Hamas yönetim merkezinin bulunduğu Gazze şehrinin çevresinde göğüs göğüse çatışmalar yaşanıyor

Tel Aviv 25 askerinin öldürüldüğünü açıkladı. Tel Aviv yerinden edilmiş kişiler ile yaralılardan oluşan konvoyları bombaladı.

Hamas yönetim merkezinin bulunduğu Gazze şehrinin çevresinde göğüs göğüse  çatışmalar yaşanıyor
TT

Hamas yönetim merkezinin bulunduğu Gazze şehrinin çevresinde göğüs göğüse çatışmalar yaşanıyor

Hamas yönetim merkezinin bulunduğu Gazze şehrinin çevresinde göğüs göğüse  çatışmalar yaşanıyor

İsrail ordusu tarafından geçtiğimiz Perşembe (2 Kasım) günü şafak vakti kuşatma altına alınan Hamas hareketinin kalesi Gazze şehrinin çevresinde çatışmalar şiddetlendi ve iki gün boyunca şehrin içine ilerleme kaydedilemedi. Evden eve, tünelden tünele çatışmalar yaşanırken, İsrail’e ait uçaklar Gazze'de geniş alanları bombalamaya devam ederek yerinden edilmiş insanlardan ve yaralılardan oluşan bir konvoyu ve hastanelerin çevresini hedef alarak daha fazla can kaybına neden oldu.

İsrail ordusu, savaşın 28. gününde güçlerine karşı mücadelenin yönetilmesinde merkezi bir rol oynayan Kassam Tugayları’na bağlı "Sabra" taburunun komutanı Mustafa Dellul'u öldürdüğünü duyurdu. Ordu aynı zamanda çeşitli cephelerde doğrudan çatışmaya dönüşen şiddetli çarpışmalarda çok sayıda subay ve askerini kaybettiğini itiraf etti.

FOTO: Gazze Şeridi'ndeki Deyr el-Balah'ta bulunan El-Magazi kampında geniş çaplı yıkım (DPA)
Gazze Şeridi'ndeki Deyr el-Balah'ta bulunan El-Magazi kampında geniş çaplı yıkım (DPA)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dün (Cuma) yaptığı açıklamada, askerlerinin yüz yüze şiddetli çatışmalar yürüttüğünü ve "Hamas yerle bir olana" kadar çatışmaların devam edeceğini söyledi. Netanyahu, önceki gün (Perşembe) ordunun Gazze'yi kuşattığını ve hiçbir şeyin bunu durduramayacağını kaydetti. Ancak İsrail güçleri perşembe ve cuma günleri sahada kendilerini mevzilenmekten veya ilerlemekten alıkoyan şiddetli bir direnişle karşılaştı. Kassam Tugayları, savaşçıların tünellerden çıkıp tanklara ve zırhlı araçlara ulaşıp onları sıfır mesafeden patlattığı ve evlerdeki askerlere saldırdığı görüntüleri yayınlıyor. Öte yandan İsrail ordusu da tünellerden çıkan bombalı militanların görüntülerini yayınlarken, çatışma yerlerindeki tünellerin bombalanma görüntülerini de yayınladı.

FOTO: İsrail'in dün (Cuma) Gazze'deki Eş-Şifa Hastanesi'nin girişine düzenlediği bombalı saldırıda yaralananlar oldu (AP)
İsrail'in dün (Cuma) Gazze'deki Eş-Şifa Hastanesi'nin girişine düzenlediği bombalı saldırıda yaralananlar oldu (AP)

İsrail Gazze Şehri'ni kontrol altına almaya çalışıyor; yaklaşık 600 bin Filistinlinin yaşadığı Gazze, Şeridi'n en büyük şehridir. Tel Aviv burayı Hamas'ın Şerit'teki yönetiminin kalesi olarak kabul etmektedir. İsrail ordusunun Kassam Tugayları'nın en güçlü savunmasına maruz kalması nedeniyle Tel Aviv görevin zorlu ve maliyetli olduğunun farkındadır.

Şarku’l Avsat’ın Times of Israel gazetesinden aktardığına göre gazete ordunun görevinin zor olacağı yorumunu yaptı. Çünkü Hamas'ı devirme arzusu İsrail’i, bombalar ve bubi tuzaklarıyla dolu kalabalık bir şehir labirentinde savaşmaya zorlayacak. Şehrin altından militanların pusu kurmak veya güçleri şaşırtmak için kullandığı geniş bir tünel ağı geçiyor.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, görevin zorluğunu itiraf etti. Halevi, İsrail güçlerinin "profesyonel mücadele ve cesaret gerektiren, yakın mesafe çatışmalarını da içeren yoğun ve karmaşık bir kentsel alanda" savaştığını belirterek, savaşın "zor ve acı bir bedeli" olduğunu bir kez daha hatırlattı.

İsrail ordusu Cuma günü yaptığı açıklamada savaşın başlangıcından bu yana 340 askerinin ve liderinin öldüğünü kara savaşından sadece iki gün sonra ise ordu saflarındaki ölü sayısının 25'e çıktığını bildirdi.

