Mısır, Gazzelilerin yerinden edilmesine tepki gösterdi

Kahire, ateşkesi yeniden tesis etmek için ‘en üst düzeyde çaba’ gösterdiğini duyurdu.

Yerinden edilen Filistinliler, Refah'taki bir kampa sığınmak için evlerinden kaçtılar. (Reuters)
Yerinden edilen Filistinliler, Refah'taki bir kampa sığınmak için evlerinden kaçtılar. (Reuters)
TT

Mısır, Gazzelilerin yerinden edilmesine tepki gösterdi

Yerinden edilen Filistinliler, Refah'taki bir kampa sığınmak için evlerinden kaçtılar. (Reuters)
Yerinden edilen Filistinliler, Refah'taki bir kampa sığınmak için evlerinden kaçtılar. (Reuters)

Mısır, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Filistin halkını zorla yerinden etme politikasına ve Gazzelileri Sina'ya doğru tehcir etme girişimlerine ‘kesinlikle karşı olduğunu’ vurguladı. Mısır Basın Enformasyon Kurumu Başkanı Ziya Raşvan, “Sonuçları ne olursa olsun bu konu, Mısır'ın geçilmesine izin vermeyeceği kırmızı çizgidir” dedi.

İsrail, daha önce bazı yetkililer tarafından ifade edilen, yerinden edilmiş Filistinlileri Sina'ya yerleştirmeyi amaçlayan ‘tehcir planını’ hayata geçirmeye hazırlanıyor. Özellikle de İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki operasyonları nedeniyle, Filistinliler, Mısır ile Refah Sınır Kapısı’na doğru yer değiştirmeye devam ediyor.

Raşvan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Mısır'ın, Katar ve ABD ile iş birliği içinde yürütülen arabuluculuk çabaları sayesinde Gazze Şeridi'nde bir hafta süren insani aranın bozulmasından derin üzüntü duyduğunu yineledi. Bu geçici ateşkes, Gazze Şeridi'nde esir bulunan 81 İsrailli ve diğer uyruklardan 22 kişinin serbest bırakılması karşılığında İsrail'in hapishanelerinde tutuklu bulunan Filistinli kadın ve çocuklardan 240’ını serbest bırakmasını sağladı. Ateşkes aynı zamanda Gazze Şeridi'ne insani yardım, gıda ve yakıt girişini genişletmeyi de başarmıştı.”

Fotoğraf Altı: İsrail'in bombardımanları nedeniyle Gazze semaları dumanla kaplandı. (AFP)
 İsrail'in bombardımanları nedeniyle Gazze semaları dumanla kaplandı. (AFP)

Ateşkese dönüş

Raşvan'a göre Mısır şu an ortaklarıyla birlikte, mümkün olan en kısa sürede ateşkese geri dönmek, bunu daha ileri dönemlere uzatmak ve kapsamlı bir ateşkese ulaşmak için ‘en üst düzeyde çaba’ gösteriyor. Raşvan, Mısır'ın Refah kara geçişini kalıcı olarak insan ve mal geçişi için açtığını ve ‘geçişteki tüm engellerin diğer taraftan (İsrail) geldiğini’ yineleyerek şunlaerı söyledi:

“Gazze Şeridi'ne yardım girişinin başlangıcından bu yana, 3 bin 313 kamyon gıda ve yardım malzemesi, akaryakıt ve ev gazı girdi. Ayrıca 682 yaralı kabul edildi ve 11 bin 67 Mısırlı ve yabancı uyruklu kişi Gazze Şeridi'nden tahliye edildi.”

Mısırlı yetkili, İsrail'in Gazze Şeridi'nde yüzde 70'i çocuk ve kadın olmak üzere on binlerce Filistinli sivili bombalayarak, öldürerek ve yaralayarak uyguladığı ‘toplu cezalandırma’ politikasını kınadı. Yetkili ayrıca İsrail’in, Birleşmiş Milletler altyapısını, hastanelerini, okullarını ve barınaklarını kasıtlı olarak hedef aldığını, ambulans ekiplerini, gazetecileri ve UNRWA çalışanlarını öldürdüğünü vurguladı.

