"Kanla ıslanmış bir toprak": Gazze'nin yüzyıllardır süren savaşları

2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı ve tarih boyunca ekonomik bir merkez olmuş bir yer

İsrail'in sürekli bombardımanı sonucu Kuzey Gazze harabeye döndü (AFP)
İsrail'in sürekli bombardımanı sonucu Kuzey Gazze harabeye döndü (AFP)
TT

"Kanla ıslanmış bir toprak": Gazze'nin yüzyıllardır süren savaşları

İsrail'in sürekli bombardımanı sonucu Kuzey Gazze harabeye döndü (AFP)
İsrail'in sürekli bombardımanı sonucu Kuzey Gazze harabeye döndü (AFP)

Gazze, antik çağlarda Asya'nın Afrika ile buluştuğu Akdeniz kıyısında bir ticaret merkezi olarak gelişti. Binlerce yıl boyunca yerleşim yeri oldu.

Mısır Firavunları, Babilliler, Filistlinler, Yunan Makedonlar, Romalılar, Araplar, Moğollar, Haçlılar, Osmanlılar ve hatta Napolyon bile burası için savaştı.

Gazze, Kitab-ı Mukaddes'te adı geçen, kıyı ovasındaki 5 şehirden oluşan eski Filistin konfederasyonunun bir parçası.

Büyük İskender Gazze'yi kuşatıp ele geçirdi, erkekleri öldürdü, kadınları ve çocukları köleleştirdi.

Roma döneminde Hıristiyanlık orada yayıldı. Hâlâ Gazze'de Hıristiyanlar yaşıyor ve İsrail'in bombalamaları sırasında Gazze Şeridi'ndeki kiliseler de hasar gördü.

İslam bölgeye 1400 yıl önce girdi. Gazze, İngiliz kuvvetlerinin I. Dünya Savaşı sırasında burayı ele geçirdiği 1917 yılına kadar 66'ncı yüzyılın büyük bölümünde Osmanlı İmparatorluğu'nun bir parçası olarak kaldı.

Geçen yüzyılda Gazze, İngiliz askeri yönetiminden Mısır askeri yönetimine, oradan da İsrail askeri yönetimine geçiş yaptı.

Artık çoğu mülteci soyundan gelen yaklaşık 2,3 milyon Filistinlinin yaşadığı, etrafı duvarlarla çevrili bir yerleşim bölgesi.

Aşağıda Gazze'nin modern tarihindeki önemli kilometre taşlarından bazıları yer alıyor.

1948: İngiliz egemenliğinin sonu

1940'ların sonlarında Filistin'deki İngiliz sömürge yönetiminin sona ermesiyle birlikte, Yahudiler ve Araplar arasındaki şiddet yoğunlaştı ve Mayıs 1948'de yeni kurulan İsrail Devleti ile Arap komşuları arasındaki savaşla doruğa ulaştı.

Mısır ordusu, Sina'dan Aşkelon'un güneyine kadar 40 kilometre uzanan dar bir kıyı şeridinin kontrolünü ele geçirdi.

İsrail'den kaçan veya sınır dışı edilen on binlerce Filistinli oraya sığındı ve bu da nüfusun üç katına çıkarak yaklaşık 200 bin kişiye ulaşmasını sağladı.

50'li ve 60'lı yıllar: Mısır askeri yönetimi

Mısır, Gazze Şeridi'ni yirmi yıl boyunca askeri yönetim altında kontrol etti ve Filistinlilerin Mısır'da çalışmasına ve eğitim görmesine izin verdi.

Çoğu mülteci olan Filistinli "fedailer" İsrail içinde saldırılar düzenledi ve buna operasyonlarla karşılık verildi.

Birleşmiş Milletler, bugün Gazze'de kayıtlı yaklaşık 1,6 milyon Filistinli mültecinin yanı sıra, Ürdün, Lübnan, Suriye ve Batı Şeria'daki Filistinlilere hizmet sağlayan Birleşmiş Milletler Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nı (UNRWA) kurdu.

