Suriye ile İsrail arasında soğuk savaş kızışıyor

Direniş eksenine bağlı grupların hareketleri, sınırı füze fırlatma rampasına dönüştürdü

Güney cephesi sakin ve BM Ayrılma Gözlemci Gücü konuşlandırılıyor (Independent Arabia)
Güney cephesi sakin ve BM Ayrılma Gözlemci Gücü konuşlandırılıyor (Independent Arabia)
TT

Suriye ile İsrail arasında soğuk savaş kızışıyor

Güney cephesi sakin ve BM Ayrılma Gözlemci Gücü konuşlandırılıyor (Independent Arabia)
Güney cephesi sakin ve BM Ayrılma Gözlemci Gücü konuşlandırılıyor (Independent Arabia)

Mustafa Rüstem 

Bilindiği gibi, özellikle de bir aydan uzun bir süre önce Şam ve Halep'teki sivil üslere yönelik art arda düzenlenen bir dizi saldırı, Hamas'ın son saldırısıyla aynı zamana denk geldi.

Ancak Suriye'deki popüler ve siyasi cadde, İsrail'in ülkenin güneyindeki bölgelere tekrarlanan saldırılarına, öngörülebilir gelecekte yanıt olarak herhangi bir caydırıcı adım beklemiyor.

Bugün Suriye'nin güney cephesi, İran destekli direniş eksenine bağlı grupların dahil olmaya devam etmesiyle artan bir gerilime tanık oluyor.

Ayrıca İsrail sınırı, düşman bölgelerine ve karargahlara füze fırlatma rampasına dönüştürmeye devam ediyor.

Açık alanlar savaşı, şu anda Suriye-İsrail cephesinin genel adı. Her ne kadar geçici bir hedef gibi görünse de bu, Hizbullah'ın tüm yeteneklerini Tel Aviv'in dikkatini dağıtmak için kullanması ile örtüşüyor.

Ancak öyle görünüyor ki zamanla Yemen, Lübnan ve Suriye'deki bu sahalar, büyük bir operasyonla çözüme ulaşmanın imkânsız olduğu savaşı uzatma eğiliminde.

Bu, özellikle Tel Aviv'in bir süredir direniş ekseni ve taktik savaşı konusundaki düşünce biçimini incelediği düşünüldüğünde, çözüm sürecinin başarıya ulaşması için gereken faktörlerin eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir.

Bu nedende direniş ekseninin günümüz savaşında hareket yöntemini değiştirme ve yeni bir taktik kullanma arayışında olduğu söylenebilir.

Ayrıca Şam'ın savaşa girmesine ve cephesini açmasına güvenmek de zamanla geçerliliğini yitiren bir seçenek.

Basitçe söylemek gerekirse Suriye cephesi, oldukça karmaşık. Zaman geçtikçe savaşın Suriye bölgelerindeki yayılmasının sınırlı olduğu, Gazze'de yaşananlara yönelik mesaj niteliğinde füze ve dronelarla yapılan saldırılarla sınırlı olduğu ortaya çıkıyor.

Yani karşılıklı saldırılar, zor bir hedefe ulaşmaya, insani veya maddi kayıplar beklemeye yol açmadı.

Çünkü koşullar, şiddetli çatışmaların çıktığı ve hızla yatıştığı Güney Lübnan'daki koşullara benzemiyor.

Ayrıca sanki durum, saha komutanları bunun büyük çaplı bir savaş olmasını istemiyorlar gibi.

Ayrıca Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne (SOHR) göre İsrail, 12 Kasım'a kadar Suriye topraklarını 19 kez bombaladı.

Tel Aviv'deki medya kuruluşlarına göre saha kaynakları, İsrail'in güneyindeki Eylat bölgesini bombalayan insansız hava araçlarının bir okulu hedef almasına yanıt olarak Suriye sınırı yakınındaki direniş eksenine bağlı bir grubu hedef alan son bombardımanın, en ağır bombardıman olduğunu açıkladı. 