Fotoğraf Altı: Filistinliler, İsrail bombardımanından kaçmak için  Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'tan Refah'a doğru geçiyor. (AP)
Filistinliler, İsrail bombardımanından kaçmak için  Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'tan Refah'a doğru geçiyor. (AP)

Raşvan, yerinden edilmeyle ilgili olarak ‘Mısır'ın, İsrail'in Gazze Şeridi'nde Gazze halkını zorla yerinden etme politikasını ve bölge sakinlerini yerinden etme veya Sina'ya doğru itme girişimlerini kategorik olarak reddettiğini’ yineledi. ‘Bunun, sonuçları ne olursa olsun tehcirin Mısır'ın aşılmasına izin vermeyeceği kırmızı çizgi olduğunun altını çizerek bu durumun ulusal güvenliğe ve Mısır'ın tüm ulusal topraklar üzerindeki egemenliğine zarar vereceğini, Filistinlilerin tamamen tasfiyesine yol açacağını’ söyledi.  ‘Kimsenin zorla oldu bitti empoze edemeyeceğini’ vurgulayarak, “Mısır devleti, topraklarını ve ulusal güvenliğini korumayı sağlayacak tüm araçlara sahiptir” ifadesini kullandı.

Siviller için güvenli yer yok

Raşvan'a göre Mısır, İsrail’in Gazze Şeridi’nin tamamını siviller için güvenli bir yerin bulunmadığı bir savaş alanına dönüştürdüğüne inanıyor. Ayrıca İsrail Filistinlileri topraklarını terk ederek güneye (güvenli bölgeler) Refah'a doğru itmeyi hedefliyor. Çünkü Güney, su, yiyecek ve barınak gibi yaşam için gerekli tüm hizmetlerden yoksun durumda ve  bombalama ve çatışmalardan korunmayan bir bölge halinde. Bu da Mısır devletinin uyardığı ve halen de uyarmakta olduğu şeyi doğruluyor: Bu yaşananlar, İsrail'in Filistinlileri yerlerinden etmeye ve Gazze Şeridi'ndeki nüfusunu boşaltmaya yönelik planının bir parçası. İsrail, Filistin meselesini kesin olarak ortadan kaldırmayı hedefliyor. Raşvan konuya dair “Ama buna asla izin vermeyeceğiz” dedi. İsrail, Gazze'ye yönelik savaşıyla bağlantılı olarak Batı Şeria'daki kanlı operasyonlarını Filistinliler’i Ürdün’e göç etmeye zorlamak için daha az sesli bir şekilde artırarak devam ettiriyor.

Şukri: Tehcire kategorik olarak karşıyız

Aynı bağlamda, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Washington'da ABD Temsilciler Meclisi'ndeki liderler ve komite başkanlarıyla yaptığı toplantıda, ‘Mısır'ın Gazze Şeridi halkının zorla yerinden edilmesini net bir şekilde reddettiğini’ vurguladı.

Fotoğraf Altı: Gazze Şeridi’nde devriye gezen İsrail askerleri. (AFP)
Gazze Şeridi’nde devriye gezen İsrail askerleri. (AFP)

Mısır Dışişleri Bakanı Perşembe günü yaptığı açıklamada, ‘Mısır'ın, Filistinlileri kendi toprakları içinde veya dışında zorla yerinden etmeye yönelik her türlü girişimi kategorik olarak reddettiğini’ ve ‘uluslararası toplumun gerçek ve ciddi bir siyasi süreç için baskı yapması’ ihtiyacını vurguladı. Şukri bunun yanı sıra ‘iki devletli çözüme dayalı, İsrail Devleti ile yan yana barış içinde yaşayacakları bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına öncülük edeceklerini’ belirtti.

Gönüllü göç planı

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Mısır, geçtiğimiz ay İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in, Knesset üyeleri Ram Ben Barak ve Danny Danon'un ABD gazetesi The Wall Street Journal'da yayınlanan ve Gazzeli mülteciler için ‘gönüllü bir göç planı’ önerdikleri makalesine ilişkin yaptığı yorumları ve açıklamaları eleştirdi. Belgede Gazzeli mülteciler için adına ‘gönüllü göç planı’ dedikleri  sürgün önerildi ve şöyle denildi:

“Bu, 75 yıllık sığınma, yoksulluk ve tehlikelerden sonra Gazze sakinleri ve tüm bölge için en doğru insani çözümdür.”

