Gazze’de savaşın 60. gününde tüm cephelerde en şiddetli çatışmalara tanık olundu

Filistinliler, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Deyr el-Balah’a düzenlediği saldırının ardından yıkılan bir evin enkazı arasında cesetleri ve hayatta kalanları arıyor (AFP)
Filistinliler, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Deyr el-Balah’a düzenlediği saldırının ardından yıkılan bir evin enkazı arasında cesetleri ve hayatta kalanları arıyor (AFP)
TT

Gazze’de savaşın 60. gününde tüm cephelerde en şiddetli çatışmalara tanık olundu

Filistinliler, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Deyr el-Balah’a düzenlediği saldırının ardından yıkılan bir evin enkazı arasında cesetleri ve hayatta kalanları arıyor (AFP)
Filistinliler, İsrail’in Gazze Şeridi’nin güneyindeki Deyr el-Balah’a düzenlediği saldırının ardından yıkılan bir evin enkazı arasında cesetleri ve hayatta kalanları arıyor (AFP)

İsrail ve Hamas arasında süren Gazze Şeridi’ndeki savaşın 60. günü, Gazze’nin kuzeyi, merkezi ve güneyine yönelik saldırının tüm cephelerinde en şiddetli çatışmalara tanıklık etti.

İsrail, günlerce süren yüz yüze çatışmalar ve kayıplarla dolu bir günün ardından, Şucaiye mahallesi, Han Yunus ve Cibaliye’deki ilerleyişini duyurdu.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları ise muharebe bölgelerinde İsrail güçlerine asker, tank ve araçlardan oluşan ağır kayıplar verdirdiklerini, Tel Aviv ve diğer bölgeleri füzelerle hedef aldıklarını bildirdi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, dün yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Kara harekatının üçüncü aşamasına geçtik. Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki birçok Hamas kalesinin kontrolünü ele geçirdik ve şu anda güneydeki ağırlık merkezlerine karşı çalışıyoruz. Son günlerde aralarında bazı üst düzey Hamaslı liderlerin de bulunduğu birçok önemli isim, etkisiz hale getirildi.”

 İsrail topçu birliği dün Gazze sınırında (Reuters)
 İsrail topçu birliği dün Gazze sınırında (Reuters)

İsrail Genelkurmay Başkanı, havadan, denizden ve karadan ortak harekatlarla Hamas’a yerin üstünden ve altından saldırdıklarını söyleyerek, “Güçlerimiz birçok sabotajcıyla karşı karşıya geliyor, onları etkili bir şekilde ve yüksek profesyonellikle hedef alıyor” dedi.

Ordunun 7 Ekim’de meydana gelen hatayı düzeltmeye çalışacağına dair söz veren Halevi, Gazze’deki Hamas lideri Yahya Sinvar başta olmak üzere tüm Hamas liderlerinin hedef alınacağını dile getirdi.

Hamas tünellerine su basma konusu

Halevi, Hamas tünellerinin deniz suyuyla doldurulması yönünde plan yapıldığına ilişkin çıkan haberler hakkında bir soruya yanıt verdi.

İsrail Genelkurmay Başkanı, bunun iyi bir fikir olduğunu ve Hamas’ın tünelleri kullanmasını engellemek için her türlü yolu ciddi şekilde incelediklerini söyledi. Mücadelenin uzun olduğunu ancak devam edeceğini de vurguladı.

FOTO: İsrail askerleri Gazze Şeridi’ndeki kara operasyonu sırasında (Reuters)
İsrail askerleri Gazze Şeridi’ndeki kara operasyonu sırasında (Reuters)

İsrail Güney Bölgesi Komutanı Tümgeneral Yaron Finkelman ise dün şu açıklamayı yaptı:

“Bugün kara harekâtının başlangıcından bu yana en şiddetli çatışmaları yaşıyoruz. Cibaliye’nin, Şucaiye’nin ve şimdi de Han Yunus’un kalbindeyiz. Çatışmalar yüz yüze oluyor ve yer üstünde ve altında terör silahlarını ve altyapısını yok ediyoruz.”

