Zorla yerinden edilen Gazzeliler, baskın sesleriyle nasıl başa çıkıyor?

Psikoglara göre, yerinden edilenlerin kendi aralarında kurdukları bağlar savaştan sonra gelişip derinleşebilir

Gazzeliler, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kurdular (Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia)
Gazzeliler, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kurdular (Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia)
TT

Zorla yerinden edilen Gazzeliler, baskın sesleriyle nasıl başa çıkıyor?

Gazzeliler, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kurdular (Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia)
Gazzeliler, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki insanlarla sosyal ilişkiler kurdular (Meryem Ebu Dakka- Independent Arabia)

Karanlık çöker çökmez Fuad ve yerinden edilmiş diğer birkaç kişi, barınma merkezine dönüştürülen okul bahçesinde toplandı.

Her gün olduğu gibi, bu gece de uyumamaya karar verdiler.

İsrail bombardımanının Gazze Şeridi'nin en güneyindeki Refah şehrine yoğunlaşması halinde bu kez dersliklere gitmeme karara aldılar.

Avludaki mültecilerin çadırları arasında oturacak yer bulan gençler aralarında görev dağılımı yaptı.

Fuad'dan biraz yakacak odun, başka bir gençten de çaydanlık ve varsa biraz şeker getirmesi istendi.

Üçüncüsü ise birkaç domates ve biber ile kuru da olsa bir miktar ekmek getirecek.

Gençler dağıldılar ve birkaç dakika sonra tekrar bir araya geldiler.

Her biri görevini mükemmel bir şekilde yerine getirdi. 05.00'te başlayıp 08.00'de bitecek "nöbeti" geçirmek için beraber oturdular.

Âlâ bu durumu, "Gece yarısı 02.00'de uyusak bile akşam sohbetine geç başlayamıyoruz. Hava saldırıları ve her yere uçuşan şarapneller nedeniyle birimizin yaralanmasından ya da uçakların sivillerle savaşçılar arasında ayrım yapamamasından korkuyoruz" sözleriyle açıkladı.

Aileler, pencerelerin camlarının kırılması nedeniyle barınak odalarında sıcaklıktan mahrum kaldı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Aileler, pencerelerin camlarının kırılması nedeniyle barınak odalarında sıcaklıktan mahrum kaldı (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Yeni sosyal ilişkiler

Âlâ küçük bir demir sobanın üzerinde odunla ateş yaktı.

Havanın nispeten soğuk olması nedeniyle gençler biraz ısınmak için ellerini ateşe uzatmaya başladılar.

Havada ateş kıvılcımları uçuşuyor, gençler kendi aralarında sohbet ediyor, bir grup çocuk da etraflarına toplanmış, camların kırılması nedeniyle barınma odalarında özledikleri sıcaklığı arıyorlardı.

Çevresindeki insanları çok iyi tanımamasına ve barınma merkezine sığınmak dışında hiçbir bağlantıları olmamasına rağmen, Âlâ onlarla kaynaşma halinde.

Bu kaynaşma halini Âlâ, şu sözlerle anlattı:

Savaş sırasında yeni sosyal ilişkiler kurdum. Arkadaş çevrem Gazze'nin kuzeyindeki yerleşim bölgemle sınırlıydı. Ancak bugün orta ve güney valiliklerinden kişilerle tanıştım. Doğal olarak farklı olan kültürlere açıldım.

Gazzeliler, yerinden edilmenin acısını ve savaşın sertliğini hafifletmek için, aynı trajediyi paylaşan yerinden edilmiş insanlar da dahil olmak üzere çevrelerindeki kişilerle sosyal ilişkiler kurdu.

Sosyal psikoloji araştırmacısı Abir Cuma, "Bu arkadaşlıklar acıyı ve üzüntüyü paylaşmaya dayalı. Ancak savaştan sonra uzayabilir iyi bir şekilde gelişebilir ve tanışmanın başlangıcı ileride komik anılara dönüşebilir" dedi.