İsrail'in Gazze Şeridi'ne bugünkü saldırısı (AFP)
İsrail'in Gazze Şeridi'ne bugünkü saldırısı (AFP)

İsrail güçleri, kuzeyden ve güneyden, Beyt Lahya'dan kuzeye, Es-Sudaniye, Et-Tavam, El-Kerame ve El-Atatra'ya kadar birçok eksen üzerinden Gazze Şehri'nin dış mahallelerine ulaştı. Ordu ayrıca Gazze Şehri'nin kuzeybatısındaki Sahil Kampı'nın eteklerine vardı. Gazze Şehri'nin güneydoğusundaki Cuhr ed-Dik'ten güneye, Netzarim'e, ardından 10. Cadde'ye, Ez-Zeytun mahallesine ve Gazze Şehri'nin güneyindeki Tel el-Hava'ya kadar ulaştı.

Gazze Şehri'nin Şeridi'n ve Hamas yönetiminin merkezini temsil etmesinin yanı sıra burada İsrail'in hedef aldığı iki hastane var. Bunlardan ilki, İsrail'in şehrin kuzeyinde, Sahil kampının yakınındaki "El Kassam" komutanlığının karargahı olduğunu söylediği Şifa Hastanesi ve ikincisi daha önce tahliye edilmesinde ısrar ettiği Kudüs Hastanesi. İsrail'in ulaştığı tüm noktalarda Cuma günü şiddetli çatışmalar devam etti.

El Kassam Tugayları, savaşçılarının Beyt Lahya'nın (kuzey Gazze Şeridi) kuzeybatısındaki El Emirikiyye bölgesinde bir İsrail askeri grubunu ansızın yakaladığını duyurdu. Sıfır mesafeden 4 askeri öldürdüler ve bir İsrail askerini “keskin nişancı” ile öldürdüler. Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Beyt Hanun kasabasındaki bir kuvveti hedef aldılar ve İsrail tanklarını ve zırhlı araçlarını imha ettiler. İsrail ordusu Cuma günü Gazze Şeridi'nin kuzeyinde direniş savaşçılarıyla yaşanan çatışmalarda bir tank komutanının öldürüldüğünü itiraf etti. Ordudan yapılan açıklamada, Çavuş İtay Sadun'un (21 yaşında) Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki çatışmada öldürüldüğü belirtildi. Sadun'un İsrail ordusunun 401'inci Tugayı 52'nci Taburu'nda tank komutanı olduğu ifade edildi.

İsrail güçleri, Gazze'nin kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayan tek cadde olan Selahaddin Caddesi'ni kontrol altına aldıktan sonra Er-Raşid Es-Sahel Caddesi'ni de kontrol altına almaya çalışıyor.

Gazze Perşembe günü kordon altına alınırken Netanyahu ordusunu hiçbir şeyin durduramayacağını söyledi. Kassam Tugayları Askeri Sözcüsü Ebu Ubeyde sesli bir konuşmasında şunları söyledi: “Kassamlar Gazze'yi ‘Siyonist varlığın üzerindeki tarihin laneti’ haline dönüştürmeyecek.

İsrail uçakları Gazze Şeridi'nin çeşitli yerlerini bombalamaya devam ederken, Er-Raşid sahil yolunda yerinden edilmiş insanları ve yaralıları taşıyan ambulans konvoyuna saldırılar düzenledi. Ordu, Cuma günü erken saatlerde sokakta yerlerinden edilmiş, vücut parçaları dağılmış insanları bombaladı, ardından yaralıları Mısır'a taşıyan bir ambulans konvoyunu da bombaladı. Filistinli kaynakların söylediğine göre ordu geri döndü ve konvoyu dönüş yolunda tekrar bombaladı, ardından Şifa Hastanesi'ne vardığında üçüncü kez bombaladı. İsrailli bir sözcü, ambulans konvoyunun bombalanması olayının soruşturulduğunu söyledi.

Gazze Sağlık Bakanlığı, "Uluslararası Kızılhaç, yaralıların tahliye edilerek Refah kapısına nakledildiğini ancak işgalin onları bilinçli olarak hedef aldığını bize bildirdi. İşgal bombası birden fazla lokasyondaki ambulansları hedef aldı ve Şifa Hastanesi önünde katliam gerçekleştirdi."

Gazze Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırganlığının bilançosunun "7 Ekim'den bu yana 3 bin 826'sı çocuk ve 2 bin 405'i kadın olmak üzere 9 bin 227 şehide ve 23 bin 516 yaralıya yükseldiğini" duyurdu.

Bu arada ABD Savunma Bakanlığı, Hamas'ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması çabalarına katkıda bulunmak için silahsız Amerikan insansız hava araçlarının Gazze Şeridi üzerinde uçtuğunu açıkladı. Pentagon sözcüsü General Pat Ryder yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Rehinelerin serbest bırakılması çabalarına destek olarak, silahsız Amerikan insansız hava araçları Gazze üzerinde uçuyor ve İsrailli ortağımıza tavsiye ve yardım sağlıyor."

İsrail ayrıca Cuma günü “binlerce” Filistinli işçiyi Gazze Şeridi'ne sürmeye başladı. Gazze Geçiş İdaresi Müdürü Hişam Advan, AFP’ye şunları söyledi: “Savaşın başlangıcından bu yana İsrail'de gözaltına alınan binlerce işçi geri gönderildi.” İsrail yetkililerine göre, 7 Ekim'de savaş başladığında Gazze Şeridi'ndeki yaklaşık 18 bin 500 Filistinlinin İsrail'de çalışma izni vardı.



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.