Ambulans şoförü oğlunu bombardımanda kaybeden Gazzeli anne: Artık bu savaşı durdurun!

Gazze'deki durum her geçen gün çetinleşiyor. Binlerce sivilin İsrail saldırıları sonucu hayatını kaybettiği bölgede geride kalanlar hayata tutunmaya çabalıyor. Savaşta oğlunu yitiren Nawraz Ebu Libdeh, yaşadıklarını Independent Türkçe'ye anlattı

(AA)
(AA)
TT

Ambulans şoförü oğlunu bombardımanda kaybeden Gazzeli anne: Artık bu savaşı durdurun!

(AA)
(AA)

Dora Mengüç 

Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırısı sonrası Gazze dehşeti yaşıyor.

İsrail ordusu daha fazla rehinenin serbest bırakılması için ateşkesin uzatıldığını açıkladı.

Hamas ise ateşkesin sadece 1 günlük uzatıldığını duyurdu.

Müzakereler geçici ateşkesi uzatmak için...

Eller tetikte ya da sürdürülebilir ateşkes ikilemindeki Gazze'de ise insani kriz sürüyor.

Savaş öncesinde zaten abluka altında olan Gazze ile halihazırdaki kent arasındaki fark bile uçurum misali.

7 Ekim'den önce 7 Ekim'den sonra: İki ayrı Gazze

Savaşın başından bu yana aboneleriyle bölgedeki gelişmeleri paylaşan Reuters haber ajansının Gazze'deki durumun öncesi ve sonrasına dair servis ettiği drone görüntüleri söze gerek bırakmıyor.

Görüntülerde iki farklı "gündelik hayat" tablosu ortaya çıkıyor.

7 Ekim öncesinde rutinine devam eden insanlar ve her şeye rağmen varlığını sürdüren bir şehir, savaş ile birlikte ise molozlar, yıkık binalar, yerle bir olmuş kent ve ölümün resmi tüm yalınlığıyla duruyor.

Gazze Şeridi'nde öldürülen Filistinlilerin sayısı 6 bin 150'den fazlası çocuk, 4 bini aşkını kadın olmak üzere 15 bini geçmiş durumda.

Save The Children'a göre binaların enkazlarından henüz resmi istatistiklere taşınmayan son bulmuş hayatlarla bu sayı bugün bilinenden çok daha yüksek olabilir.

Savaşta oğlunu kaybeden bir anne

Gazze'de İngiltere merkezli bir sağlık kuruluşu için çalışan Nawraz Ebu Libdeh, Independent Türkçe'ye susuzluk ile nasıl başa çıkmaya çalıştıklarını, bir anlamda savaş öncesi ile sonrası "Su doldurmak geleneksel yöntemler kullanmak zorundayız çünkü yaşadığımız yer artık yok; dolayısıyla su tanklarımız da yok" sözleriyle izah ediyor.

Gazzeli bir anne Nawraz Ebu Libdeh.

Yaşadıkları ise aslında susuzluktan çok daha fazlası.

7 Ekim'de Nawraz, oğlu Majid ve ailesiyle beraber amcasının evine taşınmak zorunda kaldı.

Majid, Gazze'de gönüllü olarak insanların tahliyesine yardımcı olan bir şofördü, öldürüldüğünde 27 yaşındaydı / Fotoğraf: Nawraz Ebu Libdeh arşivi
Majid, Gazze'de gönüllü olarak insanların tahliyesine yardımcı olan bir şofördü, öldürüldüğünde 27 yaşındaydı / Fotoğraf: Nawraz Ebu Libdeh arşivi

27 yaşındaki oğlu Majid geride bıraktıkları eşyaları almak için Gazze'ye döndü.

Annesi oğlunun ambulans şoförü olduğunu, hiçbir siyasi yapılanma ya da örgütle ilişkisinin olmadığını anlatıyor.

Majid, Gazze'ye geri döndüğünde taksici arkadaşları ile karşılaşmış.

"Geride kalanların tahliyesi için gönüllü olur musun?" sorusuna kayıtsız kalamayıp kabul etmiş.