Tel Aviv’de patlama

İzzeddin el Kassam Tugayları, Tel Aviv ve Beerşeba’yı füzelerle hedef aldıklarını duyurdu.

İsrail ise Tel Aviv’e düşen şarapnel parçası nedeniyle bir kişinin yaralandığını doğruladı.

Tel Aviv’deki İsrail polisi dün Gazze’den atılan füze kalıntısının yanında duruyor (Reuters)
Tel Aviv’deki İsrail polisi dün Gazze’den atılan füze kalıntısının yanında duruyor (Reuters)

İzzeddin el Kassam Tugayları tarafından dün akşam yapılan açıklamada, “Mücahitlerimiz bu sabahtan bu yana Gazze Şeridi’ne yönelik saldırının tüm cephelerinde işgal güçleriyle şiddetli çatışmalara giriyor. Sadece Han Yunus kentindeki çatışma alanlarında 24 askeri araç tamamen veya kısmen imha edildi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada, doğrudan saldırıda 18 askerin hedef alındığı, keskin nişancıların da 8 askeri hedef aldığı bildirildi. Ayrıca, önceden yerleştirilen patlayıcılarla İsrail askerlerinin olduğu bir evin havaya uçurulduğu ve işgal edilen alanların farklı menzillerdeki çeşitli hedeflere yoğun füze saldırısı düzenlendiği belirtildi.

7 İsrail askeri öldü

İsrail ordusu ölümleri kabul etti ve art arda yaptığı açıklamalarda subaylar da dahil olmak üzere 7 kişinin öldüğünü duyurdu.

Açıklanan bu sayıların artması da çatışmaların vahşetini gösteriyor.

Son açıklamayla birlikte, kara harekatının başlamasından bu yana öldürülen subay ve asker sayısı 84’e, 7 Ekim saldırısından bu yana toplam ölen sayısı ise 408’e yükseldi.

Şiddetli çatışmalara rağmen, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, rehinelerin geri dönüşü ve Hamas’ın yok edilmesi hedeflerine ulaşana kadar savaşın durdurulamayacağını vurguladı.

Gazze’deki rehinelerin geri dönüşü, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile rehine yakınları arasında hararetli bir tartışmaya neden oldu.

İsrail medyasına göre Netanyahu, rehine yakınlarıyla yaptığı gergin toplantıda, “Şu anda herkesi geri getirmenin bir yolu yok. Eğer böyle bir seçenek olsaydı bunu reddedeceğimizi düşünen var mı?” dedi.

Bu açıklama, rehinelerin yakınları arasında öfkeye neden oldu. Bazı vatandaşlar öfkeyle toplantıyı terk etti.

İsrail kara harekatını genişletirken, Gazze Şeridi’nin çoğu bölgesine yönelik şiddetli bombardımanı büyük yıkıma neden oldu ve can kayıpları arttı.

Filistin Sağlık Bakanı Mai El Kaila, İsrail ordusunun Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da üst üste 60. gün halka yönelik saldırılarına ilişkin son verilere göre, 16 bin 60 vatandaşın hayatını kaybettiğini duyurdu.

Bakan, yüzde 70’inden fazlası çocuk ve kadın olmak üzere toplam yaralı sayısının ise 40 bini aştığı bilgisini verdi.