1967: Savaş ve İsrail askeri işgali

İsrail, 1967 savaşında Gazze Şeridi'ni işgal etmişti.

O yıl yapılan İsrail nüfus sayımı, Gazze nüfusunun en az yüzde 60'ı mülteci olmak üzere 394 bin kişiye ulaştığını gösteriyordu.

Mısırlıların ayrılmasıyla birlikte birçok Gazzeli İsrail'de tarım, inşaat ve hizmet sektörlerinde iş fırsatları elde etti ve bu sektörlere kolaylıkla girebildiler.

İsrail güçleri, sonraki yıllarda İsrail'in inşa ettiği toprakları yönetmeye ve yerleşimleri korumaya devam etti.

1987: Birinci Filistin İntifadası ve Hamas'ın kuruluşu

1967 savaşından 20 yıl sonra, Birinci İntifada, Gazze'nin Cibaliye kampında bir İsrail kamyonunun Filistinli işçileri taşıyan bir araçla çarpışması sonucu patlak verdi ve kazada 4 kişi öldü.

Bu olayı, göstericilerin taş attığı, grev yaptığı ve etkinliklerin kapatıldığı protestolar izledi.

Bu öfkenin ortasında Mısır'daki Müslüman Kardeşler, Gazze'de güçlü bir tabanı olan, Filistin İslami Direniş Hareketi (Hamas) adı altında silahlı bir Filistin şubesi kurdu.

Çabalarını İsrail'i ortadan kaldırmaya adayan hareket, Yaser Arafat'ın liderliğini yaptığı laik Fetih hareketine rakip oldu.

1993: Oslo Anlaşmaları ve Filistin'in öz yönetimi

İsrail ve Filistinliler 1993 yılında Filistin Yönetimi'nin kurulmasına yol açan tarihi bir barış anlaşması imzaladılar.

Bu geçici anlaşma kapsamında Filistinlilere ilk kez Gazze ve Batı Şeria'daki Eriha'da sınırlı kontrol tanındı. Arafat onlarca yıl sürgünde kaldıktan sonra Gazze'ye döndü.

Oslo süreci, yeni kurulan Filistin Yönetimi'ne bir ölçüde özerklik kazandırdı ve 5 yıl sonra bir devletin kurulmasını öngördü ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmedi.

İsrail, Filistinlileri güvenlik anlaşmalarına uymamakla suçladı ve Filistinliler, İsrail yerleşimlerinin inşasına devam edilmesine kızdılar.

Hamas ve diğer bir silahlı grup olan İslami Cihad, barış sürecini engellemek amacıyla bombalamalar gerçekleştirdi.

Bu da İsrail'in Filistinlilerin Gazze dışındaki hareketlerine daha fazla kısıtlama getirmesine yol açtı.

Hamas aynı zamanda Filistinliler arasında yolsuzluk, adam kayırmacılık ve Arafat'ın yakın çevresinin ekonomik kötü yönetimine yönelik artan eleştirilere de odaklandı.

2000: İkinci Filistin İntifadası

2000 yılında İsrail-Filistin ilişkileri, intihar bombalamaları, Filistinlilerin silahlı saldırıları, İsrail hava saldırıları, yıkımlar, bölgelerin kapatılması ve sokağa çıkma yasağı dönemini başlatan İkinci Filistin İntifadası'nın patlak vermesiyle yeni bir düşüşe geçti.

Bu dönemdeki kayıplar arasında, 1998'de açılan ve Filistinlilerin ekonomik bağımsızlığa ulaşma konusundaki hayal kırıklığına uğramış umutlarının simgesi olan Gazze'nin uluslararası havaalanında meydana gelen hasar da vardı.

İsrail bunu bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirdi ve bu nedenle ABD'deki 11 Eylül 2001 saldırılarından birkaç ay sonra kontrol kulesini ve pistlerini yok etti.