Sonrası bombardıman...

"9 Ekim 2023 Pazartesi, saat 15'ti" diyor annesi Nawraz. 

Ömrünün geri kalanı boyunca unutamayacağı tarih aklına tüm detaylarıyla kazınmış. 

Oğlu Majid'in bulunduğu mahalle o gün, o saat İsrail'in geniş çaplı bombardımana maruz kalmış. 

Majid'in geride kalanları tahliye için gönüllü kullandığı taksi de öyle...

Majid'in bulunduğu bölge saldırıya uğradıktan sonra taksiden geriye kalan / Fotoğraf: Nawraz Ebu Libdeh arşivi
Majid'in bulunduğu bölge saldırıya uğradıktan sonra taksiden geriye kalan / Fotoğraf: Nawraz Ebu Libdeh arşivi

27 yaşındaki Majid'den geriye kalanlar ise annesi Nawraz'a siyah bir plastik torba içinde veriliyor.

21. yüzyılın siyahla beyaz kadar birbirine zıt dünyasında yer, coğrafya, zaman değişse dahi bazı şeyler hiç değişmiyor. 

Nawraz Ebu Libdeh'in Independent Türkçe ile oğlunun ölümü sonrası paylaştığı görüntülerin habercilik lügatındaki adı "Aftermath", tam Türkçesiyle "Netice, durum, vaziyet" ya da "Olay sonrası" diye özetlenebilir. 

Ama kesinlikle tüm bu sıfat ve adlandırmaların çok ötesinde. Görüntülerin gerçekliği ne kadar ortadaysa, bir o kadar paylaşılabilecek gibi değil: Bedenden ayrılmış bir kafa, kopmuş bir kulak, sağa sola saçılmış iç organlar... 

"Ruhumuz, kalbimiz paramparça"

Gazzeli savaş mağduru Nawraz Ebu Libden, 53 yaşında, 6 çocuk annesi. 

Independent Türkçe ile paylaştığı video mesajını kayda alırken fonda iki ses var; çocukların her şeye rağmen kahkahaları ve savaş uçaklarının uğultulu sesleri:

Savaşın üçüncü gününde oğlum ambulans görevlisi ve taksi şoförü olarak çalışıyordu. İnsanları Er-Rimel bölgesinden tahliye ediyordu. O gün bölgenin tümünü yok etmek için harekete geçtiklerinde, taksi durağının yakınındaki binayı yok ettiler. Oğlum o gün şehit oldu. Çok üzücü bir hikaye, ailemizin kaybı çok büyük. Hepimiz o zaman beri çok üzgünüz. Ruhumuz, kalbimiz paramparça... Hayat eskiden olduğu gibi değil... Çocuklar, babası, kardeşleri ve ben annesi olarak çok üzgünüz. Tüm ailemiz çok kederli"

Nawraz Ebu Libdeh'in kaybı çok büyük.

Çevresindeki birçok ailenin çocuğunu yitirdiğini söylüyor.

Nawraz Ebu Libdeh (Independent Türkçe)
Nawraz Ebu Libdeh (Independent Türkçe)

Geriye kalan çocuklar hayatlarını korku içinde sürdürüyor.

Onlardan biri de ağabeyini saldırıda kaybeden Zein Ebu Libdeh.

Sadece 9 yaşında...

Annesi aracılığıya gönderdiği ses kaydı Gazzeli çocukların ruh halini yansıtıyor:

