Mikati, Lübnan’ı savaş tehlikesinden korumak için harekete geçti

Lübnan Başbakanı Mikati, ülkesine koruma sağlamak için uluslararası garantiler almaya çalışıyor.

 Lübnan Başbakanı Mikati, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüştü. (Lübnan Başbakanlığı)
Lübnan Başbakanı Mikati, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüştü. (Lübnan Başbakanlığı)
TT

Mikati, Lübnan’ı savaş tehlikesinden korumak için harekete geçti

 Lübnan Başbakanı Mikati, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüştü. (Lübnan Başbakanlığı)
Lübnan Başbakanı Mikati, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüştü. (Lübnan Başbakanlığı)

Lübnan Başbakanı Necib Mikati, Arap ülkelerinin liderlerini ve uluslararası yetkilileri, Gazze’de devam eden savaşın Lübnan’a sıçramasına karşı ülkesinin tutumu konusunda bilgilendirdi. Ancak İsrail’in güney cephesinde büyük çapta bir patlama meydana getirecek askeri operasyonlar gerçekleştirmesini engelleyecek uluslararası garantileri henüz alamadı. Başbakana yakın bir kaynak, Mikati’nin gelecek cumartesi günü Riyad’da düzenlenmesi planlanan Arap zirvesinden sonra yurt dışı turuna devam edeceğini aktardı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Mikati geçen Ürdün Kralı 2. Abdullah, Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Başkanı Muhammed bin Zayed Al Nahyan’ın da aralarında bulunduğu bir dizi liderle toplantılar gerçekleştirdi. Mikati ayrıca Amman’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile de bir araya geldi.

Lübnan Başbakanı, Gazze’de ateşkes sağlanmasının, yanmış toprak politikasının durdurulmasının ve Güney Lübnan’a yönelik İsrail saldırganlığının durdurulması için çalışmanın öncelik olduğunu vurguladı. Lübnan Başbakanı açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Uluslararası meşruiyete ve 1701 sayılı uluslararası kararın uygulanmasına bağlı ve UNIFIL ile koordinasyon içinde olan Lübnan, uluslararası topluma, İsrail’in kara, deniz ve hava yoluyla Lübnan topraklarına ve egemenliğine yönelik günlük tecavüzlerini ve ihlallerini durdurması için Tel Aviv’e askı yapma çağırısında bulunuyor.

İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların güneyde yoğunlaşmasıyla birlikte durumun geniş çaplı bir savaşa dönüşmemesi için Hizbullah’ın faaliyet alanını genişletmesine yönelik uluslararası uyarılar devam ediyor.

Mikati’ye yakın bir kaynak, Lübnan Başbakanı’nın Mısır, Ürdün, Katar ve BAE’ye yaptığı ziyaretler sırasında Lübnan’ın tüm olaylara ilişkin tutumuna ve yangını tüm bölgeye yayılmadan önce Gazze’deki savaşın sona ermesinin gerekliliğine odaklandığını söyledi. Kaynak, Şarku’l Avsat’a şu açıklamada bulundu:

Başbakanın ziyaretleri, geçen ayın ortasında Kahire’de düzenlenen uluslararası Arap zirvesine katılmamasının ardından Lübnan’ı yeniden Arap ve uluslararası haritaya yerleştirmesi açısından önemlidir. Mikati, karar verici ülkelerle olan ilişkilerinden yararlanmayı başardı ve güney Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurması için İsrail’e baskı uygulamakta ısrar etti. Çünkü Lübnan’ın işgal altındaki Filistin ile olan sınırlarında yaşanan gerginlik İsrail’in tekrarlanan saldırganlığının sonucudur. Lübnan’ın İsrail’in caydırılmasını talep eden tutumuna dair bir anlayış var.

Lübnan hükümeti, ‘savaş hayaletinin’ önlenmesine yönelik siyasi ve diplomatik çabalara paralel olarak her türlü acil duruma hazırlanıyor. Bu bağlamda gerekli miktarda gıda, buğday, ilaç ve yakıt sağlayarak olası bir savaşa karşı koymak için bir plan hazırlamak amacıyla bakanlar toplantıları düzenleniyor. Başbakana yakın bir kaynak açıklamasında “Öncelik Lübnan’ın korunması ve yangının bölgeden uzak tutulmasıdır. Çünkü ülke yeni bir savaşın yansımalarını kaldıramaz. Bu konuda uluslararası anlayış da var” dedi. Kaynak ayrıca, Başbakan Mikati’nin bu ayın 11’i ve 12’sinde Riyad’daki Arap Zirvesi ve İslam İşbirliği Konseyi Zirvesi’ne katılımının ardından Arap ve uluslararası turuna devam edeceğini aktardı.