Soğuk barut

Bu hızlı gelişmelerin ortasında Suriye cephesi, Ekim Savaşı'nın 50'nci yılı olan 1973'ten bu yana yaşanmış soğuk savaş döneminin ardından yeniden uyanıyor.

O tarihte Suriye ve Mısır orduları, eş zamanlı saldırılar gerçekleştirerek, Şam'ın Tel Aviv'in 1967 savaşında ele geçirdiği Kuneytire şehrini geri almasını sağladı.

İsrail, hala Golan Tepeleri'ni kontrol ediyor ve zamanla Arapların ve uluslararası kınamaların ortasında burayı kendi topraklarına dönüştürdü.

O günden bu yana Suriye- İsrail Cephesi, temas ve çatışma hatlarında herhangi bir önemli veya ciddi ihlal olmaksızın ve 1973 savaşından bu yana çatışmayı durdurmak için Birleşmiş Milletler (BM) güçlerinin mevcudiyetinde bir beklenti içinde yaşadı.

Ateşkesin güvenli bir şekilde uygulanması için mavi bereliler için puanlar yayımlandı.

Ancak bu durum, İsrail güçlerinin buldozerler ve araçlarla ilerlemesine veya çeşitli bahanelerle bazı sınır bölgelerine baskınlar düzenlemesine engel olmadı. 

Tel Aviv, en önemlisi 31 Ocak 2013'teki saldırı olmak üzere hava saldırılarını gerçekleştirmek için hava kuvvetlerini kullandı. Söz konusu tarihte başkent Şam'ın kuzeybatısındaki Camraya bölgesinde gelişmiş uçaksavar silahları taşıdığı söylenen ve bir bilimsel araştırma merkezinin önüne konumlandırılan bir araç hedef alınmıştı.

Bunun yanı sıra Dummar bölgesinde ikinci bir saldırı gerçekleşmiş, saldırıda bir araştırma merkezi hedef alınmıştı.

Öncesinde ise 6 Eylül 2007'de Tel Aviv'in Deyrizor'da tamamlanmamış bir nükleer reaktör olduğunu iddia ettiği bir imha operasyonu gerçekleşti. Saldırının adı Bustan Operasyonu'ydu. 

Savaş alanı

Belki de başkent Şam'ın Hamas saldırısı veya savaş alanı olaylarına olan uzaklığı, kesinlikten ve zor zamanlamanın, özellikle de bunun askeri ve ekonomik yönler üzerindeki yansımalarının incelenmesinden kaynaklanıyor.

Suriye'nin pek çok kentinde yaşanan göreceli istikrara rağmen 2011'den bu yana devam eden silahlı çatışma, kuşatma nedeniyle kan bataklığı ve boş midelerin inlemeleri arasında hâlâ devam ediyor. Bu durum da yeni bir savaşa girmeyi düşünmeyi imkânsız hale getiriyor.

Sınırdaki direniş grupları başta olmak üzere direniş ekseni tarafları, Suriye'nin durumunu anlıyor. Bu nedenle Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın konuşmasında Şam'ı utandırmamak adına Suriye'den söz etmediğini belirtmekte fayda var.

Direniş grupları tarafından bastırılan sınır anlaşmazlıkları devam ederken, Suriye rejimi, kendi topraklarından saldırılar düzenlemek için tek başına hareket ederken ve Doğu Suriye'deki Deyrizor'dan ve Irak Devleti sınırındaki Ebu Kemal ve el-Mayaden'den binlerce savaşçı güney bölgelerine çağrılırken, İsrail ordusu ise topraklarından ve karşı topraklardan kaynaklanan saldırılardan Şam'ın sorumlu olduğunu düşünüyor ve doğrudan karşılık vermekten çekinmiyor.

Eğer koşullar, düzenli ordu sistemi dışındaki savaşan gruplarla daha da tırmandırılırsa güney Suriye cephesinin ne hale gelebileceğini kestirmek zor.