Sevinç ve endişe... Iraklıların ABD güçlerinin çekilmesine ilişkin duyguları farklılık gösteriyor

İran yanlısı silahlı grupların destekçileri, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesini kutlamak amacıyla dün Bağdat’ta düzenlenen yürüyüşte toplandı. (AFP)
İran yanlısı silahlı grupların destekçileri, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesini kutlamak amacıyla dün Bağdat’ta düzenlenen yürüyüşte toplandı. (AFP)
TT

Sevinç ve endişe... Iraklıların ABD güçlerinin çekilmesine ilişkin duyguları farklılık gösteriyor

İran yanlısı silahlı grupların destekçileri, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesini kutlamak amacıyla dün Bağdat’ta düzenlenen yürüyüşte toplandı. (AFP)
İran yanlısı silahlı grupların destekçileri, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Irak’tan çekilmesini kutlamak amacıyla dün Bağdat’ta düzenlenen yürüyüşte toplandı. (AFP)

Iraklılar, 20 yılı aşkın süren savaşın ardından ABD güçlerinin ülkeden ayrılmasını dün kutladı. Ancak birçok Iraklı, herhangi bir güvenlik boşluğunun İran destekli silahlı grupların nüfuzunu artırmasından veya DEAŞ’ın yeniden güç kazanmasına fırsat vermesinden endişe ediyor.

Son birliklerin, ağırlıklı olarak yarı özerk Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden çekilmesiyle, ABD’nin bu yüzyılda yürüttüğü en büyük savaş sona ermiş olacak. Savaş, Irak’ta geniş çaplı yıkım ve kaosa yol açmış, ülke bu etkilerden henüz tamamen kurtulamamıştı.

Irak’ta müttefik silahlı gruplar aracılığıyla nüfuzunu güçlendiren ve tüm ABD güçlerinin Ortadoğu’dan çekilmesinde ısrar eden İran, ABD’nin çekilmesini bölgedeki müttefik silahlı gruplardan oluşan “direniş ekseni” açısından bir zafer olarak görüyor.

Irak güvenlik güçleri, çekilmeyi kutlamak amacıyla Bağdat ve Şii Müslümanlar açısından dini öneme sahip Necef kentinin sokaklarında araç konvoyu düzenledi.

Bağdat sakinlerinden Ahmed Salah, çekilmenin “kalplerimizi sevinçle doldurduğunu” söyledi. 70 yaşında yeniden doğmuş gibi hissettiğini belirten Salah, güçlü silahlı grupların artık silahlarını teslim etmesinin de zamanının geldiğini ifade etti. Salah, “Bizi, seni ve beni karada, havada ve sularda korumaktan hükümet sorumlu olsun” dedi.

 İnsanlar, ABD güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesi dolayısıyla bugün Bağdat’ta düzenlenen kutlamalarda bir araya geldi. (AP)
İnsanlar, ABD güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesi dolayısıyla bugün Bağdat’ta düzenlenen kutlamalarda bir araya geldi. (AP)

Çekilme kararı 2024 yılında eski ABD Başkanı Joe Biden döneminde alındı ve ABD’nin komşu İran’la savaş yürüttüğü bir dönemde Başkan Donald Trump yönetimi tarafından uygulanıyor.

ABD öncülüğündeki güçler 2003 yılında Saddam Hüseyin’i devirmek amacıyla Irak’ı işgal etmiş ve bu durum o dönemde büyük bir istikrarsızlık ve kaosa yol açmıştı. ABD güçleri ilk olarak 2011’in sonunda ülkeden ayrıldı. Ancak DEAŞ militanlarının Irak topraklarının üçte birini ele geçirerek şiddete dayalı bir yönetim kurmasının ardından, Irak güvenlik güçlerine yardım etmek üzere üç yıldan kısa bir süre sonra yeniden ülkeye döndü.

Irak’ta 4 bin 500’den fazla ABD askeri hayatını kaybetti. Bu sayı, aynı dönemde Afganistan savaşında ölen Amerikan askerlerinin yaklaşık iki katına denk geliyor. “Irak Savaşının Kayıpları” projesine göre ise 200 binden fazla Iraklı sivil öldürüldü.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Doğal Kararlılık Operasyonu”nu resmen tamamladığını açıkladı. Washington’un Iraklı ortaklarına yönelik eğitim ve istihbarat desteğini sürdüreceği belirtildi.