Şii İkili’den (Hizbullah ve Emel Hareketi) bir kaynak, Mikati’nin çabalarının tüm siyasi güçler tarafından takdir edildiğini ve onun pozisyonlarının Lübnan’ın resmi pozisyonunu temsil ettiğini belirtti. Şarku’l Avsat’a konuşan kaynak şunları söyledi:

Yurt dışında gerçekleştirdiği tüm temaslar ve toplantıları, Meclis Başkanı Nebih Berri ile koordineli olarak yürütüyordu. Özellikle yürütme organının başı Başbakan olduğu için bu aşamada bu çabaya ihtiyaç duyuluyor. Kendisi, bu hassas aşamada önemli bir rol oynuyor.

Eski bakanlardan Reşid Derbas, “Başbakanın yurt dışı gezisi karar vericiler tarafından olumlu karşılandı. Ancak Mikati, daha önce de savaş ve barış kararının Lübnan devletinin elinde olmadığını açıklamıştı” dedi.

Derbas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Önemli olan şu: Başbakan’ın içeride savaş ve barış yapma kararına sahip olanlarla (Hizbullah) nasıl diyalog kurduğu ve bu kişilerin çatışma kurallarına bağlı mı kalacağı yoksa Lübnan tarafında yaşanan kayıplar ortasında işlerin daha da ilerleyeceği mi?  Mikati’nin dış hareketine çok değer veriyoruz. Ancak Lübnan’ın karşı karşıya olduğu tehlikelere çözüm getirecek bir iç ulusal pozisyon netleşmediği sürece bu, tamamlanmamış bir hareket olacaktır.

Derbas ayrıca gerekli olanın ‘tüm siyasi ve parti güçlerinin tutumu ve Lübnan’ın büyük felaketini önleyecek bir anlaşmaya varılması’ olduğuna dikkat çekti.

İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı, özellikle yeni silahlı örgütlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, devletin krizini ve siyasi ve güvenlik konusundaki zayıflığını derinleştirerek, Lübnan’ın tamamı üzerinde ağır bir etki yaratmaya devam ediyor. Bu bağlamda Derbas şu açıklamada bulundu:

Güney Lübnan’da silahlı örgütlerin kurulduğunun ilanı, direniş adı altında da olsa, tüm milislerin silahsızlandırılmasını öngören Taif Anlaşması’na karşı bir darbe niteliği taşıyor. Devlet, bu örgütlerin özgürce faaliyet göstermesine ve hareket etmesine izin veriyorsa, diğer partilerin direniş bahanesiyle silahlanmasını engelleyen nedir? Lübnan’ın Gazze ile dayanışması sınırsızdır. Ancak Gazze bedel ödemeye devam edecek çünkü ABD ve NATO güçlerinin İsrail’in çıkarlarına öncelik vererek bölgedeki benzeri görülmemiş varlığının da gösterdiği gibi uluslararası arena, tamamen İsrail’in çıkarları doğrultusunda taraflı.

“İsrail’e Lübnan’ı yok etmesi için kapı mı açacağız?” diye soran  Derbas, gerekli olan şeyin ABD’nin İsrail lehine taraflılığına karşı geniş bir Arap ve İslam cephesi olduğuna dikkati çekti. “Aynı zamanda gerekli olan şey, ortak paydalar sağlayan ve hükümete geniş yetki veren birleşik bir Lübnan tutumudur. Mikati elini masaya vurmalı” dedi.



Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
TT

Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)

ABD dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

Darfur'a yönelik yirmi yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunun, yeni bir karar alınmadığı takdirde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor.

Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) oylama yapılmasını gerektiriyor. Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos toplantıda yaptığı konuşmada, BMGK’nın, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmanın içine çekme tehdidi oluşturduğu bir ortamda, çatışmayı körükleyen unsurları sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu. Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.


Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
TT

Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, dün, Sudan halkına, ‘düşmanlar ve art niyetliler’ olarak nitelendirdiği kesimlerin, ülkeye bir hava ambargosu uygulanması konusunda yaydığı söylentilere aldırış etmemeleri çağrısında bulunarak, ‘isyancıların kirlettiği her karış Sudan toprağı kurtarılana dek Onur Savaşı'nda ilerlemeye devam edeceklerini’ vurguladı.