Merhaba, benim adım Zein bu Libdeh, 9 yaşındayım. Şu anda ailemle birlikte Er-Rimel bölgesindeki evimden kaçtığım için Han Yunus'ta yerinden edilmiş olarak yaşıyorum. Şu ana kadar 5 kez yer değiştirmek zorunda kaldık. Her seferinde yeni bir eve gittiğimizde İsrail hava saldırılarıyla mahalleyi bombalıyor. Bu hava saldırılarından birinde ağabeyim hayatını kaybetti. Ona "Hoşça kal!" diyebilecek bir şansım bile olmadı. Hayatımız sonsuza dek değişti. Su ve elektriğimiz yok. Tuvalete zor gidip geliyorum. Eskiden telefonda videolar izlemeyi severdim ama şimdi telefonu açmaktan korkuyorum çünkü çocuk bedenlerinin parçalara ayrıldığı görüntülerle dolu. Komşularımı ve arkadaşlarımı özlüyorum. Artık oyun oynamıyorum, oynayamıyorum. Hayatımız sadece korkuyla dolu, bir kabus gibi. Allahım çok yorgunuz. Lütfen savaşı sona erdirin! Savaş sona erse bile hayat nasıl aynı olabilir ki? Evimiz bombalandı ve mahallemiz artık yok..."

"Yeter artık, her gün ölüm, ölüm, ölüm!"

İsrail'in hava saldırısında hayatını kaybeden Majid'in Türkiye'de yaşayan yeğeni Adem El Tamimi de öfkeli...

Arkadaşlarının, kardeşlerinin yaşamını yitirdiğini anlatıyor.

Eskiden oyun oynamak için eline aldığı telefondan neden uzaklaştığını "Telefonda çocukların, masumların parça parça olup öldüğünü görüyorum" cümleleriyle aktarıyor, devamında söyledikleri kısa ve net: 

Çok kıymetli birisini, dayımı kaybettim. Ne olur bu savaşı bitirin, Gazze'yi kurtarın. Yeter artık her gün ölüm, ölüm, ölüm!"

Kendi kentinde sürgün olmak...

İsrail 8 milyar dolarlık savaş bütçesini onayladı.

Dünyada aklı başında olan herkes tam ateşkes istiyor.

Gazze'ye yönelik bombardıman sonrası hayatını kaybedenler arasında hamile kadınlar da var. 

Ebu Libdeh, kendi şehirlerinde sürgün olduklarını anlatırken, dün ile bugün arasındaki farkı yani iki ay öncesi göre ne yaşadıklarından da bahdesiyor:

Eskiden Er-Rimel bölgesinde, Gazze'de yaşıyordum. Han Yunus bölgesinde tam beş kez tahliye edildik. Savaş sonrası ilkin Han Yunus'taki kampta yaşıyordum. Bulunduğumuz yerin etrafındaki tüm evlere ateş açtılar. Ardından Han Yunus'ta başka bir bölgeye tahliye olduk ve yine ateşe tutulduk. Şimdi ise dedemin evine taşındık. Aynı evin içinde yaklaşık 32 kişi yaşıyoruz. Hepimiz evlerimizden zorla çıkarıldık. Eskiden Er-Rimel bölgesindeki dairemde yaşıyordum. Üç katlıydı, çok güzeldi ama hepsi yok edildi. Savaşın ilk gününde bizi bulunduğumuz yerden ayrılmamız için uyardılar. Mahallemizi, evimizi yok etmek için..." 

Ebu Libdeh ailesinin saldırıya uğrayan evleri, öncesi ve sonrasıyla / Fotoğraf: Nawraz Ebu Libdeh arşivi
Ebu Libdeh ailesinin saldırıya uğrayan evleri, öncesi ve sonrasıyla / Fotoğraf: Nawraz Ebu Libdeh arşivi

Nawraz Ebu Libdeh ve ailesinin kaldığı evin geldiği durum içler acısı.

Bu evden çok daha kötü durumda olanlar ise İsrail bombardımanında tamamen ortadan kalkanlar.

Gazze'deki yerel otoritenin 22 Kasım'da yaptığı son açıklamaya göre 45 bin ev İsrail saldırılarında tamamen yıkıldı, 233 bin ev ise kısmi tahribata uğradı.

Yıkılan hükümet binalarının sayısı 102'ye ulaşırken, saldırılardan etkilenen 267 okuldan 67'sinin artık tamamen hizmet dışı olduğu biliniyor.

En az 26 hastane ve 55 sağlık merkezi de hizmet dışı.

Yani her yer yıkık, kullanılmaz halde...

Buna Nawraz'ın evi de dahil.

