Lübnan Genekurmay Başkanı'nın emekliliğini erteleme hamlesi sürüyor

Lübnan Genelkurmay Başkanı Avn'ın siyasi geleceği Hizbullah'ın elinde

Ordu Komutanı General Joseph Avn (Getty Images )
Ordu Komutanı General Joseph Avn (Getty Images )
TT

Lübnan Genekurmay Başkanı'nın emekliliğini erteleme hamlesi sürüyor

Ordu Komutanı General Joseph Avn (Getty Images )
Ordu Komutanı General Joseph Avn (Getty Images )

Lübnan Genelkurmay Başkanı Joseph Avn’ın, emeklilik yaşını doldurması nedeniyle 10 Ocak 2024'te askeri hizmetten emekli edilmesinin ertelenmesi, güvenlik ve askeri sektörlerde boşlukları doldurmak için yapılan diğer yasa tekliflerinden öne çıkıyor. Bu teklifler arasında, ‘Demokratik Buluşma’ milletvekillerinin, en düşük askeri rütbeden en yükseğe kadar tüm güvenlik ve askeri sektörlerde çalışanlar için emeklilik yaşını yükseltme talebiyle, Orgeneral Avn'ın emekliliğini erteleme teklifini sunan ‘Güçlü Cumhuriyet’ (Lübnan Kuvvetleri Partisi) milletvekillerinin teklifi de bulunuyor. Ayrıca, bağımsız Sünni milletvekillerinden bazıları, mayıs ayında emekliye ayrılacak olan İç Güvenlik Güçleri Genel Müdürü Tümgeneral İmad Osman'ı da kapsayacak şekilde emekliliğin ertelenmesi çağrısında bulunan bir dilekçe sunmayı planlıyor.

Öte yandan, Özgür Yurtsever Hareket (ÖYH) Başkanı ve Milletvekili Cibran Basil'in yaptığı, bu tekliflerin dışında kalıyor. Basil, Orgeneral Avn'ın yerine yeni bir ordu komutanı, bir kurmay başkanı ve Genel İdare ve Genel Müfettişlik müdürleri (emekli olan çalışanları tarafından boşaltıldı) atanmasını talep ediyor. Bu atamaların, tüm hükümet üyelerinin imzaladığı bir acil kararname ile Bakanlar Kurulu tarafından yapılmasını öngörüyor.

Fotoğraf Altı:  Mikati ve Avn, geçtiğimiz 24 Ekim'de güney Lübnan'daki Lübnan Ordusu bölgelerine yaptıkları ziyaret sırasında (Ordu Komutanlığı)
Mikati ve Avn, geçtiğimiz 24 Ekim'de güney Lübnan'daki Lübnan Ordusu bölgelerine yaptıkları ziyaret sırasında (Ordu Komutanlığı)

Basil bu fikri yalnız başına savunuyor ve önerisini destekleyen kimse bulamıyor. Özellikle bu önerisiyle, cumhurbaşkanı olmadan atamalara karşı çıkan Ulusal Hareket'in pozisyonunu ihlal ediyor. Üst düzey bir bakan kaynağı Şarku'l Avsat’a yaptığı açıklamada, Basil'in, bir yandan General Avn'ı artan Arap, uluslararası ve yerel desteğiyle Cumhurbaşkanlığı adayları listesinden çıkarmak, öte yandan da Güney Lübnan'da İsrail'le yaşanan çatışmada da yanında yer aldığı için baş müttefiki Hizbullah’ı köşeye sıkıştırarak onu Avn'ın görevden alınmasına sürüklemek için bu öneriyi sunduğunu söyledi.

Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi, diğer önerilerin önüne geçmesi, muhalefetteki milletvekillerinin Başbakan Vekili Necip Mikati ile yaptıkları görüşmede hakim olan olumlu atmosferle birlikte geliyor. Mikati, onlara ordu komutasında boşluk yaşanmasını önlemek için elinden geleni yaptığını ve özellikle de İsrail'in topraklarına yönelik devam eden saldırıları nedeniyle Lübnan'ın içinde bulunduğu olağanüstü koşullar göz önüne alındığında, askeri kurumda istikrarı korumamız ve onu herhangi bir sarsıntıya maruz bırakmamamız gerektiğini vurguladı. Bu, sivil barışı olumsuz etkileyebilecek düzeyde bir krize işaret ediyor.

Lübnan muhalefetinin bir parçası olan ve Cumhurbaşkanı Mikati ile görüşen milletvekillerinden bazıları, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi konusunda hemfikir olduklarını açıkladılar. Şarku'l Avsat’a yaptıkları açıklamada milletvekilleri, Başbakanın bu konudaki çabalarını desteklediklerini ve bu konuda bir uzlaşmaya varıldığını söylediler.

Milletvekilleri, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin bir yıl ertelenmesi önerisinde bulunduklarını, ancak Başbakan Mikati'nin, bu süreyi altı aya indirmeyi tercih ettiğini belirttiler. Bunun nedeni, bazılarının, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi durumunda, Lübnan'da cumhurbaşkanı olmadan işler yürüyormuş gibi davranabileceklerini düşünmesiydi. Ancak milletvekilleri, cumhurbaşkanının seçilmesinin, Lübnan'ın anayasal kurumlarına geri dönmesi ve yeni bir hükümetin kurulması için gerekli olduğunu vurguladılar. Bu hükümet, devlet dairelerinde ve kurumlarında boşlukları dolduracak ve Lübnan'ı mali toparlanma sürecine taşıyacak reformları gerçekleştirecek. Lübnan'ın, çöküşten kaçınması için bu gerekli.

Başbakan Mikati, onlara, uygun fırsatı beklediğini ve Bakanlar Kurulu'na, gündeminin dışında, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi önerisinde bulunacağını söyledi. Ayrıca, hükümetin teklifi oylaması için ortamı hazırlamak amacıyla bir dizi temas yürüttüğünü de sözlerine ekledi.

Başbakan Mikati, Meclis Başkanı Nebih Berri ile sürekli iletişim halinde olduğunu ve bu konudaki detaylara girmediğini söyledi. Berri, ziyaretçilerine yaptığı açıklamada, askeri kurumda boşluk yaşanmaması gerektiğini ve bu kurumun istikrarını ve bütünlüğünü korumanın vazgeçilmez bir ilke olduğunu vurguladı.

Meclis Başkanı Berri, askeri kurumun sürekliliğini ve siyasi çekişmelerden uzak tutulmasını vurgulamakla yetinerek, parolayı kendine saklıyor. Ancak, Hizbullah hâlâ sessizliğini koruyor ve milletvekilleri, ordu komutanı için uzatma konusuna değinmeyi reddediyor ve uzatma ile ilgili olarak olumlu veya olumsuz konuşmaktan kaçınıyorlar. Ancak, Basil, onları köşeye sıkıştırmayı umuyor.

Meclis Başkanı Berri, dün, Lübnan Kuvvetleri partisi milletvekilleriyle bir araya geldi. Berri, milletvekillerinin, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi talebini desteklediklerini ve Başbakan Mikati ile yaptıkları toplantıya katıldıklarını belirterek, onların, Meclis'te bir oturum yapılması ve gündeminde tek madde olarak, Orgeneral Avn'un emekliliğinin ertelenmesi talebini içeren yasa teklifinin yer alması talebini anladığını söyledi. Berri, hükümetin bu konudaki kararını vermemesi durumunda, oturumu, ‘acil ve zamanında müdahale’ kapsamında, gelecek ay ilk madde olarak gündeme almayı da kabul ettiğini belirtti.