Egemenlik Konseyi'nin medya ofisinden yapılan açıklamaya göre Orgeneral Burhan, başkent Hartum'da düzenlenen polis kuvvetleri subaylarının 22. dönem mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, “Sudan'a yaptırımlar uygulanabileceğine dair konuşulanlar bizi etkilemez. Canımız ve kaderimiz Allah'ın elinde” ifadelerini kullandı.

Washington, dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

hyju
New York’ta düzenlenen BMGK oturumundan bir kare (BM)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre yirmi yılı aşkın bir süredir Darfur'a uygulanan silah ambargosunun, hakkında yeni bir karara varılmaması halinde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor. Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi ise BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) bir oylama yapılmasını gerektiriyor.

Rusya'nın veto hakkı

Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos, toplantı sırasında, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmaya sürükleme tehlikesi yarattığı göz önüne alındığında, BMGK’nın çatışmanın körüklenmesini sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu.

Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.

Orgeneral Burhan, ulusal diyaloğa katılmayan sivil siyasi güçleri eleştirdi

Öte yandan Orgeneral Burhan, ülke içindeki ulusal diyalog çağrısına olumlu yanıt vermeyi reddeden siyasi ve sivil güçleri eleştirerek, “Yurtdışındaki otellerde kalıp Sudan halkına boyun eğdirmek amacıyla uygulanan yaptırımları alkışlayanlara mesajımız şu: ‘Bu halk asla boyun eğmeyecek, asıl hüsrana uğrayan siz olacaksınız’” dedi.

Orgeneral Burhan sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlar halkı bir daha asla yönetemeyecekler. Zira halk, Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) ve şu anda Sumud İttifakı olarak bilinen Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri'ni bir daha siyaset sahnesinde görmek istemiyor.”

Eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı’nın da aralarında bulunduğu savaş karşıtı Sudanlı siyasi ve sivil güçler, bu adımın Sudan'ın fiilen bölünmesini kalıcı hale getirdiğini savunarak Burhan'ın diyalog çağrısını reddettiklerini duyurmuştu.


Dibeybe ve Tekala arasındaki görüşme soğukluğun ardından Batı Libya'da ittifak tartışmalarını yeniden gündeme getirdi

UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
TT

Dibeybe ve Tekala arasındaki görüşme soğukluğun ardından Batı Libya'da ittifak tartışmalarını yeniden gündeme getirdi

UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)

Libya'da geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekala arasında geçen hafta gerçekleşen görüşme, özellikle ‘ABD girişimi’ ile ilgili siyasi tutumlardaki farklılıklar zemininde, son aylarda aralarındaki ilişkiye gölge düşüren soğukluğun doğasına dair soruları yeniden gündeme taşıdı.

Bazı gözlemciler bu görüşmeyi; ülkedeki yürütme erkinin birleştirilmesinin ve seçimlerin önünü açması beklenen küçük çaplı (4+4) Birleşmiş Milletler (BM) komitesinin sonuçlarını açıklamasının yaklaştığı bir döneme denk gelmesi hasebiyle, Batı bölgesindeki UBH ile DYK arasındaki siyasi ittifakı yeniden düzenlemeye yönelik önleyici bir adım olarak değerlendirdi.

Öte yandan diğer kesimler bu görüşmeyi, elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı krizinin giderek kötüleşmesi nedeniyle hükümetine yönelik eleştirilerin ve protestoların arttığı bir dönemde, Dibeybe'nin siyasi bir desteğe (arka çıkacak bir güce) sahip olduğunu kanıtlama girişimi olarak yorumladı.

DYK Siyasi Komite Başkanı Muhammed Muazzib, son dönemde Tekala ile Dibeybe'nin ilişkisinde bir ölçüde soğukluk olduğunu dile getirerek, bunu üç nedene bağladı. Bunlardan ilki, DYK’nın Libya Başsavcısı’ndan Libya'nın ilk özel petrol şirketi Arkenu Petrol Şirketi dosyasını soruşturmasını talep etmesi, ikincisi ise ABD girişimi.

Muazzib’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalara göre üçüncü faktör ise Tekala’nın iki ay önce Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile geçiş sürecini sonlandıracak ve önümüzdeki şubat ayı sonlarına kadar cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına zemin hazırlayacak yeni bir yol haritası üzerinde uzlaşmaya varması.