Sadece konutlar ve binalar değil savaş öncesi zorlukla bile olsa sahip oldukları imkanlardan da yoksun Gazzeliler. 

"Su yok, elektrik yok, gaz yok, hiçbir şeyimiz yok"

İsrail ile Hamas arasında varılan insani aranın beşinci gününde, yardım taşıyan 31 tır ile bir yakıt tankeri Gazze Şeridi'nin kuzeyine gönderilmişti.

Ancak yardımlar hala yeterli değil.

Üstelik şiddet ve çatışmalar insani ara varken de devam ediyor.

Sadece Gazze'de değil Batı Şeria'da da...

Birleşmiş Milletler'e göre, 28 Kasım'da 4'ü Batı Şeria'da olmak üzere 7 Filistinli İsrail işgal güçleri tarafından öldürüldü.

Ayrıca, Gazze'nin kuzeyine dönmeye çalışanlara İsrail güçlerinin ateş açtığı ve göz yaşartıcı gaz bombaları atılıyor.

Save the Children Filistin Direktörü Jason Lee, vaziyeti "Herhangi bir sınırlı ara, acil olarak ihtiyaç duyulan yardımları sağlamak için gerekli kalıcı ateşkesin ötesine geçemez. Gazze'deki insanlar hala yiyecek, su, ilaçlar ve sağlık hizmetlerine erişim eksikliği içinde zor bir durumda yaşıyor." sözleriyle anlatıyor.

Çünkü Gazze'deki krizin ölçeği olağanüstü, neredeyse iki ay boyunca sürekli bombardımana maruz kalan insanların hiçbir şeyi yok.

Tam da bu noktada Nawraz'a gıdaya erişim sağlayıp sağlayamadıklarını soruyorum.

"Çok kısıtlı imkanlarımız var, buna sahip olamayanlar da var" yanıtı veriyor.

Yemeklerini geleneksel yöntemlerle pişirdiklerini anlatıyor.

Biraz odun, biraz ateş ve eski püskü bir telin üzerinde:

Binalar, hastaneler, klinikler, süpermarketler, alışveriş merkezleri ve diğer çok güzel dükkanlar. Şimdi bu bölge tamamen yıkıldı. Gazze'nin kuzeyinde, iç kesimlerinde güneyinde her şeyi yıktılar. Yaklaşık 1 milyon 200 bin sivil yerinden oldu.  Herkes, çok güzel evlerinden tahliye oluyor. Şu anda ya okullarda ya diğer barınaklarda bir arada yaşıyorlar. Bu çok soğuk havada... Ya da kimileri güney bölgesinde akrabalarını bulup birlikte yaşayabilecekleri bir yer buldular. Güneydeki çoğu aile çok iyi. Ama o ailelerin de kendilerini iyi durumda tutmak için ne geliri ne kaynağı var. Şimdi yaklaşık olarak benim ailem dahil 32 kişiye her gün hizmet ediyorlar her gün. Su yok, elektrik yok, ocak gazı yok, ailelerinin iyi durumda olmasını sağlayacak hiçbir şey yok. Şimdi odun ateşinde ve çok eski araçlarla yemek pişiriyoruz. Sınırlı da olsa ekmek alabiliyoruz, çok eski ve geleneksel araçlarla su geliyor. Ama bu insanların giysilerini yıkamasına, duş almasına veya bulaşıklarını yıkamasına izin vermek için yeterli değil. Her şeyde, Gazze'nin her yerinde kıtlık var. Marketler her türlü gıda maddesinden mahrum. İnsanlar ve çocuklar sürekli ağlıyorlar. Kullanacakları hiç süt yok. İnsanlar hala hayatta kalabilmek için ellerinde olan bazı gıda maddelerini değiş tokuş ediyor" 

"Artık bu savaş bitsin"

Nawraz Ebu Libdeh, İngiltere merkezli bir yardım kuruluşunda finans ve idari görevli olarak çalışıyor.

Kendi deyişiyle kaybı ve üzüntüsüne rağmen hala çalışmayı sürdürüyor.

Çocuklarından birini kaybetti.

Diğerlerinden de olmak istemiyor.