Her ne kadar iç savaşta Şam'ı desteklemeye gelen savaş grupları olsalar da ancak siyasi çevreler, kuzeyin, batısı ve doğusu ile sıcak bir ortamda yaşadığı bu kritik dönemde, olayın daha da gergin hale gelmesinden duydukları endişeyi gizlemiyor.

Ayrıca terör örgütü IŞİD'intehdidi hala devam ediyor ve belki de son saldırılarında çölde 30'dan fazla kişi hayatını kaybetti.

Zor zamanlarda

Belki iç savaşa ek olarak yeni bir savaş alanı açmaktan kaçınmak, tek olası nedeni değil. Aksine Şam'ın düşmanla savaşının zamanlamasını seçmesi ve Filistin Hamas hareketinin seçtiği bir savaşın içine çekilmemesi gerekiyor.

Gözlemcilerin dikkati çektiği bu vizyon, Suriye'nin başkenti ile Hamas arasında on yıldır süren yabancılaşmanın ardından yaşanıyor.

Hamas, Suriye muhalefet güçlerini düzenli orduyu hedef almak için pusu kurma ve tünel kazma konusunda eğitiyordu. Bu nedenle güveni ve işbirliğini eskisi gibi yeniden tesis etmek zor.

Suriye siyasi sokağı, Filistinli partilerden bir heyetin Suriye'nin başkenti Şam'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında 2022 yılının Ekim ayı ortalarında sular normal seyrine döndüğünde neler olduğunu gösteriyor.

Bu durum, direniş hareketinin, son iç çatışmadan önce kendisini uzun süre destekleyen bir ülkeyle sorunları çözme çabası olduğuna işaret ediyor.

Öyle ki üst düzey Hamas yetkililerinin Moskova ziyaretinin ardından gelen yakınlaşmada Rusya'nın rolünün olduğu yönündeki söylentiler ortasında Hamas, Şam'da siyasi ofisler açtı ve özellikle Halep ve Şam'daki (Nayrab ve Yermuk) Filistin kamplarında çok büyük bir varlığa sahipti. 

Basitçe söylemek gerekirse Şam'ın Tel Aviv'e karşı yüz yüze savaşa girmesi fikri artıyor, ancak bir istisna dışında; Suriye cephesinden yapılan saldırı sayısının Lübnan cephesine göre daha az olduğunun gözlemlenmesinin yanı sıra, Doğu Suriye'nin Amerikan üsleriyle tanık olduğu şiddetli savaşa rağmen füze saldırıları da sadece katılım sembolizmini taşıyor.

Tüm bunlar, ABD uçak gemisi ve savaş gemilerinin herhangi bir tehlikeli tırmanış beklentisiyle Akdeniz'de pusuya yatmasıyla paralel olarak gerçekleşiyor.

Zor koşullar karşısında da sokak galip geldi; "Kimsenin savaşa girmekte bir çıkarı yok."

Independent Arabia - Independent Türkçe



"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
TT

"Barış Konseyi"... Trump'ın vaatlerinin yeni bir sınavı

 Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)
Barış Konseyi Konferansı Katılımcıları- 19 Şubat 2026 (AFP)

Washington, önceki gün Barış Konseyi'nin resmi açılışına tanık oldu. Bu hamleyi ABD Başkanı Donald Trump, kendisini bir barış başkanı olarak tanıtarak ve mesajını öncelikle Amerikan kamuoyuna yönelterek siyasi söyleminin merkezine yerleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri artık dış politika dosyalarının iç mücadelenin bir parçası haline geldiği ve her diplomatik hamlenin seçmenler önünde Amerikan rolünün imajının yeni bir sınavı olduğu bir seçim yılına giriyor.

İran ile gerginliğin artmasıyla birlikte bölgedeki büyük askeri yığılma göz önüne alındığında şu soru gündeme geliyor: "İran'a önümüzdeki iki hafta içinde askeri bir saldırı düzenlenmesi durumunda Gazze ile ilgili müzakere edilen iyimser planlar nasıl gerçekçi olabilir?"

