Zorla yerinden edilen Gazzeliler, baskın sesleriyle nasıl başa çıkıyor?

Psikoglara göre, yerinden edilenlerin kendi aralarında kurdukları bağlar savaştan sonra gelişip derinleşebilir

Gazzeliler, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kurdular (Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia)
Gazzeliler, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kurdular (Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia)
TT

Zorla yerinden edilen Gazzeliler, baskın sesleriyle nasıl başa çıkıyor?

Gazzeliler, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kurdular (Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia)
Gazzeliler, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kurdular (Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia)

Karanlık çöker çökmez Fuad ve yerinden edilmiş diğer birkaç kişi, barınma merkezine dönüştürülen okul bahçesinde toplandı.

Her gün olduğu gibi, bu gece de uyumamaya karar verdiler.

İsrail bombardımanının Gazze Şeridi'nin en güneyindeki Refah şehrine yoğunlaşması halinde bu kez dersliklere gitmeme karara aldılar.

Avludaki mültecilerin çadırları arasında oturacak yer bulan gençler aralarında görev dağılımı yaptı.

Fuad'dan biraz yakacak odun, başka bir gençten de çaydanlık ve varsa biraz şeker getirmesi istendi.

Üçüncüsü ise birkaç domates ve biber ile kuru da olsa bir miktar ekmek getirecek.

Gençler dağıldılar ve birkaç dakika sonra tekrar bir araya geldiler.

Her biri görevini mükemmel bir şekilde yerine getirdi. 05.00'te başlayıp 08.00'de bitecek "nöbeti" geçirmek için beraber oturdular.

Âlâ bu durumu, "Gece yarısı 02.00'de uyusak bile akşam sohbetine geç başlayamıyoruz. Hava saldırıları ve her yere uçuşan şarapneller nedeniyle birimizin yaralanmasından ya da uçakların sivillerle savaşçılar arasında ayrım yapamamasından korkuyoruz" sözleriyle açıkladı.

Aileler, pencerelerin camlarının kırılması nedeniyle barınak odalarında sıcaklıktan mahrum kaldı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Aileler, pencerelerin camlarının kırılması nedeniyle barınak odalarında sıcaklıktan mahrum kaldı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Yeni sosyal ilişkiler

Âlâ küçük bir demir sobanın üzerinde odunla ateş yaktı.

Havanın nispeten soğuk olması nedeniyle gençler biraz ısınmak için ellerini ateşe uzatmaya başladılar.

Havada ateş kıvılcımları uçuşuyor, gençler kendi aralarında sohbet ediyor, bir grup çocuk da etraflarına toplanmış, camların kırılması nedeniyle barınma odalarında özledikleri sıcaklığı arıyorlardı.

Çevresindeki insanları çok iyi tanımamasına ve barınma merkezine sığınmak dışında hiçbir bağlantıları olmamasına rağmen, Âlâ onlarla kaynaşma halinde.

Bu kaynaşma halini Âlâ, şu sözlerle anlattı:

Savaş sırasında yeni sosyal ilişkiler kurdum. Arkadaş çevrem Gazze'nin kuzeyindeki yerleşim bölgemle sınırlıydı. Ancak bugün orta ve güney valiliklerinden kişilerle tanıştım. Doğal olarak farklı olan kültürlere açıldım.

Gazzeliler, yerinden edilmenin acısını ve savaşın sertliğini hafifletmek için, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki kişilerle sosyal ilişkiler kurdu.

Sosyal psikoloji araştırmacısı Abir Cuma, "Bu arkadaşlıklar acıyı ve üzüntüyü paylaşmaya dayalı. Ancak savaştan sonra uzayabilir iyi bir şekilde gelişebilir ve tanışmanın başlangıcı ileride komik anılara dönüşebilir" dedi.

Ateşin bir kenarına çaydanlığı yerleştiren Âlâ, yeni arkadaşlarıyla birlikte bir somun kuru ekmek, bir domates ve bir yeşil biber içeren basit bir akşam yemeği yedi.