İsteği ise kısa ve net.

Derin bir iç çekiyor ve "Dürüst olmak gerekirse, bu savaşın bitmesini istiyoruz..." diyor.

Binlerce Gazzeli ve savaşın sona ermesini isteyen dünyanın geri kalanı ile aynı fikirde.

Ancak bugüne kadar olanlar bundan sonra olacaklar için karamsar bir tablo çiziyor.

Gazze’deki El Nasr Çocuk Hastanesi yoğun bakım ünitesinde tedavi için nakil bekleyen bebeklerin günler sonra çürümüş bedenlerinin bulunmasına dair görüntüler bir iddia olarak dahi başlı başına insanlığın karşı karşıya kaldıkları/kalabileceklerinin acı bir özeti gibi.

Independent Türkçe



Koalisyon, deniz güvenliğini korumak için Hudeyde’de operasyon düzenledi

Tümgeneral Türki el-Maliki, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun sözcüsü (Şarku’l Avsat)
Tümgeneral Türki el-Maliki, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun sözcüsü (Şarku’l Avsat)
TT

Koalisyon, deniz güvenliğini korumak için Hudeyde’de operasyon düzenledi

Tümgeneral Türki el-Maliki, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun sözcüsü (Şarku’l Avsat)
Tümgeneral Türki el-Maliki, Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyonun sözcüsü (Şarku’l Avsat)

Yemen’de meşru hükümeti destekleyen koalisyon, deniz kuvvetlerinin deniz ulaşım güvenliğini koruma hedefi kapsamında Hudeyde vilayetinde askeri operasyon düzenlediğini açıkladı.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, pazartesi akşamı X platformunda yaptığı paylaşımlarda, operasyon kapsamında terörist Husi milislere ait meşru askeri hedeflerin imha edildiğini belirtti.

Sözcü Maliki, Güney Kızıldeniz’deki su yollarını hedef alması planlanan yakın saldırıların engellendiğini ifade ederek silah depoları, patlayıcı yüklü insansız botların bulunduğu depolar ve deniz mayınlarının imha edildiğini bildirdi.

Koalisyon daha sonra Sana’da bir balistik füze fırlatma platformunun ve Saada’da dağlık bir bölgede bulunan ve 20 balistik füzenin yer aldığı bir deponun imha edildiğini açıkladı.

Koalisyon, pazartesi günü daha önce yaptığı açıklamada, Yemen hükümetinin devlet kurumlarını ve Husilerin kontrolündeki toprakları geri almak amacıyla başlattığı Yemen’in Şafağı operasyonunun ilk saatlerinde 100 savaş uçağının operasyona katıldığını duyurmuştu.

El-Maliki, koalisyonun Yemen Silahlı Kuvvetlerine sahada 24 saat hava desteği sağladığını belirterek hava kuvvetlerinin BabulMendeb Boğazı’nın güvenliğini sağladığını kaydetti.

Koalisyon Sözcüsü ayrıca operasyonun başlamasından bu yana 324 önemli hedefin imha edildiğini belirterek hareketli hedeflere yönelik müdahalenin sürdüğünü vurguladı.


Yemen ordusunun hızlı manevrasıyla Zubab ve BabulMendeb  yeniden ele geçirildi

Yemen ordusu inisiyatifi yeniden ele geçirerek batı kıyısını kurtarma operasyonu başlattı (Askeri medya)
Yemen ordusu inisiyatifi yeniden ele geçirerek batı kıyısını kurtarma operasyonu başlattı (Askeri medya)
TT

Yemen ordusunun hızlı manevrasıyla Zubab ve BabulMendeb  yeniden ele geçirildi

Yemen ordusu inisiyatifi yeniden ele geçirerek batı kıyısını kurtarma operasyonu başlattı (Askeri medya)
Yemen ordusu inisiyatifi yeniden ele geçirerek batı kıyısını kurtarma operasyonu başlattı (Askeri medya)

Yemen hükümet güçleri pazartesi günü ülkenin batı kıyısında yeni bir cephe açarak Zubab ilçesi ile BabulMendeb  bölgesinin kontrolünü ele geçirdi. Sahadaki bu önemli gelişme, Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin devlet kurumlarını yeniden tesis etmek ve Husilerin kontrolüne son vermek amacıyla Yemen Şafağı operasyonunu başlatmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Bu sırada Taiz'in güney kırsalında şiddetli çatışmalar devam ederken Husiler, Taiz kentini güneydeki Turbe kenti ve Lahic ile Aden'in de bulunduğu hükümet kontrolündeki bölgelere bağlayan ana yolu kesmeye çalıştı.