Yaşananlardan, on binlerce kişinin geçim kaynağı olan Gazze'nin balıkçılık sektörü de zarar gördü. İsrail, teknelerin silah kaçakçılığı yapmasını önleme ihtiyacını öne sürerek Gazze'deki balıkçılık alanını azalttı.

2005: İsrail Gazze'deki yerleşim yerlerini boşalttı

Ağustos 2005'te İsrail, tüm güçlerini ve yerleşimcilerini Gazze'den tahliye etti ve ardından Gazze Şeridi'nin dış dünyayla bağlantısını kesmek için burayı komple bir çitle çevreledi.

Filistinliler terk edilmiş binaları yıktı ve altyapıyı hurdaya çevirdi. Yerleşimlerin kaldırılması Gazze'de daha fazla hareket özgürlüğü sağladı ve "tünel ekonomisi" gelişti.

Kısa süre sonra silahlı gruplar, kaçakçılar ve müteahhitler Mısır'a onlarca tünel kazdılar.

Ancak İsrail'in geri çekilmesi aynı zamanda çok sayıda Gazzeli'nin çalıştığı yerleşim fabrikalarını, seraları ve atölyeleri de ortadan kaldırdı.

2006: Hamas yönetiminde tecrit

Hamas, 2006 Filistin parlamento seçimlerinde sürpriz bir zafer kazandı ve ardından Gazze'nin tam kontrolünü ele geçirdi ve Arafat'ın halefi Başkan Mahmud Abbas'a sadık güçleri devirdi.

Birçok ülke, Hamas'ın kontrolündeki bölgelerden Filistinlilere yaptığı yardımı, Hamas'ı terör örgütü olarak kabul ederek kesti.

İsrail, on binlerce Filistinli işçinin girişini engelleyerek önemli bir gelir kaynağının önünü kesti.

İsrail, güvenlik endişelerini temel alarak Gazze Şeridi'ne abluka uyguladı ve Mısır, sınır prosedürlerini sıkılaştırarak Gazze geçişlerindeki insanların ve malların hareketini etkiledi.

İsrail hava saldırıları Gazze'nin tek elektrik santralini de felç etti.

Hırslı Hamas'ın Gazze ekonomisinin odağını İsrail'den uzaklaştırma planları boşa çıktı.

Hamas'ın bir tehdit olarak görülmesi nedeniyle Mısır, Gazze sınırını kapattı ve tünellerin çoğunu havaya uçurdu, bu da Gazze ekonomisinin tecrit ortamında yeniden gerilemesine neden oldu.

Çatışma girdabı

Gazze ekonomisi, İsrail ile Filistinli silahlı gruplar arasındaki çatışma, saldırı ve misilleme döngüsü nedeniyle uzun süredir sıkıntı çekiyor.

En kötü çatışmalardan bazıları, Hamas ve diğer grupların İsrail'in kalbindeki şehirlere roket fırlattığı 2014 yılında meydana geldi.

İsrail, Gazze'deki mahalleleri yok eden hava saldırıları ve topçu bombardımanı başlattı. Çoğu sivil olmak üzere 2 bin 100'den fazla Filistinli öldürüldü. İsrail kendi safındaki ölü sayısını 67 asker ve altı sivil olarak tahmin etti.

2023: Sürpriz bir saldırı

İsrail, Hamas'ın savaştan yorgun düştüğünü düşünüp Gazze'deki işgücüne ekonomik teşvik sağlamaya çalışırken, hareketin savaşçıları da gizlice eğitim alıyordu.

7 Ekim'de Hamas İsrail'e yönelik sürpriz bir operasyon başlattı, güneydeki kasabaları işgal etti, çoğu sivil bin 400 kişiyi öldürdü ve 240'tan fazla rehineyle Gazze'ye döndü.

İsrail, bu operasyona hala devam eden saldırılarla karşılık verdi.

