılından bu yana Suriye’deki Kürt aydınlarının ve dil araştırmacılarının bir girişimidir. Ancak siyasi durum ve siyasi rejimin Suriyeli Kürtlerin kültürlerini geliştirme ve koruma haklarına el koymasıyla ilgili nedenlerden dolayı girişim, yıllar önce Suriye’nin kuzeydoğusunda Özerk Yönetim kurulana kadar bir bilgi üretim kurumuna dönüşemedi. Vakıf, şu anda biri araştırma amaçlı olmak üzere çeşitli komitelerden oluşuyor ve Kürtçe dil bilimi ve folkloruyla ilgileniyor. Bir diğeri eğitimle alakalı ve hedef kitlesi öğrenciler ve öğretmenlerdir. Üçüncüsü ise kuruluşun ürünlerini medya, sosyal medya ve kamusal faaliyetler aracılığıyla dağıtan ve yayınlayan medyayla ilişkilidir.”

Aktif bir idari yapılanmaya sahip olan kurumun şubeleri, kendisine yönelik birçok güvenlik tacizine rağmen Halep ve Şam şehirleri de dahil olmak üzere Özerk Yönetim’in çeşitli bölgelerine dağılmış durumda. Vakıf, okullar, enstitüler ve üniversiteler olsun, çeşitli bölgelerdeki binlerce Kürtçe öğretmeni yetiştiriyor ve yeteneklerini geliştiriyor. Modern okulların eğitim müfredatları da Kürtçe hazırlandı ve bölgedeki diğer ülkelerde ve hatta dünyada onlarca Kürtçe dil danışmanı ve uzmanıyla ortaklık ve iletişim halinde olan Kürt dili çalışmaları için özel bir ekip bulunmakta. Kurum, Suriye’deki birçok yabancı öğrenciye ve diğer milletlerden mensuplara Kürt dilini öğrenme ve hatta bu konuda uzmanlaşma fırsatı veriyor.

SZK Vakfı Eşbaşkanı Viyan Hasan, Al-Majalla’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Çalışmamızın profesyonel yapısı, siyasi alandan bağımsız devlet organlarının yapısıyla tutarlı ve kamu yararına yönelik hükümet ve hizmet aygıtlarıyla bağlantılıdır. Örgütün üyeleri tamamen bağımsız olup, hiçbir siyasi baskı ve müdahale olmaksızın aylık maaşlarını özerk yönetimden almaktadırlar. Kurumun nihai ve neredeyse tek hedefi, Kürt dilinin bilimsel, toplumsal ve popüler statüsünü geliştirmek, çalışanlarına uluslararası standartlara uygun bilişsel ve mesleki yetenekler kazandırmaktır.”

Kürtçenin yaygınlaşması nedeniyle Kürtçe yazma, basım ve yayımlama hareketi de son birkaç yılda ikiye katlandı. Suriye’nin kuzeydoğusunda çeşitli şehirlerinde neredeyse her gün onlarca roman, bilimsel kitap, şiir koleksiyonu, çeviri, edebiyat festivali ve kültürel seminer düzenleniyor. Aynı şekilde Kürt dili, kültürü ve sanatı konusunda uzmanlaşmış televizyon kanalları, sanatsal prodüksiyon şirketleri, müzik ve performans grupları da bulunuyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al-Majalla dergisinden çevrildi.



Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti

Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
TT

Suriye hükümeti, Suveyda vilayetindeki Dürzi gruplarla tutukluları takas etti

Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)
Suveyda’nın dış mahallelerinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takasında, otobüslerin önünde tutuklu ve esirler takas edilirken, 26 Şubat 2026 (AFP)

Suriye’nin güneyindeki Suveyda vilayetinin Medya İlişkileri Birimi Müdürlüğü, hükümet ile kentin kontrolünü elinde bulunduran Dürzi gruplar arasında ‘tutuklu ve esir değişimi’ operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı. Bu, taraflar arasında geçen yaz kentte yaşanan ve ölümlere yol açan çatışmalardan bu yana yapılan ilk kapsamlı değişim operasyonu oldu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre, değişim kapsamında Şam, Adra Cezaevi’nde tutulan 61 Dürzi grup mensubunu serbest bırakırken; karşılığında Şeyh Hikmet el-Hicri’ye bağlı Ulusal Muhafızlar tarafından 25 Suriye hükümeti unsurunun serbest bırakılması sağlandı. Operasyon, Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) gözetiminde gerçekleştirildi.

VFEDV
Havadan çekilen bir fotoğrafta, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Suveyda vilayetinde Dürzi savaşçılar ile Bedevi kabileleri arasında yaşanan ölümcül çatışmaların ardından tahrip olmuş bir tankın kalıntıları görülüyor, 25 Temmuz 2025. (Arşiv – Reuters)

Geçtiğimiz temmuz ayında Suveyda’da mezhep temelli çatışmalar yaşandı; olaylar Dürzi savaşçılar ile Bedevi aşiretleri arasında patlak verdi. Çatışmalar, hükümetin kenti kontrol altına almak amacıyla birliklerini göndermesiyle daha da şiddetlendi.