ABD’nin yanı sıra İran’ın da müttefiki olan Irak’ın güvenliğinin sağlanması ve DEAŞ’ın geride kalan unsurlarının kontrol altında tutulması görevini artık Irak güçlerinin üstlenmesi bekleniyor.

 İnsanlar, ABD güçleri ile koalisyon güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesi dolayısıyla bugün Bağdat’ta düzenlenen halk kutlamalarında bir araya geldi. (EPA)
İnsanlar, ABD güçleri ile koalisyon güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesi dolayısıyla bugün Bağdat’ta düzenlenen halk kutlamalarında bir araya geldi. (EPA)

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi yaptığı açıklamada, “Uluslararası koalisyonun görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine Irak’ın güvenliği ve istikrarının tam sorumluluğunu üstlendiği yeni bir aşamaya geçiş anlamına geliyor” dedi.

Güvenlik boşluğu son derece tehlikeli olabilir

Çekilme Iraklılar arasında geniş destek görse de bazıları, ABD tarafından eğitilen ve finanse edilen güvenlik güçlerinin ülkeyi koruma konusunda hâlâ yeterli kapasiteye sahip olmamasından endişe ediyor.

Irak güvenlik güçlerine danışmanlık yapan Iraklı analist Casım el-Bahadli, “Son 20 yıldan çıkarılacak ders, güvenlik boşluklarının son derece tehlikeli olabileceğidir” dedi.

Lise İngilizce öğretmeni 45 yaşındaki Adil Selman ise Iraklıların çekilmeyi kutlamakta acele etmemesi gerektiğini söyledi.

Selman, “Milisler hâlâ devletin kontrolü dışında faaliyet gösteriyor ve DEAŞ da ortadan kalkmış değil... ABD’nin çekilmesinin yeni bir istikrarsızlık dönemine yol açmasından endişe ediyorum. Sonuçta insanlar bu kararı tek bir ölçüt üzerinden değerlendirecek: Önümüzdeki yıllarda güvenliğin istikrarlı kalıp kalmayacağı” dedi.

İran yanlısı Iraklı silahlı grupların yüzlerce destekçisi, çekilmeyi kutlamak üzere Bağdat’ta toplandı ve “Amerika’ya ölüm” sloganları attı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre kutlamalara katılanlar, İran eski lideri Ali Hamaney ile onun yerine geçen oğlu Mücteba Hamaney’in ve 2020 yılında Bağdat’ta konvoyuna düzenlenen ABD hava saldırısında öldürülen İranlı General Kasım Süleymani’nin fotoğraflarını taşıdı.

ABD güçlerinin Tahran’la müttefik silahlı gruplarla yan yana bulunduğu dönemde Irak, bu yıl İran savaşının da içine çekildi.

 Irak güvenlik güçleri mensupları, ABD güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesini kutlamak amacıyla bugün Bağdat’ta düzenlenen konvoya katılırken zafer işareti yaptı. (AP)
Irak güvenlik güçleri mensupları, ABD güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesini kutlamak amacıyla bugün Bağdat’ta düzenlenen konvoya katılırken zafer işareti yaptı. (AP)

Bu yıl İran’la yaşanan savaşta, Trump’ın İsrail’le birlikte şubat ayında “Destansı Öfke” operasyonunu başlatmasından bu yana öldüğü açıklanan 18 ABD askerinden 7’si Irak’ta hayatını kaybetti. Sonuncusu, temmuz ayında Erbil yakınlarındaki bir üste insansız hava aracına yönelik kontrollü imha operasyonu sırasında hayatını kaybeden bir çavuştu.