Gazze Şeridi'ndeki sağlık otoritelerinin açıklamasına göre İsrail, bu saldırılar esnasında 4 bin 800'ü çocuk en az 9 bin 770 kişiyi öldürdü.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
TT

Şii İkilisi, İran büyükelçisinin sınır dışı edilme kararına karşı harekete geçti

Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)
Beyrut'un güney banliyösünde enkazın arasında çekilmiş eski Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın posteri (AFP)

Emel Hareketi ve Hizbullah’tan oluşan Şii İkilisi, İran’ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şibani’nin sınır dışı edilme kararını, kendi siyasi grubuna yönelik kabul edilebilir önlemler ve kararlar ile artık sessiz kalınamayacak ve göz yumulamayacak bir ayrım çizgisi olarak değerlendiriyor.

Şii İkilisi ve destekçilerinin karara karşı sergilediği alarm durumu, 7 Ağustos'ta hükümetin silahların yasaklanmasına karar vermesi ve Hizbullah'ın askeri faaliyetlerinin askıya alınması gibi daha önce alınan daha büyük kararlar karşısında da devam etti. Emel Hareketi’nden bakanlar son kararı desteklerken, Şii İkilisi’nin bakanları ilk kararın alındığı oturumdan çıkmakla yetindiler.

Top Cumhurbaşkanı Avn’ın sahasında

Şii İkilisi’nden kaynaklar, bu karara karşı bazı seçenekleri olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin çözüm bulma görevini Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a devrettiğini, Cumhurbaşkanı Avn’ın ise Dışişleri Bakanı Yusuf Recci’nin İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etme kararından, önceden haberi olmadığını söyledi.

Emel Hareketi'nin tutumu

Hizbullah'ın salı günü İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararını ‘büyük ulusal ve stratejik bir hata’ olarak nitelendirdiği bildirinin ardından Cumhurbaşkanı Avn ve Başbakan Nevvaf Selam’ı, bu kararın ciddi sonuçları nedeniyle Dışişleri Bakanı Recci’den kararın derhal geri çekilmesini talep etmeye çağırdı. Emel Hareketi ise dün bir bildiri yayınlayarak Hizbullah'ın taleplerini destekledi. İlgili yetkilileri, ‘düşüncesiz ve sorumsuz bir adım’ olarak nitelendirdiği karardan geri dönmeye çağıran Emel Hareketi, ‘hiçbir koşulda bu kararın geçmesine göz yummayacağını’ vurguladı. Şii İkilisi’nin İran Büyükelçisi’ne kararı yokmuş gibi davranmasını bildirdiğini belirten kaynaklar, “Hükümetin faaliyetlerinin askıya alınması da seçenekler arasında yer alıyor, ancak Şii İkilisi’nin şu anda iç istikrarın sarsılmasını önlemeye kararlı olduğu vurgulanıyor” dediler.

Kaynaklara göre Lübnanlı yetkililerin, dün İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın Litani Nehri boyunca uzanan tüm köprüleri yıkacaklarını ve Lübnan topraklarının yüzde 10'unu işgal ederek sınırlarını Litani Nehri'nin güneyine kadar genişletip bir tampon bölge haline getirme niyetini övünerek açıklaması karşısında uluslararası düzeyde diplomatik olağanüstü hal ilan etmeleri daha uygun olurdu.

dvf
Salı günü İsrail saldırısında hayatını kaybeden Emel Hareketi üyesinin cenaze törenine katılan Lübnanlılar (AP)

Emel Hareketi’nin bakanlık kotasından atanan Çevre Bakanı Tamara ez-Zeyn, televizyon ekranlarından yaptığı açıklamada, “Konunun perşembe gününden önce çözüme kavuşturulacağına güveniyoruz” ifadelerini kullandı. Konunun önemli sonuçları olduğu için oturumda gündeme getirileceğini belirten Zeyn, Şii İkilisi’nden bakanlar hükümetten çekilme seçeneğinin masada olduğunu da ifade ettiler. Buna karşın Dışişleri Bakanlığı kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Karardan geri adım atılması söz konusu değil, bu egemenlik hakkı kapsamındaki bir karar” demekle yetindi.