Ateşin bir kenarına çaydanlığı yerleştiren Âlâ, yeni arkadaşlarıyla birlikte bir somun kuru ekmek, bir domates ve bir yeşil biber içeren basit bir akşam yemeği yedi.

Bu yemeğin küçük bir çocuğu bile doyurmayacağını söyleyen Âlâ, ancak bu, kuşatma ve yiyecek tedarikinin durdurulması altında bu durumun normal olduğunu dile getirdi.

Psikolojik etkiler

Hava karanlıktı; evleri, tarım arazilerini, hedefleri amansızca bombalayan keşif ve savaş uçaklarının zaman zaman ses ve gürültüleri gecenin sakinliğini bozuyordu.

Bu durum, savaşın bir an önce bitmesi yönündeki dileklerini her akşam kendi aralarında tekrarlayan yerinden edilmiş insanlar arasında korku ve endişe hali yaratıyordu.

Savaşın korkutucu atmosferine rağmen, yerinden edilenlerin buluşması esprilerden yoksun değildi ve sırayla şakalar ve komik deneyimler anlatıldı.

Âlâ, kendilerini eğlendirmeye çalıştıkları sohbetlerle ilgili ise şunları söyledi:

Günümüz çok yorucuydu, içme suyu ve un aramakla geçti. Çarşıda eli boş dolaştık. Uzun saatler boyunca cep telefonlarımızı şarj etmek için kuyrukta bekledik. Neden ardı ardına gelen olayların arasından kahkahalar çalarak biraz kendimizi rahatlatmıyoruz?

Sosyal psikoloji araştırmacısı Abir Cuma, "Yerinden edilmiş kişiler, savaşlara, korkuya, paniğe rağmen geceleri gülebilirler ama bu onların psikolojik olarak etkilenmedikleri anlamına gelmez. Savaşın kompleksler ve kaygılar yarattığına şüphe yok. Evsizlerin gülümsemesi, bilimsel çalışmalara göre onların iç çalkantılarıyla baş etmeye çalıştıkları anlamına geliyor" dedi.

Yerinden edilmiş Filistinliler normal hayatlarına dönmek istiyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Yerinden edilmiş Filistinliler normal hayatlarına dönmek istiyor (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

Âlâ, küçük fincanlara çay dolduruyor, arkadaşlarıyla yerinden edildikleri evler ve alt üst olan hayatları hakkında sohbet ediyordu.

Savaştan önceki günlük rutinleri hakkında konuşurlarken yanlarına bomba bırakan bir savaş uçağı büyük bir patlamaya neden olunca sohbetleri kesintiye uğradı.

Yerinden edilmiş kişilerin akşam sohbetleri anında değişti ve siyasi meseleleri, askeri operasyondaki gelişmeleri ve ardından uluslararası sahnede yaşanan olayları tartışmaya başladılar.

Bombalama ve saldırıların artık hem çocukların hem de yetişkinlerin aklını meşgul ettiğini anlatan Âlâ, sürekli çatışmaların ne zaman biteceğini sorup durduklarını ve normal hayatlarına dönmek istediklerini söyledi.

Uzun gece

Yerinden edilen insanlar arasında, sanki başlarına gelen acıları hatırlamışlar gibi aniden bir sessizlik ve sükunet hakim oldu. Her biri barınma odalarına dağıldı.

Âlâ, "Gece uzun, uyku yok, kalpler yorgun. Soğuğun şiddetinden titriyorlar; yerinden edilmiş insanların akşam saatlerindeki durumu bu" dedi.

Âlâ, geceleri okulun barınma odalarının adeta bir "mezarlık" gibi göründüğünü söyledi:

Odaların üzerlerinde hüzün ve karanlık beliriyor. Çocuklar biraz ısınma umuduyla yatakta birbirlerine sarılıyorlar.

İsrail baskınlarının yoğunluğu nedeniyle binlerce Gazzeli yerlerinden edilirken evlerini yanlarına eşya ve battaniye almadan terk etti.