Şarku'l Avsat’a konuşan muhalif bir milletvekiline göre, Lübnan Kuvvetleri partisi, hükümet tarafından emeklilik ertelenmesi gerçekleştirilmesi durumunda, partinin tutumunu gözden geçirmeyi reddetmiyor. Çünkü bu durumda, partinin, ‘acil ve zamanında müdahale’ kapsamındaki yasa teklifini sunma girişiminin amacına ulaşmış olabileceği düşünülüyor. Bu teklif, içeriği itibariyle emeklilik ertelenmesi ile çelişmiyor.

Bu nedenle, Basil, General Avn'ın ordudan çıkarılması konusunda tek başına kalıyor. Şii ikilinin, bu konudaki tutumunu resmi olarak açıklamaması durumunda, bu tutumun kendi lehine yorumlanabileceğinden endişeleniyor. Özellikle, el-Marada Akımının lideri ve eski milletvekili Süleyman Franciye, Bnaşi ziyareti sırasında Basil ile mutabakata varılanın aksine uzatmayı desteklemekten kaçınmayarak pozisyonunu yeniden değerlendirdi. Bu, aynı zamanda, General Avn'a karşı tutumlarında farklı olan İlerici Sosyalist Parti lideri ve milletvekili Teymur Canbolat ile yaptığı görüşmeden de anlaşılıyor.

İlerici Sosyalist Parti, milletvekili grubu aracılığıyla, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi ile yeni bir genelkurmay başkanının atanması arasında bir bağlantı kurmayı planlamıyor. Çünkü, parti, Lübnan'ın içinde bulunduğu acil ve olağanüstü koşullar altında askeri kurumun boşluğa sürüklenmesini önlemek istiyor.

Burada sorulması gereken soru şudur: Şii ikilisi, Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi konusundaki olumlu tutumların karşısında nasıl bir tavır takınacak? Bu tutum, sadece Maruni Kilisesi'nin başı ile sınırlı değil, aynı zamanda Lübnan'daki istikrarı korumakla ilgilenen Vatikan ve diğer aktörleri de içeriyor. Özellikle, Arap ve Avrupalı ​​elçilerin çoğunluğu, ABD büyükelçisinin yanı sıra, resmi veya siyasi olsun, görüşmelerinde Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi konusunu gündemlerine alıyor.

Orgeneral Avn'ın emekliliğinin ertelenmesi, Şii ikilinin zamanında tavrını söylememesi durumunda, güvenli bir limana ulaşamaz. Çünkü, bu erteleme talebinin hayata geçirilmesi için zorunlu bir geçiş yoludur. Hükümetin bu erteleme talebini kabul etmesi için gerekli siyasi çoğunluk, Şii ikilinin elinde.



El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı
TT

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

El-Aktan Hapishanesi'ndeki çocuklar DEAŞ hapishaneleri hakkındaki dosyayı açtı

Suriye İnsan Hakları Ağı, Suriye yetkililerine, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından kontrol edilen ve şu anda hükümetin kontrolü altına giren tüm gözaltı merkezlerinin güvenliğini, SDG'den yönetimini devraldıktan hemen sonra sağlamaları çağrısında bulundu. SDG, Suriye hükümetinin cumartesi günü Rakka'daki el-Aktan Hapishanesinden serbest bıraktığı 126 çocuğun tutuklanmasını, bu hapishanenin bir kısmının çeşitli davalara karışan veya DEAŞ tarafından askere alınmış çocukları barındırmak için ayrıldığını ve güvenlik nedenleriyle yaklaşık üç ay önce çocuk hapishanesinden buraya nakledildiklerini söyleyerek savundu.

Rakka'daki aktivistlerden Şarku’l Avsat'a verilen bilgilere göre, el-Aktan Hapishanesi'ndeki tutuklu sayısı bin 200'e ulaştı ve onlara yöneltilen suçlamaların çoğu DEAŞ'a üye olmak, Özgür Ordu ile iletişim ve yabancı taraflarla ilişki kurmak idi.