Siyasi şantaj

Akademisyen ve siyasi analist Dr. Ali Murad yaptığı değerlendirmede, “Lübnan hükümetinin, İsrail’e roket saldırılarının başladığı ilk günden itibaren harekete geçmesi gerekirdi; zira şu anda on yıllardır biriken anormal bir durumla karşı karşıya olduğumuzun farkındayız. Örneğin İran'a karşı tutum, yıllar önce, özellikle de İranlı yetkililerin beş Arap ülkesini yönettiklerini açıkça söylemelerinden bu yana değişmesi gerekirdi” ifadelerini kullandı. Lübnan devletinin aldığı birçok kararı uygulayamadığına dikkati çeken Dr. Murad, ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın seçilmesinden ve Başbakan Selam hükümetinin kurulmasından bu yana alınan kararların, durumu değiştirme niyetinin olduğunu teyit ettiğini belirtti. Dr. Murad, “Buna karşın Hizbullah ve Emel Hareketi, istikrarı ve iç barışı tehdit ederek bu kararların uygulanmasına yönelik her türlü girişimi her zaman engellemeye çalışıyor ve dolayısıyla siyasi şantaj uyguluyor” diye ekledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Dr. Murad, devletin siyasi ve diplomatik bir çözüm bulması gerektiğini vurgulayarak “İran’ın, Tahran ve Hizbullah’ın istediği gibi Lübnan ve Lübnanlılar adına müzakere masasına oturması kabul edilemez” dedi. İran Büyükelçisi’nin sınır dışı edilme kararının ardından Şii İkilisi’nin gerginliği tırmandıracağını öngören Murad, ancak kararın tüm koşullarından bağımsız olarak, Lübnanlı yetkililerin şantaja boyun eğmemesi ve tüm tehditlere karşı kararlı kalmasının temel öncelik olduğunu belirtti.


Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
TT

Suikastlar ve kendini imha eden casusluk cihazları... İsrail, Hamas kontrolündeki bölgelerde nasıl hareket ediyor?

İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Gazze Şeridi’nin geleceğine ilişkin siyasi süreçte, ABD-İsrail ile İran arasında devam eden savaşın küresel ve bölgesel gündemi meşgul etmesi nedeniyle görece bir durgunluk yaşanıyor. Ancak bu durum, İsrail’in Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’na bağlı askeri liderlere yönelik suikastlarını sürdürmesine engel olmadı. İsrail’in bu operasyonlarda, işbirlikçilerden elde edilen bilgiler ile istihbarat amaçlı kullanılan ve kısa süre önce Gazze’nin orta kesimindeki bir mülteci kampında ortaya çıkarılan, inceleme sırasında kendiliğinden patlayan bir casusluk cihazından faydalandığı belirtildi.

Son olarak İsrail, Kassam Tugayları’nın Orta Bölge Tugayı’nda elit birim komutanlarından biri olan Ahmed Derviş’i, yardımcısı Nadir en-Nebahin ile birlikte öldürdü. Üçüncü bir kişinin ise ağır yaralandığı bildirildi. Saldırının, salı günü gece yarısına kısa süre kala, Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın güneyinde bir futbol sahası yakınında, İsrail’e ait bir insansız hava aracıyla (İHA) gerçekleştirildiği ifade edildi.

vfdvf
İsrail hava saldırısında öldürülen Hamas savaşçısı Nadir en-Nebahin’in cenazesi başında gözyaşı döken Filistinliler, 25 Mart 2026 (AP)

Sahadaki kaynakların Şarku’l Avsat’a verdiği bilgilere göre, Ahmed Derviş savaş boyunca birden fazla suikast girişimine maruz kaldı ve bunlardan kurtulmayı başardı. Kaynaklardan biri, Derviş’in ‘7 Ekim 2023 saldırısında elit birliği yöneten isimlerden biri olduğunu ve bazı İsraillileri esir aldığını’ ifade etti.