Saldırılar onlara kışlık kıyafetlerini getirmeleri için yeterli zaman tanımadı, o sırada yerlerinden edilme sürelerinin uzun olacağının ve kışın üzerlerine ağır bir gölge düşüreceğinin farkında değillerdi.

Gazze halkının yaşadığı durumun son derece ağır olduğunu ve buna kimsenin dayanamayacağını söyleyen sosyal psikoloji araştırmacısı, "Bu zor koşullar, özellikle psikolojik deşarj planlarının yokluğunda, nörolojik durumları kötüleşen bireyler yaratmaktadır" dedi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
TT

Mısır, Addis Ababa'nın Kızıldeniz'e erişimine neden izin veremez?

Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)
Batu'da, Etiyopya'nın Orta Rift Vadisi'nde aşırı kullanım ve kirlilik nedeniyle uzun süredir sorunlu göllerden biri olan Dembel Gölü kıyılarına yaklaşan su aygırlarını merakla izleyen bir grup çocuk, 22 Mayıs 2025 (AFP)

Amr İmam

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim sağlama çabasının, Afrika Boynuzu sınırlarını aşıp çok ötesine uzanan yansımaları var. Bu büyük ölçüde, Kızıldeniz’e kıyısı olan devletlerin, küresel ticarette hayati öneme sahip bu damarda Etiyopya'nın herhangi bir dayanak noktasına sahip olmasına karşı kararlı muhalefetinden kaynaklanıyor.

Bu muhalefet, böyle bir gelişmenin istikrarsızlık dalgasına yol açacağına dair derin bir kanaatte dayanıyor. Son aylarda Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed’in bu konudaki söylemlerinin tonu gittikçe sertleşiyor. Abiy Ahmed, 14 Şubat'ta Addis Ababa'da düzenlenen 39. Afrika Birliği Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, ülkesinin Kızıldeniz'e erişiminin Afrika Boynuzu'nun istikrarı için hayati önem taşıdığını savundu. Üç gün sonra, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de bu duruşunu yineledi.

Abiy Ahmed, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişiminin engellenmesinin 130 milyonluk bir devlete haksızlık olduğuna inanıyor. Etiyopyalı yetkililer, ülkelerinin karayla çevrili coğrafyasının kendisini hayati ekonomik fırsatlardan mahrum bıraktığını ve kalkınmasını engellediğini vurguluyor.

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor

Ancak Etiyopya'nın anlatısı, bir deniz ticaret yolu arayışının ötesine geçip, Etiyopya'nın mevcut sınırları içinde Kızıldeniz’e kıyısı olmamasına rağmen, kıyılarında egemen bir varlığa sahip olmasına odaklanıyor. İşte artan endişe de bundan kaynaklanıyor.

fedvgf
Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, Addis Ababa'daki Afrika Birliği genel merkezinde Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile ilgili düzenlenen Afrika Birliği Barış ve Güvenlik Konseyi toplantısında, 14 Şubat 2025 (AFP)

Böylesine bir varlık, bölgesel haritayı yeniden çizecek ve komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü tehdit edecektir. Ayrıca, zaten köklü tarihi çekişmelerle dolu ve yeni bir patlamanın eşiğinde olan bir bölgede uzun süreli çatışmalara kapı açacaktır.

Eski yaralar

Etiyopya'nın Kızıldeniz'de bir dayanak noktasına sahip olma konusundaki ısrarı, başta Mısır olmak üzere kıyı devletleriyle potansiyel bir çatışma olasılığını gündeme getiriyor. Kahire ve Addis Ababa arasındaki anlaşmazlık, derin bir düğümü ve çok katmanlı bir iç içe geçişi yansıtıyor.