Suriye devlet medyası, çoğu 18 yaşın altında olan gözaltından serbest bırakılan çocuklarla yapılan çok sayıda röportaj ve haberi yayınladı. Bu durum Suriyeliler arasında şok dalgası yarattı. Bir çocuk, amcasının kızını sevdiği için onu ihbar etmesi üzerine üç ay hapis yattığını, bir diğeri ise telefonunda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın fotoğrafı bulunduğu için gözaltına alındığını söyledi. Serbest bırakılan çocuklar, Suriye Haber Kanalı'nda yayınlanan röportajlarda, yemek istedikleri için istismara, elektrik şoku işkencesine ve dayaklara maruz kaldıklarını vurguladılar.

dfgty7u

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi'nin cezaevi idaresi, pazar günü, gözaltında bulunan çocukların şok edici görüntülerini haklı gösteren resmi bir açıklama yayınlayarak, Rakka'daki el Aktan cezaevinin bir kısmının çeşitli davalara karışan veya DEAŞ tarafından askere alınmış çocukları barındırmak için tahsis edildiğini, “Güvenlik nedenleriyle” yaklaşık üç ay önce çocuk cezaevinden buraya nakledildiklerini” belirtti.

Özerk Yönetim'in birçok cezaevi var ve Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) Müdürü Fadl Abdulgani Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bunların sayısının kesin olmadığını söyledi.

sdfrgt
Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) bağlı unsurlar, 23 Ocak 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Rakka şehrinin dışındaki El-Aktan hapishanesinden çekilerek Kobani'ye doğru ilerledi (AFP)

Son askeri operasyonlar sırasında Suriye hükümeti, el-Haseke'deki el-Şeddadi hapishanesini ve Rakka'daki el-Aktan hapishanesini Suriye Demokratik Güçleri'nden (SDG) geri aldı. Suriye medya kaynakları, SDG'nin geçen yıl onlarca sivili DEAŞ üyesi oldukları suçlamasıyla, herhangi bir doğrulama yapmadan tutukladığını belgeledi.

SDG'nin en öne çıkan hapishaneleri arasında, Haseke'nin güney girişindeki Sanayi Lisesi hapishanesi (tahmini mahkum sayısı 8 bin), Haseke'nin Guveyran mahallesindeki merkez hapishane (erkek, kadın ve çocuklar için, tahmini tutuklu sayısı 10 bin), en kötü olarak kabul edilen Alaya hapishanesi ve Malikiye (Derik) hapishanesi bulunmaktadır.

Suriye İnsan Hakları Ağı'na göre, SDG'nin kurulduğu günden bu yana en az 3 bin 705 kişi zorla kaybedilmiş ve 122 kişi işkence sonucu öldürülmüştür.

rfgt

Medya haberlerine göre son iki gün içinde yüzlerce kişi kayıp oğullarını aramak için el-Aktan hapishanesinin çevresinde toplandı. Rakka vilayetinde yaşayan Hüseyin Halil, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, kardeşinin 10 yıldır kayıp olduğunu belirterek şunları söyledi: “Onu el-Şeddadi veya el-Aktan hapishanelerinde bulacağımıza dair büyük umutlarımız vardı, ancak onunla ilgili herhangi bir bilgi alamadık.” Halil, diğer hapishanelerde kardeşini bulmayı hala umduklarını dile getirdi.

Suriye'nin kuzey ve doğusundaki hapishaneler konusu, Suriye hükümeti ile SDG arasında devam eden müzakerelerde en hassas konulardan biri, çünkü Rakka, Haseke ve Deyrizor illerindeki DEAŞ tutuklularının akıbetiyle ilgili. Medya haberlerine göre, yabancıların da dahil olduğu tahmini 8 bin tutuklu var. ABD önderliğindeki koalisyon güçleri, bu mahkumları Irak'a nakletmeye başladı. Mevcut bilgilere göre, yaklaşık 1000 mahkum nakledildi. Ateşkes anlaşması, bu mahkumların Suriye'den Irak'a naklinin tamamlanması için uzatıldı.

rfgt

ABD'nin, geçen pazartesi günü örgütün tutuklularının el-Şeddadi hapishanesinden kaçmasının ardından tutukluları nakletmeye karar vermesi dikkat çekicidir. Suriye İçişleri Bakanlığı, 120 DEAŞ tutuklusunun kaçmasından SDG'yi sorumlu tutmaktadır. Öte yandan SDG, hapishanenin kontrolü dışında olduğunu ifade etti.