Öte yandan, "Gazze Şeridi Yönetimi Ulusal Komitesi"nin geçen akşam Geçici Polis Gücü'nde iş başvurularının alınmaya başlanacağını duyurmasının hemen ardından, Gazze'deki gençler başvurularını yapmak için yarışa girdiler.


Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
TT

Mladenov'un ofisi ile Filistin Yönetimi arasında iletişim ve koordinasyon için bir irtibat bürosu kurulması

Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)
Birleşmiş Milletler Barış Konseyi'nin Gazze Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov, Davos Forumu'nda yaptığı konuşmada, (AP)

Gazze Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi için hazırlanan Amerikan barış planının uygulanması kapsamında, ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir irtibat bürosu kurulduğunu duyurdu.

Mladenov'un ofisinden dün yapılan açıklamada, "Filistin Yönetimi ile irtibat bürosunun kurulmasını memnuniyetle karşılıyoruz" denilerek, bu adımın iki taraf arasında resmi ve organize bir iletişim ve koordinasyon kanalı sağlayacağı, yazışmaların açık bir kurumsal mekanizma aracılığıyla alınıp iletilmesini güvence altına alacağı belirtildi.

Şarku'l Avsat'ın DPA'den aktardığına göre açıklamada Mladenov'un "(Barış Konseyi) ile Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi arasındaki irtibat görevlisi sıfatıyla, Gazze Şeridi'ndeki geçiş yönetimi, yeniden yapılanma ve kalkınmanın çeşitli yönlerinin (dürüstlük ve etkinlik içinde) uygulanmasını sağladığı" ifade edildi.

Yapılan açıklamada, Filistin Yönetimi irtibat bürosunun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan 20 maddelik barış planını, Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı 2025 tarihli kararına uygun olarak uygulamak ve Gazze halkı ile bölge halkı için daha istikrarlı bir gelecek inşa etmeye katkıda bulunmak amacıyla, Filistin Yönetimi irtibat bürosuyla birlikte çalışma konusundaki istekliliği ifade edildi.

Filistin Yönetimi Başkan Yardımcısı Hüseyin eş-Şeyh ise yaptığı kısa açıklamada, duyuruyu memnuniyetle karşılayarak şunları söyledi: "Filistin Yönetimi'ne bağlı bir irtibat bürosunun kurulması duyurusunu memnuniyetle karşılıyoruz. Bu büro, Başkan Trump'ın planını ve Güvenlik Konseyi'nin 2803 sayılı kararını uygulamak için (Barış Konseyi) temsilcisinin ofisi ile Filistin Yönetimi arasında resmi bir koordinasyon ve iletişim kanalı sağlayacaktır."

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze Şeridi'ndeki savaşı sona erdirmeye yönelik planının ikinci aşamasının uygulanması bağlamında gerçekleşiyor. Kasım 2025'te BM Güvenlik Konseyi tarafından 2803 sayılı kararla onaylanan plan, yönetimi ve yeniden yapılanmayı denetlemek üzere geçici bir organ olarak "Barış Konseyi"nin kurulmasını ve geçici bir uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılmasını destekliyor.

Bulgar bir diplomat ve 2015-2020 yılları arasında Ortadoğu barış sürecinde BM özel temsilcisi olarak görev yapmış olan Mladenov, 2015 sonbaharından beri devam eden kırılgan ateşkes ortamında, yaygın yıkımın ardından yeniden yapılanmada büyük zorluklarla karşı karşıya olan Gazze'de "Barış Konseyi" ile Gazze Ulusal Yönetim Komitesi arasında koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.

İrtibat ofisinin kurulması, Ramallah'taki Filistin Yönetimi ile Gazze'de yeni mekanizmalar arasındaki koordinasyonu artırmak için pratik bir adım olarak görülürken, kapsamlı silahsızlanma ve İsrail güçlerinin çekilmesi gibi planın bazı hükümlerinin uygulanması, Filistinli grupların tutumlarına ve sahadaki gelişmelere bağlı kalmaktadır.


Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.