Bu yemeğin küçük bir çocuğu bile doyurmayacağını söyleyen Âlâ, ancak bu, kuşatma ve yiyecek tedarikinin durdurulması altında bu durumun normal olduğunu dile getirdi.

Psikolojik etkiler

Hava karanlıktı; evleri, tarım arazilerini, hedefleri amansızca bombalayan keşif ve savaş uçaklarının zaman zaman ses ve gürültüleri gecenin sakinliğini bozuyordu.

Bu durum, savaşın bir an önce bitmesi yönündeki dileklerini her akşam kendi aralarında tekrarlayan yerinden edilmiş insanlar arasında korku ve endişe hali yaratıyordu.

Savaşın korkutucu atmosferine rağmen, yerinden edilenlerin buluşması esprilerden yoksun değildi ve sırayla şakalar ve komik deneyimler anlatıldı.

Âlâ, kendilerini eğlendirmeye çalıştıkları sohbetlerle ilgili ise şunları söyledi:

Günümüz çok yorucuydu, içme suyu ve un aramakla geçti. Çarşıda eli boş dolaştık. Uzun saatler boyunca cep telefonlarımızı şarj etmek için kuyrukta bekledik. Neden ardı ardına gelen olayların arasından kahkahalar çalarak biraz kendimizi rahatlatmıyoruz?

Sosyal psikoloji araştırmacısı Abir Cuma, "Yerinden edilmiş kişiler, savaşlara, korkuya, paniğe rağmen geceleri gülebilirler ama bu onların psikolojik olarak etkilenmedikleri anlamına gelmez. Savaşın kompleksler ve kaygılar yarattığına şüphe yok. Evsizlerin gülümsemesi, bilimsel çalışmalara göre onların iç çalkantılarıyla baş etmeye çalıştıkları anlamına geliyor" dedi.

Yerinden edilmiş Filistinliler normal hayatlarına dönmek istiyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Yerinden edilmiş Filistinliler normal hayatlarına dönmek istiyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Âlâ, küçük fincanlara çay dolduruyor, arkadaşlarıyla yerinden edildikleri evler ve alt üst olan hayatları hakkında sohbet ediyordu.

Savaştan önceki günlük rutinleri hakkında konuşurlarken yanlarına bomba bırakan bir savaş uçağı büyük bir patlamaya neden olunca sohbetleri kesintiye uğradı.

Yerinden edilmiş kişilerin akşam sohbetleri anında değişti ve siyasi meseleleri, askeri operasyondaki gelişmeleri ve ardından uluslararası sahnede yaşanan olayları tartışmaya başladılar.

Bombalama ve saldırıların artık hem çocukların hem de yetişkinlerin aklını meşgul ettiğini anlatan Âlâ, sürekli çatışmaların ne zaman biteceğini sorup durduklarını ve normal hayatlarına dönmek istediklerini söyledi.

Uzun gece

Yerinden edilen insanlar arasında, sanki başlarına gelen acıları hatırlamışlar gibi aniden bir sessizlik ve sükunet hakim oldu. Her biri barınma odalarına dağıldı.

Âlâ, "Gece uzun, uyku yok, kalpler yorgun. Soğuğun şiddetinden titriyorlar; yerinden edilmiş insanların akşam saatlerindeki durumu bu" dedi.

Âlâ, geceleri okulun barınma odalarının adeta bir "mezarlık" gibi göründüğünü söyledi:

Odaların üzerlerinde hüzün ve karanlık beliriyor. Çocuklar biraz ısınma umuduyla yatakta birbirlerine sarılıyorlar.

İsrail baskınlarının yoğunluğu nedeniyle binlerce Gazzeli yerlerinden edilirken evlerini yanlarına eşya ve battaniye almadan terk etti.

Saldırılar onlara kışlık kıyafetlerini getirmeleri için yeterli zaman tanımadı, o sırada yerlerinden edilme sürelerinin uzun olacağının ve kışın üzerlerine ağır bir gölge düşüreceğinin farkında değillerdi.