Birleşmiş Milletler (BM) Uzmanlar Heyeti tarafından hazırlanan bir rapor, Arkenu Petrol Şirketi’ni milyarlarca dolarlık petrol gelirini resmi kanalların dışına kaçırmakla suçlamış ve şirketin, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter ile UBH Başbakanı Dibeybe’nin danışmanı İbrahim Dibeybe'yi birbirine bağlayan bir çıkar ağı üzerinden yönetildiğini ortaya çıkarmıştı.

Libya yıllardır iki paralel hükümet arasında bölünmüş halde. Trablus'taki UBH ile ülkenin doğusunu ve güneyin bazı kısımlarını yöneten LUO Genel Komutanı Halife Hafter'in desteğini arkasına alan ve Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad liderliğindeki hükümet.

Muazzib'e göre Dibeybe, ülkenin batısındaki kendi nüfuz alanında siyasi ve toplumsal olarak izole edilmiş hissetmek istemiyor ve bilhassa seçim yasaları ile Ulusal Seçim Komisyonu dosyalarını karara bağlamakla görevli 4+4 Komitesi’nin sonuçlarının açıklanması yaklaşırken, DYK gibi seçilmiş bir meclisten siyasi destek almayı umuyor olabilir.

Muazzib sözlerine şöyle devam etti:

“Dibeybe hükümeti ile Doğu Libya cephesinin bu komitenin sonuçlarının uygulanmasında çıkarı bulunuyor. Çünkü seçim sürecine zemin hazırlamak tüm ülke için birleşik bir yürütme otoritesinin kurulmasını gerektiriyor ve elbette taraflar bu otoritedeki koltukları paylaşacaklar. Muazzib ayrıca, mensubu olduğu meclisin (DYK), 4+4 Komitesi’nin çalışmalarıyla herhangi bir bağı olmadığı yönündeki tutumunu sürdürdüğünü belirtti.

Diğer taraftan Sadeq Araştırmalar Merkezi Müdürü Enes el-Gomati, Dibeybe'nin ‘Tekala'dan siyasi destek alma arayışında olduğu’ fikrine karşı çıkarak, Dibeybe'nin bu ziyaretle, kendisi dışında (kendi onayı olmadan) yapılacak herhangi bir düzenlemeyi hala bozabilecek güçte olduğu mesajını vermek istediğine inandığını ifade etti.

Gomati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları ekledi:

“Elektrik ve yakıt krizlerinin tırmanması ve UBH'ye karşı protestoların patlak vermesiyle birlikte, Doğu cephesinde ve belki de ABD arabuluculuğunu yürüten taraflarda, Dibeybe'nin artık gözden çıkarılabilecek (vazgeçilebilecek) kadar zayıfladığı izlenimi oluşmaya başladı."

Öte yandan Libyalı siyasi analist Husameddin el-Abdeli, Dibeybe'nin Tekala ile birlikte görüntü vererek ‘bölgesel ve Batılı müttefiklerine, son protestolar sebebiyle bir izolasyon (yalnızlık) yaşamadığı konusunda güvence vermek’ istediğini düşünüyor.

Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe'nin DYK’nın 4+4 Komitesi’nin ulaştığı sonuçları kabul etmesini garanti altına almak için Tekala ile olan ilişkisine bel bağladığına dair söylentilere değinen Abdeli, komite kararlarının oylamayla alındığını ve içeride bu komiteyle çalışmayı en başından beri reddeden büyük bir grubun bulunduğunu açıkladı.

Abdeli ayrıca, Tekala ile Dibeybe arasındaki ilişkinin güçlenmesinin, son krizlerin ardından hükümetin kaybettiği halk desteğini geri kazanmasına katkı sağlayacağı ihtimalini uzak görerek, “DYK'nın sokakta bir ağırlığı yok" dedi.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise Dibeybe ile Tekala arasındaki ilişkinin iddia edildiği gibi gergin olmadığını savundu. Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe'nin aralarında bu mesele yüzünden gerçek bir anlaşmazlık yaşanmasını gerektirecek şekilde ABD Girişimi'ni destekleyen net bir tutum henüz açıklamadığına işaret etti.

Mahfuz sözlerini, Dibeybe'nin Tekala'ya yaptığı ziyaretin özellikle ABD girişimine dair tartışmaların geri planda kalmasıyla birlikte hükümeti için siyasi bir dayanak bulmayı hedeflediğini belirterek tamamlarken  ülkedeki ittifakların ulusal çıkarlara göre değil, iktidar mücadelesi veren tarafların şahsi menfaatlerine göre sürekli değiştiğine dikkati çekti.