Aynı kaynaklar, savaş sırasında üst düzey isimlere yönelik suikastların ardından Derviş’in son dönemde Orta Bölge Tugayı’nda kilit figürlerden biri haline geldiğini ve diğer komutanlarla birlikte Kassam Tugayları’nı yeniden yapılandırma çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nin orta kesiminde ‘askeri eğitim gerçekleştiren Hamas’ın elit unsurlarına saldırı düzenlendiğini ve bu kişilerin askeri tehdit oluşturduğunu’ öne sürdü. Ancak Hamas’a yakın saha kaynakları bu iddiayı yalanlayarak, söz konusu kişilerin ‘rutin bir şekilde bir araya geldikleri sırada hedef alındığını’ bildirdi.

Casusluk cihazının gizemli bir şekilde patlaması

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah bölgesinde, yerinden edilmiş kişilerin barındığı bir kampın çevresinde dün öğle saatlerinden önce gizemli bir patlama meydana geldi. Olayda can kaybı ya da yaralanma yaşanmazken, ilk etapta patlamanın bir İHA saldırısından kaynaklandığı düşünüldü.

Ancak sahadaki kaynaklar Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, “Filistinli silahlı bir grubun unsurlarının kamp çevresinde İsrail’e ait bir casusluk cihazı tespit ettiğini, cihazdan elde edilen görüntü ve kayıtları incelemek amacıyla sökülmeye çalışıldığı sırada kendiliğinden patladığını” belirtti. Kaynaklar, patlamanın teknik bir arızadan ya da uzaktan kontrol edilen bir İsrail İHA’sı tarafından tetiklenmiş olabileceğini ifade etti.

Patlamadan kısa süre sonra bir savaş uçağının cihazın bulunduğu noktayı hedef alarak bombardıman düzenlediği, saldırıda bir kişinin hayatını kaybettiği ve biri ağır olmak üzere 6 kişinin yaralandığı bildirildi.

vfdvfd
İsrail’in dün düzenlediği saldırının ardından Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta bulunan bir mülteci kampından alevler yükseliyor. (AFP)

Kaynaklara göre, savaş öncesinde ve sırasında Gazze Şeridi’ndeki silahlı grupların saha unsurları tarafından çok sayıda casusluk cihazı tespit edildi. Bu cihazların, bulundukları bölgelerde uçan İHA’lara doğrudan görüntü aktarımı yaptığı ve verilerin buradan İsrail’in operasyon merkezlerine iletildiği anlaşıldı.

Öte yandan İsrail’in istihbarat ve operasyon faaliyetlerini özellikle Gazze Şeridi’nin orta kesiminde yoğunlaştırdığı gözlemleniyor. Söz konusu bölgeler, savaş boyunca diğer alanlara kıyasla daha az zarar görmüş, kara ve hava saldırılarının daha sınırlı kaldığı yerler olarak öne çıkıyor. İbranice yayın yapan medya organları ise Kassam Tugayları’nın bu bölgelerde gücünü koruduğunu öne sürüyor.

Polis araçlarına sık sık saldırılar düzenleniyor

Geçtiğimiz pazar akşamı, Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününe denk gelen tarihte, Gazze Şeridi’nde Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir araç İHA’yla hedef alındı. Saldırıda üç kişi hayatını kaybederken, birkaç kişi de yaralandı. Sahadaki kaynaklara göre hayatını kaybedenler arasında, Kassam Tugayları’na bağlı Nuseyrat Taburu’nun elit biriminde saha komutanı olan Ahmed Hamdan da bulunuyordu.