Gazze halkının yaşadığı durumun son derece ağır olduğunu ve buna kimsenin dayanamayacağını söyleyen sosyal psikoloji araştırmacısı, "Bu zor koşullar, özellikle psikolojik deşarj planlarının yokluğunda, nörolojik durumları kötüleşen bireyler yaratmaktadır" dedi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor
TT

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli gruplar çöküşten korkuyor

Gazze’deki İran destekli grupların saha komutanları ve üyeleri, ABD'nin Tahran'a olası bir saldırı sinyalleriyle eşzamanlı olarak tırmanan mali krizle karşı karşıya kalırken ‘tam bir çöküşten’ korkuyorlar.

Neredeyse iki yıldır süren İsrail'in Gazze'de yürüttüğü uzun soluklu savaşı ve Lübnan, İran ve Suriye'nin bazı bölgelerini de kapsayan saldırıların kapsamı, para transferi yollarına baskı uyguladı ve bu grupların varlıklarını ve birikimlerini tüketti.

İslami Cihad Hareketi, Gazze’deki İran’la mali ve lojistik olarak bağlantılı en büyük grup. Daha az ölçüde de olsa, bu bağlantılar ‘Direniş Komiteleri’, ‘Mücahit Tugayları’ ve diğer askeri gruplar için de söz konusu.

Bu gruplardan kaynaklar ve Gazze'deki diğer aktivistler, zorlu mali koşulların herkesi etkilediği konusunda hemfikir.

Washington'ın İranlı kuruluşlara ve kişilere uyguladığı ekonomik yaptırımlar, krizin geleceğini tartışmaya devam eden grupları desteklemeyi zorlaştırdı.


Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil
TT

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı: İsrail'in eylemlerine sessiz kalmak artık bir seçenek değil

Filistin Dışişleri ve Gurbetçilerden Sorumlu Devlet Bakanı Dr. Farsin Ağabekian Şahin, uluslararası hukuk ilkeleri ve ilgili uluslararası meşru kararlar, Uluslararası Adalet Divanı'nın (UAD) bulguları, tüm unsurları ve doğal sonucu ile Arap Barış Girişimi ve işgalin etkilerinin ortadan kaldırılması ve zararların tazmin edilmesi çerçevesinde Ortadoğu'da barış ve güvenliğin stratejik bir tercih olarak ancak İsrail'in yasadışı işgaline son verilmesi ve 1967'den beri işgal altında tutulan Filistin topraklarından tamamen çekilmesiyle sağlanabileceğini vurguladı.

Filistinli bakan, dün akşam Cidde'de düzenlenen ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi ülkelerin dışişleri bakanları düzeyinde İsrail'in son kararlarını tartışmak üzere düzenlenen Olağanüstü Açık Yürütme Komitesi toplantısında bu açıklamayı yaptı. Dr. Şahin, sessiz kalmanın artık bir seçenek olmadığını ve kınamanın tek başına yeterli olmadığını vurgulayarak, uluslararası hukukun seçici olmadığını teyit eden kararlı bir ortak tutum sergilemeye çağırdı. Bu tutumun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), BM Genel Kurulu, uluslararası mahkemeler ve tüm ilgili uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından ciddi adımlar atılması da dahil olmak üzere pratik adımlara dönüştürülmesi gerektiğini belirten Dr. Şahin, bu sömürgeci ve yayılmacı politikalara karşı çıkmak ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya zorlamak için çağrıda bulundu.

Filistinli bakan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tüm acılara rağmen, halkımız haklarına ve ulusal ilkelerine, topraklarına ve özgürlüğüne bağlı kalmaya devam ederken adaletin galip geleceğine inanıyor. Ancak bunun için, zorlukların üstesinden gelmek için, bu acımasız işgalin ağırlığını ezmek için gerçek İslami dayanışma ruhunu somutlaştıran ve özgürlük, geri dönüş hakkı ve bağımsızlık için gerçek bir ufuk açan, beyanların ötesine geçen samimi bir uluslararası irade ve etkili bir dayanışma gerekiyor."

sdrtg
Olağanüstü Toplantı’da İsrail'in son kararları tartışıldı (İİT)

Dr. Şahin, değişen koşullar ve ihlallerin, suçların ve soykırımın tırmanması ışığında, İsrail'in tırmanışını sürdürmesi ve işgalci güç İsrail'in yasadışı statükoyu derinleştirecek kararlar, prosedürler ve önlemler açıklaması ışığında, tüm bunları çok tehlikeli bir aşamada ele almak ve bunlarla mücadele etmek için bugün burada olduğumuzu ekledi.