Yemen hükümet güçleri, BabulMendeb  Boğazı'na kıyısı bulunan Zubab ilçesinde geniş çaplı bir askeri operasyon düzenlediğini açıkladı. Operasyon kapsamında sahada bir kuşatma manevrası gerçekleştirilerek stratejik noktalara ulaşıldığı, Zubab ilçesi ile havalimanının kontrol altına alındığı ve Zubab ile Muha arasındaki yolun kesildiği bildirildi. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nezili ise Vatan Kalkanı Güçleri ile Amalika Tugaylarının BabulMendeb 'in kontrolünü tamamen sağladığını açıkladı.

Gelişme, El-Alimi'nin Yemen Şafağı operasyonunun başlatıldığını duyurmasının ardından geldi. El-Alimi, operasyonun devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi, başkent Sana'yı kurtarmayı ve terörist Husilerin darbesine son vermeyi amaçladığını söyledi. El-Alimi, silahlı kuvvetler ve askeri oluşumların kardeş ve dost ülkelerin desteğiyle devletin yeniden tesis edilmesi yönünde ilerleyeceğini belirtti.

btrn
Yemen Amalika Tugayları ve Vatan Kalkanı Güçleri, batı kıyısına doğru «Yemen Şafağı» operasyonunu başlattı (Yerel medya)

Nezili, hükümet güçlerinin Husilerin kapasite ve unsurlarını hedef almak amacıyla operasyonu geniş çaplı olarak başlattığını söyledi. Gerçekleştirilen kuşatma manevrasının ardından BabulMendeb 'in kontrol altına alındığını belirten Nezili, Zubab Havalimanı'nın da güçlerin kontrolüne geçtiğini, Zubab ile Muha arasındaki yolun kesilerek ateş kontrolü altına alındığını ifade etti.

Nezili, yüzlerce Husi unsurunun Zubab bölgesinde kuşatıldığını belirterek bu kişilere teslim olmaları çağrısında bulundu. Nezili ayrıca bazı Husi unsurlarının kuşatılmalarının ardından teknelerle deniz yoluyla kaçtığını söyledi.

Yemen hükümet güçleri tarafından yapılan resmi açıklamada ise Vatan Kalkanı Güçleri ile Amalika Tugaylarının halk direniş güçlerinin desteği ve hava koruması altında, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Zubab ilçesi ile BabulMendeb  çevresindeki stratejik noktaları kurtardığı bildirildi.

hyju
Taiz cephelerinde hükümet güçleri ile Husiler arasında şiddetli çatışmalar (AFP)

Bir askeri kaynak, operasyonlarda Husi saflarında ölü ve yaralıların bulunduğunu, çok sayıda araç, ekipman ve askeri teçhizatın imha edildiğini veya kullanılamaz hale getirildiğini söyledi. Kaynak, güçlerin bölgedeki tarama ve güvenlik operasyonlarını sürdürdüğünü ve ikmal yollarını kestiğini belirtti.

1122 hedefe yönelik operasyon

Batı kıyısındaki saldırıyla eş zamanlı olarak Yemen Silahlı Kuvvetleri, son dönemde Husilerin Saada, Cevf, Taiz ve kıyı cephelerindeki mevzi ve kapasitesine karşı 1122 hassas hedefleme operasyonu gerçekleştirdiğini açıkladı.