Suriye İnsan Hakları Ağı, dün yayınladığı raporunda, “Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolü altında bulunan eski gözaltı merkezlerindeki suç mahallerinin korunması” çağrısında bulundu. Raporda, “Suriye'nin kuzeydoğusundaki bir dizi gözaltı merkezinin kontrolünün SDG'den Suriye hükümetine devredilmesinin (ciddi insan hakları ihlalleriyle ilgili kanıtların korunması ve bunların kaybolması veya tahrif edilmesinin önlenmesi açısından) acil bir sorun teşkil ettiği” belirtildi.


Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
TT

Gazze anlaşması: Arabulucular ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılması ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapıyor

Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)
Gazze Şeridi'nin güneyinde İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan evler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ne ilişkin planının kalan maddelerinin hayata geçirilmesi için arabulucuların yoğun diplomatik temaslar yürüttüğü bildirildi. Özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açılması ve ‘istikrar güçlerinin’ konuşlandırılmasına ilişkin maddeler öne çıkarken, bu başlıklar ocak ayı ortasında bölgede yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması öncesinde tartışmalara yol açmıştı. Tartışmaların temelinde, İsrail’in Türkiye’nin sürece dahil olmasına karşı çıkması yer alırken, bu yöndeki yeni girişimler de Başbakan Binyamin Netanyahu hükümetinden eleştiri aldı.

İsrailli kaynaklar, ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’u, son cesedin teslimini beklemeden bu hafta Ankara’nın istikrar güçlerine katılımı ve Refah Sınır Kapısı’nın açılması için baskı yapmakla suçladı. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar ise söz konusu gelişmelerin, ‘sınır kapısının açılması ve güçlerin konuşlandırılmasına daha da yaklaştıracağını; zira Washington’ın, ABD Başkanı’nın büyük önem atfettiği Barış Konseyi’nin önüne herhangi bir engelin çıkmamasına özen gösterdiğini’ bildirdi. Uzmanlar, olası bir seçim süreci öncesinde İsrail’den gelen itirazların ‘esas olarak iç kamuoyuna mesaj verme amacı taşıyacağını’ ve bu tutumun sürmesini beklediklerini ifade etti.

İsrail'e yönelik eleştiriler

İbranice yayın yapan Ynet internet sitesi, Netanyahu’nun dün ABD Başkanı’nın temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff ile bir araya geldiğini duyurdu. Haberde, ‘Witkoff’un, son rehinenin iadesi gerçekleşmeden önce Refah Sınır Kapısı’nın açılması için yoğun baskı yaptığı’ belirtildi.

Site, kimliğinin açıklanmasını istemeyen İsrailli bir kaynağın aktardığı görüşmeye de yer verdi. Kaynak, “Witkoff, azılı düşmanımız Türkiye’yi sınıra getirmek için baskı yapıyor. Zaman, Türkiye ile bir yüzleşmeye doğru hızla ilerliyor ve bu durum güvenliğimiz açısından gerçek bir tehdit oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

defrgt
Yerinden edilmiş Filistinliler, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda İsrail ordusunun geride bıraktığı moloz ve enkazın ortasında yaşıyor. (AFP)

ABD Başkanı Trump’ın Gazze’ye yönelik barış planını geçtiğimiz yıl eylül ayında açıklamasından ve Gazze’de ateşkes anlaşmasının 10 Ekim’de yürürlüğe girmesinden bu yana İsrail, Türkiye ve Katar’ın Gazze Şeridi’ndeki istikrar güçlerine katılmasına defalarca karşı çıktı. İsrail, Ankara ve Doha’yı ‘Hamas’a destek vermekle’ suçluyor.