İsrail'in ‘tarihi ve hukuki gerçekleri tahrif ve çarpıtarak, işgal ordusu tarafından korunan yerleşimci milislerin sistematik terörünü tırmandırarak, Batı Şeria'yı kanlı bir şiddet sarmalına sürükleyerek, soykırım suçunu ve zulmünü Gazze Şeridi'nden Kudüs dahil Batı Şeria'ya aktarmaya çalıştığını’ belirtti.

İsrail'in on yıllardır sürdürdüğü faaliyetlerin sistematik bir politikanın ve kapsamlı bir sömürgeci genişleme planının devamı olduğunu belirten Bakan Şahin’e göre bunların amacı, Filistin davasını ortadan kaldırmak ve sömürgeci yerleşim, toprak müsaderesi, Filistin coğrafyasının parçalanması, ırk ayrımcılığı sisteminin dayatılması ve Filistin halkının zulüm görmesi yoluyla, onları topraklarından zorla çıkarmak ve iki devletli çözümü yok etmek.

Bu uygulamaların savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar teşkil ettiğinin altını çizen Filistinli bakan, ‘uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye attığını, bölgemizi ve dünyayı istikrarsızlaştırdığını ve Filistin Devleti topraklarının İsrail tarafından yasadışı işgalinin sömürgeci ve yerleşimci-sömürgeci niteliğini teyit ettiğini’ vurguladı.

cdcdc
İİT, ‘barış planının’ ikinci aşamasının hızla uygulanması çağrısında bulundu (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dr. Şahin, Filistin Devleti'nin başkenti olan işgal altındaki Kudüs'ün dini, tarihi ve kültürel önemi nedeniyle, özellikle bu kutsal ayda, Arap, İslam ve Hıristiyan kimliğini yok etmek, tarihi özelliklerini değiştirmek, mevcut yasal ve tarihi statükoyu ortadan kaldırmak ve E1 planı gibi sömürgeci planlar yoluyla İsrail'in sözde egemenliğini dayatmak amacıyla her gün saldırıya maruz kaldığını belirtti.

El-Halil kentindeki İbrahim Camii'nin tarihi ve hukuki statüsünü değiştirme girişimleri de dahil olmak üzere, İslam dini ve Hristiyanlık için kutsal olan mekanları hedef alan İsrail'in son dönemdeki ciddi eylemlerine dikkati çeken Dr. Şahin, bunların meşru Filistin makamlarının denetim ve idari yetkilerinin yasadışı yerleşim konseylerine devredilmesi yoluyla gerçekleştirildiğini ve bu tehlikeli ve kışkırtıcı hamlenin, uluslararası anlaşmaların, BM ve BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) kararlarının açık bir ihlali ve dini, kültürel ve insani mirasa doğrudan bir saldırı olduğunu söyledi.

Gazze'de yaşanan daha önce eşi ve benzeri görülmemiş insani felaketin ciddiyeti ve işgal güçleri tarafından işlenen kitlesel suçlar ve sistematik yıkımın göz ardı edilemeyeceğini vurgulayan Bakan Şahin, kırılgan ateşkesin başlamasından bu yana 500'den fazla Filistinlinin öldürüldüğünü, bunun yanı sıra sınır kapılarının açılmasında yavaşlama, insani yardımın yeterli ve sürekli akışının engellenmesi ve ateşkesin ikinci aşamasına geçilmesinde gecikme yaşandığını vurguladı. Ateşkesin ikinci aşaması, İsrail'in Gazze Şeridi'nden tamamen çekilmesini garanti altına alacak, yerinden edilmeyi önleyecek, istikrarı sağlayacak ve halkımızın acılarına son verecek yeniden inşa sürecini mümkün kılacak.