Mücadeleler sırasında, Dürzileri destekleyen İsrail, Şam yönetimine karşı hava saldırıları düzenledi. Günler süren şiddetin ardından aynı ay, çatışmaları sona erdirmek amacıyla kapsamlı bir ateşkes ilan edildi; olaylar sırasında yüzlerce kişi hayatını kaybetti.

FR5TGHT5
Suriye'nin Suveyda kentinde Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında düzenlenen esir takası töreni sırasında güvenlik görevlileri ve yetkililer, esirleri taşıyan otobüslerin yanında toplandı. (AFP)

AFP ekibi, Suveyda’nın kuzey kırsalındaki el-Metune beldesinde iki büyük otobüsün Şam yakınlarındaki Dera Cezaevi’nden tutukluları indirdiğini gözlemledi. Otobüsler, hükümet güçleri ve ICRC ekipleri eşliğinde kente hareket etti, ardından bir ambulans ve ICRC aracı eşliğinde Suveyda’ya doğru yol aldı.

Kısa bir süre sonra aynı noktaya, hükümet kontrolü dışında kalan bölgelerde faaliyet gösteren Ulusal Muhafızlar’ın elinde bulunan güvenlik ve ordu mensubu esirleri taşıyan bir otobüs ulaştı.

Suriye devlet televizyonu, tutuklu değişim operasyonunun güvenliğini sağlamak için İç Güvenlik Güçleri’nin Şam-Suveyda yolunda yoğun güvenlik önlemleri aldığını bildirdi.

GRB
Suveyda’da Suriyeli yetkililer ile Dürzi savaşçılar arasında gerçekleştirilen esir takasında esirleri taşıyan bir otobüs, 26 Şubat 2026 (AFP)

Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin el-Baba, özellikle Suveyda’daki İç Güvenlik Güçleri’nin devlet ile yasadışı gruplar arasında gerçekleştirilen tutuklu değişimi operasyonunda yoğun çaba sarf ettiğini açıkladı.

El-Baba, Suriye el-İhbariyye televizyonuna yaptığı açıklamada, “Bugün 86 aileye sevinç getiren bir değişim operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik. Yasadışı grupların elinde rehin tutulan 25 Suriye vatandaşının serbest bırakılmasını sağladık” dedi.

El-Baba ayrıca, “Devletin elindeki 61 tutuklu serbest bırakıldı” bilgisini vererek, bunun ‘Suveyda’da durumu yatıştırma ve Suriye ulusal birliği çerçevesinde barışçıl ve siyasi çözüm adımlarını öngören Amman Anlaşması’ kapsamında gerçekleştiğini belirtti.

El-Baba, yasadışı grupların hâlâ kayıpların durumu hakkında bilgi vermeyi reddettiğini ifade ederek, kayıpların akıbetinin ortaya çıkarılması için uluslararası çabaların sürdüğünü vurguladı.

BFFRGB
Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nden (ICRC) bir yetkili, Suriye’nin güneyindeki Suveyda’nın dış mahallelerinde Bedevi kabileleri ile Dürzi gruplar arasında yapılan takası denetliyor. (SANA)

Diğer yandan ICRC Suriye Delegasyonu Başkanı Stephan Sakalian yaptığı açıklamada, ‘aylarca yakınlarını beklerken endişe içinde kalan ailelerin yeniden bir araya gelmesinde rol oynayan tüm taraflara’ teşekkür etti.

Sakalian, “Bu operasyonun, diğer olası serbest bırakma girişimlerine ve tüm taraflar arasında insani konulara ilişkin diyaloğa zemin hazırlamasını umuyoruz. Bu kapsamda, Temmuz 2025’ten bu yana güney Suriye’deki düşmanlıklar nedeniyle kaybolan kişilerin akıbetinin ve yerlerinin belirlenmesi de gündeme gelebilir” dedi.

20 Temmuz’dan itibaren ateşkes sağlanmış olsa da durum halen gerginliğini koruyor ve Suveyda’ya ulaşım güçlüklerle devam ediyor. Dürzi sakinler, hükümetin kontrolü dışında kalan bölgeleri abluka altına aldığını ve buralarda on binlerce yerinden edilmiş kişinin bulunduğunu iddia ediyor; Şam ise bunu reddediyor.


“Gazze Uluslararası İstikrar Gücü” nisan ayında göreve başlayacak

Gazze Şehrindeki sahil yakınlarında geçici çadırların önünde duran yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (EPA)
Gazze Şehrindeki sahil yakınlarında geçici çadırların önünde duran yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (EPA)
TT

“Gazze Uluslararası İstikrar Gücü” nisan ayında göreve başlayacak

Gazze Şehrindeki sahil yakınlarında geçici çadırların önünde duran yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (EPA)
Gazze Şehrindeki sahil yakınlarında geçici çadırların önünde duran yerinden edilmiş Filistinli bir kız çocuğu (EPA)

Filistin asıllı Amerikalı arabulucu Bishara Bahbah dün Şarku’l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, ‘Gazze Uluslararası İstikrar Gücü’nün ilk grubunun nisan ayı başlarında görevine başlayacağını ve önümüzdeki aylarda daha fazla askerin Gazze Şeridi'ne gireceğini belirtti.