Mısır, Etiyopya'da doğan ve yaklaşık yüzde 85'i Etiyopya sınırları içinde yer alan Nil Nehri'nin denize döküldüğü yerdir. Bu hayati su yoluna yönelik herhangi bir tehdit, özellikle Etiyopya'nın Afrika'nın en uzun nehri üzerinde barajlar inşa etme çabaları göz önüne alındığında, Kahire'de derin endişeler uyandırıyor. Nehrin ana kolu olan Mavi Nil üzerinde Etiyopya’nın inşa ettiği Büyük Rönesans (Hedasi) Barajı devasa rezervuarında halihazırda zaten muazzam miktarda suyu tutuyor. Mısırlı yetkililer, bunun ülkeyi birincil tatlı su kaynağından mahrum ve şiddetli kuraklık riskine maruz bırakabileceğinden endişe ediyor.

Kahire, on yıldan fazla süredir Nil sularından yıllık payını garanti altına alacak bağlayıcı bir anlaşmaya varmak için çabaladı, ancak bu çabalar sonuçsuz kaldı ve 110 milyon Mısırlıyı memba ülkelerinin insafına bıraktı. Addis Ababa'nın pozisyonu, her zaman Nil'in diğer devletlerin yaşamlarının bağlı olduğu ortak bir gereklilik değil, egemen bir ulusal kaynak olduğu önermesine dayanıyor; bu duruş, müzakereleri defalarca çıkmaza soktu.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor

Yıllar boyunca Mısır, Afrika Birliği, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler de dahil olmak üzere çok çeşitli arabuluculara başvurdu. Daha yakın zamanlarda, ABD Başkanı Donald Trump, çıkmazı aşmak için diplomatik arabuluculuk hattına dahil oldu. Başkalarının başarısız olduğu bir konuda onun başarılı olması, önümüzdeki aylardaki gelişmelere bağlı olmayı sürdürüyor.

Sonuç ne olursa olsun, Etiyopya'nın Nil'in akışını kontrol etme girişimleri, Mısır'ın stratejik düşüncesini derinden etkiledi. Kahire için Nil, ulusal olarak hayatta kalmanın can damarı olmaya devam ediyor ve ona yönelik herhangi bir tehdidin uzun vadeli sonuçları vardır.

Parçalama stratejisi

Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı, Mısır ile zaten gergin olan ilişkisine yeni bir boyut katıyor. Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz’de egemen bir varlığa sahip olmasını reddeden tek Kızıldeniz’e kıyısı olan devlet olmasa da Etiyopya'nın Büyük Rönesans Barajı nedeniyle bu konuya en duyarlı ülke olmaya devam ediyor. Bu baraj, ilişkilerde önemli şüpheler yaratmış ve Mısır'ın, Etiyopya'nın gelecek nesillere uzanan emellerine ilişkin algısını şekillendirmiştir.

Mısırlı yetkililer, barajın büyüklüğünün elektrik üretimi için gereken boyutu aştığına ve Mısır'ın birincil su kaynağını kontrol ederek Mısır üzerinde baskı kurmayı amaçlayan daha geniş stratejik hedefleri yansıttığına inanmaya devam ediyor.

Kahire, Etiyopya'nın Kızıldeniz'de var olma çabalarına da aynı şüpheyle bakıyor. Mısırlı karar alıcılar, böyle bir hamlenin emsal teşkil edebileceğine ve Mısır'ın ekonomik güvenliği için hayati dayanak temsil eden bir bölgeye rakip güçleri çekebileceğine inanıyor.

Meselenin boyutları ekonomik alanın ötesine uzanıyor. Kahire'nin bakış açısından, konu bölgesel dengelerin geleceğiyle ilgili ve mevcut haritaların belirli güçlerin çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden çizilip çizilmeyeceği sorusunu gündeme getiriyor.