Bağdat’ta yaşayan siyasi analist Ahmed Yunus, çekilmenin “İran adına vekâleten faaliyet gösteren grupların Batılı askerî varlığın yokluğunda kendilerini daha güçlü hissetmesi ihtimalini” gündeme getirdiğini söyledi. Yunus, bu grupların devlet politikalarının şekillendirilmesindeki rollerini genişletmeye ve kilit kurumlar içindeki varlıklarını pekiştirmeye çalışabileceğini belirtti.

Bazı Iraklı güvenlik yetkilileri ise ABD’nin çekilmesinin DEAŞ militanlarına yeniden faaliyet gösterme fırsatı verme riski taşıdığını söylüyor. Örgüt, yaklaşık 10 yıl önce ilan ettiği hilafet yönetiminin yenilgiye uğratılmasına rağmen, hâlâ uyuyan hücrelerden oluşan bir ağ bulunduruyor.

ABD güçlerinin daha önceki çekilmesinde Irak ordusu DEAŞ’la mücadele edemediğini göstermişti. Örgüt 2014 yılında Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’u ele geçirdiğinde askerler üniformalarını çıkararak kaçmıştı.

Örgüte karşı savaşta bir tugaya komuta etmiş emekli Iraklı General Muhammed el-Cuburi, “Şimdi en önemli soru, Irak güvenlik kurumlarının koalisyon sonrası dönem için uygulanabilir bir alternatif plan hazırlayıp hazırlamadığıdır” ifadelerini kullandı.


Rapor: İsrailli askerlerin tanıklıkları Gazze’deki “hedef fabrikasını” ortaya koyuyor

Gazze Şeridi’nde yıkılan evler, “Google Earth” görüntülerinde görülüyor
Gazze Şeridi’nde yıkılan evler, “Google Earth” görüntülerinde görülüyor
TT

Rapor: İsrailli askerlerin tanıklıkları Gazze’deki “hedef fabrikasını” ortaya koyuyor

Gazze Şeridi’nde yıkılan evler, “Google Earth” görüntülerinde görülüyor
Gazze Şeridi’nde yıkılan evler, “Google Earth” görüntülerinde görülüyor

Fransız gazetesi “Le Monde” tarafından yayımlanan ve İsrailli “Sessizliği Kırmak” (Breaking the Silence) kuruluşunun topladığı İsrailli askerlerin tanıklıklarına dayanan bir rapor, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ndeki savaş sırasında hedefleri belirleme yöntemleri ve bombardıman kurallarına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya koydu. Raporda, bazı saldırılarda ölebilecek sivillerin sayısına ilişkin önceden tahminler yapıldığı ve olası hedeflerin belirlenmesinde yapay zekâ tabanlı sistemlerden yararlanıldığı belirtildi.

Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen askerlerin ifadelerine dayanan rapor, bombardıman kararlarının nasıl alındığına, hedef alınan bölgelerde sivillerin varlığıyla nasıl başa çıkıldığına ve dijital sistemlerin bilgi toplama, analiz etme ve bunları hedef listelerine dönüştürme sürecinde giderek artan rolüne ilişkin bir tablo sunuyor.

Raporda ele alınan başlıca olaylardan biri, İsrail ordusunun 31 Ekim 2023’te Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’na düzenlediği saldırı. İsrail’in açıklamasına göre saldırının hedefi, Hamas’a bağlı bir taburun komutanı olan ve bir tünel ağının içinde bulunan İbrahim Biari’ydi. “Le Monde”un aktardığı verilere göre bombardımanda 68’i çocuk 126 Filistinli hayatını kaybederken, yaklaşık 280 kişi yaralandı.

Askerlerin tanıklıklarına göre İsrail ordusu, söz konusu operasyonda yaşanabilecek sivil kayıpların boyutunu önceden biliyordu. Ordu içinde “Naza” olarak adlandırılan ilk değerlendirmede yaklaşık 300 kişinin hayatını kaybedebileceği öngörüldü. Hedefin konumunun daha kesin biçimde belirlenmeye çalışılması sırasında komutanın tünel ağının tam olarak neresinde olduğunun bilinmemesi, saldırının kapsamının genişletilmesine ve çevredeki binalarla bölgelerin de hedef alınmasına yol açtı.