Nezili, operasyonlarda topçu mevzileri, roketatarlar, savunma tahkimatları, yaklaşma ve ikmal yolları, takviye birlikleri ve askeri yığınakların yanı sıra komuta ve kontrol merkezlerinin hedef alındığını söyledi. Operasyonlarda savaş uçakları, insansız hava araçları, topçu birlikleri, füzeler, roketatarlar ve keskin nişancıların kullanıldığı belirtildi.

Yemen Silahlı Kuvvetlerinin açıkladığı bilançoya göre operasyonlarda 1747 Husi unsuru etkisiz hale getirildi. Ayrıca 364 araç, ekipman, askeri araç ve ikmal aracının imha edildiği veya kullanılamaz hale getirildiği bildirildi.

cdfv
Taiz'de Yemen güçleri birden fazla cephede Husilerle çatışıyor (AFP)

Batı kıyısında yeni bir cephe açılması, operasyonların seyri açısından dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Hükümet güçleri, Taiz çevresinde ve güneydeki yollarda Husilerin ilerleme girişimlerine karşı koymakla sınırlı kalmak yerine Zubab ve BabulMendeb  ekseninde harekete geçerek Husilerin kıyıdaki ikmal hatlarını doğrudan baskı altına alıyor.

Taiz baskı altında

Öte yandan Taiz, çatışmaların ana merkezlerinden biri olmaya devam ediyor. Vilayetin güney ve batısındaki Şimayiteyn, Mevasıt ve Muafir ilçeleri ile diğer cephelerde çatışmalar sürüyor.

Askeri kaynaklar, hükümet güçlerinin bazı cephelerde inisiyatifi yeniden ele geçirdiğini ve Husi sızma girişimleri ile saldırılarını püskürttüğünü belirtti. Saha kaynakları ise Şimayiteyn bölgelerinde çatışmaların devam ettiğini aktardı. Buna göre Husiler batı yönünden ilerleyerek Taiz kentini ilçe merkezi Turbe'ye ve güneyde Lahic ile Aden'e bağlayan ana yolu kesti.

Bu çatışmalar, çok sayıda cepheden baskı altında bulunan Taiz kenti açısından özel önem taşıyor. Husilerin çatışmaları kentin güney ve batı kırsalına yayma ve kentin hükümet kontrolündeki bölgelerle bağlantısını kesme girişiminde bulunduğu belirtiliyor. Saha kaynakları ayrıca Taiz kırsalındaki Ulyum bölgesine doğru Husi hareketliliği yaşandığını, kent çevresindeki çatışmaların da sürdüğünü bildirdi.

Taiz'in güney kırsalındaki çatışmalar son iki günde şiddetlenmişti. Hükümet güçleri saldırı ve sızma girişimlerinin püskürtüldüğünü açıklarken askeri kaynaklar, pusu, keskin nişancı ateşi, insansız hava araçları, doğrudan çatışmalar ve hava saldırıları sonucunda Husilerin ağır kayıplar verdiğini belirtti.

Hükümet güçleri, Taiz'deki çatışmaların tüm cephelerde inisiyatifi yeniden ele geçirmeye yönelik daha geniş kapsamlı bir planın parçası olduğunu belirtiyor. Husi grubunun ise son dönemde batı kıyısında elde ettiği kazanımları korumaya ve Taiz kentine batı ve güney yönlerinden baskı uygulamaya çalıştığı ifade ediliyor.

Seferberlikten saldırıya

Zubab'daki saldırı, El-Alimi'nin devlet topraklarının geri kalanını yeniden ele geçirmek ve ülkenin tamamında devlet otoritesini tesis etmek amacıyla askeri operasyonların başlatıldığını açıklamasından 24 saatten kısa süre sonra gerçekleşti.

El-Alimi, silahlı kuvvetler, güvenlik güçleri ve diğer askeri oluşumlara görevlerini yerine getirmeleri yönünde talimat verildiğini belirterek savaşın devlet kurumlarını yeniden tesis etmeyi amaçladığını vurguladı. El-Alimi, operasyonun Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan halka karşı, herhangi bir mezhep veya kabileye yönelik bir savaş olmadığını söyledi.