Bunun için İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarında faaliyet gösteren uluslararası, BM ve insani yardım kuruluşlarına yönelik saldırılarına karşı çıkılması gerektiğine işaret eden Dr. Şahin, İsrail’in özellikle BM Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) Gazze’deki genel merkezini ve personelini hedef alarak, çalışmalarını engelleyerek, insani yardım erişimini önleyerek ve yasadışı kısıtlamalar uygulayarak, insani yardım çalışanlarını koruma ilkesini ve uluslararası insani hukuk kurallarını açıkça ihlal ederek, Filistinli mültecilerin haklarını zayıflatmaya ve davalarını gölgelemeye çalıştığını belirtti.

İşgalci İsrail makamlarının Filistinli tutukluların infazına izin veren bir yasa çıkarma çabaları, keyfi tutuklamalar, gözaltı ve işkence politikalarını sürdürmeleri ve şehitlerin cenazelerini ahlaka aykırı ve yasadışı bir suç olan ‘numaralı mezarlarda’ tutmalarından bahseden Bakan Şahin, Filistin halkının çektiği tüm acıların temel nedeni olan bu mücrim işgalin tüm belirtilerini ele almanın zamanının geldiğini vurguladı. Filistinli bakan, ihlallerden ve suçlardan sorumlu olanların hesap vermesi ve yargılanması gerektiğini söyledi.

fevf
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Mühendis Velid el-Hureyci, İİT Olağanüstü Toplantısı’nın oturum aralarında Dr. Farsin Şahin ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli bakan, İsrail'i cesaretlendiren şeyin uluslararası sessizlik, çifte standartlar ve hesap verebilirliğin olmaması olduğunu yineledi. Buna ek olarak, sahte dini veya ideolojik iddialar ortaya atan, tarihi gerçekleri ve Filistin halkının yasal ve temel haklarını çarpıtan ve Orta Doğu ülkelerinde veya işgal altındaki Filistin topraklarında toprak gaspını meşrulaştıran kışkırtıcı ırkçı söylemler de var.

Filistin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Dr. Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ABD'nin işgalci İsrail’e atanan Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, işgal altındaki Filistin toprakları da dahil olmak üzere Arap ülkelerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini söylediği açıklamalarını kınadığımızı ve reddettiğimizi ifade ettik. Ayrıca, ABD’nin işgal altındaki Kudüs'teki büyükelçiliğinin, uluslararası hukuku ve uluslararası anlaşmaları ihlal ederek yerleşim yerlerindeki yerleşimcilere vize vereceğini ve konsolosluk hizmetleri sunacağını duyurmasını da kınıyoruz."

Filistin'deki yaşamın her alanını, toprağından taşlarına ve insanlarına kadar etkileyen İsrail suçlarını vurgulayan Dr. Şahin, bugün sadece İİT üyesi ülkeler değil, tüm dünya ülkeleri tarafından pratik eylemlerle Filistin halkını ve toprağını korumak, işgalci İsrail’i suç işlemekten caydırmak için hiçbir çabadan kaçınmamak, İsrail’in işgaline ve uluslararası hukuk kurallarını zedeleyen ve hukuka dayalı uluslararası sistemin temellerini istikrarsızlaştıran sömürgeci uygulamalarına karşı tüm cezai tedbirleri almak ve tüm baskıyı uygulamak için Filistin davasını korumaya ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

Dr. Şahin, ülkeleri işgalci İsrail’le diplomatik, ekonomik, ticari ve kültürel bağların yanı sıra İsrail’in işgalini ve sistemini sürdürmeye hizmet eden parlamento bağlarını da koparmaya ve uluslararası ilişkilerini kullanarak işgali sona erdirmek ve kapsamlı ve tam bir geri çekilme sağlamak için ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulamaya ve 4 Haziran 1967'den beri işgal altındaki Filistin topraklarından koşulsuz olarak çekilmesini, Filistin Devleti'ni tanımayı ve Filistin halkının bağımsızlık, geri dönüş ve kendi kaderini tayin etme gibi vazgeçilmez haklarını kullanmasını sağlamaya çağırdı.