Bu açıdan bakıldığında, Etiyopya'nın Kızıldeniz'deki emelleri, son yıllarda hatları belirginleşen jeopolitik parçalanmaya yönelik daha geniş bir eğilimi yansıtıyor. Bu dinamik, bölgenin iki karşıt kampa ayrılmasına katkıda bulundu; bunlardan ilki mevcut devletleri zayıflatmayı ve parçalamayı hedeflerine ulaşmanın bir yolu olarak görüyor. Mısır ve Suudi Arabistan'ı birbirine yakınlaştıran diğer kamp ise devletlerin bütünlüğünü korumaya ve bölgesel yapının bütünlüğünü muhafaza etmeye odaklanıyor.

Çekişme noktası

Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, Sudan'daki savaşın, İsrail'in ayrılıkçı Somaliland bölgesini tanımasının, Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişme çabalarının, Etiyopya ile Eritre arasındaki yenilenen gerilimlerin ve Güney Yemen'deki ayrılıkçı emellerin, tüm bunların birbirine bağlı, ipleri iç içe geçmiş ve çıkarların kesiştiği bir sahnenin özelliklerini oluşturduğu açıkça görülmektedir.

Bu gelişmeler, kapsamlı hegemonya kurmayı amaçlayan bölgesel aktörlerin hırslarına hizmet eden ve şekillenmekte olan bir parçalama dinamiğinin ardışık tezahürlerini yansıtıyor. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre bu bakış açısına göre, bu hegemonyayı gerçekleştirmek, mevcut devletleri zayıflatmayı ve gerektiğinde onların bütünlüğünü bozmayı ve dirençlerini ortadan kaldırmayı gerektiriyor.

Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor

Bu denklem, birliği ve toprak bütünlüğünü koruma kampı ile Etiyopya ve diğer bölgesel aktörlerin yanı sıra İsrail'i de içeren parçalama kampı arasındaki mücadelenin varoluşsal doğasını vurguluyor.

Medyada yer alan son haberler, Etiyopya'nın Sudan ordusuyla çatışma halinde olan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’ne ait eğitim kamplarına ev sahipliği yaptığını açığa çıkardı. Bu haberler, Addis Ababa'nın Sudan iç çatışmasındaki rolüne de daha fazla ışık tutuyor.

sdcdv
21 Şubat 2022'de çekilen bu fotoğraf, Yemen'in batısında savaşın harap ettiği Hudeyde şehrindeki Hoha bölgesinde, Kızıldeniz kıyısındaki bir plajın açıklarındaki balıkçı teknelerini gösteriyor (AFP)

Bu çatışmanın ciddiyeti, Mısır ve ortaklarının Somali, Sudan ve Eritre'ye güçlü siyasi ve stratejik destek sağlamasının nedenini açıklıyor. Onlar için Afrika Boynuzu, parçalama projesinin kök salıp salmayacağının veya sınırlandırılıp sınırlandırılmayacağının belirleneceği kritik bir arena haline geldi.

Aynı mantık, bölgedeki artan diplomatik ve askeri faaliyetleri de açıklıyor. Mısır asker gönderdi ve askeri teçhizat sağladı, ancak yalnız hareket etmiyor. Afrika Boynuzu'nun geleceğini yıllarca şekillendirebilecek potansiyel bir çatışmaya hazırlandığı bir dönemde, uçuş takip verileri, İsrail de dahil olmak üzere diğer bölgesel güçlerin de askeri hareketlerini yoğunlaştırdığını gösteriyor.

Bu arada, Addis Ababa, bölge için çok önemli an olabilecek bir gelişme öncesinde acil istişareler için ardı ardına gelen yabancı heyetlerle birlikte yoğun bir diplomatik faaliyet merkezi haline geldi.

Afrika Boynuzu üzerindeki artan rekabet ister açık bir çatışmaya dönüşsün isterse kontrol altında kalsın, Mısır'ın tutumu artık açık ve net. Kahire, seyirci kalmaya niyetli değil.

Mısır'ın Somali'deki artan askeri varlığı, bir sonraki aşamayı şekillendirmeye katılmaya devam ettiğini yansıtıyor. Kahire, Somaliland'ın tanınması da dahil olmak üzere, Somali'nin toprak bütünlüğünü bozan her türlü adımı reddetti ve Kızıldeniz'deki çıkarlarını koruma, Etiyopya'nın emellerine karşı denge oluşturma konusundaki stratejik kararlılığını defalarca dile getirdi.