Öte yandan İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi de dün Netanyahu hükümeti içinde Witkoff’a yönelik rahatsızlık bulunduğunu yazdı. Haberde, Witkoff’un, Hamas’ın Gazze’de tutulan son İsrailliye ait cesedi teslim edememesi ihtimaline rağmen, bu hafta Refah Sınır Kapısı’nın açılması yönünde ‘haklı olmayan baskılar’ uyguladığı ifade edildi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail işleri uzmanı Dr. Ahmed Fuad Enver ise İsrail’den gelen eleştirilerin Washington tarafından artık ciddiye alınmadığını savundu. Enver, ABD yönetiminin, Trump’ın başkanlığını yaptığı Barış Konseyi için somut bir başarı elde etmek amacıyla anlaşmanın hayata geçirilmesi konusunda ısrarcı olduğunu ve bunu konseyin rolünü genişletme çabalarında temel almak istediğini söyledi.

Enver, ABD’nin istemesi halinde istikrar güçlerinin konuşlandırılmasının yaklaşık bir ay içinde gerçekleşebileceğini, Refah Sınır Kapısı’nın da Gazze Yönetim Komitesi’nin giriş yaparak çalışmalarına başlaması için yakında açılacağını öngördü. İsrail’den gelen eleştiri ve itirazların ise muhtemel seçim süreci öncesinde iç kamuoyuna yönelik mesajlar olmaktan öteye geçmeyeceğini belirtti.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab da ABD baskısının İsrail üzerinde mutlaka etkili olacağını ifade ederek, “Bu eleştirilere ilişkin sızdırmalar bir manevra değilse, Refah Sınır Kapısı’nın çok yakında açılmasına ve Türk askerinin katılımıyla istikrar güçlerinin konuşlandırılmasına her zamankinden daha yakınız. Bu adım, özellikle Türkiye ve Katar’ın Barış Konseyi’nde yer alması nedeniyle, Washington tarafından Tel Aviv’e dayatılacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'ın talepleri

Gazze konusu, Mısır ile ABD arasında gerçekleştirilen görüşmelerde de ele alındı. Bu kapsamda Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile Gazze’deki son gelişmeleri ve Gazze anlaşmasını değerlendirdi.

Abdulati, ABD Başkanı’nın planının ikinci aşamasına ilişkin yükümlülüklerin hayata geçirilmesinin önemini vurgulayarak, Gazze’nin yönetimi için kurulan ulusal komitenin desteklenmesi, ateşkesin denetlenmesi amacıyla uluslararası istikrar gücünün hızla konuşlandırılması, Refah Sınır Kapısı’nın iki yönlü olarak açılması ve İsrail’in Gazze Şeridi’nden çekilmesinin sağlanması gerektiğini dile getirdi.

sdcfvg
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, dün Kahire'de ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Ahmed Fuad Enver, Mısır’ın taleplerinin anlaşmanın ilerletilmesi ve İsrail kaynaklı engellerin azaltılması amacıyla gündemde kalmaya devam edeceğini belirtti. Enver, özellikle istikrar güçlerinin konuşlandırılması, Gazze’ye yönelik yardımların artırılması ve yeniden imar sürecinin başlatılması gibi kalan maddelerin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini, Gazze’yi yönetecek Filistinli komitenin bölgeye giriş yaparak çalışmalarına başlamasının da İsrail’in olası engelleme girişimlerini boşa çıkaracağını ifade etti.

Eymen er-Rakab ise Mısır’ın tekrarlanan taleplerinin hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, bu taleplerin anlaşmanın sürdürülmesi için yeni bir güvence sunduğunu, yeniden imar ve artan insani yardımlar yoluyla Gazze’de hayatın normalleşmesine katkı sağlayacağını söyledi. Rakab ayrıca, başta Washington olmak üzere uluslararası aktörlere, İsrail’in yeni engeller çıkarmasını önlemek amacıyla baskılarını artırmaları yönünde açık mesajlar verildiğini kaydetti.


Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
TT

Trump, göçmenlik kolluk kuvvetlerinin kullandığı vücut kameraları için ayrılan fonu kesti

Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)
Aralarında kamera taşıyan bir kişinin de bulunduğu grup üyeleri, Renee Nicol Goode'un Minneapolis'te Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) memuru tarafından vurularak öldürülmesinin ertesi günü bir protestocuyu gözaltına aldı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, göçmenlik memurlarının vücut kameralarının kullanımını genişletme çabalarına karşı çıktı ve denetim personelini büyük ölçüde azalttı. Aynı zamanda çok sayıda memuru Minneapolis ve diğer şehirlere göndererek bir dizi şiddetli çatışmaya yol açtı.

İki Amerikalı protestocuyu öldüren iki silahlı çatışmanın yoldan geçenler tarafından çekilen görüntüleri, vurulmuş iki kişinin göçmenlik memurlarıyla şiddetli çatışmalara neden olduğu yönündeki resmi açıklamaları doğrulamada videoların gücünü ortaya koydu.

Bu nedenle, memurlar tarafından giyilen vücut kameraları polis reformu çabalarının merkezinde yer aldı. Ancak Trump yönetimi geçen yıl, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Ajansı memurlarına vücut kameraları takılmasına yönelik pilot programın uygulanmasını yavaşlatmak için harekete geçti ve haziran ayında fonlamayı yüzde 75 oranında azaltmasını ve kolluk görevlilerini kamera ile donatma eğiliminden vaz geçmesini istedi.

Geçen yıl yetkililer, göçmenlik kurumlarını denetleyen üç iç denetim kurumunun tüm çalışanlarını ücretli izne çıkardı ve bu da onların suistimalleri soruşturma yeteneklerini zayıflattı.

Ağustos ayına kadar Baltimore Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu'nun direktörlüğünü yapan Darius Reeves, eski Başkan Joe Biden'ın (Demokrat) görevde olduğu 2024 yılında vücut kameraları için pilot programın yavaş ilerlediğini söyledi ancak Cumhuriyetçi Trump döneminde “doğum aşamasında öldü”.

Yorum talebine yanıt olarak, Beyaz Saray sözcüsü Abigail Jackson, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza memurlarının “yasayı uygulamak ve Amerikan toplumlarını korumak için kahramanca çalıştıklarını” söyledi. Jackson, “Suçlular yerine kolluk görevlilerini suçlayanlar, yasadışı yabancı suçluların emirlerini yerine getiriyorlar” ifadesini kullandı. Reuters tarafından yayınlanan doğrulanmış video görüntülerinde, cumartesi günkü silahlı çatışmanın yaşandığı olay yerinde bulunan sekiz veya daha fazla sınır muhafızından en az üçünün vücut kamerası taktığı görülüyor.

Reuters, kameraların çalışır durumda olup olmadığını veya fiziksel çatışmaya karışan memurlardan herhangi birinin bunları takıp takmadığını belirleyemedi.

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi veya sınır devriye görevlileri, Minneapolis'te Amerikan vatandaşları Reneh Goode ve Alex Brattin'in vurularak öldürülmesi dahil olmak üzere şiddet olaylarına karıştığında, Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, kapsamlı soruşturma yapılması çağrısında bulunmak yerine, kurbanları saldırganlar olarak nitelendirdiler.

Trump, geçen yıl Kongre'deki Cumhuriyetçiler kampanyaya 170 milyar dolarlık bütçe ayıran bir yasa tasarısını kabul ettikten sonra, bu yıl göçmenlik uygulamalarını sıkılaştırmaya başladı. Bu önemli bütçe artışının, ICE ve Sınır Devriyesi'nin çalışma şeklini değiştirmesi bekleniyor.