Raporda yer verilen tanıklıklara göre Cibaliye saldırısı münferit bir olay gibi görünmüyor. İHA operatörlerinden biri, farklı ateş açma kurallarının bulunduğunu ve bazı durumlarda Hamas veya İslami Cihad’la bağlantılı olduğundan şüphelenilen kişilerin evlerinde veya sokakta hareket halindeyken dahi hedef alınmasına izin verildiğini anlattı.

Asker ayrıca her operasyon için önceden öngörülen sivil kayıp tahminlerinin bulunduğunu, bu tahminlerin hiç sivil kayıp yaşanmamasından bazı durumlarda onlarca kişinin hayatını kaybetmesine kadar uzandığını söyledi.

İsrail ordusunun Gazze kentinde hedef aldığı bir aracın enkazı (EPA)
İsrail ordusunun Gazze kentinde hedef aldığı bir aracın enkazı (EPA)

Nüfusun tahmini için iletişim verileri

Rapora göre İsrail ordusu, hedef alınması planlanan bölgelerde kalan nüfusun sayısını tahmin etmek için teknolojik araçlardan da yararlandı. İletişim verileri üzerinden belirli bir bölgedeki tahliye oranının yüzde 25, 50 veya 75 seviyesinde olup olmadığı tahmin edilebiliyordu.

Askerlerden biri, bazı büyük binaların, bölge sakinlerinin yaklaşık yüzde 75’inin bölgeden ayrıldığını gösteren veriler elde edildiğinde hedef alındığını söyledi. Bunun, saldırı sırasında bölgede bulunan sivil sayısını azaltmaya yönelik bir uygulama olduğu belirtildi.

Savaşın ilk aylarında bombardımanların kapsamı son derece genişti. İsrail Hava Kuvvetleri verilerine göre savaşın ilk haftasında Gazze Şeridi’ne 6 binden fazla bomba atıldı. Bunların önemli bir bölümünün ağırlığı 500 ila 1000 kilogram arasında değişen ağır bombalar olduğu ifade edildi.

Ordu ayrıca “ateş kuşakları” olarak bilinen, geniş bölgeleri hedef alan eş zamanlı saldırı dizilerine başvurdu. Bu saldırıların amacı, çok sayıda noktayı imha etmek ve kara birliklerinin ilerlemesinin önünü açmaktı.

Hedef belirlemede yapay zekâ

Raporda dikkat çekilen başlıca hususlardan biri de yapay zekâ sistemlerinin hedef belirleme sürecinde oynadığı rol oldu. İsrail ordusunun kısa sürede büyük miktarda veriyi işleyerek bunları olası hedef listelerine dönüştürebilen sistemler geliştirdiği belirtildi.

Bu sistemler arasında, askerî faaliyetlerle bağlantılı olduğu düşünülen yer ve tesisleri belirlemek için verileri kullanan “Habsora” veya “İncil” ile kişilerin askerî faaliyetlerle bağlantılı olma ihtimaline ilişkin değerlendirme sunan “Lavender” sistemi bulunuyor.

İsrail ordusu, bu sistemlerin bağımsız olarak öldürme kararı vermediğini ve nihai kararın insanlar tarafından alındığını savunuyor. Ancak raporda yer verilen tanıklıklar, özellikle dijital sistemlerin kısa süre içinde çok sayıda hedef üretmesi nedeniyle bu karar sürecinin niteliğine ilişkin soru işaretleri doğuruyor.