İsrail gazetesi Israel Hayom birkaç gün önce, ABD Temsilciler Meclisi ve Senato'daki Demokrat ve Cumhuriyetçi partilerin üst düzey yetkililerine sunulan ve olumlu karşılanan bir plan yayınladı. Gazeteye göre plan, bölgedeki dört ülke; yani Mısır, Irak, Yemen ve Türkiye’nin Filistinlilerin kendi topraklarından zorla değil gönüllü göçünü kabul eden ekonomik girişimini kapsıyor.



Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
TT

Husiler Sana'daki Şeyh el-Ahmar'ın evini kuşattı

Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)
Sana'da Şeyh el-Ahmar'ın evi Husi kuşatmasında (X)

Husi grubu, birkaç gündür Yemen'deki Haşid aşiretinin en önde gelen şeyhlerinden biri olan aşiret lideri Himyar el-Ahmar’ın, Husi kontrolündeki başkent Sana'nın kuzeyindeki el-Hesebe mahallesindeki evine güvenlik kuşatması uyguluyor. Bu hareket, aşiret ve siyasi çevrelerde geniş çaplı kınamalara yol açtı.

Şarku’l Avsat'a bilgi veren kaynaklar, Husi lideri Yusuf el-Madani'nin birkaç gün önce el-Ahmar’ın evinin etrafına sıkı bir güvenlik kordonu kurulması emrini verdiğini söyledi. Maskeli silahlı kişiler zırhlı araçlar ve askeri kamyonlarla eve giden sokaklara konuşlandırıldı ve giriş çıkışları kısıtlamak için kontrol noktaları kuruldu.

Kaynaklara göre, grubun uyguladığı prosedürler arasında Haşid kabilesi ve diğer kabilelerden şeyhler de dahil olmak üzere ziyaretçilerin kimliklerinin kontrol edilmesi ve bazılarının eve girmesinin engellenmesi, diğer ziyaretçilerin ise bir daha el-Ahmer'i ziyaret etmeyeceklerine dair taahhüt imzalamaya zorlanması yer alıyordu. Bu durum, grubun kontrolü altındaki bölgelerde kabile şeyhlerine karşı dikkat çekici bir tırmanış anlamına geliyor.

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'deki Haşid kabilesinin en önde gelen şeyhlerinden biridir (Facebook)

Sana'a'nın kuzeyindeki el-Ahmar’ın evinin yakınlarında yaşayanlar, Şarku’l Avsat'a verdikleri demeçte, mahallede alışılmadık güvenlik takviyelerinin yaşandığını, bunun günlük hayatı etkilediğini ve özellikle artan halk hoşnutsuzluğu doğrultusunda durumun aşiret çatışmalarına dönüşmesi konusunda ciddi endişeler doğurduğunu söylediler.

Bölge sakinleri ayrıca, "provokatif" olarak nitelendirdikleri bu hamlenin, özellikle kuşatma uzarsa veya hedef alınan kişilerin sayısı artarsa, kabileler arasındaki gerilimleri daha da artıracağından endişe ediyorlar.

Boyun eğdirme mesajları

Şeyh Himyar el-Ahmar, Yemen'in siyasi sahnesindeki en büyük ve en etkili kabilelerden biri olan Haşid kabilesinin en önde gelen sosyal figürlerinden biridir. Gözlemciler, bu statüdeki bir kabile figürünü hedef almanın, acil güvenlik endişelerinin ötesine geçen siyasi bir mesaj olarak görülebileceğini değerlendiriyor.

Amran, Sana ve çevresindeki kırsal kesimden aşiret liderleri, Şarku’l Avsat'a yaptıkları açıklamada, Husilerin aldığı önlemlerden duydukları derin memnuniyetsizliği dile getirerek, aşiret önderlerine yönelik devam eden tacizin yerleşik toplumsal normların ihlali ve kuzeydeki aşiretler arasında gerilimi artırma tehdidi olduğunu belirttiler.