Bahbah, Mısır ve Ürdün'ün Filistin polis güçlerini eğitmek için çalıştığını ve bu güçlere katılmak isteyenlerin kayıt olabilmeleri için bir internet sitesi kurulduğunu açıkladı.

Barış İçin Arap Amerikalılar Komitesi Başkanı Bahbah ayrıca Washington'ın Hamas'a ‘kademeli’ olarak silahsızlanma konusunda bir teklif sunma sürecinde olduğunu söyledi.

Polis gücünü Gazze İdare Komitesi'nin yeni güçlerine entegre etme teklifinin olduğunu açıklayan Bahbah, sürecin ağır silahlarla başlayacağını, Hamas'ın herhangi bir silah geliştirmeyeceğini ve üretmeyeceğini, silah kaçakçılığı yapmayacağını, tünel sorununun çözüleceğini ve ardından Hamas'ın kendini savunma amacıyla elinde tutmak istediği bireysel silahlarla devam edeceğini ekledi.


Eleştirilere karşılık olarak Trump, Robert De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk’ olarak nitelendirdi

Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
TT

Eleştirilere karşılık olarak Trump, Robert De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk’ olarak nitelendirdi

Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)
Ünlü Amerikalı aktör Robert De Niro (DPA)

ABD Başkanı Donald Trump ile usta oyuncu Robert De Niro arasındaki söz düellosu yeniden alevlendi. De Niro’nun bir podcast programında başkan ve destekçilerine yönelik sert eleştirilerde bulunmasının ardından Trump, uzun bir açıklamayla oyuncuya ağır ifadelerle yüklendi. Böylece iki isim arasındaki gerilim bir kez daha gündeme taşındı.

Şarku’l Avsat’ın Independent’tan aktardığına göre tartışma, 82 yaşındaki De Niro’nun pazartesi günü MSNBC kanalında yayımlanan ‘The Best People with Nicolle Wallace’ adlı podcast programına katılmasıyla başladı.

Programda Trump ve destekçilerini sert sözlerle eleştiren De Niro, “O bir aptal. Ondan kurtulmalıyız. Ülkeyi mahvedecek. Herkesin ‘Make America Great Again’ sloganları ve Amerikan bayraklarıyla dolaşmasını istemiyorum, sanki sadece onlar Amerikalıymış gibi… Biz de Amerikalıyız” ifadelerini kullandı.

De Niro bununla da yetinmeyerek, Trump’ın salı günü yaptığı Birliğin Durumu konuşmasına atıfla ‘Bataklığın Durumu’ başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi. Söz konusu konuşma, Trump’ın Birliğin Durumu hitabına karşı bir mesaj olarak değerlendirildi.

Trump ise dün Truth Social platformunda yaptığı paylaşımda De Niro’yu ‘hasta ve akıl sağlığı bozuk bir kişi’ olarak nitelendirdi. Başkan ayrıca paylaşımında Temsilciler Meclisi üyeleri İlhan Omar ve Rashida Tlaib’e de değinerek, Birliğin Durumu konuşması sırasındaki tutumlarını eleştirdi.

Trump paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Dün gece son derece önemli ve güzel bir etkinlik olan Birliğin Durumu konuşmasında İlhan Omar ve Rashida Tlaib’i histerik şekilde bağırırken izlediğinizde, gözlerinin kan çanağına dönmüş, adeta akıl hastaları gibi göründüğünü fark edersiniz. Açıkçası bir akıl hastanesine yatırılmaları gerekiyor gibi duruyorlar.”

Trump ayrıca, “Robert De Niro ile birlikte bir tekneye binsinler. De Niro takıntılı, hasta ve akıl sağlığı bozuk bir başka kişi. Son derece düşük bir zekâ seviyesine sahip olduğunu düşünüyorum. Ne yaptığının ya da ne söylediğinin farkında değil; söylediklerinin bazıları ise ağır suç niteliğinde” sözleriyle eleştirilerini sürdürdü.

Öte yandan De Niro, katıldığı podcast programında ‘ülkesi tarafından ihanete uğramış’ hissettiğini dile getirerek, ‘temel değerlere’ dönülmesi gerektiğini vurguladı.

De Niro, “Her şey mükemmel olmak zorunda değil ama bize gücümüzü ve insanlığımızı veren değerlere geri dönmeliyiz. Liderlerimizin hesap verebilir olmasını istiyorsanız, Anayasa’ya ve hukukun üstünlüğüne bağlıysanız ve ABD’nin sevginize layık olmasını istiyorsanız, birlikte sokaklara çıkmaya hazır olun; ülkemizi geri alacağız” dedi.

İki Oscar ödüllü oyuncu De Niro, özellikle 2024’te ikinci kez seçilmesinden önceki süreçte Trump’a yönelik eleştirileriyle biliniyor ve başkana karşı açık muhalefetini sık sık dile getiriyor.