El-Alimi ayrıca sivrilere askeri mevzilerden, toplanma noktalarından ve ikmal yollarından uzak durmaları ve çocuklarının çatışmalara sürüklenmesini engellemeleri çağrısında bulundu. Silah bırakarak Husiler adına savaşmaya son verenlerin güvenli şekilde geri dönmelerinin sağlanacağı yönündeki devlet taahhüdünü yineledi.

Hükümet güçleri ve halk direnişine yönelik mesajında El-Alimi, görevin yalnızca toprakları geri almakla sınırlı olmadığını, devlet otoritesinin de bu bölgelere yeniden taşınmasını kapsadığını belirtti. El-Alimi, sivillerin ve mülklerin korunması, hukuka uyulması, intikam alınmaması ve masumlara yönelik saldırılardan kaçınılması çağrısında bulundu.

Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Komutanlığı da El-Alimi'nin konuşmasının ardından Yemen güçlerine operasyonel destek sağlanacağını açıkladı. Koalisyon, devletin ve kurumlarının yeniden tesis edilmesine ve Husi grubunun deniz ulaşımının serbestisi üzerindeki tehdidinin sona erdirilmesine kadar Yemen hükümetinin yanında olmaya devam edeceğini bildirdi.


Reşad el-Alimi, Sana'yı Husilerden kurtarmak için Yemen Şafağı operasyonunu başlattı

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)
TT

Reşad el-Alimi, Sana'yı Husilerden kurtarmak için Yemen Şafağı operasyonunu başlattı

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)
Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi (SABA)

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, pazartesi günü yaptığı açıklamada, devlet kurumlarını yeniden işler hale getirmek, başkent Sana'yı kurtarmak ve İran destekli Husilerin darbesine son vermek amacıyla Yemen Şafağı adını verdiği askeri operasyonun başladığını duyurdu.

El-Alimi, X platformundaki paylaşımında, “Allah'ın izniyle devlet kurumlarını yeniden tesis etmek, başkent Sana'yı kurtarmak ve terörist Husilerin darbesine son vermek amacıyla Yemen Şafağı operasyonu başladı” ifadelerini kullandı.

Operasyonun “Allah'ın yardımı, halkımızın iradesi, silahlı kuvvetlerimiz ve tüm askeri oluşumların cesareti ile kardeşlerimiz ve dostlarımızın desteğiyle” ilerleyeceğini belirten El-Alimi, Yemen'in “özgürlük, barış ve istikrarın yeni bir şafağına” doğru ilerleyeceğini vurguladı.

Açıklama, Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu Komutanlığı'nın Yemen güçlerine tam operasyonel destek sağlanacağını ve devlet kurumları yeniden tesis edilene kadar meşru hükümete verilen desteğin sürdürüleceğini açıklamasından saatler sonra geldi. Koalisyon ayrıca Husilerin deniz ulaşımının serbestisi üzerindeki tehdidinin sona erdirilmesi için desteğini sürdüreceğini bildirdi.

El-Alimi, pazar günü Yemen halkına hitaben yaptığı konuşmada, gerilimi düşürme ve barış girişimlerinden sonuç alınamaması üzerine askeri harekata geçildiğini açıklamıştı. El-Alimi, silahlı kuvvetler, güvenlik güçleri ve diğer askeri oluşumlara, onaylanan planlar doğrultusunda görevlerini yerine getirmeleri yönünde talimat verildiğini belirtmişti.

Başkanlık Konseyi Başkanı, savaşın Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan halka karşı yürütülen bir savaş olmadığını vurgulayarak sivillere askeri mevzilerden, toplanma noktalarından ve ikmal yollarından uzak durmaları çağrısında bulundu. El-Alimi ayrıca devletin sivilleri ve mülkleri koruma, hukuka uyma ve intikam ile misillemeyi reddetme taahhüdünü yineledi.

Operasyonun başlatılması, Taiz vilayetinde çatışmaların tırmandığı bir döneme denk geldi. Husiler, Taiz kentini hükümetin kontrolündeki Lahic ve Aden gibi bölgelere bağlayan yolları kesme girişimleri kapsamında vilayetin güneybatısındaki kırsal kesimlere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.