Bu tür önlemlerin devam etmesinin, Yemen toplumunda derinden kök salmış aşiret geleneklerine doğrudan bir provokasyon oluşturduğunu, bu geleneklere göre evleri silahlarla kuşatmanın veya kutsallıklarını ihlal etmenin suç sayıldığını vurguladılar.

 Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)Husiler, kendilerine karşı herhangi bir ayaklanma korkusuyla halk üzerinde sıkı bir güvenlik baskısı uyguluyor (EPA)

Yerel kaynaklar, Husi militanlarının, Haşid aşiretinin önde gelen isimlerinden aşiret şeyhi Cibran Mücahid Ebu Şevarib'i, Sana'nın kuzeyindeki bir kontrol noktasında, el-Ahmar ailesinin evini ziyaretinden dönerken kaçırdığını ve hiçbir açıklama yapmadan bilinmeyen bir yere götürdüklerini bildirdi.

Ziyaretler devam ediyor

Husilerin sıkılaştırdığı güvenlik önlemlerine rağmen, aşiret şeyhleri ​​ve ileri gelenleri, grubun birkaç gündür konut çevresinde uyguladığı kısıtlamaları hiçe sayarak Sana'daki Şeyh Humeyr el-Ahmar’ın evini ziyaret etmeye devam ediyor.

Aşiret kaynaklarına göre önde gelen sosyal figürler, silahlı adamların konuşlandırılması ve bölge çevresinde kontrol noktalarının kurulmasının devam etmesi göz önüne alındığında, "aşiret geleneklerinin ihlali" olarak nitelendirdikleri durumu reddetmek ve dayanışma göstermek için Şeyh el-Ahmar’ın evine ulaşma konusunda istekliydiler.

Kaynaklar, ziyaretlerin gergin bir atmosferde gerçekleştiğini ancak aşiretlerin Şeyh el-Ahmar'a olan sürekli desteğini yansıttığını vurguladı.

Gözlemciler, bu aşiret hareketlerinin taciz politikasını ve evlerin kuşatılmasını reddeden açık mesajlar taşıdığını, Yemen'deki aşiret geleneklerinin evlere özel bir kutsallık tanıdığını ve onları herhangi bir şekilde hedef almayı yasakladığını savundu.

 Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)Bir güvenlik kamerası görüntüsü, Şeyh el-Ahmar’ın evinin önünde daha önce yapılan bir Husi askeri geçit törenini gösteriyor (Facebook)

Bu gelişmeler, Husilerin Sana ve diğer şehirleri ele geçirmesinden bu yana, kabilelerin nüfuz dengesini yeniden şekillendirmek ve geleneksel liderleri kendi otoritesine tabi kılmak amacıyla, Husiler ile bir dizi kabile şeyhi ve ileri gelenleri arasında yaşanan gergin ilişki bağlamında ortaya çıkmaktadır.

Tekrarlanan provokasyonlar bağlamında, Husi grubu geçen yıl Ağustos ayında Sana'da merhum Şeyh Abdullah bin Hüseyin el-Ahmar’ın evinin ana kapısı önünde "Humeyni sloganı" atarak askeri geçit töreni düzenledi.


Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze’deki karmaşık durumun ortasında Barış Konseyi’nin taahhütleri sınanıyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlık ettiği Barış Konseyi’nin ilk toplantısı, çeşitli önerileri gündeme taşıdı. Washington yönetimi toplantının çıktısını Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için finansman sağlanması ve Hamas’ın silahsızlandırılması başlıklarında özetlerken, Arap tarafı taleplerini Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının tüm maddeleriyle uygulanması, uluslararası istikrar güçlerinin konuşlandırılması ve teknokrat komitenin Tel Aviv’in engellemeleri olmaksızın görev yapabilmesi üzerine yoğunlaştırdı.