Ayrıca, BM de dahil olmak üzere tüm dünyanın, İsrail'in 1949 yılında BM’ye kabul edildiği şartlara uymasını sağlamak konusunda sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Dr. Şahin, “Özellikle İsrail, BM Genel Kurulu’nun 181 sayılı Kararı (1947 Filistin Bölme Planı) ve Filistinli mültecilerin haklarına ilişkin 1948 tarihli 194 sayılı Kararı'na saygı göstermeli ve bunları uygulamalı” dedi.

Filistinli yetkili, dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Moşe Şaret’in BM’ye gönderdiği mektupta, İsrail'in bu kararları kabul ettiğini ve bunları uygulamaya kararlı olduğunu teyit eden resmi taahhütlerine atıfta bulundu. Bu taahhütler, 1949 tarihli Genel Kurul Kararı 273 uyarınca İsrail'in BM’ye kabul edilmesinin temelini oluşturdu.

Dr. Şahin, İsrail'in Filistin topraklarının ele geçirilmesi, yerleşim birimlerinin genişletilmesi, fiili ilhak girişimleri dahil olmak üzere sürdürdüğü politikalar, uygulamalar ve dayatılan yasadışı kuralları, yerleşimci terörizmi, Filistin'in gümrük gelirlerine el konulması ve Filistin devlet kurumlarının zayıflatılması, uluslararası hukuku, ilgili BM kararlarını ve uluslararası örgütün üyeliğinin gerekliliklerini açıkça ihlali olduğuna dikkati çekti.

Filistinli bakan, bu eylemlerin sürdürülmesinin Filistin'de infiale yol açacağı, ciddi bir siyasi süreci yeniden başlatmak için ABD ve uluslararası toplumun siyasi çabalarını baltalayacağı, bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit edeceği ve geniş uluslararası fikir birliğinin sağladığı iki devletli çözümün gerçekleştirilme şansını doğrudan olumsuz etkileyeceği konusunda uyardı.


Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu Nuri el-Maliki'nin başbakanlık adaylığını onayladı

Dün Bağdat banliyösünde bir sokakta Ramazan etkinliği (AFP)
Dün Bağdat banliyösünde bir sokakta Ramazan etkinliği (AFP)
TT

Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu Nuri el-Maliki'nin başbakanlık adaylığını onayladı

Dün Bağdat banliyösünde bir sokakta Ramazan etkinliği (AFP)
Dün Bağdat banliyösünde bir sokakta Ramazan etkinliği (AFP)

Irak'taki (Şii) Koordinasyon Çerçevesi koalisyonu, dün gece, ABD’nin Nuri el-Maliki’nin adaylığına karşı olmasına rağmen Maliki'yi bir sonraki hükümeti kurmak üzere aday gösterip göstermeyeceğine ya da bu görev için başka birini aday olarak belirleyip belirlemeyeceğine karar vermek üzere nihai tutumunu belirleyecekti. Bu konuda farklı görüşler varken, mevcut Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani'nin adı gündeme geldi.

Bu gelişmeye, ABD'nin Irak’taki siyasi güçlere hükümet kurmaları için verdiği sürenin cuma günü dolması eşlik etti.

Irak’taki silahlı gruplardan bazıları dün, Irak Direniş Grupları Koordinasyonu aracılığıyla, ABD'nin Irak'ın siyasi işlerine müdahalesini kınayan bir bildiri yayınladı.

Irak Direniş Grupları Koordinasyonu tarafından yapılan açıklamada “Washington, Irak'ın iç işlerine müdahale etmeye devam ediyor. Hatta Amerikan iradesinin kriterlerine göre hangi siyasi isimlerin hükümet görevlerinde yer alabileceğini ve hangilerinin dışlanacağını belirliyor” ifadeleri yer aldı.