Bugün, Afrika Boynuzu, Nil sularının hayati önem taşıyan deniz rotaları ve değişen ittifaklarla kesiştiği kritik bir kavşakta yer alıyor. Önümüzdeki gün ve haftalarda, diplomasinin istikrarı koruyup koruyamayacağı veya bölgenin daha geniş çaplı bir çatışmaya yönelip yönelmeyeceği ortaya çıkacaktır. Her halükarda, Nil'in hayaleti Kızıldeniz'in geleceği üzerindeki ağırlığını korumaya devam edecektir.

* Bu analiz Şarku'l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.


Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
TT

Maliki Washington'a meydan okudu: Sonuna kadar devam edeceğim

ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)
ABD Özel Temsilcisi Barrack ve Irak Başbakanı Sudani (Irak Başbakanlık Ofisi)

Irak’ta yeni bir hükümet kurmak için aday olan eski Başbakan Nuri el-Maliki, dün Bağdat'ta ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı görüşmeyle ilgili olarak, Washington'ın muhalefetine rağmen adaylıktan çekilmeyeceğini açıkladı.

Dün Fransız Haber Ajansı AFP'ye konuşan Maliki, “Geri çekilmeye niyetim yok, çünkü ait olduğum ülkeyi, onun egemenliğini ve iradesini saygı duyuyorum” ifadelerini kullandı.

Çoğunluğu İran'a yakınlığıyla bilinen Şii partilerden oluşan Koordinasyon Çerçevesi ittifakının kendisinin adaylığı üzerinde anlaşmaya vardığını belirten Maliki, “Dolayısıyla bu makama saygı duyduğum için geri çekilmeyeceğim. Birçok açıklamada geri çekilme olmayacağını söyledim. Sonuna kadar gideceğim” şeklinde konuştu.

Öte yandan ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack, Bağdat'ta birkaç toplantı düzenledi ve geçici Başbakan Muhammed Şia es-Sudani ile görüştü. Görüşmenin ardından yaptığı açıklamada Barrack, “Başkan (Donald) Trump'ın bölgede barış planına uygun bir gelecek inşa etme hedeflerini tartıştım. Irak ve halkının istikrarını teşvik edecek politikalar benimseyen etkili bir liderliğin varlığı, ortak hedeflere ulaşmak için çok önemli” ifadelerini kullandı.


Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
TT

Çad, Sudan ile olan sınırlarını kapattığını duyurdu

Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)
Çad'ın doğusundaki Tine şehrinde, 250 km güneydeki Adré'ye giden bir ulaşım istasyonundaki yolcular - Kasım 2025 (Reuters)

Çad, Darfur bölgesinde ordu yanlısı “Ortak Güç”ün kontrolündeki Tine şehri çevresinde çatışmaların artması üzerine, çoğu insani yardımın geçtiği ünlü Adré geçişi de dahil olmak üzere Sudan ile sınırlarını kapattığını duyurdu ve topraklarına yönelik her türlü saldırıya karşılık vereceğini açıkladı.

Dün gerçekleşen sınır kapatma kararı, ülkenin batısındaki son ordu yanlısı kale olarak kabul edilen bu sınır bölgesini kontrol altına almak için Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ve Müşterek Kuvvetler arasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.

Çad Enformasyon Bakanlığı yaptığı açıklamada, dünden (Pazartesi) itibaren ikinci bir duyuruya kadar sınır ötesi insan ve mal geçişlerinin kısıtlandığını bildirdi.

Bu sırada HDK, orduyla iş birliği yapan ve Sudan'da Cancavid güçleri olarak bilinen birlikleri yöneten Mahamid kabilesinin lideri Musa Hilal'in kontrolündeki Kuzey Darfur'daki Mustariha kasabasının kontrolünü ele geçirdi.