40’tan fazla ülkeden temsilciler ile 12 ülkeden gözlemcinin katıldığı toplantının sonuçlarının uygulama aşamasında başarıya ulaşıp ulaşamayacağı ise tartışma konusu oldu. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, özellikle İsrail’in geri çekilmemesi ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin net mutabakat sağlanamaması gibi başlıca engeller nedeniyle sürecin ciddi zorluklarla karşılaşabileceğini, bunun da anlaşmanın aksamasına ya da askıya alınmasına yol açabileceğini ifade etti.

Endişeler

Endonezya Devlet Başkanı Prabowo Subianto, Gazze Şeridi’ndeki barış sürecini zayıflatabilecek girişimlere karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.

Söz konusu açıklama, Subianto’nun, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan Barış Konseyi’nin açılışına katılmasının ertesi gününde geldi. Toplantıda, İsrail saldırılarıyla büyük yıkıma uğrayan Gazze Şeridi’nin yeniden inşası ve bölgede uluslararası bir istikrar gücü oluşturulması konuları öne çıkmıştı.

Trump, ABD’nin konseye 10 milyar dolar bağışta bulunacağını açıklarken; Suudi Arabistan, Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Bahreyn, Katar, Özbekistan ve Kuveyt’in Gazze Şeridi’ne yönelik yardım paketi için 7 milyar dolardan fazla katkı sağladığını belirtti.

Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini vurgulayan Trump, hareketin söz verdiği üzere silahlarını teslim edeceğini ifade ederek, aksi halde ‘sert bir karşılık’ verileceği uyarısında bulundu. Trump, “Dünya şu anda Hamas’ı bekliyor… Şu an önümüzdeki tek engel o” dedi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar da Barış Konseyi toplantısındaki konuşmasında Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması planına destek verdiğini açıkladı. Başbakan Binyamin Netanyahu ise toplantı öncesinde “Gazze silahsızlandırılmadan yeniden inşa olmayacak” mesajını vermişti.

Toplantıda konuşan ve yeni kurulan uluslararası istikrar gücünün komutanı olan General Jasper Jeffers, Endonezya, Fas, Kazakistan, Kosova ve Arnavutluk’un güç göndermeyi taahhüt ettiğini açıkladı. Gazze’ye komşu iki ülke olan Mısır ve Ürdün’ün ise polis ve güvenlik güçlerinin eğitilmesini üstlenmeyi kabul ettiği bildirildi.

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, toplantıda yaptığı konuşmada Batı Şeria ile Gazze Şeridi arasındaki bağın korunmasının önemine işaret ederek, Filistin Yönetimi’nin Gazze Şeridi’ndeki sorumluluklarını yeniden üstlenebilmesi gerektiğini belirtti. Medbuli, Filistinlilerin kendi işlerini doğrudan yürütebilmesi ve teknokrat komitenin Gazze Şeridi’nin tüm bölgelerinde görev yapabilmesi çağrısında bulundu.

Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ise konuşmasında Doha’nın nihai çözüme ulaşılması amacıyla Konsey’in çalışmalarına 1 milyar dolar katkı sağlayacağını duyurdu. Al Sani, Trump liderliğindeki Barış Konseyi’nin ‘20 maddelik planın tam ve gecikmeksizin uygulanmasını’ sağlayacağını ifade etti.

Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)Yerinden edilmiş Filistinli amatör boksör Farah Ebu’l-Kumsan, Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları önünde duruyor. (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde İsrail meseleleri analisti olarak görev yapan Dr. Said Ukkaşe, Barış Konseyi’nde ortaya konan çerçevenin net planlar içermediğini ve bunun anlaşmanın uygulanmasında karmaşaya, hatta tıkanma ve donmaya yol açabileceğini belirtti. Ukkaşe, ABD Başkanı Donald Trump’ın, engellerin giderilmesi ve gerekli mutabakatların sağlanmasına odaklanmadan konseyi hızla devreye sokarak bir başarı elde etmeye çalıştığını ifade etti.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal da benzer bir görüş dile getirdi. Nazzal, Konsey’in taahhütlerinin uygulama aşamasında sekteye uğrayabileceğini belirterek, ekonomik başlıklara -örneğin yeniden imar için fon sağlanmasına- ağırlık verildiğini, ancak açık bir yol haritası ortaya konmadığını söyledi. Güvenlik boyutunda ise Hamas’ın silahsızlandırılmasının gündeme getirildiğini, buna karşın İsrail’in çekilmesi ya da hareketin geleceği konusunda netlik bulunmadığını kaydetti.