7 Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 200 tanıklık toplayan “Sessizliği Kırmak” kuruluşu ise sivil kayıpların sınırlı sayıdaki olağanüstü saldırıyla açıklanamayacağını, kendi değerlendirmesine göre bunun, çatışmaya doğrudan katılmayanlar arasında yüksek düzeyde kayıplara izin veren operasyonel kurallar ve uygulamalarla bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Buna karşılık İsrail ordusu, sivillere yönelik riskleri azaltmak için broşürler dağıtmak, kısa mesajlar göndermek ve halkı hedef alınan bölgeleri terk etmeye çağıran diğer yöntemleri kullanmak da dahil olmak üzere çeşitli önlemler aldığını belirtiyor. Ordu ayrıca savaş sırasında meydana gelen çok sayıda olayla ilgili soruşturma başlattığını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın Le Monde”den aktardığı habere göre İsrail ordusu yaklaşık 150 olayı incelenmek üzere askerî savcılığa sevk etti. En az 2 vakada ise cezai soruşturma başlatıldı.

Bu tanıklıklar, uluslararası gazetecilerin Gazze Şeridi’ne girişinin hâlâ ciddi ölçüde kısıtlandığı bir dönemde gündeme geliyor. Bu durum, askerlerin anlatımlarını gazetecilik soruşturmaları ve insan hakları kuruluşlarının verileriyle birlikte, askerî operasyonların nasıl yürütüldüğü ve savaşın yol açtığı sivil kayıpların boyutuna ilişkin daha ayrıntılı bir tablo ortaya koymaya katkı sağlayan kaynaklar arasına yerleştiriyor.


“Flydubai” uçağı tehlikeyi atlattı... Gerekçeler farklılık gösteriyor

“Flydubai” yolcuları, dün Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Havalimanı’na ulaşmasının ardından. (AP)
“Flydubai” yolcuları, dün Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Havalimanı’na ulaşmasının ardından. (AP)
TT

“Flydubai” uçağı tehlikeyi atlattı... Gerekçeler farklılık gösteriyor

“Flydubai” yolcuları, dün Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Havalimanı’na ulaşmasının ardından. (AP)
“Flydubai” yolcuları, dün Tel Aviv yakınlarındaki Ben Gurion Havalimanı’na ulaşmasının ardından. (AP)

Dün Tel Aviv’e gitmek üzere Birleşik Arap Emirlikleri merkezli “Flydubai” şirketine ait bir uçakta bulunan en az 100 yolcu, ilk bilgilere göre mürettebat arasındaki tartışmadan kaynaklanan olaydan yara almadan kurtuldu. Olayın ardından uçak, Suudi Arabistan’ın Tebük kentindeki havalimanına acil iniş yaptı.

Olayın nedenine ilişkin açıklamalar farklılık gösteriyor. BAE merkezli şirket, nedenlerin “bu ilk aşamada henüz bilinmediğini” ve olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü belirtirken, İsrailli yetkililer olayı “terör saldırısı” olarak nitelendirdi.

“Flydubai” sözcüsü yaptığı açıklamada, kokpitte bir tartışma yaşandığını bildirdi. Tebük’teki Prens Sultan bin Abdülaziz Havalimanı da yayımladığı açıklamada, hava trafik kontrol merkezinin uçaktan acil durum çağrısı aldığını ve acil iniş talebinde bulunulduğunu belirtti. İnişe izin verilirken, ilgili birimler tarafından yolculara terminalde gerekli desteğin sağlandığı ifade edildi.

Havalimanı yönetimi ayrıca, hava seyrüseferinin, yolcuların ve kabin ekiplerinin güvenliğine ilişkin ilgili uluslararası anlaşma ve sözleşmeler doğrultusunda, Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan düzenleme ve talimatlara uyulduğunu vurguladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, uçaktaki yolcuların “saldırganı etkisiz hale getirerek büyük bir felakete yol açmasını engellediğini” söyledi. Ancak İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, olayın “cihatçı bir saldırı girişimi” olduğunu kesin bir dille savundu. Katz, “Saldırganın tek bir amacı vardı: uçağı düşürmek” ifadesini kullandı.