İsrail ordusu, bu saldırıya ilişkin herhangi bir açıklama yapmazken, olaydan birkaç gün önce Hamas yönetimine bağlı polis gücüne ait bir cipin benzer şekilde hedef alındığı ve saldırıda en az 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

feergrg
Gazze’nin merkezinde Filistinliler, 15 Mart’ta bir polis aracını hedef alan İsrail saldırısının gerçekleştiği yeri inceliyor. (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın tespitlerine göre, son üç hafta içinde Kassam Tugayları’na bağlı tabur ve elit birliklerde görev yapan saha komutanları ile tabur komutan yardımcıları dahil en az 10 isim, İsrail tarafından düzenlenen art arda operasyonlarda öldürüldü.

Gazze Şeridi’ndeki Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise 10 Ekim 2025’te ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana en az 690 Filistinli hayatını kaybetti. Böylece savaşın başlangıcından itibaren toplam can kaybının 72 bin 265’i aştığı belirtildi.

Suikast operasyonlarının, ‘sarı hat’ olarak bilinen hattın her iki tarafında devam eden yoğun hava ve topçu saldırılarıyla eş zamanlı yürütüldüğü, ayrıca Selahaddin Caddesi çevresinde, özellikle Han Yunus karşısındaki bölgeler ile Şucaiyye ve Cibaliye gibi noktalarda ayakta kalan evlerin buldozerlerle yıkıldığı aktarıldı.

Suikast girişimi engellendi

Askeri faaliyetler, İsrail kontrolündeki bölgelerde faaliyet gösteren silahlı çetelerin operasyonlarıyla eş zamanlı olarak devam ediyor.

Gazze Şeridi’ndeki silahlı gruplara bağlı Rad’a Gücü, bir direniş liderine yönelik suikast girişimini engellediklerini açıkladı. Operasyon sırasında iki kişi gözaltına alınırken, üzerlerindeki silahlar ve cihazlar ele geçirildi; iki kişi ise kaçmayı başardı.

Gözaltına alınan iki kişinin sorgusu sırasında, silahlı çeteler ile İsrail istihbaratı arasındaki iletişim ve yönlendirme mekanizmalarına dair önemli bilgiler elde edildiği ve bunun söz konusu çetelerin çökertilmesine ve varlıklarının sonlandırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.

Sahadaki kaynaklara göre, saldırı Filistinli bir grubun önde gelen liderlerinden birini hedef alıyordu. Bölgedeki gruplar arasındaki sıkı ve genişletilmiş güvenlik önlemleri sayesinde suikast girişimi engellendi. Operasyon sırasında susturuculu tabancalar, kameralar ve İsrail SIM kartlı iletişim cihazları ele geçirildi.

Silahlı çeteler, son dönemde hem direniş gruplarının liderlerini hem de Hamas yönetiminde üst düzey yetkilileri hedef alan saldırılarını yoğunlaştırdı. Bazı girişimler engellenirken, geçmiş aylarda bazı saldırılar başarılı oldu.


Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
TT

Washington, Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki suçlamaları reddediyor

Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)
Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısının yol açtığı yıkımın bir bölümü (AFP)

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bugün AFP'ye yaptığı açıklamada, Irak'ın batısındaki bir askeri kliniğe düzenlenen hava saldırısında 7 kişinin ölmesinin ardından, Washington'un Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki "herhangi bir iddianın kesinlikle yanlış" olduğunu söyledi.

Sözcü, "Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak güvenlik güçlerini hedef aldığı yönündeki iddiaların kesinlikle yanlış olduğunu, ABD-Irak ortaklığına aykırı olduğunu ve ABD ile Irak güçleri arasındaki uzun yıllara dayanan dostluk ve iş birliğine zarar verdiğini" belirtti.

Irak hükümeti, askeri kliniğe yapılan baskını doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ni suçlamadı, ancak bu hedef almayı "devletler arası ilişkilerde uluslararası hukukun tüm tanım ve özelliklerini ihlal eden ve Irak halkı ile Amerika Birleşik Devletleri'ni birleştiren ilişkiye zarar veren tam teşekküllü bir suç" olarak değerlendirdi.