Nazzal, siyasi yükümlülüklerden uzak bu yaklaşımın temel bir sorun teşkil ettiğini vurgulayarak, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması, İsrail’in geri çekilmesi ve teknokrat komitenin yetkilendirilmesi gibi hassas başlıkların güvenlik alanındaki karmaşık dengeler nedeniyle gecikebileceğini ifade etti.

Hamas’ın önceliği

Hamas ise son günlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın silahsızlanma yönündeki açıklamalarıyla doğrudan bir polemiğe girmekten kaçınmayı sürdürdü. Hareket, perşembe günü yayımladığı bildiride, Gazze Şeridi’ne ilişkin herhangi bir düzenlemenin ‘İsrail saldırılarının tamamen durdurulmasıyla’ başlaması gerektiğini vurguladı.

Hamas, akşam saatlerinde yaptığı bir başka açıklamada da Gazze’nin ve Filistin halkının geleceğine dair ele alınacak her türlü siyasi sürecin ya da düzenlemenin, ‘saldırıların bütünüyle sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve başta özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkı olmak üzere Filistin halkının meşru ulusal haklarının güvence altına alınması’ temelinde şekillenmesi gerektiğini belirtti.

ABD’li arabulucu Bishara Bahbah ise perşembe günü basına yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahsızlandırılmasının, mensuplarına güvence ve koruma sağlanmasına bağlı olduğunu ifade etti.

Ukkaşe, ABD ve İsrail’den gelen açıklamaların, silahsızlanma gerçekleşmeden Gazze Şeridi’nde saldırıların durmasının mümkün olmadığına işaret ettiğini savundu. Ukkaşe, Hamas’ın izlediği çizginin örgütün varlığını sürdürme isteğini yansıttığını belirterek, bunun anlaşma maddelerinin tamamlanmasına engel olabileceğini ve Washington’un istikrar gücünün yetkileri ile konuşlandırılma takvimini netleştirmemesi halinde savaşın yeniden başlayabileceğini söyledi.

Nazzal ise Hamas’ın tamamen tasfiyesi üzerinden bir müzakere yürütülmesinin mümkün olmadığını belirterek, hareketin geleceğinin kapsamlı biçimde ele alınması ve karşılıklı tavizlere dayalı formüller yerine gerçek ve ciddi mutabakatlara yönelinmesi gerektiğini ifade etti.


Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
TT

Amerika Birleşik Devletleri, Suriye'deki büyükelçiliğini yeniden açmayı planlıyor

29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)
29 Mayıs 2025'te Şam'daki büyükelçilik konutu üzerinde Amerikan bayrağının göndere çekilmesi töreninden (Arşiv)

Trump yönetimi, ülkedeki iç savaş sırasında 2012 yılında kapatılan Şam'daki ABD büyükelçiliğini yeniden açma planlarıyla ilgili olarak Kongre'ye bildirimde bulundu.

Associated Press (AP) tarafından elde edilen ve bu ayın başlarında Kongre komitelerine gönderilen bir bildirimde, Dışişleri Bakanlığı'nın "Suriye'deki büyükelçilik faaliyetlerinin olası yeniden başlatılmasına yönelik aşamalı bir yaklaşım uygulamayı" amaçladığı belirtildi.

10 Şubat tarihli bildirimde, bu planlara ilişkin harcamaların 15 gün içinde, yani gelecek hafta başlayacağı belirtilmişti; ancak planların tamamlanma tarihi veya Amerikalı personelin Şam'a kalıcı olarak ne zaman döneceğine dair bir zaman çizelgesi belirtilmemişti.

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre ABD yönetimi geçen yıldan beri, özellikle Beşşar Esed rejiminin Aralık 2024'te beklenen düşüşünden kısa bir süre sonra, büyükelçiliği yeniden açmayı değerlendiriyordu.

Yönetim, bu adımı Başkan Donald Trump'ın Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın gündemindeki en önemli önceliklerden biri olarak belirledi.